Yazılar

Çoklu virüslere dikkat  

Çoklu virüslere dikkat  

Kıştan bahara geçiş yaptığımız bugünlerde hava sıcaklığındaki değişkenliğin de etkisiyle çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları çok sık görülüyor. Çoklu virüsler kalabalık ve kapalı ortamlarda kolayca bulaştığından pek çok çocukta burun akıntısı, boğaz ağrısı, öksürük, halsizlik ya da yüksek ateş şikayetleri yaşanıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilek Çoban, influenza (domuz gribi), Beta, RSV, Adenovirüs, Metapnömavirüs ve Bocavirüs gibi çeşitli solunum yolu virüslerinin halen çok yaygın olduğunu belirterek, ailelerin doktora danışmadan çocuklarına gelişigüzel antibiyotik ve vitamin takviyesinden kaçınmaları gerektiğini vurguluyor. Bilimsel temele dayanmayan, arkadaş tavsiyesiyle ve internetten edinilen bilgilerle yapılan uygulamaların çocuğu iyileştirmenin aksine, bağışıklık sistemini olumsuz etkileyerek daha fazla zarar verebileceğini vurgulayan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilek Çoban, çocuk sağlığında yapılan 6 önemli hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Dilek Çoban

Antibiyotik verirsem daha çabuk iyileşir!

Çocukların geçirdiği enfeksiyonların çok büyük bir kısmına virüslerin sebep olduğunu, antibiyotiklerin ise viral enfeksiyonlarda işe yaramadığını, bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde kullanıldığını belirten Dr. Dilek Çoban “Gereksiz verilen antibiyotikler, çocukların bağırsak florasını kötü etkilemekle kalmıyor, antibiyotik direnci nedeniyle gerçekten ihtiyacımız olduğunda artık antibiyotikler de işe yaramaz hale geliyor. Bu nedenle doktorunuz önermeden kesinlikle antibiyotik kullanmayın. Doktorunuz gerekli gördüğünde antibiyotik tedavisi uygulayacaktır.” diyor.

Vitamin takviyesi yaparsam bağışıklığı güçlenir!  

Doktora danışmadan yapılacak vitamin ve omega takviyesi de fayda yerine zarar verebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilek Çoban “Vitaminler ve omega; sağlıklı bir metabolizma ve bağışıklık sistemi için çok önemli. Ancak her çocuğun vitamin ihtiyacı farklıdır. İhtiyacı olmayan vitamin takviyesini çocuğa vermek uzun dönemde karaciğer ve böbrekler başta olmak üzere ciddi sıkıntılara yol açabilir. Bu nedenle uzmana danışmadan ve gerekli tetkikleri yaptırmadan gelişigüzel vitamin takviyesi yapmamak gerekir. Çocukların günlük beslenmesini, taze meyve, sebze, balık, fındık, ceviz ve badem gibi besin değeri yüksek gıdalarla zenginleştirdiğinizde, yeterli süre uyumasını ve spor yapmasını sağladığınızda bağışıklığını da güçlendirmiş olursunuz.” diye konuşuyor.

Kalın giydirirsem hasta olmaz!

Toplumda doğru sanılan yanlışlardan biri de, çocukları kalın giydirmek, evin ısısını yüksek tutmak hatta çocuklarını dışarı çıkarmazlarsa hasta olmayacaklarını düşünmek! “Çocuklar üşüdükleri için hasta olmuyor. Enfeksiyona neden olan mikroplar soğuk havada, kalabalık alanlarda daha çok vakit geçirdiğimiz için daha kolay bulaşıyor ve hastalık yapıyor. Çocukları kalın giydirdiğimizde terleme de arttığından, dış ortama çıktıklarında daha çok üşüyor ve kolay hastalanıyorlar” diyen Dr. Dilek Çoban, çocukların açık havaya çıkarılması ve temiz hava almalarının sağlanması gerektiğini söylüyor.

