Yazılar

Cep telefonu kullanmak beyin tümörünü tetikliyor mu?

Cep telefonu kullanmak beyin tümörünü tetikliyor mu?

Beyin tümörleri kafatası içinde kontrolsüzce büyüyen kitleler. Nedenleri net olarak bilinemiyor. Klinik çalışmalara göre; her 100 bin kişiden 5’i beyin tümörü riski altında. Dünya nüfusu yaşlandıkça bu oranın da artacağı öngörülüyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Yaşar Bayri, beyin tümörlerinin ya beyin dokusu ve bu bölgedeki uzantılardan kaynaklandığını ya da vücudun başka yerindeki tümörlerin buraya sıçraması veya yayılması ile oluştuğunu söylüyor. Beyin tümörlerinin kendisi genelde başka organlara sıçramasa da bazı alt grupları “ekilim metastazları” yaparak beyin ve omurilik sistemi boyunca yayılabiliyor. Beyin tümörleriyle ilgili akılları kurcalayan pek çok soru var. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Yaşar Bayri, beyin tümörleriyle ilgili en çok merak edilen şu 5 soruyu yanıtladı.

Pause Dergi

Doç. Dr. Yaşar Bayri

Beyin tümörlerinin başlıca belirtileri neler?

Aslında beyin tümörlerinin belirtileri kendine özel değildir. En bilinen belirtisi olan baş ağrısı pek çok hastalıkta oluşabilen bir yakınmadır. Tekrarlayan, ısrar eden baş ağrısında hastayı ‘beyinde bir patoloji var mıdır?’ diye sorgulamak gerekir. Tümörler beynin hangi bölgesine yerleşmiş ise oraya ait belirtiler verebilirler. Bunu da ya doğrudan o bölgeden çıktıkları için ya da büyüyüp bası yaparak oluştururlar. Yani hastada güç kaybı, konuşma bozuklukları, görme sorunları, kişilik değişiklikleri, hafıza kusurları, epilepsi nöbeti geçirme, kafa içi basıncı artışına bağlı bulantı-kusma ve baş ağrısı olabilir. Hormon salgılayan tümörler hormonal dengesizliklere neden olabilirler ve bunlara bağlı şikayetler ortaya çıkabilir.

Beyin tümörü nasıl teşhis ediliyor?

Hastada kafatası içinde bir sorun olup olmadığını düşündüren bazı muayene bulguları olur, fakat kesin teşhis için bu bölgenin görüntülenmesi şarttır. Bu da beyin tomografisi ve beyin MR’ı çekerek mümkün olabilir. Özellikle MR tümörün yerleşim yeri, iyi ya da kötü huylu olabileceğine dair bir takım değişiklikleri göstermesi bakımından ilk tercih edilecek yöntemdir. Sadece teşhiste değil yapılacak cerrahi için de yol göstericidir.

Tedavide hangi yöntemler kullanılıyor?

Beyin tümörlerinde kitlenin ne cins bir tümör olduğunun kesin tanısını koymak ve onu oradan uzaklaştırmak için cerrahi yöntemler uygulanır, yani hastalar genelde ameliyat edilirler. Fakat tümör yaygın veya çıkarılması çok riskli olan bir bölgede yerleşmiş ise o zaman biyopsi ile tanı konulabilir. Sonrasında çıkacak tümörün karakterine göre hastanın ışın tedavisi ve kemoterapiyi ek olarak alması gerekebilir. Ayrıca bazı tümör tiplerinde büyüklüğü de uygunsa o zaman cerrahi yapmadan doğrudan odaklanmış ışınlama da denen Gamma Knife yöntemi ile ışınlama yapılarak tümör büyümesi kontrol altına alınabilir.

Pause Dergi

Cep telefonu kullanımı ile beyin tümörleri arasında bir ilişki var mı?

