Yazılar

Yazın hangi dondurma yenmeli

Yazın hangi dondurma yenmeli

Çilekli, limonlu, kavunlu, çikolatalı, kaymaklı ve daha niceleri… Dondurma, özellikle bunaltıcı yaz sıcaklarında serinlemek için en çok tercih edilen tatlılar arasında yer alıyor. İçeriğinde karbonhidrat ve proteinin yanı sıra, kalsiyum, fosfor, magnezyum, potasyum, sodyum, demir ve çinko gibi mineraller ile A, B vitaminleri ve D, E ile K vitaminlerini belirli seviyelerde barındırıyor. Zengin besin öğesi içeriğiyle diğer ağır tatlılarla kıyaslandığında dondurma hafif ve sağlıklı bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor. Ancak her besinde olduğu gibi dondurma tüketiminde de porsiyon kontrolünün sağlanamaması; kan şekerinin yükselmesi, ağırlık artışı ile bel çevresinin yağlanması gibi olumsuz sağlık etkilerine neden olabiliyor.

Bunların yanı sıra güvenilir ve doğru koşullarda muhafaza edilmediğinde besin zehirlenmeleri meydana gelebiliyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu, sağlığımızı olumsuz etkilememesi için dondurmanın çeşidine, tüketim miktarına ve sıklığına dikkat etmemiz gerektiğini belirterek, “Diyabet sorununuz yoksa, sağlıklı vücut ağırlığındaysanız, haftada 2-3 kez 2 top dondurmayı külahsız ve sos ekletmeden tüketebilirsiniz. Zira, külah ve ilave edilen soslar dondurmanın enerji içeriği ile karbonhidrat miktarını ekstra olarak arttırıyor.” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu, dondurmanın faydalarını maksimum seviyede tutmak için tüketirken dikkat etmemiz gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Acıbadem Ataşehir Hastanesi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu

Sağlıklı ve hafif bir tercih

Yazın hareketsiz bir düzene sahipseniz, sıcakların da etkisiyle yavaşlayan metabolizma hızınız için ağır ve şerbetli tatlılar risk oluşturabiliyor. Bu tür tatlılar kan şekerinde dengesizlik, vücut ağırlığında artış, ani acıkma atakları, sinirlilik, baş ağrısı ve artan susama hissi gibi sorunlar oluşturabiliyor. Bu nedenle tercihinizi şeker ve yağ içeriği yüksek şerbetli tatlılar yerine, sindirimi daha rahat olan dondurmadan yana kullanmanız, daha sağlıklı bir seçim olacaktır. Zira dondurma sütle yapıldığı için nispeten daha düşük enerji değerine sahip. Dolayısıyla kontrollü tüketildiğinde kan şeker dengesizliklerine ve vücut ağırlığı artışına yol açmıyor.

Kemik ve diş sağlığına katkıda bulunuyor

Kemik ve diş sağlığı için önemli bir mineral olan kalsiyumun yetersizliğinde kemik erimesi, diş çürükleri ve kayıpları, kemiklerden kalsiyum çekilmesi gibi sağlık problemleri gelişebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu, ana maddesi süt olan dondurmanın kalsiyum ihtiyacınızın desteklenmesine yardımcı olacağını belirterek, “Ancak tercih edeceğiniz dondurmaların süt tozu içermemesine ve paketli olmamasına özen gösterin. Ayrıca dondurmanın tek başına bir kalsiyum kaynağı olmadığını, fazla tüketiminde ise ağırlık artışına ve kan şekeri yükselmesi gibi olumsuz sağlık etkilerine yol açabileceğini unutmayın” diyor.

Kalp sağlığını destekleyebiliyor

Dondurma içerdiği potasyum, fosfor, kalsiyum mineralleri sayesinde kalp damar sağlığının korunmasında destekleyici rol oynayabiliyor. Ancak dikkat! Porsiyon kontrolünü sağlayamadığınız taktirde, içerdiği doymuş yağ ve şeker olumsuz sağlık etkilerine neden olabiliyor.

