Yazılar

Sigarayı bırakmaya karar verdiğinizde u hatayı sakın yapmayın

Sigara dumanında bulunan 7 binden fazla kimyasal maddenin en az 70’i kanserojen etkisi taşıyor. Arsenik, hidrojensiyanid, kadmiyum, benzen, nitrozaminler ve krom gibi maddeler, sigaranın sağlığa verdiği zararın en tehlikeli bileşenleri arasında yer alıyor. Acıbadem International Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, sigaranın içeriğindeki zararlı maddeler nedeniyle vücudumuzdaki tüm organlara zarar verdiğini belirterek, “Sigaranın hasar oluşturmadığı hiçbir organ yoktur. Sigara içenlerin yüzde 90’ı, yani her 10 kişiden 1’i, hayatlarının herhangi bir döneminde sigaranın yol açmış olduğu sağlık problemiyle yüz yüze gelmektedirler” uyarısında bulunuyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, sigarayı bıraktıktan sonra hastalıklara yakalanma riskinin zamanla sigara içmeyenlere yakın düzeylere indiğini, bu nedenle sigarayı bırakmanın sağlık için atılacak en önemli adım olduğunu vurgulayarak, “Bu konuda, Sağlık Bakanlığı’na bağlı olan Sigara Bırakma Poliklinikleri, ilaç tedavisi ve motivasyonel destek sağlamaktadır. Ancak, sigarayı bırakmak için hangi yöntem uygulanırsa uygulansın, önemli olan kişinin kendi iradesiyle bırakma isteğidir” diye konuşuyor.

Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu

Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu

Akciğerlerden kalbe mideden saçlara…

Sigara, tüm organlara ciddi derecede zarar verirken, özellikle akciğerler üzerinde ölümcül riskler oluşturabiliyor.  Öyle ki akciğer kanserinin yüzde 90’ından sigara sorumlu oluyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, sigaranın zararlarını şöyle sıralıyor:

  • Saçlarda dökülme, kırılma
  • Ciltte kırışma, buruşma, erken yaşlanma
  • Dişlerde bozulma ve çürüme, diş eti hastalıkları, ağız içi kanserleri
  • Ses teli kanseri, yutak kanseri, sinüzit
  • Yemek borusu, pankreas, karaciğer ve bağırsak kanserlerinin yanı sıra gastroösafageal reflü, peptik ülser
  • KOAH, amfizem, astım, akciğer kanseri, akciğer kesecikleriyle ilgili hastalıklar
  • Koroner arter hastalığı, aort anevrizması, Buerger hastalığı
  • Böbrek ve mesane tümörleri, iktidarsızlık
  • Jinekolojik kanserler, infertilite (kısırlık), düşük, erken doğum
  • Kemik erimesi
  • Diyabet, guatr
  • Gözlerde sarı nokta hastalığı, körlük
  • Romatoid artrit, Raynaud hastalığı
  • Demans
  • Anksiyete, depresyon

“Arada tek tük sigara içeyim, bir şey olmaz” demeyin!

Sigarayı bırakmada en kritik nokta, sigarayı tam anlamıyla beyninizde bitirmektir. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof.  Dr. Bülent Tutluoğlu, sigarayı bırakmak isterken yapılan önemli bir hatayı, “Eğer bir yanınız sigarayı bırakmak isterken, bir yanınız   ‘arada tek tük sigara içeyim, bir şey olmaz’ derse, içmek isteyen tarafınız galip gelir ve düşündüğünüz gibi tek tük değil, eskiden içtiğiniz tempoda sigaraya devam edersiniz” sözleriyle anlatıyor.

SİGARAYI BIRAKMAYI KOLAYLAŞTIRAN 6 PRATİK ÖNERİ!

Sigarayı azaltmak bırakmaya yardımcı olabiliyor, ancak en etkin yöntem tam olarak bırakma tarihini belirlemek! Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, hedeflediğiniz tarihten önce sigarayı bırakma sürecine katkı sağlayacak olan önerileri ise şöyle özetliyor:

Yakınlarınızdan destek alın: Ailenize ve arkadaşlarınıza sigarayı belirli bir tarihte bırakacağınızı söyleyin. Sigarayı bırakma tarihiniz üzerine bir arkadaşınızla bahse girin. Eşinizin veya arkadaşınızın sizinle birlikte sigarayı bırakmasını sağlayın.

