Yazılar

Sahurda çay içenler dikkat!

‘Ben akşamdan yiyip yatıyorum, uykum da bölünmemiş oluyor’, ‘sahura kalkmama gerek yok, açlığa dayanıyorum’, ‘sahur yapınca daha çok acıkıyorum’, ‘vücudum alışık, sahursuz da rahat oruç tutuyorum”… Bu ve benzeri söylemleri Ramazan’da çok sık duyuyoruz. Ancak dikkat! Sahura kalkmadan oruç tutmak, gün içerisinde baş ağrısından kan şekeri düşüklüğüne, sindirim sorunlarından halsizliğe ve konsantrasyon kaybına dek bazı sorunlara neden olabiliyor. Tabi sahurda tüketilen besinlerin seçimi de büyük önem taşıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Dönmez “Oruç sürecinde vücudumuz için en önemli öğünlerden biri olan sahura kalkmak, sağlıklı bir Ramazan geçirmenin temel taşlarındandır. Bununla birlikte oruç tutan kişilerin gün boyu enerjilerini koruyabilmesi, susuzluk hissini hafifletmesi ve açlıkla başa çıkabilmesi için sahurda doğru gıda seçiminin yapılması da son derece önemlidir” diyor. Sağlıklı ve dengeli bir sahur alışkanlığının Ramazan boyunca kişiyi daha enerjik ve sağlıklı tutacağını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Dönmez, sahurda sağlıklı beslenmenin 6 püf noktasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Dönmez

Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Dönmez

  • Tok tutan besinleri tercih edin

Sahurda yüksek lifli, protein açısından zengin ve sağlıklı yağlar barındıran peynir, domates, salatalık, yoğurt, tam tahıllı ekmekler, ceviz, badem ve zeytinyağı gibi gıdalar tüketmek tokluk hissi sağlayarak uzun süreli açlığa karşı dayanmayı kolaylaştırır. Sebzeler, meyveler, tam tahıllı ürünler ve baklagiller lif açısından zengindir ve sindirimi yavaşlatarak tokluk hissini artırır. Örneğin; bir kase yoğurt ve yulaf ezmesi üzerine dilimlenmiş meyve ve badem eklenmesi veya bir dilim ekşi maya ekmeği üzerine haşlanmış yumurta, peynir ve avokado dilimleri ile tercih edeceğiniz alternatifler ile gün boyunca tok kalma sürenizi ve enerji seviyelerinizi koruyabilirsiniz.

  • Yağlı ve şekerli gıdalardan kaçının

Sahurda yağlı yiyecekler ve şekerli besinler tüketmek, sindirim sistemini zorlar ve mide problemlerine yol açar. Ayrıca, bu tür yiyecekler kan şekerini yükseltip ardından düşüreceği için daha erken acıkmanıza, gün boyunca halsizlik ve baş ağrılarına sebep olur. Özellikle kavrulmuş, kızarmış yiyecekler yerine haşlama veya ızgara tarzı pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz. Doğal tatlılar (hurma veya kuru kayısı) ve sağlıklı yağlar (zeytinyağı gibi) tercih edin.

  • Protein kaynakları tüketin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Dönmez “Protein açısından zengin besinler, uzun süre tok tutar ve enerji seviyenizi yükseltir. Yumurta, peynir, yoğurt, süt, baklagiller gibi protein kaynakları sahur için ideal besinlerdir” diyor.

  • Kompleks karbonhidratlar tercih edin

Kan şekerini hızlı bir şekilde yükselten beyaz ekmek veya hamur işi yerine tam buğday ekmeği, yulaf, esmer pirinç gibi kompleks karbonhidratlar, sindirimi yavaşlatarak uzun süre tokluk sağlar. Bu tür besinler, kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur ve posa içeriği ile tokluk süresini uzatır.

  • Bol su için

Vücudun su ihtiyacını karşılamak için sahurda en az 2-3 bardak su içmek çok önemlidir. Sahurda tüketilen su, gün boyunca yaşanabilecek dehidrasyonu (susuzluk) önler. Sahurda kahve, çay ya da kafeinli içecekler tüketmek, idrar söktürücü özelliği nedeni ile oruç sırasında daha fazla su kaybına yol açar. Bu nedenle su, kafeinsiz içecekler veya bitki çayları daha doğru seçimler olacaktır. Ayrıca iftardan sahur bitimine kadar düzenli aralıklarla 2 litre su tüketmeye çok dikkat edin.

