Yazılar

Gırtlak kanserine lazer tedavisi

Gırtlak kanserine lazer tedavisi

Günümüzde teknolojik alanda yaşanan yeni gelişmelerin yansıması tıbbi alanda da gözlemleniyor. Bu başarılı gelişmeler kanser hastalığının tanı ve tedavisinde önemli fayda sağlıyor. Daha ileri yaşlarda cinsiyet fark etmeksizin ortaya çıkabilen gırtlak kanseri en sık görülen baş-boyun kanserleri içerisinde yer alıyor. İlk ve en belirgin belirtisi olan ses kısıklığının ortaya çıkması ile birlikte nefes darlığı gibi belirtilerin tabloya eşlik etmesi durumunda vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerekiyor. Gırtlak kanserinin erken evrelerinde Kordektomi adı verilen lazer cerrahi tedavisi hastalara önemli konfor sağlıyor ve tedavi başarısını artırıyor. Memorial Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Burak Aşık, erken evre gırtlak kanseri cerrahi tedavisi (Kordektomi) hakkında bilgi paylaştı.

Doç. Dr. Mehmet Burak Aşık

Doç. Dr. Mehmet Burak Aşık

Bu teknoloji ile gırtlaktaki kansersiz kısımlar etkilenmiyor

Gırtlak kanseri nefes almak, konuşmak ve yutmak için kullanılan gırtlak bölümlerini veya ses tellerini etkilemektedir. Kordektomi, erken evre gırtlak kanserinin görülmesi nedeni ile ses tellerinin bir kısmını veya tamamını çıkaran cerrahi bir prosedür olarak tanımlanmaktadır. Bu cerrahi sayesinde erken evre gırtlak kanserlerinde, gırtlağın kansersiz kısımları etkilenmeyecek ve hastada kalacak şekilde sadece kanserli alan çıkarılabilmektedir. Çok nadir durumlar dışında boyunda hava deliği açılmadan gırtlak kanserinden kurtulma şansı sunmaktadır.

Ses ve yutma fonksiyonları korunuyor

Ses tellerinde veya gırtlakta sınırlı bölümleri etkileyen erken evre kanserlerin (evre1-evre2) çıkarılmasına yardımcı olmaktadır. Kanser gırtlağın herhangi bir yerinde başlayabilir. Yaygın bir baş ve boyun kanseri türü olan gırtlak kanseri, yeterince erken tespit edilirse, sadece kanserli alan tamamen çıkartılarak kür sağlama ihtimali artar. Tedavinin ana hedeflerinden biri, özellikle kanser erken evredeyken gırtlağın ses-yutma fonksiyonlarının korunmasına yardımcı olmaktır. Bu noktada, ameliyat veya radyoterapi tek başına kanseri tedavi etmek için yeterli olabilir. Ancak daha büyük tümörlerde bütün gırtlağın alınması cerrahisi kemoterapi ve radyoterapi dahil olmak üzere çeşitli tedaviler gerektirebilir. Gırtlakta titreşen ve konuşmayı sağlayan ses telleri vardır. Üç bölümü bulunur. Şu şekilde sıralanabilir;

  • Glottis, ses tellerini içeren orta kısım
  • Supraglottis, ses tellerinin üzeri
  • Gırtlağı nefes borusuna bağlayan ses tellerinin altındaki subglottis

Kordektomi, sıklıkla uygun cerrahi görüntüleme sağladığı için glottisteki tümörler için bir tedavi seçeneğidir. Ancak uygun ve sınırlı büyüklükte erken evre supraglottik tümörlerde de uygulanabilmektedir. Lazer kordektomi evre T1 veya evre T2 olarak kabul edilen erken tümörleri olan hastalara uygulanabilir. T1, sadece ses tellerinde bulunan ve ses tellerinin hareketlerini değiştirmeyen bir tümörü ifade eder. Sağ veya sol ses telindeki bir tümöre T1a denir. Her iki ses telindeki tümöre T1b denir. T2 ise ek olarak ses teline yakın olan bir alana yayılım sonucu olur, ancak belli koşullar altında lazer kordektomi uygulanabilir.

Ameliyat bu konuda deneyimli ekipler tarafından yapılmalı

Kordektomi işleminde cerrah tümörü, onu çevreleyen sınırları ve hemen bitişiğindeki sağlıklı dokuyu çıkaracaktır. Bu, ameliyat hiçbir kanserli dokunun geride kalmamasını sağlamak için yapılır. Boyun bölgesinde lenf bezi metastazı varsa bu ameliyattan ziyade açık boyun cerrahisi ile kanser çıkarılması ameliyatı yapılır.  Kordektomiden sonra yaklaşık 1 yıl ses kısıklığı kesin olacaktır. Ancak alınan doku miktarı ve yapılan cerrahinin genişliğine göre daha az ses kısıklığı gelişme veya kompanse olma durumu bulunmaktadır. Yaklaşık 6 ay ile 1 yılın sonunda hastaların büyük çoğunluğu gırtlak yapılarının çoğu anatomik olarak var olduğu seslenimi başarabilmektedirler.