Bu konuda ciddi iddialar mevcut. Yapılan bilimsel çalışmalarda cep telefonu kullanma ile beyin tümörü oluşumu arasında net bir bağlantı olduğu ispatlanabilmiş değil. Fakat yapılan çalışmaların uygun grupları kapsamadığı konusu tartışmalıdır. Cep telefonu kullanım süresi ile beyin tümörü oluşumunun arttığı yönünde gözlemsel bulgular mevcuttur. ABD’nin finans merkezi olan Wall Street’de saatlerce cep telefonlarıyla konuşan borsacılarda beyin tümörlerinin normale göre çok daha fazla görüldüğü bildirilmektedir. Cep telefonu sinyallerinin DNA sarmalında kopmalara neden olduğu yönünde iddialar da mevcuttur. Kesin tümör ile ilişkisi olmasa da uzun süre cep telefonu kullanmanın en azından beyin yorgunluğuna sebebiyet verdiği neredeyse kesin gibidir. Ayrıca, baş ağrıları, uyku düzensizliği, hafıza zayıflaması, yoğun stres ve yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu ile dikkat dağınıklığı gibi durumlara da yol açabilmektedir.

Covid-19 döneminde beyin tümörleri vakalarında artış oldu mu?

Bunu söylemek için henüz erken olabilir. Covid-19 ile sinir sisteminin de tutulduğu, hatta en belirgin bulgularından olan koku almanın kaybolması şikayetinin koku sinirinin tutulumuna bağlı olarak ortaya çıktığı ve bazı başka nörolojik bulgu ile belirtilerin oluştuğu tespit edildi. Ancak Covid-19 enfeksiyonuna bağlı beyin tümör oluşumunda artış olduğunu söyleyemeyiz ama virüsler hücrelerde mutasyonlara neden olabilirler ve mutasyon birikimleri de hücrenin anormal hızda çoğalması ve karakter değişimine neden olarak tümöre dönüşmesine yol açabilir. Pek çok kişi tarafından Covid-19’a veya bazılarının iddialarına göre de aşılara bağlı olarak beyin tümörü oranlarında bir artış olup olmadığı merak ediliyor. Bunu ancak ilerleyen yıllarda söylemek mümkün olabilir.

Pandemi beyin sağlığını tehdit ediyor!

Pandemi beyin sağlığını tehdit ediyor!

Son yıllarda çevremizde giderek daha sık duyar ve karşılaşır olduğumuz beyin tümörü teknolojideki gelişmeler ve hekimlerin tecrübesi sayesinde artık kolaylıkla erken teşhis edilebilir bir hastalık haline geldi. Ancak beyin tümörünün bazı önemli belirtileri gerek toplumsal farkındalık olmadığı, gerekse pandemi sürecinde hastaneye gitme endişesiyle ihmal edildiği için tümörün ileri safhalarında karşılaşılmasına neden olabiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Bozkurt “Ülkemizde her yıl yaklaşık 17.000 kişi yeni beyin tümörü tanısı alıyor. İki yılı aşkın süredir maruz kaldığımız ve devam etmekte olan Covid-19 pandemisinde nörolojik belirti ve bulgulara sahip olan hastaların tedavide olası gecikmeleri, çok ağır sonuçlara yol açabileceğinden şikayetleri göz ardı etmemek ve gecikmeden hekime başvurmak hayati önem taşıyor” diyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Bozkurt, beyin tümörünün ihmale gelmez 10 önemli belirtisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

İki yılı aşkın süredir etkisini devam ettiren yüzyılın salgın hastalığı Covid-19; baş ağrısı başta olmak üzere baş dönmesi, bulantı, kusma, konsantrasyon güçlüğü, uykusuzluk ve bilinç düzeylerinde değişiklik gibi birçok nörolojik soruna yol açıyor. Salgının başlangıcından bu yana hastaların üçte birinden fazlasında nörolojik belirti ve bulgular görüldüğünü belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Bozkurt “Bu tip hafif nörolojik belirti ve bulgularla hastaneye başvuran hastaların dikkatli bir şekilde ve bu şikayetlerin aynı zamanda beyin tümörüyle de ilişkili olabileceği göz ardı edilmeden değerlendirilmesi çok önemlidir” diyor. Günümüzde görülme sıklığı giderek artan beyin tümörüne yönelik klinik ve deneysel araştırmalar; tümörlerin gelişiminde yanlış kodlanan bazı genlerin ve proteinlerin etkin rol oynadığını gösterirken Prof. Dr. Gökhan Bozkurt “Radyasyon ve kanserojen kimyasallar gibi bazı etkenler de beyin tümörü oluşumunu kolaylaştırıyor. Ayrıca  bir kısım beyin tümörlerinin oluşumunda ailesel geçiş eğiliminin olduğu gözlenmektedir” diye konuşuyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Gökhan Bozkurt

