Yazılar

Tedavi edilmediğinde uyku apnesine yol açabiliyor!

Çocuklarda nefes almayı zorlaştıran, ağzının açık uyumasına neden olan, okul başarısını düşüren ve yüz gelişimini bozan geniz eti büyümesi, tedavi edilmediğinde uyku apnesi gibi tehlikeli bir hastalığa da yol açabiliyor! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay “Geniz eti büyümesi son yıllarda viral enfeksiyonlarda ve alerjideki artış nedeniyle, çocuklarda hızla yaygınlaşıyor. En sık 2-5 yaş aralığında çok sık görülen ve okul çağındaki çocukları tehdit eden geniz eti büyümesi tedavi edilmediğinde uyku apnesi gibi yaşam kaybına neden olabilen hastalığa da yol açabiliyor” diyor. Anne-babalara, çocuklarını dikkatli gözlemlemeleri önerisinde bulunan KBB Uzmanı Prof. Dr. Ertugay, hastalığın belirtilerini ve tehlikelerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Son yıllarda çocuklarda geniz eti büyümesi hızla yaygınlaşıyor. Özellikle 2-5 yaşları arasında çok sık görülen ve okul çağındaki çocukları tehdit eden hastalık, yalnızca burun tıkanıklığıyla sınırlı kalmayıp, uyku kalitesinden yüz gelişimine dek pek çok soruna yol açıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay “Geniz eti, burun boşluğunun arkasında yer alan ve üzüm salkımına benzeyen bir lenfoid dokudur. Sağlığımız açısından önemli görevler üstlenen geniz eti; vücuda giren bakterileri, virüsleri ve alerjenleri tanır ve onlarla savaşmaya yardımcı olan antikorları üretir. Buna karşın geniz eti büyüdüğünde birçok ciddi soruna yol açabilir. Ancak erken tanı ve uygun tedaviyle çocukların hem solunum hem de genel yaşam kalitelerini önemli ölçüde iyileştirmek mümkündür. Bu nedenle toplumsal farkındalık büyük önem taşımaktadır” diyor.

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay

Bu belirtilerle kendini gösteriyor

Çocuklarda geniz eti böyümesinin çoğu zaman sinsi şekilde ilerlediğini belirten Prof. Dr. Ertugay şöyle konuşuyor: “Geniz eti büyümesi olan çocuklar genellikle burundan nefes almakta zorlanır. Bu nedenle ağızdan nefes alma alışkanlığı geliştirirler. Özellikle gece uykularında horlama, huzursuz uyuma, terleme ve sabah yorgun uyanma gibi belirtiler sıkça görülür. Aileler çoğu zaman bu durumu ‘çocuk uykuda çok hareketli’ diyerek geçiştiriyor ancak bu tablo aslında geniz etinin nefes yolunu daraltmasının bir sonucudur.”

Tekrarlayan kulak enfeksiyonlarına yol açıyor

Geniz etinin burnun arkasındaki bölgeye yerleştiği için, östaki borusunu tıkayabildiğini, bunun da sık sık orta kulak enfeksiyonuna ve işitme problemlerine yol açtığını söyleyen Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay sözlerine şöyle devam ediyor: “Çocuğun televizyonu yakından izlemesi, sık sık ‘ne dedin?’ diye sorması veya derslerde dalgın görünmesi, öğrenme sorunları yaşaması ve okul başarısının düşmesi aslında işitme azlığının bir göstergesi olabilir. Bu belirtiler fark edildiğinde mutlaka kulak, burun ve boğaz muayenesi yapılmalıdır.”

Yüz gelişimleri olumsuz etkileniyor

Burundan nefes alamayan çocukların yüz gelişiminin de zamanla etkilenebildiğini, sürekli ağızdan nefes almanın, yüz kemiklerinde uzun ve dar bir görünüm oluşturabildiğini belirten Prof. Dr. Ertugay “Bu da hem estetik hem de fonksiyonel sorunlara yol açabilir. Yüz şekli bozulur (adenoid yüz) ve çocuğun psikolojinin de olumsuz etkilenmesine neden olur. Üstelik hipertansiyondan kalp problemlerine, insülin direncinden gelişme geriliğine ve uyku apnesi gibi bir başka tehlikeli hastalığa zemin hazırlayabilir. Bu nedenle en büyük görev öncelikle anne-babalara düşmektedir. Çocuklarını dikkatle gözlemleyerek, erken tanı ve uygun tedavi sayesinde sağlıklı gelişimlerini sağlayabilirler” diyor.

#GenizEti #ÇocukSağlığı #UykuApnesi #KBB #AcıbademHastanesi #SağlıkHaber #ÇiğdemKalaycıkErtugay #ÇocuklardaGenizEti #SolunumSağlığı #AilelereUyarı

Küresel ısınma bahar alerjisini hızla artırdı!

Küresel ısınma bahar alerjisini hızla artırdı!

Toplumda saman nezlesi veya polen alerjisi olarak da adlandırılan bahar alerjisinin görülme sıklığı dünyada ve ülkemizde hızla artış gösteriyor. Türkiye’de bahar alerjisinin son 10 yılda yüzde 20 oranında arttığı ve her 10 kişiden 2’sinde tespit edildiği belirtiliyor. Bahar alerjisinin görülme sıklığında yaşanan artışta kentsel yaşam, küresel ısınma ve hava kirliliğinin etkili olduğu belirtiliyor.  Bahar alerjisi selim bir hastalık olmakla birlikte önemsenmediği ve tedavi uygulanmadığı durumlarda kronik burun tıkanıklığı nedeniyle uyku kalitesini bozuyor ve buna bağlı olarak yetişkinlerde yorgunluk, iş başarısında azalma, sinirlilik ile anksiyete gibi sorunlar oluşturarak yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiliyor. Dahası alerjik şikayetler kontrol altına alınamadığında en önemli sebebi alerji olduğu için astıma çevirebiliyor! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay, bu nedenle bahar alerjisinin asla ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, “Burun tıkanıklığı, burun kaşıntısı, damak kaşıntısı, geniz akıntısı ve göz yaşarması gibi belirtilerden biri bile varsa hekim başvurmak çok önemlidir. Hekim muayenesinin ardından yapılan alerji testleri ile bahar alerjisine kesin tanı konulmaktadır” diyor.

