Yazılar

Çikolata kistinde ameliyatsız tedavi dönemi!

Son yıllarda teknoloji ve tıp alanında yaşanan hızlı gelişmeler, halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis kaynaklı kistlerin tedavisinde yeni bir dönemi başlatıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek “Bilimsel çalışmalar; çikolata kistlerinde cerrahiye alternatif olarak uygulanabilen ‘Ethanol Skleroterapi’ yönteminin, uygun hastalarda tüp bebek tedavisinde gebelik şansını artırabildiğini gösteriyor. Ultrason eşliğinde gerçekleştirilen bu minimal invaziv girişim, hastaların aynı gün taburcu olmasına da olanak sağlıyor” diyor. Doç. Dr. Tülek, özellikle çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarda önemli bir gelişme olarak öne çıkan yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Rahim içini döşeyen dokunun rahim dışında yerleşmesiyle gelişen endometriozisin en sık görülen sorunlarından biri olan ve halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriomaların tedavisinde, ameliyata alternatif yeni bir yaklaşım öne çıkıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek dünyada ilk kez 1988 yılında tanımlanan ve 2000’li yıllardan itibaren giderek yaygınlaşan Ethanol Skleroterapi’nin, son yıllarda Türkiye’de de başarıyla uygulanmaya başlandığını belirterek “Ultrason eşliğinde kistin içindeki sıvının boşaltılmasını ve ardından özel bir alkol uygulamasıyla kistin küçülmesini hedeflediğimiz bu minimal invaziv yöntem, yumurtalık dokusunu koruyabilmesi, hastanın aynı gün taburcu olabilmesi ve gebelik şansını artırmasıyla dikkat çekiyor” diyor.

Doç. Dr. Fırat Tülek

Doç. Dr. Fırat Tülek

Doğru hasta seçimi önemli!
Endometriozisin şiddetli ağrıya ve doğurganlığı olumsuz etkileyebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Tülek “Çikolata kistlerinin klasik tedavisinde uzun yıllardır cerrahi uygulanıyor. Ancak ameliyat sırasında kist çıkarılırken sağlıklı yumurtalık dokusunun da zarar görebilmesi özellikle anne olmak isteyen kadınlarda yumurtalık rezervinin azalmasına yol açabiliyor. Doğru hastalarda uygulanan bu yeni tedavi yöntemiyse yumurtalık dokusunu korumayı hedefleyen, ameliyatsız bir tedavi seçeneği olarak öne çıkıyor” diye konuşuyor.

Başarılı sonuçlar yüz güldürüyor!
Doç. Dr. Tülek yöntemi şöyle anlatıyor: “Ultrason eşliğinde gerçekleştirilen işlem; vajinal ultrason eşliğinde ince bir iğne yardımıyla yapılıyor. Kistin içindeki sıvı boşaltıldıktan sonra kist boşluğuna belirli süre özel oranda etil alkol uygulanıyor. Böylece kist duvarındaki hücreler etkisiz hale getiriliyor ve zamanla kistin küçülmesi hatta tamamen yok olması sağlanabiliyor. Karında kesi yapılmıyor, dikiş gerekmiyor ve birkaç saat sonra hasta taburcu edilerek günlük yaşamlarına dönmeleri mümkün oluyor.”

Nüks oranını azaltıyor!
Daha önce ameliyat geçirmiş ama çikolata kisti yeniden oluşmuş hastalarda da ethanol skleroterapinin önemli bir alternatif oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Tülek “Yumurtalık rezervi azalmış kadınlarda tekrar cerrahi uygulamak her zaman istenmeyebiliyor. Bu yöntemi uygun hastalarda güvenle tekrar edebiliyoruz. Üstelik çalışmalar, kistin yeniden oluşma riskinin yaklaşık yüzde 20 olduğunu, yani cerrahi tedaviyle benzer düzeyde seyrettiğini gösteriyor” diyor. Ancak yöntem, kanser şüphesi bulunan kistlerde, aktif enfeksiyonu olan hastalarda veya yaygın endometriozis nedeniyle cerrahi gerektiren olgularda uygulanamıyor. Bu nedenle tedavi kararının mutlaka ayrıntılı muayene ve kişiye özel değerlendirme sonrasında verilmesi gerekiyor.

 

#ÇikolataKisti #Endometriozis #KadınSağlığı #AnneOlmaŞansı #AmeliyatsızTedavi #EthanolSkleroterapi #TüpBebek #AcıbademSağlık #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Her 4 kadından 1’inde görülen sinsi tehlike!

Her 4 kadından 1’inde görülen sinsi tehlike!

Ülkemizde kadınlarda yaygın olarak görülen miyomlar genellikle sinsice ilerlerken, bazen de aşırı ve uzun süreli adet kanaması, yoğun kramplar, geçmeyen yorgunluk ya da anne olmanın önündeki engel olarak kendini gösterebiliyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek “Çoğunlukla muayene sırasında tespit edilebilen miyomlar her yaşta ortaya çıkabilse de, en yaygın olarak 30’lu ve 40’lı yaşlarda görülüyorlar. Rahmin kas dokusunda gelişen bu iyi huylu tümörler 50 yaş öncesi kadınların yüzde 80’ini etkiliyor.” diyor. Klinik araştırmalara göre; yağlı yiyecekler, kırmızı et, alkol ve hatta kahve açısından zengin diyetlerin miyoma neden olabildiğini belirten Doç. Dr. Fırat Tülek alınacak bazı önlemlerle miyom gelişme riskinin azaltılabileceğini söylüyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek, rahim miyomları hakkında bilinmesi gereken 5 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Fırat Tülek

Bu etkenler miyoma neden olabiliyor!

