Yazılar

Sık sık tuvalete gidiyorsanız… Dikkat!  

Sık sık tuvalete gidiyorsanız… Dikkat!  

Aniden geldiği ve ertelemekte güçlük çektiğiniz için genellikle tuvalete koşma ihtiyacı mı hissediyorsunuz? Gündüz 8-10 kez idrar ihtiyacınızı gidermek zorunda mı kalıyorsunuz? Geceleri birden fazla idrar yapma ihtiyacıyla uyanıyor musunuz? Sıvı tüketmek sizin için artık bir kabusa mı dönüştü? Bazen sıkışma hissinin ardından idrar kaçırma sorunu yaşıyor musunuz? Bu şikayetler size tanıdık geliyorsa, dikkat! Nedeni iş ve sosyal hayatta oldukça zor durumlar yaşatabilen ‘aşırı aktif mesane’ hastalığı olabilir!

Aşırı aktif mesane; hormonal, nörolojik, enfeksiyonel veya tümöral gibi herhangi bir patolojik durum olmadan mesanenin ani ve kontrolsüz kasılmalarıyla karakterize bir durum. Kontrol edilmesi güç sıkışma hissine genellikle gündüz ve gece sık idrara gitmenin eşlik ettiği, bazen de bu kontrolsüz kasılmalar nedeniyle hastanın idrarını tutamayarak kaçırdığı bir tablo olarak tarif ediliyor. Aşırı aktif mesane önemli bir sağlık problemi olmasa da iş ve sosyal hayatta ciddi zorluklar yaşatabiliyor. Öyle ki toplantıda veya seyahatte iken ya da sokakta dolaşırken gelebilen bu kontrolsüz idrar sıkışması sonucu hastalar sosyal ve iş hayatlarında güçlük yaşamamak için günlük faaliyetlerinde pek çok kısıtlamaya gitmek zorunda kalabiliyorlar. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan, kadınlarda daha sık olmak üzere her iki cinsiyette ve her yaş grubunda görülebilen aşırı aktif mesanenin dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen bir hastalık olduğunu belirterek, “Öyle ki aşırı aktif mesane için reçete edilen ilaçlar dünya genelinde hipertansiyon, diyabet ve antibiyotiklerden sonra 4. sırada yer alıyor. Ancak görülme sıklığı yüksek olduğu halde hastaların çoğunun bu tablonun aslında tedavi edilebildiğinden haberleri olmuyor. Oysa hekime zaman kaybetmeden başvurmak hem altta yatabilecek mesane ve prostat kanseri gibi çeşitli hastalıkların tanısının konmasını yardımcı oluyor hem de mevcut durumun tedavisinin sağlanması sayesinde hastaların yaşam kaliteleri artıyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Burak Özkan

Günde 8’den fazla tuvalete gidiyorsanız

Aşırı aktif mesanede en sık görülen ve ‘olmazsa olmaz’ denilen yakınma, çoğunlukla ani gelen ve ertelemekte güçlük yaşanan idrar sıkıştırması oluyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan, hastanın ani ve kontrolsüz idrar sıkıştırması nedeniyle genellikle tuvalete koşma ihtiyacı duyduğunu belirterek, “Bunun haricinde gündüz 8-10 kez gibi sık idrara gitme, gece birden fazla idrar yapma şikayeti de hastalarda görülebiliyor. En rahatsız edici ve kişiyi zor durumda bırakan semptom ise ani idrar sıkışıklığı ile birlikte gelişebilen idrar kaçırma oluyor” bilgisini veriyor.

Kesin nedeni henüz bilinmese de…

Günümüzde aşırı aktif mesaneye yol açan faktörler henüz kesin olarak bilinmiyor. Aslında aşırı aktif mesane semptomlarına yol açabilecek başka hastalıklar da mevcut. Bunların arasında; nörolojik hastalıklar, diyabet, üreter veya mesane taşları, mesane tümörleri, üriner sistem enfeksiyonları, üriner sistemdeki yabancı cisimler erkeklerde prostat hastalıkları, idrar kanalı darlıkları veya kadınlarda pelvik organların sarkması gibi sorunlar yer alıyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan,Bizler hastaya aşırı aktif mesane tanısı koymadan önce altta yatan bu gibi durumların olmadığından emin olmak istiyoruz. Dolayısıyla ‘komşumda da var, doktora gitmeme gerek yok’ anlayışı doğru değil. Eğer bu tabloya yol açan ciddi bir hastalık varsa, sebebinin mutlaka bulunup tedavisinin yapılması gerekiyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Tedavi ile çözüm sağlanıyor!

