Yazılar

Bu hatalar sağlığınızdan edebilir!

Kış mevsimiyle birlikte soğuyan hava, azalan güneş ışığı ve kaygan zeminler spor yaparken bazı riskleri beraberinde getirebiliyor. Egzersiz sırasında terleyen beden, soğuk ve rüzgarlı havayla karşılaştığında üst solunum yolu enfeksiyonlarına davetiye çıkarabilirken, spor yaralanmalarına da çok sık rastlanıyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş “Her türlü egzersiz vücut ısısını yükseltir. Artan vücut ısısı ile dış ortamın ısısı arasındaki fark açıldıkça, hastalıklara ve spor sakatlıklarına zemin hazırlayabilir. Ancak hem profesyonel sporcular hem de günlük egzersiz yapan bireyler, birkaç temel önlemle bu risklerden büyük ölçüde korunabilir” diyor. Doç. Dr. Dağtaş, kış aylarında egzersiz yaparken dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş

Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş

  • Isınmayı uzatın

Soğuk havalarda kaslar daha gergin ve sert olur. Bu nedenle kışın yapılan egzersizde ısınma süresini birkaç dakika artırmak, hafif tempolu yürüyüş ve hafif esneme hareketleriyle kasları rahatlatmak yaralanma riskini önemli şekilde azaltır. Isınmayı atlamak, vücudu aniden zorlayarak kas yırtılmalarına ve bağ hasarlarına zemin hazırlayabilir.

  • Kıyafetinizi doğru seçin

Kış sporlarında terleme ve üşümenin aynı anda yaşanması yaygın bir durumdur. Bu nedenle tek kalın bir kıyafet yerine, teri dışarı atan, hava geçirgen ve vücut ısısını koruyan katmanlı spor kıyafetleri kullanılmalıdır. Yanlış giyim yalnızca soğuk algınlığına değil, kas sertliğinin artmasına bağlı sakatlanmalara da neden olabilir. Kış aylarında spor yaparken kıyafet seçimi sporu engellemeyecek kadar hafif ve rahat, vücut ısısı ile dış ortam arasında iyi bir bariyer olmalıdır.

  • Spor sonrası üzerinizi hemen değiştirin

Özellikle rüzgarlı havalarda ıslak kıyafetle kalmak, terin soğumasına bağlı olarak göğüs ve sırt bölgesinin üşümesine neden olur. Bu nedenle kıyafet seçiminin teknik kumaşlardan yapılması, egzersiz biter bitmez kuru bir üst giyilmesi ve terli şekilde uzun süre dış ortamda kalınmaması büyük önem taşır.

  • Zemin ve hava koşullarını mutlaka kontrol edin

Doç. Dr. Dağtaş “İster koşu yapın ister yürüyüş, zeminin buzlanmış veya ıslak olması düşme riskini artırır. Spor öncesi zemini kontrol etmek, rüzgar ve sıcaklık değerlerine bakmak hem güvenlik sağlar hem de egzersizin kalitesini artırır. Özellikle erken sabah ve gece saatlerinde gizli buzlanmalar sık görülür ve beklenmedik düşmelerle sonuçlanabilir” diyor.

  • Soğuk havada egzersiz süresini aşırı uzatmayın

Kış aylarında vücudun ısı kaybı daha hızlı olduğundan uzun süre dışarıda egzersiz yapmak kasların aşırı soğumasına ve reflekslerin yavaşlamasına yol açar. Bu durum hem performansı düşürür hem de ani kas spazmlarını tetikler. Egzersiz süresini kademeli artırmak ve ara dinlenmeler vermek güvenli bir yöntemdir.

  • Su içerken bu noktalara dikkat edin

Soğuk havalarda terleme az hissedildiği için birçok kişi yeterli su içmez. Oysa vücut, nem oranı düşük kış aylarında da sıvı kaybeder. Vücudun susuz kalması kas performansını azaltır ve kramplara neden olur. Vücut egzersiz öncesi bir küçük bardak su içerek hafifçe nemlendirilmeli, egzersizin ortasında da iki-üç yudum şeklinde, her 15-20 dakikada bir su içilmelidir. Egzersiz bittiğinde de suyu bir anda hızlıca değil, yavaş yavaş içmek daha sağlıklıdır.

  • Egzersiz sonrası soğuma ve esnemeyi atlamayın

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş “Kışın egzersiz yaptıktan sonra hızla sıcak bir ortama girme isteği nedeniyle soğuma egzersizleri çoğu kişi tarafından ihmal edilir. Ancak egzersiz sonrası esneme yapmak kas gerginliğini azaltır, oluşabilecek küçük mikrotravmaları toparlar ve sonraki günlerde ağrı yaşanmasını önler. Bu alışkanlık özellikle kış aylarında daha da önemlidir” diyor.

