Yazılar

Obezite kısırlığa yol açabilir

Obezite kısırlığa yol açabilir

Obezitenin kalp ve damar hastalıklarına, yüksek tansiyona, yüksek kolesterol ve damar tıkanıklığına neden olarak kalp krizi ve inme riskini artırdığına dikkat çeken VM Medical Park Mersin Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ersan Semerci, “Aşırı kilo nedeniyle oluşan nefes darlığı, vücudun bütün hücrelerinin yeteri kadar oksijenlenememesine sebep olabilir. İleri evrede ise hormonları etkileyerek kadın ve erkeklerde infertiliteye (kısırlık) yol açabilir” dedi.

Obeziteyi vücudun kullanabileceğinden daha fazla kalori alınması olarak tanımlayan VM Medical Park Mersin Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ersan Semerci, günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, fazlasının yağ olarak vücutta depolandığını işaret etti.

Dr. Ersan Semerci

Dr. Ersan Semerci

YAĞ ERKEKLERDE GÖBEK, KADINLARDA KALÇADA DEPOLANIYOR

Diğer bir tanımla obezitenin vücutta yağ kütlesinin yağsız kütleye oranla çok fazla artması olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Ersan Semerci, vücutta artan yağların genellikle bazı vücut bölgelerinde (örneğin, erkeklerde göbek bölgesinde kadınlarda ise kalça ve göbek bölgesinde) depolanarak ileri evrede iç organlarda da yağlanmaya sebep olabileceğini, bunun da çeşitli sağlık problemlerinin temelini oluşturduğunu söyledi.

KALP KRİZİ VE İNME RİSKİNİ ARTIRIYOR

Damarlardaki yağlanmanın artmasıyla obezitenin kalp ve damar hastalıklarına, yüksek tansiyona, yüksek kolesterol ve damar tıkanıklığına neden olarak kalp krizi ve inme riskini artırdığına dikkat çeken Uzm. Dr. Semerci, aynı zamanda metabolik bir hastalık olan tip 2 diyabete, karaciğer yağlanmasına bağlı karaciğer hastalıklarına ve uyku apnesi gibi problemlere sebep olabileceğinin altını çizdi.

KANSERE SEBEP OLABİLİR

Aşırı kilonun rahat nefes almayı önlediğini vurgulayan Uzm. Dr. Semerci, “Bu yüzden oluşan nefes darlığı vücudun bütün hücrelerinin yeteri kadar oksijenlenememesine sebep olabilir. İleri evrede hormonları etkileyerek kadın ve erkeklerde infertiliteye (kısırlık) yol açabilir. Ayrıca yapılan bazı çalışmalar obezitenin bazı kanser türlerine sebep olabileceğini göstermiştir” şeklinde konuştu.

BEL ÇEVRESİ KADINDA 88 CM, ERKEKTE 102 CM VE ÜZERİNDE İSE DİKKAT!

Kişilerde obezitenin varlığının çeşitli hesaplamalarla anlaşılabildiğini söyleyen Uzm. Dr. Semerci, vücut kitle indeksi hesaplamasının kişinin kilogram cinsinden kilosunun metre cinsinden boyunun karesine bölünerek elde edildiğini, ortaya çıkan vücut kitle indeksi değeri 30 ve üzerinde ise kişinin obez kabul edildiğini söyledi. Hesaplamalardan bir diğerinin ise bel çevresi ölçümü olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Semerci, bel çevresinin kadınlarda 88 cm; erkeklerde ise 102 cm ve üzerinde bir değerde olmasının da obezite olarak tanımlanabileceğini belirtti.

BİLGİSAYAR VE TELEVİZYON KULLANIMI RİSK FAKTÖRÜ

Obezite risk faktörlerine dikkat çeken Uzm. Dr. Semerci, “Günümüzde büyük şehirlerde yaşayan çocukların fiziksel aktiviteleri genellikle kısıtlıdır. Hemen hemen her çocuk sadece okulda beden eğitimi dersinde spor gibi fiziksel aktivitelerde bulunur. Çocuğunuzu daha çok spor yapmaya yönlendirmelisiniz. Çevresel risklerde dikkat edilmesi gerekenlerin başında bilgisayar kullanımı ve televizyon seyretmek gelir. Bu iki durum çocuğunuzun gün içinde daha az enerji tüketmesini ve daha fazla enerji depolamasını sağlar. Ayrıca televizyon veya bilgisayar başında daha fazla abur cubur yemesine olanak tanır. Özellikle reklamlarda gösterilen ve besin değeri düşük yiyeceklerin sık tüketimi de çocuğunuzun kilo almasını sağlar” diye konuştu.

