Yazılar

Menopoz sonrası sıcak basması normal mi?

Kadınlarda son görülen adet döngüsü menopoz olarak tanımlanıyor.  Bir yıl boyunca adet görmeyen kadınlar artık menopoz sonrası dönem, yani postmenopozal dönemde oluyor. Ülkemizde kadınlar ortalama 48-49 yaşında son kez adet görüyor ve menopoz sonrası döneme giriyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Selcen Bahadır, menopozun bazı toplumlarda ve ülkemizde kadınlığın bitmesi olarak algılandığını belirterek, “Aslında bu dönem sadece artık gebe kalamayacağınızın bir göstergesidir. Yani, biten tek şey doğurganlık olup, hayatın yeni bir sayfası açılmıştır” diyor. Ancak, toplumda menopozla ilgili doğru sanılan bazı hatalı bilgiler kadınları “Artık yaşlandım” düşüncesiyle baş başa bırakabiliyor. Kadınlar, menopozun fizyolojik hormon değişiklikleri karşısında kendilerini çaresiz hissedip, birçok semptomla yaşamak zorunda olduklarını düşünüyorlar. Şu an için güncel olmayan bilgilerle, hormon yerine koyma tedavisi almaktan korkup, uzun dönem kronik hastalıklara yatkın hale geliyorlar. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Selcen Bahadır, menopoz sonrasıyla ilgili doğru sanılan 12 hatalı bilgiyi anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Dr. Selcen Bahadır

Dr. Selcen Bahadır

Menopoza girdiğim için yaşlandım ve kadınlığım bitti. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Menopoz kadının yaşam döngüsünde ergenliğe girmek ve adetlerin başlaması gibi doğal bir olay. “Menopozu bir yaşlanma süreci olarak görmekten çok bir yaşam evresi olarak görmeyi tercih etmenizi öneririm” diyen Dr. Selcen Bahadır, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Yaş almak da doğal fizyolojik bir süreç olup, nasıl yaşadığımız veya yaşamaya devam ettiğimizle doğrudan ilişkilidir. Dolayısıyla, menopoz tek başına yaşlanmanın ölçütü değildir. Menopoz sonrası dönem ise doğurganlığın bittiği,  yani gebe kalamayacağınız bir dönemdir. Öte yandan kadın kimliği ise son nefese kadar devam eder.”

Menopoz sadece 50’li yaşlardaki kadınlarda başlar. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Her ne kadar dünyada ortalama menopoz yaşı 50-51 ve ülkemizde 48-49 olsa da menopoz bazı kadınlarda 45 yaşından önce, hatta kimi kadınlarda 40 yaşından önce başlayabiliyor. Erken yaşlarda başlayan menopoz ilerleyen yıllarda kalp ve damar hastalığı, osteoporoz ile demans gibi kronik hastalıklarla daha fazla ilişkili olabiliyor. Bu nedenle erken yaşta menopoz süreci yaşayan kadınların tedavilerini aksatmamaları büyük bir önem taşıyor.

Annem 50 yaşından sonra menopoza girmiş, ben de o yaşta girerim. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Menopozal semptomlar (menopoz yaşı) genetik özellikler taşıyor ve kabaca annemize benzer yaşta bu döneme giriyoruz.  Ancak bu kesin bir kural değildir! Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Selcen Bahadır, “Yaşam koşulları, stres, sigara, alkol kullanımı, otoimmun hastalıklar ve geçirilmiş bazı cerrahiler, menopozla daha erken tanışılmasına neden olabilmektedir” diyor.

Menopoz her kadın için aynıdır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Yeryüzündeki her kadın menopozu, semptomlarını ve bu semptomların ciddiyetini farklı şekilde yaşıyor. Kimi kadınlar çok ciddi sıcak basması sorunu yaşarken, bazı kadınlarda ise bu bulguya hiç rastlanmıyor.  Yine, vajinada kuruluk, kalp ve damar hastalıkları, demans gibi menopoz ve yaş almanın uzun dönem bulguları da kadından kadına farklı seviyelerde ciddiyet gösterebiliyor.

