Yazılar

Günümüzün en yaygın hastalığı, depresyon!

Depresyon, günümüzde en yaygın ruh sağlığı sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Depresyona yönelik toplumsal farkındalığın artması bir yandan hastalığın erken tanısında önemli rol oynuyor ancak bir dezavatantajı da beraberinde getiriyor. Çünkü depresyon, benzer belirtiler gösteren farklı hastalıklarla da karıştırılabilir. Harvard Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara göre her 20 kişiden 1’i yanlış depresyon tanısı alıyor olabilir. Anemi, vitamin eksiklikleri, tiroid bozuklukları ve hormonal dengesizlikler gibi durumların depresyonla karıştırılabildiğini belirten Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Çelik, ‘Her mutsuzluk depresyon değildir hem bedeni hem zihni birlikte değerlendirmek tedavi başarısında kritik rol oynar’ diyor.”

Klinik Psikoloğu Cansu Çelik

Klinik Psikolog Cansu Çelik

SADECE DEPRESYONDA GÖRÜNMEYEN BELİRTİLERE DİKKAT!

Depresyon, günümüzde en yaygın ruh sağlığı sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünya çapında yetişkinlerin yaklaşık %5’i depresyondan etkileniyor ve kadınlarda bu oran daha yüksek. Depresyonun uzun süreli üzüntü, ilgi kaybı, enerji düşüklüğü, uyku ve iştah değişimleri, konsantrasyon bozuklukları gibi belirtilerle kendini gösterdiğini belirten Klinik Psikolog Cansu Çelik, “Depresyon, çoğu zaman psikoterapi, ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabiliyor. Ancak depresyonun tanısını zorlaştıran faktörlerde mevcut. O da başka sağlık sorunlarının da benzer semptomlar göstermesi” uyarısında bulunuyor.

DEPRESYON, ANEMİDEN MENOPOZA PEK ÇOK PROBLEMLE KARIŞTIRILABİLİR

Harvard Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara göre depresyon tanısı alan her 20 yetişkinden 1’inin teşhisi yanlış olabilir. Bunun da en önemli etkeni başka hastalıkların depresyon belirtileri ile benzer semptomlar göstermesi. Anemi, vitamin eksiklikleri (B12, folat, D vitamini), tiroid bozuklukları, hormonal dengesizlikler, kan şekeri düzensizlikleri ve menopoz gibi durumların tıpkı depresyonda olduğu gibi yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku bozuklukları ve duygu durum değişiklikleriyle kendini gösterebildiğini belirten Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Çelik, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), aneminin dünya çapında özellikle kadınlar ve çocuklarda yaygın olduğunu ve tedavi edilmediğinde ruh hali üzerinde olumsuz etkiler yarattığını vurgular. Benzer şekilde, vitamin B12 ve folat eksiklikleri de yorgunluk, konsantrasyon sorunları, unutkanlık ve motivasyon kaybı gibi depresyonla örtüşen belirtiler yaratır. D vitamini eksikliği, kas zayıflığı, enerji düşüklüğü ve duygu durum değişimleriyle yine depresyonu taklit edebilir. Kronik yorgunluk sendromu ve fibromiyalji gibi kas-iskelet sistemi hastalıkları da hem sürekli ağrı hem de uyku bozuklukları yoluyla depresif bir tablo çizebilir. Tiroid bozuklukları, özellikle hipotiroidi, enerji azalması, kilo artışı, depresif ruh hali ve zihinsel yavaşlama gibi belirtilerle kolayca depresyonla karıştırılabilir. Kan şekeri düzensizlikleri ve diyabet, yorgunluk, kilo değişimi, sinirlilik ve motivasyon kaybıyla benzerlik gösterirken, hormonal dengesizlikler —özellikle doğum sonrası depresyonla karıştırılabilecek postpartum tiroidit gibi durumlar— da ayırıcı tanıyı güçleştirir. Menopoz döneminde östrojen seviyelerinin azalmasıyla ortaya çıkan uyku problemleri, duygusal dalgalanmalar ve odaklanma zorlukları ise yine depresyon tanısını düşündürebilir. Tüm bu sağlık sorunlarının ortak noktası, depresyonu andıran ama altta farklı biyolojik nedenlere dayanan semptomlar üretmeleri ve bu nedenle doğru tanı konulmadan tedaviye başlanmasının riskler taşımasıdır” uyarısında bulunuyor.

