Yazılar

Sinüzitte ameliyat gerekli mi?

Sinüzitte ameliyat gerekli mi?

Kış aylarının gelmesi ile beraber üst solunum yolları enfeksiyonlarında artış başladı. Burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, boğaz ağrısı, geniz akıntısı, halsizlik, baş ağrısı ve ateş hepimizin sıklıkla yaşadığı problemler arasında. Hastalıklar ile boğuşulan bu mevsimde akıllara gelen sorular benzer. “Hangi durumlarda doktora başvurmalıyım?”, “Antibiyotik kullanmam gerekiyor mu?”, “Başım ağrıyor, sinüzit geçiriyor olabilir miyim?”, “Etrafımdakilere bulaştırır mıyım?” Liv Hospital Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Ece Gürol Kars merak edilen soruları yanıtladı.

Dr. Ece Gürol Kars

Dr. Ece Gürol Kars

Sinüzit nedir?
Sinüsler yanak alın ve burun çevremizde bulunan içi hava dolu cidarı kemik boşluklardır. İçini örten mukozanın kendine has bir salgısı ve boşaltımı mevcuttur. Viral ya da bakteriyel enfeksiyonlara ikincil tıkanıp, drenajının bozularak içlerinin iltihap dolması durumuna sinüzit denir.

Hastada hangi şikayetleri meydana getirir?
4-5 günden uzun süren ya da ilk günlerde iyileşme gösterip 3-4 gün sonra artan burun akıntısı, geniz akıntısı, koku kaybı, burun tıkanıklığı, yüzde dolgunluk şikayetleri olan hastada sinüzit ihtimali akla gelmelidir. Baş öne doğru eğildiğinde alın ve yanaklarda dolgunluk basınç hissi mevcuttur. Hastalar aynı zamanda seslerinde değişiklik de tarif eder.

Kulak Burun Boğaz

Hangi durumda doktora başvurulmalıdır?
7 gün süre ile geçmeyen halsizlik, ateş, burun akıntısı, geniz akıntısı, burun tıkanıklığı, koku kaybı olması, burun akıntısının giderek artması ve renginin sarı/yeşile dönmesi, yüzde dolgunluk olması halinde doktora başvurulmalıdır. Sadece baş ağrısı şikayetinin olup burun ile ilgili akıntı/tıkanıklık şikayetlerinin olmayışı bizi sinüzit tanısından uzaklaştırır. Bu durumda baş ağrısı ile ilgili diğer hastalıkların araştırılması gerekebilir.

Tedavi basamakları nelerdir?
Muayene sonrası, uygun görülen hastalarda semptomatik tedavi ile beraber antibiyoterapi reçete edilir. Aynı zamanda tuzlu su ile burun yıkamada tedavide büyük önem taşır. 12 haftadan uzun süren kronikleşmiş sinüziti olan hastalarda uygun görüntüleme sonrası, sinüzit ameliyatı önerilebilir. Hastalık boyunca tedavinin aksatılmadan kullanılması, sigara ve dumanından uzak kalmak tedaviyi destekler. Burun içerisine hekiminizin önerdiği damlalar ve spreyler haricinde herhangi bir şey damlatılmamalıdır. Hastalığın bulaşıcı olduğu unutulmamalı, bu süreçte yakın temastan kaçınılmalıdır.

Hafif bir rüzgar bile sinüziti tetikleyebilir!

Hafif bir rüzgar bile sinüziti tetikleyebilir!

Yüz kemiklerimizin içindeki hava odacıklarının aşırı mukus salgılamasına bağlı olarak bu bölgelerde ağrı, basınç ve akıntı oluşmasına ‘sinüzit’ deniyor. Genellikle üst solunum yolu enfeksiyonunun ardından geliştiği için kış aylarında sık görülse de, aslında bahar mevsimi de sinüzit için önemli bir tehdit oluşturuyor. Öyle ki baharda hava durumunda yaşanan dengesizlikler vücudumuzun üşüme-terleme döngüsüne girmesine yol açabiliyor. Böyle bir durumda hafif bir rüzgârda kaldığımızda bile sinüzit atağı hızla tetiklenebiliyor. Ayrıca bahar aylarında başlayan polen artışı nedeniyle alerjik rinitler alevleniyor ve alerjik zeminden köken alan sinüzitlere zemin hazırlıyor.

Yılda bir iki kez akut sinüzit atağı geçirmek endişe edecek bir tablo oluşturmuyor. Ancak tedavi ihmal edilir ve yeteri kadar önlem alınmazsa hastalık kronik sinüzite dönüşebiliyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Osman Halit Çam, sinüzit kronikleştiğinde ciddi sorunların gelişebileceğine dikkat çekerek, “Sinüzit erken dönemde en sık burun tıkanıklığı, yüz ve baş ağrısı, burun ile geniz akıntısına yol açıyor. Kronikleşirse tablo daha da şiddetleniyor; gözlerde şişlik ile kızarıklık, göz kapağında şişlik ve şaşılık gibi görme bozukluğu da eşlik edebiliyor. Dahası, ilaç tedavisine yanıt vermeyen baş ağrısı, menenjit, hatta beyin iltihabına varan durumlar gelişebiliyor. Bu nedenle sinüzitte erken dönemde tedavi olmak ve yaşam alışkanlıklarında önlem almak büyük önem taşıyor” diyor. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Osman Halit Çam, bahar mevsiminde sinüzitten korunma yollarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Osman Halit Çam