Acıbadem Maslak Hastanesi

Ateşini hemen düşürmeliyim, yoksa havale geçirir!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilek Çoban çocukların ateşi yükseldiğinde ebeveynlerin en çok havale ihtimali nedeniyle tedirgin olduklarını belirterek şöyle konuşuyor: “Ateşli havale özellikle ilk 5 yaşta görülür ve kalıtımın rolü büyüktür. Ailede benzer öykü varsa bu ihtimal çocuğun ateşinin 37 veya 40 derece olmasıyla değişmez. Ateş aslında bağışıklık sistemimizin iyi çalıştığının bir göstergesidir. Mikroplarla savaşta ve onlardan kurtulmada da önemli bir silahtır. Bu nedenle ateş; çocuğu rahatsız ettiğinde, çok yükseldiğinde ve ilk alınacak önlemlerle (üzerini inceltmek, ortamı serinletmek, ılık su ile duş, bol sıvı vermek gibi) düşürülemiyorsa ilaç verilmelidir.”

Okula ne kadar geç başlarsa, o kadar az hastalanır!

Okul, çocukların eğitim ve öğretimi kadar; sosyalleşmeleri, enerjilerini atmaları ve bağışıklık sistemlerinin gelişmesi için de önemli. Kapalı ve kalabalık ortamlar nedeniyle çocukların okula ne kadar geç başlarsa o kadar az hastalanacağı şeklindeki düşüncenin doğru olmadığını belirten Dr. Dilek Çoban “Çocuk bu mikroplarla er ya da geç karşılaşacak ve onlarla karşılaştıkça bağışıklık sistemleri bu mikropları tanıyıp savaşarak güçlenecek” diye konuşuyor.

Öksürüğünü, burun akıntısını hemen durdurmalıyım!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilek Çoban, en sık yapılan yanlışlardan birinin de çocuktaki öksürük ve burun akıntısını hemen durdurmaya çalışmak olduğunu belirterek şu bilgileri veriyor: “Oysa ateş, öksürük ve burun akıntısı hastalık değil, bağışıklık sistemimizin mikroplarla karşılaştığında başlattığı savaşın artıkları ve bu artıkları vücuttan atma yollarıdır. Aynı ateş gibi, öksürüğe de çocuğun uyku kalitesini, günlük aktivitesini bozacak kadar şiddetli olduğunda müdahale edilmelidir. Ancak öksürük şurubu ya da soğuk algınlığı ilacı vermeden önce mutlaka bir çocuk hekimine danışmak gerekir çünkü bazı öksürükler zatürre, bronşiolit gibi ciddi akciğer hastalıklarının habercisi olabilir. Unutmayalım ki, bir şurupla bu öksürüğün kesilmeye çalışılması, ciddi bir enfeksiyonun geç teşhis edilmesine ve bu nedenle tedavide geç kalınmasına sebep olabilir.”

Eklem ağrısının altında ciddi bir hastalık yatabilir!

Eklem ağrısının altında ciddi bir hastalık yatabilir!

Çocuklar günlük aktivitelerini etkilemedikçe bazı fiziksel sıkıntılarını aileleriyle paylaşmayabiliyor. Bu da bazı hastalıkların çok daha karmaşık ve içinden çıkılması zor hale gelmesine neden olabiliyor. İşte, eklem romatizması da bu hastalıklardan biri! Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Demir, çocuklarda eklem romatizmasının teşhisinde ilk görevin ebeveynlere düştüğünü belirterek “Anne babalar bazen çocuklarındaki eklem ağrılarını ‘büyüme ağrısı’ olarak düşünüp çocuğun gelişiminin doğal bir süreci olarak görebiliyor. Ancak her eklem ağrısına ‘büyüme ağrısıdır’ demek doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü eklem romatizmasında erken teşhis, hastalığın tedavisinde çok büyük önem taşımaktadır” diyor. Doç. Dr. Ferhat Demir, 12 Ekim Dünya Artrit Günü kapsamında yaptığı açıklamada, çocuklarda eklem romatizmasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Çocuğunuzun yürüyüşünde aksama ya da bozulma, eklemlerinin simetrik görünümünde farklılık, şişlik ve kızarıklık görüyorsanız bu sorunun altında eklem romatizmasının olabileceği ihtimalini göz ardı etmemelisiniz. Zira ‘çocuklarda eklem romatizması’ gerek dünyada gerekse ülkemizde toplumsal farkındalığın az olduğu hastalıklar arasında yer alıyor. Bu nedenle, eklem iltihabına (artrit) yönelik farkındalığı artırmak amacıyla tüm dünyada 12 Ekim Dünya Artrit Günü kapsamında etkinlikler gerçekleştiriliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Demir, eklem romatizmasının, eklem aralığında ortaya çıkan, mikrobik olmayan iltihabi durumlara denildiğini belirterek “Hastalığın tıbbi literatürdeki adı; “jüvenil idiopatik artrit”’tir. İltihaplı eklem romatizmasını erişkin hastalar gibi, maalesef çocuklarda da görebilmekteyiz.” diyor.

