Yazılar

Kurban Bayramında et yerken neye dikkat etmeli

Kurban Bayramında et yerken neye dikkat etmeli

Kurban Bayramı, sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz, paylaşımların yoğunlaştığı, keyifli sofralarda çeşit çeşit yemeklerin yendiği güzel günleri içinde barındırıyor. Ancak bayramda beslenme alışkanlıklarının hızla değişmesi sağlık için bazı sakıncaları da beraberinde getirebiliyor. Özellikle bayram ziyaretlerinde sunulan ikramları kontrollü tüketmek, et ve tatlı tüketiminde aşırıya kaçmamak sağlıklı ve formda kalmak için önem taşıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Nihan Yakut, Kurban Bayramı’nda doğru beslenmek için önerilerde bulundu.

Uz. Dyt. Nihan YakutKurban etini kızartmaktan ve kavurmaktan kaçının

Kurban Bayramı’nda özellikle etin kesiminden saklamasına, tüketimine kadar pek çok noktaya dikkat edilmesi gerekmektedir. Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik hem pişirme hem de sindirimde zorluğa yol açar. Özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişiler kurban etlerini hemen tüketmemelidir. Etler 24-48 saat buzdolabında bekletildikten ve dinlendirildikten sonra haşlama, ızgara, buğulama şeklinde pişirilmelidir. Bekletilmeden tüketilen etler öğün sonrasında karında rahatsızlık, şişkinlik, gaz gibi şikayetlere neden olabilir. Pişirirken eti kızartmanız ya da kavurmanız, vücudunuza yüksek miktarda yağ almanıza sebep olacaktır. Mümkünse kavurma- kızartma gibi pişirme yöntemlerinden uzak durulması gerekmektedir.

Etlerin tazeliğini ve lezzetini doğru saklama koşulları ile koruyun

Kurban etini doğru şekilde saklamak, tazelik ve kaliteyi korumak için önemlidir. Taze kesilen etleri hemen buzdolabına yerleştirilmesi ve +4°C’lik soğuk bir ortamda saklanması gerekmektedir. Etler hava geçirmez poşetler veya kapların içinde muhafaza edilmelidir. Uzun süreli saklama için derin dondurucu tercih edilmelidir. Dondurmadan önce etlerin porsiyonlara ayrılması ve hava geçirmez kaplara yerleştirmesi gerekmektedir. Dondurucu sıcaklığını -18°C veya daha altında olmalıdır. Kurban etini doğru şekilde saklayarak tazelik, lezzet ve besin değerini koruyabilirsiniz.

Bayram sofralarında yeşil yapraklı sebzeler ile hazırlanmış salatalara yer verin

Kurban Bayramı’nda çoğu insanın et tüketimi normal günlere oranla artmaktadır. Özellikle kolesterol ve kalp damar hastalığı bulunan kişilerin miktar kontrolüne dikkat etmeleri gerekmektedir. Kırmızı ette bulunan doymuş yağ oranının yüksek olması kalp damar hastalıklarına davetiye çıkaracağından kurban etini tüketmeden önce yağlı kısımlarını ayırmalı ve elden geldiğince yağsız ve az yağlı et tüketilmelidir. Kırmızı et hem iyi protein kaynağı hem de yüksek oranda demir içermektedir. Etin içerisindeki demirin biyoyararlanımı artırabilmek için, iyi bir C vitamini kaynağı olan yeşil yapraklı sebzeler ile yapılmış salataya sofrada yer verilmesi doğru bir seçim olacaktır. Günlük kırmızı et tüketimi her birey için farklılıklar göstermekle birlikte sağlıklı bireylerde ortalama 100-300 gram aralığında olmalıdır.