Menopoz semptomları zamanla kendiliğinden geçer. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Birçok kadın menopozla ilgili şikayetlerin birkaç yıl içerisinde kendiliğinden geçeceğini düşünüyor. Ancak yaygın inanışın aksine, bu semptomlar uzun süre devam edebiliyor ve sizi kronik hastalıklarla baş başa bırakabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Selcen Bahadır, “Sıcak basması ve gece terlemesi genelde menopoz sürecinin erken dönem bulgusu olmakla birlikte, 10 yıla kadar devam eden hastalar gözlenmiştir. Yine hormonal değişiklikler süreç içerisinde osteoporoz (kemik erimesi), sarkopeni (kas kaybı), demans, kalp ve damar hastalıklarıyla ilişkilidir. Dolayısıyla, bu dönemde yaşadığınız semptomlar hayat kalitenizi bozuyorsa muhakkak bir doktora başvurmanızı, hayat kalitenizi artıracak ve sizi bazı kronik hastalıklardan koruyacak tedaviler almanızı öneririm” diyor.

Menopoza girdim kesin kilo alacağım. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Östrojen seviyesindeki düşüş özellikle bel çevresinin yağlanmasına yol açabiliyor.

Bunun yanında, kilo almak tek başına menopoz ve menopoz sonrası dönemle değil, aynı zamanda yaş almakla ilişkili oluyor. Dolayısıyla bu yaş grubundaki kadınların sağlıklı beslenmeye ve fiziksel aktiviteye daha fazla önem vermeleri gerekiyor.

Menopozda kullanılan hormonlar meme kanseri yapıyor. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Dünyada olduğu gibi ülkemizde de çoğu kadın menopoz döneminde hormon yerine koyma tedavisi ve kanser ilişkisi hakkında çok fazla endişe yaşıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Selcen Bahadır, yaygın inanışın aksine, menopoz sürecinde kişiye özel şekilde kullanılan hormonların meme kanserine yol açmadığına  işaret ederek, “Bu bilgi, 2002 yılında yayınlanan ve yanlış yorumlanan bir çalışmanın menopozda hormon tedavisine bomba gibi düşmesiyle ilişkilidir. Bu yanlış, tüm dünyada, belki de 20 yıl, hem doktorların hem de kadınların hormon tedavisinden uzak durmalarına neden olmuştur. Ancak yapılan bilimsel ve güncel çalışmalar; kişiye özgü, uygun yaşta, uygun dozda ve formda kullanılan hormon tedavisinin kanser, özellikle de meme kanseriyle ilişkisinin olmadığını ortaya koymuştur” diyor.

Hormon tedavisi kilo aldırıyor. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Yapılan çalışmalarda; menopozal hormon yerine koyma tedavisi alan kadınlar ve almayan kadınlar arasında kilo açısından bir fark bulunamamış. Yaş almak, yaşam koşulları, diğer medikal faktörler, fiziksel aktivite ve yeme alışkanlıklarımız kilo almakla daha çok ilişkili oluyor.

Sıcak basması yaşamak normaldir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Sıcak basması, menopoz öncesi dönemde ve menopozun erken dönemlerinde kadınların en sık yaşadıkları, en çok şikayetçi oldukları ve gerçek anlamda hayat kalitesini etkileyen semptomların başında geliyor.  Sıcak basması, özellikle kandaki östrojen seviyesinde azalma ve bu azalmanın beyindeki termoregulatuar merkez yanıtını etkilemesiyle oluşuyor. Yapılan çalışmalar; sıcak basmasını sık ve yoğun yaşayan kadınların ileriki yıllarda kalp damar hastalıkları ile Alzheimer’a (demans) daha fazla yakalandıklarını gösteriyor. Sıcak basması, hayat kalitesini bozan ve kalp damar hastalıkları ile Alzheimer gibi riskleri arttıran bir semptom olarak, dünyadaki tüm menopoz derneklerinin önerisiyle, menopozda hormon yerine koyma tedavisinin en önemli endikasyonudur. Kişiye özgü uygun hormon yerine koyma tedavisiyle bu riskleri minimize etmek mümkün oluyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Selcen Bahadır,Dolayısıyla sıcak basması sorununda mutlaka doktorun uygun gördüğü tedavinin alınması gerekmektedir” diyor.

