Yazılar

Her 4 kişiden biri reflü hastası!

Modern çağın stresli ve yoğun temposunda, sağlıksız beslenme ve yanlış yaşam alışkanlıklarının da etkisiyle reflü hastalığı hızla yaygınlaşıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Şenateş, “Dünyada ve ülkemizde reflü hastalığı özellikle son yıllarda oldukça sık görülmektedir. Mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması anlamına gelen reflü, hastalarda; yutma zorluğu, göğüs ağrısı, yemek borusunda takılma ve yanma hissi, ağrılı yutma, seyrek olarak bulantı, kronik öksürük, seste kabalaşma vb şikayetlere neden olmaktadır” diyor. Reflüye bağlı göğüs ağrısının kalp ağrısını taklit edebildiğini ve göğüste, yemek borusunda yanma, sırta, çeneye ve kola yayılan bir ağrıya neden olabildiğini belirten Prof. Dr. Şenateş “Bu ağrı birkaç dakika olabildiği gibi saatlerce de  sürebilir, kendiliğinden veya anti-asit ilaçlarla geçebilir. Genellikle yemeklerden sonra meydana gelir, hastayı uykudan uyandırır ve duygusal stres ile de tetiklenebilir” diye konuşuyor. Tedavi edilmeyen reflünün yaşam kalitesini düşürerek, kişinin hem sağlığını hem de iş hayatındaki performansını olumsuz etkilediğini, kanser dahil olmak üzere çok ciddi hastalıklara neden olabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Şenateş, buna karşın toplumda bazı yanlış düşünce, inanışlar ve önyargılar nedeniyle hastaların tedaviden mahrum kalabildiklerini vurguluyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Şenateş, reflü hakkında toplumda doğru sanılan 9 yanlış bilgiyi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Ebubekir Şenateş

Prof. Dr. Ebubekir Şenateş

  • Reflü sadece yaşlılarda görülür: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bu düşünce/inanış doğru değildir. Reflü hemen her yaşta insanda görülebilir. Üstelik günümüzde aksine genç erişkinlerde, ergenlerde ve hatta çocuklarda dahi görülür hale gelmiştir.  Yenidoğanlarda reflü sıklığı yüzde 5-9 iken, çocukluk yaşında yüzde 10 civarında, adolesan yani 10-19 yaş aralığını kapsayan ergenlik döneminde ise bu oran yüzde 20’ye kadar çıkabilir.

  • Reflü basit bir hastalıktır, kalıcı bir tıbbi duruma yol açmaz: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Reflü aslında oldukça yaygın, ülkemizde her 4 kişiden birinde görülen, oldukça önemli ve olumsuz tıbbi durumlara yol açabilen bir hastalıktır. Bunlar arasında yemek borusunda yaraların ve bu yaralara bağlı kanamaların gelişmesinden kansere dek çok ciddi hastalıklara neden olabilir. Reflü nedeniyle iş perfomansında azalma, kendini iyi hissetme halinin bozulması, yemek borusunda yanma gibi nedenlerle sık acile başvurma da sık görülen durumlardır. Reflü ciddi bir hastalıktır, tedavi ve gerekli girişimler uygulanmazsa ciddi sonuçlara yol açabilir.

  • Reflü için doktora gitmeye gerek yok, eczaneden bir mide ilacı almak yeterlidir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Şenateş “Altta yatan neden mide fıtığı, alt özofagus sfinkterinde gevşeklik ve diğer anatomik sorunlar olduğunda, basit bir mide ilacı kullanarak reflüye karşı yeterli önlem alınamaz. Ayrıca farkında olmadan reflüye bağlı Barrett özofajiti gelişmişse (ki bu durum kronik reflü durumunda yaklaşık yüzde 10 civarında gelişebilir) mutlaka endoskopik takip, bazen de endoskopik müdahale gerekir” diyor.

  • Reflü ve göğüste yanma aynı şeydir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Reflüde göğüs yanması daha uzun sürer, kroniktir, anti-asit ve mide koruyucu (proton pompası inhibitörleri) ilaçlarla geçer. Göğüs yanması bazen akut kalp krizi, aort anevrizma yırtılması gibi ciddi kardiyovasküler hastalıklara bağlı olabilir. Göğüs yanması olunca, mutlaka bir hekime başvurulması gerekmektedir.