  • Aşırı tuzdan kaçının

Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Dönmez “Sahurda aşırı tuzlu gıdalar (zeytin, tuzlu peynir gibi) tüketmek, vücudun su kaybetmesine neden olur ve susuzluk hissini artırır. Bu nedenle, tuz alımını mutlaka sınırlandırın” diyor.

Kurban Bayramında et yerken neye dikkat etmeli

Kurban Bayramında et yerken neye dikkat etmeli

Kurban Bayramı, sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz, paylaşımların yoğunlaştığı, keyifli sofralarda çeşit çeşit yemeklerin yendiği güzel günleri içinde barındırıyor. Ancak bayramda beslenme alışkanlıklarının hızla değişmesi sağlık için bazı sakıncaları da beraberinde getirebiliyor. Özellikle bayram ziyaretlerinde sunulan ikramları kontrollü tüketmek, et ve tatlı tüketiminde aşırıya kaçmamak sağlıklı ve formda kalmak için önem taşıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Nihan Yakut, Kurban Bayramı’nda doğru beslenmek için önerilerde bulundu.

Uz. Dyt. Nihan YakutKurban etini kızartmaktan ve kavurmaktan kaçının

Kurban Bayramı’nda özellikle etin kesiminden saklamasına, tüketimine kadar pek çok noktaya dikkat edilmesi gerekmektedir. Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik hem pişirme hem de sindirimde zorluğa yol açar. Özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişiler kurban etlerini hemen tüketmemelidir. Etler 24-48 saat buzdolabında bekletildikten ve dinlendirildikten sonra haşlama, ızgara, buğulama şeklinde pişirilmelidir. Bekletilmeden tüketilen etler öğün sonrasında karında rahatsızlık, şişkinlik, gaz gibi şikayetlere neden olabilir. Pişirirken eti kızartmanız ya da kavurmanız, vücudunuza yüksek miktarda yağ almanıza sebep olacaktır. Mümkünse kavurma- kızartma gibi pişirme yöntemlerinden uzak durulması gerekmektedir.

Etlerin tazeliğini ve lezzetini doğru saklama koşulları ile koruyun

Kurban etini doğru şekilde saklamak, tazelik ve kaliteyi korumak için önemlidir. Taze kesilen etleri hemen buzdolabına yerleştirilmesi ve +4°C’lik soğuk bir ortamda saklanması gerekmektedir. Etler hava geçirmez poşetler veya kapların içinde muhafaza edilmelidir. Uzun süreli saklama için derin dondurucu tercih edilmelidir. Dondurmadan önce etlerin porsiyonlara ayrılması ve hava geçirmez kaplara yerleştirmesi gerekmektedir. Dondurucu sıcaklığını -18°C veya daha altında olmalıdır. Kurban etini doğru şekilde saklayarak tazelik, lezzet ve besin değerini koruyabilirsiniz.

Bayram sofralarında yeşil yapraklı sebzeler ile hazırlanmış salatalara yer verin

Kurban Bayramı’nda çoğu insanın et tüketimi normal günlere oranla artmaktadır. Özellikle kolesterol ve kalp damar hastalığı bulunan kişilerin miktar kontrolüne dikkat etmeleri gerekmektedir. Kırmızı ette bulunan doymuş yağ oranının yüksek olması kalp damar hastalıklarına davetiye çıkaracağından kurban etini tüketmeden önce yağlı kısımlarını ayırmalı ve elden geldiğince yağsız ve az yağlı et tüketilmelidir. Kırmızı et hem iyi protein kaynağı hem de yüksek oranda demir içermektedir. Etin içerisindeki demirin biyoyararlanımı artırabilmek için, iyi bir C vitamini kaynağı olan yeşil yapraklı sebzeler ile yapılmış salataya sofrada yer verilmesi doğru bir seçim olacaktır. Günlük kırmızı et tüketimi her birey için farklılıklar göstermekle birlikte sağlıklı bireylerde ortalama 100-300 gram aralığında olmalıdır.

