Yazılar

Ülkemizde 50 yaş üzeri her 2 kişiden birinde polip saptanabiliyor

Kalın bağırsakta (kolon) oluşan polipler, sessizce gelişerek zamanla kansere dönüşebiliyor. Türkiye’de 50 yaş üzerindeki her iki kişiden birinde polip saptanabildiğini belirten Acıbadem Taksim Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Şenateş “Daha da çarpıcısı, son yıllarda 40 yaş altı bireylerde de görülme sıklığı artıyor. Bunun en önemli nedenlerinin başında; hızlı yaşam tarzı, düşük lifli beslenme, obezite ve genetik yatkınlık geliyor” diyor.

Poliplerin erken dönemde kolonoskopi sırasında sadece birkaç dakikada çıkarılarak kanser riskinin önlenebildiğini, ancak toplumumuzda bu konuda farkındalığın düşük olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şenateş “Ne yazık ki pekçok kişi hala ‘Şikayetim yok, neden kolonoskopi yaptırayım?’ düşüncesine sahip” diye konuşuyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Şenateş polipe karşı 8 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Ebubekir Şenateş

Prof. Dr. Ebubekir Şenateş

  • Düzenli kolonoskopi yaptırın

45 yaşından (ailesinde risk olanlarda 40) itibaren düzenli kolonoskopi, poliplerin kansere dönüşmeden tespit edilmesini sağlar. Doktorunuzun size özel belirlediği aralıklarla kolonoskopi yaptırmayı ihmal etmeyin. Erken alınan her polip, kanser riskini engeller.

  • Lifli beslenin

Sebze, meyve, tam tahıllar ve bakliyat yönünden zengin diyetler bağırsak florasını dengeler ve polip oluşumunu azaltır. Lifler, toksik maddelerin bağırsakta uzun süre kalmasını önler. Bilimsel çalışmalar, yüksek lifli beslenen bireylerde kolon kanseri riskinin yüzde 30’a kadar azaldığını göstermektedir.

  • Kırmızı eti azaltın

Aşırı kırmızı et ve işlenmiş et ürünleri (sucuk, salam, sosis) tüketimi, bağırsakta kanserojen bileşiklerin oluşumunu tetikler. Haftada 2 porsiyonun altında tutulması önerilir. Dünya Sağlık Örgütü bu gıdaları “muhtemel kanserojen” sınıfında değerlendiriyor.

  • İdeal kilonuzu koruyun

Prof. Dr. Ebubekir Şenateş “Obezite, özellikle erkeklerde polip gelişimi riskini 2 kat artırır. Vücut kitle indeksini 25’in altında tutmak hem metabolik hem de onkolojik açıdan koruyucudur. 5–10 kg kilo kaybı bile polip riskini anlamlı biçimde azaltabilir” diyor.

  • Sigara ve alkolü bırakın

Tütün ürünleri, bağırsak mukozasında genetik hasarı kolaylaştırır. Alkol de benzer şekilde mukozayı zayıflatır. Uzun süreli içicilerde polip görülme riski yüzde 40 artar. Bırakıldığı andan itibaren risk eğrisi düşmeye başlar.

  • D vitamini ve kalsiyum düzeylerini koruyun

D vitamini, bağışıklık sistemini ve hücre yenilenmesini destekleyerek polip gelişimini engeller. Kalsiyum, zararlı asitlerin bağlanarak dışkı ile atılmasını sağlar. Eksikliği olan bireylerde hekim kontrolünde takviye önerilebilir.

  • Düzenli egzersiz yapın

Fiziksel aktivite, bağırsak hareketlerini düzenler ve inflamasyonu azaltır. Haftada en az 150 dakika orta tempolu yürüyüş, kolon sağlığı açısından koruyucudur. Yapılan çalışmalara göre; aktif yaşam tarzı, polip riskini yüzde 25 azaltır.

  • Bağırsak floranızı koruyun

Probiyotik içeren gıdalar (yoğurt, kefir, fermente sebzeler) bağırsak bakterilerinin dengesini korur. Mikrobiyota bozulması, inflamasyonu tetikleyerek polip zeminini güçlendirebilir. Mikrobiyota dostu beslenme, bağırsak direncinin temelidir.