  • Sadece mide koruyucu ilaçlarla reflüden kurtulabilirim: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Mide koruyucu ilaçlar reflü tedavisinde 30 yıldan fazladır kullanılmaktadır. Ancak sadece bu ilaçlarla reflüden kurtulmak mümkün değildir. Mutlaka yaşam tarzı değişikliği denlen; diyet, uyku düzeni, yeme-içme ile ilgili düzenlemelerin de ilaçlara ek olarak devreye alınması gerekir. Ayrıca, mide-yemek borusu birleşimindeki kapakta bir gevşeklik varsa, mide fıtığı varsa endoskopik müdahaleler (ARMA, Gerdx gibi) veya cerrahi müdahale de gerekebilir.

  • Reflü esas olarak baharatlı gıdalara bağlı gelişir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Baharatlı gıdalar sanıldığı gibi, reflünün nedeni değildir. Reflüsü olan bir kişide baharatlı gıdalar reflünün semptomlarını daha görünür kılabilir. Ancak esas neden altta yatan ve devam eden reflüdür. Anatomik bozukluklar, aşırı yağlı -çikolatalı yiyecekler,  aşırı yemek yeme,  sigara içme, obezite, gebelik, yemekten hemen sonra yatma, bazı ilaçlar ve aşırı stres reflüye neden olabilir.

  • Reflünün tek tedavi yolu cerrahidir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Şenateş “Cerrahi, reflünün tedavisinde oldukça seyrek ihtiyaç duyulan bir yöntemdir. İlaçlar, diyet değişikliği, kilo kontrolü ve yaşam tarzında değişiklikler çoğu zaman reflü yakınmalarının kontrolünde işe yarar ve daha ciddi sonuçların meydana gelmesini önler. Ayrıca son 10 yılda ortaya çıkan ve tüm dünyada kullanılan ARMA, GERDx gibi endoskopik yöntemler de ameliyat gerektirmeden, günübirlik işlem şeklinde başarılı şekilde uygulanmaktadır” diyor.

  • Reflü ile gastrit aynı şeydir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Reflü esas olarak mide asidinin yemek borusuna kaçması sonucu oluşur. Ancak gastrit esas olarak midede inflamasyon (yangı, bir tür iltihap) oluşmasıdır. Gastritin nedenleri, tedavisi, takibi reflüden oldukça farklıdır. Reflü gastritten tamamen ayrı bir hastalıktır; tanı kriterleri, tedavisi ve takibi de farklıdır.

  • Reflünün herhangi bir bedeli yoktur: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Reflünün hem tıbbi, hem de mali bedeli oldukça fazladır. Yemek borusunda yara (özofajit, ülser), kanama, darlık, Barrett, kanser gelişmesi gibi komplikasyonlar hayatı tehdit ederler. Bu nedenle reflü hastalığına yönelik toplumsal farkındalığın oluşturulması ve tanı ve tedavisinde gecikilmemesi büyük önem taşımaktadır.

Boğazınızda gıcıklanma varsa, dikkat!

Boğazınızda gıcıklanma varsa, dikkat!

 Özellikle yemeklerden sonra “Göğsüm yanıyor”, “Ağzıma acı su geliyor”, “Boğazımda gıcıklanma oluyor” diyorsanız, bu yakınmalarınızın nedeni reflü olabilir. Zira ülkemizde her 5 kişiden 1’inde görülen reflünün başlıca belirtileri mide yanması, göğüs ağrısı, yutma zorluğu ve geğirme olarak sıralanıyor. Tedavi edilmezse reflünün ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Acıbadem Altunizade Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Gürhan Şişman “Genellikle yaşam tarzı değişikliği ve ilaçla tedaviye başlıyoruz. Ancak bazı hastalarda cerrahi tedavi gerekebiliyor. Son zamanlarda tıp dünyasında giderek yaygınlaşan ameliyatsız endoskopik reflü tedavisinde başarı oranı yüzde 85 gibi oldukça yüksek bir rakamı buluyor” diyor.