DEPRESYONDA DOĞRU TANI İÇİN

Günümüzde basit laboratuvar testleri ile anemi, vitamin eksiklikleri, tiroid bozuklukları ve hormonal dengesizlikler gibi depresyonu taklit eden durumların hızla tespit edilebildiğini belirten Acıbadem Life Klinik Psikolog Cansu Çelik,Depresif belirtiler görüldüğünde kan tahlilleri, vitamin düzeyleri ve tiroid fonksiyon testleri gibi biyolojik kontrollerin yapılması, hem doğru tanı hem de etkili tedavi için kritik önem taşıyor. Unutmayın, her mutsuzluk depresyon değildir; zihni ve bedeni birlikte değerlendirmek, hayatın geri kalanını değiştirecek en değerli adımdır” diyor.

Depresyon ve anksiyete birbiriyle yakın arkadaş gibi!

Depresyon ve anksiyete birbiriyle yakın arkadaş gibi!

Kişinin endişe, kaygı, korku gibi duygulara karşı aşırı tepkiler vermesine neden olan anksiyeteye işaret eden uzmanlar, bazı belirtilerin kişinin hayatının işlevselliğini ve ikili ilişkilerini etkileyebileceğini söylüyor. Anksiyetede kalbin hızlanması, nefes darlığı, bulantı ve baş ağrısı gibi fiziksel semptomların yaygın olarak görüldüğünü dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, “Depresyon ve anksiyete birbirlerine yakın arkadaş gibidirler. Bir tanesinin varlığında diğerinin ortaya çıkma olasılığı çok daha fazladır.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, anksiyete ve depresyon birlikteliğine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Dr. Erman Şentürk

Dr. Erman Şentürk

Geçmişe nazaran farkındalıklar artığı için başvurular çok arttı

Son zamanlarda anksiyeteye olan farkındalığın artmaya başladığını dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, “Bununla ilgili olarak yaşamın hızlanması, teknolojinin gelişmesi ve insanların sürekli bir yere yetişmeye çalışması gibi pek çok uyaran vardır. Tüm bunlar değerlendirildiğinde geçmişe nazaran farkındalıklar artığı için psikiyatriye başvuranların çok arttığı da görülüyor.” dedi.

Hastalıkların ayrışık noktaları da var

Kişinin endişe, kaygı, korku gibi duygulara karşı aşırı tepkiler vermesine neden olan anksiyeteye dikkat çeken Dr. Erman Şentürk, “Yaygın anksiyete bozukluğu, panik atak, fobiler, agorafobi, sosyal fobi, ayrılık anksiyetesi ve travma sonrası stres bozukluğu gibi pek çok rahatsızlıklar bulunmaktadır. Hastalıkların birbirine benzeyen yönleri olduğu gibi ayrışık noktaları da vardır. Bazı belirtiler ise kişinin hayatının işlevselliği ve ikili ilişkilerini etkileyebilir. Bunlar kalbinin hızlanması, nefes darlığı, bulantı ve baş ağrısı gibi fiziksel semptomlar yaygın olarak görülmektedir. Bu belirtiler, kişinin günlük yaşamını ve sosyal ilişkilerini önemli ölçüde zorlaştırabilir.” diye konuştu.