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay

Küresel ısınma polen mevsimini uzatıyor!

Alerjik nezlenin bir çeşidi olan bahar alerjisi, ağaç ve çimenlerden yayılan polenler nedeniyle oluşuyor. Bahar dönemlerinde ortaya çıkan, havada bulunan ve temelde zararsız olan polenleri vücut tehlikeli madde olarak algılıyor ve bunlara karşı tepki gösteriyor. ‘Alerjen’ olarak adlandırılan bu polenler burun iç yüzeyine yapışıp iltihabı olmayan bir reaksiyon başlatıyor. Ailede alerji hikayesinin olması bahar alerjisi için önemli bir faktör olsa da özellikle iklim değişikliği gibi çevresel faktörler bahar alerjisinin günümüzde daha yaygın görülmesine neden oluyor. Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay, bahar alerjisinin kentsel yaşam, küresel ısınma ve hava kirliliği nedeniyle artış gösterdiğine işaret ederek, “Kentsel yaşamda betonlaşmayla birlikte yeşil alanların az olması nedeniyle polenler havada daha fazla kalmakta ve alerjik reaksiyonlar artmaktadır. Küresel sıcaklıklar da birçok bölgede bitkinin büyümesini artırmakta ve bu durum polen üretimine yansımaktadır. Ayrıca küresel ısınmayla birlikte polen dönemi uzamakta, dolayısıyla daha fazla kişi alerjik reaksiyon yaşamaktadır. Araçlar ve enerji santrallerinden yayılan karbondioksit emisyonları da fotosentezi artırarak daha fazla polen üretimine yol açmaktadır” diye konuşuyor.

Bu mevsiminde özellikle 4 sinyale dikkat!  

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay, burun kaşıntısı, sulu burun akıntısı, hapşırık ve burun tıkanıklığının bahar alerjisinin en temel şikayetlerini oluşturduğuna işaret ediyor. Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay, diğer belirtileri şöyle sıralıyor: “Ayrıca bu yakınmalara boğaz ve damakta kaşıntı, kulaklarda kaşıntı, ağız solunumu yapma ve sık uyanma, göz kaşıntısı ile kızarıklığı, göz altındaki ciltte şişme gibi şikayetler de eşlik edebilmektedir. Son zamanlarda temelde gördüğümüz bu şikayetlere boğaz ağrısı da eklenmiş durumdadır.”

pause journal

‘Şikayetim geçti’ diyerek ilacınızı bırakmayın!

Kronik bir hastalık olduğu için bahar alerjisinin kesin bir tedavisi yok. Ancak tamamen tedavi edilemese bile hastada şikayet oluşturmayacak şekilde kontrol altında tutulabiliyor. Polen gibi alerjiye sebep olan maddelerden mümkün olduğunca kaçınmak tedavinin ilk basamağını oluşturuyor. Ayrıca, bol su içmek mukusu incelterek geniz akıntısı gibi yakınmaları hafifletmeye yardımcı oluyor. Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay, bahar alerjisinde ilaç tedavisinin son derece önemli olduğunu belirterek, “Tedavide amaç hastalığı yok etmek değil, hastanın şikayetlerini azaltmaktır. Hekimin önerdiği antihistaminikler ve burun spreyleri gibi ilaçları polen mevsimi boyunca düzenli kullanmak yakınmaları önemli ölçüde baskılayacaktır. İlaç tedavisinden yeterince fayda görmeyen hastalarda immünoterapi olarak adlandırdığımız alerji aşıları ise bir diğer tedavi seçeneğidir” diyor. Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay, tedaviden başarılı bir sonuç elde edilebilmesi için ilaçların alerji mevsimi boyunca mutlaka kullanılması gerektiği uyarısında bulunarak, “Şikayetler geçse bile ilaçlar asla bırakılmamalıdır, aksi halde astıma çevirebilir” diyor.

Bahar alerjisine karşı 10 etkili öneri!

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay, bahar alerjisine karşı almanız gereken önlemleri şöyle sıralıyor:

  • Özellikle sabahları ev veya iş yerlerinizin kapı ve pencerelerini açık tutmayın.
  • Polen miktarının en fazla olduğu sabah saatlerinde açık havada yapılacak olan aktivitelerden kaçının.
  • Eğer açık havada olacaksanız teması en aza indirmek için güneş gözlüğü ve maske kullanın.
  • Spor için kapalı mekanları tercih edin.
  • Dışarıdan geldiğinizde üzerinde polenler olacağı için kıyafetlerinizi mutlaka çıkarın ve oturduğunuz odada tutmayın.
  • Elinizi ve yüzünüzü mutlaka yıkayın ve polenler saça da yapışacağı için mümkünse duş alın.
  • Çimlerin biçildiği alanlara ve çiçekli ortamlara yaklaşmamaya çalışın.
  • Arabadayken camları kapalı tutun.
  • Klima filtrelerini her ay değiştirin. Alerjenleri tutan özel filtreler de kullanabilirsiniz.
  • Dışarıdaki havayı kullanmayan ve hava değişimini içeride bulunan havayı kullanarak temizleyen özel klimaları tercih edin.