Hatalı yeme alışkanlıkları reflüye yol açıyor

Mide içeriğinin yemek borusuna geri akması anlamına gelen reflü, genellikle mide yanması, göğüs ağrısı, yutma zorluğu ve bazen geğirme gibi semptomlarla kendini gösteriyor. Uzun süreli reflü yemek borusunda tahriş ve hasara hatta zamanla ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 10 ila 15’inde reflü belirtileri görülürken Türkiye’de bu oran yüzde 20’lere çıkıyor. Üstelik beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, obezite ve stresin artması gibi faktörler nedeniyle bu oranın daha da yükselme eğiliminde olduğu biliniyor. Uzun vadede yemek borusunda neden olacağı kronik tahriş ve hasar sonucunda yemek borusunda darlık ve dolayısıyla gelişen yutma bozuklukları, ülser, kanamalar hatta Barret’s özofagus olarak adlandırılan ve kansere zemin hazırlayan hücresel değişiklikler bile gözlemlenebildiği için reflü ciddi bir hastalık olarak kabul ediliyor. Reflüye sebep olan faktörler arasında ise hatalı yeme alışkanlıkları (gece geç yeme, yedikten sonra hemen uzanma, tıkınırcasına beslenme), bazı asitli ve yağlı yiyeceklerin tüketimi, obezite, hamilelik, sigara kullanımı, alkol tüketimi, stres ve ağrı kesici kullanımı, kan sulandırıcı veya romatolojik ilaçlar yer alıyor.

Prof. Dr. Gürhan Şişman

Prof. Dr. Gürhan Şişman

Boğazınızda gıcıklanma varsa, dikkat!

Reflünün belirtileri arasında mide yanması, göğüs ağrısı, yutma güçlüğü, geğirme ve öksürük bulunuyor. Hastalar genellikle “Göğsüm yanıyor”, “Ağzıma acı su geliyor”, “Yemek yedikten sonra rahatsızlık hissediyorum”, “Boğazımda gıcıklanma oluyor” gibi ifadelerle şikayetlerle dile getiriyor. Ancak reflünün oluşturduğu yakınmalar bunlarla sınırlı kalmıyor; sıklıkla diğer vücut sistemleri de reflüden kronik olarak etkileniyor. Kimi hastalarda akciğere asitli mide sıvısı kaçmasına bağlı olarak gelişen zatürre, astım, farenjit, larenjit gibi solunum yolu hastalıkları, ses kısıklığı, diş çürükleri, ağız kokusu, horlama ve uykusuzluk gibi sorunlar da öne çıkıyor.

İlk basamak tedavisi yeterli gelmezse…

Reflü tedavisi genellikle yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaçlar ile başlasa da bu tedavilerin yeterli olmadığı hastalarda, ileri terapötik endoskopik müdahale tercih edilebiliyor. Cerrahi müdahale gerekliliğinin her hastada farklı olduğunun altını çizen Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Gürhan Şişman, “Cerrahi seçenek, diğer tedavilere yanıt vermeyen veya uygun olmayan hastalarda dikkate alınmalıdır. Ayrıca mide içeriğinin yemek borusuna geri akmasını önlemek için endoskopik olarak uygulanan çeşitli tedavi yöntemleri arasında son zamanlarda ameliyatsız endoskopik tedavi de diyebileceğimiz Anti Reflü Mukozal Ablasyon (ARMA) yöntemi öne çıkıyor. Mide fıtığı olmayan, ancak mide ile yemek borusu arasındaki kapağın gevşekliği olan, uzun süreli mide asidi baskılayıcı ilaç kullanan hastalara sıklıkla anti reflü endoskopik tedavi yöntemleri uygulanmaktadır” diyor.

Ameliyatsız yöntem 20-30 dakika sürüyor!

ARMA yönteminde endoskopik olarak, mide ile yemek borusu arasındaki kapağın elektriksel akım üreten bıçaklar veya argon gazı kullanılarak yakılması işlemi sağlanıyor. Bu işlem sonucunda yapay olarak oluşturulan ülser ve yaralar iyileşirken, bu bölgede skar adı verilen sert ve sıkı bir doku oluşarak gevşeklik nedeniyle fonksiyonunu yitiren kapağın yeniden sıkılaşmasına imkan tanıyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Gürhan Şişman, “Yaklaşık 20-30 dakika süren bu işlem sonrasında hastalar, herhangi bir kesi veya ameliyat izi olmadan aynı gün hastaneden taburcu olabiliyor. Günlük yaşamlarına ise takip edecekleri kısa süreli bir diyet sonrası devam edebiliyorlar” diyor.

