Yazılar

EMZİREN ANNELERE 10 ÖZEL BESİN!

EMZİREN ANNELERE 10 ÖZEL BESİN!

Özellikle de yüzyılın salgın hastalığı Covid-19’a karşı güçlü bir bağışıklık sistemi çok önemli. Bu süreçte emziren anneler bir yandan Covid tehdidinden korunmaya çalışırken, bir yandan da ‘Acaba sütüm yetiyor mu? Bebeğimi yeterince emzirebiliyor muyum?’ endişesine kapılarak sorunu çok daha derinden yaşayabiliyorlar. Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Nadide Can, annelerin büyük çoğunluğunun, bebeklerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek kadar süt üretebildiğini belirtirken “Hem sütünüzün miktarını ve kalitesini arttırmanın, hem de bağışıklığınızı güçlendirmenin en iyi yolu; doğru beslenmeden ve ihtiyacınız olan tüm besin öğelerini yeterli miktarda almanızdan geçiyor” diyor. Bazı besinlerin, içerikleriyle buna katkı sağladığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Nadide Can, emziren annelere 10 özel besini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Su

Sağlığımız için sayısız faydası bulunan su, anne sütünü arttırmanın da en etkili yolu olarak karşımıza çıkıyor. Anne sütünün yaklaşık yüzde 88’i sudan oluşuyor. Bu nedenle suyun, sütün yapısını oluşturduğu söylenebilir. Hem kendinizin hem de emzirdiğiniz bebeğinizin sağlığı için günde en az 3 litre su içtiğinizden emin olun. Vücudunuzu suya doyurmak için tek seferde büyük miktarlarda tüketmek yerine az az, sık sık su tüketmeyi unutmayın.

Somon

Anne sütünün daha besleyici olmasını sağlayan ve bağışıklığı güçlendiren omega-3 yağ asitleri ve esansiyel yağ asitleri veya EFA bakımından zengin olan somonu, haftada iki gün beslenmenize dahil edebilirsiniz. Ancak kızartma yerine buharda pişmiş veya ızgara olarak hazırlamanızda fayda var.

Yulaf

Emziren anneler için sindirimi düzenleyen ve uzun süre tok tutma özelliğine sahip olan yulaf; içeriğinde bulunan betaglukan, bitkisel östrojen ve diğer maddeler sayesinde hem anne sütünü doğrudan artırıyor, hem de anne sütünün salgılanmasını sağlayan hormonların üretilmesini destekliyor. Kahvaltınızda yulafı ekmek yerine tercih edebilir veya ara öğünde yoğurdunuza 2 silme yemek kaşığı kadar ilave ederek tüketebilirsiniz.

Rezene

Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Nadide Can “Rezene, fitoöstrojen içeriği ile rezene kardeşi dereotu ile birlikte süt üretimini artırmaya yardımcı olan en iyi bitkilerden biridir. 1 çay kaşığı kurutulmuş rezene tohumlarını sıcak suda 5 dakika bekletip günde 2 kupa kadar tüketebilirsiniz. Rezenenin en önemli yararı, süte karışarak bebeğe de geçmesi ve annede olduğu kadar, bebekte de sindirim sorunlarına iyi gelmesidir” diyor.

Sarımsak-soğan

Yemeklerinize veya yoğurt, salata gibi besinlere ekleyebileceğiniz soğan veya sarımsak, süt üretiminizi artırmaya ve annenin bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı oluyor. Ancak sarımsak ve soğan anne sütünün tadı ve kokusunu da etkileyebildiği gibi, bazı annelerin fazla miktarda sarımsak ve soğanı çiğ tüketmesi bebekte gaza sebep olabiliyor. Bu nedenle ölçülü olarak günlük beslenmenize ilave edebilirsiniz.

