Yazılar

Şikayetleri geçtiğinde tedaviyi asla bırakmayın!

Burun akıntısı, sık sık hapşırmak, gözlerde kızarıklık ve kaşıntı… İlkbaharın gelmesiyle birlikte canlanan doğa hepimizi mutlu ediyor, ancak bir de polenler olmasa! Üstelik son yıllarda önemli bir artışın yaşandığı alerjik hastalıklardan çocuklar daha fazla etkileniyor. Bahar alerjisinin en önemli sebebi olan polenlerin  etkisiyle deride, gözlerde, burunda, boğazda  ve  akciğerlerde  ortaya  çıkan hastalıkların tümü “bahar alerjisi” olarak adlandırılıyor.  Polenler  dışında ev tozu akarları, küf mantarları  ve   hayvan tüyleri  de  bu  dönemde  ortaya  çıkan  alerjilere  yol açan diğer etkenleri oluşturuyor. Acıbadem International Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, bahar alerjisinin çocukların yaşam kalitesini  ciddi boyutlarda etkileyebildiğine dikkat çekerek, “Uyku kalitesinde  bozulma, dikkat dağınıklığı, okul başarısında düşme, huzursuzluk, yorgunluk ve bu sorunlar nedeniyle okul ile derslerden geri kalmak, alerjik çocuklarda çok yaygın görülmektedir” diyor. Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, bu nedenle çocuklarda bahar alerjisinin tedavisinde zaman kaybetmemek gerektiğini belirterek, “Yaşam alışkanlıklarında alınacak olan önlemler ve medikal tedaviyle çocuklar yaşıtları gibi sosyal aktivitelere katılabilir ve okul hayatına kolaylıkla devam edebilirler” diyor.

Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya

Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya

Ülkemizde yaklaşık her 3 çocuktan biri alerjik!

Bahar alerjisi tüm dünyada ve ülkemizde çok yaygın görülüyor. Öyle ki çocukların yaklaşık yüzde 10-30’unda alerjik nezle, yüzde 8-12’sinde astım, yüzde 10-15’inde atopik dermatit ve yüzde 8-10’unda göz alerjisi mevcut. Ülkemizde her yıl en  az  100 bin çocuğa  alerjik hastalıklardan birinin tanısı konuluyor.  Bu hastalıkların birlikte  görülme  sıklığının yüzde 30 olduğu belirtiliyor. Bu rakam, ülkemizde yaklaşık her 3 çocuktan birinde alerjik bir hastalık olduğuna işaret ediyor.

Belirtiler etkilenen bölgeye göre değişiyor!

Bahar alerjisinin belirtileri vücudun etkilenen bölgesine göre farklılık gösteriyor. Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, bahar alerjisinin sinyallerini, “Alerjik nezlede; burun akıntısı, sık sık hapşırmak, burun tıkanıklığı,  burun ve  boğaz  kaşıntısı; göz  alerjisinde gözlerde  kızarıklık, kaşınma,  sulanma ve ışıktan rahatsız olma; astımda hırıltı, uzun süreli öksürük, nefes  darlığı,  göğüste  sıkışma  hissi; atopik  dermatitte uzun  süren şiddetli  kaşıntı ve  kuruluk” olarak özetliyor.

Bahar alerjisine karşı 7 etkili önlem!

Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, çocuklarda bahar alerjisine karşı almanız gereken önlemleri şöyle özetliyor:

  • Polen mevsiminde, günün erken saatlerinde evinizin pencerelerini kapalı tutun.
  • Polenlerin en yoğun olduğu sabah 06:00 – 10:00 saatleri arasında ve rüzgarlı havalarda çocuğunuzu dışarı çıkarmayın.
  • Dışarı çıkarken polenlere doğrudan maruz kalmaması için çocuğunuza şapka ve güneş gözlüğü takın.
  • Eve gelince yüzünü ve ellerini mutlaka yıkayın.
  • Kıyafetlerini eve gelir gelmez çıkarın.
  • Kıyafetlerini, çarşaflarını ve havlularını yıkadıktan sonra dışarıda asla kurutmayın.
  • Evinizi sık sık Hepa filtresi olan vakumlu  bir  süpürgeyle temizleyin.