Yöntemin başarı oranı yüzde 85

ARMA yönteminin her hastaya uygulanabileceğini, ancak reflünün altta yatan başka bir nedeni olmadığının ispatlanmış olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Gürhan Şişman şunları söylüyor: “Yöntemin etkili olabilmesi için öncelikle varsa helikobakter pilori, altta yatan bir malignite gibi durumların ortadan kalkması gerekir. ARMA yönteminde başarı oranı yüzde 85 gibi oldukça yüksek oranda seyretmektedir, hastaların çoğu bu yöntemle tedavi edilebilir. ARMA işleminden bir ay sonra yapılan endoskopi ile kapakçık değerlendirilir. Yeterince kapanma görülmeyen seyrek hasta grubunda ikinci bir seansa gerek duyulabilir” PPI tedavisine tam yanıt alamayan veya uzun süreli ilaç kullanmak istemeyen, atipik semptomları olan hastalar ile cerrahi tedaviye uygun olmayan hastalarda da bu yönteme başvuruluyor. Yöntemin sağladığı avantajlar arasında daha az invaziv olması, cerrahiye kıyasla daha kısa iyileşme süresi, operasyon sonrasında daha az ağrı ve daha düşük komplikasyon oranı bulunuyor. Ayrıca, hastaların semptomlarında yüzde 80-85 oranında iyileşme ve ilaç kullanımında azalma gözlemleniyor.

Reflünün tedavisi için sağlıklı yaşam şart

Reflünün tedavisi için sağlıklı yaşam şart

Çeşitli bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu sonuca göre insanların yaklaşık yüzde 7’si her gün yemek borusunda yanma hissinden şikâyet ediyor. Yanma hissini gece saatlerinde yaşayanların oranının yüzde 36 olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Özel, “Tütün ürünleri kullanma, yağ bakımından zengin ve aşırı beslenme, kiloyu kontrol etmek için önlem almama gibi ihmaller kişilerin gastroözofageal reflü hastalığına yakalanma riskini arttırıyor” açıklamasında bulundu.

Reflünün belirtileri arasında ağza acı-ekşi mide sıvısının gelmesi, göğüste yanma hissi ve göğüs ağ­rısı gibi tipik belirtilerin olduğunu açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Özel, “Yemek borusunda darlıklar, erozyonlar ve ülserler gibi çeşitli değişikliklerin eklenmesiyle birlikte, ‘klasik gastroözofageal reflü hastalığı’ tanısı konmuş oluyor” dedi.

Prof. Dr. Melih Özel

Prof. Dr. Melih Özel

Fazla ilaç kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik reflü sebebi

Gastroözofageal reflü hastalığının oluşumunda tek bir etkenin olmadığının altını çizen Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Özel, “Reflüyü etkileyen nedenler kişiden kişiye değişebiliyor ancak yemek borusunun alt kısmında, yemek borusu ile mide arasındaki karmaşık anatomik yapının işlevsel olarak bozulması hastalığa sebep olan en önemli nedenlerin başında yer alıyor. İleri yaş ve ileri yaşa bağlı olarak artan ilaç kullanımı, obezite, mide fıtıkları, sigara, kötü beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı gibi risk faktörleri sindirim sistemiyle ilgili veya romatolojik ve endokrinolojik kökenli bazı sorunlar reflünün temel sebepleri arasında yer alıyor” şeklinde konuştu.

Hastalığın tedavisi sağlıklı bir yaşam tarzında saklı

Hastalığın tıbbi, endoskopik ve cerrahi tedavi seçenekleri bulunsa da tedavinin en önemli kısmının yaşam tarzını değiştirmek olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Melih Özel, “Tütün ürünleri kullanımı, yağdan zengin ve aşırı beslenme aynı zamanda kilo kontrolü için bir çaba sarf etmeme gibi ihmaller gastroözofageal reflü hastalığına yakalanma riskini arttırabiliyor. Sağlıklı ve dikkatli bir yaşam tarzının gözden geçirilmesi reflü ataklarının sıklığını, şiddetini ve sonuçlarını önemli ölçüde etkileyebilir” dedi.

Henüz doktora başvurmayan veya tanı alan hastaların neleri yapması ve neleri yapmaması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Melih Özel, hastalara rahat bir nefes sağlayacak 13 tavsiyede bulundu.