Günümüzde uygun tedavi yollarıyla aşırı aktif mesane sorununa çözüm sağlanabiliyor ve kişinin hayat kalitesi artırılabiliyor. Hastanın yaşam tarzında değişiklik yapması tedavideki en önemli aşamayı oluşturuyor. Tedavi protokolünde; kişinin yaşı, eşlik eden diğer rahatsızlıkları, kullandığı ilaçlar ve yaşam koşulları gibi birçok faktör belirleyici oluyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan, “Aşırı aktif mesanenin tedavisinde aslında çok geniş bir yelpazede seçenek mevcut olmakla beraber, hangisinin uygulanıp uygulanamayacağı hasta ve hekimin birlikte karar vereceği bir durumdur. Davranışsal tedaviler, ilaç tedavileri veya minimal invaziv girişimler günümüzde uygulanması mümkün olan tedavi seçenekleri arasında yer alıyor” diyor.

Kontrol altında tutmak için 5 etkili öneri! 

  • İdeal kilonuza ulaşın
  • Sigara kullanıyorsanız mutlaka bırakın
  • Tükettiğiniz sıvı miktarına dikkat edin
  • Pelvik bölgesindeki kasların kontrolünü sağlayabilecek egzersizler ile nefes egzersizleri yapmayı alışkanlık edinin
  • Aşırı baharatlı yiyeceklerden, gazlı içeceklerden ve kafein içeren çay ile kahveden kaçının

Prostatın belirtileri

Prostatın belirtileri

Erkeklerde genellikle 50’li yaşlardan sonra ortaya çıkan prostat sorunu, müdahale edilmediğinde yaşam konforunu bozarak, zamanla başka sağlık problemlerine neden olabiliyor. Pek çok hastada sık idrara çıkma belirtisiyle başlayan prostat büyümesi tedavide geç kalındığında kansere de dönüşebiliyor. Prostat sağlığını korumak için bilinçli olmak büyük önem taşırken, tanı ve tedavide modern yöntemler hasta konforunu artırıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Bülent Altunoluk, prostat büyümesi ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Bülent Altunoluk

Prostat bir salgı bezidir

Bir salgı bezi olan prostat, mesanenin hemen alt kısmında yer alan, içerisinden idrar kanalının geçtiği ve ayrıca spermleri testislerden getiren tüplerin açıldığı bir organdır. 18-20 gram ağırlığındaki prostat, salgı yapan hücrelerden (tubuloalveolar bezler) oluşmaktadır. Prostat bezinin asıl fonksiyonu meniyi oluşturan sıvının bir bölümünü salgılamaktır. Cinsel ilişki ya da mastürbasyon sırasında çıkan meninin % 90’ı prostat bezinde üretilir. Ayrıca prostat, mesanenin ağzını sıkarak idrarın dışarı kaçmasını önlemektedir. Ters duran bir piramide benzeyen prostat, idrar kesesinin hemen üstünde bulunmaktadır.

Yaş ilerledikçe büyüme oranı artabiliyor

Prostat büyümesi, özellikle idrar yolunu daraltıp sıkıştıracak şekilde prostatın iç kısmındaki bezlerin büyümesiyle kendini gösterir. Bu bezler büyüyünce, idrar akımına karşı bir direnç oluşturur. Dolayısıyla hasta idrarını boşaltabilmek için mesanesini daha güçlü kasmak zorunda kalır. Prostat ergenlik döneminde 2 katına çıkar. 25-30 yaşından sonra ise büyümeye devam eder. Prostat büyümesinin testosteron (erkeklik hormonu) ve östrojen (kadınlık hormonu) ile ilgili olduğu düşünülmektedir. 50 yaşından sonra erkeklerin yarısında prostat büyümesi görülürken, 60 yaşından sonra erkeklerin % 65’inde prostat büyümeye devam eder. 80’li yaşlarda ise bu oran % 90’ın üzerindedir. Prostat bu dönemde elma büyüklüğüne kadar erişebilmektedir.

Prostatın büyüdüğünü gösteren belirtiler

Belirtiler genellikle 50 yaşından sonra başlamakta ve yaş ilerledikçe artarak devam etmektedir. Ancak ailede özellikle prostat kanseri öyküsü varsa 40 yaşından itibaren belirtiler konusunda dikkatli olunmalı ve düzenli kontroller ihmal edilmemelidir.