Sigaraya ulaşma imkanlarınızı kısıtlayın:  Kartonlarca sigara almaktan vazgeçin. Diğer bir paketi almak için paketinizin boşalmasını bekleyin. Evde ve işyerinde üzerinizde sigara bulundurmaktan kaçının.

Markaları değiştirin: İçimini kötü bulduğunuz bir sigara markasına geçiş yapın. Hedeflediğiniz bırakma tarihinden birkaç hafta önce katranı ve nikotini düşük bir sigara markasına geçin. Ancak miktarı arttırmayın, daha derin nefes almayın.

İçtiğiniz sigaraların sayısını azaltın: Her sigaranın sadece yarısını için. Her gün ilk sigaranızı 1’er saat erteleyin. Sadece tek veya çift saat başlarında sigara için. Gün boyunca kaç sigara içeceğinizi kararlaştırın. Her ekstra sigara için kendinize para cezası verin.

Alışkanlık nedeniyle sigara içmeyi önleyin: Gerçekten çok istediğiniz zaman sigara için. Alışkanlığınız yüzünden sigara yakmak üzere olduğunuz anları yakalayın.

Sigara içmeyi sevimsiz hale getirin: Kül tablalarınızı boşaltmayın, sigara izmaritlerinizi cam bir kapta toplayın.  Düşünmeden sigara yakıyorsanız, sigarayı aynanın karşısında yakmayı deneyin. Sigarayı sadece sizin için rahatsız edici ortamlarda için.

Dikkat! Elektronik sigara ölümcül olabilir!

Dikkat! Elektronik sigara ölümcül olabilir!

Elektronik sigaralar son yıllarda ‘daha az zararlı’ olduğu düşüncesiyle özellikle sigarayı bırakmak isteyen kişilerde yaygın olarak kullanılıyor. Ancak yapılan çalışmalar elektronik sigaraların hiç masum olmadığını ortaya koyuyor! Zira, içeriğinde yer alan zararlı kimyasallar akciğerlerde ölümcül hasara ve damarların yapısını bozarak kalp krizi ile inme riskine zemin hazırlayabiliyor!

Sigara, günümüzde insan hayatını tehdit eden en önemli etkenlerden biri. Dünyada her yıl 5 milyon, ülkemizde de 100 binden fazla kişi sigaranın yol açtığı sağlık sorunları nedeniyle hayatını kaybediyor. Son yıllarda pek çok kişi sigarayı bırakmak yerine daha az zararlı olduğunu düşündüğü elektronik sigaraya yöneliyor. Ancak toplumdaki yaygın inanışın aksine elektronik sigaralar da sağlığımız üzerinde büyük bir tehdit oluşturuyor. Başlangıçta zararsız oldukları düşünülen elektronik sigaraların normal sigaralar gibi bağımlılık yaptıkları ve binlerce zararlı kimyasallar içerdiği ortaya kondu. Üstelik hiç sigara içmeyen gençler veya yetişkinler de zararlı olmadığı düşüncesiyle elektronik sigaraya başlayabiliyorlar. Öyle ki bu tür ürünleri kullanan her üç kişiden biri hayatlarında hiç sigara kullanmamış kişilerden oluşuyor. Acıbadem International Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, hayatımızı tehdit eden sağlık sorunlarına yol açması nedeniyle elektronik sigara kullanımından kaçınılması gerektiğine dikkat çekerek, “Elektronik sigaralar yaklaşık son on yılda hayatımıza girdi. Zararlı etkilerini daha yeni yeni görmeye başladık. Yıllar geçtikçe zararlarını daha çok tespit edebileceğimizi düşünüyorum.” diyor.

Acıbadem International Hastanesi

Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu

Geleneksel sigara gibi bağımlılık yapıyor!

Elektronik sigaralar, geleneksel sigaralar gibi nikotin içermeleri nedeniyle bağımlılık yapma etkisine sahip. İlk ve ikinci jenerasyon elektronik sigaralar nikotin verme sistemleri yeterli olmadığı için düşük nikotin içeriyordu. Ancak üçüncü jenerasyon ürünler geniş hazneye sahip olması nedeniyle fazla oranda nikotin içermeye başladı. Bunların yanı sıra tek kullanımlık aromatik ürünleri de kapsayan dördüncü jenerasyon ürünler oldukça küçük olmaları sebebiyle yapımlarında kaynak olarak nikotin tuzları yer alıyor. Bu ürünlerin yüksek konsantrasyonda nikotin içermeleri kişilerin bağımlı hale gelmelerine neden oluyor.

