Yazılar

Gençlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleri yaygınlaşıyor!

Ülkemizde ve dünyada kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Son yıllarda genç yaş grubunda kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Eskiden daha çok ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp-damar sorunları, günümüzde değişen yaşam tarzı, stres, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik nedeniyle gençleri de tehdit eder hale geldi. Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci “Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı günümüzde belirgin artış göstermiştir. Bunun altında masum nedenler kadar, hayati riske yol açabilecek kalp kaynaklı ciddi etkenler de yatabildiği için, gereksiz kaygıyı azaltmak ama riskli durumları da kaçırmamak amacıyla doktor muayenesi büyük önem taşımaktadır” diyor. Prof. Dr. Cebeci, kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısına yol açan 9 hatalı alışkanlığı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı kimi zaman masum nedenlerden kaynaklanabilirken, kimi zaman da önemli kalp hastalıklarının ilk belirtisi olabiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, özellikle son yıllarda yanlış yaşam alışkanlıklarının etkisiyle bu iki sorunun yaygınlaştığını belirterek şöyle konuşuyor: “Son yıllarda hem gençlerde hem de yetişkinlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetiyle başvuran hasta sayısında belirgin bir artış dikkat çekiyor. Hastalar çarpıntıyı çoğunlukla “kalbim hızlandı”, “tekli atımlar oluyor”, “göğsümde bir boşluk hissi”, “aniden çarpmaya başlıyor” şeklinde tarif ediyor. Göğüs ağrısı ise sık olarak batma, sıkışma, yanma tarzında; çoğu zaman eforla ilişkisi net olmayan, kısa süreli ve tekrarlayıcı özellikte anlatılıyor. Genç hastalarda bu şikayetlere sıklıkla nefes alamama hissi, baş dönmesi, huzursuzluk ve ölüm korkusu eşlik edebiliyor.”

Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci

Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci

Modern yaşam tarzı en önemli etkenlerden biri ancak…

Modern yaşam tarzının ve sağlıksız yaşam alışkanlıklarının, bu şikayetlerin artışında başı çektiğini belirten Prof. Dr. Cebeci sözlerine şöyle devam ediyor: “En sık karşılaştığımız hataların başında; yoğun kafein tüketimi, stresi yönetememek, sigara ve tütün ürünleri, uyku bozuklukları, bilinçsiz kullanılan zayıflama ürünleri ve takviyeler, burun spreyleri, hareketsizlik, uzun süre ekran karşısında kalma, aşırı tuzlu ya da çok ağır yemekler, ani ve plansız egzersizler, yeterli ısınma yapmadan spora başlamak, hızlı yeme alışkanlığı, gece geç saatlerde yemek yeme geliyor. Özellikle gençlerde, altta yatan ciddi bir kalp hastalığı olmaksızın hissedilen çarpıntı ve göğüs ağrılarının en sık nedenlerinden birinin de; sürekli kaygı hali ve bastırılmış anksiyete olduğunu görüyoruz. Tüm bunlar otonom sinir sistemi dengesini bozarak, kalbin normal ritmini olumsuz etkileyebilir ve çarpıntıya zemin hazırlar.”

Diyabet, obezite ve metabolik hastalıklar da çok etkili

Prof. Dr. Cebeci; obezite, hipertansiyon, kas-iskelet sistemi kaynaklı ağrılar, mide-yemek borusu hastalıkları, akciğer enfeksiyonları, koroner arter hastalığı, diyabet ve tiroit hastalıklarının toplumda sık görülmesinin de, kalp kaynaklı şikayetlerin artmasına yol açtığını vurguluyor. Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı durumunda; olası ritim bozukluğu, yapısal kalp hastalığı veya metabolik nedenlerin ayrıntılı öykü, fiziki muayene ve uygun tetkiklerle mutlaka dışlanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Cebeci “Her kalp çarpıntısı veya göğüs ağrısı mutlaka ciddi bir kalp hastalığı anlamına gelmez. Ancak bu şikayetlerin altında masum etkenler gibi ciddi nedenler de olabilir. Bu nedenle mutlaka doktora başvurulmalı, iki yakınma ayrı ayrı değerlendirilmelidir” diyor.