Mutluluk veriyor

Dondurma, ağızdaki serinletici ve susuzluğu giderme mekanizmasına olan etkisiyle beyindeki haz merkezini uyararak keyifli ve mutlu hissetmenize destek olabiliyor.

Enerjinizi arttırıyor

Dondurmanın karbonhidrat içeriği sayesinde verdiği enerji günlük beslenmeye destek olabiliyor. Özellikle zayıf çocuklarda ve yoğun mide bulantısı olan iştahsız hamilelerde, dondurma nötr tadı ve zengin besin ögesi içeriği sayesinde enerji alımının artmasına katkıda bulunabiliyor.

Acıbadem Ataşehir Hastanesi

Çocuklar için atıştırmalık alternatifi

Karbonhidrat, protein ve yağın yanı sıra vitaminler ile kalsiyum başta olmak üzere birçok minerali içermesi nedeniyle, çocuğunuzun atıştırmalık saatini çeşitlendirmek için hijyenik ortamlarda doğru malzemeler ve yöntemlerle hazırlanan dondurmaları tercih edebilirsiniz. “Ancak dondurmanın fazla tüketiminin çocukluk çağı obezitesi için risk oluşturabileceğini dikkate almalısınız” uyarısında bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu, sözlerine şöyle devam ediyor: “Tüketim sıklığı ve miktarı doğru ayarlanamazsa dondurmanın şeker, glikoz-fruktoz şurubu ve yüksek yağ içeriği olumsuz sağlık etkilerine neden olabiliyor. Bu sebeple besin etiketini okuyarak dondurmanın içerdiği enerji ve şeker içeriği, tüketim sıklığı ile miktarları göz önüne alınarak kontrollü tüketim sağlanmalı. Hafif kilolu ve şişman çocuklarda dondurma tüketimi haftada 2 top ile sınırlanabilir”

Dondurma tüketirken 6 kurala dikkat!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu, dondurma tüketirken dikkat etmemiz gereken kuralları şöyle sıraladı:

  • Çok aç olmadığınız zaman tüketin: Dondurmayı çok aç olmadığınız bir zaman diliminde tüketin. Aksi taktirde 2 top dondurma yeterli gelmeyecektir. Bu şekilde ani kan şekeri yükselmelerinin de önüne geçebilirsiniz.
  • Külah yerine kapları tercih edin: Külah yerine kapta tüketmeyi tercih ederek dondurmadan gelen kaloriyi azaltmanız sizin elinizde.
  • Sade veya meyveli olanları seçin: Üzerine eklenen soslar, meyveler ve kuruyemişler, dondurmanın kalorisini arttırabiliyor. Bu nedenle dondurmayı sade ya da meyveli olarak tercih etmeniz daha uygun olacaktır. Aksi halde hafif ve masum bir besinsel kaynak olan dondurmanın enerji içeriği çok yükselebiliyor.
  • Ambalajında buz kalıntıları varsa, dikkat: Dondurma alırken ambalajların üzerinde buz kalıntılarının olmamasına özen gösterin. Buz kalıntıları olan dondurma eriyip tekrar donmuş olabilir. Bu durum bakteriyel üremeye açık olacaktır.
  • Pastörize sütten yapılmış olmalı: Sıcak yaz günlerinde dondurmanın hijyen kurallarına uygun olarak hazırlanması oldukça önemli. Dondurmanın ham maddesi olan süt sıcak hava koşullarında hızla bozulabilen bir besindir. Bu nedenle besin zehirlenmesine karşı dondurmanın açık sütten değil, pastörize sütten yapılmış olması sağlık açısından daha uygundur.
  • Etiketini mutlaka okuyun: Yapımında farklı kaynaklar ve üretim teknikleri kullanıldığı için açık veya ambalajlı dondurma tüketirken güvendiğiniz markaları tercih etmeye ve etiketlerini okumaya özen gösterin.

