Yazılar

Mesane pili ile sondasız bir yaşam

Mesane pili ile sondasız bir yaşam

Toplumda ‘mesane pili’ olarak bilinen ‘sakral sinir stimülasyonu’ mesane ve bağırsak fonksiyonlarını düzenleyen sinir sistemindeki sorunların tedavisini sağlamak için sinirlerin elektriksel yöntemlerle uyarılması mantığına dayanan bir yöntem. Cilt altına yerleştirilen pil aracılığıyla gönderilen elektrik sinyalleri, sinir demetinin uyarılmasını sağlayarak sorun yaşanan mesane ve bağırsakların işlevlerini düzenliyor. Bu sayede, çeşitli tedaviler denenmiş olmasına rağmen sonuç alınamayan pek çok sağlık probleminin giderilmesini sağlıyor. Acıbadem International Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabri Aydın, mesane pili yönteminden özellikle üç önemli sağlık sorununda önemli başarılar elde edilebildiğini belirterek, “Bu yöntem yaşam kalitesini ciddi boyutlarda düşürebilen mesane işlev bozukluğu, erektil disfonksiyon ve pelvik ağrılarında yüksek oranda fayda sağlayabiliyor. İlaç ve botulinum toksin uygulaması gibi yöntemlerden sonuç alınamayan sağlık problemlerinde hastaların çoğu mesane piliyle tedavi olabiliyor. Örneğin, bu yöntem sayesinde idrarı boşaltamama sorununda kalıcı sonda tedavisine ihtiyaç duyulmuyor, hastalar pil tedavisinin ardından uyguladıkları bazı egzersizler sonrasında idrarlarını kendileri yapabilir hale gelebiliyor. Üstelik çözümü olmayan birçok hastalığın tedavisinde başvurulan mesane pili yan etkisi yok denecek kadar az ve tamamen geriye dönüşümlü bir yöntemdir.” diyor.

Acıbadem International Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabri Aydın

Prof. Dr. Sabri Aydın

Mesane pili tedavisinde hedef nedir?

Omurilik, omurga denilen kemik bir yapının içinde sonlanmasının ardından sinir lifleri olarak omurilik sıvısı içerisinde üzüm salkımı şeklinde sağlı ve sollu olarak vücudun iki yanına dağılıyor. Bir kısım sinir lifleri de sakrum adı verilen kuyruk sokumu kemiğinin içine giriyor ve çeşitli bölgelere dağılıyor. Bu sinirler; idrar torbası (mesane), anal sfinkter, penis, vajina ve pelvis içine ulaşarak, yer aldıkları bölgelerin fonksiyonunu üstleniyorlar. Bu bölgelerde yer alan sinyallerde sorun yaşandığında; idrar yapmakta güçlük çekme, erektil disfonksiyon ve pelvik ile vajinal ağrı gibi önemli sorunlar yaşanıyor. Mesane pili tedavisinde sinirlerin uyarılması yoluyla bozuk sinyallerin düzeltilmesi ve bunun sonucunda hastanın yaşam kalitesini ciddi boyutlarda etkileyen yakınmaların ortadan kaldırılması hedefleniyor.

Mesane piline hangi sorunlarda başvuruluyor?

Sakral sinir stimülasyonu yöntemine, hastaya ilaç ve botulinum toksin uygulaması gibi farklı tedaviler uygulanmış olmasına rağmen sorunun düzelmediği durumlarda başvuruluyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabri Aydın, mesane pilinden son derece başarılı sonuçlar alınan sağlık sorunlarını şöyle anlatıyor:

Mesane işlev bozukluğu: Nörojenik mesane olarak adlandırılan ve mesane kaslarının düzgün çalışamaması sonucu gelişen idrara çıkamama, sık idrara gitme ve idrar kaçırma gibi durumlarda

Pelvik ve vajinal ağrılar: Kadınlarda pelvik bölgesinde gelişen kanser gibi çeşitli hastalıklar nedeniyle pelvik ve kuyruk sokumu kemiğinde oluşan ağrıların, yine kadınlarda sebebi bulunamayan kronik pelvik ağrılarının sıklığı ile şiddetinin azaltılmasında

Erektil disfonksiyon: Özellikle genç erkeklerde, sebebi bulunamayan veya bir hastalığın ardından yaşanan erektil disfonksiyonda

 

Acıbadem International

Mesane pilinin süresi nedir?