Hem dengeli ve hem de çeşitli beslenin

Kurban Bayramı’nın içinde bulunduğu günlerde çeşitli besin gruplarından yeterli miktarda tüketmek önemlidir. Etin yanı sıra sebzeler, meyveler, tahıllar ve süt ürünleri gibi diğer besinleri de içeren dengeli bir beslenme planı oluşturulmalıdır. Özellikle et yenecek öğünde et miktarı 120 gr’ı (4 köfte kadar) geçmemeli, yanında çeşitli sebzelerle hazırlanmış az yağlı bol salata ve esmer ekmek türlerinden 1-2 dilim tercih edilebilir. Eğer pilav veya makarna tüketilecekse ekmek yenmemesi dengenin korunmasını sağlayacaktır. Aynı şekilde ekmek tüketilecekse pilav ve makarna tüketmek, dengeyi bozarak karbonhidrat yoğunluğunu arttırarak kilo alınmasına sebebiyet verecektir. Asitli, şekerli, kalorili içecekler yerine ayran, şekersiz komposto gibi içeceklerin tercih edilmesi de sağlığı korumak için doğru seçim olacaktır.

Yeterli ölçüde su tüketin

Bayramda aşırı et tüketimi, tuz oranının artmasına sebebiyet verebilmektedir. Bunun yanı sıra yetersiz su tüketimi de söz konusu olabilmektedir. Vücudun su ihtiyacını karşılamak için yeterli miktarda su içmek önemlidir. Özellikle Kurban Bayramı’nda tüketilen yiyeceklerin ardından su tüketimi daha da önem kazanır. Bol su içerek vücudun susuz kalmasının önüne geçilmeli ve sindirim-boşaltım sistemi sağlığı desteklenmelidir. Mutlaka gün içerisine yayacak şekilde 2-2,5 litre su içilmelidir.

Tatlıların porsiyonlarını küçültün

Bayramların olmazsa olmazı tatlılar ne yazık ki masum olmayabiliyor. Şerbetli tatlı, artan et tüketimi ve bayramın sıcaklara denk gelmesi ile kronik rahatsızlığı olan kişileri rahatsız edebilmektedir. Şerbetli ve ağır tatlılar yerine, daha hafif ve sağlıklı alternatifler tüketilmelidir. Hurma, kuru meyveler, sütlü tatlılar veya şekersiz tatlılar gibi seçenekler tercih edilebilir. Ayrıca ev yapımı tatlılar da kontrollü bir şekilde tüketilebilir. Şeker miktarını azaltmak için alternatif tatlandırıcılar kullanmak da diğer bir seçenek olabilir. Küçük porsiyonlarla tatlıyı tadabilir ve aşırıya kaçmadan da keyfini çıkarabilirsiniz.

Kısa bir yürüyüş ile harcanılan enerjiyi artırın

Kurban Bayramı döneminde egzersiz yapmak, sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmek açısından önemlidir. Bayram süresince yeme alışkanlıklarının değişmesi ve hareketsizlik, vücutta enerji birikimine ve kilo artışına neden olabilir. Bu nedenle düzenli egzersiz yapmak, metabolizmayı hızlandırarak kilo kontrolüne yardımcı olabilir. Yürüyüşe çıkmak, bisiklet sürmek, aile ile spor oyunları oynamak gibi aktiviteler bayram süresince fiziksel aktivite seviyesini artırabilir. Gün içerisinde 30-40 dakikalık kısa yürüyüşler yaparak harcadığınız enerjiyi artırabilirsiniz. Egzersiz, bayram süresince enerji seviyesinin yükselmesine yardımcıdır, stresi azaltır ve genel sağlığı destekler. Bu nedenle Kurban Bayramı’nda düzenli egzersiz yapmaya özen göstermek önemlidir.

Bozanın bilinmeyen faydaları!

Bozanın bilinmeyen faydaları!

Geleneksel Türk içeceği olan boza, Balkanlar, Kırım, Kafkasya, Mısır ve Orta Asya başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde sıkça tüketiliyor. Özellikle soğuk kış günlerinde tercih edilen ve fosfor, sodyum mineralleri ile çeşitli vitaminleri içeren bozanın bir bardağı vücuda çok önemli faydalar sağlıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Gözde Akın, bozanın faydaları hakkında bilgi verdi.

