Eğitim insanın kendine yatırımıdır…

Eğitim insanın kendine yatırımıdır…

Hanedancity.com’un bu ayki konuğu idealist genç bir isim… Kurucularından olduğu SEY vakfında “eğitimde fırsat eşitliği ve Toplumsal cinsiyet eşitsizliği” ne yönelik projeler yürütüyor. Bir toplumda; eğitimde fırsat eşitliği sağlanırsa, çekirdekten doğru yetişen insan sayısı ne kadar fazla olursa, o ülkede, o dünyada büyük ölçüde sorunların çözülebileceğine işaret ediyor. SEY vakfı kurucularından, Bahçeşehir koleji ve Uğur Okulları icra kurulu üyesi sevgili Begüm Yücel bu ayki söyleşi konuğumuz. Kendisi ile keyifli bir röportajı siz değerli okurlarımız için gerçekleştirdik. Keyifli okumalar.

Begüm Yücel

İyi bir eğitim sizce neye bağlıdır? İyi bir eğitim eşittir desem neler ile tanımlarsınız?

İyi bir eğitim insanın kendine yatırımıdır. İyi bir eğitimi; iyi bir okul gibi düşünmüyorum. İnsanın kendini tanıması, geliştirmesi, her gün yeni bir şeyler öğrenmesi, kendinin farkında olmasına bağlıdır. Bana göre “ farkındalık”  bu konuda ve hayatta en önemli şeylerden biri. Mesela yabancı dilin mi yok? Evet deyip bu fark ettiğin eksiği kabullenip yabancı dil öğrenmem gerekiyor. İşte şu alanda eksiğimi tamamlamam gerekiyor denilebilmeli. Bunu yapabiliyorsanız sonrasında tabi ki iyi bir eğitim okuldan da başlıyor. Ama daha da önce aile de başlıyor. Aile olmazsa olmaz… Ne kadar okulda eğitimini verirsek verelim bazı birçok şeylerin temeli ailede atılıyor. O yüzden hepsinin bir kombinasyonu diye düşünüyorum…

Begüm Yücel

Bugün genç bir iş kadını olarak; çocukluğunuzda hayal ettiğiniz mesleği yaptığınızı söyleyebilir misiniz? …

Bizim ailede şöyle oluyor aslında küçüklükten beri az çok gelecekte ne yapacağını bilerek büyüyorsun. Çocukluğumda veteriner olmak istiyordum ama büyüdükçe o hayalim değişti. Dediğim gibi sistemin içinde yetişince gelecekte ne yapacağını biliyorsun. Ben reklam okuduğuma seviniyorum çünkü daha bir pazarlama ilgi alanıma giriyor. Görevli olduğum kurumlarda da bu alanlarla ilgilenmeyi daha çok seviyorum. Eğitimimde doğru bir bölüm okuduğuma inanıyorum ve o dönem keyif alarak da okumuştum doğru bir seçim yaptığımı düşünüyorum.

Bahçeşehir kolejleri nerelerde var?  Değerlendirmeleriniz nasıl?

65 il 143 Kampüs BK için geçerli ve yeni yatırımlar da tabii ki devam ediyor. Bizim ana misyonumuz kaliteli eğitimi Türkiye’nin her yanına ulaştırmak. Diyarbakır’da da kampüsümüz var. İzmir’de de kampüsümüz var. Mardin de de kampüsümüz var.  Hatta Diyarbakır kampüsünden bir öğrencimiz Harvard’ı kazandı. Oxford, Stanford’a giden öğrencilerimiz var. Bunlar büyük başarılar. Bizi de çok gururlandıran kazanımlar.

Begüm Yücel

Günümüzde pek çok şey değişti.  Gençlerimiz en çok ne olmak istiyor? Eğitim trendi nedir?

Gençlerimizin çoğunluğu şu dönemde kendi çocuğumdan da biliyorum; en çok youtuber ve infuluencer olmak istediklerini söylüyor. En fazla bunları duyuyorum… Onun dışında avukat olacağım, doktor olacağım diyene çok rastlamıyorum.

