Yazılar

Neden kalp krizi geçiririz?

Neden kalp krizi geçiririz?

Etrafımızda çok sık duyduğumuz ani ölümlerin başında kalp krizleri geliyor. Bunun birçok nedeni olsa da basit kontrollerle, yaşam tarzınızı iyileştirerek riski kendinizden uzaklaştırabilirsiniz. Peki nedir bu öneriler? Liv Hospital Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meryem Aktoz, 9 maddede kalp krizi riskini en aza indirmenin ipuçlarını anlattı.

Prof. Dr. Meryem Aktoz

Prof. Dr. Meryem Aktoz

1-Yaşam tarzınızı değiştirmeyi seçin
Kalp damar hastalıkları en çok görülen kalp hastalığı türüdür. Kalbin atardamarlarında oluşan ve lipid içeriği yüksek olan plaklar damarınızı daraltır. Kalp ihtiyaç duyduğu oksijeni alamaz. Bu durum özellikle egzersiz yaptığınızda anjina dediğimiz göğüs ağrısına neden olur. Eğer plak kırılır ve atardamarı tamamen tıkarsa kalp krizi geçirirsiniz. Bu durum tüm dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de en sık mortalite nedenidir. Ülkemizde her 100.000 popülasyon için 663 tane yeni kalp damar hastası olduğunu ve bu yükün giderek arttığını biliyoruz. Hem epidemiyolojik ve halk sağlığı açısından hem de ekonomik perspektifden baktığımızda toplumumuza ciddi bir yük oluşturmaktadır. Ancak kalp damar hastalıkları için risk oluşturan birçok klinik tablo ile yalnızca yaşam tarzımızı değiştirerek mücadele edebiliriz.

2-Yüksek tansiyonunuzu yönetmeyi öğrenin
Yüksek tansiyon ve diyabet gibi durumlar, herhangi bir belirti olmadan kalbinizi etkileyebilir. Kilonuz ve kolesterol değeriniz zamanla yavaş yavaş artabilir. Bunlar kalbinizi de etkiler. Yüksek tansiyonunuz varsa ve bunu iyi yönetemezseniz kalp krizi ve felç geçirme olasılığınız artar. İdeal kan basıncınız 120/80 mmHg’nın altında olmalıdır. Eğer kan basıncınız yüksekse diyetinizi değiştirmelisiniz ve egzersiz yapmalısınız. Eğer bunlarla kontrol edemiyorsanız doktorunuz size ilaç başlayabilir.

3-Kan şekerinizi dikkatle izleyin
Diyabetinizi yönetin, kan şekerinizi dikkatle izlemeniz ve doktorunuzun talimatlarına uymanız önemlidir.

4-Kolesterolünüzü kontrol edin
Yüksek LDL “kötü” kolesterol ve düşük düzeyde HDL “iyi” kolesterol, damarlarınızda kan akışını sınırlayan ve felce yol açabilen plak dediğimiz darlıkların oluşumunu arttırabilir. Diyetinizde doymuş ve trans yağları “hayvansal yağlar” azaltmak LDL’nizi düşürmenize yardımcı olabilir ve egzersiz HDL’nizi arttırabilir. Hayvansal yağlar yerine sıvı bitkisel yağları, az yağlı süt ürünlerini, kırmızı et yerine sağlıklı beyaz et veya baklagilleri ve sebze-meyveyi tercih etmek gibi birkaç küçük değişiklik fark yaratabilir. Eğer bunlar ile hedef değerlere ulaşılamazsa doktorunuz sizin 10 yıllık kalp damar hastalığı riskinize göre ilaç başlayabilir.

5-Yaklaşık 30 dakika boyunca tempolu yürüyün
Egzersiz, sağlıklı bir kiloya ulaşmanıza, kan basıncınızı, diyabetinizi ve kolesterol değerlerinizi kontrol altına almanıza yardımcı olur. Haftanın 5 günü yaklaşık 30 dakika boyunca tempolu yürüyüşler kalp krizi ve felç geçirme olasılığınızı azaltacaktır. Günde 30 dakika kadar az bir aktivite bile büyük bir fark yaratabilir.