Günümüzde şarj edilebilen pillerin kullanım ömürleri hiçbir sorun yaşanmadan 15 yıla kadar uzayabiliyor. Haftada bir veya iki kez yarımşar saatlik şarj işlemiyle hastalar günlük hayatlarına çok rahat devam edebiliyor. Pilin ayarlamaları, ameliyatın ardından, doktor kontrolünde 2-4 haftalık bir sürede yapılıyor. Ameliyat sonrasında verilen kontrol cihazları sayesinde hastalar uyarıları kendileri ayarlayabiliyor ve pili istedikleri zaman açıp kapatabiliyorlar.

Mesane pili ameliyatı nasıl uygulanıyor?

Sakral sinir stimülasyonu lokal anestezi altında ve iki aşamada gerçekleştiriliyor. İlk aşamada; elektrod röntgen görüntülemesi altında, özel bir iğneyle hastanın kuyruk sokumu bölgesinden girilerek pelvise ulaşılıyor. Test sinyallerinin ardından, mesane ve bağırsaklara uzanan sinir demeti üzerine kalıcı elektrik kablosu yerleştiriliyor. Elektrodun ucu bir ara bağlantı kablosu aracılığıyla dışarıya çıkarılıp geçici olarak harici bir pile bağlanıyor. Bu işlemle, pil aracılığıyla elektrodun gönderdiği sinyaller sakral sinirin uyarılmasını sağlayarak mesane ve bağırsakların işlevlerini düzenliyor. İşlem sonrasında hasta taburcu ediliyor ve test dönemine alınıyor. Test aşaması olan 7-10 günlük süreçte, hastanın şikayetlerinde iyileşme olursa, yine lokal anestezi altında, 2.5 santimlik bir pil, kalça bölgesindeki cilt altında oluşturulan bir cebin içine, dışarıdan görünmeyecek şekilde yerleştiriliyor. Ardından, pil ilk operasyonda yerleştirilmiş olan elektrik kablosuna kalıcı olarak bağlanıyor. Ameliyat sonrasında hasta aynı gün taburcu oluyor ve günlük yaşantısına dönüş yapıyor.

Yöntemden herkes faydalanabiliyor mu?

Mesane pili ameliyatı, vücuduna cihaz takmakla ilgili sağlık sorunu olmayan (örneğin kronik bir hastalığı olup enfeksiyon riski taşımayan, kalp pili taşımayan) ve psikiyatrik sorun yaşamayan her hastaya uygulanabiliyor.

Yüzdeki şiddetli ağrıyla dikkat! Nedeni ‘trigeminal nevralji’ olabilir…

Yüzdeki şiddetli ağrıyla dikkat!

Nedeni ‘trigeminal nevralji’ olabilir…

Yüzünüzde şiddetli gelişen ağrı nedeniyle makyaj yapamıyor, yemek yiyemiyor, dişlerinizi dahi fırçalamakta güçlük mü çekiyorsunuz? Konuşmak adeta ızdıraba mı dönüşüyor? Eğer siz de bu sorunlardan yakınıyorsanız, sebebi, genellikle yüzün tek tarafında şimşek çakması veya elektrik çarpması şeklinde çok keskin ağrılarla gelişen ve yaşam kalitesini ciddi boyutlarda etkileyen ‘trigeminal nevralji’ olabilir!