Yılbaşında yemeği fazla kaçırdıysanız. Şunları yapın…

Yılbaşında yemeği fazla kaçırdıysanız. Şunları yapın…

Yeni bir yılın gelmesiyle duyulan sevinç ve heyecan yılbaşı sofralarında porsiyon kontrolünü kaybetmeye neden olabiliyor. Elbette senenin sadece bir gününde olan bu özel gecede kısıtlama yapmak zor olacaktır. Ancak yılbaşı gecesi gibi özel gecelerde besinlerin ve alkollü içeceklerin tadımlık değil de doyumluk olarak tüketilmeleri yüksek enerji alımına ve vücutta yağ olarak depolanmalarına yol açabiliyor. Aynı zamanda sindirimi zorlaştırabilecek yağlı ve ağır yemeklerin tercih edilmesi, alkol alımı ve yemeğin şekerli besinler ile sonlandırılması yılın ilk gününde mide ve sindirim rahatsızlıklarına sebebiyet verebiliyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu, yılbaşı akşamında yapılan esnek beslenme düzenini telafi etmenin, bir başka deyişle metabolizmanın normale dönmesini sağlamanın ve vücut yağlanmasının önüne geçmenin, yılın ilk gününde tercih edilen beslenme şekli ve fiziksel aktivite ile mümkün olduğunu belirterek, “Aslında yılın sadece ilk günü değil her günü sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen göstermemiz, sağlıklı bir yaşam için çok önemli. Bunun için her gün 4-5 porsiyon sebze ile meyve tüketmeyi ve düzenli olarak egzersiz yapmayı yaşam tarzı haline getirmeliyiz.” diyor.  Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe ena Burcu, yılın ilk günü dikkat etmeniz gereken beslenme kurallarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu

Güne su ile başlayın

Yılın ilk gününde en büyük yardımcınız su olsun. Su, toksik maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasında, hücrelerin, dokuların, organ ile sistemlerin çalışmasında, yaşam için gerekli biyokimyasal tepkimelerin gerçekleşebilmesi ve metabolizmanın düzgün çalışabilmesinde hayati bir önem taşıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu, su tüketimini güne dengeli olarak dağıtmanız gerektiğini belirterek, “Bir seferde çok fazla su içmek ödeminizin artmasına yol açarak aksi etki oluşturabiliyor. Ayrıca suyun içerisine ekleyeceğiniz limon, salatalık, tarçın, zencefil, meyve ve sebze dilimleriyle infüze su elde ederek hem vitamin ve mineral alımınıza katkı sağlayabilir hem de sindirim sisteminizi rahatlatabilirsiniz” diyor.

Kahvaltıda midenizi rahatlatın!

Yılın ilk gününe, midenizi rahatlatmak için sindirimi kolay besinlerin yer aldığı bir kahvaltıyla başlayın. Yulaf-yoğurt-ananas-badem dörtlüsüyle yılın ilk gününe ödem atarak başlamanız mümkün. Yulaf, içerdiği beta-glukan sayesinde bağırsak hareketlerini arttırarak dolaşımın hızlanmasına ve ödemin atılmasına yardım ediyor. Yoğurt, probiyotik içeriğiyle sindirim ve bağırsak hareketlerini düzenliyor. Badem, içeriğindeki esansiyel yağ asitleri sayesinde metabolizmayı hızlandırıcı etki gösteriyor. Ananas da içeriğindeki bromelain ile ödemi etkili bir şekilde azaltmaya destek oluyor.

Sebze ağırlıklı hafif beslenin

Yılbaşı günü tüketilen yüksek enerjili besinlerin etkisini dengelemek için ertesi gün sebze ağırlıklı beslenin. Sebzelerin düşük enerji yoğunluğu, yüksek posa ve su içerikleri hem bağırsak hareketlerinizin etkili çalışmasını sağlıyor, hem de bir gün önce alınan yüksek enerjinin dengelenmesine yardımcı oluyor. Öğünlerinizde brokoli, karnabahar, lahana, pazı, ıspanak ve brüksel lahanası gibi mevsim sebzelerine yer verin. Bu sebzelere alternatif olarak mercimek ve nohut gibi kurubaklagiller ile hazırlayacağınız salataları da öğünlerinizde tercih edebilirsiniz.