Tedavi edilmezse!

Her kalp çarpıntısı ya da göğüs ağrısının kalıcı bir kalp hastalığına yol açmayacağını, ancak altta ciddi bir neden yatıyorsa ve tedavisiz bırakılırsa ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci sözlerine şöyle devam ediyor: “Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı hayati riske yol açabilecek hastalıkların ilk habercisi de olabilir. Bu nedenle şikayetlerin ciddiye alınması, doğru zamanda doğru değerlendirme yapılması büyük önem taşır. Örneğin; çarpıntının nedeni tiroit hastalığıysa, hormonal dengesizlik tedavi edildiğinde şikayetler büyük ölçüde azalır. Ancak uzun süre tedavi edilmezse gelişen ritim bozukluğu kalıcı hale gelebilir. Ayrıca göğüs ağrısı gençlerde sıklıkla kalp dışı nedenlere bağlı olsa da; eforla artıyorsa, baskı ve sıkışma tarzındaysa, kola, çeneye veya sırta yayılıyorsa, nefes darlığı ve baş dönmesi eşlik ediyorsa mutlaka ciddiye alınmalıdır. Sonuç olarak; kalp, genç yaşta da sinyal verir. Bu sinyalleri doğru okumak, gelecekte oluşabilecek kalıcı kalp hasarlarını ve hayati riskleri önlemenin en etkili yoludur. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, stres azaltıcı alışkanlıkların geliştirilmesi sağlıklı ve mutlu bir gelecek için temel esaslardır.”

Çarpıntı ve göğüs ağrısına yol açan hatalı alışkanlıklar;

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısına yol açan 9 hatalı alışkanlığı şöyle sıralıyor;

  • Aşırı kafein tüketimi
  • Sigara ve alkol
  • Düzensiz uyku saatleri
  • Uzun süre ekran karşısında kalma
  • Sağlıksız beslenme (Aşırı tuzlu, ağır yemekler, hızlı yemek yeme, gece geç saatlerde yemek yeme vb)
  • Hareketsiz yaşam
  • Ani ve plansız egzersizler, uzun süre egzersiz yapmama, yeterli ısınma yapmadan spora başlama
  • Stresle baş etme yöntemlerinin yetersizliği, sürekli kaygı hali ve bastırılmış anksiyete
  • Bilinçsiz kullanılan zayıflama ürünleri, bitkisel takviyeler, sporcu destekleri, burun spreyleri

#KalpSağlığı #GençlerdeKalpSorunları #GöğüsAğrısı #KalpÇarpıntısı #SağlıklıYaşam #Kardiyoloji #StresYönetimi #KafeinTüketimi #Obezite #Diyabet #SağlıkUyarısı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

‘Sessiz hipertansiyon’a dikkat!

‘Sessiz hipertansiyon’a dikkat!

Ülkemizde her 3 kişiden birinin hipertansiyon hastası olduğu biliniyor. Ancak bu sinsi hastalık uzun yıllar hiçbir belirti vermeden ‘sessizce’ ilerleyebildiği için sayının çok daha yüksek olduğu öngörülüyor. ‘Sessiz hipertansiyon’da, yüksek hipertansiyonunun yol açtığı baş ağrısı veya baş dönmesi gibi sorunlar yaşanmadığını yani herhangi bir uyarı işareti olmadığını belirten Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci “Kişinin hiçbir şikayeti olmasa bile yüksek tansiyon yine de organlara zarar vererek kalp hastalığı, felç ve böbrek hastalığı gibi çok ciddi hastalıkların riskini artırabiliyor. Bu nedenle sessiz katil olarak da adlandırılıyor” diyor. Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında yaptığı açıklamada, hipertansiyon hakkında bilinmesi gereken 5 noktayı anlattı, ‘sessiz hipertansiyon’a yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci

Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci

Bu risklere dikkat!

