Yazılar

İyi huylu prostat mı? kötü huylu prostat mı?

Prostat, erkeklerde idrar torbasının çıkışında yer alan ve idrar kanalını (üretra) çevreleyen ceviz büyüklüğünde bir salgı bezidir. Erkek üreme sisteminin doğal bir parçası olan prostat, yaygın inanışın aksine bir hastalık değil; her erkekte bulunan normal bir organdır. Ancak yaşla birlikte bu bezde çeşitli hastalıklar gelişebilİir. Sık, acil ve gece idrara çıkma, idrar yolu enfeksiyonları da neden olabilen iyi huylu prostat büyümesi günümüzdeki ileri lazer teknolojik yöntemleriye tedavi edilebiliyor.  Memorial Bodrum Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. İlter Alkan, iyi huylu prostat büyümesinin (BPH) nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. İlter Alkan

Prof. Dr. İlter Alkan

Büyüyen prostat yaşam kalitesini düşürüyor

İdrar kanalını bir yüzük gibi saran prostat bezindeki büyüme, kanalın sıkışmasına ve idrar akışının zorlaşmasına neden olmaktadır. Bu durum, mesane kaslarının daha fazla çalışmasına, zamanla mesane duvarının kalınlaşmasına ve ileri evrelerde mesanenin tamamen boşalamamasına yol açabilir. İdrar sonrası mesanede idrar kalması enfeksiyon ve böbrek hasarı riskini artırabilir. Bazı vakalarda hasta aniden hiç idrar yapamaz hale gelir ve sonda takılması gerekebilir. Bu da genellikle cerrahi müdahale gerektiren bir durumdur.

Kesik kesik idrara çıkma prostat büyümesinin belirtisi olabilir

  1. Sık idrara çıkma
  2. Ani idrar yapma hissi
  3. İdrar kaçırma
  4. Zorlanarak/ıkınarak idrar yapma
  5. Kesik kesik idrar
  6. Mesanenin tam boşalmadığı hissi

Bu belirtiler tedavi edilmediğinde mesane fonksiyon bozukluklarına ve hatta böbrek yetmezliğine yol açabilir.

Risk faktörlerini biliyor musunuz?

  • Yaşlanma: 50 yaş üstü erkeklerin yarısında, 75 yaş üstü erkeklerin ise % 70-80’ inde BPH görülür.
  • Genetik Yatkınlık: Yakın akrabalarında BPH olan kişilerde risk daha fazladır.
  • Etnik Köken: Asya kökenlilerde daha az, siyah ırkta daha sık görülür.
  • Obezite: Kilo problemi olan bireylerde daha yaygındır.

HoLEP Yöntemi ile Konforlu Tedavi

İyi huylu prostat büyümesinin tedavisinde kullanılan HoLEP (Holmium Lazer ile Prostat Enükleasyonu) yöntemi, bilimsel olarak etkili ve güvenli olduğu kanıtlanmış modern bir tekniktir. Son teknoloji Magneto 150W ile HoLEP, özellikle büyük prostatlarda bile güvenle uygulanabilmektedir. Yöntem şu avantajları ile bilinmektedir:

* Tamamen kapalı (endoskopik) cerrahi, cilt kesisi olmadan uygulanır.

* Hızlı ve hassas doku çıkarımı

* Minimum kanama riski

* Büyük prostatlarda dahi güvenli kullanım

* Yalnızca 1 gün hastanede yatış ve sondalı kalma süresi

Kapalı olarak gerçekleştirilen bu ameliyat sayesinde hasta hızlıca iyileşmekte ve kısa sürede günlük yaşamına geri dönebilmektedir.

Erken tanı çok önemli

Prostat sağlığı, erkeklerin genel sağlığının ayrılmaz bir parçasıdır. Erken tanı, doğru tedavi ve gelişmiş cerrahi teknikler sayesinde yaşam kalitesini yükseltmek mümkündür. Özellikle idrar yapma şikayetleri yaşayan erkeklerin vakit kaybetmeden bir üroloji uzmanına başvurmaları önerilmektedir.