 Tedavi çocuğun yakınmalarına yönelik düzenleniyor

Bahar alerjisinde, zamanında doğru tanı konulması  ve doğru tedaviye başlanması büyük bir önem taşıyor. Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, bahar  alerjisinde yaşam alışkanlıklarında alınacak olan tedbirlerin  yanı sıra hastalığın  en çok  etkilediği  bölgeye özel  tedaviler  uygulandığına işaret ederek, “Göz  alerjilerinde göz  damlaları ve  antihistaminik ilaçlar;  burun  alerjilerinde kortikosteroid içeren   spreyler ve damlalar; astımda solunum  yoluyla  verilen ilaçlar ve  atopik  dermatitte deriden uygulanan ilaçlar faydalı olmaktadır” diyor.

“Çocuğum iyileşti” düşüncesiyle ilaçlarını bırakmayın!

Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, bahar alerjisinde tedavinin genellikle yıllarca sürdüğüne işaret ederek, “Tedavi  sürecinde  zaman  zaman  ilaçlar azaltılabilir veya ara verilmesine karar verilebilir. Tedavisi  uzun  süren hastalıklar olduğu için ilaçların ve  tedbirlerin ebeveynler tarafından aksatılmaması son derece önem taşımaktadır. Dolayısıyla çocukta belirtiler ortadan  kalkınca  ebeveynler ‘çocuğum iyileşti’ düşüncesiyle tedaviyi asla yarıda bırakmamalıdır. Bu  durumda  belirtilerin tekrar  ortaya  çıkması ve  her şeye  yeniden başlanması yaygın görülen bir sorundur” diye konuşuyor. 

Astım okul çağındaki her 7 çocuktan 1’inde görülüyor!

Astım dünyada ve ülkemizde çocuklarda en sık görülen kronik hastalıklardan biri. Dünyada her yıl milyonlarca çocuğa astım tanısı konuluyor. Ülkemizde de okul çağındaki her 7 çocuktan 1’inde astım görüldüğü belirtiliyor. Kış aylarında soğuk hava, grip gibi viral enfeksiyonlar, hava kirliliği ile kapalı ortamlarda artan hayvan tüyü, toz ve küf gibi alerjenler astımı tetikliyor. Bu nedenle, kış aylarında okul çağındaki çocuklarda daha yaygın görülen astım tedavi edilmediğinde veya kontrol altına alınamadığında çocuğun fiziksel aktivitelerini kısıtlayabiliyor ve okul performansını olumsuz etkileyebiliyor. Ayrıca sürekli tedavi gerektiren durumlarda psikolojik sorunlara da neden olabiliyor. Çocuklarda okul kaybı ve hastane yatışlarının önemli bir sebebi olan astımın belirtileri ise tedaviyle kaybolabiliyor. Ancak,  bu durum tüm çocuklar için geçerli olmuyor, hastalık kontrol edilmezse yaşam boyu sürebiliyor.  Acıbadem International Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, astımın kontrol altına alınmasında hekim, ebeveyn ile çocuğun işbirliği ve düzenli yapılan takiplerin büyük bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Doğru tedaviyle çocuklar yaşıtları gibi sosyal aktivitelere katılabilir ve okul hayatına sorunsuz devam edebilirler. Anne babaların dikkat etmeleri gereken en önemli nokta ise çocuk biraz  düzelince ‘iyileşti’ düşüncesiyle hemen ilaçları bırakmamak olmalı. Aksi halde hastalık ilerleyip kalıcı bir iz bırakabilir” diyor.

Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya

Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya

Çocuklarda astımın 4 önemli sinyali!

Astım, solunum yollarının kronik bir şekilde yüzeysel olarak iltihaplanması sonucu daralması ve aşırı duyarlılık göstermesiyle ortaya çıkan bir solunum hastalığı. Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, solunum yolunda enfeksiyon gibi çeşitli sebeplerle tahriş oluştuğunda gelişen belirtileri şöyle özetliyor:

  • Düzelmeyen öksürük
  • Sık sık nefes alma veya nefes alırken zorlanma
  • Hırıltılı solunum (vizing)
  • Efor sırasında ( özellikle koşarken veya spor yaparken) nefes almakta güçlük çekme veya hırıltı oluşması

Atakları önlemek için bu kurallara dikkat!