Hem dengeli ve hem de çeşitli beslenin

Kurban Bayramı’nın içinde bulunduğu günlerde çeşitli besin gruplarından yeterli miktarda tüketmek önemlidir. Etin yanı sıra sebzeler, meyveler, tahıllar ve süt ürünleri gibi diğer besinleri de içeren dengeli bir beslenme planı oluşturulmalıdır. Özellikle et yenecek öğünde et miktarı 120 gr’ı (4 köfte kadar) geçmemeli, yanında çeşitli sebzelerle hazırlanmış az yağlı bol salata ve esmer ekmek türlerinden 1-2 dilim tercih edilebilir. Eğer pilav veya makarna tüketilecekse ekmek yenmemesi dengenin korunmasını sağlayacaktır. Aynı şekilde ekmek tüketilecekse pilav ve makarna tüketmek, dengeyi bozarak karbonhidrat yoğunluğunu arttırarak kilo alınmasına sebebiyet verecektir. Asitli, şekerli, kalorili içecekler yerine ayran, şekersiz komposto gibi içeceklerin tercih edilmesi de sağlığı korumak için doğru seçim olacaktır.

Yeterli ölçüde su tüketin

Bayramda aşırı et tüketimi, tuz oranının artmasına sebebiyet verebilmektedir. Bunun yanı sıra yetersiz su tüketimi de söz konusu olabilmektedir. Vücudun su ihtiyacını karşılamak için yeterli miktarda su içmek önemlidir. Özellikle Kurban Bayramı’nda tüketilen yiyeceklerin ardından su tüketimi daha da önem kazanır. Bol su içerek vücudun susuz kalmasının önüne geçilmeli ve sindirim-boşaltım sistemi sağlığı desteklenmelidir. Mutlaka gün içerisine yayacak şekilde 2-2,5 litre su içilmelidir.

Tatlıların porsiyonlarını küçültün

Bayramların olmazsa olmazı tatlılar ne yazık ki masum olmayabiliyor. Şerbetli tatlı, artan et tüketimi ve bayramın sıcaklara denk gelmesi ile kronik rahatsızlığı olan kişileri rahatsız edebilmektedir. Şerbetli ve ağır tatlılar yerine, daha hafif ve sağlıklı alternatifler tüketilmelidir. Hurma, kuru meyveler, sütlü tatlılar veya şekersiz tatlılar gibi seçenekler tercih edilebilir. Ayrıca ev yapımı tatlılar da kontrollü bir şekilde tüketilebilir. Şeker miktarını azaltmak için alternatif tatlandırıcılar kullanmak da diğer bir seçenek olabilir. Küçük porsiyonlarla tatlıyı tadabilir ve aşırıya kaçmadan da keyfini çıkarabilirsiniz.

Kısa bir yürüyüş ile harcanılan enerjiyi artırın

Kurban Bayramı döneminde egzersiz yapmak, sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmek açısından önemlidir. Bayram süresince yeme alışkanlıklarının değişmesi ve hareketsizlik, vücutta enerji birikimine ve kilo artışına neden olabilir. Bu nedenle düzenli egzersiz yapmak, metabolizmayı hızlandırarak kilo kontrolüne yardımcı olabilir. Yürüyüşe çıkmak, bisiklet sürmek, aile ile spor oyunları oynamak gibi aktiviteler bayram süresince fiziksel aktivite seviyesini artırabilir. Gün içerisinde 30-40 dakikalık kısa yürüyüşler yaparak harcadığınız enerjiyi artırabilirsiniz. Egzersiz, bayram süresince enerji seviyesinin yükselmesine yardımcıdır, stresi azaltır ve genel sağlığı destekler. Bu nedenle Kurban Bayramı’nda düzenli egzersiz yapmaya özen göstermek önemlidir.

İnatçı kilolardan kurtulmanın 9 püf noktası!

İnatçı kilolardan kurtulmanın 9 püf noktası!

Ne yapsanız bir türlü gitmiyor, gitse de geri geliyor, kalıcı olmuyor! Oysa bu uğurda diyet ve spor yaparak çok büyük emekler verdiniz, epey de yol aldınız ama gelin görün ki o inatçı son 3 kiloya takıldınız! Yine de moralinizi bozmayın. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu Korkmaz “Herkesin  vücudunda direnç gösteren son kilolar farklı olmakla birlikte aslında tavsiyelere uyarak, düzenli ve disiplinli ilerlendiğinde bu son 3 kiloyu, haftada 0.5-1 kilo vererek, 3 ile 6 hafta arasında sağlıklı bir şekilde vermek mümkün” diyor. Peki bu kilolar neden direniyor? İdeal kiloya ulaşmak için nelere dikkat etmek, hangi yanlışlardan kaçınmak gerekiyor? Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu Korkmaz inatçı kilolardan kurtulmanın 9 püf noktasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu Korkmaz