Sağlıklı karbonhidratları seçin

Karbonhidratlar vücutta depolanırken aynı zamanda su tutuyorlar. Yılbaşı gecesi tercih edilen tatlı, hamur işleri ve şekerlemeler gibi basit karbonhidratların yüksek tüketiminden dolayı, vücut bu karbonhidratları sindirebilmek için daha fazla su tutabiliyor. “Bu durum vücutta ödeme yol açabiliyor” uyarısında bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu, “Ödem oluşumunu önlemek için karbonhidrat içeren ekmek, makarna, pilav, börek ve tatlı gibi besinlerin tüketimini ertesi gün kesin. Kan şeker regülasyonunuzu bozmamak için tam tahıllı kompleks karbonhidrat alternatiflerini tercih edebilirsiniz.” diyor.

Kahve yerine bitki çaylarını tercih edin

Yılbaşı gecesi tüketilen şekerli besinler ile alkollü içecekler şişkinlik ve hazımsızlık gibi sindirim problemlerine neden olabiliyor. Yeşil ve beyaz çay, yüksek antioksidan kapasiteleriyle ödem atmanıza ve vücut enerjinizin yükselmesine; rezene, şişkinliğinizin giderilerek sindiriminizin rahatlamasına; papatya ve melisa çayları ise yeni yılın ilk gününe daha sakin ve huzurlu başlamanıza yardımcı oluyor. Ayrıca yılbaşı gecesinden kalan yorgunluğunuzu azaltmak için kahve tüketiminizi arttırmayın. Zira kafein diüretik (idrar söktürücü) etkisi sebebiyle sık ve yüksek miktarda tüketildiğinde vücutta sıvı kaybına, bunun sonucunda ödeme neden olabiliyor.

Pause Dergi

Düşük kalorili diyetlerden kaçının

Yılbaşı gecesi değişen beslenme düzeninizle yüksek enerji yoğunluklu besinleri, gazlı ve alkollü içecekleri tüketmeniz metabolizma hızınızın yavaşlamasına neden olabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu, şok diyet adı altındaki düşük kalori içerikli diyetlerin metabolizmanızın daha çok yavaşlamasına yol açabileceğine işaret ederek, “Gün içerisindeki uzun süreli açlıklar kan şeker regülasyonunuzun bozulmasına ve iştah kontrolünüzde güçlük çekmenize sebep olabiliyor. Bu nedenle gün içinde aç kalmamaya dikkat edin. Yılın ilk gününde metabolizmanızı canlandıracak bir beslenme düzeni sağlayın” diye konuşuyor.

Ara öğünde kefir tüketin

Kefir, probiyotik ve kalsiyum içeriğiyle mineral dengesini sağlayarak vücuttan ödem atan besinler arasında yer alıyor. Kefirin içeriğindeki antioksidan özellik gösteren bileşenler hücreleri oksidatif hasara karşı koruyarak vücut direncini arttırıyor. Bu etkisi sayesinde, yeni yılın ilk günü tüketeceğiniz kefir ile vücut enerjinizi arttırabilirsiniz. Kefirin yüksek protein içeriği gün boyunca tokluk hissinizin oluşmasına yardımcı olarak ana öğünlerdeki iştah ve porsiyon kontrolünüze de destek verecektir.

Yürüyüş yapın

Yılbaşı gecesi besin ve alkol tüketiminde porsiyon kontrolü kaçabiliyor. Özellikle yüksek miktarda tüketilen alkollü içecekler kolaylıkla yağa dönüşerek depolanabiliyor. Yeni yılın ilk gününde yorgunluğunuzu bir kenara bırakıp hareketsiz kalmaktan kaçının. Zira, uzun süre hareketsiz kalmak vücuttaki lenf dolaşımını azaltarak ödeme yol açabiliyor. Yeni yılın ilk gününden başlayarak haftada toplam 150 dakika yapacağınız yürüyüşleri yaşam tarzı haline getirin.

