Yazılar

Çok esnek veya otoriter olmayın!

Çok esnek veya otoriter olmayın!

Yoğun okul temposunda ilk dönemin sonuna gelindi. Okulların kapanmasıyla beraber eğitim sürecine ara verilen bu dönemde unutmamalıyız ki mola vermek ve dinlenmek çocuklar için çok faydalı olacaktır. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, “Bu ara dönemin bir mola dönemi olduğu unutulmamalı, çünkü çocukların da dinlenmeye, rahatlamaya ve eğlenmeye ihtiyaçları var. Dinlenmiş bir beden ve zihinle bir sonraki döneme geçişleri daha rahat olacaktır. Yarıyıl tatilinin, koşuşturmalı tempoda anne ve babayla akşamları geçirilen kısa zamanların telafi edilmesi için de önemli bir fırsat olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, “Ailece tatil gezileri, kültürel geziler veya bulunduğunuz şehre dair keşif gezileri yapabilirsiniz. Bu tür aktiviteler hem çocuk ve ebeveyn ilişkisini yakınlaştırırken hem de çocuğun eğlenerek farklı deneyimler kazanmasını sağıyor. Ancak bu süreçte öğretmenler tarafından verilen ödev ve çeşitli faaliyetlerin de çocukların sorumluluğu olduğu unutulmamalı ve mutlaka yerine getirilmeli. Eğlence ve sorumluluklar bir arada götürülmelidir” diyor. Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, verimli bir yarıyıl tatili için ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Dergi

 Klinik Psikolog Mine Şahbaz

Çok esnek veya otoriter olmayın!

Yarıyıl tatilinde çocuğunuzu ne çok esnek bırakın ne de çok otoriter olun. Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, “Anne ve baba olarak ev içinde hiçbir zaman öğretmen konumunda olmayın. Çocuğunuza yol gösteren ve onu destekleyen bir lider olmaya özen gösterin. Çünkü öğretmen konumunda olmak, çocukla kurulan ilişkinin güç savaşına dönüşmesine yol açabiliyor. Bunun sonucunda ders çalışmak ve ödev yapmak onun kendi sorumluluğundan çıkıyor, anne ve babanın arzusuna hizmet eden bir çalışmaya dönüşebiliyor.” diyor.

Ceza ve ödül vermeyin!

Yarıyıl tatilinde ceza ve ödül gibi yaklaşımlardan uzak durmaya özen gösterin. Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, “Özellikle karne konusunda çocuğun başarısı, kendisinin çabası ve emeği olduğu üzerinden yorumlanmalı, başarı ve ödül eşleştirmesinden kaçınılmalıdır. Çocuğun emeği ve çabası üzerinden yapılan yorum iç dünyasında sorumluluk duygusunu arttıracaktır. Ceza vermek ise yetersizlik ve suçluluk duygusunu arttırdığı gibi çocuğun kendini destekten yoksun hissetmesine neden olabiliyor.” diye konuşuyor.

Rutinlerde büyük değişiklik yapmayın!

Yarıyıl tatilinde dikkat etmeniz gereken bir başka önemli nokta da, rutinlerinizde çok büyük değişiklikler yapmamak olmalı. Aksi halde tatil bitiminde çocuğun okula dönüşü ve uyumu zorlaşabiliyor. Ancak bu süreçte, gün içerisindeki rutinlerinizde ufak ufak esneklikler ise yapabilirsiniz. Örneğin, çocuğunuz akşamları saat 21.00’de yatıyorsa, bu süreyi yarım saat uzatabilirsiniz.

Etkinliklerinizi birlikte planlayın

Tatil sürecinde neler yapabileceğinize dair çocuğunuzla birlikte plan yapmanız, onun ilgisini çekebilecek etkinlikleri yine beraber düşünerek oluşturmanız da çok önemli. Çocuğunuzun fikrini önemsemeniz kendine olan güvenini arttıracaktır. Ev içinde kutu oyunları oynayabilir, yapboz yapabilir, kitap okuyabilir, beraber film izleyebilir ve üzerine konuşabilirsiniz. Bu tür keyif veren aktiviteleri birlikte yapmanız ve bol bol gülmeniz, çocuğunuzun stresini azaltmada ve okulun bir sonraki dönemine geçişini kolaylaştırmada çok etkili olacaktır.

Yaşıtlarıyla sosyalleşmesini sağlayın

Tatilde çocuğunuzun sosyalleşmesini sağlamanız da çok önemli. Zira, çocukların kendi arkadaş gruplarıyla sosyalleşmeleri ve daha önce deneyimlemedikleri çeşitli grup etkinliklerine dahil olmaları, yeni sosyal becerilerini fark etmelerini sağlayabiliyor.