Çocuklarda astım; atopi (yani doğuştan yatkınlık), alerjenlere yoğun maruz kalma (ev tozu akarları, polenler, küf), evde sigara içilmesi, hava kirliliği ve sık geçirilen solunum yolu enfeksiyonları gibi etkenler nedeniyle oluşuyor. Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, astım ataklarının önlemesinde çocuğun ilaçlarını düzenli kullanmasının, sigara dumanından uzak kalmasının, okul ortamında ve servislerde toz ile hayvan tüyü gibi ortamlardan kaçınmasının ve kokulardan uzak kalmasının büyük bir önem taşıdığını söylüyor.

Okul yönetimini mutlaka bilgilendirin!

Hafif astımı olan çocuklar dahi bazen çok ağır astım atakları yaşayabiliyorlar. Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, bu nedenle öğretmenlerin ve okul  yönetiminin  mutlaka bilgilendirilmesi gerektiğine işaret ederek, “Bu sayede okul yönetimi çocuğun sağlık durumu için acil müdahale gerektiğinde hazırlıklı olur ve doğru müdahalede bulunur. Ayrıca çocuğun tetikleyici ortamlardan kaçınabilmesi sağlanabilir. Bunların yanı sıra  çocuğa, örneğin spor derslerindeki aktivitelerin düzenlenmesi gibi özel düzenlemeler yapabilir” diyor.

Yaşına uygun olarak eğitim şart!

Okulda oluşabilecek astımla ilgili sorunları öneyebilmek için çocuğa, yaşına uygun olarak, astım hastalığı ve ilaçları hakkında bilgi vermenin son derece önemli olduğunu vurgulayan Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, “Çocuğa astım atağı geçirirse ne yapması gerektiği ve ilaçların doğru kullanımı mutlaka anlatılmalıdır. Bu bilgiler kendine olan güvenini artırır ve acil durumlarda paniğe kapılmasını önler” diye konuşuyor.

“Çocuğum iyileşti” düşüncesiyle ilacı asla bırakmayın!

Okul çağındaki çocuklarda gelişen astımın tedavisinde, her yıl grip aşısı dahil olmak üzere, genel koruyucu önlemlerin alınması büyük bir önem taşıyor. Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, tedavinin çocuğun yaşı ve hastalığın seyri gibi etkenlere bağlı olarak planlandığını vurgulayarak, “Astımı uzun vadede kontrol altına almak için ‘kontrol edici’ ilaçlara başvurulmaktadır. Ayrıca atak sırasında semptomları hafifletmek amacıyla hızlı etki gösteren ilaçlar verilmektedir. Tedaviden etkin sonuç alınabilmesi için ilaçların doğru şekilde ve zamanında kullanılması, çocuğun hastalığı konusunda eğitilmesi, düzenli olarak doktor kontrolünden geçmesi ve tetikleyici faktörlerden uzak durması gerekmektedir. Doktorun önerilerine uyulması çok önemlidir. Örneğin, çocuk biraz  düzelince, anne babalar ‘çocuğum iyileşti’ düşüncesiyle ilaçları asla bırakmamalıdır. Aksi halde hastalık ilerleyip kalıcı bir iz bırakabilir” diyor.

Alerjik hastalıklarda erken dönem tedavi çok önemli

Alerjik hastalıklarda erken dönem tedavi çok önemli

Tüm yaş gruplarında yaygın bir sağlık problemi olan alerjik hastalıklar çocukları daha fazla etkisi altına alıyor. Öyle ki her üç çocuktan birinde ‘alerjik reaksiyon’ tespit ediliyor. Üstelik alerjik hastalıkların çocuklarda görülme sıklığının her geçen gün arttığı görülüyor. Ağustos ve eylül aylarında genellikle çayır–çimen polenleri ile yabani ot polenlerinin sorumlu oldukları alerjik hastalıklar çocuklarda ciltte basit bir kaşıntı veya hafif öksürük ya da burun kaşıntısı şeklinde kendini belli edebilirken, şiddetli anafilaksi tablosunda ise hayatı tehdit edebiliyor. Ancak alerjik hastalıkların özellikle erken dönemde tedavi edilmesi ve alınan önlemler daha sonraki yıllarda gelişebilecek pek çok sorunu önleyebiliyor. Acıbadem International Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, tedavinin aksamaması için her şeyden önce alerjik reaksiyon konusunda doğru bilgi edinilmesinin büyük önem taşıdığına dikkat çekerek “Ebeveynlerin eş dosttan öğrendikleri bilgilerin doğruluğunu hekimlerine mutlaka teyit ettirmeleri gerekiyor. Zira, alerjik reaksiyon konusundaki hatalı bilgiler doğrultusunda hareket edilmesi tedaviyi aksatmasının yanı sıra çocuğun hayatını tehdit edebiliyor” diyor. Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, çocuklarda alerjik hastalıklar hakkında toplumda doğru sanılan hatalı bilgileri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Acıbadem International Hastanesi

Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya

Çocuğun alerjik hastalığı zamanla geçer. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Çocuklarda özellikle astım, atopik dermatit ve alerjik nezle erken çocukluk döneminde başlar ve tedavi edilmezse ömür boyu sürebiliyor.

Alerjik olduğu maddeye maruz kalması zamanla duyarsızlaşmasını sağlar. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Çocuğun alerjik olduğu maddeye maruz kalmasının ardından zamanla duyarsızlaşarak iyileşeceğine yönelik düşünce kesinlikle doğru değil. Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, “Üstelik alerjik etkenin içeriğine göre oldukça tehlikeli bir tablo da oluşabiliyor. Özellikle alerjik besinleri çocuğa ısrarla yedirmek pek çok ciddi sorunun yanı sıra ölümle bile sonuçlanabiliyor. Örneğin süte çok duyarlı olan çocuk bir kaşık yoğurtla anafilaktik şoka girebiliyor” uyarısında bulunuyor.

İnek sütüne alerjisi olan çocuklara keçi sütü verilebilir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Toplumda inek sütüne alerjisi olan çocuklara keçi sütü verilebileceğine yönelik yaygın bir kanı var. Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, bu bilginin de doğru olmadığını belirterek, “İnek sütüne duyarlı olan çocukların yüzde 90’ından fazlası keçi, koyun ve manda sütüne de duyarlı oluyorlar. Ayrıca süt alerjisinde peynir, yoğurt ve tereyağı gibi sütten yapılan tüm ürünlerin de mutlaka yasaklanması gerekiyor” diyor.

Alerjik hastalığı olan anne babanın çocukları da alerjik olur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Toplumdaki inanışın aksine alerjik hastalıkların tümünde değil bazılarında genetik yatkınlık oluyor. Örneğin, astım ve atopik dermatit daha çok genetik yatkınlık gösteriyor. Hem annede hem babada alerjik hastalık olması durumunda bu hastalıkların çocukta görülme riski daha da yükseliyor. Alerjiye yatkın olan çocukların yüzde 10-12’sinin ailesinde ise alerjik hastalık görülmüyor.

Alerji tedavisinde kullanılan ilaçlar zararlıdır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, tıp dünyasında kullanılan tüm ilaçların az veya çok yan etkisi olduğuna işaret ederek, “Burada önemli olan, ilaçlardan elde edilen yararın zarardan çok daha fazla olmasıdır. Bu prensipten hareketle, hekim kontrolünde ve doğru dozlarda kullanılan alerji ilaçları önemli yan etkiye sahip olmuyor.” diyor.

Alerji ilaçları bağımlılık yapar. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Alerjik hastalıkların tedavisinde ilaçlar uzun yıllar kullanılsa bile bağımlılık yapmıyor. Çocuklar iyileştiklerinde ilaçlar sorunsuz ve aşamalı olarak kesiliyor.

Alerjik hastalıkların kesin tedavisi aşılardır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bronşiyal astım ile alerjik nezle sorunu yaşayan ve polenler, tozlar ile arılara karşı duyarlı olan bazı çocuklarda tüm korunma önleminin yanı sıra ilaç tedavisine rağmen tam düzelme olmuyor. Alerjik çocukların çok az bir kısmını oluşturan bu tablolarda “immünoterapi” adı verilen aşı tedavisi yararlı olabiliyor.

Pause Sağlık

Çocuklarda alerjik hastalıklar geçince bir daha tekrarlamaz. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Çocuklarda iyileşen alerjik hastalıklar kalıcı bağışıklık bırakmıyor. Özellikle güçlü genetik yatkınlığı veya alerji yapıcı maddelere şiddetli duyarlılığı olan çocuklarda iyileşmeye rağmen kalıcı bağışıklık oluşmuyor. Dolayısıyla bu çocukların kendilerini ömür boyu korumaları ve alerjik tabloyla yaşamayı öğrenmeleri gerekiyor.