Begüm Yücel

Sizce niye böyle düşünüyorlar? Nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Kolay geliyor sanırım. Bir de ünlü olma hevesi de var içlerinde. Eskiden de vardı bunlar ama günümüzde bu düşünceleri inanılmaz seviyede yükseldi, tavan yaptı. Bir video çekip milyon kez izlenmek istiyorlar ve o hayatları yaşayacaklarını düşünüyorlar.  Aslında Youtuberlık bir meslek değil. Ben kendi oğluma da bunu anlatmaya çalışıyorum. Aileler, eğitimciler bu konun iyi anlaşıldığından emin olmalılar. Bir mesleğiniz olur youtube çekersiniz. Ama “youtuber olacağım” diye bir meslek dalı yok. İleride ne olur bilmiyorum ama bugün youtube kapansa Türkiye’de ne olur?.. Anında biter…  İnfuluencer da yanlış algılanıyor. İnfluencer demek link verip etiketlemek değildir.  İnsanları etkilemektir ama bu etkileme; “link verdim bu ceketi al” dan öte olmalıdır. Bizimde SEY vakfında yapmaya çalıştığımız bu; toplumsal cinsiyet eşitliğinde insanları, beni rol model alan genç kızları bu şekilde influens etmenin Türkçesi etkilemenin daha değerli olduğunu düşünüyorum. Ama şu dönemde her şey linke bağlandığı için biraz da bu durumu eleştiriyorum açıkçası…

Begüm Yücel

Markalaşma yönünden şuan ülkemizin dünyada geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pozitif değerlendiriyorum. İyi işler çıkarmaya başladığımızı düşünüyorum. Mesela; Les Benjamins’i çok beğeniyorum.  Kurucusunun ne kadar emek sarf ettiğini de biliyorum. Emek sarf ede ede markasını yurtdışında çok güzel bir şekilde pazarlıyor. Bizim üniversitemiz var. Washington da Beyaz Saray’a yakın. Bahçeşehir Üniversite’sinde Türk bayrağımız dalgalanıyor. Bence bu da büyük bir başarı. İleride umarım örnekler daha da çoğalır.

Begüm Yücel

Eşitlik kelimesi size ne ifade ediyor? Sizce Kadınlar erkeklerle eşit haklara sahip olabilirler mi?

Eşitlik aslında doğuştan gelen bir var oluş ama sistem içerisinde hepimizin bozduğu, yanlış yönettiği bir şey.. Kadın ve erkek eşit doğuyorlar, eşit haklara sahipler ve hayatta da denkler. Tabii ki; aynı güce sahip değiliz bir erkekle ama haklar hukuklar konusunda eşit olmalıyız.

Begüm Yücel

Cinsiyet eşitliği ya da kadına şiddet konularında yapılan çalışmaların hak ettiği noktaya vardığını düşünüyor musunuz?

Pozitif yorumlamak istiyorum. Çünkü sosyal medya ile bu konular daha görünür, daha bilinir, daha konuşulur oldu… Taraftarı daha fazla oldu. Eskiden bu kadar kadın cinayetlerine yönelik haberlerin olduğunu bilmiyorduk. Sosyal medya vesilesi ile daha çok paylaşım yapılıyor. Farkındalık yaratıyor. Bu anlamda dernekler güzel çalışıyor. UN Women çok iyi sürdürüyor bu konudaki çalışmalarını…  HeForShe projeleri de güzel oluyor.  Şimdi biz SEY vakfı olarak başladık. Bu konuda biz; işte onlar yapıyor biz yapmayalım ya da biz yapıyoruz onlar yapmasın düşüncesinde, zihniyetinde değiliz hiçbir zaman. Hatta biz; UN Woman ile gelin güçlerimizi birleştirelim, daha çok insana ulaşalım diye bir iş birliği içerisinde de olmak istiyoruz. Bu yönde konuşmalarımız da devam ediyor.  Bir tek insanı bile değiştirmek, birçok şeyi değiştirir. Bu bilinçle, bakış açımızla hepsinin çalışmalarına saygım var.

