Yazılar

Kolon kanseri bağırsaklarda sinsice ilerliyor!

Kolon kanseri, görülme sıklığı ve ölüm oranlarıyla küresel bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Dünyada her yıl yaklaşık iki milyon, ülkemizde de yaklaşık 20 bin kişinin bu hastalığa yakalandığı belirtiliyor. Dünya genelinde en yaygın görülen kanserler arasında 3’üncü sırada karşımıza çıkarken, kansere bağlı ölüm nedenleri arasında da 2’inci sıraya yükseliyor. Kolon kanserinin en ölümcül kanserler arasında üst sıralarda yer almasının nedeni ise genellikle ileri aşamaya dek belirti vermeden sinsice ilerlemesi! Acıbadem Maslak Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tiftikçi, kolon kanserinin aslında düzenli yapılan kolonoskopi taramasıyla önlenebildiğine dikkat çekerek, “Kolon kanserinin en yaygın nedeni olan poliplerin tümörleşme süreci on yıldan uzun bir zamanı bulmaktadır. Bu nedenle kolonoskopi yöntemiyle polipler henüz tümöre dönüşmeden yakalanabilmektedir. Kolonoskopi sırasında, ileride kansere dönüşme potansiyeli taşıyan polipler kesilerek çıkarılır ve böylece tümörün gelişimi önlenebilir. Dolayısıyla, hiçbir yakınması olmasa bile herkesin 50 yaşında, hatta son kılavuzlara göre 45 yaşında kolonoskopi yaptırması önerilmektedir. Ailede kolon kanseri öyküsü olması durumunda 40 yaşında ve kişide iltihabi bağırsak hastalığı varlığı gibi risk faktöründe ise hastalık yaşına göre belki daha da erken kolonoskopi yaptırılması gerekmektedir” diyor.

Prof. Dr. Arzu Tiftikçi

Prof. Dr. Arzu Tiftikçi

En yaygın sebebi polipler, ancak…

Kalın bağırsak kanseri, bir başka deyişle kolon kanseri, birçok risk faktörü ile ilişkilendiriliyor. Çevresel faktörler bağırsağın yangısal durumunu tetikleyerek, kalıtsal faktörler ise genetik mutasyonlar sonucu kanserin oluşumunu başlatabiliyor. Yaş, ırk, erkek olmak, inflamatuar bağırsak hastalığı varlığı (Ülseratif kolit, Crohn hastalığı gibi), ailede kolon kanseri veya polip öyküsü ile genetik sendromlar, kolon kanseri için değiştirilemez risk faktörlerini oluşturuyor. Tütün ve alkol kullanımı, kırmızı ve işlenmiş et tüketimi, hareketsiz bir yaşam ve obezite ise kolon kanserinde değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer alıyor.  Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tiftikçi, kolon kanserinin yaklaşık yüzde 85-90’ında polip olarak adlandırılan oluşumun sorumlu olduğunu belirterek,  “Ancak kolonoskopi sırasında çıkarılan bu poliplerin sadece onda biri kolon kanserine ilerleyecektir. Ülkenin sağlık politikalarına bağlı olarak ya yıllık gaytada gizli kan baktırılıp pozitifse kolonoskopi yaptırılmalı ya da doğrudan kolonoskopi yaptırılmalıdır. Ayrıca, kolon kanserinden korunmak için başta hatalı beslenme alışkanlığı, obezite, sigara kullanımı ve hareketsiz bir yaşam gibi risk faktörlerine karşı önlem almak da son derece önemlidir” bilgisini veriyor.

Ailede varsa risk 4 kat artabiliyor!

Ailede kolon kanseri öyküsünün olması kolon kanseri için önemli bir risk faktörü. Özellikle bir veya daha fazla sayıda birinci derece akrabalarda kolon kanseri öyküsü ile artan kolon kanseri riski arasında ilişki bulunuyor. Ayrıca kolon kanseri riskinde aile bireyinin tanı yaşı ve risk altındaki kişinin yaşı etkili oluyor. İsveç’te yapılan bir çalışmaya göre; annede veya babada kolon kanseri öyküsü olması kişide kolon kanseri riskini 2 kat arttırıyor. Anne veya babada tanı yaşının 60 yaşından küçük olması bu riski 3 katına çıkarıyor. Aynı çalışmada, yine anne ve babasında kolon kanseri öyküsü olan 30-39 yaş aralığındaki kişilerde ise bu riskin yaşıtlarına göre 4 kat artabildiği ortaya konmuş.