Düzenli egzersiz yapın

Son 3 kiloyu verebilmek için egzersizi ihmal etmeyin. Diyabet ve tansiyonunuz etkilenmiyorsa aç karnına egzersiz yaparak daha çok yağ yakabilirsiniz. Kilo vermek için en etkili egzersizler; yürüyüş yapmak, yüzmek ve bisiklete binmek gibi aerobik egzersizlerdir. 1 saat orta tempolu yürüyüş 300 kalori, 1 saat yüzme 600 kalori ve 1 saat bisiklet 600 kalori yakmanızı sağlar. Haftada en az üç gün ve en az 45 dakika yapacağınız orta tempolu düzenli egzersiz metabolizmayı hızlandırır, kalori yakımı sağlar, vücuttaki stresi azaltır ve yağ yakımını artırır. Böylece ideal kiloya ulaşılmasını ve kalıcı olmasını mümkün kılar.

Yeterli su içmeye dikkat edin

Yetersiz su tüketmek vücudun ödem tutmasına yol açarak kilonuza yansır. Her gün düzenli ve yeterince su için. Günlük tüketmeniz gereken su miktarını kilonuzu 30 ml ile çarparak bulabilirsiniz. Su tüketimini tek seferde değil, gün içerisine yayarak yapın. Yeterli su içmek metabolizmayı hızlandırır, açlık krizlerini önler, kilo vermeye yardım eder. Şekerli içeceklerden kaçının. Çay ve kahve su yerine geçmezken, vücudun ödem tutmasına sebep olabileceğinden çay ve kahve tükettiğiniz kadar ek su için. Özellikle son 3 kiloyu vermek için güne mutlaka büyük bir bardak su ile başlayın ve öğünlerden önce mutlaka bir iki bardak su tüketin.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu Korkmaz

Uykunuza özen gösterin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu Korkmaz “Yapılan çalışmalar; yetersiz uykunun vücutta açlık sinyali oluşturan hormonların daha çok salınmasına sebep olduğunu gösteriyor. Böylelikle açlık seviyesini artırarak, bireylerin daha çok şeker ve yağ içeren gıdalar tüketmesine yol açıyor. Erken uyumaksa gece atıştırmalarını önlüyor. Ayrıca uykudan önce besin alımı ne kadar erken bitirilirse uyku kalitesi bir o kadar artıyor. Yeterli ve kaliteli uyku, vücuttaki stresin azalmasını sağlayarak kilo vermenizi kolaylaştıracaktır. Son 3 kiloyu verebilmek için yeterli uyku alımına özen gösterin” diyor.

Diyetinizde yeşil çaya yer verin

Antioksidanlardan zengin yapısıyla yeşil çay, metabolizmanızı hızlandırır. Hızlı bir metabolizma daha çok ve daha iyi çalışarak, daha çok enerji harcar ve yağların yakılmasını sağlar. Yeşil çayın içerisinde bulunan epigallokateşin antioksidanı, vücutta yağ yakan hormonların salgılanmasına destek sağlar. Her gün 1 bardak sade yeşil çayı diyetinize ekleyin ve içerdiği epigallokateşinler sayesinde dinlenirken bile kalori harcayın. Böbrek ve tansiyon gibi sağlık problemlerinizi varsa yeşil çay tüketiminden kaçının. Yeşil çay satın alırken güvendiğiniz markaları tercih edin. Açıkta satılan çayları tercih etmeyin.

Proteinden zengin beslenin

Proteinlerin sindirimi vücuda diğer besin gruplarından daha fazla enerji harcatır. Böylelikle metabolizmanızı ve kilo vermenizi hızlandırır. Her öğüne ekleyeceğiniz et, tavuk, balık, kurubaklagil, peynir, yoğurt gibi yüksek protein kaynakları enerji harcanmasını artırır, tokluk süresini uzatır, aşırı kalori alımının önüne geçer ve sürekli atıştırma yapmanızı engeller. Son 3 kilonuz var ise mutlaka proteinden zengin beslenin ve proteinleri özellikle çiğ sebzeler gibi liften zengin besinlerle destekleyin.