YAŞITLARINA GÖRE FAZLA YEMESE DE AZ HAREKET EDER

Obezite hastası bir çocuğun yaşıtlarına oranla daha fazla yemek yemese bile genellikle daha az enerji harcadığına dikkat çeken Uzm. Dr. Semerci, “Çocuğun enerji tüketiminin az olması, kilo aldıran risk faktörlerinin başında gelir. Anne ve babanın her ikisinin birden kilolu olması sonucu doğacak çocukta yüzde 80 oranında obezite olma riski bulunur. Eğer sadece biri kilolu ise bu risk yüzde 40’lara kadar düşebilir. Unutulmamalı ki, obezitenin en büyük sebeplerinden biri çok yemek yeme değil, yenildiği kadar enerji harcamamaktır. Obezite sorunu ile mücadele eden çocukların ailelerinin de fiziksel aktivitelerde daha az bulunduğu gözlemlenmektedir” ifadelerini kullandı.

HORMONAL HASTALIKLAR OBEZİTEYE YOL AÇABİLİR

Obezite hastalığı olan çocukların mutlaka bir hormon hastalıkları uzmanı tarafından kontrol edilmesinin gerekli olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Semerci, “Obezite hastalığına sahip olan çocukların bazıları böbrek üstü bezleri, tiroit bezi hastalıkları ve şeker hastalığı gibi hastalıklar sebebiyle obeziteye yakalanabilir” dedi.

Dr. Ersan Semerci

OBEZİTE NEDEN OLUR?

Obezite hastalığının oluşmasındaki en büyük etkenin hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme düzeni olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Semerci, hastalığa neden olan sebepleri şu başlıklar altında sıraladı:

Yağlı besinler tüketmek: Yağlı besinlerle, fast-food gıdalarla beslenmek ve bu durumu alışkanlık haline getirmek vücudun yağ oranının artırarak obeziteye zemin hazırlar.

Hareketsizlik: Hareketsizlik ve düzenli olarak spor yapmamak, sağlıksız beslenmeyle beraber vücutta yağ yakımının azalmasına neden olarak obezite hastalığını oluşturur.

Eğitim düzeyi ve gelir durumu: Kişinin eğitim düzeyi, yaşadığı bölge, çevresindeki kültür, gelir durumu ve cinsiyeti çeşitli sorunları da beraberinde getirerek obezitenin oluşmasına neden olabilir.

Hormonal ve metabolik etmenler: Vücuttaki hormonal dengesizlik ve metabolizmanın yavaş çalışmasına bağlı olarak kişinin vücudu yağ yakmada güçlük çeker ve kişinin fazla kilo almasına neden olur. Hormonal dengesizliklerden kaynaklı olarak kullanılan ilaçlar iştah açarak obeziteye sebebiyet verebilir.

Genetik: Depresyon başta olmak üzere, anksiyete, duygu durum bozuklukları obezitenin ortaya çıkmasındaki temel etmenlerdir. Özellikle sosyal çevre, aile ilişkileri de obeziteye neden olabilir. Aile geçmişinde obezite hastalığının olması da risk oluşturur.

Yanlış diyetler: Sürekli olarak düşük kalorili diyetler yapmak yaşın etkisiyle beraber metabolizma hızının azalmasına neden olabilir. Hareketin de az olduğu durumda kilo almalar ortaya çıkar ve obeziteye sebebiyet verir.

Bazı ilaçlar: Kronik hastalıklara karşı kullanın bazı ilaçlar iştah açarak kişinin kilo almasına neden olabilir. Özellikle psikolojik sorunlara karşı kullanılan antidepresanlar dikkat edilmediği durumda kilo alınmasına neden olur.

Doğum aralığının azalması: Doğum sayısının artması ve doğum aralığının azalmasıyla kadınlarda kilo artışı yaşanarak obeziteye zemin hazırladığı görülür.