Bu belirtileri asla göz ardı etmeyin!

Kolon kanseri genellikle başlangıç evresinde, hatta çok ileri aşamaya kadar hiçbir şikayet oluşturmadan sinsice ilerleyebiliyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Arzu Tiftikçi, kolon kanserinin en yaygın görülen belirtilerini şöyle özetliyor: 

  • Daha sık veya daha az tuvalete gitmek
  • Kabızlık veya ishal
  • Devamlı dışkının var olduğu hissi
  • Ani dışkılama hissiyatı
  • Ağrılı dışkılama
  • Dışkıyı tam boşaltamama hissi
  • Dışkıda taze kan görülmesi veya makattan kan gelmesi
  • Karında ani şişkinlik, gaz ve ağrı
  • Halsizlik, bulantı ve sebebi bilinmeyen kilo kayıpları
  • Kansızlık

Kolonoskopi ile kanser oluşumu önleniyor!

Kolon kanserinin önlenebilen bir kanser türü olmasının nedeni, en yaygın görülen sebebi olan poliplerin düzenli yapılan kolonoskopi taraması sayesinde kansere dönüşmeden tespit edilebilmesi. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’ne bağlı Kanser Dairesi Başkanlığı tarafından belirlenen kolon poliplerinde izleme stratejisinde; ülkemizde 50-70 yaş arasındaki tüm kişilerin taranması hedefleniyor. Önce dışkıda gizli kan bakılması, pozitifse kolonoskopi yapılması öneriliyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tiftikçi, kolon kanserini önlemek için hiçbir yakınması olmasa bile herkesin 45-50 yaşından itibaren kolonoskopi yaptırması gerektiği uyarısında bulunarak, “Ailesinde kolon kanseri öyküsü olan kişilerin ise tarama programlarına en geç 40 yaşında başlamaları gerekmektedir. Taramada polip tespit edilmemiş ise bir sonraki kolonoskopi 10 yıl sonra, düşük riskli adenom saptanırsa beş yıl, yüksek riskli adenom varsa üç yılda bir yapılmalıdır” diyor. Prof. Dr. Arzu Tiftikçi, kolonoskopi taramasında kansere dönüşme potansiyeli taşıyan poliplerin aynı işlemde kesilerek çıkarıldığını ve bu sayede kolon kanserinin önlenebildiğini söylüyor.

Erken evrede polipektomi yeterli geliyor!

Kolon kanseri erken dönemde tespit edildiğinde, son yıllarda tedavide yaşanan gelişmeler sayesinde, tamamen iyileşme sağlanabilen bir kanser türü. Histopatolojik olarak tanı konulduktan ve hastalığın evresi tomografi ile PET (Pozitron Emisyon Tomografisi) gibi çeşitli görüntüleme yöntemleriyle tespit edildikten sonra tedavi yaklaşımları belirleniyor. Erken evrelerde tedavideki amaç kür sağlamak, ilerlemiş olgularda ise tümörün büyümesini durdurmak ve metastaz yapmasını önlemek. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. D. Arzu Tiftikçi, henüz polip sapına kadar ilerlememiş bir tümörde polipektomi (polibin ameliyatsız, endoskopik olarak çıkarılması) yönteminin yeterli geldiğini belirterek, “Çok ileri olgularda ise tedavinin amacı yaşam kalitesini yükseltmektir. Cerrahi girişim, kolon kanserinin başlıca tedavisini oluşturmaktadır. Ameliyatla tüm kanserli dokunun çıkarılması hedeflenmektedir. Cerrahi yöntem sonrasında da tümörün evresine göre kemoterapi ve radyoterapi tedavisi yapılmaktadır” diyor.

Kolon kanseri erken teşhisle tedavi edilebilir

Kolon kanseri erken teşhisle tedavi edilebilir

Kolon kanserinin erken teşhisle tedavisinin mümkün olduğunu belirten Medical Park Tokat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Kemal Dursun, “40’lı yaşlardan sonra kolon kanseri sıklığı artmaktadır. Kadın ve erkekte görülme oranları birbirine yakındır. Kolon kanserinin oluşmasında genetik ve çevresel faktörler etkilidir. Hastalıktan korunmak için posalı yiyeceklerle beslenme tavsiye edilir. Tütsülenmiş gıdalar ve rafine yiyeceklerden kesinlikle uzak kalınmalıdır” dedi.