Begüm Yücel

SEY vakfının kurucu ve yöneticilerinden birisiniz… SEY Vakfı’nın kuruluş amacı neydi, bugüne kadar yaptığınız çalışmalardan memnun musunuz?

SEY vakfının kuruluş amacı; biz hep bursumuzu veriyorduk ama bu nasıl yapıyorduk? Telefonla ulaşan biri ya da gördüğün biri oluyordu. Bu durum pek adaletli gelmiyordu. Biz de bu vakfı kuralım, herkese açık olalım.  Diyarbakır’daki kişi de bize ulaşabilsin,  yan komşum da… Bu mantıkla “eşit eğitimi” büyük şehirlerin dışındakilere de sağlamayı hedefledik.

Begüm Yücel

Memnun musunuz? Diğer vakıflardan ayrıldığınız nokta var mı? Diğer vakıflardan ayıran en önemli özellik sınavsız ve yüzde yüz burs veriyor olmamız. Başarılı çocuk bir şekilde yolunu bulur gibi geliyor bana…. Ayrıca; okul süreci sonunda belli bir puanı tutturdun ya da tutturamadın bundan sonra burs vermeyeceğiz gibi bir söylemlerimiz de olmuyor. Gönüllülerimizle beraber birebir çocukla ilgileniyoruz. Ellerimiz hep üzerlerinde…  Asgari ücretle geçinen ailelerin çocuklarına, dördüncü sınıfa kadar burs veriyoruz. 21 Mart’ta gelecek burs kayıtlarımızı açıyoruz. 2023 de ise Cumhuriyetin 100 yılında 1000 çocuğa burs vermek hedefindeyiz.

Begüm Yücel

Özellikle üzerinde hassasiyet gösterdiğiniz detaylar var mı? Sizi etkileyen bir şey yaşadınız mı? Anne baba eğitimi veriyoruz.  Özellikle üzerinde durduğum bir konu… Çünkü; çocuklar okulda ne kadar bu eğitimi alsa da ailenin de bilinçlenmesi çok önemli… Bu sebeple biz bursiyerlerimizin ailelerini bu konuda zorunlu tutuyoruz. Genelde bu seminerlere anneler katılıyor, babalar da dâhil olmalı, onlar da eşleriyle beraber katılsın diyorum. Mesela bir annemiz aldığı bu mindfulness seminerleriyle üniversiteye başladı.  Ve şuan üniversite okuyor. İki kız çocuk annesi hatta erkek şiddeti ile boşanmış bir kadın.  Böyle de bir hikâyesi var. Şuan bu anne iki kızını yetiştirirken üniversiteye de başladı. Bir kişi, bir aile, birçok şeyi değiştirebilir. Çevresinde güzel bir örnek… Bu beni çok gururlandıran güzel bir şeydir.

Begüm Yücel

Başka projeler var mı?

Vakıfta toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine bir projeye başladık. Yedi bölgede il il gezeceğiz. Bu proje bizi şuara en çok heyecanlandıran çalışmalarımızdan diyebilirim.  Diyarbakır’dan başlayacağız. Güzel bir farkındalık, etkileşim olacağına inanıyorum. Lise öğrencileri ve velilerine ulaşabildiğimiz kadar dokunmak istiyoruz.  Projemizle; dünyayı sistemi değiştireceğiz gibi bir iddiamız yok ama bir farkındalık yaratmak çabasındayız. Asıl hedefimiz toplamda elli bin çocuğa erişim sağlamak.. Bu konuda ilk cinsiyetsiz kutu oyununu yaptırdık.  Diyarbakır’da lansmanını yapmayı planlıyoruz.  Çok değerli konuşmacılar gelecek. Bunların şuanda programlama çalışmaları içerisindeyiz.  Biz bir başlangıç olarak fture talks yaptık.

Begüm Yücel

Kadınlar günü için bir mesaj vermenizi istesek ne dersiniz?