Günlük su ihtiyacınızı bu formülle hesaplayın…

Günlük su ihtiyacınızı bu formülle hesaplayın…

Havaların soğumasıyla birlikte pek çok kişi su içmek için susamayı bekliyor! Bununla da kalmayıp soğuk havalarda ‘içim ısınsın’ diyerek çay ve kahve tüketimini artırıyor. Üstelik çay ve kahvenin suyun yerini tutabildiğini düşünüyor! Acıbadem Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu, tüm bu yanlışlar nedeniyle özellikle kış aylarında vücudun yaşamsal fonksiyonları için kritik öneme sahip olan su tüketiminin azaldığını, oluşan sıvı kaybıyla böbreklerden kalbe bir çok organın zarar gördüğünü vurgulayarak “Gün içerisinde tüketilen kahve ve çay gibi kafein içeren içecekler diüretik (idrar söktürücü) etkiye sahip olduklarından aşırı tüketimleri vücutta sıvı kaybına neden olmaktadır. Bu içecekleri sınırlı tüketmeli, çay ve kahvenin hemen ardından da mutlaka bir bardak su içmeyi ihmal etmemelisiniz” diyor. Suyun az içilmesi kadar fazla tüketilmesinin de zararlı olduğunu, basit bir formülle kişinin günlük su ihtiyacını hesaplayabileceğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu, kışın su tüketimine yönelik çok önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu

Kışın enfeksiyonlar da eklenince!

Vücuttaki yaşamsal fonksiyonların devamlılığı için her gün yeterli miktarda su tüketimi büyük önem taşıyor. Yaz ayları kadar fazla olmasa da kışın da terleme, idrar, fiziksel aktivite, proteinli ve tuzlu yiyeceklerin fazla tüketilmesi hatta nefes almayla dahi vücutta su kaybı oluşuyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu, kış aylarında sık rastlanan ateşli hastalıklarda solunum yoluyla, ishalde ise bağırsak yoluyla sıvı kaybı ortaya çıkabildiğini belirterek, vücuttaki suyun dengesinin yaşamsal önemi olduğunu, günlük yaşam alışkanlıkları arasına mutlaka yeterli su tüketiminin eklenmesi gerektiğini vurguluyor.

Kim, ne kadar su tüketmeli? İşte formülü!

Yetişkin bir insan vücudunun ortalama yüzde 60’ı sudan oluşuyor. Yetersiz su tüketimi sonucu baş ağrısı, halsizlik, bilinç bulanıklığı gibi durumlar görülmesi kaçınılmaz olabiliyor. Yeterli su tüketiminin kalp sağlığı için de kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Ayşe Sena Burcu “Su kaybının fazla olması durumunda kan hacmi azalır, dolaşım yeterli olamaz, besin öğelerinin doku ve organlara ulaştırılmasında doğacak sorunlar bu organların işlevine yansır. İleri seviyede sıvı kaybı (dehidratasyon) meydana gelmesi ise inmeye kadar giden ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir” diyor.  Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu, su tüketimi ihtiyacının kişiden kişiye değiştiğini belirterek “Günlük zorunlu ihtiyaç duyulan su tüketimini; vücut ağırlığınızı (kg) 30 ml ile çarparak basitçe hesaplayabilirsiniz. İdrar renginin koyulaşması, günlük su ihtiyacınızı karşılamadığınızın pratik bir göstergesidir” diye konuşuyor.

Bu faydalarını bir bilseniz!

Suyun vücudumuz için sayısız faydası olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu; bu faydaları şöyle özetliyor:  “Atık maddelerin vücuttan uzaklaştırılması, besinlerin sindirimi, emilimi ve hücrelere taşınması, kan dolaşımının sağlanması, hücrelerin, doku ve organların sağlıklı çalışması, hücrelere oksijen taşınması, cildin sağlıklı ve esnek görünmesi, metabolizmanın desteklenmesi, vücut ısısının düzenlenmesi gibi pek çok faydası olan su, vücudumuz için yeri doldurulamaz bir öneme sahiptir. Bu nedenle günlük yaşantımıza mutlaka suyu dahil etmeli ve su içmek için kesinlikle susamayı beklememeliyiz” diyor.