Pause Dergi

Doç. Dr. Ferhat Demir

İlk bulgu genellikle eklem ağrısı oluyor!

İltihabi eklem romatizmasında ilk bulgunun genellikle eklem ağrısı olduğunu ve günlerce sürebileceğini belirten Doç. Dr. Ferhat Demir şöyle konuşuyor: “Eklem ağrısından başka diğer tipik bulgular; eklem şişliği ve o eklemin hareketlerinde kısıtlılık yaşanmasıdır. Özellikle küçük çocuklarda, eklem ağrısı olmadan da topallama ve hareket kısıtlılığı fark edilebilir. Bir çocukta eklem romatizması varlığından söz edebilmek için, bu durumun en az 6 haftadır devam ediyor olması ve bu iltihaba neden olabilecek enfeksiyon, travma ve kan hastalıkları gibi diğer nedenlerin olmadığını göstermemiz gerekmektedir.” İltihabi eklem romatizmasının, otoimmün bir hastalık olduğunu, otoimmün hastalıkların, bağışıklık sisteminin kendi dokularına karşı reaksiyon göstermesi ve ilgili dokuda iltihabi bir yanıta neden olması sonucunda ortaya çıkan hastalıklar olduğunu belirten Doç. Dr. Ferhat Demir “Bu hastalıkta, bağışıklık sistemi hücrelerimiz stress-travma ya da enfeksiyon gibi bir tetikleyici ile aktifleşmekte, eklemlerimizi saran sinovya adını verdiğimiz zara saldırarak sıvı üretimi ve iltihabi bir tabloya sebep olabilmektedir.” diyor.

Erken tanı ve tedavi kritik önem taşıyor!

Çocuklarda iltihabi eklem romatizması, ülkemizde yaklaşık her 1500 çocuktan birinde görülüyor. Doç. Dr. Ferhat Demir tedavi ile ilgili şu bilgileri veriyor: “Hastalığın erken tanınması, izleminde etkin ve yerinde tedavi ile; eklemdeki ödemin-iltihabın hızlı bir şekilde yok edilerek ilgili ekleme zarar vermesi  engellenebilir. Hastalığı hızlı ve etkin bir şekilde kontrol altına alınmış çocuklarda, hastalığa bağlı riskler azalmakta, ilerki dönemlerde tedaviler daha kolay kesilebilmektedir.” Doç. Dr. Ferhat Demir, hastalığa bağlı gelişebilecek en önemli riskin; tedavisiz kalmış ya da tedavisi gecikmiş çocuklarda uzun dönemde ilgili eklemde hareket kısıtlılığı ve o eklemin hareket kabiliyetini kaybetmesi olduğunu vurguluyor.

Pause Dergi

Bu belirtilere dikkat!

Çocukların genellikle, eklem ağrısı ve şişliği belirgin artıp günlük aktivitelerini engelleyecek düzeye çıkmadıkça ailelere şikayetlerini söylemeyebildiklerine dikkat çeken Doç. Dr. Ferhat Demir “Ailelerin gözlemi, bu açıdan büyük önem taşımaktadır. Çocuklarımızın yürüyüşünde bozulma, aksama; eklemlerin simetrik görünümünde farklılık, şişlik, kızarıklık gibi  bulgular ailelerimizi alarma geçirmelidir. Eklem ağrısından yakınan her çocuğa “büyüme ağrısıdır” demek de çok doğru bir yaklaşım değildir. Eklemlerde şişlik, tutukluk ve ağrı şikayetleri olan çocukların ilk başvuru noktası ortopedi poliklinikleri olabilmektedir. Ortopedik bir neden düşünülmediği takdirde, bu çocukların erken dönemde çocuk romatolojisi poliklinik değerlendirmelerinin yapılması, tanı ve tedavide gecikmeyi engelleyebilir” diyor. Hastalığı tanımada, ailelere ve birinci basamak hekimlerine büyük görev düştüğünü kaydeden Doç. Dr. Ferhat Demir, çocuklarda iltihabi eklem romatizmasının belirtilerini şu şekilde sıralıyor:

  • Eklemde gözle görülür bir şişlik
  • Eklem yüzeyinde kızarıklık ve ısı artışı
  • Eklemde kısa süreli olup gerilemeyen, günlerce sürebilen ağrı (özellikle sabah saatleri ve dinlenme sonrası ortaya çıkan ağrılar)
  • İlgili eklemin hareketlerinin kısıtlı olması
  • Yürürken aksama ya da günlük aktivitelerini yaparken ilgili eklemi kullanmak istememe

Bu hastalık okul başarısını etkiliyor!