Sessiz hipertansiyon görünürde hiçbir şikayete yol açmadığı için “benim bir sorunum yok” yanılgısına düşmemek gerektiğini vurgulayan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci bazı kişilerin yüksek riskli grupta olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Özellikle ailenizde hipertansiyonu olan bir kişi varsa, orta yaş ve üzerindeyseniz, kilonuz ideal kilonuzdan fazlaysa, hareketsiz bir yaşam tarzına sahipseniz, sürekli stres altında yaşıyor ve stresinizi yönetemiyorsanız, uyku apneniz varsa hipertansiyon açısından riskli gruptasınız demektir ve tansiyon ölçümünü mutlaka düzenli yapmanız gerekir.”

Sessizce organlara zarar veriyor!

Sessiz hipertansiyonun yıllar içerisinde vücuda zarar verebileceğini hatta kalp hastalığı, felç ve böbrek hastalığı gibi çok ciddi hastalıkların riskini artırabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebebi, bu nedenle herhangi bir belirti olmasa da bazı durumlarda mutlaka şüphelenmek ve doktora başvurmak gerektiğini söylüyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci şöyle konuşuyor: “Sessiz katil terimi genellikle sessiz hipertansiyonu tanımlamak için kullanılır çünkü genellikle semptom göstermediğinden insanlar kalp krizi veya inme gibi tıbbi bir acil durumla karşılaşana kadar hipertansiyonları olduğunu fark etmeyebilirler.”

Yaygın bir hastalık!

Ülkemizde her 3 kişiden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci “Araştırmalar, özellikle yetişkinler arasında sessiz hipertansiyonun yaygın olduğunu gösteriyor. Sessiz hipertansiyona yönelik Journal of Hypertension’da yayınlanan bir çalışma, yüksek tansiyonu olan yetişkinlerin yaklaşık yüzde 30’unda herhangi bir belirti görülmediğini ortaya koyarken, American Journal of Epidemiology’de yayınlanan bir başka çalışma da, 18- 85 yaş arası yetişkinlerin yaklaşık yüzde 17’sinde ssiz hipertansiyon olduğunu gösteriyor” diyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci

Bu belirtileri dikkate alın!

Hipertansiyonun (yüksek kan basıncının) genellikle belirgin semptomları olmasa da baş ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı, bulanık görme veya göğüs ağrısı gibi şikayetlerin mutlaka dikkate alınması, “çok stresli bir gündü onun için başım ağrıyor” ya da “çok koşturdum dinleneyim geçer” gibi düşüncelerle ihmal edilmemesi gerekiyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci “Bu semptomlar hipertansiyona özgü olmadığından yüksek tansiyonunuz olup olmadığını öğrenmenin tek yolu bir sağlık uzmanı tarafından ölçülmesidir. Düzenli tansiyon kontrolü, hipertansiyonun saptanması ve vücuda zararlarının en aza indirilmesi için büyük önem taşımaktadır” diyor.

Tedavide bu önerilere dikkat!

Sessiz hipertansiyonun tedavisinde yaşam tarzı değişiklikleri ve kan basıncını düşürücü ilaçların önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci “Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, ideal kiloyu koruma, tuzu azaltma, alkol ve sigaradan kaçınma, ilaçları düzenli kullanma kan basıncını düşürmeye ve hipertansiyondan kaynaklanan komplikasyon risklerini azaltmaya yardımcı olacaktır” diye konuşuyor.

Ülkemizde 2 milyonun kişinin sorunu: ‘kalp yetmezliği’

Ülkemizde 2 milyonun kişinin sorunu: ‘kalp yetmezliği’

 Dolaşım sisteminin pompası olan kalbin yeteri kadar verimli çalışmayıp vücudun kan dolaşım ihtiyacını karşılamada yetersiz kalması durumuna ‘kalp yetmezliği’ deniyor. Ülkemizde HAPPY (Heart Failure Prevalence and Predictors in Turkey) çalışmasına göre; 2 milyon üzerindeki kişide değişik evrelerde kalp yetmezliği mevcut. Gelecekte bu sayının artması öngörülüyor. Kalp yetmezliği tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Öyle ki kalp yetmezliğinde sağ kalım oranları, prostat, meme ve bağırsak gibi bazı kanser türlerinden daha düşük. Kalp yetmezliği tehlikeli bir sorun olsa da, erken tanı ve tedavi sayesinde aslında kontrol altına alınabiliyor, bu sayede hastaların yaşam kaliteleri artarken yaşam süreleri de uzuyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, toplumda kalp yetmezliği ile ilgili doğru sanılan hatalı bilgilerin erken tanı ve tedaviyi önleyebildiğine dikkat çekerek, doğru sanılan 6 yanlış bilgiyi anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci

Kalp yetmezliği bir hastalıktır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Toplumdaki yaygın inanışın aksine, kalp yetmezliği bir hastalık değil, çeşitli hastalıkların oluşturduğu bir sonuçtur. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, kalp fonksiyonlarının bozulmasına ve kalp yetmezliğine yol açan başlıca nedenleri şöyle sıralıyor:

  • Kalp damar hastalıkları (kalp krizi geçirilmiş veya geçirilmemiş)
  • Kalp kası hastalıkları (kalbin kasılma ve gevşeme fonksiyonunda bozulma)
  • Kalp kapaklarının hastalıkları (darlık veya yetersizlik)
  • Doğumsal kalp hastalıkları
  • Çeşitli ritim bozuklukları
  • Hipertansiyon, diyabet, tiroit problemleri (hipo-hipertroidi), toksik kimyasallar (alkol, çeşitli ilaçlar…)

 Kalp yetmezliği şikayetleri her hastada aynıdır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Kalp yetmezliğinde her hastada şikayet ve bulgular aynı olmayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, “Bazı hastalarda şikayetler kalbin fonksiyon düzeyine göre daha az iken, diğerlerinde daha şiddetli olabiliyor” diyerek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Nefes darlığı, halsizlik-bitkinlik, çabuk yorulma, ayaklarda ve vücutta ödem, kilo artışı, karında şişkinlik, çarpıntı-nabız düzensizliği ile kronik öksürük, kalp yetmezliğinin başlıca şikayet ve bulgularını oluşturuyor.  Hastalarda yetmezliğin derecesine bağlı olarak bu şikayetlerden birkaçı veya çoğu gelişebiliyor”

 Kalp yetmezliği olup olmadığını şikayetlerime bakarak kendim anlayabilirim. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Kalp yetmezliğinde gelişen belirtilerin bazıları başka hastalıklarda da görülebiliyor. Örneğin nefes darlığı, halsizlik ve çabuk yorulma sorunları; kalp dışında akciğer, kan ve kas hastalıklarında da oluşabiliyor. Ödem-kilo artışına, böbrek ve tiroit hastalıkları da yol açabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, bu yüzden şikayetlerimizin ilgili branş doktorları tarafından yorumlanması gerektiğine işaret ederek, “Kalp yetmezliği tanısını koymak için fiziki muayene yanında, ekokardiyografi, kardiyak MRI, kan testleri ve gerekirse koroner anjiyografi ile kalp kateterizasyonu yapılıyor” bilgisini veriyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Tedaviyle şikayetlerim geçti. Bu durumda ilaçlarımı bırakabilirim. YANLIŞ!

DOĞRUSU: “Tedavi ile şikayetlerin geçmesi hastanın iyileştiği anlamına gelmiyor. Dolayısıyla ilaçların bırakılması son derece yanlış bir davranıştır” uyarısında bulunan Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, “Bazı durumlarda altta yatan nedenin tedavisi ile kalp yetmezliği düzelse bile, çoğu durumda hastalık süreçleri devam eder. İlaçlar ile denge sağlanıp, kalp yetmezliği şikayet ve bulgularının geçtikten sonra tedavinin kontrolsüz bırakılması yetmezlik tablosunun tekrar oluşmasına neden olur. Hastalığın evresine göre ilaçlarda değişiklikler yapılsa bile tedavi yaşam boyu devam eder” diyor. Günümüzde şikayetleri gideren ve altta yatan süreçleri kontrol eden modern ve etkili ilaç tedavilerinin mevcut olduğunu belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, bunların yanı sıra bazı hastalara kalbin kasılma etkinliğini arttıran ve ölümcül ritim bozukluklarını tedavi eden kalp pilleri ile mekanik kalp destek cihazlarının takıldığı bilgisini veriyor. Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, bu sayede hastaların hem yaşam kalitelerinin arttığını hem yaşam sürelerinin uzadığını belirtiyor.