Hormon yerine koyma tedavisi almadığım / alamadığım için yapacak başka hiçbir şeyim yok. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bazı risk faktörlerinde kadınlar hormon yerine koyma tedavisi alamıyor veya tercih etmiyorlar. Ancak bu durum menopoza karşı yapacak hiçbir şeyin olmadığı anlamına gelmiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Selcen Bahadır, “Bu dönemde sigarayı ve alkolü bırakmak, kafein  kullanımını kısıtlamak, sağlıklı beslenmek, yeterli fiziksel aktivitede bulunmak, sağlıklı vücut kitle indeksinde olmak gibi yaklaşımlar ve gıda takviyeleri ile vitaminlerin kullanımı, yeterli ve kaliteli uyumanızı, kalp ve damar hastalıklarına, kemik ve kas kaybına karşı korunmanızı sağlayabilmektedir” diyor.

Menopoza girdim ve cinsel hayatım bitti. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Menopoz sonrası dönemde bazı cinsel sorunlar (cinsel istekte azalma, vajinal ıslanmada zorluk ve ağrılı cinsel ilişki gibi) görülse de cinsel yaşam bitmiyor. Hekiminizle bu sorunları paylaşmanız ve gerekiyorsa hormonal veya hormon dışı yöntemlerden yararlanmanız önem taşıyor. Özellikle ilerleyen dönemlerde östrojen seviyesinin azalmasına bağlı olarak cinsel ilişki sırasında vajinada ciddi ağrı, yanma, hatta kanama gibi sorunlar gelişebiliyor. Cinsel ilişki sırasında yaşanan bu zorluklar zamanla kadının cinsellikten kaçınmasına, cinsel isteksizlik yaşamasına ve cinsellikten haz almamasına neden olabiliyor. Dr. Selcen Bahadır, bu şikayetlerin tedaviden büyük ölçüde fayda gören semptomlar olduğunu belirterek,  “Semptomlar hafifse, vajinal kayganlaştırıcıların cinsel ilişki esnasında ve vajinal nemlendiricilerin cinsel ilişkiden bağımsız olarak belirli periyotlarla kullanımı, ilk basamak yaklaşımdır. Meme kanseri olmayan kadınların uygun formda östrojen içeren vajinal krem, jel veya tabletlerini kullanmaları en başarılı ve bilimsel tedavidir. Pelvik taban egzersizleri de bu dönemde önem arz etmektedir” bilgisini veriyor.

Artık hamile kalamayacağıma göre korunmama gerek yok. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Son adet tarihinin üzerinden 12 ay geçtikten sonra gebeliğe karşı korunmanıza gerek kalmıyor. Yani, doğum kontrol hapları veya rahim içi araç (spiral) gibi yöntemleri artık kullanmayabilirsiniz. Öte yandan, cinsel ilişkide korunmak sadece gebeliğe karşı bir korunma değildir. Bu nedenle kondom kullanımı, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar açısından, menopoz sonrası dönemde de çok önem taşıyor.

Sağlıklı cinselliğin yol haritası!

Sağlıklı cinselliğin yol haritası!