Yeşil yapraklı sebzeler

Mevsiminde tüketilecek yeşil yapraklı sebzeler demir, kalsiyum ve folat gibi içeriği ile güçlü bir mineral kaynağı. Bu sebzeler zengin içeriği ile anne sütü üretimini artırmaya yardımcı olabiliyor. Günlük olarak en az bir porsiyon yeşil yapraklı sebze tüketebilirsiniz. Yeşil yapraklı sebzeleri çiğ ya da buharda pişmiş şekilde tükettiğinizde onlardan daha fazla faydalanabileceğinizi unutmayın.

Susam

Yüksek kalsiyum içeriği ve östrojen hormonuna benzer özellikler göstermesi sayesinde anne sütü miktarını artırıyor. Günde 2 tatlı kaşığı kadar tahini, demirden zengin pekmezle beraber tüketebilirsiniz.

Hurma

Özellikle magnezyum, selenyum, çinko bakımından zengin ve besleyici bir besin olan hurma süt arttırıcı besin olarak eski zamanlardan beri kullanılıyor. Annenin tatlı isteğini gidermesi için besleyici ve doğal bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Fakat 100 g hurmanın 314 kalori içerdiğini unutmayın. Bu nedenle günlük 2 küçük boy hurma yeterli olacaktır.

Yağlı tohumlar

Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Nadide Can “Ceviz, fındık veya badem gibi kuruyemişler, vücutta sentezleyemediğimiz fakat bizim için temel olan sağlıklı yağ asitlerini içerdiği için laktasyon dönemindeki annelerin beslenme listesinde muhakkak yer almalıdır. Günlük 2 porsiyon (20 fındık veya 4 tam ceviz veya 12-15 adet badem) kadar çiğ şekilde listenize ekleyebilirsiniz” diyor.

Kurubaklagiller

Yeşil mercimek, nohut, fasulye ve barbunya gibi kuru baklagiller zengin bir bitkisel protein kaynağı olmakla birlikte içerdikleri fitoöstrojenler sayesinde sütün kalitesine katkı sağlayabiliyor. Ancak gaz yapma potansiyelleri yüksek olduğu için hem annenin hem de bebeğin gaz durumuna göre tüketmeye karar vermek gerekiyor. Gaz giderici olarak kimyon ile pişirebilirsiniz. Haftada 2-3 kez ana yemek olarak tüketebilirsiniz.

YAZ SICAĞINDA ARTIŞA GEÇEN 5 HASTALIK

YAZ SICAĞINDA ARTIŞA GEÇEN 5 HASTALIK

Covid-19 pandemisi sınırlamalarının kalkmasının ardından, sosyal mesafe başta olmak üzere diğer korunma yöntemlerine dikkat ederek yaz mevsiminin tüm güzelliklerini doyasıya yaşamaya çalışıyoruz. Ancak sıcak havalarda güneşli günlerin keyfini çıkarırken mutlaka uymamız gereken bazı kurallar var ki bunları ihmal ettiğimizde güneş çarpması gibi önemli sağlık problemleri gelişebiliyor ve kronik hastalıklar kötüleşebiliyor. Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja sıcak havalarda özellikle 3 korunma yönteminin yaşamsal önem taşıdığını belirterek, “Yaz mevsimini sağlıklı geçirmek için yoğun güneş ışığından kaçınmak, bol su içmek ve dinlenmeyi ihmal etmemek şart” diyor. Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja yaz mevsiminde görülme sıklığında artış yaşanan 5 hastalığı ve almamız gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılarda bulundu.

GÜNEŞ ÇARPMASI

“Güneş çarpması; güneşte birkaç saat kaldıktan sonra; bulantı, kusma, bilinç değişikliği ve ateşle kendini gösteriyor. Tablo ilerlerse bilinç kaybıyla birlikte ciddi bir sağlık sorunu haline gelebiliyor” diyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja sözlerine şöyle devam ediyor: “Hafif durumda ılık suyla banyo ve bol sıvı tüketimi yeterli iken bu bulguları daha yoğun yaşayan hastalarda hastane ortamında damardan tedaviyle müdahale gerekebiliyor.”