Yetersiz bağışıklık: Anne sütünden yeterli oranda alamamaktan kaynaklı olarak bağışıklık sisteminin zayıf olması, metabolik ve hormonal süreçlerin iyi gelişememesi obeziteye sebebiyet verebilir.

Tedavi edilmeyen menenjit ölüme yol açabilir

Tedavi edilmeyen menenjit ölüme yol açabilir

Menenjitin; beyni ve omuriliği çevreleyen dokuların iltihaplanması olduğunu belirten VM Medical Park Mersin Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Yeşiller, “Menenjit önlem alınmadığında ciddi beyin hasarı oluşturan ve ölüme neden olabilen bir hastalıktır. Her yaştan insanı etkileyebilir. Bununla birlikte 1 yaş altı bebekleri, okul öncesi eğitim gören çocukları ve genç kişileri daha fazla etkiler” dedi.

VM Medical Park Mersin Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Yeşiller, menenjit hakkında açıklamalarda bulundu. Menenjitin tanımını yapan Uzm. Dr. Yeşiller, “Menenjit, beyni ve omuriliği çevreleyen dokuların iltihaplanmasıdır. Ölüm riski ve enfeksiyon sonrasında sekel bırakma riski çok yüksek olan bir hastalıktır. Ölümcül bir hastalıktır ve acil tıbbi bakım gerektirir. Menenjitler her yaşta görülebilmekle beraber, yenidoğan ve 1 yaşından küçük çocuklarda riski oldukça yüksektir. Çocuklarda bağışıklık sistemi tam gelişmediğinden menenjit en tehlikeli hastalıkların başında gelir. İnsan sağlığını ciddi anlamda tehdit eden menenjit hastalığı, temas, öksürük ve damlacık yolu ile bulaşır. Anne ve babaların hastalığın belirtilerini dikkate alması ve tedavinin vakit kaybetmeden başlaması, hastalığın zarar bırakmaması açısından oldukça önemlidir” diye konuştu.

Dr. Erkan Yeşiller

Dr. Erkan Yeşiller

ÇEŞİTLİ VİRÜSLER NEDEN OLABİLİR

Menenjitin ana nedeninin mikroorganizmalar olduğunu belirten Uzm. Dr. Yeşiller, “Çeşitli bakteri, virüs, mantar ve parazit türleri bu hastalığı sebep olabilir. Bakteriyel menenjit en yaygın görülen ve en tehlikeli menenjit türüdür. Bakteriyel menenjite neden olan en yaygın bakteri türleri Meningokok, Pnömokok ve H. İnfluenza Tip B’dir. Menenjit kaynaklı ölümlerin büyük çoğunluğuna bu bakterilerin yol açtığı menenjit türleri sebep olmaktadır” şeklinde konuştu.

CİDDİ BEYİN HASARI OLUŞTURABİLİR

Önlem alınmayan menenjitin ölüme bile neden olabileceğini aktaran Uzm. Dr. Yeşiller, şu bilgileri paylaştı:

“Menenjit önlem alınmadığında ciddi beyin hasarı oluşturan ve ölüme neden olabilen bir hastalıktır. Her yaştan insanı etkileyebilir. Bununla birlikte 1 yaş altı bebekleri, okul öncesi eğitim gören çocukları ve genç kişileri daha fazla etkiler. Aşı, erken tanı ve tedaviyle ölüm ve sekellerin önüne geçilebilir. Türkiye, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) verilerine göre orta riskli grupta yer almaktadır ve aşının uygulanması önerilmektedir. Türkiye’de çocuklarda konjüge pnömokok ve Hib aşılarının rutin olarak uygulanmasından önceki dönemde, akut bakteriyel menenjit etkenleri N.meningitidis (yüzde 56.8), S.pneumoniae (yüzde 22.5) ve Hib (yüzde 20.5) olarak tespit edilmiştir. Etkin aşılama sayesinde S.pneumoniae ve Hib’e bağlı menenjit önemli ölçüde azalmıştır, fakat rutin aşı programında olmayan meningokok etkeni hala önemini korumaktadır.”

MENENJİT BELİRTİLERİNE DİKKAT!