Yaz gribinden korunmanın yolları

Yaz gribinden korunmanın yolları

Yaz aylarının gelmesiyle kişilerde ateş, halsizlik, kas ağrıları gibi grip belirtileri görülebiliyor. Yaz gribi olarak adlandırılan ve grip ile benzer belirtiler gösteren “Lejyoner Hastalığı”, kış mevsiminde yakalanılan gripten çok daha farklı bir hastalık olarak görülüyor. Klima hastalığı olarak da adlandırılan lejyoner hastalığı; ateş, halsizlik, kas ağrıları, daha sonraki süreçte de öksürük, balgam çıkarma, derin nefes alma isteği gibi belirtilerle ortaya çıkıyor ve kış gribinden farklı bir tedavi gerektiriyor. Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Doç. Dr. İsmail Önder Uysal, yanlış klima kullanımı nedeniyle ortaya çıkan “Klima hastalığı” olarak da bilinen “Lejyoner hastalığı” ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Doç. Dr. İsmail Önder Uysal

Doç. Dr. İsmail Önder Uysal

 Yavaş yavaş hasta ediyor

Havaların yüksek sıcaklıklara ulaştığı yaz aylarında soğuk algınlığı ortaya çıkabilir ve kendini grip, nezle, üşütme gibi belirtiler ile gösterebilir. Ancak halk arasında bilinen adı ile “yaz gribi” ifadesi kışın yakalanan gripten çok farklı bir anlam içerir. Yaz gribinin gerçek adı ‘Lejyoner hastalığı’ veya ‘Klima Hastalığı’dır. Grip ile benzer belirtiler gösterse de hastalığın sebep olduğu organizmalar gribe göre çok farklıdır. Öncelikle bu hastalık kişiden kişiye bulaşmaz. Hastalık mikrobu; su tesisatlarında, soğutma kulelerinde, havalandırma sistemlerinde çoğalarak bulaşır. Bu cihazların içinden geçen suların zerreciklerinin solunması veya istem dışı nefes yollarına kaçması ile ortaya çıkar. Günler içinde kişinin yavaş yavaş hastalanmasına neden olur.

Lejyoner hastalığının belirtileri şöyle sıralanabilir;

  • Baş ağrısı
  • Kas ağrısı
  • Titreme
  • 40 °C veya daha yüksek ateş

İkinci veya üçüncü günde aşağıdakileri içerebilecek başka belirtiler de görülebilir;

  • Mukus ve bazen kan getirebilen öksürük
  • Nefes darlığı
  • Göğüs ağrısı
  • Mide bulantısı, kusma ve ishal gibi gastrointestinal semptomlar
  • Zihinsel bulanıklık

Kış gribinde kullanılan ilaçlar etkili olmuyor!

Lejyoner Hastalığı tedavisinde kesinlikle daha önce kış gribi ve soğuk algınlığında kullanılan ya da çevreden tavsiye edilen ilaçlar dikkate alınmamalıdır. Mutlaka bir kulak burun boğaz hastalıkları veya göğüs hastalıkları uzmanına muayene olunarak, doktorun tavsiye ettiği ilaçlar kullanılmalıdır. Bu hastalığa en başından yakalanmamak için de çeşitli önlemler alınabilir. Klimaların ve havalandırma sistemlerinin genel bakım ve temizlikleri ile periyodik filtre değişikliklerinin zamanında yapılması; havuzların bakım, ilaçlama, havalandırma işlemlerinin; su değişimi, zemin temizliği ve havuz suyu boşaltılarak yapılan detaylı zemin temizliğinin zamanında ve özenle yapılması bu önlemler arasında sıralanabilir.

Doğru klima kullanımı

Yazın klima kullanımı genel olarak minimum düzeyde olmalıdır. Ancak klima kullanılması gerekiyorsa, klimanın sık sık kapatılması bir süre bekledikten sonra tekrar açılması, hafif ama kesintisiz birkaç saat çalıştırılması,  sıcaklık ayarının çok düşürülmemesi, ideal serinliği elde edecek şekilde kurulması, bakımlarının düzenli olarak yaptırılması ve filtrelerinin zamanında yenilenmesi çok önemlidir. Uyunacak olan odanın pencere yoluyla havalandırılması, klima ile serinletilmesinden daha sağlıklıdır.

Yaz gribinden korunmak için klima kullanırken bunlara dikkat edin;

  1. Gün boyu yaklaşık her saat başı bir bardak su içilmelidir.
  2. Klima yaklaşık 22 – 23 derece civarında bir sıcaklıkta tutulmalıdır.
  3. Soğuk hava çıkış hızı (üfleme) en düşük şiddette olmalıdır.
  4. Soğuk hava çıkış yönü odanın tavanına dönük olmalı, sabit kalmalıdır.
  5. Klima uyuyan kişilerin üzerine direkt yönlenmemelidir.
  6. Hem pencere hem klimanın açık olduğu bir odada uyumak doğru değildir.
  7. Üşüme hissiyle uyanıldığında klimayı kapatılmamalı, sıcaklık ayarı 3 – 4 derece artırılmalıdır.