Prostat büyümesinden korunmak için…

Prostat büyümesini tamamen önlemek mümkün olmasa da bazı yaşam tarzı değişiklikleri riski azaltabilir. Aşırı kilo ve yüksek vücut yağı, hormon dengesini bozarak prostat büyümesini tetikleyebilir. Bu nedenle;

* İdeal kiloda kalmak

* Yağ oranını düşürmek

* Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek

* Düzenli egzersiz yapmak, prostat sağlığını destekleyen önemli faktörlerdir.

Prostatta lazer tedavisi

Prostatta lazer tedavisi

Prostat boyutundan bağımsız olarak, her boyut prostat hacmine sahip hastalara uygulanan yöntemlerden olan HoLEP ve ThuFLEP hakkında merak edilenleri Liv Hospital Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Engin Kaya anlattı.

Doç. Dr. Engin Kaya

Doç. Dr. Engin Kaya

Prostat kendini hangi sorunlarla gösteriyor?
İyi huylu prostat büyümesi ve buna bağlı olarak gelişen şikayetler yaş arttıkça erkeklerde sık görülen problemlerin başında gelmektedir. Özellikle 50 yaş ve üzeri yaşlarda;

  • Sık idrara çıkma,
  • İdrar yaparken zorlanma,
  • İdrarını tam boşaltamama ve
  • Gece sık idrara çıkma gibi şikayetler yaygın olarak görülmektedir.

İlaç tedavisi yeterli olur mu?

Yaşam konforunu etkileyen ve iyi huylu prostat büyümesi tanısı konulan bu hastalarda ilaç tedavisi yetersiz kalırsa cerrahi müdahale kaçınılmaz olmaktadır. Yeni teknolojik gelişmelerle birlikte HoLEP (Holmium lazer ile prostat enükleasyonu) ya da ThuFLEP (Thulium Fiber lazer ile prostat enükleasyonu) gibi prostata lazer tedavileri gerek hasta konforu, gerekse cerrahi sonuçlar açısından ön plana çıkmaktadır.

Ameliyat tekniği aynı mı?
HoLEP ve ThuFLEP işlemlerinde aynı ameliyat tekniği kullanılırken kullanılan cihazlar farklılık göstermektedir.

  • Teknolojik gelişmelere paralel olarak thulium fiber lazer daha yeni teknoloji olarak ön plana çıkmaktadır.
  • Her iki cerrahi işlem de genel ya da spinal anestezi ile kamera yardımı ile idrar kanalına kapalı olarak girilerek yapılabilmektedir. Bu işlemde idrar kanalını kapatan prostat dokusu açık cerrahiye ihtiyaç kalmaksızın alınmaktadır.
  • Klasik olarak 80 gram altı prostatlarda uygulanan prostatı kazıma yöntemi ve 80 gram üstü prostatlarda önerilen açık cerrahiye göre bir takım üstünlükleri mevcuttur.

HoLEP ve ThuFLEP yönteminin en önemli avantajı nedir?
Prostat boyutundan bağımsız olarak her boyut prostat hacmine sahip hastalara uygulanan yöntemlerdir. Bunun yanında kısa hastanede kalış süresi, kanama miktarının düşük olması, kısa sonda süresi ve günlük yaşama kısa sürede dönülmesi diğer yöntemlerle karşılaştırıldığında önemli bir tercih sebebidir. Ayrıca diğer prostat cerrahilerinde kan sulandırıcıları kesmek gerekirken, lazer cerrahilerinde aspirin gibi uygun olan kan sulandırıcı tedaviler kesilmeden de bu işlem uygulanabilir.

Prostat biyopsisinde son yenilik; Cilt yüzeyi biyopsisi

Prostat biyopsisinde son yenilik; Cilt yüzeyi biyopsisi

Son yıllarda gelişen teknoloji ile sağlık alanında ciddi ilerlemeler kaydedildi. Bu gelişmeler, ürolojik hastalıkların tanı ve tedavisinde de yenilikler sağladı. Yeni teknolojiler ve en güncel yöntemlerle tanıların daha doğru konulduğunun altını çizen Liv Hospital Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Eymen Gazel Prostat kanseri hakkında bilgiler verdi.