Halk arasında ‘ani yüz ağrıları’ ile ‘delirten hastalık’ olarak bilinen trigeminal nevralji; yüzün duyusunu sağlayan ve trigeminal sinir olarak adlandırılan sinirin, şimşek çakması veya elektrik çarpması tarzında ağrıya yol açtığı bir hastalık. Genellikle yüzün tek tarafında aniden başlayan şiddetli ağrılar başlangıç döneminde sıklıkla 1-2 dakika sonra geçiyor. Ancak zamanla ağrılar dayanılmaz şiddete ulaşırken, atakların süresi de uzuyor. Hastalık ilerledikçe hasta yüzüne dokunamaz, konuşamaz, yemek yiyemez, hatta evden dışarı çıkamaz hale gelebiliyor! Acıbadem International Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabri Aydın, aslında günümüzde geliştirilen çeşitli tıbbi tedavi yöntemleri sayesinde trigeminal nevralji hastalığının etkili bir şekilde tedavi edilebildiğini belirterek, “Bu hastalarda ağrılı yaşam bir kader değil. Günümüzde uygulanan ilaç tedavisi, enjeksiyonlar veya cerrahi operasyon ile şiddetli ağrılardan kurtulmak mümkün olabiliyor. Yeter ki tedavi için geç kalınmasın. Zira, zamanında müdahale edilmeyen trigeminal nevraljide atakların süresi uzayabiliyor ve ağrılar kalıcı hale gelebiliyor” diye konuşuyor.

Pause Dergi

Prof. Dr. Sabri Aydın

Bu belirtiler varsa, dikkat!

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabri Aydın, belirtileri hastadan hastaya değişiklik gösteren trigeminal nevraljide oluşan ağrının özelliklerini şöyle sıralıyor.

  • Ataklar halinde geliyor.
  • Şimşek çakması ve elektrik çarpması şeklinde oluşuyor, 1-2 dakika kadar sürüyor ve aniden geçiyor.
  • Çenede, burunda, yanakta veya gözde oluşuyor. Bazı durumlarda tüm yüzü kapsayabiliyor.
  • Hiçbir uyaran yok iken oluşabildiği gibi, soğuk-sıcak, yemek yeme, diş fırçalama, ağız açma, konuşma ve soğuk hava ile de tetiklenebiliyor

Sağlam dişler çekilebiliyor!

Trigeminal sinir, beyin sapı bölgesinden çıkıyor ve özellikle şakak, alın ile çenedeki duyuları kontrol ediyor. Bu sinirin görevi, dokunma duyularını beyne duyu olarak aktarmak ve çene kaslarını hareket ettirmek. Dolayısıyla trigeminal sinirinde gelişen problemlerden kaynaklanan ağrılar yüzde, alında, şakakta ve çene bölgesinde hissediliyor. Trigeminal nevraljide diş ağrısı en sık görülen yakınmalardan. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabri Aydın, “Özellikle çeneyi besleyen mandibular sinir ağrısı diş ağrısı ile çok karıştığı için yanlış tanı konulabiliyor. Veya hastalar ağrılarından kurtulmak için sağlam dişlerini çektirmek zorunda kalabiliyor. Bu nedenle hastaların büyük kısmı bize diş hekimine gitmiş ve birçok sağlam dişi çekilmiş olarak geliyor” diyor.

Kesin nedeni bilinmese de…

Ülkemizde her yıl ortalama 3 bin 200 kişide teşhis edilen trigeminal nevralji, kadınlarda erkeklerden 2 kat daha fazla görülüyor. Bunun nedeni ise kadınların arka çukur olarak adlandırılan beyin alt ve arka bölgesinin anatomik olarak daha dar olması. Trigeminal nevralji hastalığının oluşum nedeni kesin olarak bilinmiyor. Genellikle 50-60’lı yaşlarda görülmesi hastalığın doğumsal veya genetik geçişli olmadığını düşündürüyor. Birçok hastada sorunun nedeni, beynin tabanında yer alan trigeminal sinir ile normal bir kan damarı arasında gerçekleşen temas oluyor. Bu temas trigeminal sinirine baskı yapıyor ve zamanla hatalı sinyaller göndermesine yol açıyor. Ayrıca o bölgede gelişen tümörler, geçirilmiş enfeksiyonlara bağlı yapışıklıklar, Multiple Skleroz nedeniyle oluşan plaklar ve bazı diş tedavileri de trigeminal nevraljiye neden olabiliyor.