Yeni nesil teknolojiler erken tanıyı yüzde 20 artırdı

Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Şenateş, son yıllarda kolonoskopide yapay zeka destekli görüntü analiz sistemlerinin devrim yarattığını belirterek şöyle konuşuyor: “Yüksek çözünürlüklü sistemler, polipleri çıplak gözle fark edilemeyecek kadar erken evrede saptayabiliyor. Yapay zeka algoritmaları, endoskopik görüntüde milimetrik değişiklikleri anında analiz ederek “şüpheli lezyon” uyarısı veriyor. Bu sayede hekim, gözden kaçabilecek polipleri anında çıkarabiliyor. Yeni teknolojiler; erken tanı oranlarını yüzde 20’nin üzerinde artırırken, işlem süresini kısaltıyor ve hasta güvenliğini yükseltiyor. Geçmişte kansere dönüşebilecek bir polip, artık birkaç saniyede tespit edilip ortadan kaldırılabiliyor.”

Her 4 kişiden biri reflü hastası!

Modern çağın stresli ve yoğun temposunda, sağlıksız beslenme ve yanlış yaşam alışkanlıklarının da etkisiyle reflü hastalığı hızla yaygınlaşıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Şenateş, “Dünyada ve ülkemizde reflü hastalığı özellikle son yıllarda oldukça sık görülmektedir. Mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması anlamına gelen reflü, hastalarda; yutma zorluğu, göğüs ağrısı, yemek borusunda takılma ve yanma hissi, ağrılı yutma, seyrek olarak bulantı, kronik öksürük, seste kabalaşma vb şikayetlere neden olmaktadır” diyor. Reflüye bağlı göğüs ağrısının kalp ağrısını taklit edebildiğini ve göğüste, yemek borusunda yanma, sırta, çeneye ve kola yayılan bir ağrıya neden olabildiğini belirten Prof. Dr. Şenateş “Bu ağrı birkaç dakika olabildiği gibi saatlerce de  sürebilir, kendiliğinden veya anti-asit ilaçlarla geçebilir. Genellikle yemeklerden sonra meydana gelir, hastayı uykudan uyandırır ve duygusal stres ile de tetiklenebilir” diye konuşuyor. Tedavi edilmeyen reflünün yaşam kalitesini düşürerek, kişinin hem sağlığını hem de iş hayatındaki performansını olumsuz etkilediğini, kanser dahil olmak üzere çok ciddi hastalıklara neden olabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Şenateş, buna karşın toplumda bazı yanlış düşünce, inanışlar ve önyargılar nedeniyle hastaların tedaviden mahrum kalabildiklerini vurguluyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Şenateş, reflü hakkında toplumda doğru sanılan 9 yanlış bilgiyi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Ebubekir Şenateş

Prof. Dr. Ebubekir Şenateş

  • Reflü sadece yaşlılarda görülür: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bu düşünce/inanış doğru değildir. Reflü hemen her yaşta insanda görülebilir. Üstelik günümüzde aksine genç erişkinlerde, ergenlerde ve hatta çocuklarda dahi görülür hale gelmiştir.  Yenidoğanlarda reflü sıklığı yüzde 5-9 iken, çocukluk yaşında yüzde 10 civarında, adolesan yani 10-19 yaş aralığını kapsayan ergenlik döneminde ise bu oran yüzde 20’ye kadar çıkabilir.

  • Reflü basit bir hastalıktır, kalıcı bir tıbbi duruma yol açmaz: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Reflü aslında oldukça yaygın, ülkemizde her 4 kişiden birinde görülen, oldukça önemli ve olumsuz tıbbi durumlara yol açabilen bir hastalıktır. Bunlar arasında yemek borusunda yaraların ve bu yaralara bağlı kanamaların gelişmesinden kansere dek çok ciddi hastalıklara neden olabilir. Reflü nedeniyle iş perfomansında azalma, kendini iyi hissetme halinin bozulması, yemek borusunda yanma gibi nedenlerle sık acile başvurma da sık görülen durumlardır. Reflü ciddi bir hastalıktır, tedavi ve gerekli girişimler uygulanmazsa ciddi sonuçlara yol açabilir.