6-Kilo kontrolü yaparak, ideal kiloda kalın
Sağlıklı kiloda kalmak, yaş aldıkça fazla kilo almanız aslında alışılmadık bir durum değil. Ancak bu, kalbinizin daha çok çalışmasına neden olacaktır. Aldığınız kaloriye dikkat etmek, doğru beslenmek, düzenli egzersiz yapmak fazla kilolarınızdan kurtulmanıza yardımcı olacaktır.

sağlık

7-Kötü alışkanlıklardan uzak durun
Sigara, kötü kolesterolünüzü yükseltebilir, iyi kolesterolünüzü düşürebilir, atardamarlarınızı ve kanınızı kalınlaştırabilir ve kan akışınızı yavaşlatabilir. Bunlar kalp krizi ve felç riskinizi arttırır. Sigara içiyorsanız bırakmak için harekete geçin, gerektiğinde doktorunuzdan yardım alın.

8-Zararlı içecekleri tüketmeyin
Alkol, aşırı miktarda tüketmek, kalbinize zarar verecek sonuçlara neden olabilir. Kan basıncınızı yükseltebilir, bazı kan yağlarını arttırabilir ve kilo almanıza neden olabilir. Kadınlar için günde bir, erkekler için günde iki içki ile sınırlandırmak hatta içilmiyorsa hiç başlamamak en iyisi gibi duruyor.

9-Sağlıklı beslenmeyi alışkanlık haline getirin
Sağlıklı beslenin, çünkü kalbiniz daha iyi olacaktır. Günlük almanız gereken kalorinizi oluştururken daha fazla sebze meyve, tam tahıl, balık, fındık ve az yağlı süt ürünlerini tüketin. Doymuş yağ (hayvansal yağlar), tuz ve ilave şekeri azaltın.

Sağlıklı bir yaşam tarzı kalp damar hastalığı ve kalp krizi olasılığını azaltır. Birkaç önemli karar ile kalbinize sorun yaratabilecek durumların üstesinden gelebilirsiniz.  Özellikle sorunların erken belirtilerini yakalamak için düzenli doktor kontrollerinizi yaptırın, doktorunuzun tedavi planını takip edin ve ilaçları düzenli alın.

Hangi alışkanlıklar hayati öneme sahip?

Hangi alışkanlıklar hayati öneme sahip?

Kalp ve damar sağlığını korumak için neler yapılabilir? En yaygın görülen bu sağlık sorunlarından uzaklaşmak için sahip olmanız tavsiye edilen alışkanlıkların neler olduğunu, Egepol Hastanesi Kardiyovasküler cerrahi uzmanı,  Prof. Dr. Hakkı Kazaz açıklıyor.

Kardiyovasküler cerrahi, kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde hayati bir rol oynar. Ancak bu ameliyatların başarısı sadece cerrahi müdahaleye değil, aynı zamanda sağlıklı bir yaşam tarzına da dayanır. Bu noktada hastaların ve aslında herkesin belli alışkanlıklara sahip olması ve yaşam tarzını sağlıklı yaşam yönünde sürdürmesi gerekir.

Prof. Dr. Hakkı Kazaz

Sağlıklı Beslenme

Sağlıklı beslenme, kalp sağlığı için temel bir taşınması gereken bir yapı taşıdır. Bu beslenme yaklaşımı, kalp-damar sağlığını desteklemek ve korumak için önemlidir. İdeal bir beslenme planı, yüksek lifli gıdaların (tam tahıllar, sebzeler ve meyveler), az yağlı protein kaynaklarının (tavuk, balık, fasulye) ve sağlıklı yağların (zeytinyağı, avokado) dengeli bir şekilde tüketilmesini içerir. Ayrıca sodyum (tuz) ve şeker alımını sınırlamak da önemlidir. Bu, yüksek tansiyon ve obezite riskini azaltabilir. Kalp-damar hastalıklarını önlemek veya mevcut durumu iyileştirmek isteyenler için, doymuş yağlar ve trans yağlar gibi zararlı yağların sınırlanması önemlidir. Bunun yerine, omega-3 yağ asitlerini içeren balık gibi besinler ve doğal yağ kaynakları tercih edilmelidir. Ayrıca porsiyon kontrolüne dikkat ederek aşırı yemekten kaçınılmalı ve düzenli öğünlerle metabolizma desteklenmelidir. Sağlıklı beslenme, kolesterol seviyelerini düşürebilir, kan basıncını kontrol altında tutabilir ve kalp-damar sistemi için gerekli olan besin maddelerini sağlayarak kalp sağlığını olumlu yönde etkileyebilir.