 

Havaların soğumaya başladığı sonbaharla birlikte çocuklarda alerjik hastalıklar da artış gösteriyor. Ancak alerjik şikayetlerin üst solunum yolu enfeksiyonları ile karışabilmesi tanı ve tedavinin gecikmesine yol açabiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Alerji Uzmanı Prof. Dr. Gülbin Bingöl “Sonbaharda artış gösteren alerji çocuğun hayat kalitesini olumsuz etkiliyor, okul başarısını düşürüyor. Ebeveynlerin alerjik şikayetlere karşı dikkatli olmaları ve bu yakınmaları ‘nezle ve griptendir’ diye düşünmeyip mutlaka hekime başvurmaları gerekir.” diyor. Prof. Dr. Gülbin Bingöl sonbaharda artış gösteren alerjiye karşı çocuklarda alınması gereken 7 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Sıcaklıkların azalmaya başladığı, güneşin yerini bulutlu ve yağışlı havaya bıraktığı sonbaharla birlikte ağaçlar yapraklarını döküyor, doğa mevsime özgü güzelliğiyle büyülüyor. Ancak bu değişim zamanı özellikle çocuklu aileler için zorlu bir süreci de beraberinde getiriyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Alerji Uzmanı Prof. Dr. Gülbin Bingöl, genelde rüzgarla birlikte etrafa yayılarak kilometrelerce uzaklara taşınan ve yoğun olarak havada bulunan yabani ot ve nezle otu gibi bazı polenlerin alerjik şikayetleri artırdığını belirterek “Çocuk eğer alerjik bir bünyeye sahipse, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olan bu polen taneciklerini havayolu ile soluduğunda alerjik şikayetler tetiklenerek burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, öksürük ve gözlerde kızarıklık gibi birçok şikayete yol açıyor. Bu şikayetler nezle ve grip gibi üst solunum yolu hastalıkları ile karışabildiğinden tanı ve tedavide gecikmeye neden olabiliyor.” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Gülbin Bingöl

Okuldaki risklere dikkat!

Sonbaharda havaların soğuması, okulların açılması ve kapalı mekanlarda geçirilen zamanın artmasıyla üst solunum yolu enfeksiyonlarında da artış olduğunu, enfeksiyonların kolayca bulaş imkanı bulduğunu belirten Prof. Dr. Gülbin Bingöl, enfeksiyonların da alerjik bulguları tetikleyebildiğine dikkat çekerek şöyle konuşuyor: “Kapalı ortamlarda virüslerin kolayca bulaşmaları nedeniyle oldukça sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonları, alerjik bünyesi olan çocuklarda daha ağır seyrediyor. Hapşırma, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, genizde kaşıntı hissi, gözlerde kızarıklık ve sulanma, özellikle düzelmeyen ve geceleri artan kuru öksürük, göğüste hışıltı ve nefes darlığı gibi şikayetler hem çocuğun yaşam kalitesini düşürüyor hem de okul performansını olumsuz etkiliyor, okulda gün kaybına yol açabiliyor.”

Tanı ve tedavide gecikilmemeli!

Son yıllarda alerjik hastalıkların giderek yaygınlaştığını, ebeveynlerin çocuklarındaki alerjik belirtiler karşısında en kısa sürede hekime başvurmaları gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Gülbin Bingöl, hastalığın doğru tanı ve tedavisinin hem çocuğun hastalığını kontrol altına alarak rahatlatmada hem de gereksiz ilaç kullanımını önlemede çok büyük önem taşıdığını söylüyor. Çocuklarda alerjik öksürüklerin yüzde 80’inin alerjik astım olduğuna işaret eden Prof. Dr. Gülbin Bingöl “Alerjide erken tanı ve tedavi, ileride gelişecek kronik astım ile KOAH gibi çok daha tehlikeli hastalıkların, havayollarında oluşabilecek kalıcı hasarın önlenmesinde kritik rol oynuyor.” diyor.

