Yazılar

Dikkat! “Başıma güneş geçti” dediğiniz… Beyin kanaması olabilir!

Aşırı sıcaklar ve yüksek nem nedeniyle özellikle baş ağrısı, baş dönmesi, konsantrasyon bozukluğu ve mide bulantısı şikayetiyle hastaneye başvuranların sayısı artıyor. Bu şikayetler kimi zaman beyin kanaması gibi çok ciddi hastalıkların da belirtisi olabildiğinden dikkat etmek gerekiyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Siyavuş Muhammedrezai, beyin kanamasının belirtileri çoğu kez sıcak çarpması ile karıştırılabildiğinden bazı kişilerin “sıcak havadan olmuştur, biraz dinleneyim geçer” düşüncesiyle hastaneye gitmeyi erteleyebildiklerini, bunun da hayati riski artırabildiğini vurguluyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Siyavuş Muhammedrezai beyin kanamasının 8 belirtisini sıraladı, aşırı sıcaklardan beyni korumanın yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Yaz mevsimiyle birlikte bastıran aşırı sıcaklar, birçok hastalığı tetikleyebilirken, beynimiz için daha da fazla risk oluşturuyor. Yükselen ısı beyin hücrelerine zarar veriyor, migren, epilepsi ve felç gibi hastalıklara neden olabiliyor. Aşırı sıcak havaların beyin kanaması riskini artırdığını vurgulayan Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Siyavuş Muhammedrezai “Üstelik beyin kanaması sanılanın aksine sadece ileri yaştaki kişilerde değil, altta kanamayı kolaylaştıran sistemik ve/veya anevrizma (damarda baloncuk) ile arteriovenöz malformasyon (damar yumağı) gibi damarsal hastalıklara sahip gençlerde de görülebiliyor” diyor. Beynimizin yüzde 80’inin sudan oluştuğunu ve sıcak havanın beynin en büyük düşmanlarından biri olduğunu belirten Dr. Muhammedrezai “Vücut sıcaklığının artmasıyla yaşanan terlemeyle birlikte kişi sıvı-tuz kaybı yaşar, kan basıncında hızlı değişiklikler meydana gelir ve bu da kan pıhtılaşmasında bozulmalara neden olur. Bu tür bir tablo inme (felç) ve beyin kanaması gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir” diye konuşuyor. Aşırı sıcak havaların ayrıca kan basıncını yükseltebildiğini, özellikle yüksek tansiyonu olan kişilerde bu durumun çok daha tehlikeli olduğunu kaydeden Dr. Muhammedrezai, tansiyon yükselmesine bağlı olarak beyin kanaması gelişebildiğini, bu kişilerin ilaçlarını düzenli almalarının ve aşırı sıcak, aşırı güneşli ortamlardan kaçınmalarının hayati önem taşıdığını vurguluyor.

Dr. Siyavuş Muhammedrezai

Dr. Siyavuş Muhammedrezai

Ani ve şiddetli baş ağrısına dikkat!

Beyin kanamasının belirtileri çoğu kez sıcak çarpması ile karıştırılabildiğinden bazı kişilerin “sıcak havadan olmuştur, biraz dinleneyim geçer” düşüncesiyle hastaneye gitmeyi erteleyebildiklerini belirten Dr. Muhammedrezai bunun da hayati riski artırabildiğini vurguliyor. Tek başına olan baş ağrısının her zaman beyin kanaması bulgusu olmayabildiğini  ancak temkinli olmak için bazı belirtiler başgösterdiğinde en kısa sürede, en yakın sağlık merkezine başvurmak gerektiğini vurgulayan Dr. Siyavuş Muhammedrezai şöyle konuşuyor: “Ani ve şiddetli baş ağrısı, bilinçte bulanıklık, geveleyerek konuşma, denge kaybı, el ve kolda uyuşukluk, el ve kolda karıncalanma, genellikle tek taraflı ortaya çıkan yüz felci ve mide bulantısı beyinde başlayan kanama ile birlikte görülen beyin kanaması belirtileridir. Bu belirtiler olduğunda en kısa sürede en yakın sağlık merkezine başvurmak en doğru iştir.” 

Beyni korumanın basit ama etkili yolları!

Dr. Muhammedrezai, aşırı sıcaklarda beyin sağlığını korumak için alınabilecek basit ama etkili 6 önlemi şöyle sıralıyor;

  • Güneş ışınlarının çok dik geldiği 11.00-15.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkmayın.
  • Düzenli sıvı alımına dikkat edin, suyu tek bir seferde değil, vücutta tutulacak şekilde düzenli aralıklarla ve yudum yudum için.
  • Aşırı sıcaklarda çay ve kahve tüketimini sınırlandırın ya da tamemen bırakın.
  • Yorucu aktivitelerden kaçının.
  • Açık renk kıyafetler tercih edin ve mutlaka şapka takın.
  • Gün içerisinde ılık duş alarak vücut sıcaklığının artmasını engelleyin.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Her boyun ağrısının nedeni ‘fıtık’ olmayabilir!

Her boyun ağrısının nedeni ‘fıtık’ olmayabilir!