Doç. Dr. Eymen Gazel

Doç. Dr. Eymen Gazel

Erkeklerde en sık görülen kanser: Prostat
Prostat kanseri erkekler arasında en sık görülen kanser türlerinden biridir. Fakat erken teşhis edildiğinde uygun şekilde tedavi edilebilir.

Kan tahlili ile bakılan Prostat Spesifik Antijen (PSA) gibi bilinen taramaların yanı sıra üç tesla prostat manyetik rezonans (MR) gibi gelişmiş görüntüleme yöntemlerinin de kullanılması, doğru ve erken tanı imkanını artırmaktadır. Tüm bu tarama testleri kanser açısından bize bir risk oranı vermekteyken asıl tanı biyopsi yardımıyla yapılan patolojik inceleme ile koyulur.

Prostat biyopsisinde şüpheli lezyondan örnek almak çok önemli

Prostat erkeklerde bulunan bir salgı bezidir. Şekil ve yapı itibariyle portakala benzetilmektedir. Prostat kanseri şüphesi ile çekilen MR görüntülerinde bu bezin bir ya da birkaç bölgesinde bazen 1cm den de küçük olabilen kanser odakları izlenmektedir. Hastaya doğru tanı koyulabilmesi de bu küçük lezyonlardan parça alınması (biyopsi) ile mümkündür.

Bu küçük şüpheli alanları yakalayabilmek amacıyla günümüzde artık prostat biyopsisinde MR-ultrason (USG) füzyon yöntemi kullanılır. Bu yöntemde hastanın daha önce çekilen multiparametrik MR görüntüleri, biyopsi yapılan ultrason (USG) cihazına aktarılarak tümörün tam yeri belirlenebilmekte, böylece klasik biyopsilerdeki gibi “körleme” parça almak yerine “hedef gözeterek” doğrudan şüpheli odaktan biyopsi yapılır. Bu şekilde hastalara daha erken ve daha doğru tanı konulmuş olur.

Doç. Dr. Eymen Gazel

Yeni nesil Mr-Ultrason füzyon biyopsi

Prostat biyopsisinde son yenilik ise biyopsi işlemin rektum (makat)’dan değil perineal bölgeden yani cilt yüzeyinden gerçekleştirilmesidir.
Bu sistemin fark ve avantajları ve avantajları

  • MR ve Usg görüntüleri birleştirilerek şüpheli lezyon hedefleniyor.
  • İşlem rektum (makat) içinden değil de perineal (cilt) bölgeden yapıldığından enfeksiyon riski minimalize edilmiş oluyor.
  • Hastanın biyopsi haritası bilgisayar sisteminde kayıt altına alınıyor. Bu sayede şayet alınan örnek kanser çıkarsa lezyonun tam koordinatları bilindiğinden ameliyatsız (fokal) tedavilere olanak sağlıyor.

Bu yöntem sayesinde hastaların prostat biyopsi işleminden en çok çekindikleri enfeksiyon riski ve gaytada kanama olması görülmemektedir. Bu sebeple perineal (ciltten) yapılan biyopsiler çok daha konforlu ve güvenli kabul edilmektedir.

Prostat büyümesinden HOLEP yöntemiyle kurtulmak mümkün

Prostat büyümesinden HOLEP yöntemiyle kurtulmak mümkün

İyi huylu prostat büyümesinin (BPH), dünyada ve ülkemizde ileri yaştaki erkeklerin en sık karşılaştığı sorunlar arasında yer aldığını belirten Medical Park Yıldızlı Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Dr. Fırat Akdeniz, “Teknolojinin gelişmesi sayesinde HOLEP ameliyatıyla erkekler için iyi huylu prostat hastalığı, kâbus olmaktan çıktı. Artık kansız, ağrısız ve çok konforlu bir yöntemle bu hastalıktan kurtulmak mümkün” dedi.