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi

  •  Beslenme içeriğinizdeki yağ miktarını azaltın.
  • “Şu yiyecek ya da bu içecek reflüye iyi gelir” diye bir şey yok. Tedavinizi değiştirmeye ya da kes­meye neden olacak bir gıda-içecek seçeneği olmadığını aklınızdan çıkarmayın.
  • Korse, sıkı kemer ve dar kıyafetler yerine vücudu sıkmayan ve sarmayan giysiler tercih edin.
  • Unutmayın, gıdaların reflü belirtileri üzerine etkileri tamamen kişi­sel, bu yüzden genelleme yapmamakta yarar var. Hangi gıdalarla sorun yaşadığınızı not edin ve bu gıdaları beslenme düzeninizin dışında tutun. Diğer yandan etkisini bilmediğiniz gıdaları baştan liste dışı bırakmak yerine, küçük miktarlarda deneyerek karar verin.
  • “Reflüm var” diye yemeden, içmeden kesilmeyin.
  • Dışarıda yemek yerken, tatilde, seyahatte, nerede olursanız olun diye­tinizin kontrolünü elden bırakmayın.
  • Yiyecek ve içeceklerin üzerinizdeki etkilerini gözlemleyin. Size dokunduğunu bildikleriniz varsa, bunla­rı dikkatle tüketmeye özen gösterin.
  • Baharatlar reflü hastalığında önemli bir rol oynuyor. Acı yemek güzeldir ama gece kâbusunuz olabilir.
  • Ki­lonuzu iyi kontrol edin ve çok sert, sıkı diyetlerden uzak durun.
  • Yemek yedikten hemen sonra yatmayın, uyku zamanınıza kadar hafif hareketlerle sindirim sisteminizi rahatlatın.
  • Sağlıklı beslenmeye özen gösterin. Az yiyin, öğün atlamayın, ara öğünleri ihmal etmeyin. Unutmayın, sebzeler gaz yapabilir ama genellikle reflünüzü arttırmaz.
  • Hazırladığınız yemeklerde kullandığınız gıda bileşenlerini birer birer ekleyip çıkartarak etkilerini gözlemleyin ve not edin. Bu sayede belli bir zaman sonra hangi yemekte hangi malzemeyi kullanmazsanız daha rahat edeceğinizi anlayacağınız bir veri tabanına sahip olursunuz.
  • Şeker ve tatlı sizi üzebilir. Çikolata, nane ve tarçına dikkat edin.
  • Domates suyu, greyfurt suyu, gazlı içecekler ve kafein içeren içeceklerden uzak durun.

Fazla kilo reflüyü tetikliyor

Fazla kilo reflüyü tetikliyor

Hareketsiz yaşam tarzı, hazır ve işlenmiş gıdaların ağırlıkta olduğu beslenme alışkanlıkları, obezitenin ülkemizde ve dünyada giderek artması reflü hastalığının görülme oranını artırıyor.

Reflü yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor ve kişinin günlük yaşamını kısıtlayabiliyor. Reflüye sebep olan faktörler ortadan kaldırılarak reflü tedavi edilebiliyor.  Memorial Şişli Hastanesi Gastroentereoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Yaşar Çolak reflü hastalığında neler yapılmalı ve nasıl tedavi edilmeli soruları hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Yaşar Çolak

Prof. Dr. Yaşar Çolak

Reflü çok sık rastlanılan bir hastalık

Reflü hastalığı genellikle göğüste yanma, ağza acı su gelmesi, yediklerinin geri gelmesi, gece uykudan uyandıran öksürükler gibi şikayetlere yol açmakta ve kişinin yaşam kalitesini oldukça etkilemektedir. Günlük yaşamı oldukça kısıtlayabilen bu durumlar sonucu hasta birçok kez doktora başvurmak veya ilaç kullanmak zorunda kalabilmektedir. Günümüzde neredeyse %35 yani her 3 kişinin birinde reflü hastalığı mevcuttur. Reflü hastalığının tanısı hasta hikayesi ve endoskopik incelemeler sonucu konmaktadır. Tanıda yemek borusuna ne kadar asit kaçtığının ölçüldüğü PH metreden de yararlanılmaktadır. Tedaviler bu tanıların sonuçlarına göre planlanır.