 

Pause Sağlık, Pause Dergi

Çocuklarda sonbahar alerjisine karşı etkili önlemler!

Çocuk Alerji Uzmanı Prof. Dr. Gülbin Bingöl, alerjik etkenlerden korunarak şikayetlerin büyük ölçüde azaltılabileceğini belirterek, etkili önlemleri şöyle sıralıyor:

  • Burun, dudak ve göz çevresine ince bir tabaka vazelin sürerek polenlerin vücuda girişini engelleyebilirsiniz.
  • Çocuklarınızı ellerini sık yıkamaları ve gün içerisinde ellerini yüzüne sürmemeleri, arkadaşlarıyla sosyal mesafeye dikkat etmeleri konusunda bilgilendirin.
  • Soğuk havalarda evde kullanacağınız ısıtıcılar odanın nem oranını düşürüp havayı kurutabileceğinden odayı düzenli aralıklarla havalandırın.
  • Çocuğunuzun uyuduğu odada çok fazla eşya bulundurmayın. Çiçek, oyuncak, battaniye, halı gibi eşyalardan da uzak tutun.
  • Çocuğunuza yünlü ve tüylü giyseler giydirmeyin.
  • Çocuğunuzun nevresimini en az 60 derecede yıkayın.
  • Çamaşırları çocuğunuzun yanında kurutmayın, boş olan bir odada kurutun.

Çocuklarda bu şikayetler alerjiden olabilir!

  • Burun akıntısı, burun tıkanıklığı, burun yanması ve burun kaşıntısı
  • Hapşırma
  • Gözlerde kızarıklık, yanma, sulanma
  • Gözaltlarında mavimsi ve mor renkli görünüm
  • Geniz akıntısı
  • Öksürük, hırıltı, nefes darlığı
  • Uykuda terleme

Çocuğunuzda bu şikayetler sık tekrarlıyorsa!

Çocuğunuzda bu şikayetler sık tekrarlıyorsa!

Romatizma denilince sadece eklemlerin etkilendiği durumlar aklınıza geliyor olabilir, fakat romatizmal hastalıklar eklemler dışında; cilt, bağ dokusu, tendonlar, damarlar ve neredeyse tüm iç organlarda etkilenmelere neden olabiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Demir, “Erişkin yaşta gördüğünüz romatizmal hastalıkların birçoğu çocukluk çağında başlangıç gösterebilmektedir. Bunun yanında çocukluk çağına özgü onlarca romatizmal hastalık, maalesef çocukları etkileyebilmektedir” diyor. Bu hastalıkların birçoğunun, bağışıklık sisteminin düzensiz ya da aşırı çalışmasından kaynaklandığını, bilinen en sık tetikleyicilerin ise stres, travma ve enfeksiyonlar olduğunu belirten Doç. Dr. Ferhat Demir “Tetikleyicilerin mümkün olduğunca azaltılması, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz tedavide önemli rol oynamaktadır. Tabi ki, tüm bunların, medikal tedaviler eşliğinde bir çocuk romatoloji uzmanı tarafından hasta özelinde düzenlenmesi gerekmektedir” diyor. Tedavide erken teşhisin önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Ferhat Demir, çocuklarda romatizmal hastalıkların 8 önemli belirtisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Ferhat Demir

  • Eklem şikayetleri (Ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı, topallama)

Çocuklarda romatizmal hastalıkların en sık bulgusu eklem şikayetleridir. Herhangi bir eklemdeki ağrı, buna eşlik eden hareket ettirmede zorluk, eklem cildi üzerinde kızarıklık-ısı artışı veya eklemde gözle görülür bir şişlik bulgusu, geçici ya da kalıcı bir romatizmal hastalığın ilk bulgusu olabilir. Özellikle bu bulguların kısa süreli olmaması ya da tekrarlaması durumunda, çocuğun vakit kaybedilmeden değerlendirilmesi gerekir.