Nasıl korunmalı?

  • Dışarıya çıkmadan 30 dakika önce cildinize yüksek koruma faktörlü güneş kremi sürün.
  • Günde en az 2 litre su içmeyi asla ihmal etmeyin.
  • Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 10:00-16.00 saatleri arasında mümkünse dışarıya çıkmayın, çıkma zorundaysanız mutlaka gözlük ve şapka kullanın.
  • Açık renkli, hafif ve bol giysiler kullanın.

İDRAR YOLU ENFEKSİYONU

Yaz aylarında kadınlarda sıkça görülen idrar yolu enfeksiyonları genellikle uygun koşulları barındırmayan havuzlardan kaynaklanıyor. Sık idrara çıkma, kaşıntı ve akıntı gibi durumlarda, yaz keyfinin kaçmaması için gecikmeden doktora başvurmak gerekiyor. Çünkü tedavide geç kalındığında daha uzun süreli ve daha yoğun tedaviler gerektirir.

Nasıl korunmalı?

  • Klorlamanın ve su değişiminin yeterli olmadığı havuzları tercih etmeyin.
  • Bol bol su içmeyi alışkanlık haline getirin.
  • İdrarınızı tutmamaya çalışın.
  • Pamuklu iç çamaşırı giyin.
  • Sıkı ve vücuda oturan kıyafetlerden kaçının.
  • Genital bölge temizliğinde sabun kullanmayın.
  • Tuvalet sonrası temizliği önden arkaya doğru yapın.

İSHALLER

Hava sıcaklığının artmasıyla birlikte mikropların üremeleri ve gıdaların bozulmaları kolaylaşıyor. Bozulmuş ve kirlenmiş, üzerlerine mikrop bulaşmış besin ya da suların tüketimi sonrasında karın ağrısı ve yüksek ateşle seyreden ishal başlayabiliyor. “Yaz ishalleri çoğu zaman kendiliğinden 1-2 günde düzeliyor, ancak sürenin uzaması ve sıvı kaybının artması durumunda tedavi amacıyla hastaneye başvurmak gerekiyor” uyarısında bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja, “Aksi halde elektrolit bozuklukları ve böbrek rahatsızlıkları ile karşı karşıya kalabiliriz” diyor.

Nasıl korunmalı?

  • Dışarıda yemek yememeye çalışın.
  • Soğuk dolaplarda saklanan ürünleri tercih edin.
  • Sebze ve meyveleri çok iyi yıkayın.
  • Sık el yıkamaya dikkat edin.
  • İyice pişirilmiş gıdalar tüketin.

GÖZ ENFEKSİYONU

Havuz suyunu dezenfekte etmek için kullanılan maddeler gözde alerji ve tahrişlere neden olabiliyor. Tam aksine bu maddelerin az kullanımı ise çeşitli göz enfeksiyonlarına davetiye çıkarabiliyor. Gözlerde sulanma, kızarıklık, kaşıntı, yanma ve şişlik varsa göz hekimine muayene olup, göz damlalarına başlamak gerekiyor. Bu belirtiler varsa hem başkasına bulaştırmamak hem de enfeksiyon ya da alerjinin artmaması için tedavi olmadan havuza girmemek gerekiyor.

Nasıl korunmalı?

  • Havuza lensle girmemeye özen gösterin.
  • Yüzücü gözlüğü kullanmayı ihmal etmeyin.

DIŞ KULAK YOLU ENFEKSİYONU

Kulak ağrısı, akıntısı veya kızarıklığıyla kendini gösteren dış kulak yolu enfeksiyonu nemli ve sıcak ortamları seviyor. Bu yüzden yaz mevsiminde sık suya girmek bile tek başına dış kulak yolu enfeksiyonlarının artışına sebep olabiliyor.

Nasıl korunmalı?

