Yazılar

Zayıflama İğnelerinin Hekim Kontrolü Olmadan Kullanmayın

Son dönemin en çok konuşulan sağlık başlıklarından biri zayıflama iğneleri. Kimileri fazla kilolarından kurtulmak için doktora başvururken, kimileri ise sağlık kontrolünden geçmeden yakın çevresinin tavsiyeleri veya sosyal medyada gördüklerinden etkilenerek bu tedaviye yöneliyor. Ancak dikkat! Acıbadem Altunizade Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu “Son zamanlarda polikliniğime başvuran hastalarımdan en sık duyduğum sorulardan biri, ‘Hocam, şu meşhur zayıflama iğnelerinden ben de başlasam olur mu?’ oluyor. Zayıflama iğneleri obeziteyle mücadelede elimizdeki en güçlü tedavi seçeneklerinden biri haline geldi. Ancak bu iğneler bir mucize değil; doğru hasta seçimi, yakın takip ve yaşam tarzı değişikliğiyle birlikte hekim kontrolünde uygulanması gereken ciddi bir tıbbi tedavidir” diyerek, kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel gerçeklerin dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Doç. Dr. Alpay Medetalibeyloğlu, tüm dünyada çığ gibi büyüyen bir salgın olan ve diyabetten kalp hastalıklarına dek çok ciddi komplikasyonlara yol açan obezite tedavisinde önemli bir seçenek sunan zayıflama iğneleri hakkında 10 kritik bilgi verdi, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu

Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu

  • Kozmetik bir ‘kısa yol’ değildir!

Bu iğneler, düğünden önce 3-5 kilo vermek isteyenler için üretilmiş kozmetik ürünler değildir. Obezite, Dünya Sağlık Örgütü tarafından kronik bir hastalık olarak kabul edilir. Bu tedaviler, Vücut Kitle İndeksi (VKİ) belirli bir seviyenin üzerinde olan, obezite veya obeziteye bağlı (tip 2 diyabet, hipertansiyon gibi) ek hastalıkları olan bireyler için geliştirilmiştir.

  • Obezitenin yıkıcı komplikasyonlarını önler

Bu iğnelerin en büyük başarısı sadece tartıdaki rakamı düşürmek değildir. Kilo kaybı sağlayarak; kalp krizi riski, uyku apnesi, karaciğer yağlanması ve eklem rahatsızlıkları gibi obezitenin yarattığı hayati komplikasyonları ciddi anlamda geriletir. Asıl zafer, hastanın genel sağlığını geri kazanmasıdır.

  • Tokluk hissi yaratarak çalışır

Midenin boşalmasını yavaşlatarak ve beyindeki iştah merkezine ‘tokum’ sinyali göndererek etki ederler. Yani sizi aç bırakarak değil, porsiyon kontrolünü doğal bir şekilde sağlamanıza yardımcı olarak kilo verdirirler.

  • Kullanım süresi tamamen kişiye özel planlanır

Obezite kronik bir hastalıktır ve kronik hastalıkların tedavisi uzun solukludur. Tansiyon ilacınızı tansiyonunuz düştüğünde bırakmadığınız gibi, bu iğneler de hekiminizin belirlediği süre boyunca (genellikle aylar veya yıllar) kullanılmalıdır. Kullanım süresi hastanın yanıtına, tolere edilebilirliğine ve hedeflenen kiloya göre tamamen kişiye özel planlanır.

  • İlacı bırakınca kilo geri alınır mı?

Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu “En çok merak edilen konulardan biri budur. Evet, eğer ilaç kullanırken beslenme alışkanlıklarınızı ve yaşam tarzınızı kalıcı olarak değiştirmediyseniz, ilacı bıraktığınızda iştahınız eski haline dönecek ve verdiğiniz kiloları geri alma (rebound) riskiniz çok yüksek olacaktır. Bu iğneler size yeni bir yaşam tarzı inşa etmeniz için bir fırsat penceresi sunar” diyor.