Aynı anda birkaç alerji gelişebiliyor!

Alerjik hastalıklar arasında görülme sıklığı açısından ilk üç sırayı alerjik nezle, bronşiyal astım ve atopik dermatit alıyor. Bunları anafilaksi, ürtiker, göz alerjileri, besin alerjileri, ilaç alerjileri,  arı ve diğer böceklerle oluşan alerjiler, lateks ile diğer kimyasallarla gelişen alerjiler izliyor. Bu hastalıklar çocuklarda ayrı ayrı görülebileceği gibi aynı anda iki veya üç tipi birlikte de ortaya çıkabiliyor. Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, “Burada önemli olan nokta, alerjik hastalıkların biri ortaya çıktıktan sonra zamanla diğerlerinin onu izleyebileceğini bilmektir. Örneğin, alerjik nezleden sonra astımın görülmesi veya yumurta alerjisi olan bebeklerde daha sonraki yıllarda astımın gelişmesi sık rastlanan durumlardır. Dolayısıyla diğer alerjilere karşı tedbirli olmak önem taşıyor.” diyor.

Çocuklara bu renkteki kıyafetleri giydirmeyin, çünkü…

Çocuklara bu renkteki kıyafetleri giydirmeyin, çünkü…

Polenler, çayır ve çimenler, güneş, akarlar, böcekler, besinler… Alerji denildiğinde her ne kadar aklımıza bahar ayları gelse de, aslında yaz mevsiminde de pek çok faktör alerjileri tetikleyebiliyor. Tüm yaş gruplarında yaygın bir sağlık sorunu olan alerji, çocukluk çağında daha sık görülüyor. Öyle ki ülkemizde her 3 çocuktan birine ‘alerji’ tanısı konuyor. İlkbahar ve yaz aylarında en sık görülen alerjik etken ise ‘polenler’ oluyor. İlkbahar  döneminde  esas olarak ağaç polenleri, yaz  döneminde  çayır- çimen polenleri ve  yaz sonu ile  sonbahar  döneminde de  yabani ot polenleri  sorumlu oluyor.  Ayrıca  her üç  dönemde de  mantarlar, böcekler, güneş ışınları ve bazı besinler çocuklarda önemli  alerji  sebeplerini oluşturuyor. Çocukları alerjik hastalıklardan  korumanın  temel  prensibi ise  onları sorumlu  alerjenlerden  uzak  tutmak. Acıbadem International Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, ebeveynlerin yaz alerjisini tetikleyen hatalardan kaçınmalarının son derece önemli olduğuna işaret ederek, ”Dikkat edilmesi gereken bir başka nokta ise yaz aylarında güzel havalara aldanıp tedavilerin aksatılmaması olmalı. Ebeveynlerin acil durumda  kullanılacak olan ilaçları mutlaka yanlarında bulundurmaları gerekiyor. Zira özellikle  astım  ve  alerjik  nezleli  çocuklarda, örneğin yoğun  polenle   karşılaşma  sonrasında  kriz  şeklinde   belirtiler ortaya  çıkabiliyor” diyor. Acıbadem International Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, çocuklarda yaz alerjilerini tetikleyen 8 hatalı alışkanlığı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Acıbadem International Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya

Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya

  • Kapı ve pencereleri açık tutmak

Sabahları 05:00-10:00 saatleri arasında  evin  kapı  ve pencereleri ile seyahat sırasında arabanın camlarını  açık tutmak, çocuğu bu saatlerde uzun süreli dışarıya çıkarmak, açık havada  yoğun polen  olduğu için polene maruziyeti  artırıyor. Bu saatlerde evinizin kapı ve pencerelerini açmayın, mümkünse çocuğunuzu sokağa çıkarmayın. Çocuğunuzla dışarıya çıkmanız gerekiyorsa maske, gözlük ve şapka kullanmayı ihmal etmeyin.  Arabanın camlarını da kapalı tutun ve polen filtresini çalıştırmayı alışkanlık edinin.