  • Özellikle enfeksiyona eğiliminiz varsa mutlaka kulak tıkacı kullanın.
  • Hijyeninden emin olmadığınız sularda yüzmeyin.
  • Kulağınızı pamuklu çubuk gibi nesnelerle temizlemeyin, kaşımayın.
  • Kulaklarınızın kuru kalması çok önemli. Banyo veya yüzmenin ardından nemli kalan kulakların dış kısmını bir havlu veya bez yardımıyla kurulayın. Dilerseniz saç kurutma makinesini en düşük ayara getirip, 30 santim uzaktan da kulağınızı kurutabilirsiniz.
  • Duş alırken kulağınıza mümkün olduğunca su kaçmamasına dikkat edin.

Covid-19 pandemisinde çapraz bulaşmaya dikkat edin!

Covid-19 pandemisinde çapraz bulaşmaya dikkat edin!

Bu yıl Covid-19 pandemisinin gölgesinde kutlanacak olan Kurban bayramında sosyal mesafenin yanı sıra, hijyene ve beslenme kurallarına çok dikkat etmek gerekiyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Bayramın Covid-19 pandemi sürecine denk gelmesi nedeni ile bu süreçte gıda hijyenine dikkat etmek her zamankinden daha fazla önem kazanmakta. Aynı zamanda bayramlarda sıkça yapılan ve acil servislerde sonuçlanabilen beslenme hatalarından kaçınmak da son derece önemli” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, bayramda hem beslenme hataları hem de gıda hijyeni konusunda dikkat etmemiz gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Çapraz bulaşa dikkat etmemek!

Koronavirüsün çok önemli bir tehdit olduğu bugünlerde gıda hijyenine son derece dikkat etmek gerekiyor. Çünkü, gıdaların üzerindeki mikroorganizmalar çapraz bulaş sonucu vücudumuza geçebiliyor. Örneğin; yıkanmamış domatese dokunduktan sonra ellerinizi yıkamayıp, yemek üzere olduğunuz bir başka yiyeceğe değdirerek bu yiyeceği tükettiğinizde domatesteki mikroorganizmaların çapraz bulaşına maruz kalıyorsunuz.

Aşırı et tüketmek

Yapılan çalışmalara göre proteinden zengin ve posadan fakir beslenen kişilerde bağırsaktaki zararlı bakterilerin sayısı artarken yararlı bakterilerin sayısı düşüyor. Bu da bağışıklık sisteminin zayıflamasından tutun, kilo verememe gibi birçok sağlık sorununa zemin hazırlıyor. Bayramda bağırsak sağlığınızı korumak için eti her öğün ya da her gün tüketmemeye gayret edin, öğünlerinizde et yerine sebze ve salataya yer açın. Bu sayede posa alımını arttırarak bağırsak sağlığınızı korumuş olursunuz.

Eti mangal ateşine yakın tutmak

Toplumumuzda kurban etini mangalda tüketmek adeta bir keyif. Ancak; bu keyifli ortamlarda mangala koyduğunuz etin ateşe olan mesafesi en az sosyal mesafe kadar mühim. Et mangal ateşine 15-20 cm’den daha yakınsa kanserojen madde oluşma riski artıyor, ayrıca et yağlı ise ateşe damlayan yağların tekrar buharlaşıp ete yapışması da oldukça zararlı etkilere sahip. Bu nedenle mangal yaparken mümkün olduğunca yağsız etleri tercih edin ve iç yağ kullanmaktan kaçının.

Eti pişirirken iç yağ eklemek

Et ve türevlerinde bulunan doymuş yağlar kanda kolesterolün yükselmesine yol açarken, bu da kalp damar hastalıklarına davetiye çıkarıyor. Bunun aksine zeytinyağı, ceviz, fındık gibi besinlerde bulunan çoklu doymamış yağ asitleri ise kalp damar sağlığını korumaya yardımcı oluyor. Bu nedenle eti sadece kendi yağında pişirin, iç yağlardan eklemeyin, etin yağlı kısımlarını tüketmeyerek kalp damar sağlığınızı koruyun.