Pause Dergi

‘Yapmasın bir şey olmaz’ demeyin

Öğretmenleri tarafından yarıyıl tatilinde tamamlamaları için verilen sorumlulukları yerine getirmeleri son derece önemli. Bu sorumluluklar, çocuğun okuluna ve öğretmenine karşı sorumlu olduğunun farkındalığının gelişebilmesini sağlıyor. Dolayısıyla ödevlerini yapmak istemiyorsa, ‘yapmasın bir şey olmaz’ şeklinde yaklaşırsanız, okula dönüşte çocuğunuzda suçluluk duygusunun gelişmesine neden olabilirsiniz. Dolayısıyla öğretmeninin onun sorumluluklarını yerine getirmesini beklediğini hatırlatmalı ve destek vermelisiniz.

Eleştirmeyin, baskı kurmayın

Çocuğunuzun karne notu ve performansı düşükse tatil sürecinde onu eleştirerek ve baskı kurarak ders çalıştırmaya zorlamayın. Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, bu davranışınızın ilişkinize zarar vereceği uyarısında bulunarak, “Çocuğunuza, düşüşler kadar yükselişlerin de olduğunu belirtip bunu gerçekleştirebileceğine dair ümit ve destek veren bir tutumda olmalısınız. Ders çalışma konusunda okulda verilen ödevlere ek bir çalışma gerekecek ise öğretmeninin yönlendirmesiyle ek çalışma düzeni oluşturulabilirsiniz” bilgisini veriyor.

Okulun açılacağı gün yaklaşırken… 

Okulların açılmasına 3 veya 4 gün kala, yavaş yavaş eski rutine geçmeniz gerekiyor. Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, “Ayrıca, tatilin bitmesi çocuk üzerinde hüzün ve ayrılık duygusu oluşturacaktır. Bu nedenle tatilin nasıl geçtiği, neler hissettiği konusunda duygularına alan açmasını sağlayın. Duygularını ifade etmesine teşvik ve hislerine eşlik etmeniz, bu geçiş sürecinde rahatlamasına yardımcı olacaktır.

2 yaş sendromuna dikkat

2 yaş sendromuna dikkat

Aniden oluşan öfke patlamaları, kendi dediğini yaptırma konusunda inatlaşmalar, her şeye ‘hayır’ demeler, kendini yerden yere atmalar, durdurulamayan ağlama krizleri, çok hızlı değişen duygu geçişleri… Oyuncak için ağlama krizleri yaşarken bir anda başka bir şeye yönelerek susmak… Hiç beklenmedik bir şeye yoğun öfke krizleriyle karşılık vermek…

Ebeveynleri oldukça yoran ve kaygıya sürükleyebilen bu davranışlar, çocukların bebeklikten çıkıp kendilerini birey olarak kabul ettirmeye çalıştıkları ‘2 yaş sendromu’nun tipik belirtilerini oluşturuyor. Bu dönemde kişiliklerini ispat etmek isteyen çocuklar inatçı ve saldırgan tavırlar sergileyebiliyor, ebeveynleriyle zıtlaşabiliyorlar. Gelişimsel olarak 18 ayda başlayan ve 36 aya kadar devam eden ‘2 yaş sendromu’ her çocukta görülse de aynı şiddette seyretmiyor. Bunun nedeni ise her çocuğun mizaç olarak farklı olmalarının yanı sıra ebeveynlerinin da farklı tutumlar sergilemeleri.

Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, çocuklarda ‘2 yaş sendromu’nun ebeveynler tarafından dikkatle yönetilmesi gereken önemli bir süreç olduğunu belirterek, “Sendrom adıyla duyduğumuz bu süreç aslında bebeklikten çocukluğa geçişin yansımasıdır ve özerkleşme çabasıyla çok sağlıklı bir gelişimin parçasıdır.  ‘2 yaş sendromu’nu ergenlikten önceki ilk bireyselleşme süreci olarak da nitelendirebiliriz. Ebeveynlere itiraz etmeden de onlardan ayrışmak, bireyselleşmek mümkün değildir. Çocuğun ağlaması, öfkelenmesi veya inatlaşması değil anne ile babanın verdiği davranışsal tepkiler süreci daha zorlayıcı hale getirebiliyor. Çocuklardaki bu süreci rekabet ve güç savaşına dönüştürmemek gerekiyor. Aksi halde çocuğun bireyselleşme süreci sekteye uğrayabiliyor ve çocuk ebeveynlerinin sevgisini kaybetmemek için bebeksi pozisyonda kalma çabasına girebiliyor.” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Klinik Psikolog Mine Şahbaz

Öfke patlamalarını yarıda kesmeyin!