  • Doğru ayakkabı ve taban desteği kullanın

Kaygan zeminlerde kaymayı azaltan taban yapısına sahip ayakkabılar tercih edilmelidir. Spor ayakkabısının taban desteği yeterli değilse diz, kalça ve bel bölgesine binen yük artar. Kış aylarında zeminin kaygan olduğu düşünülürse, doğru ayakkabı seçimi kritik önem taşır.

#KışSporları #SoğukHavadaEgzersiz #SağlıklıYaşam #KışaDikkat #SporYaralanmaları #KışEgzersizi #EgzersizÖnerileri #KışMevsimi #AktifYaşam #AcıbademHastanesi #UzmanGörüşü #SporveSağlık

Kalça protezi ile ‘ağrısız’ yürüyüş!

Kalça protezi ile ‘ağrısız’ yürüyüş!

En büyük eklem dokularımızdan biri olan kalça eklemi, vücudumuzun uyum içinde hareket etmesinde önemli bir rol üstleniyor; tüm yükümüzü taşıyor, rahatça yürümemizi ve oturup kalkmamızı sağlıyor. Bu görevini öyle başarıyla sürdürüyor ki bir gün ağrılar nedeniyle oturup kalkamaz, yürüyemez, hatta yardım almadan giyinemez hale gelinceye dek kıymetini çoğu zaman anlamıyoruz. Sıklıkla kireçlenme, kırık – çıkık durumları ve romatizmal hastalıklar gibi sağlık sorunlarında rastlanan bu yakınmalar kişinin günlük yaşamını sekteye uğratabiliyor.  Yaşam kalitesini ciddi boyutlarda etkileyen bu sorunlar ‘kalça protezi ameliyatı’ ile giderilebiliyor. Ameliyat sonrasında kalça bölgesinde oluşan ağrılar geçerken, aksama, bacaklarda kısalık veya topallama problemlerine de çözüm sağlanabiliyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş, kalça protezi ameliyatının hastaların ağrısız ve özgürce hareket edebilmelerine imkan sağladığına işaret ederek, “Hastalarımız bize kasık ağrısı, yürümede zorluk, aksama veya topallama şikayetleri ile başvuruyorlar. Şiddetli ağrı ve yürürken yaşadıkları zorluklardan dolayı fiziksel aktivitelerinin oldukça kısıtlandığından yakınıyorlar. Kalça protezi hastaların ağrısız ve özgürce hareket etmelerini sağlayan bir yöntem. Kalça proteziyle birlikte ağrıları geçen hastalarımız günlük yaşamlarına sorunsuz devam ederken, diledikleri planlarını da gerçekleştirme şansını yakalıyorlar” diyor.  Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş, kalça protezi ameliyatı hakkında en çok merak edilenleri yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş

Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş

  • Kalça protezi ne zaman gündeme geliyor?

Kalça protezi; hasarlı kalça ekleminin yerine kullanılan metalik, hareketli ve kalıcı bir implant olarak tanımlanıyor. Hastanın yapamadığı ya da yaparken zorlandığı kalça hareketlerini tekrar kazandıran, ağrısız ve aksamadan yürümeyi sağlayan kalça protezine genellikle ileri yaşlarda görülen kireçlenme nedeniyle başvuruluyor. Bunun dışında doğumsal eklem problemleri yaşayan hastalarda, kalça çıkığı ve büyüme plağı kayması gibi çocukluk çağı hastalık sekellerinde, kaza ve düşme gibi travmalar sonrasında ortaya çıkan eklem hasarlarında, romatizmal hastalıklarda, tümörler, ileri yaş kalça kırıkları ile kanlanma problemi sonrası kemik nekrozlarında kalça protezi tedavisi tercih ediliyor.

  • Protez için yaş sınırı var mı?

Kalça protezi 18 yaşından büyük olan her hastaya uygulanabiliyor. Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş, “Geleneksel yaklaşımda, ihtiyacı olsa bile kalça protezi ameliyatı için hastaların en az 60 yaşına ulaşması beklenirdi. Fakat modern yaklaşımda,  kemik gelişimini tamamlayan, yani ortalama 18-19 yaşından sonra, ihtiyacı olan her yaş grubuna kalça protezi takılabilir. Hastaların en verimli oldukları 30 – 60 yaş arasında, hareket kısıtlılığı ve iş gücü kaybı  oluşturabilen sorunları kalça protezi ameliyatıyla giderebiliyoruz” diye konuşuyor.