Düzenli Egzersiz

Düzenli Egzersiz: Kalp sağlığı için düzenli egzersiz, vazgeçilmez bir unsurdur. Her gün yapılmasına gerek olmamakla birlikte haftada en az 3-4 gün, her seferinde 30-40 dakika süren orta yoğunluklu aerobik egzersizler, kalp sağlığını olumlu yönde etkiler. Bu tür egzersizler, kalp atış hızını artırarak kalp kasını güçlendirir, kan dolaşımını iyileştirir ve kolesterol seviyelerini düşürebilir. Ayrıca egzersiz vücut ağırlığını kontrol altında tutmaya yardımcı olur ve obezitenin önlenmesine katkı sağlar. Fiziksel aktivite, aynı zamanda stresi azaltabilir ve genel yaşam kalitesini artırabilir. Ancak başlamadan önce doktora danışmak önemlidir, özellikle de mevcut sağlık sorunları veya kardiyovasküler cerrahi sonrası bir program başlatmak isteniyorsa. Egzersiz düzeni kişiselleştirilmeli ve bireyin yaş, sağlık durumu ve hedeflerine uygun olmalıdır. Kalp sağlığını korumak için egzersizi yaşam tarzının ayrılmaz bir parçası haline getirmek önemlidir.

Sigara ve Alkolün Bırakılması

Sigara ve alkol tüketiminin bırakılması, kalp sağlığı açısından hayati bir öneme sahiptir. Sigara içmek, vücuda zarar veren birçok toksini serbest bırakır ve bu toksinler damarları daraltarak kan basıncını artırabilir. Aynı zamanda sigara içmek, vücudu oksijensiz bırakır ve kalp krizi riskini artırır. Alkol tüketimi ise aşırıya kaçıldığında kalp ritim bozukluklarına ve yüksek tansiyona yol açabilir. Alkol, kalp kasına da zarar verebilir ve kalp yetmezliği riskini artırabilir. Bu nedenle sigara içmeyi bırakmak ve alkol tüketimini sınırlamak, kalp sağlığını olumlu yönde etkileyen önemli adımlardır. Sigara bırakma programlarına katılmak, destek gruplarına katılmak ve alkol tüketimini azaltmak için danışmanlık almak, bu alışkanlıklardan kurtulmayı kolaylaştırabilir. Bu adımlar, kalp-damar sağlığını korumanın yanı sıra genel sağlık açısından da büyük faydalar sağlayabilir.

Egepol Hastanesi

Stres Yönetimi

Stres yönetimi, kalp sağlığını korumak ve kardiyovasküler cerrahi sonrası iyileşme sürecini desteklemek için kritik bir faktördür. Yoğun stres, vücudu sürekli olarak yüksek seviyede kortizol adı verilen stres hormonu üretmeye zorlayarak kan basıncını artırabilir, kalp atış hızını hızlandırabilir ve damarların sıkışmasına neden olabilir. Bu durum, kalp hastalıklarının gelişme riskini artırabilir. Stresle başa çıkmak için gevşeme teknikleri, meditasyon ve derin nefes alma gibi yöntemler önerilir. Ayrıca düzenli fiziksel aktivite, stres seviyelerini azaltmaya yardımcı olabilir. Kişisel hobilerin veya sosyal destek ağlarının oluşturulması da stresi azaltabilir. Stres yönetimi, kalp sağlığını korumak için vazgeçilmez bir adımdır ve yaşam kalitesini artırabilir.