Farklı ve yeni tedavi türleri gelişiyor

Ülkemizde son yıllarda beyin ve sinir cerrahisi alanında gerek hekimlerin tecrübesi, gerekse yeni tıbbi teknolojiler sayesinde tanı ve tedavide son derece önemli gelişmeler sağlandığını belirten Prof. Dr. Gökhan Bozkurt şu bilgileri veriyor: “Özellikle beyin tümörlerinin oluşumu sırasında tümörlerin kullandığı yollar hakkında bilgilerin daha da artması ve burada etkin olan anahtar gen ve proteinlerin bilinmesi ve moleküler değişiklikleri ortaya koyan bir takım biyo-işaretleyicilerden yararlanılması beyin tümörü tanı ve tedavisinde çok önemli gelişmelere yol açtı. Bu bağlamda geliştirilen hedefe yönelik, normal dokuya zarar vermeden sadece tümör denilen zararlı dokulara etki eden akıllı ilaçların geliştirilmesi sağlandı. Beyin tümörü ön tanısı alan hastalarda tümör radyolojik olarak ister iyi huylu olsun ister kötü huylu olsun öncelikli tedavinin belirlenmesi gerekir. Günümüzde artık ister iyi huylu ister kötü huylu olsun beyin tümörlerin tedavisinde cerrahi tedavi çoğunlukla öncelikli olarak kabul edilen yaklaşım şeklidir. Özellikle bu tümörlerin tam ya da tama yakın çıkarılması ile hastalarımız için uzun ve sağlıklı bir yaşam sağlanmaktadır.”

Akıllı ilaçlar başarıyı artırdı

Beyin tümörünün cerrahi tedavisinde belirleyici olan faktörleri ‘tümörün cinsi ve iyi-kötü huylu görüntüsünün olması, yerleşim yeri, büyüklüğü, hastanın yaşı, hastanın genel durumu ve performansı, hastanın nörolojik durumu, tümörün hayatı tehdit etme durumu ve hastanın operasyon kararını etkileyebilecek derecede ek sistemik problemlerin olup olmaması’ olarak açıklayan Prof. Dr. Gökhan Bozkurt “İyi huylu tümörlerin bir kısmında kötü huylu tümörlerin ise tamamına yakın bir kısmında özel bir neden olmadıkça cerrahi tedaviye ek olarak radyoterapi ve kemoterapi verilmektedir. Ayrıca günümüzde iyi huylu tümörlerin bir kısmında ve kötü huylu tümörlerin tamamında cerrahi tedavi sonrası lokal radyoterapi uygulamalarının sonuçları bizleri oldukça mutlu etmektedir. Ayrıca cerrahi tedavi sonrası çıkarılan tümör alanına uygulanan yeni yöntemler ile yan etkiler azaltılırken bir yandan da tedavi etkinliği önemli ölçüde artırılmaktadır. Onkoloji alanında son yıllarda geliştirilen hedefe yönelik akıllı ilaçlar beyin tümörü tedavisinde yeni umutların oluşmasına yol açmıştır. Çok yakın döneme kadar kullanılan ancak beyin tümörünün tedavisinde pek faydası olmayan kemoterapi ilaçlarının yarattığı olumsuzluk, şimdilerde hedefe yönelik akıllı ilaçlarla ortadan kalkmış ve aynı zamanda akıllı ilaçlar yapılan ameliyat ve ameliyat sonrası uygulanan radyoterapinin başarı şansını artırmıştır” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beyin tümörünün 10 önemli belirtisi!