  • Kalça protezi kimler için uygun değildir?

Vücutlarında enfeksiyon veya enfeksiyon şüphesi olan ya da onkolojik tedavi alan hastalara kalça protezi uygulanmıyor. Ağrısız yürüyüşler hedeflendiği için yatağa bağımlı hastalara da kalça protezi ameliyatı önerilmiyor.

  • Kalça protezinin çeşitleri nelerdir?

Kalça protezleri temel olarak ‘yarım’ ve ‘total’ olmak üzere iki gruba ayrılıyor. Kalça kırıklarında yarım ya da total protez uygulanırken, kireçlenme varlığında total kalça protezine başvuruluyor. Total protezlerin de hasta özeline göre alt tipleri bulunduğu için hastanın anatomisine en uygun protezi kullanmak, ameliyatın başarısını arttırıyor.

kalça protezi

  • Kalça protezinin ömrü ne kadardır?

Kalça protezinin ömrünü hastanın yaşı belirliyor. Kuralına uygun yapılmış olan total kalça protezi, 40 yaş üstü hastalarda yaşam boyu sorun çıkarmıyor. Çok erken yaşlarda uygulanan total kalça protezlerinde yıllar içinde ağrı ve yetmezlik oluşursa protez yenisiyle değiştirilebiliyor.

  • Kalça protezi ameliyat nasıl yapılıyor?

Kalça protezi ameliyatının genel veya spinal anestezi altında yapılabileceğini belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş, ameliyatın detaylarını şöyle anlatıyor: “Ameliyat öncesinde kan ve idrar tetkikleri yapılır. Hastalarda ameliyat öncesinde enfeksiyon varlığı mutlaka ekarte edilir. Hasarlı ekleme cerrahi olarak ulaşılıp, hasarlı bölgeler çıkarılır. Gerekli ölçümler yapılır ve açılar hesaplanır. İnsan anatomisine en uygun kalça implantları seçilip, yeni kalça eklemi oluşturulur. Hastalar ameliyatın ertesi günü yardımla veya yardımsız yürüyebilir ve genellikle hastaneden üç gün sonra taburcu olurlar”

  • Ameliyat sonrasında nelere dikkat etmek gerekiyor?

Ameliyat sonrasında hastaya ilk bir ay özenli ve kontrollü bir hayat öneriliyor. Öğretilen egzersizleri yapmak ve yasaklı bazı hareketlerden kaçınmak dışında ciddi bir kısıtlamaya gerek duyulmuyor. Dikkat edilmesi gereken en önemli konunun hastanın ameliyat sonrası düşmemesi olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş,  “Ayağı kayıp düz zeminde düşme ya da merdivenden düşme gibi travmatik durumlarda, protezin kalça ekleminden çıkması ya da protez çevresindeki kemiklerde kırık söz konusu olabilir. Düşmeleri önlemek için dikkatli olmak, aceleci davranmamak, kaygan ve ışıklandırması kötü olan ortamlardan uzak durmak gerekir” diyor.

  • Hastalar günlük yaşamlarına ne zaman dönebiliyor?

Hastalar ameliyatın ertesi günü yürümeye başlıyor; tek başlarına yataklarından kalkıp banyoya gidebiliyor. Ancak uzun yürüyüşler, toplu taşıma kullanımı veya tek başına araç kullanmak için ameliyatın üzerinden bir ay geçmesini beklemek gerekiyor.

Diz ağrısı çekenlerin sayısı hızla artıyor!

Diz ağrısı çekenlerin sayısı hızla artıyor!

Vücudumuzun neredeyse tüm yükünü çeken dizlerimiz günümüzde artık sadece yaşlılıkta değil, genç yaşlarda da alarm veriyor! Acıbadem Dr. Şinasi Can Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş, halk arasında ‘eklem kireçlenmesi’ olarak bilinen bu sorunun son yıllarda giderek yaygınlaştığını belirterek “Oysa genç yaşlardan itibaren alınacak basit ama etkili önlemlerle diz eklemindeki kıkırdakları güçlendirebilir, ağrı ve şişlik nedeniyle günlük yaşam kalitemizin düşmesini engelleyebiliriz” diyor. Günümüzde teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde tedavide çok önemli yol kat edildiğini ve kişiye özel tedavi planı ile yüz güldürücü sonuçlar alınabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş, diz sağlığı için alınması gereken 5 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Ülkemizde çok sık karşılaşılan ve gittikçe yaygınlaşan diz ağrıları kişinin günlük yaşam aktivitelerini son derece olumsuz etkilerken, zamanla sosyal hayattan kopmasına ve  yalnızlaşmasına da neden olabiliyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş “Diz ağrıları toplumda oldukça sık karşılaşılan bir sağlık sorunudur. Dizlerimizde menisküs dediğimiz dizin hareketini kolaylaştıran yapılar ile dizin gücünü sağlayan bağlar yer alır. Diz eklemini oluşturan uyluk ve kaval kemiği ve asıl ağrıların kaynağı olan kıkırdak yapı da bu kemiklerin tüm yüzeylerini kaplar. Diz ağrıları diz içi yapılardan kaynaklanır. Bu yapılardaki tüm yıpranmalar bize diz ağrısı olarak geri döner” diyor.