Acıbadem Ataşehir Hastanesi

Su tüketiminde bu uyarılara dikkat!

Buna karşın su tüketiminin ezbere olmamasını, az su içmek kadar fazla su tüketiminin de çeşitli sorunlara yol açabildiğini belirten Ayşe Sena Burcu “Ezbere su tüketimi böbrek, kalp ve solunum yetmezliği olan hastalarda riskli olabilir. Bu hastalarda tüketilen suyun idrarla atımında problem olabilir. İdrarla atılamayan su vücutta birikebilir. Bu durum nefes darlığı ve ödeme neden olabilir. Bu hastaların günlük su tüketim miktarları hekimler tarafından belirlenmeli, düzenli takip yapılmalıdır. Sadece bazı hastalık durumlarında değil, normal ihtiyacının üzerinde su tüketimi olan bireylerde de fazla su tüketimi sağlık için zarar oluşturabilir. İhtiyacın üzerinde su tüketimi vücuttaki sodyum, potasyum ve diğer minerallerin dengesinin bozulmasına bağlı olarak vücudun işlevsel faaliyetlerinin bozulmasına, böbreklerin aşırı çalışmasına, böbreğin idrarı konsantre etme yeteneğinin bozulmasına neden olabilir” uyarısında bulunuyor.

Çay ve kahveyi abartmayın! Ardından mutlaka 1 bardak su için!

Özellikle soğuk kış günlerinde ‘içim ısınsın’ diyerek çay ve kahve tüketiminde aşırıya kaçılabildiğini belirten  Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu, bu tür kafein içeren içeceklerin diüretik (idrar söktürücü) olması sebebiyle vücutta sıvı kaybına yol açtığı uyarısında bulunarak “Çay ve kahve tüketiminde aşırıya kaçmamaya, çay ve kahve içtikten hemen sonra her seferinde mutlaka 1 bardak su içmeye özen gösterilmelidir” diyor. Su içmekte zorlananların, suyun içerisine ekleyecekleri limon- salatalık, elma dilimleri-tarçın kabuğu, armut dilimleri-nane ve limon-zencefil gibi meyve ve sebze dilimleriyle su tüketimlerini kolaylaştırabileceklerini kaydeden Ayşe Sena Burcu, böylece hem vitamin / mineral alımına katkı sağlanabileceğini hem de su içiminin daha keyifli hale getirilebileceğini söylüyor.

Taze incirle gelen 6 altın fayda!

Taze incirle gelen 6 altın fayda!

Sonbaharda son demlerini yaşayan taze incir antioksidan kaynağı olması, yüksek posa içeriği, zengin vitamin ve mineralleri sayesinde vücuda sayısız fayda sağlıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirirken, diyet dostu olmasıyla da dikkat çeken taze incirin porsiyon kontrolüne özen gösterilmek kaydıyla bu son günlerinde mutlaka tüketilmesi gereken bir meyve olduğunu belirterek “İnciri tüketirken porsiyon miktarını abartmamak gerekir. 1 adet orta boy taze incir bir porsiyon meyveye eşit olup yaklaşık 60 kalori içermektedir. Özellikle diyabet hastaları ve böbrek taşı olanların inciri dikkatli tüketmesi gerekir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu, taze incirle gelen 6 faydayı anlattı, sağlıklı ev reçeli ve sağlıklı incir tatlısı tarifleri verdi.

Acıbadem Ataşehir Hastanesi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu

Bağışıklığı güçlendiriyor

Bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı koruma sağlamak için günlük beslenmenizde incire mutlaka yer verin. İncirin antioksidan özelliği serbest radikallere karşı koruyuculuk göstererek vücut direncini artırıyor. Özellikle mor renkli incirlerin antioksidan özelliği diğer incirlere kıyasla daha fazla olduğundan, günde bir adet mor incir tüketmeyi ihmal etmeyin.