Reflüde öncelik hastayı doğal yollarla tedavi etmek

Reflü hastalığında öncelik hastayı doğal yollarla, herhangi bir ilaç tedavisi ve mümkünse hiçbir girişimsel müdahalede bulunmadan tedavi edebilmektedir. Bu amaçla hastaya

yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarında değişiklikler yapması ve varsa fazla kilolarından kurtulması yönünde öneriler verilmektedir. Bu değişiklikler fayda etmediğinde ise

ilaç tedavileri gündeme gelmektedir. Genellikle burada kullanılan ilaçlar mide asidini azaltıcı diğer bir ifadeyle mide koruyucu diye tabir edilen ilaçlardır. Ancak bu ilaçlar belirli süreler zarfında kullanılmalıdır. Çok uzun vadede kullanılan mide koruyucu ilaçların birtakım yan etki potansiyelleri bulunmaktadır. Uzun vadeli kullanımlar ilaç bağımlılığını da beraberinde getirebilmektedir. Sürekli kullanılan mide ilacı bırakılmaya çalışıldığında mide “rebound asit sekresyonu” denilen normalin 3-5 katı şiddetli asit salgılamaya başlar. Bu da hastanın aslında midesinde hiçbir şikayeti olmasa bile mide şikayetleri hissetmesine yol açmaktadır. Hasta 1-2 gün ilaç almayınca midesinin kötü olacağını düşünüp, tekrar ilaç kullanır ve bu kısır döngü aslında bir anlamda ilaç bağımlılığına yol açabilmektedir.

Tedavi nedeni bulmakla başlar

Midede soruna yol açan durumlar; gastrit, ülser, helikobakter pilori denilen mide bakterisi ya da mideyle yemek borusunu birleştiren kapakçıkta bir gevşeklik olabilmektedir. Altta yatan sebebin ortaya çıkarılması gerekmektedir. Eğer hastada helikobakter pilori bakterisi varsa antibiyotik tedavisi yapılır, alkol ve kahve tüketimi azaltılıp, fazla kilo varsa bu kilolar verilerek durum düzeltilebilmektedir. Ancak bazı hastalar sürekli ilaç kullanma ihtiyacı duyabilmektedir. Bu durumun da en sık sebebi yemek borusuyla mideyi birleştiren kapakçığın gevşek olmasıdır. Bu gevşekliği ilaçla düzeltmek maalesef çok da mümkün değildir. Son yıllarda girişimsel yöntemlerle endoskopik olarak, ameliyatsız bir şekilde düzeltilebilmektedir. ARMA (Antireflü Mukozal Ablasyon) yöntemi reflü hastalığında en sık yapılan tedavilerin başında gelir.

ARMA yöntemi ameliyatsız endoskopik bir işlem

ARMA, hastanın günlük şikayetlerini ortadan kaldıran hem de ilaç bağımlılığından kurtaran ameliyatsız, tamamen endoskopik bir yöntemdir. Argon plazma denilen cihazla yemek borusuyla mideyi birleştiren kapakçığa yüzeysel bir yakma işlemi uygulanmaktadır. Bu yüzeysel yanık alanı iyileşirken daralarak iyileşmektedir. Yaklaşık bir ay gibi bir zaman zarfı içinde kapakçık sıkılaşır ve tamamen normal hale gelir. Böylece asidin yukarı kaçması önlenmiş olur. Oldukça kolay uygulanan bir işlemdir. Tedavi başarısı da son yıllarda oldukça yüksektir. Dünyada 3-5 yıldır yapılan bu yeni yöntem ülkemizde de yaklaşık 2-3 yıldır uygulanmaktadır. Bu işlemlerin tam teşekküllü hastanelerde, uzman hekimler tarafından yapılması gerekmektedir.

Kızartmalar reflüyü tetikliyor!

Kızartmalar reflüyü tetikliyor!

Boğazınızda yanma, ses kısıklığı, öksürük veya sinüzit sorunlarından mı yakınıyorsunuz? Dikkat! Bu şikayetlerinizin nedeni gribal enfeksiyon değil, bahar mevsiminde görülme sıklığı artan ‘reflü’ hastalığı olabilir! Reflü, normal olarak mideden bağırsaklarımıza doğru gitmesi gereken asit, safra ve mukustan oluşan mide salgılarının yemek borusu veya ağıza kadar yer değiştirmesi olarak tanımlanıyor. Bu geriye doğru kaçışın esas nedeni alt yemek borusu kapakçığının gevşemiş yapıda olmasından kaynaklanıyor. Yapılan araştırmalara göre; ülkemizde reflünün görülme sıklığı yüzde 25’i buluyor. Bir başka deyişle ülkemizde her 4 kişiden biri reflü hastası! Bahar aylarında havaların ısınmasıyla birlikte yemek yeme alışkanlıklarımızdaki değişikliklerin reflü yakınmalarını tetikleyebildiğini belirten Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Cem Aygün, bu nedenle reflü şikayeti olan kişilerin bahar aylarında beslenme alışkanlıklarına çok daha fazla dikkat etmeleri gerektiğini vurguluyor.