İlaçların Düzenli Kullanımı

Kalp sağlığını korumak veya kardiyovasküler cerrahi sonrası tedaviyi desteklemek için ilaçların düzenli kullanımı son derece önemlidir. Kalp hastalıkları için reçete edilen ilaçlar, kan basıncını düzenlemek, kolesterol seviyelerini kontrol altında tutmak, kan pıhtılarını önlemek ve kalp ritmini düzenlemek gibi önemli görevlere sahiptir. Bu ilaçları doktorun önerdiği şekilde ve düzenli olarak kullanmak, tedavi sürecinin başarısını artırabilir. İlaçların zamanında alınmaması veya düzensiz kullanılması, hastalığın ilerlemesine ve komplikasyon riskinin artmasına yol açabilir. Bu nedenle doktorun önerdiği dozları ve kullanım talimatlarını tam olarak takip etmek çok önemlidir. Ayrıca ilaçların yan etkileri veya etkileşimleri hakkında doktorla iletişim halinde olmak da gereklidir. İlaçların düzenli kullanımı, kalp sağlığına yönelik yapılan diğer çabaları destekler ve uzun vadeli başarı için kritik bir adımdır.

Edirne’de hastaneye kaldırıldı

Edirne’de hastaneye kaldırıldı

Kral Tv de sunduğu programlarla geniş bir hayran kitlesi edinen sunucu ve şarkıcı VJ Bülent’ten üzücü haber geldi.

Ünlü VJ Bülent Çarıkçı, Edirne de geçirdiği kalp spazmı sonucu acil olarak hastaneye kaldırıldı. VJ Bülent’in anjiyo olduğu öğrenildi.

Annesinin vefatının ardından psikolojik tedaviyi reddettiğini belirten VJ Bülent, bu durumun kalp spazmını tetiklediğini söyledi. İlk olarak Edirne Tıp Fakültesi’ne kaldırılan Bülent Çarıkçı, sonrasında özel bir hastanede anjiyo oldu.

Kalp krizi riski nasıl azaltılır?

Kalp krizi riski nasıl azaltılır?

Günlük yaşamın getirdiği zorluklar, beslenme şekli ya da genetik özellikler gibi birçok neden ile tüm dünyada kalp rahatsızlıkları sıkça görülmektedir. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji bölümünden Doç. Dr. Süha Çetin, kalp krizi hakkında önemli bilgiler verdi.

Kalp krizi kalbi besleyen damarlardan bir tanesinin tıkanıp ve o bölgedeki kalp kasının yeteri kadar kan ve dolayısı ile oksijen alamamasından kaynaklanır. Tedavi, yani damarın açma işlemi ne kadar geç kalırsa kalbin kas dokusu o kadar fazla zarar görür.

Pause Dergi

Doç. Dr. Süha Çetin

Kalp krizi geçirdiğimizi nasıl anlarız?

  • Göğüste ağrı veya bir rahatsızlık hissi. Bu ağrı göğüsün tam ortasında olur ve birkaç dakika veya daha uzun sürebilir. Ağrı haricinde göğüste baskı, daralma veya dolgunluk hissi olabilir.
  • Kişilerde soğuk terleme, baş dönmesi ve bayılma olabilir.
  • Göğüsteki baskı sol veya iki kola, alt çeneye, sırta veya mide bölgesine vurup bulantı ve kusma yapabilir.

Bu durumda kişinin veya yakınının vakit kaybetmeden 112’yi araması önemlidir. Hasta ne kadar erken koroner girişim yapan bir merkeze yetiştirilirse o kadar çabuk müdahale edilip, kalp krizinin ölümcül riski azaltılmış olur. Bazı durumlarda kişiye göğüsten pedallarla elektriksel şok vermek veya göğüs masajı yapıp, solunum desteği vermek icap edebilir.

Kalp krizinin nedenleri ve risk faktörleri nelerdir?

Yaşam tarzı, yaş ve aile öyküsü kalp krizi geçirme riskini artırabilir. Birçok kişide istenmeyen bir yaşam tarzı nedeniyle yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet mevcuttur. Özellikle sigara genç insanlarda kalp krizine neden olabilir.

Kalp krizi sonrasındaki toparlama evresinde kişisel olarak neler yapılabilir?

Kalp krizi sonucu olarak kalp hasar görmüş olabilir. Bu durum ritim bozuklukları yapabilir ve kalbin pompalama kabiliyetini etkileyebilir. Yeniden kalp krizi geçirme riski, inme veya bacakları besleyen atar damarların hastalık riski mevcut olabilir.