İlaç tedavisi ağrıyı dindiriyor, ancak…

Trigeminal nevraljinin tedavisi genellikle beyne gönderilen ağrı sinyallerini azaltan veya tümüyle önleyen ilaçlar ile başlıyor. Hastaların bir kısmında ağrı ilaç tedavisi ile geçiyor ve bir daha tekrarlamıyor. Ancak tedaviden çok iyi yanıt alınsa da zamanla ilaçlar olumlu yanıt vermeyi bırakabiliyor veya karaciğer hasarı gibi ciddi yan etkiler gelişebiliyor. Ağrıyı dindirmeye yönelik tedaviler de bir diğer yöntemi oluşturuyor. Bu tedavide yüzdeki sinir köklerine bloklar yapılıyor, ancak etkisi genelde kısa sürüyor.

Pause Dergi

Cerrahi tedavide başarı oranı çok yüksek

İlaç tedavisine artık yanıt vermeyen,  yan etkilerinden dolayı ilaç kullanamayan, ağrıdan dolayı günlük ergonomisi ve psikolojisi bozulan hastalarda cerrahi tedavi gündeme geliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabri Aydın, trigeminal nevralji hastalığının cerrahi tedavisinde 3 seçenek olduğunu belirterek, bu yöntemleri şöyle özetliyor:

Trigeminal RF: Yüz bölgesinden enjeksiyon ile kafa içine girilerek sinirin yakıldığı Trigeminal Radyofrekans Rizotomi yöntemi yaklaşık 15 dakikada tamamlanıyor. Hasta aynı gün ağrısı geçmiş olarak evine dönüyor. Ağrı genellikle 1-2 sene içerisinde nüks ediyor ve işlem tekrarlanabiliyor.

MVD (Mikrovasküler Dekompresyon): Trigeminal nevraljinin en etkili cerrahi işlemlerinden biri olarak kabul ediliyor. Açık cerrahi şeklinde gerçekleştirilen bu yöntem, trigeminal nevralijiye yol açan atardamarın yüz duyu sinirine olan basısını ortadan kaldırmayı hedefliyor. Mikroskopik görüntüleme altında uygulanan operasyonda, kulak arkasından küçük bir kesi ile kafa içerisine girilerek, trigeminal sinir ve yakın komşuluğu olan damar tespit ediliyor. Trigeminal sinirin baskıdan kurtulması için damar ile sinir arasına bir tampon yerleştiriliyor. Operasyon sonrasında hastaların yüzde 90’ında şikayetler tekrarlamıyor.

Gamma knife: Tek seanslık bir tedavi yöntemi olan gamma knife sinirin beyin sapı içindeki bölümünün ışınla harap edilmesi esasına dayanıyor. Yöntemin olumlu etkisi birkaç ay sonra başlıyor. Gamma knife yönteminin özellikle yaşlı ve Multiple Skleroz hastalarında iyi bir seçenek olduğu belirtiliyor.

Beyin pili parkinson hastalığında ’titremeyi’ önlüyor!

Beyin pili parkinson hastalığında ’titremeyi’ önlüyor!

Beynin hareket ilgili özelleşmiş merkezlerindeki bazı hücrelerde  oluşan hasarlar veya bu kontrolün gerçekleşmesinde görev alan nörotransmitter adlı iletiyi sağlayan maddelerin yetersiz üretimi sonucunda kişiler hareket kabiliyeti ile kontrolünü yitirebiliyor. Bu hasarların yol açtığı nörolojik hastalıkların tedavisinde başvurulan cerrahi yöntemlerden ‘beyin pili’, sağladığı önemli avantajlarla günümüzde ön plana çıkıyor.  Halk arasında ‘beyin pili’ olarak adlandırılan ‘derin beyin stimülasyonu’ nörolojik sistemde ortaya çıkan  birtakım hastalıkların tedavisinde kullanılan bir yöntem. Acıbadem International Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabri Aydın, ülkemizde kullanımı giderek yaygınlaşan beyin pilinin günümüzde ilaç tedavisine  dirençli olan  veya ilacın yan etkisi nedeniyle ilaç kullanamayan, başta Parkinson  hastaları olmak üzere pek çok hastalıkta başarıyla uygulandığına dikkat çekerek, “Bu yöntemle Parkinson hastalığının yanı sıra ellerde, ayaklarda, başta veya seste titremeyle seyredebilen esansiyel tremor (titreme hastalığı) ve istemsiz kasılma hareketleriyle seyredebilen distoni hastalığında oldukça yüz güldüren sonuçlar alınıyor. Beyin pili semptomların birçoğunu düzelttiği için hastaların günlük işlerini yardıma ihtiyaç duymadan yapabilmelerine imkan sağlıyor. Böylelikle hastaların günlük yaşam konforu belirgin şekilde yükseliyor” diyor.

