Yazılar

Gözlerinizi asla ovuşturmayın!

Gözlerinizi asla ovuşturmayın!                

Güneş, havuz, deniz ve polenler… Yaz aylarında göz sağlığınıza çok dikkat etmelisiniz, çünkü gözlerinizi pek çok tehlike bekliyor. Güneş sağlığımız üzerinde önemli faydalar sağlasa da yaz aylarında yeryüzüne daha yoğun ve dik gelen zararlı UV ışınları cildimizin yanı sıra gözlerimizi de tehdit ediyor. Sıcak havalarda serinlemek için sıkça tercih ettiğimiz havuzlarda dezenfeksiyon için kullanılan kimyasallar ve polenler de göz sağlığımız için risk oluşturuyor. Yaz aylarında bu tür etkenler bazı göz hastalıklarının oluşumuna veya şiddetinin artmasına yol açabiliyor. Dolayısıyla başta göz enfeksiyonu olmak üzere gelişebilecek göz hastalıklarına karşı mutlaka önlem almak gerektiğine dikkat çeken Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, “Göz ile ilgili herhangi bir sorun geliştiğinde ise ‘geçer’ diye beklememek, çok gecikmeden göz doktoruna başvurmak gerekir. Zira küçük bir ihmal, ileride ciddi görme kayıplarına bile neden olabilir’ diyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, yaz aylarında gözlerimizi korumak için almamız gereken önlemleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Dr. İbrahim Şahbaz

Dr. İbrahim Şahbaz

Elleri sık sık yıkamamak

Plaj, piknik ve kamp yerlerinde almamız gereken hijyen önlemleri genel sağlığımız gibi göz sağlığımız için de çok önemli.  Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, “El ve göz temasının en fazla olduğu mevsim bahar ve yaz aylarıdır. Zira plaj, piknik ve kamp yerlerinde el ile göze çok sık temas edilir. Kirli elle dokunmak gözlerin mikrop kapmasına kolayca yol açabildiği için ellerin olabildiğince temiz tutulması gerekir” diyor.

Göz kuruluğuna karşı önlem almamak

Yaz aylarında güneş ve sıcak hava göz kuruluğuna yol açan önemli etkenlerden. Ayrıca iç ortamlarda ve klimalı mekanlarda gözyaşı normalden fazla buharlaşarak; gözde kurumaya, batmaya ve yanmaya, hatta göz yüzeyinin zarar görmesine  neden olabiliyor. Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, “En basit önlem; gözlerimizi daha sık kırparak daha sık nemlenmesini sağlamaktır. Ayrıca klimalı ortamda havayı nemlendiren cihaz  kullanmakta da fayda var. Bunlara rağmen sorun devam ederse göz hekimine danışarak suni gözyaşı damlasından yararlanılabilir. Bu önlemler yeterli gelmezse daha yoğun bir tedavi gerekebilir” diye konuşuyor.

Kalitesiz güneş gözlüğü kullanmak

Güneş gözlüğü yaz aylarında gözlerimizi ultraviyole ışınlarının yapabileceği başta alerjik reaksiyonlar olmak üzere, katarakt ve sarı nokta hastalığı gibi önemli sağlık sorunlarını engelleyebiliyor. Ancak standartlara uymayan ve  ultraviyole koruması olmayan güneş gözlüklerinin tam aksine gözlere zarar verebileceği uyarısında bulunan Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz,  “CE işareti, ürünün ilgili teknik düzenlemesine uygun olduğunu ve ürünlerin amacına uygun kullanılması halinde insanın can ve mal güvenliğine, bitki, hayvan ve çevreye zarar vermeyeceğini gösteren bir işarettir. Gözlüğün sapında CE işareti olmayan güneş gözlükleri ise gözümüze ciddi zaralar verebilir” diyor.

Göze gelen darbeyi önemsememek!

Açık havada yapılan sporlar sırasında gözümüz top, dirsek veya diz darbeleri gibi dış etkenler nedeniyle travmaya uğrayabiliyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, bu travmaların gözümüzde ciddi sorunlar oluşturabileceğine dikkat çekerek, “Öyle ki darbeler gözün ciddi şekilde yaralanmasına, kornea ve retina yırtıklarına, göz içi kanamaları ile ödemine neden olabilir. O an önemsenmeyen bir darbe, ileride körlüğe bile yol açabilir. Koruyucu bir spor gözlüğü takmak bu riskleri azaltmak açısından faydalıdır” bilgisini veriyor.

Bu saatlerde korunmasız sokağa çıkmak

Güneşin ultraviyole ışıkları gözümüzde alerjik reaksiyonlar oluşturarak doğrudan zarar verirken, batma ve yanmanın yanı sıra katarakt ile retina hastalıklarına da  neden olabiliyor. Dolayısıyla özellikle 10:00-14:00 saatleri arasında güneş ışınlarından uzak kalınması gerektiğine işaret eden Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz,  “Eğer dışarıya çıkılması şart ise geniş siperlikli şapka ve ultraviyole koruması olan güneş gözlüğü kullanmak koruyucu etki gösterir” diyor.