 Eşitliğin sistem içinde bozulmuş olması sırf Türkiye’nin değil dünyanın da problemi… Küresel olarak bütün ülkelerin uğraştığı bir konu. O yüzden sonuna kadar haklarda eşit olmayı savunmamız gerekiyor. Eşitlik kavramı bazen çok çarptırılıyor da… En basitinden hep bir verilen örnektir “erkek daha güçlü ama kadın doğurabiliyor” diye.. Bu konuda denkler ve haklarda eşitler. Öncelikle tanımlamayı doğru yapıp, doğru bir şekilde elde edene kadar savunmamız gerekiyor. Kendimize inanarak ve vazgeçmeden.

 Siyasete girmeyi düşünür müsünüz?

Yok hiç düşünmem. Hayatımın hiçbir döneminde ne alakam ne de ilgim olmadı. Ama çok enteresan bir şekilde oğlum Aslan çok ilgilil… Tarih konularına, siyasi konularla çok ilgili… Gelecekte belki siyaset okuması için yönlendirebilirim. Bu konuda gerçekten potansiyeli olduğunu fark ediyorum. Ben değil ama Aslan zamanı gelince düşünür kanaatindeyim. İste miyim onun siyasetçi olmasını bilmiyorum ama O’nun bu konuda çok ilgisi var.

Begüm Yücel

Nasıl bir annesiniz? Eğlenceli, disiplinli mi? Nasıl tanımlıyorsunuz aranızdaki iletişimi? Kuralcı, disiplinli bir anneyim. Hitler gibiyim Evde… Saat 20:30’dan sonra bizim evde çocuk sesi duyamazsınız. Yemek konusunda yine aynı disiplin geçerli, kesinlikle masada oturarak yemek yenecek. İnsanlara karşı nezaketli tutum davranış konularında çok dikkat ederim. Teşekkür etmek, gerektiğinde özür dilemek saygı nezaket konusunda hassasiyetim var. Onun dışında ödev kuralım yoktur. Yap yapma demem. Bazen Aslan’ın ödevlerini çabuk çabuk ben okurum. Bunları yaz, şöyle yap derim. Küçükken bende hiç sevmezdim ödev yapmayı…  Akademik konularda kuralcı değilim ama sosyal yönlerden kitap okuması olsun,  Play station saatleri olsun hassasım. Telefon zaten bizde yok. Buralarda kuralcıyım.

Beraber eğlenceli ne yapmaktan keyif alırsınız?

 Benim istediklerim var. Çocuklarımın istekleri var. İki erkek çocuk annesi olduğum için biz hep terasta futbol oynuyoruz.  Bir noktadan sonra yılıyorum. Gelin boyama yapalım diyorum ama kabul etmiyorlar. Ya futbol oynuyoruz, ya basketbol oynuyoruz. Çok keyif alıyorlar. Beraber yemek yemeyi,  seyahat etmeyi seviyoruz.

Dinginlik sever misiniz kendiniz, nasıl yenilersiniz?

Öyle dingin hayat sevmem hani emekli olunca Marmaris’e gideyim diyen bir insan değilim, öyle bir hayat değil benimki… Ben şehiri kaosu severim… New York’ta olmak çok iyi geliyor ve orada olmak beni yeniliyor diyebilirim. Kişisel koçum var. Onunla düzenli aralıklarla görüşüyorum. Arkadaşlarıma da vakit geçirmek de iyi geliyor. Ama ben bir şehir olsam New York olurdum. Kendimi özgür hissediyorum, ruhumu yansıtıyor. Olaylar da eksik olmaz benim hayatımdan. O yüzden bunlar yani hareketli hayat benim yenilenmemi sağlıyor olabilir.

Begüm Yücel

 Sosyal medyayı kullanıyorsunuz. Sosyal medya fenomeni olarak tanınıyorsunuz.