Yapılan araştırmaların; aile öyküsü, diyet, obezite,12 yaş öncesi adet görme ve hormonal dengesizlikler gibi nedenlerle miyoma yol açabildiğini gösterdiğini belirten Doç. Dr. Fırat Tülek, bazen de yanlış yaşam alışkanlıklarının miyom gelişiminde rol oynadığını söylüyor. Doç. Dr. Fırat Tülek şöyle konuşuyor: “Klinik araştırmalara göre; yağlı yiyecekler, kırmızı et, alkol ve hatta kahve açısından zengin diyetler miyom gelişimine neden olabiliyor. Bu nedenle meyve ve sebzeler açısından zengin yemekler (özellikle narenciye, elma, lahana, brokoli ve domates) tüketilmesi gerekir. Araştırmalar, egzersiz sayesinde artan endorfin seviyelerinin de miyomdan korunmada yardımcı olabildiğini, normal D vitamini seviyelerine sahip olunmasının da 35-49 yaşlarındaki kadınlarda, miyom gelişme riskini yüzde 32 azalttığını gösteriyor.”

Hiçbir şikayetiniz olmasa da dikkat!

Miyomların belirtilerinin; uzun süreli ve ağrılı adet dönemlerinden yorgunluğa, kansızlıktan günlük aktiviteleri engelleyebilecek şiddetli kasık, karın, sırt ve bacak ağrısına kadar değişebildiğini belirten Doç. Dr. Fırat Tülek “Miyomlar yerleşim yerine göre; cinsel ilişki sırasında ağrı, kabızlık, karında dolgunluk hissi, sık ve/veya ağrılı idrara çıkma ve mesaneyi tamamen boşaltamama, düşük yapma gibi şikayetlerere neden olabilirler. Bununla birlikte hiçbir belirti vermeyen ve sinsice ilerleyebilen miyomlar ise normal jinekolojik muayenede tespit edilebiliyor. O nedenle düzenli muayene olmak, bazı şikayetleri normal olarak algılayıp hekime başvurmayı ihmal etmemek gerekir. Doktorunuz miyomunuz olduğundan şüpheleniyorsa, normal jinekolojik muayene sırasında yapılan ultrason muayenesinde miyomu  tespit edebilir. Ayrıca nadir de olsa MRI gibi bir görüntüleme yöntemi de teşhis için yapılabilir.” diyor.

Bebek sahibi olmanızın tek engeli olabilir!

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek, miyomları olan birçok kadının doğal olarak hamile kalabileceğini, buna karşın miyomların bazen de bebek sahibi olmanın önündeki tek engel olabildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Miyomlar infertil kadınların yüzde 10’unda bulunur ve kısırlığın tek nedeni olabilir. Çünkü miyomlar rahim boşluğunu bozarak döllenmiş bir yumurtanın yani embriyonun rahim iç zarına tutunmasını zorlaştırabilir. Klinik çalışmalar; büyük miyomların (5 cm üzeri) ya da özellikle rahmin iç tabakasına yakın olanların, hamilelik ve doğumda sorunlara neden olabilme riski nedeniyle cerrahi olarak çıkarılmasını öneriyor.”

Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek

Ameliyat yeni miyomların büyümesini engellemiyor!

Miyomların çeşitli boyutlarda olmakla birlikte bazen greyfurt büyüklüğüne ulaşabildiğini belirten Doç. Dr. Fırat Tülek “Miyomlarınız küçükse ve size rahatsızlık vermiyorsa ya da başka sorunlara neden olmuyorsa, muhtemelen tedaviye ihtiyacınız yoktur. Miyomlar da ömür boyu büyümezler. Hormon üretimindeki azalma nedeniyle menopozdan sonra küçülme eğilimindedirler” diyor. Miyomların yol açtığı şikayetlere karşı hormonal tedavi ve bazı hormonlu rahim içi araçlar kullanılabildiğini söyleyen Doç. Dr. Fırat Tülek, miyomları çıkarmak için bazen ameliyat gerekebildiğini ancak ameliyatın yeni miyomların büyümesini engellemediğini ifade ediyor.

Kötü huylu tümörlere dikkat!

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek, miyomların iyi huylu tümörler olduğunu ve boyutlarında düşük hızda bir artış olmasının veya aynı kalmasının beklendiğini belirterek şu uyarıda bulunuyor: “Hızlı büyüme gösteren miyomların kötü huylu değişim gösterme riski nedeniyle takip edilmesi önemlidir. İlk kez tespit edilen miyomlar 3-6 ay arayla tekrar değerlendirilir. Eğer bu değerlendirmede önceki muayeneye göre belirgin bir artış tespit edilmez ve hastamızın herhangi bir şikayeti ortaya çıkmaz ise yıllık rutin kontrol önerilir.”