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Bozkurt, beyin tümörlerinin belirtilerini şöyle sıralıyor;

  • Baş ağrısı,
  • Baş ağrısına eşlik eden bulantı veya kusma,
  • Bilinç kaybı ve bilinç düzeyinde bozukluklar,
  • Daha önce hiç olmadığı halde nöbet (sara) geçirilmesi,
  • Vücudun bir kısmında duyu veya kuvvet kaybı olması, uyuşukluk,
  • Kısa zamanda gelişen görme kaybı, çift görme veya işitme kaybı,
  • Hafıza ve davranış bozuklukları,
  • Konuşma bozuklukları,
  • Dengesizlik ve yürüme problemleri,
  • Hormonal bozukluklar ve buna bağlı klinik semptomlar (erken ergenlik, el ve ayaklarda büyüme, adet döngüsü bozuklukları, hipertiroidi, kortizol yetmezliği veya fazlalığı…) yer almaktadır.

Şunlar çocuklarda beyin tümörünün sinyali olabilir

Şunlar çocuklarda beyin tümörünün sinyali olabilir

Beyin tümörleri çocuklarda lösemilerden sonra en sık görülen tümörleri oluşturuyor. Çocukluk çağında gelişen her 6 tümörden 1’i beyinde yerleşiyor. Bu tümörlerin yüzde 52’si ilk 2-10 yaş, yüzde 42’si de 11-18 yaş arasında görülüyor. Bir yaş altında oluşan beyin tümörleri oranı ise yüzde 5.5 civarında seyrediyor. Beyin tümörlerinin yarısını iyi huylu tümörler, diğer yarısını da kötü huylu tümörler oluşturuyor. Amerika kaynaklı istatistik verilerine göre; her yüz bin çocuktan 3’ünde kötü huylu beyin tümörü teşhis ediliyor. Günümüzde tıp dünyasında yaşanan önemli gelişmeler sayesinde iyi ve kötü huylu beyin tümörlerinin tedavisinde çok daha başarılı sonuçlar alınması ise yüreklere su serpiyor.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Memet Özek, beyin tümörlerinin tedavisinden başarılı sonuçlar alınmasında erken tanı ve tedavinin kilit rol üstlendiğine dikkat çekerek, “Hiçbir çocuk kolay kolay başım ağrıyor demez. Dolayısıyla 1-2 haftalık bir süreçte her gün baş ağrısından yakınan çocuk ciddiye alınmalı ve emin olmak için mutlaka beyin MR’ı çekilmelidir. Ayrıca özellikle sabah aç karnına oluşan fışkırır tarzda kusmalar da beyin tümörüne işaret edebildiği için zaman kaybetmeden kranial MR ile nedeni tespit edilmelidir” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Memet Özek

Erken tanı çok önemli!

Erken tanı diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi, çocukluk çağındaki iyi ve kötü huylu beyin tümörlerinde çok önemli. “Daha küçük tümörlerin cerrahi tedavisi her zaman aynı yerleşimli büyük tümörlere göre daha kolay oluyor ve genelde küçük tümörlerde cerrahi komplikasyon oranı daha az gelişiyor” bilgisini veren Çocuk Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Memet Özek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ayrıca kötü huylu tümörlerde, özellikle beyin omurilik sıvısıyla yayılma potansiyeli olan ‘ependimom’ ve ‘medulloblastom’ tümörlerinde yayılım oluşmadan önce cerrahi tedavi uygulamak, hastalığın ümitsiz evreye geçmesini önlüyor. Pilositik astrositom gibi iyi huylu tümörlerde ve seçilmiş ependimom ile medulloblastom gibi kötü huylu tümörlerde de erken tedavi sayesinde iyileşme sağlanabiliyor.”

Bu sinyaller beyin tümörü habercisi olabilir!

Çocuk Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Memet Özek, ebeveynlerin iyi ve kötü huylu beyin tümörüne karşı dikkat etmeleri gereken belirtileri şöyle sıralıyor:

  • Bebeklerde

Henüz bıngıldağı açık bebeklerde baş çevresinin normalden fazla genişlemesi, güçsüz emme, aktivite düşüklüğü, bulantı, kusma ve kilo kaybı oluşabiliyor. Arka çukur yerleşimli beyin tümörlerinde ayrıca kafada fazla su toplanması olarak bilinen hidrosefali gelişebiliyor.

  • Çocuklarda

Bulantı kusma, baş ağrısı, gözlerde kayma, konuşma bozukluğu, el-kol koordinasyon bozukluğu, kol ve bacaklarda güç kaybı, denge problemleri ve okul başarısında düşüş şeklinde kendini gösterebiliyor. Bunların yanı sıra felç ve epilepsi nöbetleri de gelişebiliyor.