Depresyon klinik tablo

Dr. Erman Şentürk, “Depresyon klinik tablodur ve en az iki hafta kişinin o klinik tabloyu yaşaması gerekiyor. Gün içerisindeki ufak çöküşler, demoralize olduğu anlar ve kendini kötü hissettiği zamanlar depresyon olarak değerlendirilmemeli. Depresyon bunların çok daha ötesinde psikolojik açıdan ve motor fonksiyonları açısından gerilik yaratan bir durumdur.” dedi.

Anksiyete bozukluğu ve depresyonda tedaviler de benziyor

“Depresyon ve anksiyete birbirlerine yakın arkadaş gibidirler. Bir tanesinin varlığında diğerinin ortaya çıkma olasılığı çok daha fazladır. Hem anksiyete bozukluğunda ve depresyonda medikal anlamda kullanılan tedaviler benzerdir.” diyen Dr. Erman Şentürk, bireyin sürece kendisini alıştırması gerektiğini, durum eğer kötü hale gelirse klinik olarak tabloyu daha da kötüleştirebildiğini belirterek, “Normal yaşantıda da her zaman mutlu olma olasılığı yoktur. Yaşantıda olumsuz duyguların da yaşanması gerekmektedir. İnsanın iyi bir ilişki yumağının olması gerekmektedir.” şeklinde sözlerini şöyle tamamladı.

Ozan Orhon “Depresyon”la tekrar hayat buluyor

Ozan Orhon “Depresyon”la tekrar hayat buluyor

Müzik piyasasına küsüp 9 yıl üretim yapmadığı için pişman olduğunu söyleyen Ozan Orhon “Gözden uzak, gönülden ırak oldu. Fakat şimdi ‘Depresyon’ adlı şarkımla geri döndüm. 90’lar ruhuyla daha kaliteli sanat yapılıyor” dedi.

Birçok şarkısıyla 90’lı yıllara damga vuran Ozan Orhon, söz ve müziği Mustafa Arapoğlu imzası taşıyan yeni şarkısı ‘Depresyon’ ile geri döndü. Grand Müzik etiketiyle Hayrettin Güneş yapımcılığında yeni şarkısını hazırlayan Ozan Orhon, “Erkan Nas yönetmenliğinde kliplendirdiğim şarkımın adı ‘Depresyon’ ama ben şuan depresyonda değilim ve çok mutluyum” dedi. Üç yıl öncesine kadar depresyonda olduğunu, müzikten tam 9 yıl uzak kaldığını söyleyen Ozan Orhon “Müziğe küsmüş, depresyonda bir şekilde Kıbrıs’ta yaşarken üç yıl önce eşim Selcan ile tanışıp evlendik. Onun için İstanbul’a döndüm ve yine onun için müziğe başladım” dedi.

EŞİM SELCAN İLE ZOR GÜNLERDEN GEÇİYORUZ

Müzik çalışmalarının yanı sıra eşi Selcan Orhan’dan da bahseden Ozan Orhon, ”Üç senedir evliyim ve onun sayesinde bütün mucizeleri görüyorum. İyi ki evlenmişim Selcan ile iyi ki var” dedi. Eşi Selcan Orhon ağır bir hastalık sürecinden geçen sanatçı bu konu hakkındaki sorular üzerine şunları anlattı: “Eşim uzun ve çok zor bir hastalık sürecinden geçti. Hala da zor zamanlardan geçiyor, ben ona desteğim. En büyük ilaç sevgidir, biz birbirimizi sevgiyle tedavi ettik, eşim iyi daha da iyi olacak” ifadelerini kullandı.

SANAT CAMİASI KURTLAR SOFRASI

Sözlerine içinde bulunduğu camia ile devam eden Ozan Orhon, “Sanat camiası kurtlar sofrası, sanat camiası egolar savaşının yapıldığı bir dünya, sanatçı insan zaten egolarıyla yaşar, sanatçı kendine hayrandır, hepsi depresiftir. Çok nadirdir sanat dünyasında dostluklar ” dedi.