Medical Park Tokat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Kemal Dursun 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla kolorektal kanseri (kolon kanseri) hakkında açıklamalarda bulundu.

Dr. Mustafa Kemal Dursun

Dr. Mustafa Kemal Dursun

ÇEVRESEL FAKTÖRLERE DİKKAT EDİLMELİ

Kolon kanserinin erken teşhisle tedavisinin mümkün olduğunu söyleyen Op. Dr. Dursun, “40’lı yaşlardan sonra sıklığı artmaktadır. Kadın ve erkekte görülme oranları birbirine yakındır. Kolon kanserinin oluşmasında genetik ve çevresel faktörler etkilidir. Posalı yiyeceklerle beslenme tavsiye edilir. Tütsülenmiş gıdalar ve rafine yiyeceklerden kesinlikle uzak kalınmalıdır” diye konuştu.

KARIN AĞRISI GÖRÜLEBİLİR

Kolon kanserinde görülebilecek belirtilere değinen Op. Dr. Dursun, şu bilgileri paylaştı:

Kolon kanserinin erken belirtisi yok denilebilir. İlerlemeye başladığında karın ağrısı, karın şişkinliği, kilo kaybı, halsizlik, dışkılama alışkanlığında ve gaita (dışkı) çapında değişiklik olabilir. Gaitada kan görülmesi önemli bir bulgudur. Bunlardan daha önemlisi toplumsal duyarlılığın artırılması ve tarama çalışmaları yapılmasıdır. Gaitada gizli kan testi yapılmaktadır.  Gaitada gizli kan araştırmak için 3 gün beyaz diyet dediğimiz demir içermeyen diyet verilir. Akabinde 2 gün üst üste gaita örneği alınır. Ayrıca hedef kitleler belirleyip tarama amaçlı kolonoskopi imkânlar dâhilinde yapılabilir. Japonya’da bu tür toplum taramaları yapılmaktadır.

KOLONOSKOPİ İLE TEŞHİS EDİLİR

Özellikle yakın akrabalarında kolon kanseri olan bireylerin ailevi kolon kanseri yönünden araştırılması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Dursun, “Anal bölgede hemoroid, fissür gibi rahatsızlığı olanlara mutlaka kolonoskopi yapılmalıdır. Hiçbir yakınması olmasa bile insanlara yapılacak kolonoskopiyle erken evrede kolon kanseri yakalanabileceği gibi, henüz kanser olmadan mevcut polipler tespit edilir. Bu poliplerin bir kısmı ilerde kansere dönüşmektedir. Dolayısıyla, kolonoskopi kolon kanserini teşhis etmede ve erken teşhiste altın standarttır” Kolonoskopinin de kendine göre komplikasyonları elbette vardır ama oldukça nadirdir” şeklinde konuştu.

Dr. Mustafa Kemal Dursun

KOLONOSKOPİ YÖNTEMİ TEDAVİLER ARASINDADIR

Artık günümüzde erken teşhis edilmiş kolon kanserlerinin kolonoskopiyle de çıkarılabildiğini kaydeden Op. Dr. Dursun, “Bu konuda ülkemizde yetişmiş değerli gastroenterologlar vardır. Kolonoskopi ile çıkarılamayanlar için açık cerrahi, laparoskopi ve robotik cerrahi uygulanmaktadır. Bu teknikler hastaya göre, tümörün durumuna göre belirlenebilir. İlla şu yöntem diye bir şey yoktur. Önemli olan bağırsağın embriyolojik gelişim planı gözetilerek lenf bezleriyle birlikte geride tümör dokusu bırakmayacak şekilde ameliyat edilmesidir” ifadelerini kullandı.

KEMOTERAPİ VE RADYOTERAPİ UYGULANIR

Başarılı bir cerrahi uygulandıktan sonra tümörün patolojik evresine göre kemoterapi ve radyoterapi uygulanabileceğinin altını çizen Op. Dr. Dursun, “Bu şekilde kolon kanserinden tamamen kurtulmak mümkündür. İleri evre kanserler için ise ameliyat öncesi neoadjuan tedavi dediğimiz kemoterapi ve radyoterapi uygulaması ameliyat sonrası için daha olumlu sonuçlar oluşturur. Karın içine yayılmış kanserler için bile artık tedavi mümkün hale geldi. Sitoredüktif cerrahiyle tümörlü dokular kazınıp devamında karın içine sıcak kemoterapi şeklinde hipek tedavisi yapılarak yaşam kalitesi artırılabiliyor” dedi.