Sabahları aç karnına kusuyorsa, dikkat!

Bulantı ile kusma, çocuklarda oluşan iyi ve kötü huylu beyin tümörlerinin en yaygın görülen belirtileri arasında yer alıyor. Çocuk Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Memet Özek, özellikle sabah aç karnına gelişen fışkırır tarzda kusmanın beyin tümörünün önemli bir işareti olabileceği uyarısında bulunarak, “Bulantı ve kusma şikayetlerinde öncelikle çocuk hekimine başvuruluyor. Bu durumda mutlaka göz dibi muayenesi yapılmalı, aksi halde bu sorunun gastrointestinal sistem problemi olduğu düşünülerek zaman kaybedilebiliyor. Özellikle sabah aç karnına oluşan fışkırır tarzda kusmalarda ise hemen bir kranial MR çekilerek konuyu açıklık getirilmelidir” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Çoğunda nedeni saptanamıyor

Çocuklarda en sık pilositik astrositom adlı iyi huylu tümörler görülürken, ikinci sıklıkta da özellikle arka çukur yerleşimli medulloblastom ve ependimom adlı kötü huylu tümörler izleniyor. Daha nadir olarak kötü huylu tümörler olan diffüz orta hat gliomları ve atipik teratoid rabdoid tümör de görülebiliyor. Birçok tümörde olduğu gibi, iyi ve kötü huylu çocukluk çağı beyin tümörlerinin çoğunda etken saptanamıyor. Ancak uzun dönem radyasyona maruz kalınması sonucunda beyin tümörünün oluşabildiği biliniyor.

 Tedavide çığır açan gelişmeler

Diffüz orta hat gliomları hariç, beyin tümörlerinin tümünde en ideal tedavi; cerrahi yöntemle olabildiğince fazla tümör dokusu çıkarmak oluyor. Ardından tümörün adına ve moleküler altyapısına göre gerekirse radyoterapi ile kemoterapi yöntemleri uygulanıyor. Çocuk Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Memet Özek, bu nedenle ameliyat sonrası elde edilen tümörün dokusundan moleküler çalışma yapılmasının hayati önem taşıdığını belirterek, tedavide yaşanan gelişmeleri şöyle anlatıyor: “Günümüzde sağlıklı dokulara hasar vermeyen hedefli kemoterapiler geliştiriliyor. Tümörlerin barındırdıkları mutasyonlara etki edebilecek ilaçlar geliştirilip uygun hastalarda kullanılabiliyor. Böylelikle iyi ve kötü huylu tümörlerde, tümörün yeniden büyümesi ve beynin diğer bölgelerine yayılması önlenebiliyor. Bu sayede hastaların yaşam süreleri uzuyor ve hayat kaliteleri artıyor. Kliniğimiz özellikle hedefli, kişiye göre şekillendirilmiş kemoterapi tedavilerinde, bu konuda oldukça boşluklar bulunan dünya literatürüne de önemli katkılar sağlıyor.”

Beyin alanları haritalandırılıyor

Beyin tümörlerinin tanısı ayrıntılı beyin MR (Manyetik Rezonans) yöntemiyle konuluyor. Gelişmiş MR yöntemlerinin bulunduğu merkezlerde; kol ve bacağı hareket ettiren sinir yolakları, konuşma, anlama ve el kol hareketinden sorumlu beyin alanları haritalandırılabiliyor ve cerrahi işlem bu haritaya göre şekillendirilebiliyor. Prof. Dr. Memet Özek, “Günümüzde tümörün adını koyan bilim dalı olan patoloji alanında da hayati gelişmeler yaşanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) çocuk beyin tümörlerini 2021 yılında yeniden sınıflandırdı. Bu sınıflandırma tümüyle tümörün genetik yapısına bağlı. Genetik yapıyı anladığımızda tümör hücrelerinin çoğalmasını durdurma şansımız oluyor. Her tümörde moleküler çalışma yapılarak en doğru teşhis ve her hastanın tümörüne göre şekillendirilmiş kemoterapi tedavileri planlanıyor” diyor.