Psikolojik ve fiziksel sorunlar, gelenekler, ilaçlar, yetiştirilme tarzı, çiftler arası sorunlar… Toplumumuzda tedavi için hekime gitmeye çekinilen, hatta pek çok kişinin kendisine bile itiraf etmeyerek çıkmaza girebildiği cinsel sorunlar, boşanmalara da yol açabiliyor. Cinsel işlev bozuklukları tedavisi yürüten Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Selcen Bahadır, hekime danışmaktan en çok çekinilen konulardan birinin cinsel sorunlar olduğunu belirterek “Biz cinsel sağlıkla ilgilenen uzmanlar doğru cinsel terapi teknikleri ile bireylere fayda sağlamaya çalışıyoruz. Hem kadından hem erkekten ayrıntılı öykü aldıktan sonra; altta yatan nedenler hormonal veya biyolojik ise medikal tedavi uyguluyoruz. Bu nedenlerden kaynaklanmıyorsa da cinsel terapi teknikleri ile sorunu çözebiliyoruz” diyor. Partner katılımı ile yapılan tedavilerin daha başarılı olduğunu, buna karşın partneri olmayan bireylerin terapilerini bireysel olarak da yapabildiklerini belirten Dr. Selcen Bahadır, ülkemizde yaşanan cinsel sorunlar ve tedavilerine ilişkin açıklamalar yaptı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Günümüzde hala birçok toplumda tabu olarak görülen cinsellik, çoğu kişi için utanıp çekinilen, hatta hekime bile danışmaktan kaçınılan bir konu. Cinsel işlev bozuklukları tedavisi yürüten Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Selcen Bahadır, cinsel sorunlar yaşayanların hekime başvurmaktan çekinerek, çoğunlukla internetten çare aradıklarını, bu nedenle kolayca çözülebilecek bir sorunu bile işin içinden çıkılmaz noktalara götürebildiklerini vurguluyor. Son yıllarda özellikle kadınlarda ‘cinsel isteksizliğin’ giderek öne çıktığını belirten Dr. Selcen Bahadır “Kadınlarda en sık görülen cinsel işlev bozukluğu; cinsel istek ve buna bağlı uyarılma sorunlarıdır. Bu sorunlar; kadının sürekli veya tekrarlayıcı bir şekilde cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması veya hiç olmaması durumu olarak tanımlanırken, tanı koyabilmek için kişinin bu durumla ilgili bir sıkıntı duyması da gerekmektedir. Bazı kaynaklar yüzde 50 oranında kadının cinsel istek ve uyarılma bozukluğu yaşadığını bildirmiştir. Öte yandan ülkemizde kliniklerimize başvuru oranı bu yoğunlukta değildir. Çünkü cinsellik hala tabu olarak görülen ve çekinilen bir konudur” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Selcen Bahadır

Kadınlarda bu sorun giderek artıyor

Kadınlarda cinsel istek bozukluğunun nedenlerinin; biyopsikososyal olarak incelendiğini belirten Dr. Selcen Bahadır, bu sorunun altında en çok psikolojik ve sosyolojik nedenlerin yattığına dikkat çekerek şöyle konuşuyor: “Depresyon, kaygı bozukluğu gibi nedenler ve buna yönelik kullanılan ilaçlar sorunları başlatabilirken; cinselliğe dair olumsuz inanışlar, öz güven eksikliği, romantik ilişkiye ve eşe dair olumsuz tutumlar, duygusal yakınlığın azalması, evlilik çatışmaları, kadının gebelik, emzirme veya menopoz gibi dönemlerinin hormonal farklılıkları, cinsel taciz veya travma öyküsü ve cinselliği eşe karşı yerine getirilmesi gereken bir görev veya sadece üremeye yardımcı bir araç olarak görmesi, yine üreme çağında bazı hormonal sorunlar ve kullanılan ilaçlar da cinsel isteksizlik olarak karşımıza çıkabiliyor. Öte yandan kadının ev ile ilgili ve varsa çocuklar ile ilgili sorumlulukları, ekonomik kaygılar da cinsel isteksizliğe yol açabilen faktörler arasında önemli bir rol oynuyor. Dolayısıyla kadından ayrıntılı bir medikal, psikolojik ve cinsel öykü almak tedaviden önce yapılması gereken en önemli konudur.”