Medical Park Yıldızlı Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fırat Akdeniz, iyi huylu prostat büyümesinin 60 yaşın üzerindeki erkeklerin yaklaşık yüzde 40’ından fazlasında ortaya çıkan idrar zorluğunun en önemli nedeni olduğunu ve yaş arttıkça durumun daha da kötüleşebildiğinin altını çizdi.

İyi huylu prostat büyümesinin (BPH), dünyada ve ülkemizde ileri yaştaki erkeklerin en sık karşılaştığı sorunlar arasında yer aldığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Akdeniz, “Teknolojinin gelişmesi sayesinde HOLEP ameliyatıyla erkekler için iyi huylu prostat hastalığı, kâbus olmaktan çıktı. Artık kansız, ağrısız ve çok konforlu bir yöntemle bu hastalıktan kurtulmak mümkün” diye konuştu.

Dr. Fırat Akdeniz

Dr. Fırat Akdeniz

Cerrahi işlem gerektiren tüm hastalara uygulanabilir

HOLEP’in iyi huylu prostat büyümesi olan ve cerrahi girişim gerektiren tüm hastalara uygulanabileceğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Akdeniz, “Gerçekleştirilen ilaç tedavilere rağmen sıkıntıları devam eden hastalarda cerrahi gündeme gelebileceği gibi, idrar yapma problemleri şiddetli olan grupta da ilk seçenek olarak akla gelmektedir. HOLEP, iyi huylu prostat büyümesi olan ve cerrahi girişim gerektiren bu grup hastalarda da uygulanabilen yöntemdir. Her boyutta prostat bu yöntemle endoskopik (kapalı) olarak tedavi edilebilmektedir. Bu yöntemle prostatın idrar akışını engelleyebilecek tüm kısım çıkarılabildiği için özellikle ciddi derecede büyümüş hastaların tedavisi için de önemli bir seçenektir” şeklinde konuştu.

“Hasta dostu bir yöntem”

HOLEP ameliyatında kullanılan lazer enerjisinin etkilediği doku derinliğinin çok az olmasından dolayı hasta açısından da önemli kazanımları olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Akdeniz “Dolayısıyla prostatın dışında seyreden ve ereksiyonu (sertleşmeyi) sağlayan sinirleri etkilemez ve işlem sonrası cinsel işlev bozukluğu gibi sorunlar da gözlenmez. İdrar tutmayı sağlayan sfinkter adı verilen yapı HOLEP ameliyatıyla müdahale edilen bölgenin dışında kalıp korunduğu için de işlem sonrası idrar kaçırma gibi problemin de önüne geçilmesi sağlanır. Sonuçta, idrar akışı anında iyileştirmesi, hastanede kalış süresinin kısa olması, kan sulandırıcı ilaç kullanırken, ameliyat olabilmeye imkân sağlaması ve tekrar prostat ameliyatı gereksiniminin çok düşük olması gibi kazanımlarıyla birlikte hasta dostu bir yöntem olduğunu söylemek mümkündür” ifadelerini kullandı.

Prostat kanserinde metropolde yaşayan erkekler daha fazla risk altında!

Prostat kanserinde metropolde yaşayan erkekler daha fazla risk altında!

Sinsice ilerleyen ve son yıllarda giderek yaygınlaşan prostat kanseri, dünya genelinde akciğer kanserinden sonra erkeklerde en sık görülen ikinci kanser türü olarak karşımıza çıkıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Nejdet Karşıyakalı, ülkemizde yeni prostat kanseri tanısı alan hasta sıklığının her 100 bin erkekte 35 olarak saptandığını belirterek “Araştırmalar; metropollerde yaşayanların daha büyük risk altında olduğunu ortaya koymaktadır. İstanbul ve Ankara gibi metropollerde bu oranların Türkiye genelinden daha yüksek olup sırasıyla 43,7 ve 42,6 olduğu bildirilmiştir. Asya kökenli erkeklerde batı dünyasındaki erkeklere göre prostat kanseri daha az sıklıkta görülmekte iken Japonya’dan Amerika’ya taşınan erkeklerde riskin arttığı ve Amerikan vatandaşlarına yaklaştığı görülmüştür. Bu da çevresel ve/veya diyet faktörlerinin de prostat kanseri gelişiminde rolü olabileceğini düşündürmektedir” diyor. Üroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Nejdet Karşıyakalı 1-30 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Ayı / 15 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Günü kapsamında yaptığı açıklamada prostat kanseri hakkında bilinmesi gereken 9 önemli bilgi verdi, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Nejdet Karşıyakalı