Öğün atlamayın

Bilinenin aksine öğün atlamak, uzun süre aç kalmak kilo vermeyi hızlandırmaz. Tam tersine  metabolizmayı yavaşlatır ve inatçı son 3 kiloyu vermenizi engeller. Öğün atlamayın. Yemeğinizi her gün aynı saatlerde yemeye özen gösterin. Ancak sürekli de atıştırmayın çünkü sürekli bir şeyler atıştırmak vücudun yağ yakmasını engeller. Akşam yemeğini erken bitirip sabaha kadar bir şey yememek yağ yakımınıza destek sağlayacaktır. Bu nedenle gün içerisinde aç kalmak yerine gece açlığını takip edin ve akşam yemeğinden sonra atıştırmayın.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu Korkmaz

Mutlaka kahvaltı yapın

Güne mutlaka kahvaltıyla başlayın. Kahvaltı öğününü atladığınızda öğleye doğru aşırı düşmüş kan şekeri ile birlikte daha yüksek karbonhidrat, şeker ve yağ içeren gıdalara yönelebilirsiniz. Özellikle kahvaltınıza ekleyeceğiniz yumurta, peynir gibi yüksek proteinli gıdalar uzun saatler tok kalmanıza ve daha hafif bir öğle yemeği tüketmenize destek olacaktır. Ayrıca kahvaltıda yüksek protein ile güne başlamak metabolizmanızı hızlandıracağı için kilo vermenizi kolaylaştıracaktır. Son 3 kiloyu verebilmek için güne yüksek proteinli, basit şeker içermeyen bir kahvaltı ile başlayın.

Stresi yönetin

Stres vücudumuzda kortizol hormonunun salgılanmasına sebep olur. Yüksek kortizol düzeyi kan şekerini yükseltir ve böylelikle vücudun yağ depolamasına yol açar. Ceviz, semizotu, balık gibi omega-3 ve C vitamini yönünden zengin koyu yeşil sebzelerden yeterli beslenmek stres hormonlarını azaltmaya yardımcı olur. Egzersiz ve meditasyon da iyi ruh halini destekleyecektir. Son 3 kiloyu vermeyi kolaylaştırmak için stresi yönetme becerisi edinin ve diyetinizi omega-3 ve C vitamini yönünden zenginleştirin.

Umutsuzluğa kapılarak vazgeçmeyin!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Uzunoğlu Korkmaz, istenen kiloya ulaşmayı engelleyen, dirençli son kiloların nedenini ‘set point’ (ayar noktası) teorisiyle şöyle açıklıyor: “Set point teorisi, vücudun ağırlığını belirli bir aralıkta tutmaya çalıştığını ifade eder. Beslenmenizde daha az kalori almaya başladıktan bir süre sonra vücut bir savunma mekanizması oluşturur ve hormonların salgılanması, açlık, tokluk durumunuz değişmeye başlar. Vücut kaybettiği yağları geri kazanmak için elinden geleni yapmaya çalışır ve belki de diyetinizi sürdüremez hale gelebilirsiniz. Bu noktada umutsuzluğa kapılarak vazgeçmemek aksine kararlı ve disiplinli bir şekilde bu yöntemleri uygulamaya devam etmek gerekir.”

Bozanın bilinmeyen faydaları!

Bozanın bilinmeyen faydaları!

Geleneksel Türk içeceği olan boza, Balkanlar, Kırım, Kafkasya, Mısır ve Orta Asya başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde sıkça tüketiliyor. Özellikle soğuk kış günlerinde tercih edilen ve fosfor, sodyum mineralleri ile çeşitli vitaminleri içeren bozanın bir bardağı vücuda çok önemli faydalar sağlıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Gözde Akın, bozanın faydaları hakkında bilgi verdi.

Pause Dergi

Dyt. Gözde Akın

Mineral ve vitamin deposu

İnsan sağlığı için yararlı mikroorganizmaları içeren fermente tahıl bazlı bir içecek olan boza ülkemizde; darı, mısır, pirinç, çavdar, yulaf, buğday gibi tahılların öğütülmesi, su ilave edilerek pişirilmesi ve daha sonra şeker eklenerek maya ile laktik asit fermantasyonuna tabi tutulması ile üretilmektedir. Bozanın kıvamı koyu olup, açık sarı bir renge, tatlı ekşimsi lezzete ve asidik-alkollü bir kokuya sahiptir. Fermantasyon ürünleri olan laktik asit ve CO2 bozaya lezzet ve ferahlatıcı özellik vermektedir. Boza; fosfor ve sodyum mineralleri ile A, B1, B2, E, C ve Niasin vitaminleri içermektedir.