Pause Dergi

Dyt. Gözde Akın

Mineral ve vitamin deposu

İnsan sağlığı için yararlı mikroorganizmaları içeren fermente tahıl bazlı bir içecek olan boza ülkemizde; darı, mısır, pirinç, çavdar, yulaf, buğday gibi tahılların öğütülmesi, su ilave edilerek pişirilmesi ve daha sonra şeker eklenerek maya ile laktik asit fermantasyonuna tabi tutulması ile üretilmektedir. Bozanın kıvamı koyu olup, açık sarı bir renge, tatlı ekşimsi lezzete ve asidik-alkollü bir kokuya sahiptir. Fermantasyon ürünleri olan laktik asit ve CO2 bozaya lezzet ve ferahlatıcı özellik vermektedir. Boza; fosfor ve sodyum mineralleri ile A, B1, B2, E, C ve Niasin vitaminleri içermektedir.

Bozanın 9 faydası

  1. Sağlık üzerine etkilerine dair yapılan araştırmalar bozanın fenolik bileşenler ve antioksidan aktivite açısından önemli bir kaynak olduğunu ortaya koymaktadır. Bozanın hammaddesi olan tam taneli tahıllar fenolik maddeler açısından oldukça zengindir. Fenolik bileşikler antioksidan özelliklere sahip olup, kanser ve kalp hastalıkları gibi serbest radikallerin rol aldığı dejeneratif hastalıklara karşı koruyucu etki göstermektedir.
  2. Fermente probiyotik gıdalar, canlı mikroorganizmalar içermesi nedeniyle bağırsak mikrobiyatası ve genel sağlık üzerinde yararlı etkileri vardır.
  3. Geleneksel fermente bir besin olarak sınıflandırılan boza, probiyotik yapısı ve içerdiği yüksek laktik asit içeriği sebebiyle bağırsak florasını olumlu etkiler.
  4. “Sıvı ekmek” olarak da adlandırılan boza, vücuda sıcaklık veren yüksek kalorili bir içecektir. Yüksek kalorisi nedeniyle tok tutan boza zengin vitamin ve mineral kaynağıdır.
  5. Yüksek protein, yağ ve karbonhidrat içeriğinden dolayı besin değeri yüksektir.
  6. Besin değeri ve kalorisi yüksek bir içecek olduğundan kilo almak isteyenler, ergenlik dönemindeki bireyler, sporcular, gebeler, emzirme dönemindeki anneler için tercih edilebilir bir enerji kaynağıdır.
  7. Emzirme döneminde anne sütünü artırıcı etkisi gözlenmiştir.
  8. Niasin içeriğinden dolayı kalp ve damar hastalıklarına olumlu etkisi araştırılmaktadır.
  9. Boza, salep gibi öksürük tedavisinde kullanılmaktadır.

Tüketim miktarına dikkat edilmeli

Karbonhidrat içeriğinin yüksek olması sebebiyle; obezite ve diyabet hastalarının, gestasyonel diyabeti yani gebelik şekeri olan bireylerin porsiyon kontrolünü bir uzman ile belirlemeleri daha uygundur. Aynı zamanda yüksek fosfor içeriğinden dolayı da böbrek hastaları için olumsuz etkiye sahip olabilir.

Sıcak ya da soğuk içebilirsiniz

“Boza sıcak mı yoksa soğuk mu içilir?” sorusu tartışma konusu olabilmektedir. Bozanın tüketimi genellikle gecedir. Bunun çıkış noktası ise bozanın gün sıcaklığında çabuk bozulabilir olmasıdır. Bozacıların hava karardıktan ve sıcaklık düştükten sonra satmalarının sebebi de budur. Sıcak bir içecek olarak algılanmasına rağmen aslında boza daha çok soğuk içilmektedir. Ancak tercihe göre marketten alınan veya dolapta kıvamı yoğunlaşan boza bir miktar ısıtılıp da tüketilebilmektedir.