Pause Dergi

Prof. Dr. Sabri Aydın

SORU: Beyin pilinin etki mekanizması nedir?

CEVAP: Beyin pili ameliyatında, beynin orta kısmında yer alan ‘beyin çekirdeklerine’ ince kablolar yerleştiriliyor, ardından bu sistem göğüs ya da karın bölgesine konulan bir pil aracılığıyla sürekli elektrik uyarısı veriliyor. Böylece hastalık nedeniyle hasar görmüş olan sinir hücreleri yeniden düzene giriyor ve hastalığın yol açtığı belirtiler kayboluyor.

SORU: Hangi hastalıklarda etkili oluyor? 

CEVAP: Parkinson hastaları bu yöntemle titreme, yürüyememe ve konuşamama gibi sorunlardan kurtulabiliyor ve normal bir yaşam sürebiliyorlar. Beyin pili parkinson hastalığının ana semptomları olan titremede yüzde 80, hareketsizlik ile kasılmada yüzde 70 ve yürümede  yüzde 50 oranında iyilik sağlıyor. Beyin pili yöntemiyle distoni olarak adlandırılan ve beyin tarafından iletilen sinyalin yanlış gönderilmesi nedeniyle istemsiz gelişen kas spazmlarında da yaklaşık yüzde 60-70 iyilik hali bekleniyor. Prof. Dr. Sabri Aydın, “Distonide esas amaç, kendi ihtiyaçlarını karşılamasını sağlayarak hastayı bağımsız hale  getirebilmek ve günlük yaşantısını bozan istemsiz hareket ile kasılmaları azaltıp,  hayat ergonomisini düzeltmektir” diyor. Bu yöntemle Tourette Sendromu’nda motor tiklerde yüzde 70 azalma bekleniyor. Verbal tiklerde bu azalma yüzde 30’larda oluyor. Esansiyel tremorda (ailesel geçişli- hareket ile aktive olan) ise  ameliyat sonrası başarı yüzde 80 gibi oldukça yüksek bir oranda görülüyor. Prof. Dr. Sabri Aydın, Multipl Skleroz’a bağlı titremelerde bu oranın daha düşük olduğunu vurgulayarak, “Tedavilere dirençli ağrı sendromlarında ise yüzde 50 civarında başarı bekleniyor” bilgisini veriyor.

SORU: Ameliyat öncesinde yapılan hazırlıklar neler?

CEVAP: Ameliyat için hasta bir gün öncesinden hastaneye yatırılıyor. Gerekli kan tetkikleri ve konsültasyonların yanı sıra özel bir beyin MR’ı çekiliyor.

SORU: Beyin pili ameliyatı nasıl uygulanıyor?

CEVAP: Ertesi sabah iki aşamalı olan ameliyatın ilk aşaması başlıyor. Lokal anestezi veya seçilmiş hastalarda genel anestezi altında, streotaktik çerçeve denilen başlık, hastanın kafa kemiğine tutturuluyor. Ardından hastanın beyin tomografisi çekilip, görüntüler önceki gün çekilen MR ile üst üste bindiriliyor. Bu şekilde hedef çekirdek haritalandırılıyor ve koordinatlar alınıyor. Daha sonra, hastanın başının ön-üst bölümüne sağlı sollu 2 delik açılıyor. Bu sırada hasta herhangi bir acı hissetmiyor. Daha önce belirlenen streotaktik değerler çerçeveye  giriliyor ve kıldan daha ince, özel sensörlü elektrodlar ile çekirdek, milimetrenin onda biri aralıklarla taranıyor. Prof. Dr. Sabri Aydın, bu işlemle en iyi hücre elektriksel aktivitesinin olduğu yerin belirlendiğini belirterek, şöyle devam ediyor: “Bir başka deyişle, mikrolek elektrod kayıt sistemi ile çekirdeğin haritası çıkarılıyor ve belirlenen bölgeye elektrik veriliyor. Ardından hastanın var olan semptomlarındaki düzelme ile yan etkiler gözleniyor. Cevabın en iyi olduğu yere kalıcı elektrod takılıyor ve sabitleniyor. Bu işlem her iki tarafa da yapılıyor. Ameliyat bölgesi kapatılıp, başlık çıkarılıyor ve hasta genel anesteziyle uyutularak ikinci aşamaya geçiliyor. İlk ameliyatta takılan kalıcı elektrodlar kulak arkasında bir uzatma kablosuyla birleştiriliyor ve köprücük kemiğinin altına yapılan bir cebe konulan pile bağlanıyor. Sistemin elektriksel olarak çalıştığı kontrol edilip ameliyata son veriliyor.