‘Bayram’ deyip diyeti boşlamak!

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman“Bayram ikramlarında ipin ucunu kaçırmanın, fazlaca miktarda tatlı ve et tüketmenin kontrolsüz kilo artışına yol açacağını ve dolayısıyla sağlığınızı ve bağışıklık sisteminizi olumsuz etkileyeceğini unutmayın. Bilimsel çalışmalarda beden kitle indeksi yüksek kişilerin düşük olanlara göre bağışıklık sisteminin daha zayıf olduğu gösterilmiştir” diyor.

Doymuş yağ ağırlıklı beslenmek

Kurban bayramı sürecinde et tüketiminin miktar veya sıklığı diğer zamanlara göre artış gösterebileceğinden bu günlerde süt, peynir ve yumurta gibi doymuş yağlardan zengin diğer besinleri beslenmeden çıkarmak dengeleyici olabilir. Örneğin gün içerisinde et tüketilecekse o gün kahvaltıda meyve yulaf gibi bir seçeneği tercih etmek, yumurta ve peynirden doymuş yağ almanızı engelleyerek günlük doymuş yağ alımınızı dengede tutar.

Aşırı tatlı tüketmek

Sağlık otoriteleri erkeklerin günde 9 çay kaşığından, kadınların ise 6 çay kaşığından daha fazla şeker tüketmemesini öneriyor. Kalp damar sağlığını korumak ve diğer hastalıklardan korunmak için bu uyarılara dikkat etmek gerekiyor. Kültürümüzde bayram dönemlerinde şekerli yiyecek tüketim miktarının artması kalp damar hastalığı ve diğer hastalıklara davetiye çıkarıyor. Bu nedenle bu süreçte her gün tatlı tüketmekten kaçının, çok az şekerli sütlü tatlı veya aşırıya kaçmamak şartıyla taze-kuru meyveler tercih edin.

İshali önemsememek

Yaz aylarında gıda zehirlenmeleri sıklıkla karşımıza çıkıyor. Açıkta bırakılmış, dolapta muhafaza edilmemiş veya iyi pişirilmemiş etler gıda zehirlenmelerine yol açabiliyor. Ayrıca gıda zehirlenmelerinde sıklıkla karşımıza çıkan ishal ve bulantı gibi semptomlar Covid-19 hastalığında da karşılaşılabilen belirtiler olduğundan bu şikayetleri göz ardı etmeyin.

Su tüketimini ihmal etmek

Bayramda öğün düzeninin değişmesi ile birlikte gaz-hazımsızlık-kabızlık gibi bağırsak problemlerinin ortaya çıkması çok muhtemel. Ayrıca sıcak havalarda terleme ile fazlaca sıvı kaybı da olacağından günlük yeterli su tüketimi çok önem kazanmakta. Kg başına 30 ml su tüketimi öneriliyor. Su tüketiminin sadece sudan karşılanması çay, kahve gibi içeceklerin bu hesaba katılmaması öneriliyor. Ayrıca çay ve kahve gibi içecekler vücuttan su atılımına yol açtığından tüketiminde aşırıya kaçmamak gerekiyor.

Hareketsiz kalmak

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Bayramda hem rutinden fazla alacağınız kalorileri dengelemek hem de kalp damar sağlığınızı korumak için fiziksel aktiviteyi ihmal etmeyin. Düzenli fiziksel aktivite kan basıncı ve LDL kolesterolü düşürür, kalp koruyucu olarak bilinen HDL kolesterol seviyesini arttırır ve kan şekerini dengeler. Yürüyüş, yüzme, bisiklet, dans gibi aerobik egzersizler hekim tarafından bu sporları yapmanın riskli bulunmadığı sürece haftada en az 150 dakika gerçekleştirilmelidir” diyor.