Doç. Dr. Mirza Zafer Dağta

Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş

Amaç kıkırdak yapıya destek olmak!
Vücudumuzun zedelenen diz yapılarının birçoğunu kendisinin tamir edebilme özelliğine sahip olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Dağtaş şöyle konuşuyor: “Zedelenmiş menisküs, esnemiş diz bağları hatta kemikteki çatlak ve kırıklar tamamen iyileşme potansiyeline sahiptir. Kıkırdak yapının kendini tamir yeteneği ise çok düşüktür. Modern tıp da bu kıkırdak yapıyı yeniden sağlamlaştırmak üzerine kafa yormaktadır. Kıkırdak yapımına destek olan ilaçların, diz içi iğnelerin ve kök hücre çalışmalarının temel amacı insan vücudunun düzeltme kapasitesi sınırlı olan bozulmuş kıkırdak yapısına destek olmaktır.”

Sabır gerektiren bir süreç!
Kıkırdak kaynaklı ağrıların tedavisinin zorlu ve sabır gerektiren bir süreç olduğunu, kesin ve tek seferde büyük bir başarı elde etmenin neredeyse imkansız olduğunu vurgulayan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş, “İşte bu süreçte ‘mutsuz diz’ kavramı  karşımıza çıkmaktadır. Diz ağrısı olanlar hekime başvurup, kolaylıkla tanı alıp, tedaviye ulaşırlar. Fakat kıkırdak hastalığının zorlu ve başarı oranı düşük sürecinde mutsuz olurlar. Mutsuz, ağrılı dize sahip bireyin sosyal hayatı da etkilenir. Seyahat ya da basit dolaşma gerektiren faaliyetleri yapamaz hale gelir. Hareketlerini azaltan kişi daha da kilo alır ve bu bir kısır döngüye girebilir” diyor. Diz ameliyatlarını zamanında planlamanın çok önemli
olduğunu belirten Doç. Dr. Dağtaş tüm tedavi seçeneklerinin hasta ile birlikte karar verilerek basamak basamak uygulanması gerektiğini, çoğu zaman son çare olarak görülen diz ameliyatlarının ise zamanında planlanmasının önemli olduğunu söylüyor.

Acıbadem Dr. Şinasi Can Hastanesi

Kişiye özel tedavi planı önemli!

Menisküs, bağ ve kemik kaynaklı diz ağrılarında uygun tedaviler ile önemli ölçüde iyileşme sağlanabildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Dağtaş “Daha önce uygulanan tedavilerin sonuç vermemesi veya yapılan ameliyatların beklentiyi karşılamaması mutsuz diz hastalarının ortak özellikleridir. Bu hastalarda tedaviye olan inanç da azalmıştır. Diz ağrıları dolayısıyla kendilerini sosyal hayattan izole ettikleri gibi rutin işleri bile ertelemek zorunda kaldıklarından psikolojik açıdan ruhsal çöküntüye girmektedirler. Ancak bu bir kader değildir. Günümüzde kişiye özel tedavi planlaması sayesinde önemli başarılar sağlanabilmektedir. Mutsuz diz hangi aşamada olursa olsun tedavi edilebilecek bir hastalıktır” diyor.

Diz sağlığını korumanın 5 etkili yolu!

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş, olası bir sorunda hekime başvurmayı ertelemeyip bir an önce tedaviye başlanması gerektiğini belirtirken  “Her ne kadar zorlu ve sabır gerektiren bir süreç olsa da her diz rahatsızlığının mutlaka tedavisi vardır, umutsuzluğa kapılmayın” diyor. Doç. Dr. Dağtaş, diz sağlığını korumanın 5 etkili yolunu da şöyle sıralıyor;

  1. Dengeli beslenin, ideal kilonuzda olun
  2. Yokuş ve inişlerden kaçının
  3. Haftada 3 kez 40 dakika düz yürüyüşler yapın
  4. Dizlerinizi uzun süre bükülü tutan faaliyetlerden kaçının
  5. Ağrılı dizinizi zorlayıp üstüne gitmeyin