 Kalp hastalarının cinsel hayatı sona erer. YANLIŞ!

DOĞRUSU: “Aksine düzenli bir cinsel yaşam genel sağlık açısından çok önemlidir ve kalp hastaları için de bu durum geçerlidir” şeklinde konuşan Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, şöyle devam ediyor: “Kalp yetmezliği, miyokard enfarktüsü, by-pass operasyonu ve stent gibi kardiyak olaylardan sonra cinsel yaşam devam etmelidir. Enfarktüs sonrası 2 hafta, by-pass operasyonu sonrası hastanın durumuna bağlı olarak 6-8 hafta süre ile cinsel aktivite kısıtlaması yeterlidir. Bu süre sonrasında hastanın bireysel performansı ve klinik tablosu göz önüne alınarak serbestleştirilir” Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, seksüel aktivitede harcanan eforun 2 kat merdiven çıkmak veya düz yolda 20 dakika canlı yürümek ile  eşdeğer olduğunu vurgulayarak, “Bu aktiviteleri sorunsuz ve şikayet oluşmaksızın yapan hastalar uygun olarak kabul edilir. Ayrıca hastane ortamında yapılacak olan efor stres testi de karar vermede yardımcı olur” diyor. Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, hastalarda gerek kullanılan ilaçlara gerekse kalp hastalığına bağlı çeşitli cinsel fonksiyon bozuklukları oluşabileceğini,  bu durumlarda da gerekli tedavi düzenlemelerin yapılıp Üroloji ve Kadın Doğum gibi diğer branşlardan destek alınabileceğini ifade ediyor.

İlişki sırasında ağrı oluşursa, tüm hastalar dilaltı damar genişletici ilaç alabilir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Cinsel ilişki esnasında göğüs ağrısı olmuş ise erektil disfonksiyon ilaçlarını kullanmış olan hastalar kesinlikle dilaltı nitrogliserin içeren ilaç almamalıdır, çünkü ciddi ölümcül tansiyon düşüklüğü oluşabiliyor.  Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, bu durumda cinsel aktiviteye ara verilmesinin yeterli geleceğini belirterek, “Şikayet geçerse ilişkiye daha düşük tempoda devam edilebilir. Geçmez devam eder ise bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır diyor. Eğer hasta bu tür ilaç kullanmıyorsa göğüs ağrısı durumunda dilaltı nitrogliserin kullanabilir. Tüm bu konuları hastanın doktoru ile açıkça konuşmasını öneriyorum.”  diyor.

Bu öneriler hayat kurtarıyor!

  • Kalp yetmezliği hastaları artmış risk grubunda oldukları için enfeksiyonlardan korunmalıdırlar. Bu yüzden hastaların zatürre, influenza ve Covid aşısı olmaları öneriliyor.
  • Mevsimsel etkiler kalp yetmezliği hastaları için önem taşıyor. Dolayısıyla çok sıcak ve soğuk havalarda zorlayıcı fiziksel aktiviteden kaçınılmalıdır.
  • Kıyafetler yaz ve kış için uygun olmalı. Örneğin sıcak havalarda ince açık renkli terletmeyen giysiler kışın ise kalın – koruyucu giysiler giyilmelidir.
  • Sağlıklı ve yeterli beslenmeye mutlaka dikkat edilmeli. Yeterli miktarda sıvı alınmalı ve alkol ile kafeinli içeceklerden kaçınılmalıdır. Diyetteki tuz içeriği azaltılmalı, kardiyolog ve diyetisyen koordinasyonu ile belirlenen kişiye özel diyetler aksatılmamalıdır.
  • Hastanın tedavi disiplini iyi olmalıdır. Düzenli olarak sağlık kontrolü yaptırılmalıdır. Acil durumlar için hastanın ve ev halkının mutlaka bir hareket planı olmalıdır. Acil durumlarda 112 veya diğer özel acil sağlık hizmeti sunan kuruluşlara müracaat edilmelidir.
  • Hasta, aile ve sağlık sisteminin koordineli yaklaşımı yaşam kalitesini ve süresini arttırır.