Dr. Nejdet Karşıyakalı

Risk faktörlerine dikkat!

Prostat kanseri için bilinen en önemli risk faktörlerini; ileri yaş, aile öyküsü ve bir takım genetik mutasyonlar (BRCA1 ve BRCA2) olarak sıralayan Dr. Öğretim Üyesi Karşıyakalı, yaşam tarzı ve çevresel faktörlerin de prostat kanseri gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Sigara, aşırı kilo, metabolik sendrom (artmış bel çevresi, trigliserit yüksekliği, HDL-Kolesterol düşüklüğü, hipertansiyon, diyabet) ve beslenme alışkanlıkları (yoğun alkol tüketimi, hayvansal süt ürünlerinden yüksek protein alımı, kızarmış yiyeceklerin aşırı tüketimi, kırmızı et ve işlenmiş et tüketimi) bu risk faktörleri arasında sayılabilir. Diğer potansiyel risk faktörleri arasında; inflamatuar bağırsak hastalıkları (yüksek riskli prostat kanseri ile ilişkili), kellik (prostat kanserine bağlı ölüm riskinde artış), geçirilmiş cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve gece vardiyasında çalışma bulunmaktadır.”

Metropolde yaşam, prostat kanseri riskini artırıyor!

Yapılan araştırmalara göre; metropollerde yaşayan erkeklerin prostat kanseri açısından daha büyük risk altında olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Karşıyakalı “İstanbul ve Ankara gibi metropollerde yeni tanı alan prostat kanseri oranlarının Türkiye genelinden daha yüksek olup sırasıyla 100 bin erkekte 43,7 ve 42,6 olduğu bildirilmiştir. Asya kökenli erkeklerde batı dünyasındaki erkeklere göre prostat kanseri daha az sıklıkta görülmekte iken Japonya’dan Amerika’ya taşınan erkeklerde riskin arttığı ve Amerikan vatandaşlarına yaklaştığı görülmüştür. Bu da çevresel ve/veya diyet faktörlerinin de prostat kanseri gelişiminde rolü olabileceğini düşündürmektedir.”

Prostat kanserinden korunmak için!

Güncel veriler ışığında prostat kanseri gelişme riskini azaltmayı amaçlayan spesifik önleyici veya diyet önlemlerini destekleyebilecek kesin bir verinin olmadığını vurgulayan Acıbadem Altunizade Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Nejdet Karşıyakalı, “Buna rağmen araştırmalar; güçlü bir antioksidan olan likopenden zengin olması açısından domatesin özellikle hafif pişirilerek tüketildiğinde prostat kanseri gelişmesinde koruyucu bir rolü olabildiğini gösteriyor. Yine antioksidan özellikleri olan kahvenin günde iki bardak tüketildiğinde prostat kanseri gelişim riskini azalttığı ve hastalık ilerlemesini yavaşlattığı gösterilmiştir” diyor.

Bu belirtileri göz ardı etmeyin!

Prostat kanserinde en sık karşılaşılan sorunlar idrar yapma konusunda oluyor. Bu belirtileri; idrar yapma sıklığının artması, ani işeme hissi ile birlikte idrarın gelmesi, idrarda yanma, idrarı başlatma güçlüğü, idrar akış gücünün zayıflaması, idrar yaptıktan sonra idrar kesesini tam boşaltamama hissi ve gece idrar kalkma olarak sıralayan Dr. Öğretim Üyesi Karşıyakalı “Bununla birlikte prostat kanseri hiçbir semptom göstermeyebileceği gibi hastalığın evresine bağlı olarak idrar ve menide kan gelmesi, erektil disfonksiyon (sertleşme güçlüğü), bel ve sırt ağrıları (hastalığın kemiklere yayılması sonucu), ayaklarda/bacaklarda şişlik, iştah kaybı ve istemsiz kilo kayıpları gibi ileri evre hastalık semptomları da gösterebilir” diyor.