Bozayı uzun süreli bekletmeyin

Bozanın tüketiminde en önemli noktaların başında muhafaza edilmesi gelmektedir.  Bozanın muhafazası tercihen +4 derecede buzdolabında olmalıdır. Yüksek sıcaklıkta maya ve asetik asit bakterileri hızla çoğalarak bozanın duyusal özelliklerinde değişime neden olmaktadır. Bozanın raf ömrü 15 gün kadar olup fermantasyonun her aşamasında pH değeri 3.5’in altına düşünceye kadar tüketilebilmektedir. Yapılan çalışmada, bozanın +4°C’de depolandığında raf ömrünün 1 ya da 2 hafta arasında olduğunu, sonrasında ürün asitliğinin yükselerek tüketilemez hale geldiğini belirtmişlerdir.

Boza nasıl yapılır?

Ham maddeler (darı, mısır, pirinç, çavdar, yulaf, buğday gibi tahıllar)  → Kaynatma (1-2 saat) → Soğutma ve süzme → Şeker ilavesi (%20 oranına kadar) → Fermantasyon (15-25°C, 24 saat) → Soğutma (15°C altına) → Paketleme ve depolama

Öncelikle tahıl iyice yumuşayıncaya kadar kaynatılır. Püre haline getirilerek ince delikli bir süzgeçten geçirilir. Süzgeçten geçirilen kısım tamamen soğutulur. Bu arada ılık süt, toz şeker ve maya bir kapta karıştırılır. Hazırlanan bulgur lapasının içine maya eklenerek 24 saat bekletilmek üzere serin ve karanlık bir ortama alınır. Ara sıra bekleyen bozanın kapağı açılarak havalandırılır. 24 saat sonra boza karışımına toz şeker ve su azar azar eklenerek istenilen kıvama getirilir. Daha sonra kıvamının biraz daha artması için buzdolabına alınır.

Oruç tutarken sağlıklı kilo verebilirsiniz!

Oruç tutarken sağlıklı kilo verebilirsiniz!

Ramazan ayı, sağlığı olumsuz yönde etkileyen beslenme alışkanlıklarından uzak durmak ve doğru alışkanlıklar kazanmak için bir fırsattır. Eğer bu süreç her gün kızarmış, fazla yağlı yiyecekler ve tatlılardan zengin bir beslenmeyle geçirilirse;  kiloda artış, kan kolesterol ve şeker seviyelerinde bozulmalar görülebilir. Kişinin ihtiyacı olan miktarda, dengeli ve sağlıklı bir şekilde beslenmesi Ramazan boyunca sağlıklı, aktif ve dinç kalmaya yardımcı olacaktır. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümünden Uz. Dyt. Nur Sinem Türkmen, Ramazan ayında sağlıklı bir şekilde oruç tutmak ve bu dönemde kilo almak yerine ideal kiloya ulaşmak için önemli önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Uz. Dyt. Nur Sinem Türkmen

Uzun süreli açlıkta vücut yağ depolarını kullanır

Yiyecek veya içecek tüketilmeyen oruç saatlerinde vücut, gece boyunca tüketilen besinlerden gelen tüm enerjiyi kullandıktan sonra karaciğer ve kaslarda depolanan karbonhidratları ve yağ depolarını kullanmaya başlar. Çoğu insan için bu durum kötü bir sonuç doğurmaz fakat diyabet gibi kronik hastalıkları olanlar ya da hamileler ve emziren anneler oruç tutmadan önce mutlaka doktorlarına danışmalıdır. Kilo kaybetmek isteyenler için Ramazan ayı, fazla olan vücut yağ depolarından kurtulmak için bir avantajdır. Ancak bu avantaj doğru bir şekilde beslenilerek kullanılmalıdır. İftar ve sahurda şekerli ve yağlı yiyecek ile içeceklere yönelmek ise kolaylıkla kilo alımına neden olmaktadır.

İftardan hemen önce veya 2 saat sonra egzersiz yapın

Sahur, iftar ve iftardan 2 saat sonra yapılan ara öğün ile oluşturulmuş bir diyet programı ve iftardan hemen önce veya 2 saat sonra yapılan egzersizler uyguladığında Ramazan döneminde de kilo kaybedilebilir. Önemli olan kişinin ihtiyacı kadar ve kan şekeri seviyesini hızlı yükseltmeyen gıdalardan zengin beslenmesidir. Oruç tutarken mutlaka protein kaynaklarına ve sebze tüketimine önem verilmelidir. Yeterli ve dengeli bir şekilde oluşturulacak sahur ve iftar menüleri metabolizma hızını canlı tutacaktır. İftardan hemen önce veya 1-2 saat sonra yapılacak düzenli egzersizler veya yürüyüşlerle de kilo almanın önüne geçilebilir.