Bu problemlerle karşılaşma riskini azaltabilmek için atılması gereken adımlar şunlardır:

  • Kriz sonrası sürecin iyi atlatılması: Bu konuyu hekiminiz ile görüşmek faydalıdır. Doktorunuz iş hacminizi, yolculuklarınızı ve cinsel aktivitenizi ilk etapta sınırlayabilir.
  • Yaşam tarzı değişiklikleri: Akdeniz diyeti, düzenli fiziksel aktivite, sigaranın bırakılması ve reçete edilen ilaçların muntazam kullanılması önemli bir rol teşkil eder.
  • Kişinin bir kalp rehabilitasyon merkezinde tedavi olması gerekebilir. Bu merkezler profesyonel mensuplar tarafından yönetilir. Fiziksel aktivite, diyet düzenlemesi ve sigara bırakma konularında yardımcı olunur. Aynı zamanda stres yönetimi için ve psikolojik destek sağlanır.

 

Sadece çene ve diş ağrısı bile kalp krizinin sinyali olabilir!

Sadece çene ve diş ağrısı bile kalp krizinin sinyali olabilir!

Kalp ve damar hastalıkları dünyada ölüme yol açan etkenler arasında ilk sırada yer almaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2020 yılı verilerine göre; dünyada yılda 18 milyon, ülkemizde de 2019 Sağlık Bakanlığı istatistiklerine göre; yılda yaklaşık 200 bin kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle yaşamını yitiriyor. Yapılan çalışmalar ülkemizde 30 yaş üzerindeki her 100 kişiden 6’sının kalp krizi geçirdiğini ortaya koyuyor.

Kalp krizi; kalbe oksijen ve besin taşıyan koroner damarlarda oluşan aşırı daralmaya veya tıkanıklığa bağlı olarak kan akışının kalp kasına kesilmesi durumuna deniyor. Aniden gelişmesi ve hastanın hayatını tehdit etmesi ise tablonun en korkutucu yanını oluşturuyor. Kalp krizi denildiğinde aklımıza genellikle göğsün tam ortasında basınç veya ağırlık hissi şeklinde gelişen ve bazen kollara da yayılabilen şiddetli ağrı geliyor. Oysa kalp krizi, hastaların yüzde 20-30’u gibi yüksek bir oranında göğüs ağrısı olmadan ve ‘atipik’ adı verilen ‘sinsi’ sinyallerle gelişiyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Selçuk Görmez, hastaların kalp krizinin sinsi belirtilerini göz ardı etmeden en yakın bir sağlık kuruluşuna başvurmalarının yaşamsal önem taşıdığını belirterek, “Günümüzde sağlık kuruluşuna zamanında ulaşıldığında hızlı tanı ve tedavi sayesinde kalp krizi neredeyse hasarsız atlatılabiliyor. Ancak koroner anjiyografi sonrasında pıhtı eritici ilaç, balon ve stent gibi tedavilerden etkin sonuç alınabilmesi için kalp krizinde ilk 60 dakika içinde tıkanmış olan kalp damarının açılması gerekiyor. Ne kadar hızlı müdahale edilirse, kalpte kas kaybı ve hücre ölümü de o kadar az oluyor dolayısıyla, krizden sonra gelişebilecek olan kalp yetmezliği veya ritim bozukluğu gibi ciddi sorunlar önlenebiliyor, hastalarımız böylece normal yaşamlarına devam edebiliyorlar” açıklamasında bulunuyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Selçuk Görmez

Midede yanma, bulantı ve kusma

Midede yanma hissi, bulantı, kusma, kollarda uyuşma, nefes darlığı, fenalık veya baygınlık hissi, soğuk terleme ile tansiyon düşmesi, kalp krizinin en sık görülen sinsi belirtilerini oluşturuyor. Kalbin alt yüzeyi midenin hemen üzerinde yer alıyor. Dolayısıyla kalbin alt bölümünü besleyen sağ koroner damar tıkanıklıklarında mideye yönelik sinyaller gelişebiliyor. Bu durumda ortaya çıkan midede yanma, hazımsızlık hissi, bulantı ve kusma gibi yakınmaları hastalar genellikle akşam yedikleri ağır yemeğe veya midelerini üşütmüş olmalarına bağlıyor ve hekime başvurmayı ihmal ediyorlar. Oysa bu belirtilerin nedeni aslında ‘kalp krizi’ olabiliyor” uyarısında bulunan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Selçuk Görmez, sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle 40 yaş üstündeki hastalar efor sırasında veya istirahat halinde midede yanma hissi, hazımsızlık, bulantı ve kusma gibi şikayetleri olduğunda hekime başvurmayı ihmal etmemeliler. Sağlık kurumunda ise altta yatan nedenin kalp krizi olabileceği düşünülerek hareket edilmesi ve EKG çekilmesi gerekiyor. Aksi halde ortak belirtileri nedeniyle kalp krizi atlanıp, yanlışlıkla reflü ve gastrit tanısı konulabiliyor.”