Bu konuda ne söylersiniz? Evet ama ben fenomen diyemem kendime… Sürekli iş hayatımdan iş paylaşmak istemiyorum. Dolaysısıyla dengelemeye çalışıyorum. Link vermiyorum.  Sosyal medya kesinlikle gerçek hayat değil. Çok fake eden de var ama ben olabildiğince dengeli kullanmaya çalışıyorum.

Eleştiriye açık mısınız?

Evet açığım ve ben de çok sağlam eleştiririm. Kendi kendimi de eleştiririm. Çok detaycı ve mükemmeliyetçiyim.

Modayı takip eder misiniz?

Modayı biraz takip ediyorum ama kendime has bir sitilim var. Bazı insanlar hiç sevmiyor. Çok fazla nefret mesajı aldığım da oluyor doğru düzgün giyinsene be kadın diyende var. Ama çok seven, beğenen de var. Ben kendime has tarzımla kendimi rahat hissediyorum. Öbür türlü kendimmişim gibi hissetmiyorum. Ailem de alıştı artık bana… Çünkü benimki kurumsal kimlikten de bir tık daha farklı. Kimse artık yadırgamıyor. Kendimi böyle kabul ettirdim. Böyle mutluyum.

Begüm Yücel

  Sizce başarının sırrı nedir?

Kendine pozitif yönde inanmak ve pes etmemek bence başarının sırrı…

Gülşen’den “Lolipop” şekeri

Gülşen’den “Lolipop” şekeri

Son dönemlerde her yaptığı olay olan şarkıcı Gülşen’in uzun süredir üzerinde çalıştığı merakla beklenen yeni ve iddialı teklisi “Lolipop” DMC etiketi ile tüm dijital Müzik, Video ve Radyo platformlarında yayına girdi.

Gizemli Endülüs melodileriyle süslenmiş, dansa davet eden, modern ve güçlü bir altyapıya sahip olan Lolipop’un sözleri ve müziği Gülşen’e,  düzenlemesi ise Ozan Çolakoğlu’na ait.

Şarkıda sanatçının kendine has anlatım dili, İngilizce jargonlar ile birleşerek modern ve cüretkâr bir dilde yorumlanıyor.

Gülşen’den “Lolipop” şekeri

Yazdığı her şarkıda zamanın ruhunu yakalayan, yenilikçi tarzıyla kendi sınırlarını zorlayan sanatçı, bugüne kadar yaptığı tüm çalışmalarından farklı bir tarzla ve Ozan Çolakoğlu’nun görkemli düzenlemesi ile yine günümüz dünya trendlerini çok doğru yerden yakalayarak Türkçe Pop Müzik anlayışına yeni bir yön veriyor.

Gülşen’den “Lolipop” şekeri

Aşkı “bilerek ve isteyerek alınan mahkumiyet” meteforu ile anlattı

Klipte, şarkının sözleri arasında geçen “Kollarınsa eğer cezaevi, ben yatarım” cümlesinden yola çıkarak oluşturulan temada Gülşen, aşkı ve tutkuyu “bilerek ve isteyerek alınan mahkumiyet” metaforu ile anlatıyor. Aşkın ve tutkunun Gülşen’i hapsettiği bu “Parıltı Hapishanesi”nin yönetmen koltuğunda Metin Arolat otururken, klibin konsept ve kreatif direktörlüğünü reklamcı İrem Alkan üstlendi.  Projenin yapımcılığını Erkan Gültekin’in kurucu ortaklarından olduğu GE Media yürüttü.

Haftalar süren hazırlık sürecinde, sanatçı ile birlikte kare kare çalışılarak ortaya çıkan klipte; aşık olmak, tutkularının peşinden gitmek, vazgeçememek anlatılırken zevk ve lüks kavramlarının lezzetli ve ışıltılı dünyası izleyenleri içine çekiyor. Şarkının sanatçıda uyandırdığı ve onu harekete geçiren pastel renk tonlarından yola çıkılarak ince zevkli parıltıların görsel dünyasından oluşan çalışma, Eylül İlbey’in hazırladığı kareografi ve Gülşen’in iddialı, bir o kadar da cesur danslarıyla buluşması ile şahlanıyor. Gülşen’in adeta ikonik olarak nitelendirilebilecek kostümlerinin styling’i Mahizer Aytaş imzası taşıyor.