Doç. Dr. Osman Halit Çam

Alerjinizi kontrol altına alın

Bahar ve yaz aylarında alerjik nezleyi alevlendiren başlıca etmen polenler olduğu için polen maruziyetini minimuma indirmeniz gerekiyor. Odanızda hepa filtreli hava filtreleme cihazları bulundurmanız fayda sağlayacaktır. Eğer alerjik nezleyi kontrol etmekte zorlanıyorsanız, doktorunuzdan ilaç desteği için yardım almayı ihmal etmeyin. Ayrıca polenlerin en yoğun olduğu 05:00-10:00 saatleri arasında mecbur kalmadıkça dışarıya çıkmayın. Eğer çıkmanız gerekiyorsa mutlaka maske ve gözlükle korunun.

Ani hava değişimlerine dikkat!

Ani hava değişimlerine karşı önlem almanız da dikkat etmeniz gereken bir başka önemli noktayı oluşturuyor. İnce bir üst kıyafet üzerine yine ince bir mont giymeniz, yanınıza şal ve şapka almanız sizi hava değişimlerine karşı koruyacaktır.

Başınızı sıcak tutun

Duş sonrasında, dışarı çıkmadan önce başınızın sıcak olduğundan mutlaka emin olun. Klasik ‘ıslak saçla dışarı çıkmamalısınız’ uyarısından öte, başınızın iyice ısındığından emin olmanız gerekiyor. Bunun için saçınızın sadece kuru olması yetmiyor. Çünkü saçınız kurumak için başınızın ısısını kullanacak ve başınız gövdenize göre daha soğuk olacaktır. Bu mekanizma da baş ağrılarını tetikliyor ve sinüzite de zemin hazırlıyor.

İrritanlardan uzak durun

Tekrarlayan sinüzit ataklarınız varsa, dikkat etmeniz gereken diğer bir konu da sinüs mukozalarını rahatsız eden kimyasallardan uzak durmak olmalı. Bu kimyasalların başında sigara dumanı geliyor. Diğer irritanlar arasında hava kirliliği, yüksek konsantrasyonlu deterjanlar ve çamaşır suları yer alıyor. Bunlara maruziyeti kesemiyorsanız mutlaka maske kullanmanız gerekiyor.

‘Burun duşu’ yapın

Sinüzit ataklarından korunmanın diğer bir yolu ise burun ve sinüs duşudur. Doç. Dr. Osman Halit Çam, bu alışkanlığı edinmenizde bir sakınca olmadığını belirterek, “Böylelikle, gün boyu dışarıda geçirdiğiniz süreçte burun ve sinüs mukozalarınızda birikmiş olan mikro partiküllerini mekanik olarak uzaklaştırmış olursunuz. Ancak solüsyon seçimi ve uygulama basınçları kontrollü olmalıdır” diye konuşuyor.

Diş kontrollerinizi yaptırın

Çürük dişlerin varlığı, azı dişlerin köklerinde kist ya da enfeksiyon gelişmesi gibi durumlarda yaşanan sorunlar komşuluk yoluyla sinüslere kolayca yayılabiliyor. Doç. Dr. Osman Halit Çam, diş kaynaklı sinüzitlerde tek kür ilaç tedavisinin çoğu zaman tek başına yeterli olmadığını belirterek, “Ağız ve diş sağlığına özen göstermek, yılda iki kez diş kontrolünden geçmek, sinüzitten korunmaya yardımcı olacaktır.” bilgisini veriyor.

Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Osman Halit Çam

Basınç değişikliklerine dikkat edin

Soğuk algınlığı, nezle ya da alerjik alevlenme dönemlerinizde scuba diving ya da uçak seyahatleriniz varsa, bu etkinliklerinizi erteleyin. Normalde basınç değişikliklerinde, vücut boşluklarımızdaki hava genleşip büzüşüyor. Hastalık dönemlerinde ise bu dokular hem ekstra hassas oluyor hem de basınç değişikliklerine bağlı hava sirkülasyonunu yeteri kadar tolere edemiyor. Bu tablo da hastalığın uzamasına neden olarak sinüzit ataklarını tetikleyebiliyor.

Burun tıkanıklıklarını çözün

Burnunuzda kemik eğriliği (deviasyon) veya et büyümesi (konka hipertorfisi) gibi anatomik olarak tıkanıklık varsa sinüs mukozalarınız sağlıklı bir şekilde havayla temas etmiyor ve hava sirkülasyonu yeteri kadar iyi olmuyor demektir. Doç. Dr. Osman Halit Çam, “Bu anatomik problemleri cerrahi olarak çözmek sinüzite yakalanmanızı geciktirecek, yakalansanız bile sizi yormadan hastalığı atlatmanızı sağlayacak önlemler arasındadır.” diyor.