Kalbi koruyor

İncir, kan basıncını dengelerken, aynı zamanda kandaki yağ seviyelerini iyileştirebiliyor. Bu da damar sağlığını iyileştirmeye ve kalp hastalığı riskini azaltmaya yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu “Yüksek kan basıncına yol açan faktörlerden biri de, yüksek sodyum (işlenmiş gıda ve tuz tüketiminin yüksek olması) ve yeterli potasyum tüketmemenin (yetersiz sebze/meyve tüketimi) neden olduğu potasyum dengesizliğidir. İncir yüksek kan basıncını düzenleyen potasyumun iyi bir kaynağıdır. Aynı zamanda incirdeki yüksek posa seviyeleri, fazla sodyumun vücuttan atılmasına yardımcı olabilir. Diyabet, böbrek hastalıkları gibi kronik bir hastalığınız yok ise günde bir adet inciri düzenli tüketmenizde fayda var” diyor.

Sindirimi iyileştiriyor

Yapılan çalışmalar düzenli incir tüketen kişilerde kabızlığın önemli ölçüde azaldığını gösteriyor. Yüksek oranda içerdiği çözünür ve çözünmez posa sayesinde kabızlığı önlemek için beslenme tedavisinde kullanılabilen incir aynı zamanda bağırsaklarda bulunan iyi bakterileri  zenginleştiren prebiyotik içeriğiyle sindirim sağlığını desteklemeye yardımcı oluyor.

Pause Dergi

Kemikleri güçlendiriyor

İncirin kemik yoğunluğu için büyük önem taşıyan kalsiyum, fosfor ve magnezyum açısından zengin bir kaynak olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşe Sena Burcu “Taze incir yüksek potasyum içeriği sayesinde yüksek tuz içeren diyetlerin neden olduğu kalsiyum atılımını engeller; bu sayede kalsiyumun kemiklerde tutulmasına yardımcı olur ve sonuç olarak osteoporoz riskini azaltabilir” diyor.

Ağırlık kontrolüne destek oluyor

Yüksek posa içeriği sayesinde bağırsakları çalıştıran taze incir, yüksek posa içeriği ile doygunluk hissini artırarak iştah kontrolü sağlamaya destek oluyor. Bu yönden zayıflama diyetlerinde veya vücut ağırlığı kontrolünde porsiyon miktarına dikkat edilerek tüketilebiliyor.

Tatlı isteğini karşılıyor

Tatlı krizlerinde enerji değeri yüksek şekerli tatlılar yerine doğal meyve şekeri içeren inciri tercih edebilirsiniz. Ancak inciri tek başına tüketmek kan şekerini hızla yükselterek sonrasında daha çok yeme isteği oluşturabildiğinden ara öğünde tercih edeceğiniz inciri yoğurt, süt, kefir ve sert kabuklu yemişler (ceviz, fındık vb) gibi protein kaynaklarıyla beraber üzerine tarçın serperek tüketin. Her besinde olduğu gibi incirin de fazla tüketiminin vücutta yağa dönüşeceğini unutmamak gerekiyor.

İncirli Parfe (2 kişilik)

Malzemeler:

  • 2 olgun incir
  • 4 top ceviz
  • 6 yemek kaşığı süzme yoğurt
  • 1 tatlı kaşığı bal
  • 1 çay kaşığı hindistan cevizi tozu
  • 1/2 çay kaşığı toz tarçın (üzerine serpmek için)

Yapılışı:

İncirleri dörde bölün. Kabuklarını soymadan, yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsisine cevizler ile beraber dizin. Cevizi 5 dakika, incirleri 15 dakika kadar fırında pişirin. Süzme yoğurt, bal ve hindistan cevizi tozunu pürüzsüz kıvama gelene kadar karıştırın. Servis edeceğiniz kaseye kat kat olacak şekilde ceviz, incir ve süzme yoğurt karışımını koyun. Buzdolabında 2-3 saat soğuttuktan sonra üzerine tarçın ekleyerek servis yapabilirsiniz.