Yazılar

Çocuklarda sonbahar enfeksiyonu dikkat!

Sonbaharda  havaların soğuması ve okulların açılmasıyla birlikte çocuklar kapalı ortamlarda uzun süre kalırken, açık havada yapılan aktivitelere daha az zaman ayırabiliyorlar. Bunun sonucunda, kapalı ortamlarda hızlı ve kolay bulaşan, başta  viral enfeksiyonlar olmak üzere birçok enfeksiyon kaynağı, çocukların üst ve alt solunum yolu hastalıklarına yakalanmalarına neden olabiliyor.  Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar, sonbahar aylarında çocuklarda en sık solunum yoluyla bulaşan soğuk algınlığı, grip, larenjit ve orta kulak iltihabı gibi hastalıkların görüldüğüne işaret ederek “Özellikle kreşe ve okula başlayan çocukların ilk senelerde daha sık hastalanmaları, çoğu  sonbahar ve kış aylarında olmak üzere, yılda 7-8  kere üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmeleri doğal bir durumdur. Ancak öksürük, burun akıntısı ve tıkanıklığı, halsizlik, baş ve boğaz ağrısı gibi semptomlar çocukların yaşam kalitelerini düşürürken, kreş ve okulda devamsızlık yapmalarına yol açmaktadır. Çocuklarımızı sonbahar aylarında hastalıklardan korumak için öncelikle çocukluk çağı aşılarını ve mevsimsel grip aşılarını yaptırmak,  sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak, kapalı ve kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca kaçınmak, alabileceğimiz  en etkili önlemlerdir” diyor.

Dr. Mehtap Acar

Dr. Mehtap Acar

Ellerini en az 15 – 20 saniye yıkayın!

El yıkama birçok hastalığın bulaşmasını önlemede en etkili korunma yöntemlerinden biri.  Zira çocuklar doğaları gereği kirlenmiş elleriyle sık sık ağız veya burunlarına dokundukları için virüs ve bakteriler kolayca bulaşabiliyor.  Bu nedenle çocuğunuzun ellerini dış ortamdan geldiğinde, tuvalet sonrasında, yemek öncesi ve sonrasında, bol su ve sabunla en az 15-20 saniye yıkamaya, kendi yıkayacak yaştaysa doğru el yıkamayı öğretmeye özen gösterin.

Aşılarını mutlaka yaptırın!

Solunum yolu hastalıklarından korunmada aşılar kilit bir rol üstleniyorlar. Bebeklik döneminde yapılan pnömokok (zatürre) ve hemofilus influenza aşısı çocukları alt solunum yolu hastalıklarından koruyor.  Yine her yıl sonbaharda yapılan influenza aşısı da çocuğunuzu mevsimsel gripten korumak için oldukça etkili bir yöntem.

Özellikle A ve C vitamini çok faydalı!

Çocuğun dengeli  beslenmesi ve aldığı besinlerin özellikle A vitamini ile C vitamini gibi vitaminlerin yanı sıra çinko gibi mikronutrientlerden ve antioksidanlardan  zengin olması gerekiyor. Vitaminler ve mikronutrientler vücudumuzda bağışıklık sisteminde görevli birçok enzim ve hormonun yapısında bulunuyor ya da  sentezlenmesinde rol alıyorlar. Tüm  besin gruplarını dengeli oranlarda içeren, yaşına uygun beslenme programı oluşturmak, çocuğun bağışıklığını  güçlü tutmak için alınması gereken en ekili önlemlerden birini oluşturuyor.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar “Yeterli ve dengeli beslenen çocuklarda dışarıdan vitamin verilmesine gerek kalmaz. Bebeklikten ergenliğe her yaştan çocuk için günlük tüketilmesi gereken temel besinler  ise  süt ve süt ürünleri, yumurta, et, meyve ile sebze, tahıllar ve baklagiller gibi temel besin öğeleridir” diyor.

Sofranızda haftada en az iki kez balık olsun

Balıkta bol miktarda bulunan Omega 3’ün antiinflamatuar etkisi mevcut ve bu etkisiyle enfeksiyonlardan korunmada oldukça fayda sağlıyor. Bu nedenle balık tüketimi en az haftada iki kez olmalı. Eğer evde balık tüketmiyorsanız, hekiminizin önerisiyle çocuğunuza dışarıdan omega 3 desteği vermenizde fayda var.

Kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçının

Özellikle AVM’ler, sinemalar ve kapalı oyun alanları, virüs ve bakteriler havada uzun süre asılı kaldıkları için solunum yolu hastalıklarının çok kolay bulaştığı ortamları oluşturuyor.  Sonbahar ve kış aylarında mümkün olduğunca kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçının. Çocuğunuzla mümkünse açık havada, park ve bahçelerde bolca zaman geçirin.

Anne sütü doğal aşı görevini üstleniyor!

Anne sütüyle beslenmek bebekleri hastalıklardan koruyan önlemlerde ilk sırada yer alıyor.  Zira anne sütü bebeği enfeksiyonlardan koruyan pek çok madde içeriyor ve doğal bir aşı olarak nitelendiriliyor.  

Düzenli spor yapmasını sağlayın

Özellikle okul çağı çocuklarında fiziksel aktivite bağışıklığı desteklemede oldukça önem taşıyor. Çocuğunuzu, günde bir saat yüzme, voleybol, basketbol ve jimnastik gibi hem kaslarını hem de kemik gelişimini olumlu etkileyen   orta ağırlıkta fizik aktivite ( bireysel ya da takım sporu) yapması konusunda teşvik edin.

Günde 8 – 10 saat uyku şart!

Özellikle okul çocuklarının uyku düzeni hastalıkların bulaşmasını önlemede beslenme alışkanlığı kadar önem taşıyor. Günlük ortalama 8-10 saat uyku çocuğunuzun vücut direncinin artmasına yardımcı olacaktır.

Evinizi sık sık havalandırın

Kapalı ve havasız ortamda mikroplar havada 3 saat gibi uzun süre asılı kalabiliyor ve solunum yoluyla bulaşabiliyorlar. Dolayısıyla yaşanılan ev ortamının temizliği ve sık havalandırılması bulaşıcı hastalıklardan korunmak için çok önemli. Evinizi  her saat en az 5 dakika havalandırmaya özen gösterin.

Sigara dumanına dikkat!

Sigara dumanına maruz kalmak çocuklarda solunum yolu enfeksiyonunun sıklığını artırıyor. Bunun nedeni ise sigara dumanına maruziyetin solunum yolu mukozasının yapısını bozarak    sık solunum yolu enfeksiyonu geçirmeye zemin hazırlaması. Sigara içmeyin ve içilen ortamlardan da kaçının.

Bebeğinizi emzirirken bu hatalara düşmeyin!

“Ya sütüm gelmezse!”, “Sütüm yetmez de aç kalırsa!”, “Hiç sütüm gelmiyor!”… Minicik, savunmasız bir bebekse söz konusu olan akan sular duruyor haliyle. Çiçeği burnunda anne, soğukkanlı bir kişiliğe sahip olsa da konu bebeğini emzirmekse en küçük şeylerde endişelenebiliyor ki bunların başında da sütünün bebeği için yeterli olup olmadığı geliyor! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar endişeye gerek olmadığını, hem bebek hem de anne için sayısız faydaları olan anne sütü ve emzirmenin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için bazı basit kurallara dikkat etmek gerektiğini söylüyor. Dr. Mehtap Acar 1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası kapsamında yaptığı açıklamada çiçeği burnunda annelere özel anne sütü ve başarılı bir emzirmenin püf noktalarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Mehtap Acar

Dr. Mehtap Acar

Bebeğe ve anneye sayısız faydaları var!

Tek başına mucizevi bir besin olan anne sütü bebeğin doğumundan itibaren hayatının her döneminde faydalarını hissettiriyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmesinden enfeksiyonlardan korumaya, bebeğin bilişsel ve duygusal gelişiminden obezite, kalp hastalıkları, kanser ve diyabet riskini azaltmaya dek sayısız faydası bulunuyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar, anne sütünün, bir annenin bebeğine verebileceği en değerli hediye olduğunu belirterek, özellikle ilk 6 ay emzirmenin son derece önemli olduğunu vurguluyor. Emzirmenin ise anneler için sayısız faydaları bulunduğuna dikkat çeken Dr. Acar “Emzirmek doğum sonrası kanamaları azaltır. Erken gebelik önlenirken anne gebelik öncesi ağırlığına daha çabuk döner. Yumurtalık kanseri ve menopoz öncesi meme kanseri riski azalırken anne ve bebeğin birbirine bağlanması ve aralarında duygusal bağın gelişmesi çok daha güçlü olur” diyor.

Emzirmede bu sorunlarla sık karşılaşılıyor!