Çocuklarda ‘2 yaş sendromu’nda ağlama krizlerine ve öfke patlamalarına alan açmak, bir başka deyişle içinden gelen yoğun duyguyu dışarı yansıtabilmesine (gerek ağlama gerek bedensel tepkilerle) izin vermek ve bu duyguları kesmemek çok önemli. Zira, dışarı yansıtılamayan duygular kaybolmuyor, aksine bastırıldıkları için psikosomatik olarak beden üzerinden ifade yolu buluyorlar. Bu duyguları yaşadığında sakinleşinceye dek yanında beklemeniz, ona iyi geliyorsa sarılmanız, tıpkı bebeklik dönemlerinde yaptığınız gibi ‘hımm hımm’ gibi yumuşak bir ses tonu ile sürecine eşlik etmeniz, hiçbirini istemiyorsa sessizce beklemeniz sağlıklı olacaktır.

Küsmeyin, odasına yollamayın

“Ağlama krizlerinde çocuğa küsmek, onu odaya yollamak ve bağırmak kesinlikle olmasını istemediğimiz tepkilerdir” uyarısında bulunan Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Çocuğu yalnızlaştırarak sakinleşmeye zorlamak ileride güvensiz hisseden ve zor zamanlarında yardım isteyemeyen birey olmasına sebep olabiliyor. Dolayısıyla sakinleşinceye dek yanında kalmanız bu anlamda önemli olacaktır.”

İnat ediyorsa, seçenek sunun

Bu dönemde çocuğunuzun tepkilerinin arkasındaki duyguyu yakalayabilmeniz büyük önem taşıyor. Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, 2 yaş sürecinin çocukların sınır algısının oluşmaya başladığı bir dönem olduğunu belirterek, şöyle devam ediyor: “Anne ve baba olarak ne çok serbest olmalı ne de çok katı durmalısınız. Çocuğunuza seçenek sunarak, kararı o veriyormuş gibi hissettirmeniz kişilik gelişimine fayda sağlayacaktır. Bunun yanında seçenek sunulamayacak bir durum ise yaşadığı hayal kırıklığına eşlik etmeniz yeterli olacaktır. Çocuğunuz yediği yemeye itiraz edebilir ya da sizin seçtiğiniz pijamayı giymek istemiyor olabilir. Böylesi anlarda onun sınırlarına bir adım geri çekilerek alan açmanız gerekiyor. ‘Bunu şimdi yemek istemiyorsun, ben yanlış anlamışım’ diyerek birkaç saat sonra yemek teklif edebilirsiniz. Giymek istemediği pijama yerine makul bir şeyler giymesi için seçenek sunabilirsiniz”

Pause Sağlık, Pause Dergi

“Beni üzüyorsun, canımı acıttın” demeyin!

Çocuğunuzun vurma davranışı varsa, ‘canımı acıttın’, ‘bak beni üzüyorsun’ gibi cümleleri kesinlikle sarf etmeyin. Zira, bu tür söylemlerin çocukta suçluluk hissinin artmasına neden olacağına işaret eden Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, “Suçlanan çocuk da bu davranış döngüsünü devam ettirme eğiliminde olacaktır. Bunların aksine çocuğunuz size vurduğunda durdurmalı ve ‘bana vuramazsın, birbirimize vuramayız’ cümleleriyle bunu size yapmaması gerektiğini hatırlatmalısınız. Sizin yıkılmadan, ona suçluluk hissettirmeden olumsuz tepkilerini göğüslüyor oluşunuz, bu süreci daha sağlıklı geçirmesine büyük katkı sağlayacaktır. ‘Bana değil yastığa vurabilirsin, topa vurabilirsin’ gibi sonrasında yönlendirmeler yapabilirsiniz. Onun size kızdığını ve bu sebeple böyle davrandığını, bunu gördüğünüzü ama çözümün vurarak olmaması gerektiğini kriz anlarından sonra çocuğunuza söyleyebilirsiniz.” bilgisini veriyor.

Birlikte oyun oynayın

Evinizde duyusal oyunları ve oyuncakları arttırmanız, çocuğunuzun sakinleşmesini kolaylaştıracaktır. Hamurlar, su oyunları, yumuşak toplar ve sesli müzik aletleri gibi bedenden gelen zorlayıcı duyguları boşaltabileceği bir alan yaratmanız, gün içinde yaşadığı stresi oyuncaklar aracılığıyla bırakmasını sağlayacaktır. Bedensel hareketli oyunları ev içinde çocuğunuzla birlikte oynayarak onun işbirliğine daha açık hale gelmesini sağlayabilirsiniz.