  • Reflü için doktora gitmeye gerek yok, eczaneden bir mide ilacı almak yeterlidir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Şenateş “Altta yatan neden mide fıtığı, alt özofagus sfinkterinde gevşeklik ve diğer anatomik sorunlar olduğunda, basit bir mide ilacı kullanarak reflüye karşı yeterli önlem alınamaz. Ayrıca farkında olmadan reflüye bağlı Barrett özofajiti gelişmişse (ki bu durum kronik reflü durumunda yaklaşık yüzde 10 civarında gelişebilir) mutlaka endoskopik takip, bazen de endoskopik müdahale gerekir” diyor.

  • Reflü ve göğüste yanma aynı şeydir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Reflüde göğüs yanması daha uzun sürer, kroniktir, anti-asit ve mide koruyucu (proton pompası inhibitörleri) ilaçlarla geçer. Göğüs yanması bazen akut kalp krizi, aort anevrizma yırtılması gibi ciddi kardiyovasküler hastalıklara bağlı olabilir. Göğüs yanması olunca, mutlaka bir hekime başvurulması gerekmektedir.

  • Sadece mide koruyucu ilaçlarla reflüden kurtulabilirim: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Mide koruyucu ilaçlar reflü tedavisinde 30 yıldan fazladır kullanılmaktadır. Ancak sadece bu ilaçlarla reflüden kurtulmak mümkün değildir. Mutlaka yaşam tarzı değişikliği denlen; diyet, uyku düzeni, yeme-içme ile ilgili düzenlemelerin de ilaçlara ek olarak devreye alınması gerekir. Ayrıca, mide-yemek borusu birleşimindeki kapakta bir gevşeklik varsa, mide fıtığı varsa endoskopik müdahaleler (ARMA, Gerdx gibi) veya cerrahi müdahale de gerekebilir.

  • Reflü esas olarak baharatlı gıdalara bağlı gelişir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Baharatlı gıdalar sanıldığı gibi, reflünün nedeni değildir. Reflüsü olan bir kişide baharatlı gıdalar reflünün semptomlarını daha görünür kılabilir. Ancak esas neden altta yatan ve devam eden reflüdür. Anatomik bozukluklar, aşırı yağlı -çikolatalı yiyecekler,  aşırı yemek yeme,  sigara içme, obezite, gebelik, yemekten hemen sonra yatma, bazı ilaçlar ve aşırı stres reflüye neden olabilir.

  • Reflünün tek tedavi yolu cerrahidir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Şenateş “Cerrahi, reflünün tedavisinde oldukça seyrek ihtiyaç duyulan bir yöntemdir. İlaçlar, diyet değişikliği, kilo kontrolü ve yaşam tarzında değişiklikler çoğu zaman reflü yakınmalarının kontrolünde işe yarar ve daha ciddi sonuçların meydana gelmesini önler. Ayrıca son 10 yılda ortaya çıkan ve tüm dünyada kullanılan ARMA, GERDx gibi endoskopik yöntemler de ameliyat gerektirmeden, günübirlik işlem şeklinde başarılı şekilde uygulanmaktadır” diyor.

  • Reflü ile gastrit aynı şeydir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Reflü esas olarak mide asidinin yemek borusuna kaçması sonucu oluşur. Ancak gastrit esas olarak midede inflamasyon (yangı, bir tür iltihap) oluşmasıdır. Gastritin nedenleri, tedavisi, takibi reflüden oldukça farklıdır. Reflü gastritten tamamen ayrı bir hastalıktır; tanı kriterleri, tedavisi ve takibi de farklıdır.

  • Reflünün herhangi bir bedeli yoktur: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Reflünün hem tıbbi, hem de mali bedeli oldukça fazladır. Yemek borusunda yara (özofajit, ülser), kanama, darlık, Barrett, kanser gelişmesi gibi komplikasyonlar hayatı tehdit ederler. Bu nedenle reflü hastalığına yönelik toplumsal farkındalığın oluşturulması ve tanı ve tedavisinde gecikilmemesi büyük önem taşımaktadır.