Gülşen’den “Lolipop” şekeri

Büyük bir set ekibiyle kesintisiz tam 16 saatte “tutku ve parıltı hapishanesi” konseptine uygun hazırlanmış dekorlarla stüdyoda çekilen projede, çok sayıda özel yapım pasta, lolipop ve tatlılar kullanıldı.

Lolipop şarkısının fotoğraf çekimi de şarkının ve Gülşen’in sahip olduğu tüm dişil enerjiyi, yeniliği, freshliği yansıtmak üzerine kuruldu. Fotoğraf sanatçısı Emre Doğru tarafından çekilen fotoğraflarda Gülşen ve Lolipop salt bir ikon olarak yorumlandı. Çekimde Saç tasarımcısı Serkan Aktürk ve makyaj sanatçıları Hakan Kültür ve Ece Birsen sanatçının ikonik saç ve makyaj tasarımlarına imza attılar.

Wilma Elles şiddeti yaşadı

Wilma Elles şiddeti yaşadı

Klip çekiminde rol alan ünlü oyuncu Wilma Elles, rolde olsa yaşadığı şiddet kendisini çok etkiledi.

Dünya toplumları üzerinde ‘Kadına Karşı Şiddet’e Hayır’ demek ve durumun bir erkek gözünden net tepki oluşturduğu çarpıcı sahneleri konu alan klipte; Wilma Elles, Burak Bozdağ ve Gülsüm Baylık yer aldı.

Bir çok kadın derneği ve platformanların da iş birliği ile hazırlanan klipte Wilma Elles ‘Kadına şiddeti ve uğradığımız haksızlıkları gözler önüne sermek için bir kadın oyuncu olarak bu sosyal sorumluk projesinde olmam gerektiğini düşündüğüm için kabul ettim.’ dedi.

Sabahattin Ali’nin ölümsüz eserlerinden ‘İstek’ Şiiri’ni kadına şiddeti dikkat çekmek amacıyla müzikal ruhla birleştiren Murat Emre Üstün, yeni teklisinin isminin ‘Mum Gibi’ olarak anılmasını istiyor.

Murat Boz patron oldu

Murat Boz patron oldu

Kendi kurduğu müzik şirketi Boz Prodüksiyon etiketiyle müzik severlerle buluşan “Harbi Güzel” Murat Boz’un ilk işi oldu. Murat Boz bundan sonra tüm projelerini kendi müzik şirketinden çıkaracağı belirtildi.

Sözü ve müziği Alper Narman, Ozan Bayraşa, Ömer Akkaya, Mert Çodur, Reşit Özkaplan, Ali Barış Ata‘ya düzenlemesi Ozan Bayraşa imzalı “Harbi Güzel” ile daha yayınlanmadan sosyal medya gündemine oturan Murat Boz şarkı çıktığı an itibariyle dijital müzik platformlarında ilk sıraya yerleşti.

Les Benjamins İlkbahar/Yaz 2022 ‘THE MYSTIC JOURNEY tanıttı

Les Benjamins İlkbahar/Yaz 2022 ‘THE MYSTIC JOURNEY tanıttı

Lüks sokak giyim markası Les Benjamins İlkbahar/Yaz 2022 THE MYSTIC JOURNEY’ koleksiyonunun yaptığı lansman ile tanıttı.

Tasarımlarında hikayeleri, kültürleri ve gelenekleri harmanlayarak günümüz sokak modasına yansıtan Les Benjamins, ön gösterim niteliğindeki THE MYSTIC JOURNEY koleksiyonunu sergilediği davetle, Nişantaşı’ndaki flagship mağazasında kutladı.

LES BENJAMINS markasının kreatif direktörü Bünyamin Aydın’ın Jacques Majorelle‘den aldığı ilhamla hayat verdiği koleksiyonun tanıtım lansmanı uluslararası moda, sanat, spor, müzik ve tasarım dünyasını bir araya getirdi.