Genç yaşlarda da görülüyor!

Prostat kanseri hastalarının yüzde 85’inin 65 yaş üzerinde tanı aldığını ancak son yıllarda görülme sıklığının genç yaşlara da indiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Karşıyakalı “50 yaş ve altı kişilerde de prostat kanseri görülebildiği ve bu yaş grubunun tüm prostat kanseri tanılı hastaların yüzde 2’sini oluşturduğu akılda bulundurulmalıdır. Ayrıca ailesel prostat kanserleri diğer prostat kanserlerine kıyasla 6-7 yıl daha erken yaşlarda görülebilmektedir. Buna karşın hastalığın agresifliği/klinik seyri açısından bir fark çoğunlukla görülmemektedir” diye konuşuyor.

Şikayetler başlamadan düzenli muayene hayat kurtarıyor!

Prostat kanserinde şikayetler başlamadan önce tanı konulması hayat kurtarıyor. Hastalığın belilrtileri prostat kanserine özgü olmadığı için henüz şikayetler başlamadan düzenli muayene çok önemli. Bu nedenle ailesinde prostat, meme, over (kadın yumurtalığı) ve Lynch Sendromu (kalın bağırsak kanserleri ile ilişkili kalıtsal bir hastalık) öyküsü olan kişilerin 40’lı yaşlardan itibaren prostat kanseri açısından tarama yaptırması öneriliyor. Erken evrede yakalanan prostat kanserlerinde küratif olarak adlandırılan hastalığı iyileştirebilecek, hastanın yaşam süresini uzatabilecek tedavi seçenekleri bulunuyor.

Dr. Nejdet Karşıyakalı

“Modern çağda hala parmakla muayene mi!”

Üroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Nejdet Karşıyakalı “Parmakla yapılan prostat muayenesinde prostat sadece büyüklük yönünden değil özellikle kıvamı yönünden değerlendirilir. Prostatta sertlik, sınırlarında düzensizlik ya da nodül denilen yapıların hissedilmesi prostat kanseri şüphesi oluşturması yönünden önemli muayene bulgularıdır. Deneyimli bir Üroloji uzmanının parmağıyla saptayabileceği muayene bulgularından üstün olabilecek bir görüntüleme yöntemi ne yazık ki henüz geliştirilememiştir. Bu nedenlerden ötürü sadece kanda bakılan PSA testi yeterli olmayıp mutlaka parmakla prostat muayenesi yapılmalıdır. Yapılmadığı taktirde tanıya yönelik önemli adımlardan biri eksik kalacaktır” diyor.

Prostat kanseri tanısı için!

Prostat kanseri taramasında kullanılan en önemli laboratuvar tetkikinin kanda ölçülen PSA testi olduğunu, bu sayede erken tanı konularak prostat kanserine bağlı ölümlerin yaklaşık yüzde 50 azaldığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Karşıyakalı şöyle konuşuyor: “PSA ile ilgili akılda tutulması gereken en önemli konulardan biri ise PSA’nın prostat kanserine değil prostat bezine özgü bir belirteç olduğudur. Yani hiçbir PSA seviyesi prostat kanseri tanısı koymada yeterli olmadığı gibi hastalık tanısını da kesin olarak dışlayamamaktadır. Prostat kanseri tanısı ancak ve ancak prostat biyopsisi ile mümkün olmaktadır. Prostat biyopsisi kararı alınmasındaki iki temel gerekçe ise; parmakla yapılan prostat muayenesinde kanser şüphesi saptanması ve/veya yaşa göre PSA seviyesinin yüksek olmasıdır.”