Binlerce zararlı madde içeriyor!

Elektronik sigaranın konvansiyonel sigaradan daha az zararlı olduğuna dair bir bulgu olmamasına rağmen toplumda böyle bir algı var. Oysa sigaranın içeriğindeki zararlı maddelerin birçoğu elektronik sigara ürünlerinde de mevcut. Bu zararlı kimyasalların normal sigaradakiler kadar zararlı olduğu yapılan çalışmalarla ortaya kondu. Elektronik sigarada yer alan likid buharlaştığı zaman içeriğinde yer alan gliserol, propilen, glikol, aseton, kadmiyum, silikon, bakır, nikel ve kurşun gibi binlerce zararlı kimyasal maddenin akciğerlere ulaşmasına yol açıyor. Üstelik elektronik sigara daha fazla buhar oluşturduğu için kirletici unsurlar pasif sigara dumanına maruz kalan kişilerde alt solunum yollarını daha fazla etkileyebiliyor.

Akciğerde ölümcül hasar oluşturabiliyor!

Elektronik sigaranın günümüzde bilinen en önemli zararı, akut akciğer hasarına yol açarak hayatı tehdit edebilmesi. Bazı kişilerde, elektronik sigaranın akciğerde hava keseciklerini koruyan makrofajların işleyişini bozarak neden olduğu hasar sonucunda her iki akciğerde yaygın, ufak ve beyaz lekeler oluşuyor. Bu beyaz lekelerin patlamış mısıra benzemesi nedeniyle toplumda ‘akciğerde patlamış mısır hastalığı’ olarak adlandırılan akut akciğer hasarı, nefes darlığı ile öksürme, çok daha önemlisi hızla ilerleyen bir solunum yetmezliğiyle sonuçlanabiliyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, “Bu tabloda elektronik sigara kullanan hastaların bir kısmı uzun süre yoğun bakım ünitelerinde tedavi olmak zorunda kalırken, bir kısmı ise maalesef hayatını kaybediyor” uyarısında bulunuyor. Bunların yanı sıra bazı ülkelerde yapılan araştırmalarda, elektronik sigara kullanan ortaokul ve lise çağı öğrencilerinde de öksürük, balgam ve nefes darlığı gibi şikayetlerin arttığı tespit edildi.

Kalp krizi ve inme riskini artırıyor

Elektronik sigara aynı zamanda damarlar üzerinde de tahribat oluşturabiliyor. Yapılan çalışmalarda, elektronik sigaranın damar yapısını bozduğu ve önemli bir oranda pıhtı oluşumuna yol açtığı gösterildi. Bu tablo da felç veya kalp krizi gibi hayatı tehdit eden ciddi sorunlara zemin hazırlayabiliyor.

Acıbadem International Hastanesi

Kısırlığa neden olabiliyor!

Elektronik sigara kullanımı doğal yoldan hamile kalmayı da zorlaştırabiliyor. Öyle ki içerisinde yer alan kimyasal maddeler kadınlarda yumurta gelişimini olumsuz etkileyebiliyor ve embriyonun rahime tutunmasını önleyebiliyor. Yapılan çalışmalarda, elektronik sigaranın erkeklerde testosteron seviyelerini azaltırken, sperm sayısı ve kalitesini de düşürdüğü tespit edilmiş.

Bebekte gelişim bozuklukları görülebiliyor

Sigaranın yanı sıra elektronik sigaranın da hamilelik süresince kesinlikle kullanılmaması gerekiyor. Zira erken doğum, düşük, düşük doğum ağırlığı ve bebekte fiziksel-zihinsel gelişim bozuklukları gibi anne adayının sigara içmesi nedeniyle görülen tüm olumsuzlukların elektronik sigarayla da oluşabileceği düşünülüyor.

Günde 3 paket sigara içiyorsanız…

Elektronik sigara, günümüzde çoğu ülkede hekim kontrolünde, 2-3 aylık bir süreyi geçmemek kaydıyla, sigara bıraktırmaya yardımcı bir yöntem olarak kullanılıyor. Doğru ve kısa süreli kullanırsa, özellikle bağımlılık derecesi yüksek olan, günde 3-4 paket sigara içen, sigarayı bırakamayan ve el alışkanlığından vazgeçemeyen kişilerde sigarayı bıraktırmaya yardımcı olabiliyor. Ancak elektronik sigaranın da kısa sürede bırakılması ve sürenin 6 aydan daha fazla uzatılmaması büyük önem taşıyor.