Erkekler de hekime danışmaya çekiniyor

Özellikle ataerkil yapıdaki toplumlarda erkeklerin her zaman cinselliğe hazır olarak görülmelerinin, erkekler üzerinde de bazı performans sorunları yaratabildiğini belirten Dr. Selcen Bahadır “Erkekler de cinsel sorunlar nedeniyle hekime başvurmaya çekiniyor. Başvurularda en sık karşılaştığımız sorunlar; ereksiyon veya boşalma sorunları oluyor. Ereksiyon veya boşalma sorunu yaşayan bir erkeğin öncelikle şikayetinin ne olduğu ve altta yatan bir istek sorunu olup olmadığının ayrıntılı olarak sorgulanması gerekiyor. Yetersiz veya yanlış cinsel bilgi, altta yatan psikolojik sorunlar, evlilik çatışmaları, ekonomik sorunlar veya ağır iş yükü gibi birçok faktör erkek cinsel istek azlığının altında yer alan nedenlerden olabiliyor. Erkeklerde de tedavi için cinsel istek bozukluğu değerlendirilmesi biyopsikososyal model üzerinden yapılıyor. Erkeğin yaşı, hormonal durumu ve yine kullandığı ilaçlar açısından mutlaka değerlendirme yapmak gerekiyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Cinsel terapi ile kısa sürede başarı sağlanabiliyor, ama!

Hem kadında hem de erkekte ayrıntılı öykü aldıktan sonra altta yatan hormonal veya biyolojik nedenler varlığında gereken medikal tedavinin uygulanması gerektiğini vurgulayan Dr. Selcen Bahadır, sorunun hormonal veya biyolojik nedenlerden kaynaklanmadığının tespit edildiği noktada devreye cinsel terapinin girdiğini söylüyor. Dr. Selcen Bahadır cinsel terapi ile kısa sürede başarılı sonuçlar alabildiklerini belirterek “Biz cinsel sağlıkla ilgilenen uzmanlar doğru cinsel terapi teknikleri ile bireylere fayda sağlamaya çalışmaktayız. Unutmayalım ki; her çift için doğru olan bir cinsel istek düzeyi veya cinsel ilişki sıklığı yoktur. Kişiler ilişki içinde değerlendirilmeli, partner katılımı ile cinsel terapi uygulanmalıdır. Partner katılımı ile yapılan tedavilerin daha başarılı olduğu bilinmekle birlikte, partneri olmayan bireylerin terapilerini bireysel olarak da yapabiliyoruz” diyor.

Cinsel terapiler bireye ve çifte özgü uygulanıyor

Dr. Selcen Bahadır, cinsel terapilerin bireye ve çifte özgü uygulandığını, yani her çift için işe yarar kesin bir cinsel terapi yöntemi olmadığını belirterek şöyle konuşuyor: “Doğru yönteme karar verebilmek için bireyler ayrı ayrı ve çift olarak dinlenmelidir. Ayrıntılı cinsel, medikal, psikolojik öykü sonrası eğer altta yatan hormonal veya biyolojik bir sorun varsa gerekli görülen bölümlerden konsültasyon alınmalı, romantik ilişkiye dair çatışmalar ağırlaşmış ise evlilik/ ilişki terapistine başvurulmalı ya da altta soruna yol açabilen psikiyatrik bir öykü varsa psikiyatri uzmanından görüş alınmalıdır.” Sorunun bu etkenlerden kaynaklanmaması durumunda çiftlere günümüzde daha çok bilişsel davranışçı metotların kullanıldığı cinsel terapi ekolünün uygulandığını belirten Dr. Selcen Bahadır “Cinsel terapiler kişilerin cinselliğe dair negatif düşüncelerini ve duygularını saptadığımız, onlara korku ve kaygının değil, hazzın eşlik ettiği yeni cinsel repertuvarlar oluşturduğumuz, çiftler arası açık iletişimin önemini vurguladığımız, romantik ve erotik ev ödevlerini içeren, genellikle haftalık seanslar halinde devam eden görüşmelerdir. Seansların ne kadar süreceği çiftin sorununa ve tedaviye uyumuna bağlıdır. İyileşme oranları da uygulanan tekniğe bağlı olduğu kadar çiftin verilen ödevleri yerine getirmesine kısacası iyileşme çabasına da bağlıdır” diyor.