Prof. Dr. Cem Aygün

Baharda bu belirtilere dikkat!

Reflü kendini genellikle tipik belirtilerle kendini gösteriyor. Ağıza kadar gelen acı tat, yenilen besinlerin ağıza gelmesi, göğüs bölgesinde yanma ve ağrı ile midede ekşime, en yaygın görülen belirtilerini oluşturuyor. Yemek borusunda iltihaba yol açan reflüde ise gelişen ülser veya ödem sonrasında göğüs kemiği arkasında şiddetli ağrı, bazen de boğazda bir yumru hissi gelişebiliyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Cem Aygün, bahar aylarında boğazda yanma, ses kısıklığı, öksürük ve sinüzit gibi sık görülen sorunların reflü kaynaklı olabileceğine dikkat çekiyor.

Kızartmalar ve yağlı yiyeceklerden kaçının

Reflü hastalığında yakınmalar mevsimsel dalgalanmalar gösteriyor. Bu durum değişen diyet tarzı ve farklı gıdaların tüketimiyle ilişkili olabiliyor. Prof. Dr. Cem Aygün, reflü hastalarının bahar aylarında dikkat etmeleri gereken beslenme kurallarını şöyle anlatıyor: “Bahar aylarında değişen gıda tüketimi, özellikle yağlı yiyecekler ve sebze türü kızartmalar mide asidinin artmasına neden oluyor. Artan mide asidi de reflüyü tetikleyebiliyor. Dolayısıyla bu dönemde margarin gibi trans yağlardan, kaymak, krema ile mayonez gibi yağlı ürünler ile yiyeceklerden uzak durmak büyük önem taşıyor. Ayrıca yine bahar aylarında daha fazla tüketilen çiğ sebze ve meyveler, asitli ve gazlı içecekler, buzlu meyve suları, soğuk içecekler ile dondurma, reflü için zararlı gıdalar arasında yer alıyor.”

 Prof. Dr. Cem Aygün

Tedaviyle yakınmalar son bulabiliyor!

Reflü kronik, yani uzun süren ve hastaların çoğunda aralıklarla tekrar eden bir hastalık. Reflü tedavisinde amaç, şikayetleri ortadan kaldırmak, yemek borusunda görülen iltihaplanmayı iyileştirmek ve kanama, darlık, ülser ile kanser gelişimi gibi komplikasyonları önlemek. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Cem Aygün, doğru tedavilerin seçimiyle reflü hastalarının yakınmalarından kurtulabildiklerini belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Medikal tedavilerde öncelikli olarak semptom ve komplikasyon oluşumunda suçlanan en önemli etken olan mide asidinin azaltılması hedefleniyor. Proton pompası blokajı yapan ilaçlar (PPİ),  aside bağlı ülserde etkin ve güvenli bir yöntem olarak sık kullanılıyor. İhtiyaç halinde midede bariyer oluşturan şuruplar, yemek borusu hareketini düzenleyen ilaçlar ve kapakçık basıncını artıran tedavilere başvuruluyor. Yaşam tarzı değişiklikleri de önemli bir hasta grubunda fayda sağlıyor. Tedaviye dirençli hastalarda endoskopik reflü prosedürleri uygulanabiliyor. Seçilmiş hastalarda cerrahi yöntemden de faydalanılıyor. Günümüzde cerrahi tedaviler içerisinde en sık laparoskopik fundoplikasyon yöntemine başvuruluyor”

Reflü şikayetlerine karşı 6 etkili öneri!

  • Mide hacminizi tam olarak doldurmaktan kaçının. Dolayısıyla yemeklerinizi iyi çiğneyerek, az miktarda ve sık sık tüketmeyi alışkanlık edinin.
  • Son yemeğinizi gece yatmadan en az üç saat önce bitirin. Zira yatmadan önce tüketilen yemekler mide basıncını arttırarak reflü yakınmalarını şiddetlendirebiliyor.
  • Boynunuzda bir rahatsızlık hissetmiyorsanız, yastığınızın mümkünse 10-15 cm yüksekliğinde olmasına dikkat edin.
  • Bel ve karın bölgenizi sıkmayan kıyafetleri tercih edin.
  • Gerekli olmadıkça ağrı kesici ilaçlar kullanmayın.
  • Beslenme alışkanlıklarınıza dikkat edin; mide asidini artıran besinlerin tüketiminden kaçının.