Kolon kanserinde erken tanı ve tedavi hayat kurtarıyor

Kolon kanserinde erken tanı ve tedavi hayat kurtarıyor

Kalın bağırsak (kolon) kanserinin Türkiye’de en sık görülen 3’üncü kanser türü olduğunu belirten Bodrum Amerikan Hastanesi Gastroenteroloji ve Hepatoloji Uzmanı Dr. Emin Yekta Kişioğlu, erken tanı ve tedavinin hayat kurtardığını söyledi.

Kalın bağırsak kanserinin tarama testleriyle erken dönemde tedavisinin mümkün olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Emin Yekta Kişioğlu, hastalığın karın ağrısı, büyük tuvalet alışkanlığında değişiklik, dışkıda kan görülmesi, halsizlik, yorgunluk gibi belirtilerle kendini belli ettiğini söyledi.

Kolon kanseri hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Kişioğlu, “Kolon kanseri kalın bağırsağın (kolon ve rektum) kanserine verilen isimdir. Kolon kanseri tanısı kolonoskopiyle konur. Kolonoskopi, ucunda kamera olan ve kıvrılabilen bir tüpün anüsten (makattan) sokulmasıyla yapılır. Bu hastalık cerrahi ile kanserli kısmın çıkarılması, kemoterapi, radyoterapi ve immünoterapi yöntemleriyle tedavi edilmektedir. Eğer ameliyatta çıkarılan kolon kısmının üst ve altında kalan bölümler bağlanabilirse, normal dışkılamaya devam edersiniz. Aksi takdirde, kalın veya ince bağırsağınız karın cildine ağızlaştırılır ve bir torbaya dışkılama olur. Bazı hastalarda bu durum kısa süreli olup, ikinci bir ameliyatla kolostomi kapatılıp normal dışkılama sağlanır. Bazı hastalarda ise ömür boyu karından dışkılama olur. Tedavi sonrasında onkoloji departmanı tarafından takip edilmeniz gerekir. Tekrarlayan kan tahlili, kolonoskopi, tomografi veya CT scan yapılmasıyla kontrolde kalacaksınız.” diye konuştu.

Dr. Emin Yekta Kişioğlu

Dr. Emin Yekta Kişioğlu

45 YAŞINDAN SONRA KOLON KANSERİ TARAMASI YAPTIRMALISINIZ

Uzm. Dr. Emin Yekta Kişioğlu, ailesinde polip veya kolon kanseri olmayanların dahi 45 yaşında kolonoskopi yaptırması gerektiğini vurguladı.

Uzm. Dr. Kişioğlu şöyle devam etti: “Kolon kanseri taraması, kolon ve rektumda polip veya kanser varlığını araştırmak için yapılır. Eğer ilk kolonoskopide polip saptanmazsa her 5 yılda bir, saptanırsa 3 yılda bir kolonoskopi yapılmalıdır. Bazı özel durumlarda daha sık da yapılabilmektedir. Tarama, herhangi bir belirtisi olmayan ve kanserden şüphelenmeyi gerektiren bir durum olmadan yapılmalıdır. Polip, kanser öncesi gelişen ve 3-5 yıl içerisinde kansere dönüşebilen doku oluşumudur. Amaç, poliplerin kansere dönüşmeden veya gelişse bile büyüyüp yayılmadan tespit edilip çıkarılmasıdır. Çalışmalar kolon kanseri taramasının kolon kanserinden ölüm şansını belirgin şekilde azalttığını göstermiştir. Kolon kanseri taraması kolonoskopi, sigmoidoskopi, dışkıda gizli kan veya DNA testi gibi testlerle yapılabilir, ancak kolonoskopi diğer testlerden daha üstündür ve seçilmesi gereken testtir. Ailesinde benzer kanser hikayesi olanlar ise, eğer yakınına 50 yaşın üzerinde tanı konduysa 40 yaşında, 50 yaşın altında tanı konduysa, yakınından 10 yıl önce kolonoskopi olmalıdır.”

Kolon kanserinde yeni tedavi yöntemleri

Kolon kanserinde yeni tedavi yöntemleri

Kolon kanserine yakalanma oranının kadınlara göre erkeklerde daha yüksek olduğunu belirten, Liv Hospital Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Ayhan; “Araştırmalar kolon kanseri tarama yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte %80’i erken evrede yakalanabildiğinden kolon kanserlerine bağlı ölümlerde azalma olduğunu ortaya koyuyor.” diyerek kanserin evrelerini ve yeni tedavi yöntemlerini anlattı.