Kilo kontrolü için tatlı ihtiyacını meyvelerden sağlayın

Kilo kontrolü sağlamak isteyen kişiler mutlaka bu dönemde tatlı ihtiyacını taze meyvelerle karşılamalı, şekerli yiyeceklere ise haftada 1 şeklinde sınırlama getirilmelidir. Yağ açısından zengin gıdaların, özellikle hayvansal yağların, yağlı etlerin veya margarin/tereyağlı hamur işlerinin tüketimi azaltılmalıdır. Yiyecekleri kızartmak yerine, fırında pişirme, haşlama veya ızgara gibi diğer pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. Beyaz ekmek, pirinç, makarna, pide yerine tam buğday ekmeği, tam buğday unu ile yapılan pide, bulgur, tam buğday makarna tüketimi zengin lif ve besin değeri sayesinde uzun süre tok tutarak porsiyon kontrolü sağlamayı kolaylaştırmaktadır.

Sahurda lif ve besin değeri yüksek gıdalar tüketin

Metabolizmanın düzgün bir şekilde çalışmaya devam etmesi için mutlaka sahur yapılmalıdır. Sahur öğünü, kahvaltı gibi düşünülebilir. Kan şekeri seviyesini dengede tutacak, enerji ve lif içeriği yüksek tam buğday unu ile yapılmış ekmek-pide, yulaf bazlı tahıl gevrekleri gibi kaliteli karbonhidrat kaynakları ve uzun süre tok tutacak proteinden (örneğin; yumurta, süt ve süt ürünleri) ve sağlıklı yağlardan zengin (örneğin; yağlı tohumlar, zeytin, avokado) besinler tercih edilmelidir.

Şekerli, kafeinli içecekleri ve tuzlu besinleri tüketmeyin

Sahurda en az 500 ml su içilmedir. Ayrıca, su içeriği yüksek besinleri tüketerek de su alımı artırılabilir. Salatalık, domates gibi hem lif hem de su içeriği yüksek sebzeler ve meyveler öğüne eklenmelidir. Sahur sırasında çay, kola gibi kafeinli ve şekerli içeceklerden kaçınılmalıdır. Bu içecekler daha sık idrara çıkılmasına ve daha fazla su kaybedilmesine neden olabilir. Aynı şekilde, vücuttan su atılmasına sebep olacak şarküteri ürünleri, tuzlu peynir- zeytin vb. fazla tuzlu gıdalardan uzak durulmalıdır.

Çorba ve ana yemek arasında 15 dakika ara verin

Oruç 1 bardak su ve isteğe göre 1 adet hurma veya zeytin ile açılabilir. Daha sonra, hafif bir başlangıç olması için çorba ile devam edilebilir. Diğer yemeklere geçmeden önce mutlaka 15 dakika ara verilmelidir. Mide rahatsızlıklarından korunmak için yavaş ve ihtiyaçlara uygun miktarlarda beslenilmelidir. İftarda, genel olarak, yağ veya şeker bakımından zengin, kızarmış ve işlenmiş gıdalardan uzak durulmalıdır.

İftardan sonra bol hareket edin

Ramazan ayında sıkça tüketilen tatlılar çok fazla şeker içermektedir. Her iftardan sonra düzenli olarak tatlı tüketmek kilo alımına sebep olabilir. Tatlı ihtiyacı, iftardan 1 saat sonra meyve tüketilerek karşılanabilir. Mevsimine göre su içeren veya lif içeriği yüksek, bağırsakların düzenli çalışmasına katkıda bulunacak armut, elma, kayısı gibi sezonunda olan herhangi bir meyve tüketilebilir. İftar sonrasında mümkün olduğunca hareket edilmeli, düzenli bir şekilde yürüyüşe çıkmalı veya evde yapılabilecek egzersizlerle fiziksel aktivite seviyesi artırılmaya çalışılmalıdır.