Menenjitin belirtilerine dikkat çeken Uzm. Dr. Yeşiller, “Menenjitin erken belirtileri grip ile benzerdir. Menenjit hastalığının esas belirtileri birkaç saat ya da birkaç gün içerisinde kendini gösterir. Klinik olarak yaş küçüldükçe menenjit semptom ve bulguları özgüllüğünü kaybetmektedir” dedi.

Uzm. Dr. Yeşiller, menenjitin en yaygın belirtilerini ise şu şekilde sıraladı:

  • Şiddetli baş ağrısı,
  • Kusma,
  • Yüksek ateş (38 derece ve üstü),
  • Ense sertliği,
  • Uyku hali,
  • Konsantrasyonda güçlük,
  • Havale geçirme,
  • Boyun tutulması,
  • Parlak ışığa bakmakta güçlük,
  • Sersemlik hali,
  • Bilinç bulanıklığı,
  • Soğuk el ve ayaklar,
  • Titreme,
  • Hızlı soluk alıp verme,
  • Eklem ve kas ağrıları.

Uzm. Dr. Yeşiller,  yenidoğan bebeklerde ise yüksek ateş veya normalin altında olması, inleme, tiz sesli ağlama, hareketlerde yavaşlama, uyku hali ve sersemlik, konvülzyon, beslenme güçlükleri, kusma, bıngıldakta şişlik, başın geriye doğru bükülmesi gibi menenjit belirtileri görülebileceğinin altını çizdi.

VM Medical Park Mersin Hastanesi

TEDAVİSİ 21 GÜNE KADAR SÜREBİLİR

Teşhis koyma sürecinden bahseden Uzm. Dr. Yeşiller, “Hastalığın kesin tanısı sadece lomber ponksiyon ile yapılmaktadır. Beyin omurilik sıvısı bir iğne yardımı ile bel bölgesindeki omurlardan alınır. Alınan örnek sonucunda ilgili laboratuvar testleri yapılır ve tanı konur. Menenjit şüphesi olan stabil hastalarda, uygun kan testleri yanında kesinlikle lomber ponksiyon (LP) yapılmalıdır. Hastalığa neden olan mikroorginazma çeşidine göre tedavisi 14 ile 21 gün arasında sürmekle birlikte bu durum kişinin yaşına ve risk faktörlerine göre de farklılık gösterebilir” ifadelerini kullandı.

HASTALIKTAN KORUNMANIN ETKİLİ YOLU AŞI OLMAK

Menenjit hastalığından korunmanın en iyi yolunun aşı olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Yeşiller, “Çocukluk çağı ve sonrası dönemde yapılan karma aşılar menenjite neden olan bazı etkenlere karşı koruma sağlar. Bununla birlikte rutin aşı programında olmayan, özellikle sık karşılaşılan bakteriyel meningokok etkeni hala önemini korumaya devam etmektedir. Meningokok aşıları, talep eden ailelere birçok sağlık merkezlerinde özel olarak yapılmaktadır” dedi.

BEYİN HASARI VE İŞİTME KAYBINA YOL AÇABİLİR

Menenjit aşısının öneminin altını çizen Uzm. Dr. Yeşiller, “Meningokok aşısının rutin aşı takviminde yer almamasından dolayı, bu aşıyı yaptırmaya gerek olmadığını, yapılan aşıların yeterli olduğunu düşünebilir. Menenjit tedavi edilmediği veya önlem olarak aşı yapılmadığı takdirde beyin hasarı, işitme kaybı gibi ciddi komplikasyonlara ve ölüme yol açabilen bir hastalık olduğu için hastalıktan korunma amaçlı menenjit aşısı yaptırılması büyük önem taşır. Menenjit aşısı güvenli olduğundan aşıyı yaptırmakta tereddüt etmeye gerek yoktur. Aşının iştah kaybı, ateş, aşı olunan yerde kızarıklık ve halsizlik gibi yan etkileri kısa zaman içerisinde geçer. Menenjit aşısı diğer aşılarla birlikte yapılabilir. Menenjit aşıları ikinci aydan itibaren yapılabilir. Aşının türü ve başlangıç yaşına göre dozları değişebilir. Menenjit aşısı oldukça koruyucu ve etkili bir aşıdır. Koruyuculuğu yüzde 95 ile yüzde 100 arasındadır. Kişi aşı olduktan sonra ömür boyu menenjite karşı bağışıklık kazanacaktır” diyerek sözlerini sonlandırdı.