  • Tekrarlayan ateş

Doç. Dr. Ferhat Demir “Ateş, bağışıklık sisteminin farklı nedenlerle uyarılması sonrası aktifleşmesinin ve vücudumuzun korunmasına yönelik reaksiyonun bir göstergesidir. Eğer bu ateşe neden olabilecek bir enfeksiyon durumu yoksa, romatizmal ateş hastalıklarını da değerlendirmek gerekmektedir” diyor. En sık karşılaşılan romatizmal ateş nedenlerinin, ‘periyodik ateş sendromları’ olarak adlandırılan, tekrarlayan dirençli ateşler ile giden hastalıklar olduğunu belirten Doç. Dr. Ferhat Demir şöyle konuşuyor: “PFAPA sendromu (tekrarlayan ateş) ve Ailevi Akdeniz ateşi (FMF) hastalığı ülkemizdeki en sık sebeplerdir. Bu hastalıklarda, belirli periyotlar ile (1/2 hafta-3/4 ay aralığında) tekrarlayan ateş, karın ağrısı, göğüs ağrısı, boğaz enfeksiyonu, döküntü, ishal ve  lenf bezlerinde büyüme gibi bulgulardan biri veya birkaçı görülebilir.”

  • Uzamış ateş

Ateşin enfeksiyondan kaynaklanmadığı tespit edildiğinde, ateşli romatizmal hastalıkların tanıda değerlendirilmesi gerekir. 5 gün ve daha uzun süren ateş tablosunda Kawasaki hastalığı adı verilen bir damar romatizmasını, 2 hafta ve daha uzun süren ateş durumunda ise ateşli eklem romatizmasını tanıda düşünmek gerekmektedir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

  • Tekrarlayan boğaz enfeksiyonu

Çocuk Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Demir “Ortalama 3-4 hafta ara ile tekrarlayan dirençli ateş, tonsillit (bademcik iltihabı), farenjit, ağızda aft-yara ve boyun lenf bezlerinde büyüme şikayetleri, PFAPA sendromunun bulgularındandır. Maalesef bu bulgular, sıklıkla boğaz enfeksiyonu ile karıştırılabilmekte ve hastalar gereksiz antibiyotik tedavisi alabilmektedir” diyor.

  • Kas ağrısı – kas güçsüzlüğü

Tekrarlayan ya da uzamış bir kas güçsüzlüğü-kas ağrısı durumunda, çocukların romatizmal  hastalıklar yönünden değerlendirilmesi gerekir.

  • Cilt döküntüleri

Doç. Dr. Ferhat Demir ”Romatizmal hastalıklar, farklı tipte cilt döküntüleri ile karşımıza çıkabilmektedir. En sık görülenlerden biri ürtiker (kurdeşen) olarak adlandırılan, gün içinde solabilen, kaşıntılı cilt döküntüleridir. Bu döküntüler özellikle ateş birlikteliğinde bir romatizmal hastalık işareti olabilir. Ayrıca peteşi ya da purpura adını verdiğimiz, vücudun farklı bölgelerinde tekrarlayabilen, cilt altı farklı büyüklerde kanama odaklarının olması da vaskülit olarak adlandırdığımız romatizmal damar hastalıklarının belirtilerindendir. Livedo reticularis olarak adlandırılan cildin alacalı görünümü de, yine romatizmal bir damar hastalığının ilk bulgusu olabilir” diyor.

  • Tekrarlayan ağız yaraları (oral aft)

Tekrarlayan ağız içi yaraları-aftlar, altta yatan romatizmal bir hastalığın işareti olabileceği gibi, tamamen iyi huylu olarak da gelişebilir. Bunun yanında, kansızlık ve vitamin eksikliklerine bağlı da ağız yaraları ortaya çıkabilir. Behçet hastalığı, PFAPA sendromu, Çölyak ve Crohn hastalığı gibi romatizmal ve/veya bağırsak ilişkili hastalıklar, tekrarlayıcı ağız yaralarına neden olabilir. Yılda 3-4’den fazla ağız yarası çıkan çocuklar, bu yönlerden mutlaka değerlendirilmelidir.

  • Tekrarlayan karın ağrısı ya da göğüs ağrısı atakları

Doç. Dr. Ferhat Demir, “Farklı dönemlerde ortaya çıkan tekrarlayıcı karın veya göğüs ağrısı durumları, periyodik ateş sendromu adını verdiğimiz, ateşli romatizmal hastalıklar zemininde gelişebilir. Ailevi Akdeniz ateşi, bu hastalıkların ülkemizde en sık görüleni olup, nedenin bulunamadığı karın ağrısı durumlarında mutlaka akılda tutulmalıdır” diyor.