Pause Dergi

SORU: Hasta ameliyat sonrasında ne zaman taburcu oluyor?

CEVAP: Ağrılı bir ameliyat olmadığı için hastalar birkaç saat içinde mobilize olabiliyorlar. Ameliyatın ardından 2. günün sonunda taburcu ediliyorlar. Pil bir hafta sonra açılırken, pilin ayarı ise yaklaşık bir ayda oturuyor.

SORU: Riskli bir yöntem mi?

CEVAP: İyi seçilmiş, hastalığın uzman hekimi tarafından refere edilen ve psikometrik testlerinde sorun olmayan hastalarda oldukça başarılı sonuçlar alınıyor. Enfeksiyon ve kanama gibi riskler, diğer beyin ameliyatlarına göre oldukça düşük düzeyde seyrediyor.

SORU: Beyin pilinin ömrü nedir?

CEVAP: Beyin pili, şarj edilen ve edilmeyen olmak üzere iki gruba ayrılıyor. Şarj edilebilir olanları 5 cm uzunluğunda ve 1 cm kalınlığında, sarj edilemeyenler ise 7 cm uzunluğunda ve 1 cm kalınlığında oluyor. Şarj edilemeyen pilin ömrü, hastalığa ve kullanılan voltaja göre 3-5 yıl arasında değişiklik gösteriyor. Ameliyat sonrasında pil değişimi gerektiğinde günü birlik bir ameliyatla değiştiriliyor. Şarj edilebilen pillerin ömrü de 25 sene oluyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabri Aydın, beyin pilinin kullanımına göre haftada 2–3 kez şarj edilmesi gerektiğini belirterek, “Şarj sisteminin kullanımı kolaydır. Takılan bir kemer içerisine yerleştiriliyor ve manyetik olarak sarj oluyor. Hasta elektriğe bağlı olmuyor ve aynı anda günlük işlerini de yapabiliyor” diye konuşuyor.

SORU: Beyin pili ameliyatının sağladığı avantajlar neler?

CEVAP: Beyin pili, hastaya sağladığı önemli faydalar nedeniyle gün geçtikçe daha yaygın kullanılan bir yöntem oldu. Prof. Dr. Sabri Aydın, beyin plinin sağladığı avantajları şöyle sıralıyor: “Yöntem beyin ile diğer dokulara zarar vermiyor ve kalıcı hasar bırakmıyor. Sistem istenildiği zaman tümüyle kapatılabiliyor. İhtiyaç halinde, ayarlar, uzaktan kumandayla yeniden düzenleniyor. Hastalık ilerlese dahi, bu kumanda aracılığıyla verilen akımın değerleri değiştirilerek hastalığın yeni semptomlarıyla mücadele edilebiliyor. Şarjlı pillerin ömrü 15-20 yıla kadar uzayabilirken, şarjsız pillerde de ömrün tükenmesi halinde çok küçük bir kesi ve lokal anestezi ile pil kolayca değiştirilebiliyor”

Hangi hastalıklarda uygulanıyor? 

  • Parkinson hastalığı,
  • Tremor (titreme hastalığı),
  • Distoni,
  • Kronik ağrı sendromları,
  • Nöropsikiyatrik hastalıklar (OCD- takıntı hastalığı, tedaviye dirençli majördepresyon, Tourette sedromu, vb)