Astım hakkına bilinmeyenler

Astım hakkına bilinmeyenler

Hava yollarında daralmayla kendini gösteren ve ataklarla seyreden ‘astım’ dünyada ve ülkemizde oldukça sık görülen bir hastalık. Öyle ki ülkemizde yaklaşık 4 milyon kişi astım hastalığıyla mücadele ediyor. Kronik bir hastalık olan astımda ataklarla gelişen nefes darlığı, kuru öksürük, göğüste baskı hissi, hırıltılı veya hışıltılı solunum gibi sorunlar kontrol altına alınamazsa yaşam kalitesi ciddi boyutlarda düşebiliyor, dahası hastanın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanabiliyor. Acıbadem International Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, hemen her yaşta görülebilen astım hastalığında yaşanan atakların aslında doğru ve düzenli tedaviyle kontrol altında tutulabildiğine dikkat çekerek, “Ancak toplumda astım hakkında doğru sanılan bazı hatalı bilgiler hastaların tedavilerini aksatmalarına yol açabiliyor. Bu nedenle astımda takip ve tedavinin düzgün yapılabilmesi için her şeyden önce hastanın hastalığı konusunda bilgi sahibi olması çok büyük önem taşıyor” diyor. Peki hangi hatalı düşünceler astım hastalarının hayatlarını zorlaştırıyor? Acıbadem International Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, astım hakkında toplumda doğru sanılan 10 hatalı bilgiyi anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu

Astım ilerleyici bir hastalıktır. YANLIŞ!

Doğrusu: KOAH’ın aksine astım hastalığının zamanla ilerleme ihtimali az oluyor. Özellikle doğru ilaç kullanımı ve hekimin düzenli takibiyle astım tam olarak kontrol altına alınabiliyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, hastaların çok az bir kısmında inhaler ilaçların doğru kullanımına rağmen hastalığın olumsuz seyir gösterebildiğini vurgulayarak, bu hastaların sık olarak ağızdan veya iğne şeklinde kortizon kullanmak zorunda kalabildiklerini söylüyor.

Astım sadece alerjik bünyeli kişilerde olur. YANLIŞ!

Doğrusu: Toplumdaki yaygın inanışın aksine, tüm astım hastaları alerjik bünyeye sahip değiller. Astım hastalarının yüzde 30-40’ında ‘non-alerjik astım’ adı verilen alerji dışı etkenlere bağlı astım gelişiyor. Bu kişilerde sık geçirilen solunum yolu enfeksiyonları, mesleki ve çevresel zararlı etkenlere maruziyet gibi etkenler nedeniyle hava yollarında aşırı duyarlılık meydana geliyor ve bunun sonucunda astım gelişebiliyor.

Astımlı hastalar spor yapamazlar. YANLIŞ!

Doğrusu: Toplumda astımlı hastaların spor yapamayacaklarına ve aktivitelerini kısıtlamak zorunda olduklarına yönelik yaygın bir inanış var. Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, hastalık kontrol altına alındıktan sonra astım hastalarının her türlü sporu yapabileceklerini belirterek, şöyle devam ediyor. “Örneğin yüzmek vücuttaki tüm kasları çalıştırdığı için astımda özellikle önerilen bir spordur” bilgisini veriyor.

Astım sadece nefes darlığı yapar. YANLIŞ!

Doğrusu: Astım bazı hastalarda nefes darlığı olmadan, sadece öksürükle seyredebiliyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, uzayan öksürük şikayetlerinde akla öksürük varyantlı astımın gelmesi gerektiğini vurgulayarak, “Astımın bu türünde genellikle gece uykudan uyandıran ve egzersiz, sigara dumanı, parfüm ile yemek kokusu gibi ağır kokularla artış gösteren öksürük şikayeti oluyor” diyor.

Astım hastalarında sürekli nefes darlığı sorunu yaşanır. YANLIŞ!