  • Doğru dozaj ve uygulama şarttır

İlaçların dozu, vücudun alışması ve yan etkilerin azaltılması için düşük dozda başlanıp haftalar içinde kademeli olarak artırılır. Doz ayarlamasının aceleye getirilmesi ciddi yan etkilere yol açabilir.

  • Sık görülen yan etkilere neden olur

Doç. Dr. Medetalibeyoğlu “En sık karşılaştığımız yan etkiler sindirim sistemiyle ilgilidir. Bulantı, kusma, ishal, kabızlık veya mide krampları görülebilir. Bu yan etkiler genellikle tedaviye ilk başlandığında veya doz artırıldığında ortaya çıkar ve zamanla hafifler” diyor.

  • “Komşum kullanmış, ben de kullanayım” mantığı kesinlikle tehlikelidir!

Geçmişinde pankreatit atağı geçirenler, safra kesesi taşı olanlar veya ailesinde medüller tiroid karsinomu öyküsü bulunanlar için bu ilaçlar riskli olabilir. Bu nedenle “komşum kullanmış, ben de kullanayım” mantığıyla asla başlanmamalıdır.

  • Sağlıklı beslenme ve egzersizle birlikte uygulanmalıdır!

Hiçbir iğne, kötü bir diyetin veya hareketsiz bir yaşamın üstesinden tek başına gelemez. Kas kaybını önlemek için yeterli protein alımı ve direnç egzersizleri tedavinin ayrılmaz parçasıdır.

  • Mutlaka hekim kontrolünde kullanılmalıdır!

İğnelere başlama kararı, doz ayarlaması, yan etki yönetimi ve tedavi sürecinin sonlandırılmasının mutlaka uzman hekim takibinde ve düzenli kontrollerle yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu şöyle diyor: “Klinik deneyimlerimde, doğru hastada ve doğru tıbbi takiple bu iğnelerin hayat kurtarıcı sonuçlar verdiğini görüyorum. Ancak başarının anahtarı ilacın kendisinde değil, sizin bu sürece ne kadar uyum sağladığınızda ve tedavinizi uzman bir hekimle omuz omuza yürütmenizde saklıdır.”

 

 

#Zayıflamaİğneleri #ObeziteTedavisi #SağlıkHaberleri #BilimselGerçekler #YaşamTarzıDeğişikliği #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

70 cm’lik mesafe kuralı çok önemli!

Türkiye’de kış döneminde acil servislere yapılan başvuruların yaklaşık yüzde 40’ı solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle oluyor. Özellikle grip, soğuk algınlığı, RSV enfeksiyonları, COVID-19, zatürre ve bronşit en sık görülen hastalıklar arasında yer alıyor.  Uzmanlara göre, kış aylarında bu hastalıkların bulaşma riski yaz aylarına nazaran 3 kat daha yüksek.  Bunun nedeni ise kapalı alanlarda daha uzun süre kalınması ve havalandırmanın yetersiz olması sebebiyle mikropların yayılımının kolaylaşması. Ayrıca, bağışıklık sisteminin soğuk havada zayıflaması da enfeksiyonlara olan yatkınlığı artırıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, aslında doğru önlemlerle bu enfeksiyonlardan korunmanın veya hastalığa yakalanma riskini ciddi oranda azaltmanın mümkün olduğunu belirterek, “Hem kişisel hijyen hem de yaşam tarzı alışkanlıkları bu süreçte büyük önem taşıyor. Kışın sağlığımızı korumak için en önemli kural ise kalabalık ve kapalı ortamları sınırlamak, doğru havalandırma yapmak ve bağışıklığı güçlü tutmaktır. Ayrıca, öksürme ve hapşırmayla yayılan damlacıklar kolayca bulaşabildikleri için özellikle yüz yüze olan karşılıklı konuşmalarda aramızdaki mesafenin en az 70 cm olmasına özen göstermeliyiz” diyor.   İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, kış aylarında hastalıklardan korunmamız için dikkat etmeniz gereken 10 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu

Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu

Kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçının

Kışın kapalı ve kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca kaçınmanız çok önemli. Zira, insanların birbirine yakın bulundukları alanlarda influenza, solunum sinsityal virüsü (RSV) ve COVID-19 gibi virüsler çok hızlı yayılıyorlar. Araştırmalar, kalabalık ve kötü havalandırılan ortamlarda bulaşma riskinin 10 kata kadar arttığını ortaya koyuyor. Dolayısıyla, sinema, AVM, toplu taşıma ve toplantı salonlarında uzun süre kalmaktan kaçınmak enfeksiyon riskini ciddi şekilde azaltıyor. Mecburi  durumlarda maske takmak da etkili olan bir başka önlem.

Haftada en az 3 kez 1’er saat yürüyün

Düzenli egzersiz bağışıklık hücrelerinin dolaşımını artırarak enfeksiyonlara karşı koruyucu etki sağlıyor. Araştırmalar, haftada en az 150 dakika yürüyen kişilerde solunum yolu enfeksiyonlarının yüzde 30 oranında daha az görüldüğünü gösteriyor. İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, kışın soğuk havaya rağmen açık havada yapılan tempolu yürüyüşün hem D vitamini sentezine katkı sağladığını hem de kişiyi kapalı alan kalabalığından uzak tuttuğunu belirterek, “Yürüyüşü mümkünse gün içinde ve rüzgârdan korunaklı bir rota seçerek yapın. Aşırı terlemeyi ve üşümeyi önlemek için kat kat giyinmeye de dikkat edin” diyor.

Odalarınızı günde 3 kez 15’er dakika havalandırın

Kışın pencereler genelde kapalı kaldıkları için virüsler havada daha uzun süre asılı kalıyorlar. Bu nedenle, oturduğumuz, çalıştığımız veya uyuduğumuz ortamları günde 3 kez en az 10–15 dakika havalandırmak büyük fark oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü, iyi havalandırmanın solunum yolu hastalıklarını yüzde 50 oranında azalttığını bildiriyor. Havalandırma sırasında kısa süreli ısı kaybı olsa bile hava kalitesinin korunması enfeksiyon riskini ciddi oranda düşürüyor. Kapalı ortamlarda sürekli klima veya soba kullanımı havayı kuruttuğu için nem dengesini korumak da önem taşıyor.

Aşılarınızı mutlaka tamamlayın

Grip aşısı, özellikle risk grubunda yer alan kişilerde hastaneye yatış riskini yüzde 60 oranına kadar azaltıyor. COVID-19 hatırlatma dozları bağışıklık düzeyinin düştüğü kış aylarında koruma sağlıyor. Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu,  65 yaş üstünde veya kronik hastalığı olanlarda zatürre (pnömokok) aşısının da ciddi enfeksiyonları önleyebildiğini vurgulayarak, “Aşılar hastalıkların bulaşmalarını ve ağır seyretmelerini önleyen en güçlü araçlardandır. Üstelik, sadece sizi değil çevrenizdeki hassas kişileri de koruyor” bilgisini veriyor.

Eve geldiğinizde ilk iş ellerinizi yıkamak olsun

Virüslerin büyük bir bölümü eller yoluyla bulaşıyor. Bu nedenle, ellerinizi yıkamadan yüzünüze, burnunuza veya gözlerinize asla dokunmayın. Ellerin su ve sabunla en az 20 saniye yıkanması enfeksiyon riskini yüzde 40–50 oranında azaltıyor. Dolayısıyla, özellikle toplu taşıma, market, okul veya iş yerinden dönüşte bu alışkanlık çok önem taşıyor. Su ve sabun yoksa en az yüzde 60 alkol içeren el antiseptikleri de fayda sağlıyor.