Baskın retro dokunuşları, renk paletindeki ‘Majorelle’ mavisi, ‘Citroen’ sarısı ve sıcak portakal tonlarının derin kromatik etkilerini de ön plana koyarak kadın ve erkek koleksiyonunu oluşturan Bünyamin Aydın lansman davetinde koleksiyonun renk ve desenlerini tüm mağazaya yayarak davetlileri göz alıcı bir ambiyans içerisinde büyüledi.

Aşk buluşturdu

Aşk buluşturdu

Türk Pop müzik dünyasının sevilen iki sanatçısı, Cem Belevi ve İrem Derici “Belki” isimli aşk şarkısı için bir araya geldi.

Aşk şarkısı için bir araya gelen Cem Belevi ve İrem Derici, müjdeli haberi sosyal medyalarından duyurarak hayranlarını sevindirdiler. Yayında olacak Belki isimli şarkının sözü ve müziği Cem Belevi, aranjesi ise Mustafa Ceceli imzası taşıyor.

Cemiyet Gazino’sunun özel bölümü olarak yerini alan Belki şarkısının klibinin yönetmen koltuğunda ise Mustafa Özen oturuyor.

Kültürel Dönüşüm Derneği çalışmalarını medya ile paylaştı

Kültürel Dönüşüm Derneği çalışmalarını medya ile paylaştı

Zafer Kozanoğlu’nun başkanlığını yürüttüğü Kültürel Dönüşüm Derneği, 2022 projelerini Fairmont Quasar İstanbul Otel’de gerçekleşen basın toplantısıyla duyurdu.

Kültürel Dönüşüm Derneği üyeleri ve basın mensuplarının katıldığı bilgilendirme toplantısına özel projesiyle derneğe destek olan Ferhat Göçer de katıldı.

Fairmont Quasar İstanbul Otel Genel Müdürü Nicolas Kipper’de basın toplantısına ev sahipliği yaparak Kültürel Dönüşüm Derneğine destek oldu.

Kültürel Dönüşüm Derneği Başkanı Zafer Kozanoğlu, dernek başkan yardımcısı Berrin Zorlu, üyeler Gaye Mataracı, Fatoş Mildon, Esra Dalgıç, Feyza Bozok da toplantıya katıldı.

Porselenden yapılı elbise giydi

Porselenden yapılı elbise giydi

Ünlü sanatçı Aslı Hünel, Kütahya Porselen’in NG Afyon Otel’de gerçekleşen gecesinde 1500 parça porselen ile hazırlanan elbise ile sahne aldı.

Kütahya Porselen’in NG Afyon Otel

Kütahya Porselen, NG Afyon Otel’de gerçekleştirdiği “Yükselen Yıldızlar 2022”nin finalinde bayilerine müzik ziyafeti yaşattı. Etkinliğin gala gecesinde sahne alan Aslı Hünel, porselen elbisesi ile büyük beğeni topladı. Tolga Çam imzalı, gümüş, beyaz ve altın renkli elbise, özel kesilmiş porselenler ile hazırlandı.

Kütahya Porselen’in sanat atölyesinde uzun hazırlıklar ile üretilen 1500 parça özel kesilmiş porselen parçaları ile hazırlanan porselen elbise büyük beğeni topladı. Yaklaşık 30 kg ağırlığındaki elbisesi ve porselen takıları ile zaman zaman zorlanan ünlü assolist, konukların fotoğraf isteklerini de geri çevirmedi. Aslı Hünel, kostümü Kütahya’da bulunan NG Müze’de sergilenmek üzere konser sonrasında Güral ailesine armağan etti.

Boğazın gelinlikleri

Boğazın gelinlikleri

Ünlü tasarımcı Özlem Süer, ÖZLEMSÜERWHITE X FSBOSPHORUS projesiyle bir birinden ışıltılı gelinlikleri ile moda severlerle buluştu.