Prostat kanserinde hedefe yönelik biyopsi!

Prostat biyopsi işlemi lokal ya da genel anestezi altında yapılabiliyor. İşlem sırasında prostat, ultrasonografi yardımıyla gerçek zamanlı olarak görüntüleniyor ve biyopsi için doku örnekleri alınıyor. Günümüzde teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde “füzyon” ya da “hedefe yönelik” prostat biyopsisi yapılabildiğini vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Nejdet Karşıyakalı bu yöntemi ve özelliğini şöyle açıklıyor: “Füzyon prostat biyopside işlem öncesi çekilmiş MR görüntüleri ile ultrason görüntüleri özel bilgisayar programları kullanılarak üst üste eşleştirilir ve prostat kanseri şüphesi taşıyan alanların daha doğru bir şekilde örneklenmesi sağlanır. Füzyon prostat biyopsisi ile klinik olarak önemli prostat kanserlerini saptama oranları arttırılırken klinik önemsiz kanser saptama oranları azalmakta, bu sayede tedaviye bağlı oluşabilecek olası yan etkilerden hastalar korunabilmektedir.”

60 yaş üzeri her 2 erkekten 1’inin sorunu!

60 yaş üzeri her 2 erkekten 1’inin sorunu!

Ülkemizde 60 yaş üzeri her 2 erkekten 1’inin sorunu olan iyi huylu prostat büyümesi, 80 yaş üzerindeki erkeklerin ise yüzde 80’inde görülüyor. Prostat kanserinden tamamen farklı olan bu hastalığın, bazen de prostat kanseri ile beraber seyredebildiğini belirten Acıbadem Ataşehir Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sofikerim, bu nedenle doğru tanıya ulaşmak için her iki yönden de inceleme yapılması gerektiğini söylüyor. Prof. Dr. Mustafa Sofikerim, bazen sessizce, hiçbir belirti vermeden de ilerleyebilen iyi huylu prostat büyümesinin genellikle öne çıkan belirtilerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. İşte 10 soruda farkındalık kazanabileceğiniz iyi huylu prostat büyümesi testi…

Sinsice ilerleyebildiği gibi, genellikle her şey yolunda giderken aniden idrara çıkma alışkanlıklarında değişikliklere yol açarak kendini gösteren iyi huylu prostat büyümesi erkeklerin korkulu rüyası… Ortalama yaşam süresinin uzaması, genetik faktörler ve obezite gibi etkenler dünyada ve ülkemizde iyi huylu prostat büyümesi hastalığının görülme sıklığını artırıyor. İyi huylu prostat büyümesinin zamanla hastanın idrar yolunu tıkayarak idrar akışını engellemeye hatta tam tıkanıklığa yol açabildiğini, buna karşın prostat kanserinden tamamen farklı olduğunu ve prostat kanserine zemin hazırlamadığını belirten Acıbadem Ataşehir Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sofikerim “Prostat kanserine zemin hazırlamasa da, yaşam konforunu büyük ölçüde azaltan bu hastalık tedavi edilmediği taktirde böbrek yetmezliğine, mesane taşlarına ve taşlara bağlı olarak mesane kanserine neden olabiliyor. İdrar borusunun ani tıkanması durumunda ise idrara çıkmak imkansız hale gelebiliyor.” diyor.

Prof. Dr. Mustafa Sofikerim

Prostat kanseri ayırımı iyi yapılmalı!

İyi huylu prostat büyümesi günümüzde 60 yaş üzerinde her 2 erkekten 1’inde görülen hastalığın, 80 yaş üzerindeki kişilerde ise görülme sıklığı yüzde 80’e ulaşıyor. İyi huylu prostat büyümesi görülen kişilerde aynı zamanda prostat kanseri de olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Sofikerim şöyle konuşuyor: “Erkeklerde en sık görülen ikinci kanser türü olan prostat kanserinin kendine özgü erken dönem belirtileri olmadığından sinsice ilerleyerek ileri evrede karşımıza çıkıyor. İyi huylu prostat büyümesi ise bazı kişilerde hiçbir belirti vermese de çoğunlukla kendine özgü erken dönem belirtileri oluyor. Bu nedenle doğru tanıya ulaşmak için her iki yönden de incelemeler yapılması gerekiyor. İyi huylu prostat büyümesi (BPH-benin prostat hiperplazisi) genellikle her şey yolunda giderken idrara çıkma alışkanlıklarla değişikliklerle kendini gösterdiğinden, olası bir değişiklikte mutlaka hekime başvurmakta çok büyük fayda var.”