 

  1. İdrara başlarken bir süre bekleme yani idrar başladıktan sonra çıkışının geç başlaması
  2. Sık sık idrara çıkma hissinin oluşması
  3. Geceleri idrar için kalkmak ve gün boyunca sık sık idrara çıkmak
  4. Mesanenin geç boşalması, işemenin uzun sürmesi
  5. İdrar yaparken yanma hissi
  6. Mesanede sanki idrar kalmış hissinin oluşması
  7. İdrar bittikten sonra damla damla akışın devam etmesi
  8. Sık oluşan idrar yolu enfeksiyonu
  9. Mesanede taş oluşumu

İlaç tedavisi şikayetleri azaltıyor

Prostat büyümesinin ilaçla tedavisi mümkündür. İlaçla yapılan tedavinin amacı hastanın şikayetlerini azaltmaktır. Prostatın neden olduğu tıkanmaya müdahale etmek için “alfa bloker” ilaçları verilmektedir. Yan etkileri düşük olan bu ilaçlar, hastada belli bir süre rahatlama hissi verecektir. Ancak zamanla tıkanmanın derecesinin artması nedeniyle açık ve kapalı prostat ameliyatları gündeme gelecektir. Prostat ameliyatında; kapalı ameliyatlar penis uç kısmından idrar kanalına girilerek yapılmaktadır. Prostatın iç kısmı parça parça kesilerek çıkarılmaktadır. Lazerde ise prostatın iç dokusu buharlaştırılmaktadır.

At nalı böbrek hastalığı nedir?

At nalı böbrek hastalığı nedir?
Normal şartlarda bir insanda bulunan börek sayısı ikidir ve bu börekler birbirinden ayrı olarak sağ ve solda konumlanır. Ancak kesin nedeni bilinmese de bazı durumlar anne karnındayken bebeğin böreklerinin birleşmesine yol açar. Şekil olarak at nalına benzeyen bu duruma at nalı böbrek hastalığı denir. Avrasya Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Arman Çitçi, at nalı böbrek hastalığı hakkında bilinmesi gerekenleri anlatıyor.

At nalı böbrek hastalığı nedir ve nasıl oluşur?
Böbrekler anne karnındayken omuriliğin iki tarafında olacak şekilde oluşmaya başlar. Bebeğin rahimde oluşması sırasında aşamalı olarak ilk oluşan organların başında böbrekler gelir. Normal bir süreçte böbrekler ayrı olarak bebek büyüdükçe gelişimini sürdürür ve doğru noktada pozisyon alır. Ancak anormal olan bazı şartlar bu süreçte bazı kusurlara yol açar ve böbrekler birleşir. Hamileliğin 7. ve 9. haftaları arasında ortaya çıkan bu durum çok sık görülmemekle birlikte hayati bir tehlikeye yol açmaz. Ancak yapılan araştırmalar at nalı böbrek hastalığı olan kişilerin çok daha kolay böbrek taşı hastalıklarına yakalandığını ortaya koymaktadır.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Op. Dr. Arman Çitçi

At nalı böbrek hastalığının belirtileri nelerdir?
Bazı durumlarda hiç belirti vermeyen at nalı böbrek hastalığının en sık görülen belirtileri şu şekildedir:
• Böbreklerde ağrı,
• Bulanık idrar,
• İdrar sırasında acı ve yanma,
• İdrarda görülen kan,
• Halsizlik ve yorgunluk,
• Yüksek ateş,
• Mide bulantısı,
• Kusma şikayetleri,

Bu hastalıklara dikkat!
At nalı böbrek hastalığı her ne kadar hayati bir tehlikeye yol açmasa da kişileri bazı hastalıklara karşı daha savunmasız bırakır. Beraberinde;
• Böbrek taşları,
• Böbrek kanseri,
• Wilms tümörü,
• İdrar birikmesi sonucu oluşan böbrek şişliği,
• Beyinde ekstra sıvı birikmesi,
• Ayrık omurga,
• İskelet problemleri
• Polikistik böbrek hastalıkları görülebilir.

At nalı böbrek hastalığı nasıl teşhis edilir?
At nasıl böbrek hastalığı genel olarak hamilelik döneminde bebek anne karnındayken ortaya çıkar. Rutin kontroller için yapılan ultrason görüntülerinde bebekteki bu durum ortaya çıkabilir. Bunun yanı sıra teşhis için kullanılan diğer yöntem ise böbrek ultrasonudur.

Pause Sağlık, Pause Dergi
At nalı böbrek hastalığı tedavi edilebilir mi?
At nalı böbrek hastalığının herhangi bir tedavisi yoktur. Ancak bu durumun yol açtığı hastalıklar tedavi edilerek hastanın şikayetleri önlenebilir. Ayrıca bu durumun yaratacağı etkileri en aza indirmek için çeşitli önlemler alınabilir. Bunlar;
• Böbreklerin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için en önemli yaşam kaynağı olan su bol bol tüketilmelidir.
• Böbrek için faydalı gıdalarla beslenmeye özen gösterilmelidir.
• Tam tahıllı gıdalar beslenme listesinde mutlaka yer almalıdır.
• Alkol ve sigara kişinin hayatından tamamen çıkmalıdır.
• Hareketsiz yaşama dur denmeli ve fiziksel aktivite oranı arttırılmalıdır. Bunun için günde en az yarın saat tempolu yürüyüş yapılmalıdır.
• Periyodik ultrason kontrolleri ile at nalı böbreğin durumunun takibi yapılmalıdır.