Doç. Dr. Murat Ayhan

Doç. Dr. Murat Ayhan

Kadınlara göre erkeklerde daha yüksek
Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanserleri hem erkeklerde hem de kadınlarda 3. sıklıkta tanı alan kanser türüdür. Hastalığın yaklaşık %70’i kolonda ortaya çıkmaktadır. Hem sıklığı hem de ölüm oranı kadınlara göre erkeklerde daha yüksektir. Kanser tarama yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla beraber %80’i erken evrede yakalanabildiğinden son yıllarda kolon kanserlerine bağlı ölümlerde bir azalma söz konusu olmuştur.

Birinci ve ikinci evre:
Yeni tanı almış erken evre kolon kanserlerinde (evre 1 ve 2) temel tedavi; tümörün çevre lenf bezleri ile birlikte çıkartılmasıdır. Bu evrede sadece cerrahi tedavi ile birlikte hastaların %90’ında tam şifa sağlanabilmektedir.
Üçüncü evre:
Evre 3 gibi etrafında sarılı olan lenf bezlerine sıçramış olması veya evre 2 olup tümöre ait yüksek riskler taşıyanlarda tekrarlama riski %40-60’lara ulaşmaktadır. Bu durumda ameliyat sonrası koruyucu kemoterapi tedaviler ile sağ kalım %5-15 oranında artmaktadır.

Lenf nodlarına yayılmış olan kolon kanserli hastalarda eskiden 6 ay kemoterapi tedavisi verilmekteydi ancak son çalışmalarda düşük riskli lenf nodları tutulumu olan hastalarda 3 aylık kemoterapi tedavisinin de yeterli olacağı görüldü.

Doç. Dr. Murat Ayhan

Dördüncü evre:
Hastalığın başka organlara sıçradığı evre 4’de standart tedavi kemoterapidir. Ancak karaciğer ve akciğer gibi sınırlı organ yayılmalarında kemoterapi yanı sıra bu bölgelere yönelik ameliyat ve radyocerrahi gibi yöntemlerde önemli bir yere sahiptir.

Akıllı ilaçlar tedavide önemli gelişmeler sağlıyor
Günümüzde yeni geliştirilmiş olan kemoterapi ilaçları ve hedefe yönelik ajanlar ile kolon kanserli hastaların tedavisinde önemli gelişmeler yaşanmıştır. Moleküler hedefli tedaviler bir diğer deyişle akıllı ilaçlar olarak da bilinen ilaçlar kolon kanseri tedavisinde önemli bir ilerleme kaydetmiştir.
Kombine kemoterapilerin yanında hangi moleküler hedefli tedavilerin ekleyeceğine hem tümördeki RAS ve BRAF durumu hem de hastalığın sağ veya sol kolon yerleşimi karar verir. Bu tedaviler genellikle 4. evre kolon kanserli hastaların ilk iki seçenek tedavilerini oluşturur. Ayrıca mikrosatellit instabilite (MSI) saptanan kanserlerde ilk seçenek olarak bir immünoterapi ajanı verilir ve kemoterapiden iki kat daha etkili olduğu saptanmıştır.
Kişiselleştirilmiş tedaviler uygulanmaya başlandı
Son yıllarda genomik incelemeler sayesinde kanserin genetiği çözülmeye başlanmış olup her hastanın tümörünün diğerinden farklı olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız ve kişiselleştirilmiş tedaviler uygulanmaya başlandı. KRAS G12C, G12R gibi farklı KRAS mutasyonları, NTRK füzyonu, HER-2 mutasyonları, FGFR, ROS ve ALK füzyonu gibi moleküler değişiklikler sayesinde hedefli tedaviler için seçenekler oluşturmaktadır.

Kanserler ilerleyen süreçlerde genetik değişiklikler göstermektedir. Moleküler bir değişiklik yeni bir tedavi fırsatını yaratabilir. Gelişmiş genetik tanı yöntemleri (likit biyopsiler) sayesinde kandaki tümöre bağlı serbest dolaşan DNA’nın analizi sayesinde farklı hedefli tedaviler için ışık tutabilir.

Kolon kanseri engellemek mümkün!