Çiçeği burnunda anneler şüphesiz bebeklerini olabildiğince emzirerek bu eşsiz besinden faydalandırmak istiyorlar ancak bu süreçte bazı sıkıntılar yaşadıklarından endişeye kapılıp mamaya geçiş yapabiliyorlar. Oysa endişeye kapılmaya hiç gerek yok! Dr. Mehtap Acar, memeden yeterli süt salgılanması için en önemli uyaranın ‘bebeğin anne memesi ile buluşması ve annenin annenin memesinde oluşan dolgunluğu azaltacak kadar emmesi’ olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Ancak emzirme sırasında annenin süt miktarının az olduğunu düşünmesi, memede çatlak ya da yara gibi problemler yaşaması, doğum sonrası duygudurum bozuklukları ya da bebeğin çok ağlaması, memeyi reddetmesi, uyuklaması ve hastalanması gibi durumlar emzirmenin sürdürülebilir olmasını engellemektedir.” Oysa anne sütünün ilk 6 ay bebeğin tüm gereksinimlerini (D vitamini hariç) karşıladığını belirten Dr. Acar, anne sütünün yeterli olduğunu gösteren sinyalleri ise şöyle sıralıyor: “Sağlıklı şekilde anne sütüyle beslenen bebek doğum ağırlığının yüzde 7’sinden fazlasını kaybetmez.  4. günden itibaren altı-sekiz defa/gün açık renkli idrar yapar. 5. günden itibaren dört-beş yumuşak sarı renkli kaka yapar. 5. günden itibaren 20-35 gr/gün kilo alır. 10. günde doğum ağırlığına ulaşır.”

 “Bebeğim yeterince süt alamıyor” diyen anneye 10 etkili öneri!

  • Kendinizi aşırı yorarak uykusuz kalmayın. Beslenmenize ve bol su içmeye dikkat edin.
  • Özellikle ilk 15 gün, herhangi bir zaman planlaması yapmadan sık sık emzirin.
  • Meme başında çatlak ve yara oluşmaması için sabun, alkol ve antiseptik ürünlerle değil, bir pamuğa damlatacağınız bir-iki damla anne sütü ile temizleyin.
  • Bebeğinizin sadece meme ucunu değil, meme çevresini doğru şekilde ağzına yerleştirin. Emzirme yönteminizin doğruluğundan emin olun.
  • Her iki memeyi de mutlaka bebeğinizin ağzına verin.
  • Hislerinizi yakınlarınızla paylaşın, içinize atmayın.
  • Özgüveninizi kaybetmeyin, başaracağınıza inanın.
  • Aşırı kaygı ve stres süt yapımını olumsuz etkiler. Gerekirse psikolojik destek alın.
  • Sakin ve huzurlu bir ortamda bebeğinizi emzirin.
  • Tıbbi bir gereklilik olmadıkça bebeğinize emzirme öncesi su, şekerli su ya da mama vermeyin.

 

Ateşli havaleyi tetikleyebilir!

Ateşli havaleyi tetikleyebilir!

Çocuklarda görülen solunum yolu enfeksiyonları kış aylarında havaların soğumasıyla birlikte artış gösteriyor. Enfeksiyonların en yaygın belirtilerinden biri olan ‘yüksek ateş’ ise ebeveynlerin yoğun kaygı duymalarına neden olabiliyor. Oysa yüksek ateş çocuklar için genellikle tehlikeli bir durum oluşturmuyor, tam aksine bağışıklık sisteminin enfeksiyonla savaşmasına katkı sağlıyor. Paniğe kapılan ebeveynlerin yüksek ateşi düşürmek için yaptıkları bazı hatalı uygulamalar ise yarar sağlamadığı gibi çocuğun sağlığını da tehdit ediyor! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar, yüksek ateşin hastalık değil, vücudun savunma sisteminin yeterli çalıştığını gösteren bir yanıt olduğunu belirterek,  “Ancak özellikle üç yaş altındaki çocuklarda gelişen yüksek ateşte, bazı belirtilerde zaman kaybetmemek gerekir. Örneğin, ateş üç gündür devam ediyorsa, dirençli ise ve ateşin yanı sıra  halsizlik,  genel durum bozukluğu, kusma, baş ağrısı, ishal, öksürük, nefes darlığı, döküntü veya bilinç kaybı gibi bulgular  varsa, mutlaka  doktora  başvurulmalıdır” diyor.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar, çocukların ateşi yükseldiğinde ebeveynlerin kaçınmaları gereken 7 hatayı anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu!