Kum kaçan gözleri ovuşturmak

Özellikle plaj ve kırsal alanlarda gözümüze sıkça kaçabilen kum, toz veya otlar da önemli risk unsurlarını oluşturuyor. Gözünüze kaçan yabancı cismi görebiliyorsanız, gözyaşı damlasıyla gözlerinizi yıkayıp cismin dışarı çıkmasını sağlayabilirsiniz. Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, “Ancak cisim görülmüyorsa gözler kesinlikle ovuşturulmamalıdır. Ayrıca göz doktoruna görünmek ihmal edilmemelidir. Zira yabancı cisim ve gözleri ovuşturmak korneayı çizerek göz enfeksiyonuna, hatta görme kaybı oluşturabilen kalıcı hasara yol açabilir” uyarısında bulunuyor.

Yüzücü gözlüğü kullanmamak

Havuzlarda yapılan sportif faaliyetler göz travmaları riskini artırırken, en sık yaşanan travma ise havuzlarda hijyen için yer alan klordan ve diğer kimyasallardan kaynaklanıyor.  Zira bu tür maddeler gözlerde alerjik reaksiyonlara sebep olabiliyor. Dolayısıyla havuzda yüzücü gözlüğü kullanmayı ihmal etmeyin.

Havuza lens ile girmek

Yaz aylarında kontakt lensler daha fazla tercih ediliyor. Ancak kontakt lenslerin dikkatsizce kullanılmaları göz enfeksiyonlarına neden olabiliyor. Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, kontakt lensleri takıp çıkarmadan önce ellerin mutlaka yıkanması gerektiği uyarısında bulunarak, “Ayrıca lens solüsyonları ve lens kutuları temiz bir şekilde saklanmalıdır. Bu nedenle tatilde en uygunu günlük lens kullanmaktır. Göz enfeksiyonu ajanlarının lense yapışarak göze bulaşmalarını kolaylaştıracağı için deniz ve havuza lens yerine numaralı yüzücü gözlüğüyle girilmelidir” diyor.

Göz tembelliği kalıcı görme kaybına yol açabiliyor!

Göz tembelliği kalıcı görme kaybına yol açabiliyor!

Çocukluk çağının en yaygın hastalıklarından biri olan göz tembelliği çok sık gözden kaçtığından ileride tedavisi zorlu bir hal alabildiği gibi kalıcı görme kaybına da yol açabiliyor.  Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy Hastanesi) Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, gözde tek ya da çift taraflı görme keskinliğinin azalmasının göz tembelliğine (ambliyopi) işaret ettiğini belirterek “Göz tembelliği esas olarak beyinde görme ile ilgili alanların fonksiyonlarının gelişememesidir. Hastalığa geç tanı konulması gecikmiş tedavi anlamına gelir ki bu da tedaviye zor cevap verilmesine yol açar. Bu nedenle tüm çocukların doğum ile beraber 3. ve 6. ay da dahil olmak üzere her yıl 6 yaşına kadar rutin göz muayenesinin mutlaka yapılması gerekir” diyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz çocuklarda göz tembelliğini anlattı, anne babalara önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Halk arasında ‘göz tembelliği’ olarak adlandırılan, tıptaki adıyla ‘ambliyopi’ ülkemizde yaygın görülen hastalık. Gerek çocuklarda gerekse yetişkinlerde sık rastlanan bu önemli sorunun 9 yaşına kadar tanı konulması durumunda kolayca tedavi edilebildiğini belirten Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, buna karşın teşhiste geç kalındığında tedavi şansının kaçırılabildiğini söylüyor. Göz tembelliğinin çocuğun ileriki hayatında meslek seçiminde bile karşısına bir sorun olarak çıkabilen bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Şahbaz şöyle konuşuyor: “Doğumdan itibaren her iki gözü sağlıklı görsel uyarı alan çocuklar, bu iki gözden gelen görüntüleri beyinde birleştirip tek bir görüntü olarak algılamayı öğrenir. Bunun gelişimine engel olan her durum göz tembelliği (ambliyopi) ile sonuçlanır. Göz tembelliği esas olarak beyinde görme ile ilgili alanların fonksiyonlarının gelişmemesi, gözlerde tek taraflı veya çift taraflı görme keskinliğinde azalmadır. Erken tanı ve tedavi ile göz tembelliğini tedavi etmek mümkündür. Göz tembelliğinin çocukluğun erken ilk yıllarında (8-9 yaş) tedavi edilebileceği kritik bir dönem vardır.”

Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz

Dr. İbrahim Şahbaz

6 yaşına kadar yılda bir düzenli muayene şart!

Gözlerde kayma (şaşılık) olması, iki gözün gözlük numalarının birbirinden çok farklı olması, göz kapağında düşüklük veya doğumsal kataraktın göz tembelliğinin başlıca nedenleri arasında yer aldığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Şahbaz “Göz tembelliğinin nedeni şaşılık veya göz kapağında düşüklük ise aile bu tür durumları genellikle fark eder ve çocuğunu göz doktoruna muayeneye getirir; hasta, tanısını alır ve gerekli tedavisi başlar. Ancak göz tembelliğinin nedeni iki gözün gözlük numarası arasında farklılık veya yüksek gözlük numarası ise çocuğun dış görünüşünde farklılık olmadığı için dışarıdan ailenin anlaması mümkün değildir. Genellikle bu durumlarda, rutin göz muayenesi yapılmamışsa çocuk geç tanı alabilir” diyor. Geç tanı alınmasının gecikmiş tedavi anlamına geldiğini, bunun da tedaviye zor cevap verilmesine yol açtığını vurgulayan Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, bu nedenle tüm çocukların doğum ile beraber 3. ve 6. ay da dahil olmak üzere her yıl 1-6 yaş arasında rutin göz muayenesi olmasının son derece önemli olduğunu söylüyor.

Acıbadem

 Tedavide 9 yaş kritik sınır!

Erken tanı ve tedavi ile göz tembelliğinin tedavi edilebildiğini, özellikle 9 yaşına kadar tedavi edilebildiği kritik bir dönem olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, öncelikle göz tembelliğine neden olan hastalığın tedavi edildiğini söylüyor. Kritik yaş dönemi sonrası 12 yaşından itibaren hastalarda göz tembelliğinin kesin bir tedavisinin olmadığını vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Şahbaz şöyle konuşuyor: “9 yaşına kadar olan dönemde öncelikle göz tembelliğine neden olan hastalık tedavi edilir. Göz tembelliğinin cerrahi bir tedavisi yoktur. Buna neden olan şaşılık veya göz kapak düşüklüğü ise, öncelikle bu durumlar cerrahi ile tedavi edilir. Gerekirse gözlük kullanımına başlanır ve daha sonra hastanın yaşına ve görme tembelliğinin derinliğine göre belirlenen sürelerle sağlıklı göze kapama tedavisi planlanır. Kapama tedavisi ile birlikte CAM tedavisi de uygulanabilmektedir. Ancak 12 yaşından sonra bazı Nörovizyon tedavisi gibi yöntemlerle çok az da olsa olumlu sonuçlar alınsa da çoğunlukla kesin tedavi imkanı ortadan kalkmaktadır.”

Göz sağlığını bozan, dijital ekranlar ve açık havada yetersiz zaman geçirmek!

Göz sağlığını bozan, dijital ekranlar ve açık havada yetersiz zaman geçirmek!

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisiyle birlikte C (Covid) kuşağı çocukların ilgi alanları ve öğrenme şekilleri, önceki kuşaklardan tamamen farklılaşarak, dijitalleşiyor. Ancak günümüzde dijital teknoloji kullanımının artması ve açık havada geçirilen zamanın azalması, göz sağlığı açısından önemli riskleri de beraberinde getiriyor. Örneğin çocuklarda miyopi, göz kuruluğu ve göz kuruluğuna bağlı istemsiz göz kırpmalarına yol açması gibi! Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, çocuklarda Covid pandemisiyle birlikte özellikle miyopi, bir başka deyişle uzağı görememe sorununun çok daha sık görüldüğüne dikkat çekerek, “Günümüz çocukları pandemiyle beraber dijital cihazlarla çevrili bir dünyada büyür hale geldi. Ekranlı dijital cihaz kullanım alışkanlıklarının artması ve açık havada daha az zaman geçirmek, çocukların göz sağlığını tehdit eder hale geldi. Özellikle göz hastalıkları arasında en yaygın görülen miyopi, pandemiyle birlikte çocuklarda artan sıklıkla görülmeye başlandı.” diyor.

Pause Dergi

Dr. İbrahim Şahbaz

Uzun süre dijital ekran kullanımına dikkat!