Bozanın 9 faydası

  1. Sağlık üzerine etkilerine dair yapılan araştırmalar bozanın fenolik bileşenler ve antioksidan aktivite açısından önemli bir kaynak olduğunu ortaya koymaktadır. Bozanın hammaddesi olan tam taneli tahıllar fenolik maddeler açısından oldukça zengindir. Fenolik bileşikler antioksidan özelliklere sahip olup, kanser ve kalp hastalıkları gibi serbest radikallerin rol aldığı dejeneratif hastalıklara karşı koruyucu etki göstermektedir.
  2. Fermente probiyotik gıdalar, canlı mikroorganizmalar içermesi nedeniyle bağırsak mikrobiyatası ve genel sağlık üzerinde yararlı etkileri vardır.
  3. Geleneksel fermente bir besin olarak sınıflandırılan boza, probiyotik yapısı ve içerdiği yüksek laktik asit içeriği sebebiyle bağırsak florasını olumlu etkiler.
  4. “Sıvı ekmek” olarak da adlandırılan boza, vücuda sıcaklık veren yüksek kalorili bir içecektir. Yüksek kalorisi nedeniyle tok tutan boza zengin vitamin ve mineral kaynağıdır.
  5. Yüksek protein, yağ ve karbonhidrat içeriğinden dolayı besin değeri yüksektir.
  6. Besin değeri ve kalorisi yüksek bir içecek olduğundan kilo almak isteyenler, ergenlik dönemindeki bireyler, sporcular, gebeler, emzirme dönemindeki anneler için tercih edilebilir bir enerji kaynağıdır.
  7. Emzirme döneminde anne sütünü artırıcı etkisi gözlenmiştir.
  8. Niasin içeriğinden dolayı kalp ve damar hastalıklarına olumlu etkisi araştırılmaktadır.
  9. Boza, salep gibi öksürük tedavisinde kullanılmaktadır.

Tüketim miktarına dikkat edilmeli

Karbonhidrat içeriğinin yüksek olması sebebiyle; obezite ve diyabet hastalarının, gestasyonel diyabeti yani gebelik şekeri olan bireylerin porsiyon kontrolünü bir uzman ile belirlemeleri daha uygundur. Aynı zamanda yüksek fosfor içeriğinden dolayı da böbrek hastaları için olumsuz etkiye sahip olabilir.

Sıcak ya da soğuk içebilirsiniz

“Boza sıcak mı yoksa soğuk mu içilir?” sorusu tartışma konusu olabilmektedir. Bozanın tüketimi genellikle gecedir. Bunun çıkış noktası ise bozanın gün sıcaklığında çabuk bozulabilir olmasıdır. Bozacıların hava karardıktan ve sıcaklık düştükten sonra satmalarının sebebi de budur. Sıcak bir içecek olarak algılanmasına rağmen aslında boza daha çok soğuk içilmektedir. Ancak tercihe göre marketten alınan veya dolapta kıvamı yoğunlaşan boza bir miktar ısıtılıp da tüketilebilmektedir.

Bozayı uzun süreli bekletmeyin

Bozanın tüketiminde en önemli noktaların başında muhafaza edilmesi gelmektedir.  Bozanın muhafazası tercihen +4 derecede buzdolabında olmalıdır. Yüksek sıcaklıkta maya ve asetik asit bakterileri hızla çoğalarak bozanın duyusal özelliklerinde değişime neden olmaktadır. Bozanın raf ömrü 15 gün kadar olup fermantasyonun her aşamasında pH değeri 3.5’in altına düşünceye kadar tüketilebilmektedir. Yapılan çalışmada, bozanın +4°C’de depolandığında raf ömrünün 1 ya da 2 hafta arasında olduğunu, sonrasında ürün asitliğinin yükselerek tüketilemez hale geldiğini belirtmişlerdir.

Boza nasıl yapılır?

Ham maddeler (darı, mısır, pirinç, çavdar, yulaf, buğday gibi tahıllar)  → Kaynatma (1-2 saat) → Soğutma ve süzme → Şeker ilavesi (%20 oranına kadar) → Fermantasyon (15-25°C, 24 saat) → Soğutma (15°C altına) → Paketleme ve depolama

Öncelikle tahıl iyice yumuşayıncaya kadar kaynatılır. Püre haline getirilerek ince delikli bir süzgeçten geçirilir. Süzgeçten geçirilen kısım tamamen soğutulur. Bu arada ılık süt, toz şeker ve maya bir kapta karıştırılır. Hazırlanan bulgur lapasının içine maya eklenerek 24 saat bekletilmek üzere serin ve karanlık bir ortama alınır. Ara sıra bekleyen bozanın kapağı açılarak havalandırılır. 24 saat sonra boza karışımına toz şeker ve su azar azar eklenerek istenilen kıvama getirilir. Daha sonra kıvamının biraz daha artması için buzdolabına alınır.