Boyun ve burun bölgenizi koruyun

Soğuk hava solunum yolu mukozasını zayıflatarak virüslere daha duyarlı hâle getiriyor. Boyun ve burun bölgesini korumak ise özellikle rüzgârın etkisini azaltarak mukozanın kurumasını ve bu sayede virüslerin solunum yollarında kolayca tutunmalarını önlüyor. Yaygın inanışın aksine, üşümek doğrudan hastalık yapmıyor; ancak bağışıklığı baskılayarak enfeksiyonlara zemin hazırlıyor. Dolayısıyla dışarı çıkmadan önce termal içlik ve atkı kullanmak faydalı oluyor. Bunların yanı sıra ince tek bir kıyafet yerine kat kat giyinmek vücut ısısını dengede tutuyor.

Günde 7–8 saat kesintisiz uyuyun

Uykusuzluk bağışıklık sistemi hücrelerinin aktivitelerini azaltıyor ve bu nedenle viral enfeksiyonların gelişme riskini artırıyor. Bilimsel çalışmalar, günde 6 saatten az uyuyan kişilerde hastalanma riskinin yaklaşık 4 kat arttığını gösteriyor. “Düzenli ve kaliteli uyku için uyku saatlerinin mutlaka sabit olması gerektiğini belirten Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu,   “Yoğun günlerde kısa molalar vermek stres hormonlarının seviyelerini düşürüyor ve böylece bağışıklığı güçlendiriyor. Akşam geç saatlerde ekran kullanımını sınırlandırmak da uyku kalitesini artırıyor” diye konuşuyor.

Bağışıklığı güçlendiren beslenme düzenini sürdürün

Yetersiz beslenme, enfeksiyonlara yatkınlığı yüzde 20–30 oranında artırıyor. Bu nedenle, dengeli ve yeterli beslenme bağışıklık sisteminin güçlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Günde birkaç porsiyon sebze ve meyve tüketimi bağışıklığı destekliyor. Ayrıca, C vitamini, çinko, D vitamini ve omega-3 bakımından zengin gıdalar, antioksidan ve antiinflamatuar etkileri sayesinde enfeksiyon riskini azaltıyor. Haftada 2 kez balık, her gün yoğurt veya kefir tüketimi ise güçlü bir bağışıklık sisteminde önemli rol oynayan bağırsak florasını destekliyor. Aşırı şekerli ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak da enfeksiyon süresini kısaltmaya yardımcı oluyor.

Geceleri odanıza bir bardak su koyun

Kışın kullanılan ısıtıcılar odadaki nemi düşürüyor; kuru hava, virüslerin solunum yollarına kolayca tutunmalarına yol açıyor. Burun içinin kuruması da hem kanamaya hem enfeksiyona yatkınlık oluşturuyor. Bu nedenle, ortam neminin yüzde 40–60 arasında olması ideal kabul ediliyor. Geceleri odaya bir bardak su koymak veya nemlendirici cihaz kullanmak odanın nemlenmesinde fayda sağlıyor. Bu basit önlem bile üst solunum yolu enfeksiyonlarını azaltabiliyor.

Yüz yüze konuşurken en az 70 cm uzak durun

Kış aylarında aile ortamlarında bulaşma riski oldukça yükseliyor. Öyle ki temas hâlindeki her 3 kişiden 1’i enfeksiyonu kapabiliyor.  Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, basit temas önlemlerinin bile bulaşma riskini önemli şekilde azaltabildiğini vurgulayarak, “Bunun için yüz yüze konuşurken mesafe korunmalı ve mümkünse maske kullanılmalı. Ortak havlular, bardaklar veya telefonlar paylaşılmamalı. Bunların yanı sıra hastanın ayrı odada kalması ve sık havalandırma da çok önemlidir” diyerek sözlerini tamamlıyor.

#KışHastalıkları #SolunumYoluEnfeksiyonları #KışaHazırlık #SağlıkÖnerileri #KışSağlığı #KişiselHijyen #DoğruHavalandırma #KapalıAlanRiskleri #Bulaşıcılık #KorunmaYolları #BağışıklıkGüçlendirme #SağlıklıYaşam #KışAylarındaSağlık #GüçlüBağışıklık #KışÖnlemleri #SağlıkHaberleri #UzmanGörüşü #Bilgilendirme #KışUyarısı #ToplumSağlığı