 

Ülkemizde son yıllarda giderek yaygınlaşan kolon (kalın bağırsak) kanseri, gerek erkeklerde gerekse kadınlarda en sık görülen üçüncü kanser türü olarak karşımıza çıkıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Mehmet Teomete yanlış yaşam alışkanlıkları ve batı tipi beslenme nedeniyle artış gösteren kolon kanserinden bazı önlemlerle korunmanın mümkün olduğunu vurguluyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Mehmet Teomete kolon kanserine karşı 5 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme alışkanlıkları sindirim sistemi kanserlerinin gelişmesinde kritik rol oynuyor. Özellikle sebze tüketiminin yetersiz olması, et ağırlıklı beslenme, alkol, aşırı şekerli yiyecekler, salam, sucuk ve sosis gibi işlenmiş et ürünlerini aşırı tüketmeye hareketsizlik ve fazla kiloların da eklenmesi kolon kanserine davetiye çıkarıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Mehmet Teomete “Kolon kanseri ülkemizde erkeklerde ve kadınlarda en sık karşılaşılan üçüncü kanser tipidir. Erkeklerde yüzde 24.4, kadınlarda ise yüzde 15.3 oranında görülmektedir. Yılda ortalama 15 bin vatandaşımız kolon kanseri tanısı almaktadır. Yıllık kolon kanseri nedeniyle vefat eden vatandaş sayımız yaklaşık 7 bin 200 civarındadır” diyor.

Dr. Mehmet Teomete

Genç yaşlara indi!

Geçmişte en sık olarak ortalama 64-74 yaşları arasında görülen kolon kanserine artık sağlıksız yaşam alışkanlıkları ve obezitenin de etkisiyle genç yaşlarda da rastlandığını belirten Dr. Mehmet Teomete şöyle konuşuyor: “Son yıllarda gençlerde de kolorektal kanser sıklığı giderek artış gösteriyor. Artık 40 yaş altında kişilerde de kolon kanseri ile karşılaşıyoruz. Gençlerde kolon kanserindeki artışta obezitenin de büyük etkisi olduğu düşünülüyor. Kolon kanserlerinin beşte biri kalıtsal nedenlerle gelişirken, büyük nedeni yanlış yaşam alışkanlıklarından kaynaklanmaktadır.”

 Bu belirtilerle kendini gösteriyor!

Kolon (kalın bağırsak) kanserinin kendisini en sık bağırsak hareketlerinde ve dışkılama alışkanlıklarında değişikliklerle gösterdiğini vurgulayan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Mehmet Teomete; kabızlık, ishal, dışkıda kan, şişkinlik hissi, dışkıda incelme, aşırı gaz ve karın ağrısı şikayetleri ile belirti verebildiğini söylüyor. Bu nedenle bağırsak hareketlerinde ve dışkılama alışkanlıklarında olası değişikliklerin dikkate alınması ve birkaç gün içerisinde düzelmediği taktirde mutlaka hekime başvurulması gerektiğine dikkat çeken Dr. Mehmet Teomete “Kolon kanserinde birinci evre hastaların neredeyse tamamı erken teşhis durumunda iyileşebilir. İkinci evrede bu oran yüzde 90 seviyesinde olmaktadır. Ancak ileri evrelerde tedavi şansı azalmaktadır. Bu nedenle kolon kanserinde erken tanı çok önemlidir” diyor.

Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Mehmet Teomete

Kolon kanserinden korunmanın 5 önemli kuralı!

“Kolon kanseri erken tanı ile iyileşebilen ve alınacak tedbirlerle gelişmesi engellenebilen bir hastalık olduğundan bazı kurallara dikkat ederek önlem alabilirsiniz” diyen Dr. Mehmet Teomete, o kuralları şöyle sıralıyor;

  1. Düzenli sağlık taramaları yaptırın. Kolon kanserine neden olan polipler kolonoskopi sırasında tespit edilip alınarak, kanserleşmesinin önüne geçilebiliyor.
  2. Akdeniz tipi beslenin. Mevsim sebzeleri, haftada iki gün balık, ceviz, badem ve fındık ile kuru bakliyat tüketmeye özen gösterin. Sağlıksız beslenmekten kaçının.
  3. Sigara ve alkolden uzak durun.
  4. İdeal kilonuzda olun. Obezite kolon kanserine yol açan önemli etkenlerden biri. Bu nedenle aşırı kilolarınızdan sağlıklı diyet ve düzenli spor yaparak kurtulun.
  5. Bedeninize uygun spor yapın. Özellikle haftada en az üç gün ve en az yarım saat olmak üzere düzenli yürüyüş yapmaya özen gösterin.