Çarpıntı, bayılma ve bilinç bulanıklığı

Çarpıntı, bayılma ve bilinç bulanıklığı da yine tek başına kalp krizinin habercisi olabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Selçuk Görmez, çarpıntı, bayılma veya bilinç bulanıklığı gibi belirtilerin de altında kalp krizi nedeniyle ortaya çıkan ciddi ritim bozuklukları, akut kalp yetmezliği ve ani gelişen hipotansiyonun bulunabileceğini belirtiyor.

Alt çeneye ve dişlere vuran ağrı

Özellikle alt çene ve alt çene dişlerinde oluşan ağrı da tek başına kalp krizine işaret edebiliyor. Sıklıkla efor halinde iken başlasa da istirahat ederken de görülebiliyor. Bazen tabloya boyun ve sırt ağrısı da eşlik edebiliyor. Bu tür ağrılarda hastaların önce diş hekimine başvurduklarını anlatan Doç. Dr. Selçuk Görmez, “Diş hekimleri ağrının diş ve çeneden kaynaklanmadığını tespit edince hastaları kardiyoloji uzmanlarına yönlendirebiliyor. Bu hastalara yaptığımız anjiyolarda genellikle koroner damarlarda ciddi darlıklar bulunduğunu tespit ediyoruz.” diyor. Alt çenede ve dişlerde oluşan ağrılarda hastanın yaşının önemli olduğunu vurgulayan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Selçuk Görmez, “Genç yaş grubunda çenede gelişen ağrının kalp krizinden kaynaklanması düşük bir ihtimaldir. Ancak 40 yaşın üzerindeki erkekler ile 50 yaşın üzerindeki kadınların, özellikle tütün kullanımı, hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, obezite, sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam ve ailede erken yaşta gelişen koroner kalp hastalığı gibi risk faktörleri varsa bu belirtiler konusunda daha dikkatli olmaları gerekiyor” bilgisini veriyor.

Fenalık hissi ve çabuk yorulma

“İç sıkılması, daralma hissi, hafif eforla bile gelişen nefes darlığı, aşırı yorgunluk ve bitkinlik gibi yakınmalarda akla ilk anda astım ile KOAH gibi hastalıklar gelse de yine altta yatan nedenin ciddi koroner arter hastalığı veya kalp krizi olabileceğine işaret eden Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Selçuk Görmez, “Kalbe giden damar tıkandığında kalp vücuda yeterince kan pompalayamadığı için dokular oksijensiz kalıyor. Bunun sonucunda da yorgunluk, sıkıntı veya daralma hissi, nefes darlığı, hatta ölüm korkusu gibi belirtiler görülebiliyor.” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Kol, omuz ve sırt ağrısı

Sinsi gelişen kalp krizi; göğüs ağrısı olmadan her iki kolda veya sadece sol ya da sağ kolda ağrı ve uyuşma belirtileriyle de karşımıza çıkabiliyor. Ağrı ve uyuşma genellikle sol kolda gelişiyor. Bunun nedeni ise kalp ile ilişkili olan sinirlerin aynı zamanda sol kol ile de bağlantılı olması. Omuz ve sırt ağrısı da kollarda başlayan ağrıya eklenebiliyor. Bu belirtilerin boyun fıtığı hastalığında olanlarla benzer olduğu için önemsenmeyebildiğini ifade eden Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Selçuk Görmez, kol, omuz veya sırt bölgesinde ani başlayan ve 20 dakikadan uzun süren ağrı ve uyuşma hissi gibi şikayetlerin asla ihmal edilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor.

Rutin tetkikler krizi önlüyor!