  • Çamaşırları açık havada kurutmak

Polenlerin  yoğun olduğu saatlerde  çocuğun çamaşırlarını açık havada  kurutmak da yapılan önemli hatalardan biri. Bunun nedeni ise polenlerin çamaşırlara yapışarak alerjik reaksiyonlar oluşturabilmeleri. Çamaşırlarınızı polenlerin yoğun olduğu saatlerde evde kurutmaya özen gösterin.

  • El, yüz ve gözleri yıkamamak

Gün bitiminde ellerin, yüzün,  gözlerin ve  burnun yıkanmaması, aynı  elbiselerin  giyilmeye  devam  edilmesi de polenlerin  vücutta  uzun  süre kalmalarına neden olabiliyor. Çocuğunuzun mümkünse  her gün banyo yapmasını sağlayın ve elbiselerini değiştirin.

  • Yağmurdan hemen sonra dışarıya çıkarmak

Yağmurdan hemen  sonra   çocuğu  açık havaya çıkarmamak gerekiyor.  Zira, yağmur  sırasında  havada  polen  sayısı  azalsa  da  sonrasında sayısı aniden yükselebiliyor. Bu nedenle çocuğunuzu mümkünse yağmurdan bir saat sonra dışarıya çıkarın. Ayrıca yoğun bir şekilde polenlere maruz kalmasına yol açacağı için yaz aylarında çocuğunuzun yanında çimleri  biçmekten kaçının.

Pause Sağlık, Pause Dergi

  • Bu saatlerde güneş altında kalmak

Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 10:00-16:00 saatleri arasında çocuğun dışarıda olması güneş alerjisine sebebiyet verebiliyor. Dolayısıyla bu saatlerde mümkünse dışarıya çıkarmayın, mecbursanız  vücudunu kapatan ince ve uzun kollu kıyafetler giydirin. Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, “Çocukların güneş ışınlarını kısa bir süre almaları yarar sağladığı için cildine güneş koruyucu ürünü güneşe çıktıktan 15-30 dakika sonra uygulayın. İşlemi her 3 saatte bir tekrarlayın. Deniz veya havuza girdiğinizde bu süreyi dikkate almadan, ürünü çocuğunuzun cildine tekrar yedirin” diyor.

  • Renkli, çiçekli kıyafetler giydirmek

Çocuklarda böcek alerjileri özellikle yaz mevsiminde oldukça sık rastlanan bir durum. “Böcekler arasında da en sık arılar, sivrisinekler ve karıncalar alerjiye neden oluyorlar” uyarısında bulunan Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, önerilerini şöyle sıralıyor: “Arı ve diğer  böcekleri  çekebileceği için çocuğunuza açık havada  kısa kollu ve kısa paçalı kıyafetler giydirmeyin. Arıların ilgilerini çekebilecek pembe, sarı ile kırmızı gibi çiçekleri andıran renkte ve çiçekli kıyafetlerden de kaçının. Dikkat etmeniz gereken bir başka nokta ise kokular olmalı. Çocuğunuza çiçek kokusu yayabilecek krem veya kolonya sürmeyin. Bu hatalar böceklere duyarlı çocuklarda öldürücü  olabilecek  anafilaksi reaksiyonlarına yol  açabiliyor”

  • Polen durumunu dikkate almamak

Seyahat sırasında gidilecek yerin polen  durumunun  öğrenilmemesi de yine kaçınılması gereken önemli hatalardan. Her  coğrafi bölgenin  kendine  özgü  bitki  çeşitliliği ve  polen  dağılımının olduğunu unutmayın ve bu nedenle seyahat ederken mutlaka polen durumunu dikkate alın.

  • Emin olunmayan besinleri tüketmek

Yaz aylarında  çocukların  duyarlı oldukları  besinlerden  korunmaları  daha  zor oluyor.  Özellikle,  süt ve  yumurta  duyarlılığı olan  çocuklarda  dondurma   gibi besinlerin tüketilmesi  ve  otellerde besinlerin birbirine karışması  çok  sık görülen bir  durum.  Dolayısıyla çocuğunuz özellikle  besin  anafilaksisi (ağır alerjik reaksiyon) geçirdiyse  yemeklerini mutlaka siz hazırlayın ve  emin olmadığınız yiyecekleri ona vermeyin.