Mutlaka günlük 2 litre su tüketin

Ramazan ayında oruç tutan çoğu insan baş ağrısı, yorgunluk ve konsantre kaybı, kabızlık gibi bağırsak sorunları, vücutta ödem oluşumuna neden olabilecek dehidrasyon (su kaybı) yaşamaktadır. Vücut su depolayamaz. Bu nedenle, oruç sırasında, böbrekler idrarda kaybedilen miktarı azaltarak mümkün olduğunca fazla su tasarrufu sağlamaya çalışır. Fakat tuvalete her gidildiğinde, nefes alındığında ve terlendiğinde vücut su kaybetmeye devam eder. Hava durumuna ve oruç uzunluğuna bağlı olarak, oruç tutarken gün içinde kaybedilen su, iftar-sahur arasında ortalama 2 litre içilirse herhangi bir sağlık sorununa neden olmamaktadır.

Örnek Sahur Menüsü;

Yumurtalı ve sebzeli omlet

Beyaz peynir

Tuzsuz zeytin veya ceviz

Bol yeşillik, domates, salatalık vb.

Tam tahıllı ekmek

1 bardak süt veya kefir veya haşlanmış yumurta

1 kase yulaf ezmesi ile yoğurt 1 avuç badem/fındık/ceviz vb. 1 porsiyon meyve

Örnek İftar Menüsü;

Kremasız bir çorba, ızgara/haşlama/fırında pişmiş et/tavuk/balık/hindi

Tam tahıllı ekmek veya bulgur pilavı yoğurt/ayran/cacık veya kremasız bir çorba

Kuru baklagil veya sebze yemeği tam tahıllı ekmek veya bulgur pilavı yoğurt/ayran/cacık

 İftar Sonrası Ara öğün;

1 avuç içi büyüklüğünde meyve ve karışık çiğ kuru yemiş

Ramazan’da düşük kalorili tatlı alternatifi: dondurma

Ramazan’da düşük kalorili tatlı alternatifi: dondurma

Diyetisyen Ayşegül Bahar, Ramazan ayında tadını meyvesinden ve zengin içeriğinden alan dondurmaların hafif ve ferahlatıcı özellikleriyle en iyi tatlı seçenekleri arasında olduğunu söylüyor. Dyt. Bahar, “Özellikle yoğun bir iftar yemeği sonrasında şerbetli tatlılara alternatif olarak 1-2 top dondurma ile hem tatlı arzunuzu kırar hem de mide ağrısı ve hazımsızlık gibi sorunların gelişmesi olasılığını azaltırsınız” diyor.

Ramazan ayında özenle hazırlanan, çekirdek ailemizle paylaştığımız sofralar her akşam büyük bir heyecan ile çeşit çeşit lezzetlerle donatılıyor. Bu lezzetlerin arasında tatlılar da ayrı bir yer teşkil ediyor, yemek sonrası keyfinde hepimizin ortak noktası oluyor. Diyetisyen Ayşegül Bahar, özellikle Ramazan ayı gibi uzun süre aç kalınan günlerde kan şekerinin aniden yükselmemesi için meyvelerin kendi tadı ile lezzetlendirilmiş dondurmalar gibi hafif tatlılar tüketilmesini öneriyor.

 Şeker ilavesiz, kendi meyvesiyle tatlandırılmış dondurmalar en iyi tatlı seçeneği