Boyun ağrısı tüm dünyada bel ağrısından sonra en sık görülen bölgesel ağrıyı oluşturuyor. Her 3 kişiden 1’i hayatı boyunca en az bir kez boyun ağrısı çekiyor. Son yıllarda cep telefonu ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasına paralel olarak boyun ağrısı görülme sıklığı da giderek artıyor. Boyun ağrısı genellikle duruş bozukluğu ve boyun fıtığı gibi etkenler sonucu görülse de birçok önemli hastalığın habercisi de olabiliyor. Acıbadem International Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Siyavuş Muhammedrezai,  erken tanı birçok hastalıkta hayat kurtarıcı olabileceği için boyun ağrılarını hafife almamak gerektiğine dikkat çekerek, “Şiddetli ağrılarda hasta zaten mutlaka doktora başvuruyor. Önemli olan, tedaviye rağmen bir haftadan uzun süren ve sık sık tekrarlayan boyun ağrılarıdır. Bu hastalar mutlaka detaylı olarak araştırılıyor” diyor. Boyun ağrılarının altta yatan nedene göre tedavi edildiğini belirten Dr. Siyavuş Muhammedrezai, boyun fıtıkları, kireçlenmeler, kasların çok ya da hatalı kullanılması sonucu gelişen boyun ağrılarında girişimsel ağrı yöntemlerinden oldukça başarılı sonuçlar elde edildiğini belirtiyor.

Dr. Siyavuş Muhammedrezai

Dr. Siyavuş Muhammedrezai

Pek çok ciddi hastalığa işaret edebiliyor!

Boyun ağrıları her zaman boyun omurgası veya yapılarına bağlı gelişmiyor; göğüs, kalp, hatta karın boşluğundaki iç organların hastalıkları bu bölgede ağrı oluşturabiliyor. Örneğin, faranjit, larenjit, kalbe bağlı anjina,  akciğer tümörü, pankreas hastalıkları, safra kesesi taşı veya iltihabı, omurga dışında gelişen boyun ağrıları arasında yer alıyor. Dr. Siyavuş Muhammedrezai,   omurgaya bağlı ağrıların da mekanik ve mekanik olmayan boyun ağrıları olarak ikiye ayrıldığını vurgulayarak, şöyle devam ediyor: “Tümör metastazları, romatizmal, enfeksiyon ve metabolik hastalıklar ile fibromiyalji, mekanik olmayan nedenleri oluşturuyor. Mekanik boyun ağrıları ise genellikle trafik kazalarında oluşan yaralanmalar sonucu boyun tutulması, kireçlenme, kötü postür, alışılmamış fiziksel aktivite, omuz kavşağı ve kol eklemlerine bağlı sorunlar nedeniyle gelişiyor. Boyun ağrılarına pek çok etkenin yol açması ise tanıyı zorlaştırıyor”

Girişimsel yöntemlerle ‘ağrı’ kontrol altında!

Boyun ağrılarında tedavi altta yatan etkene göre planlanıyor. Örneğin, hatalı hareketler nedeniyle gelişen kas kaynaklı boyun ağrılarında istirahat, boyun egzersizleri ve kas gevşeticiler genellikle yeterli oluyor. Ciddi olmayan boyun fıtıkları, kireçlenmeler veya miyofasial ağrılarda ilaç ve fizik tedaviyle başarılı sonuçlar alınıyor. Dr. Siyavuş Muhammedrezai, ancak tedaviye rağmen ağrı devam ediyorsa, bu hastalarda girişimsel ağrı tedavisi uygulandığını belirterek, “Ağrının tümünün veya bir kısmının kontrol altına alınmasıyla sorun çözülüyor ya da iyileşmeye yardımcı olunuyor” diyor. Selektif sinir kökü bloğu, faset eklem bloğu, disk içi enjeksiyon, sempatik blok, epidural uygulama, epidural nöroplasti, radyofrekans teknikler, lazer uygulaması, nöromodulasyon (ağrı pompası) ve omurgada kırık varsa kifoplasti veya vertebroplasti ağrıları dindirmede başvurulan girişimsel yöntemler arasında yer alıyor.

Mikroenjeksiyon yöntemi

Mikroenjeksiyon yöntemine, özellikle eklem kireçlenmelerinde, hastanın ağrılarını azaltmak amacıyla başvuruluyor. Dr. Siyavuş Muhammedrezai, mikroenjeksiyon yönteminin sedasyon veya lokal anestezi altında kolayca uygulandığını belirterek, “Hasta işlem sırasında genelde hiç ağrı hissetmiyor. Eklem içine lokal anestezik ajan ile az miktarda kortizol enjekte edilip, aynı seansta faset eklemine radyofrekans uygulandığında, ağrılarda ciddi azalma görülüyor” diyor. Etkisi genelde işlemden hemen sonra ortaya çıkan mikroenjeksiyon yöntemi, hastaya göre, bir kaç aydan bir kaç yıla kadar etkili oluyor. Hasta günlük yaşantısına ertesi gün veya iki gün sonra devam edebiliyor. Yöntem yıllar içinde defalarca tekrarlanabiliyor.

Epidural enjeksiyon

Epidural enjeksiyon küçük boyun fıtıklarında, kireçlenmeye bağlı sinir sıkışmalarında veya boyun disklerinde oluşan anüler yırtıklarda ve omurilik sıkışmasına yol açmayan kanal darlıklarında ağrının giderilmesinde faydalı oluyor. Yöntem lokal anestezi veya sedasyon altında yapılıyor. Dr. Siyavuş Muhammedrezai, epidural steroidlerin güçlü antienflamatuar etkileri sayesinde, bası altında kalmış olan sinir dokusunda ödemi azaltmaları ve enflamasyonu önlemeleri nedeniyle epidural enjeksiyonun uzun yıllardır kullanıldığını vurgulayarak, “Etkisi genelde işlem sonrası başlayan yöntem uzun süre kalıcı etki sağlıyor. Hasta bir veya iki gün sonra günlük yaşamına devam ediyor. Epidural enjeksiyon da belli aralıklarla defalarca uygulanabiliyor ama genelde tekrara gerek kalmıyor” diye konuşuyor.