Dr. Mehtap Acar

Dr. Mehtap Acar

Soğuk suyla duş aldırmak

Çocuğa soğuk suyla duş aldırmak ateşi birden düşürerek hipotermiye neden olabiliyor. Dolayısıyla ateşli durumlarda soğuk değil, ılık duş aldırmanız çok önemli.

Buz ve buz torbalarıyla kompres yapmak

Yüksek ateşte buz ve buz torbalarıyla çocuğun eklem yerlerine kompres yapmaktan kaçınmanız gerekiyor. Zira, tıpkı soğuk duş gibi, buz ile yapılan uygulamalar da ateşi aniden düşürüp hipotermiye yol açabiliyor.

Sirke,  alkol,  kolonya kullanmak

Eklem yerlerine ıslak bez kompresini sadece normal ısıdaki bir suyla yapmalısınız. “Toplumdaki yaygın inanışın  aksine, sirke, alkol veya kolonya ile yapılan kompres ateşi düşürmediği gibi çocuğun sağlığını da tehdit eder” uyarısında bulunan Dr. Mehtap Acar, sözlerine şöyle devam ediyor: “Tümüyle yanlış olan bu geleneksel yöntem damarların büzülmesine neden olarak kan dolaşımını bozar. Bunun sonucunda ateşin daha da yükselmesine, hatta havaleye bile yol açabilir. Ayrıca alkol veya kolonya, bebeklerin ince olan ciltleri tarafından kolayca emildiği için alkol zehirlenmesi de gelişebilir”

Üşüdüğü için üstünü örtmek

Dr. Mehtap Acar, ateşli çocuğun üzerinin asla örtülmemesi gerektiğine işaret ederek, “Zira çocuğun ateşi daha da yükselebilir, çok daha önemlisi havale gelişebilir. Yüksek ateşte çocuğun üzerini örtmek yerine bulunduğu ortamın ısısı düşürülmelidir” diyor.

Yeterince su takviyesi yapmamak

Ateş yükseldiği zaman vücuttan sıvı kaybı arttığı için ateş daha da yükseliyor. Dolayısıyla çocuğunuz ateşlendiğinde bolca sıvı takviyesi yapmanız çok önem taşıyor.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

Hemen ateş düşürücü vermek

Çocuk ateşlendiğinde (38,5- 39 dereceye kadar) ortamın serinletilmesi, ılık duş yaptırılması, üzerine ince kıyafetler giydirilmesi ve bol sıvı verilmesi çoğu zaman yeterli oluyor. Dr. Mehtap Acar, “Eğer ateş 38,5-39 dereceye çıkmışsa parasetamol ya da ibuprofen içeren ateş düşürücüleri mutlaka doktorunuzun önerdiği zaman vermeniz gerekir. Ateş düşürücü ve ağrı kesici ilaçlar  doğru kullanılmazlarsa, karaciğer enzimlerinin yükselmesi ya da toksisite gibi bazı yan etkileri ortaya çıkabilir. ” bilgisini veriyor. Ayrıca çocuklarda  ateş düşürmeye yönelik olarak kullanılan asetilsalisilik asit etken maddeli ilaç da Reye Sendromu’na neden olabildiği için ateş durumlarında asla kullanılmamalıdır” diye konuşuyor.

Ateş düşmüyorsa antibiyotiğe başlamak  

Çocuklarda özellikle kış aylarında görülen solunum yolu enfeksiyonlarının sebebi çoğunlukla virüsler oluyor, dolayısıyla genellikle antibiyotik kullanımına ihtiyaç duyulmuyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar, çocuğun her ateşi yükseldiğinde ebeveynlerin gelişigüzel antibiyotik vermekten kaçınmaları gerektiğini vurgulayarak, “Antibiyotik tedavisine mutlaka çocuk doktorunun önerisi doğrultusunda başlanmalı. Gelişigüzel kullanıldıklarında yarar sağlamadıkları gibi antibiyotik direnci de gelişebilir. Bazı antibiyotikler alerjik reaksiyon, mantar enfeksiyonları, midede rahatsızlık, çok daha kötüsü mide kanamasıyla sonuçlanabilir. Ayrıca ibuprofen içeriğine sahip olan ve soğuk algınlığı ile gribe yönelik kullanılan ilaçlar karaciğerde hasara yol açmak gibi yan etkiler oluşturabildikleri için dikkatli olmak gerekir” bilgisini veriyor.