Miyopi, günümüzde dünya çapında önemli sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor. Dünyada yaklaşık 2,5 milyar insanda miyopi olduğu belirtiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, 2050 yılına kadar bu sayının bu sayının 4,8 milyara ulaşacağını öngörüyor. Dijital ekran kullanımı ile miyopinin oluşum mekanizması henüz tam olarak bilinmiyor. Ancak dijital ekranla uzun süre yakın göz temasının ve elektronik ekranlı cihazlı kullanımının miyopiye yol açtığı düşünülüyor. Akomadasyon, bir başka deyişle gözün bir cisme odaklanmak için kendini düzenlemesi sürecinde ekranda hızla değişen görüntüleri yakalama çabası, nesnelerin retinanın odağına getirilmesini sağlayan silyer kasının sürekli kasılmasına neden oluyor. Bu tablo sonucunda kalınlığı artan lensin intraoküler, yani göz içi basıncını yükseltmesinin gözde miyopi oluşumuna neden olacağı öne sürülüyor. Aşırı uyumun da (uzun zaman yakına bakma) gözün beyaz renkli görünen kısmı olan sklerada gerilmeye sebep olduğu ve gözde kusursuz göz gelişimini sağlayan aksiyel uzamayı etkilediği, bu yolla miyopiye yol açtığı düşünülüyor.

Dijital cihazlar gözleri de kurutuyor!

Dijital cihazların aşırı kullanımının oluşturduğu bir başka önemli sorun da ‘kuru göz’ gelişimine yol açabilmesi. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, normalde gözümüzü dakikada 17-26 kez kırptığımızı belirterek, “Ancak sık bilgisayar kullananlarda göz kırpma sayısı dakikada ortalama 4-12 kırpmaya kadar düşüyor. Bunun sonucunda gözü temizleyen, nemlendiren ve yabancı cisim ile tahriş oluşturabilecek maddeleri gözden uzaklaştıran gözyaşı tabakasının buharlaşması artıyor ve gözyaşı tabakası göz kıpmanın az olması nedeniyle yenilenemiyor. Ayrıca gözyaşında buharlaşma miktarı da artıyor. Tüm bunlar gözlerin kuruması veya önceden varsa yakınmaların daha da artmasıyla sonuçlanıyor” bilgisini veriyor.

Çocukların açık havada zaman geçirmesi önemli

Dijital cihazlar karşısında uzun zaman geçirmenin yanı sıra açık hava etkinliklerinin yetersiz olması da göz sağlığını olumsuz etkileyen başlıca faktörlerden. Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, “Açık havada zaman geçirmek, biyolojik ritmi ve hormonal dengeleri olumlu yönde etkilemesi nedeniyle çok önemli. Açık havada UV ışığına maruz kalınıyor ve bu dopamin salınımını artırıyor. Bu durum da gözde miyopi gelişmesine sebep olan göz uzunluğunun büyümesini azaltıyor. Dolayısıyla çocukların her gün düzenli olarak açık havada zaman geçirmeleri de göz sağlığı için büyük önem taşıyor.” diyor.

Dijital ekranda oyun süresi kısıtlanmalı

Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, elektronik eğitimin de toplam eğitimin yüzde 30’undan fazla olmaması gerektiğini vurgulayarak, “Elektronik cihazların kullanıldığı ev ödevlerinin günde 20 dakikadan fazla olmamasına dikkat edilmeli. Çocukların ödevlerini yaparken 20 /20/20 kuralı gereği olarak, 20 dakikada bir 20 saniye gözlerin ekrandan uzaklaştırılması ve 6 metre ve uzağa bakılması son derece önemli. Bunların yanı sıra dijital ekranda oyun süresini kısıtlamak, yaşa uygun bir kısıtlama geliştirmek ve aşırı çevrimiçi video oyunlarını engellemek de alınması gereken diğer önlemleri oluşturuyor.” diyor.

Pause Dergi

Göz sağlığı için 5 önemli kural!

Dijital ekranlı cihazların kullanımında ve ortamın aydınlatılmasında önerilen kurallara uyulması bilhassa gelişim döneminde olan çocukların göz gelişimi ve göz sağlığı üzerinde büyük önem taşıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz, çocukların göz sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken 5 önemli kuralı şöyle sıralıyor:

  • Göz yorgunluğu ve kuruluğuna karşı çocuğunuzun 20/20/20 kuralını uygulaması çok önemli. Yani, her 20 dakikada bir, 20 saniye ve 20 feet (yaklaşık 6 metre) ötesine bakmalı. Bu periyod üç defa tekrarlandıktan sonra bir saat ara verilmesi öneriliyor.
  • Dijital ekranların pozisyonunda 30-60-300 kuralına uyulması da büyük öneme sahip. Cep telefonunun 30 cm, bilgisayarın 60 cm ve televizyonun 300 cm uzakta kalacak şekilde olması öneriliyor.
  • Ekranın göz seviyesinden 15-20 derece aşağıda olmasına gözen gösterin.
  • Ortam ışığının endirekt, homojen ve sarı olmasına dikkat edin.
  • Çocuğunuzun gözlerini dijital cihazlardan gelen mavi ışıktan korumanız da öneriliyor. Mavi ışık filtreli gözlük camları, dijital ekranlarda mavi ışığı filtreleyen uygulamalar gibi önlemler alabilirsiniz.