Kalp krizi, hastaların yaklaşık yüzde 20-30’unda tipik bir göğüs ağrısı şikayeti olmadan mide yanması, hazımsızlık, bulantı, kusma, çene ağrısı, kol uyuşması, baygınlık, çarpıntı hissi gibi sinsi belirtilerle gelişebiliyor. Reflü, gastrit, safra kesesi iltihabı veya boyun fıtığı gibi farklı hastalıklarda görülen belirtilerle seyredebildiği için hastalar hekime başvurmayı ihmal edebiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Selçuk Görmez, bu nedenle hiçbir yakınması olmasa dahi erkeklerin 40 yaşından, kadınların ise 50 yaşından itibaren her yıl kardiyovasküler risk faktörleri yönünden tetkik edilmeleri gerektiğini belirterek, “Öncelikli amacımız kalp krizini önlemek. Tütün kullanımı, yüksek tansiyon, diyabet hastalığı, kolesterol yüksekliği, sağlıksız beslenme, obezite ve hareketsiz yaşam gibi değiştirilebilir risk faktörlerine karşı önlem alarak kalp krizi riskini yüzde 90 gibi oldukça yüksek bir oranda önleyebiliyoruz. Her yıl yapılan rutin tetkikler hayat kurtardığı için asla ihmal edilmemelidir.” diyor.

Kalp sağlığını tehdit eden alışkanlıklar  

Kalp sağlığını tehdit eden alışkanlıklar  

Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, sigara… Son yıllarda yaşa bakmaksızın yaygınlaşan ve ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan kalp ve damar hastalıklarının yaşam tarzı ile doğrudan ilişkili olduğunu biliyor muydunuz? Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hilal Kurtoğlu Gümüşel “Dünyada ve ülkemizde kalp ve damar hastalıkları ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaktadır. Tüm yaş grupları için değerlendirildiğinde her iki ölümden biri kalp damar hastalıkları kaynaklıdır. Oysa kalp hastalıklarına davetiye çıkaran yanlış alışkanlıklardan vazgeçilmesi ile kalp ve damar hastalığından ölümlerin yüzde 80’i engellenebilir” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hilal Kurtoğlu Gümüşel kalp sağlığını olumsuz etkileyen 9 hatalı alışkanlığı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Hilal Kurtoğlu Gümüşel

  • Az uyumak

Günde yedi-sekiz saatten az uyku  vücut stresine neden olarak kalp hastalıklarını tetikler. Rutin olarak dört, beş, altı saat uyuyan kişilerde diyabet, hipertansiyon ve obezite riskinin arttığı gösterilmiştir. Ayrıca, uyku yoksunluğunun düşük dereceli enflamasyona neden olabileceğine dair kanıtlar da vardır.

  • Diş ve diş eti sağlığını ihmal etmek

Yapılan bilimsel çalışmalar; tedavi edilmeyen diş eti hastalıklarının, kan damarlarının iç tabakasında fonksiyon bozukluğuna neden olarak koroner arter hastalığını başlatabildiğini göstermiştir. Ayrıca özellikle çocukluğunda ülkemizde de yaygın görülen Beta hemolitik strepkokok enfeksiyonuna  bağlı kalp romatizması gelişen hastalarda sonraki yıllarda da gelişen diş eti hastalığı  doğru tedavi edilmezse kalp kapaklarında hayati tehlikeye yol açabilecek yeni enfeksiyon riskini de artırabilmektedir.

  • Aşırı tuz tüketmek

Dünya Sağlık Örgütü günde en fazla 5 gr, yani 1 silme tatlı kaşığı tuz tüketilmesini önermektedir. Ancak ülkemizde tuz tüketimi bu miktarın oldukça üzerindedir. Kan basıncını artırdığı bilinen sodyum, birçok sağlıksız işlenmiş gıdada önemli bir bileşendir. İçeriğinde sodyum bulunan işlenmiş besinler; cipsler, salamura besinler (zeytin, peynir, turşu), tuzlu bisküviler, krakerler, konserveler ve ekmektir. Günlük sodyum alımınız arttıkça, sağlığınız tehlikeye girer.

  • Hareketsizlik

Kalp hastalıklarından korunmak için haftada 150 dakika egzersiz yapılması önerilmektedir. Yani haftanın 5 günü 30’ar dakika egzersiz yapılmalıdır. Ancak egzersiz yapmaya yeni başlayan kişilerin  kısa ve düşük tempo ile başlayıp zamanla önerilen egzersiz süresine çıkması önerilir. Kişiliğinize uygun bir egzersiz türü seçmek işinizi kolaylaştırabilir. 