Doğrusu: “Astımın en önemli özelliği değişken hava yolu tıkanıklığı yapmasıdır” bilgisini veren Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, “Dolayısıyla astım hastalarının sürekli nefes darlığı sorunu yaşadığına yönelik bilgi doğru değildir. Bazen haftalar, hatta aylar boyunca hiçbir şikayeti olmayan astım hastasında, genelde bir viral enfeksiyon veya fazla miktarda alerjene maruz kalma sonucu astım belirtileri gelişmeye başlayabiliyor. Tüm astım hastalarının yüzde 5’ini oluşturan ağır astımlılarda sürekli nefes darlığı ve öksürük gibi sorunlar yaşanabiliyor. Hastaların yüzde 95’inde ise belirtiler aralıklı olarak görülüyor” diye konuşuyor.

Çocukluk döneminde oluşan astım hayat boyu devam eder. YANLIŞ!

Doğrusu: Astım çocukluk çağında erkeklerde, erişkin dönemde ise kadınlarda daha fazla tespit edilen bir hastalık. Çocukluk döneminde ortaya çıkan astımda belli yaş dönemlerinde şikayetler tamamen geçebiliyor. Örneğin akciğer gelişiminin olgunlaştığı 6-7 yaş aralığında yakınmalar ortadan kalkabiliyor. Eğer bu dönemden sonra şikayetler devam ederse ergenlik çağından sonra özellikle erkek çocuklarda astım şikayetlerinin tamamen düzeldiği gözlemlenebiliyor.

Astım ileri yaşlarda görülmez. YANLIŞ!

Doğrusu: Astım genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlıyor. Ancak bu durum ileri yaşlarda astımın gelişmeyeceği anlamına gelmiyor. Astım orta yaş döneminde başlayabileceği gibi, 60 yaş üstü popülasyonda da, aşırı duyarlı olan bronşların herhangi bir nedenle tetiklenmeleri sonucu başlayabiliyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Hamilelikte astım ilacı kullanılmaz. YANLIŞ!

Doğrusu: Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, hamilelikte astım ilaçlarının önemli bir bölümünün kullanılabildiğine dikkat çekerek, “Astımlı hamilelerin ilaç kullanmamaları nedeniyle sürekli nefes darlığı sorunu yaşamaları bebeği strese sokabiliyor ve oksijensiz kalmasına neden olabiliyor. Bunun sonucunda düşük, erken doğum ve bebeğin yeterince gelişememesi gibi ciddi sonuçlar oluşabiliyor” diyor. Astımda solunum yoluyla alınan gerek kortizon gerekse bronş genişletici ilaçların hamilelik döneminde de hastanın ihtiyacı  kadar kullanılmasında hiçbir sakınca olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, “Eğer astımlı hamilenin burun şikayetleri varsa, burundan kullanılan sprey kortizon ve antihistaminik damlalar soruna yol açmıyorlar. Daha ağır astımlı hamilelerde gerekirse tablete veya iğne yoluyla kortizona da başvurulabiliyor” diyor.

Astım tedavisinde kullanılan ilaçlar zarar veriyor. YANLIŞ!

Doğrusu: Astım tedavisinde kullanılan kortizonlu spreyler normal dozlarda kana karışıp, kalıcı bir yan etkiye neden olmuyorlar. Ses kısıklığı ve ağız içinde oluşan yaralar gibi yan etkilerin özellikle hastanın ilacını kullandıktan sonra ağzını suyla çalkalamadığı durumlarda ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, “Astım spreylerinde bulunabilen diğer grup, bronş genişletici ilaçlardır. Bu ilaçların da çarpıntı, titreme ve kas krampları yapma gibi yan etkileri seyrek olarak görülebiliyor. Ancak bu yan etkiler ilaçlara kısa süre ara vermeyle geçebileceği gibi devam edildiği takdirde de bir süre sonra azalmaya başlıyor” bilgisini veriyor.

İklimi güzel olan yerlere gitmek astım hastalığını geçirir. YANLIŞ!

Doğrusu: Kronik bir hastalık olan astım bazı iklim ve hava koşullarında daha ağır seyredebiliyor. Özellikle aşırı rutubetli, trafik ve sanayiden kaynaklı olarak havası kirli bölgeler astım açısından önemli bir sorun oluşturuyor. Astım hastalarının bir bölümünde yakınmalar bu çevresel etkenlerden uzaklaşıldığında bile düzeliyor. Ancak bu iyilik hali sadece hastaların o bölgede kaldıkları sürece geçerli. Hastalar hava kirliliği olan şehre geri döndüklerinde yakınmaları çok kısa sürede eski haline dönüyor.