Antep fıstığının faydaları saymakla bitmiyor!

Antep fıstığının faydaları saymakla bitmiyor!

Antep fıstığı, yeterli şekilde tüketildiğinde birçok sağlık sorununun ortaya çıkmasını engelliyor, tokluk hissi oluşturduğu için kilo kontrolü sağlıyor. Yetiştiği bölgelerde ‘yeşil altın’ olarak bilinen ve endüstriyel değeri yüksek Antep fıstığı, yeterli miktarlarda yenildiğinde vücudun ihtiyacı olan tüm vitamin, mineral ve proteinleri sağlıyor. Diğer kabuklu yemişlere göre düşük bir yağ ve enerji içeriği olan Antep fıstığı, antioksidan özelliği ile ön plana çıkıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Betül Merd, Antep fıstığının faydaları hakkında bilgi verdi.

Şam fıstığı olarak da biliyor

Sakız ağacı ailesinden olan Antep fıstığı aslında bir meyvedir. Kuruyemiş olarak tüketilen sert kabuklu meyve Anadolu’da Şam fıstığı olarak da bilinmekte, üreticisine kazandırdığı için de yeşil altın veya altın ağacı olarak adlandırılmaktadır. Meyvenin oluşumu ve gelişimi diğer meyvelere göre biraz farklıdır.

Mineral ve vitamin deposu

Mineral ve vitamin açısından zengin olan Antep fıstığı, enerji içeriği yüksek olması nedeniyle helva, baklava ve sütlü tatlılar ile atıştırmalık yiyeceklerde kullanılmaktadır. Sporcular için önerilen bir besin olan Antep fıstığı; protein, yağ ve yağ asitleri ile antioksidan içeriği nedeniyle besleyici değeri yüksektir. Antep fıstığının besin değeri fındık, ceviz ve badem gibi sert kabuklu kuruyemişlerle karşılaştırıldığında bu yemiş daha düşük bir yağ ve enerji içeriğine sahiptir. Diğerlerine göre lif düzeyi de yüksek olduğu için sindirimi daha kolaydır. B1, B6, E ve A vitaminleri ile demir, potasyum, beta-karoten, toplam fitosterol ve lutein değerleri açısından kabuklu yemişlerde birinci sıradadır. Ayrıca Antep fıstığının yağı da kozmetik sanayinde kullanılmaktadır.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dyt. Betül Merd