Pause Sağlık, Pause Dergi

  • Vücuda yetersiz magnezyum alımı

Magnezyum eksikliği, çarpıntı, uykusuzluk, yorgunluk hissi, baş ağrısı, kas krampları ve nihayetinde yüksek tansiyon, diyabet hastalığını tetikleyerek kardiyovasküler hastalık oluşumuna neden olabilmektedir. Diyetimizde pazı, ıspanak, brokoli gibi bolca magnezyum içeren koyu yeşil yapraklı sebzelere, badem, kaju, yer fıstığı gibi kabuklu yemişlere, baklagillere yer vermek bu nedenle oldukça önemlidir.

  •  Doymuş yağ içeren besinleri fazla tüketmek

Diyetle alınan yağ miktarının artması, kandaki yağ düzeylerinin artmasıyla doğru orantılıdır. Doymuş yağların fazla tüketimi kalp damar hastalıklarını artırmaktadır. Doymuş yağlar; oda sıcaklığında katı halde bulunan, doymuş yağ içeriği yüksek olan yağlardır. Doymuş yağları en fazla içeren ürünler; salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş et ürünleri, burgerler, kızartılmış hazır yiyecekler, kekler, bisküviler, tereyağı, sert peynirler, kremalar, derili tavuk gibi kümes hayvanları ve yağlı etlerdir. O nedenle bu besinleri tüketirken çok dikkat etmek gerekir.

  • Stresi yönetememek

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hilal Kurtoğlu Gümüşel, günlük yaşamın vazgeçilmezi olan stresin kalp sağlığına etkileri konusunda şöyle konuşuyor: “Kişi stres altında olduğunda adrenalin isimli bir hormon salgılanır bu da geçici olarak kalp atışını ve nefes alıp vermeyi hızlandırır. Düşük düzeyde stres yaşamın itici gücü iken, artan stres düzeyine sürekli maruz kalmak ise; kalbin hızlı çalışmasına, kalbin kanı pompalamada zorlanmasına, tansiyonun yükselmesine, kalbi besleyen damarların büzüşmesine ve kandaki kolesterol düzeyinin yükselmesine neden olur. Aşırı yorgun ya da stresli hissettiğiniz zamanlarda size iyi gelecek, moralinizi yükseltecek şeyler yapmalısınız. Stres ile mücadelede bazen en kolay yöntem bazen sadece gülümsemek  kadar basit olabilir. Örneğin; bir arkadaşınızı arayın ve onunla keyifli şeylerden bahsedin ya da açık havada yürüyüşe çıkın. Komik bir kitaba başlayarak kendinizi eğlendirin. Kısacası o anki durumunuzdan uzaklaşıp başka bir ruh haline geçmeye çalışın.”

  •  Gazlı ve şekerli içecekler tüketmek

Gazlı içeceklerin içerdiği fazla sodyum özellikle yüksek tansiyon hastalarında kan basıncının kontrolden çıkmasına neden olarak çok yükselmesine neden olabilir. Yine yüksek şeker içeren içeceklerin fazlaca tüketilmesi insülin direncine neden olarak kalp hastalıklarını artırabilir.

  •  Sigara içmek

Dr. Hilal Kurtoğlu Gümüşel, “Sigara içilmesi kalp hastalıklarının oluşmasındaki başlıca etmenlerden birisidir. Sigara içenlerde kalp hastalığı riski, sigara içmeyenlerle kıyaslandığında 2-5 kat daha fazladır. Uzun yıllar boyunca sigara içmek, ömrü ortalama 10-12 yıl azaltmaktadır. Ancak, sigarayı bırakmak için hiçbir zaman geç kalmış sayılmazsınız. Yapılan çalışmalara göre, sigaranın bırakılmasından sonraki 3 yıl içinde kalp krizi geçirme riski yarıya düşüyor, 6 yılın sonunda ise sigara içmeyen kişilerin düzeyine iniyor. Dolayısıyla sigarayı bırakmak için en doğru zaman şimdidir!” diyor.