Four Seasons Hotel Bosphorus’da gerçekleşen bu özel buluşma, bu sene gerçekleşecek romantik düğünlerin arkasındaki özenli hazırlıkların her aşamasını, gelin ve damat adaylarına, ailelere ve moda severlere sunarak yaratıcı fikirler verdi.

İstanbul Boğazı’nın etkileyici manzarasına sahip konumuyla düğünlerin ve davetlerin çekici mekânı Four Seasons Hotel Bosphorus, Özlem Süer’in hazırladığı romantik gelinlikleriyle Boğaz’ın ihtişamlı gelinlerini buluşturdu.

 İvet Bahar 21. Vehbi Koç Ödülü’nün sahibi oldu

 İvet Bahar 21. Vehbi Koç Ödülü’nün sahibi oldu

Türkiye’nin ilk özel vakfı Vehbi Koç Vakfı’nın her yıl sırasıyla kültür, eğitim ve sağlık alanında verdiği Vehbi Koç Ödülü’nün bu yılki sahibi, öncülük ettiği hesaplamalı moleküler ve sistem biyolojisi çalışmalarıyla, milyonlarca hayatı kurtaran farmakolojik ürünlerin geliştirilmesine zemin hazırlayan Ordinaryüs Profesör İvet Bahar oldu.

 

Pandemi şartları nedeniyle ikinci kez dijital platformda gerçekleştirilen törende konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, “Son 20 yıldır küresel yoksulluk ilk kez artarken, ülkeler arasındaki uçurum daha da büyüdü. Pandeminin ekonomilerde bıraktığı hasar ve derinleşen sosyal adaletsizlikler, önümüzdeki yıllarda çözüm gerektiren önemli sorunların başında geliyor. İnsanların mutsuzluğu ve umutsuzluğu göz ardı edilerek barış dolu bir geleceğin inşası mümkün değil” dedi. Ömer M. Koç, ödülün Ordinaryüs Profesör İvet Bahar’a verildiğini ilan ederken şunları söyledi: “Sorumluluk üstlendiğimiz her alanda, hem bizlerin hem de memleketimizin diğer kurumlarının daha güzel yarınlara ancak nitelikli insan kaynağıyla ilerleyebileceği aşikârdır. İşte bu nedenle, Seçici Kurulumuzun, 2022 yılında sağlık alanında takdim ettiğimiz Vehbi Koç Ödülü’nü layık gördükleri çok değerli isme ilişkin şu çarpıcı gerekçesini sizlerle bilhassa paylaşmak istedim. Biyoloji ve tıp biliminde çığır açan çalışmaları içinde değinilmesi gereken en önemli noktalardan biri, bu başarıyı ailesinden üniversiteye giden ilk kişi olarak elde etmesi; diğeri ise, temel çalışmalarının hemen hepsini bir bilim insanı olarak Türkiye’de tamamlamasıdır.”

Ordinaryüs Profesör İvet Bahar ise “Vehbi Koç Ödülü’nün verdiği moral ve destek ile zaten büyük bir zevk ile yapmakta olduğum işleri şimdi daha büyük şevk ve azimle yapmaya devam edeceğim. Benim bir misyonum da gelecek nesillere örnek olmak, ışık tutmak; onların sahip oldukları yeteneklerini daha da geliştirmelerine ve kullanmalarına yardımcı olmak. Genç kızlara, özellikle de akademik kariyer için bilim dünyasını seçecek kişilere hitaben vurgulamak istediğim çok önemli bir konu; isterseniz, arzu ederseniz ve bunu gerçekleştirmek için gerekli emeği sarf ederseniz yapamayacağınız hiçbir şey yok. Yeter ki karşınıza çıkacak engellere göğüs gerecek, yolunuza şaşmadan devam edecek kararlılığı gösterebilin. Vehbi Koç Ödülü’ne beni layık gördükleri için Koç Ailesi’ne, Vehbi Koç Vakfı yöneticilerine ve Seçici Kurul üyelerine çok teşekkür ederim, beni onurlandırdılar” dedi.