Tatlı tercihimizi şerbetli olanlar yerine sütlü, şekersiz ve tadını meyvesinden alan tatlılardan yana kullanmamız gerektiğini belirten Dyt. Bahar şöyle devam ediyor: “Şekerini direkt meyvesinin şekerinden alan, ilave şeker konulmayan dondurmalar Ramazan boyunca ilk tercihiniz olsun. Örneğin şeker ilavesiz hurmalı dondurma, tatlı ihtiyacınızı karşılamak için ideal bir alternatif. Aşırıya kaçmadığınız sürece güllaç, meyveli yoğurtları da tüketebilirsiniz. Taze ve kuru meyveler de zengin besin değerleri ile tatlı ihtiyacınızı karşılamanız için son derece uygundur. Ramazan’da sofralarımızdan eksik olmayan hurma gibi tadını meyvesinden alan, zengin içerikli dondurmalar hafif ve ferahlatıcı özellikleriyle en iyi tatlı seçeneklerindendir. Özellikle yoğun bir iftar yemeği sonrasında şerbetli tatlılar yerine 1-2 top dondurma ile hem tatlı arzunuzu kırar hem de mide ağrısı ve hazımsızlık gibi sorunların gelişmesi olasılığını azaltırsınız.”

Hurmanın faydaları saymakla bitmiyor

Şeker ilavesiz hurmalı dondurmanın hem besleyici hem de sağlıklı olduğunun altını çizen Dyt Ayşegül Bahar, hurmanın faydalarını şöyle anlatıyor: “Ramazan sofralarında hepimizin ortak noktası hurma son derece sağlıklı besindir. Hurma, zengin lif içeriği sayesinde tokluk süresini uzatır ve sindirimi düzenleyerek Ramazan’da sıklıkla yaşanan sindirim sistemi sorunlarının giderilmesine yardımcı olur. Ayrıca hurma yüksek potasyum içeriği sayesinde kalp ve damar sağlığını korur ve yüksek tansiyonu önler. Kendinizi daha zinde hissetmenizi sağlar. Antioksidan içeriği sayesinde beyin sağlığını korur ve hafızayı güçlendirir. Fosfor, potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi hurmanın içerdiği çeşitli mineraller kemik sağlığını korumak için gereklidir. Tadını meyvesinden alan, şeker ilavesiz hurmalı dondurma ise hurma tüketimi için farklı bir alternatiftir.”

Bayramda Yemeği Fazla Kaçırdıysanız Bu Detoks Tam Sizlik!

Bayramda Yemeği Fazla Kaçırdıysanız Bu Detoks Tam Sizlik!

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Derya Fidan, bayramda yemeği fazla kaçıranlar için bir detoks önerisi paylaştı.

Yoğun beslenmeye maruz bıraktığımız bedenimizi arındırmak ve fazlalık oluşturan bizi rahatsız eden vücut yağını yakmak için bayram sonrası detoksunu yapmayı deneyebilirsiniz. 3 gün boyunca düzenli olarak yapacağınız bu programda, bol miktarda su içmeye ve hareketinizi arttırmaya özen göstermeyi unutmayın.

Sabah kahvaltısı;

  • * 4 yemek kaşığı kadar yoğurt
  • * 2 yemek kaşığı kadar yulaf
  • * 1 ince dilim ananas veya 12 adet kiraz
  • * 10 tane çiğ badem veya fındık
  • * 1 çay kaşığı toz tarçın ve çörekotu

Tüm malzemeler karıştırıp tüketilsin.

Ara öğün;

  • * 1 fincan kiraz sapı bitki çayı

Öğle yemeği;

  • * 200 ml kadar smoothie (Tarifi aşağıda)

Karaciğer temizleyici smoothie tarifi

  • * ½ su bardağı marul
  • * ½ su bardağı maydanoz
  • * ½ küçük boy pancar (yıkanmış ve dörde bölünmüş)
  • * 1 adet elma (çekirdek ve tohumları çıkarılmış)
  • * 1 adet limon (soyulmuş)
  • * 2 dilim taze zencefil
  • * 1 yemek kaşığı chia tohumu
  • * 1 tatlı kaşığı karahindiba veya 1 adet çiğden enginar
  • * ½ su bardağı içme suyu

Ara öğün;

  • * 1 fincan sütten yapılmış şekersiz kahve
  • * 10 tane çiğ badem veya fındık

Akşam yemeği;

  • * 6-8 yemek kaşığı kadar sebze yemeği (etsiz ve susuz alınsın)
  • * 1 kase yoğurt
  • * Çiğ ıspanak ve rokadan zengin mevsim salata (nar ekşisi ve mısır yok)

Gece;

  • * 1 fincan melisa çayı