Günde 50 gr Antep fıstığı öneriliyor

  1. Antep fıstığının tüketimi ile ilgili yapılan araştırmalarda hastalıklardan korunmaya yardımcı bir besin olarak ön plana çıkmaktadır. Az miktarda tüketiminin dengeli beslenmeye katkısının olduğu ve birçok sorunun ortaya çıkmasını engellediği belirlenmiştir. Vücudun ihtiyacı olan vitamin, mineral ve protein için günde 50 gram tüketilmesi önerilmektedir.
  2. İçeriğinde amino asitlerin % 2’sini oluşturan L-arginin arter genişletici özelliğine sahiptir. Damar esnekliğini koruyarak kan akışının artmasını desteklemektedir.
  3. Bitkisel protein nedeniyle antioksidan flavonoidler, doymamış yağ asitleri ve içeriğindeki posa sebebiyle karbonhidrat toleransını iyileştirdiği ve tokluk kan şekerini dengelediği için tüketimi şeker hastalarına önerilmektedir. Pirinç ve makarna gibi karbonhidrat kaynaklarına eklenerek tüketildiğinde vücuttaki glukoz seviyesini düşürdüğü belirlenmiştir. Antep fıstığı diyabet riskini düşüren etkenlerden biridir.
  4. Uzun süre tokluk hissinin sağlayan ve yemek sonrası kan glikoz konsantrasyonlarının düşmesine etki eden Antep fıstığı, düşük glisemik indekse sahip bir besindir.
  5. Yapılan bir çalışmada ise Omega yağ asitleri yönünden zengin olan Antep fıstığı tüketiminin kan plazmalarında HDL artışından dolayı kolesterol seviyesinin azalmasına katkıda bulunduğu belirlenmiştir. Doymamış yağ asitleri kötü kolesterolü (LDL) azaltmaktadır.
  6. Damar tıkanıklığı ile ilgili hastalıkların önlenmesinde rolü vardır. Ayrıca koroner kalp hastalıkları riskinin azaltılmasına önemlidir. Sodyum içeriğinin düşük;  potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi mineral içeriğinin ise yüksek olmasından dolayı kan basıncının düzenlenmesine katkıda bulunur.
  7. Kilo kontrolünde önemli bir yere sahiptir. Yapılan araştırmalarda çok sık Antep fıstığı tüketen kişilerin zayıf olduğu ortaya çıkmıştır.
  8. Afrodizyak etkisi olan Antep fıstığının erkeklerde cinselliği büyük ölçüde etkilediği belirlenmiştir.
  9. İçeriğindeki bakır nedeniyle demirin vücutta kolay bir şekilde emilimini sağladığı için kansızlığa iyi gelebilmektedir. B6 vitamini nedeniyle de kandaki oksijenin taşınmasına yardımcı olabilmektedir.
  10. B6 vitamini sinir sisteminin düzenli çalışması için gerekli olan bir vitamindir. B6 sinir sisteminin ihtiyacı olan birçok aminoasidin yapılmasına yardım etmektedir.
  11. İçeriğindeki B6 vitamini sayesinde bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkıda bulunarak hastalıklara yakalanma riskinin azalmasına yardımcı olmaktadır.
  12. İçeriğindeki yüksek E vitamininin antioksidan özelliği sayesinde Alzheimer hastalığının seyrinin yavaşlatılmasında rol oynamaktadır, hücre yenilenmesine katkı sağlamaktadır.
  13. Zengin mineral ve vitamin içeriği nedeniyle özellikle çocukların tüketmesi gereken bir yemiştir. Sağlıklı bir fiziksel gelişim için çocukların beslenme programına eklenmelidir.
  14. Antep fıstığındaki A vitamini; kemik gelişimi ile büyüme ve kanserden korumada rol oynamaktadır.

Bayramda Yemeği Fazla Kaçırdıysanız Bu Detoks Tam Sizlik!

Bayramda Yemeği Fazla Kaçırdıysanız Bu Detoks Tam Sizlik!

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Derya Fidan, bayramda yemeği fazla kaçıranlar için bir detoks önerisi paylaştı.

Yoğun beslenmeye maruz bıraktığımız bedenimizi arındırmak ve fazlalık oluşturan bizi rahatsız eden vücut yağını yakmak için bayram sonrası detoksunu yapmayı deneyebilirsiniz. 3 gün boyunca düzenli olarak yapacağınız bu programda, bol miktarda su içmeye ve hareketinizi arttırmaya özen göstermeyi unutmayın.

Sabah kahvaltısı;

  • * 4 yemek kaşığı kadar yoğurt
  • * 2 yemek kaşığı kadar yulaf
  • * 1 ince dilim ananas veya 12 adet kiraz
  • * 10 tane çiğ badem veya fındık
  • * 1 çay kaşığı toz tarçın ve çörekotu

Tüm malzemeler karıştırıp tüketilsin.

Ara öğün;

  • * 1 fincan kiraz sapı bitki çayı

Öğle yemeği;

  • * 200 ml kadar smoothie (Tarifi aşağıda)

Karaciğer temizleyici smoothie tarifi

  • * ½ su bardağı marul
  • * ½ su bardağı maydanoz
  • * ½ küçük boy pancar (yıkanmış ve dörde bölünmüş)
  • * 1 adet elma (çekirdek ve tohumları çıkarılmış)
  • * 1 adet limon (soyulmuş)
  • * 2 dilim taze zencefil
  • * 1 yemek kaşığı chia tohumu
  • * 1 tatlı kaşığı karahindiba veya 1 adet çiğden enginar
  • * ½ su bardağı içme suyu

Ara öğün;

  • * 1 fincan sütten yapılmış şekersiz kahve
  • * 10 tane çiğ badem veya fındık

Akşam yemeği;

  • * 6-8 yemek kaşığı kadar sebze yemeği (etsiz ve susuz alınsın)
  • * 1 kase yoğurt
  • * Çiğ ıspanak ve rokadan zengin mevsim salata (nar ekşisi ve mısır yok)

Gece;

  • * 1 fincan melisa çayı