Pause Dergi

Tedavide gecikilmemeli!

Erkeklerde idrar kesesinin altında yer alan ve idrar kanalını çevreleyen bir organ olan prostat bezi, 45’li yaşlardan itibaren büyümeye başlıyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sofikerim normalde 25-30 gram büyüklüğünde olan prostat bezinin, hem boyutunun hem de ağırlığının artmasının ‘iyi huylu prostat büyümesi’ olarak adlandırıldığını belirterek teşhis ve tedavide erken davranılmasının önemli olduğunu vurguluyor. Hastalığın erkeklik hormonu olan testosteron hormonunun ilerleyen yaşta düzeyinin azalmasına ve prostat dokusunda artışa bağlı olarak meydana geldiğini belirten Prof. Dr. Mustafa Sofikerim, genetik faktörün de önemli olduğunu, bu nedenle özellikle birinci derece akrabalarında iyi huylu prostat büyümesi olanların daha fazla risk taşıdığını söylüyor.

10 soruda İyi Huylu Prostat Testi!

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sofikerim iyi huylu prostat büyümesinin en sık görülen belirtilerini sıralayarak “Bu belirtilerden en az bir tanesinin varlığı dahi iyi huylu prostat büyümesinin araştırılması için yeterlidir” diyor.

  1. Her şey yolunda giderken aniden idrara çıkma alışkanlıklarınızda değişiklik oldu mu?
  2. Günlük idrara çıkma sayınızda belirgin ve geçmeyen bir artış yaşıyor musunuz?
  3. Gece uykudan idrar için uyanma sayınızda artış var mı?
  4. İdrar yaparken yanma ve ağrı sorununuz oluyor mu?
  5. İdrarınızda hiç kan gördünüz mü?
  6. İdrar akış hızı ve kalınlığında azalma var mı?
  7. İdrar akışında kesilme olduğunu düşünüyor musunuz?
  8. İdrarınızı yaptığınız halde tam yapamamış gibi hissediyor musunuz?
  9. İdrar yapma hissi geldiğinde idrar damlası kaçırıyor musunuz?
  10. İdrarı başlatmada sıkıntı yaşıyor musunuz?

Tedavisi hastaya göre değişiyor!

İyi huylu prostat büyümesinde tedavi şeklinin hastaya göre değişebildiğini belirten Prof. Dr. Mustafa Sofikerim, bazen sadece takibin ya da ilaç tedavisinin yeterli olabildiğini, bazı klinik durumlarda ise cerrahinin kaçınılmaz olduğunu söylüyor. Son yıllarda Thulium Lazer (ThuFLEP) yönteminin sinirlere hasar vermeyen, hastanede kalma süresini kısaltan, yan etkileri azaltan ve iyileşme süresini hızlandıran özellikleriyle öne çıktığını belirten Prof. Dr. Mustafa Sofikerim şöyle konuşuyor: “ThuFLEP yöntemi kapalı olarak gerçekleştirilmesine rağmen açık prostat ameliyatına benzer bir yöntemle prostatın tamamı alınıyor. Ameliyat sırasında spinal anestezi yeterli oluyor. Hasta idrar yaparken yanma hissi yaşamadığı gibi, cinsel fonksiyonları düzenleyen sinirlere hasar vermiyor. Ameliyat sonrası cinsel fonksiyon kaybı yaşanmıyor ve hasta ameliyatın ertesi günü taburcu edilebiliyor. Bir iki gün içerisinde hastadan sondanın alınmasıyla normal hayata dönülüyor.”