Yazılar

Genellikle göz ardı ediliyor, ancak…

Genellikle göz ardı ediliyor, ancak…

Kadın hastalıklarında erken teşhis ve tedavi hayat kurtarıyor. Ancak geç kalındığında tedavisi oldukça güçleşen ciddi hastalıkların belirtileri kadınlar tarafından ‘strestendir’ veya ‘önemli bir sorun yoktur’ düşüncesiyle göz ardı edilebiliyor. Oysa dikkate alınmayan adet düzensizliği, ara kanamalar ve sık idrara çıkma gibi belirtiler, ciddi hastalıkların habercisi olabiliyor.  Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, “Kadınların herhangi bir yakınmalarında hekimlerine başvurmaları çok önemlidir. Zira, erken tanı ve tedavi sayesinde pek çok hastalık daha ciddi sağlık problemlerine yol açmadan tedavi edilebilir. En önemlisi ise hiçbir yakınması olmasa bile kadınların 21 yaşından itibaren her yıl düzenli jinekolojik muayenelerini ihmal etmemeleridir. Örneğin, smear testi sayesinde hücresel değişimler rahim ağzı kanserine dönüşmeden tedavi edilebilir. Ayrıca yine düzenli kontrollerini yaptıran kadınlar, genelde belirti vermeden ilerleyen yumurtalık kanserine karşı önemli avantajlar elde edebilirler” diyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, kadınların mutlaka hekime başvurmaları gereken 7 sinyali anlattı; önemli uyarılarda bulundu.

Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın

Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın

Adet düzensizliği ve ara kanamalar

Adet düzensizliği asla ihmal edilmemesi gereken önemli belirtilerden. En sık aşırı stres veya egzersiz, hızlı kilo alıp–verme, polikistik over sendromu (PCOS), tiroit veya prolaktin hormonu problemlerinden kaynaklanıyor. Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, “Ayrıca aşırı ve yoğun  miktarda görülen uzun süreli adet kanamalarında mutlaka jinekolojik değerlendirme yapılması gerektiğine işaret ederek, “Yoğun adet kanamaları endometrial polip, miyom, rahim duvarı kalınlaşması, rahim ağzı ve endometrium kanserinin önemli bir belirtisi olabilir” diye konuşuyor.

Kasık ağrısı, karında şişlik

Kasık ağrısı; enfeksiyonlar, miyomlar, yumurtalık kistleri ve endometriozise işaret edebiliyor. Ağrıya vajinal akıntı eşlik ediyorsa pelvik enfeksiyonu açısından değerlendirmek önem taşıyor. Antibiyotik tedavisine rağmen ateş, şiddetli karın ve bel ağrısı oluşursa; rahim, yumurtalık ile tubaların enfeksiyonu ve abse açısından ileri tetkik gerekebiliyor. Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, kadınlarda gelişen kasık ağrısına endometriozis hastalığının da neden olabileceğine dikat çekerek, “Endometriozis rahim içini kaplayan dokunun rahim dışında, endometrioma (çikolata kisti) ise endometriozisin yumurtalıklarda olmasıdır” diyor.   Kasık ağrısına adet gecikmesi eşlik ediyorsa altta yatan etkenin dış gebelik olabileceğini vurgulayan Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, “Eğer karın ağrısı ve karında şişlik belirtilerine  kilo kaybı da eşlik ediyorsa hasta yumurtalık kanseri açısından tetkik edilir. Yumurtalık kanseri genelde ileri evrede belirti verdiği için yıllık jinekolojik muayeneler, erken tanı ve tedavide büyük önem taşır” diyor.

Genital siğiller

Genital bölgede kabarık ve genellikle deri renginde  olan lezyonlar ‘genital siğil’ olabiliyor. Değişik görünümde, renkte ve çeşitli  yaygınlıkta görülen bu siğiller en sık Human Papilloma Virüsü’nden (HPV) kaynaklanıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, siğillerin çoğunlukla şikayet oluşturmadıklarını ve nadiren kaşıntıya yol açabildiklerini belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Siğillerin yüzde 90’ından sorumlu olan HPV tip 6 ve 11 rahim ağzı kanseri açısından düşük risk grubunda yer alır. Ancak diğer alt grupların da eşlik edebilmesi nedeniyle rahim ağzı kanseri tarama testlerinin mutlaka yapılması gerekir”

Cinsel ilişki sonrasında kanama

Cinsel ilişki sonrasında oluşan vajinal kanama; vajinal enfeksiyonlar, rahim ağzında oluşan polipler, çok daha önemlisi rahim ağzı kanseri lezyonlarına bağlı görülebiliyor. Rahim ağzı kanserine en sık yol açan etkenin genellikle cinsel yolla bulaşan Human Papilloma Virüsü (HPV) olduğuna dikkat çeken Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, “Bu virüs cinsel ilişki sonrasında vajinal kanamayla da kendini belli edebilir, ancak hastalığın erken dönemlerinde şikayet vermeyebilir. Bu nedenle jinekolojik muayene esnasında yapılan Smear – HPV testleri büyük önem taşır. Tarama testleri (Smear -HPV testleri)  ile kanser öncüsü lezyonlar tespit edilebilir. Erken tanı ve doğru tedaviyle rahim ağzı kanserinin gelişimi önlenebilir” bilgisini veriyor.

Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın

Vajnal akıntı

Fizyolojik vajinal akıntı kokusuz, şeffaf ve renksiz oluyor. Vajina florasında  birtakım yararlı mikroorganizmalar baskındır. Çeşitli sebeplerle flora dengesinin bozulması vajinal akıntıda değişikliklere  yol açabiliyor. Vajinal akıntı sarı ya da yeşil renkli ve kötü kokulu ise buna kasık veya bel ağrısı ile kaşıntı şikayetleri eşlik ediyorsa, nedeni enfeksiyon olabiliyor. Gonore, klamidya, üroplazma veya mikroplazma gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların varlığında eşlere antibiyotik tedavisi planlanıyor.

Menopoz döneminde kanama

Son adet tarihinden bir yıl sonra görülen vajinal kanamalarda mutlaka hekime başvurulmalı. Zira bu kanamalar; vajinal kuruluğa bağlı olarak vajinal atrofi kanamaları, endometrial hiperplaziler (rahim iç zarının kalınlaşması), rahim ağzı ya da endometrium kaynaklı polipler, miyomlar, dahası rahim ağzı ve endometrium kanserlerinin habercisi olabiliyor. Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, bu nedenle menopozda gelişen kanamaların mutlaka önemsenmesi gerektiği uyarısında bulunarak, “Bu kanamalarda jinekolojik muayenenin yanı sıra rahim ağzı kanseri tarama testleri ve ultrasonografi  yöntemlerine başvurulur. Rahim içi zarının kalın olduğu tespit edilirse, endometrial biyopsi seçenekleri değerlendirilmeli ve patoloji incelemesi yapılmalıdır” diyor.

Sık idrara çıkma

Kadınlarda sık idrara çıkma sorunu çeşitli sağlık durumlarından kaynaklanabiliyor. En yaygın sebepler arasında idrar yolu enfeksiyonları, üriner inkontinans ve bazı kronik durumlar yer alıyor. İdrar yolu enfeksiyonları, bakterilerin üriner sisteme girmesi ve enfeksiyona yol açmasıyla karakterizedir.  Bu durum, sık idrara çıkma, yanma hissi ve idrar yaparken acı gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Üriner inkontinans ise idrar kesesinin kontrolünün kısmen veya tamamen kaybedilmesi durumudur ve sık idrara çıkma, idrar kaçırma ile ani idrar ihtiyacı gibi semptomlarla ortaya çıkıyor.

Kış hamileliğinde şunlara dikkat edin!

Kış hamileliğinde şunlara dikkat edin!

Anne adaylarının hayatındaki en özel dönemlerden biri olan hamileliğin kış aylarına denk gelmesi, kışa özgü bir takım önlemler almayı gerektiriyor. Zira soğuyan havalar hastalıklara davetiye çıkarırken, kapalı mekanlarda geçirilen sürenin uzamasıyla viral enfeksiyon riski de artıyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın kış aylarında başta solunum sistemi hastalıkları olmak üzere özellikle viral hastalıklarda artış olduğuna değinerek “Hamileler, bağışıklık sistemini güçlü tutmak için kış aylarında beslenmeden yeterli sıvı tüketimine, hareketsiz kalmamaktan bulundukları ortamı havalandırmaya dek bir çok noktaya dikkat ederek olası risklere karşı korunabilirler” diyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, kış hamileliğinde dikkat edilmesi gereken 6 öneriyi anlattı, önemli açıklamalarda bulundu

Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın

Sağlıklı beslenin

Annenin sağlıklı beslenmesi, bol vitamin ve mineral içeren kış sebze ve meyvelerini yeterli miktarda tüketmesi annenin bağışıklık sistemini güçlü tutmada ve bebeğin sağlıklı gelişiminde önemli rol oynuyor. Beslenme yetersizliği, aşırı kalori alımı ya da dengesiz beslenmenin; düşük riski, gestasyonel diyabet (gebelik diyabeti), gebeliğin hipertansif hastalıkları, düşük doğum ağırlığı ve erken doğum gibi riskler oluşturabildiğini belirten Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın “Bebeğin nörolojik gelişimi için omega desteği oldukça önemlidir. Bu nedenle haftada 2 gün balık tüketilmesi tüm gebelere tavsiye edilmektedir. Dip balıklarını önermiyoruz. İstavrit, palamut, hamsi gibi yüzey balıkları ve somon tercih edilebilir. C vitamini bağışıklık sistemini güçlü tutmada önemli olduğundan özellikle turunçgiller ihmal edilmemeli. Yeşil yapraklı sebzeler içerdikleri lif, demir, folik asit, vitaminler açısından oldukça zengindir. Aynı zamanda bağışıklık sistemi ve bağırsak düzenine yardımcı olur. Tüm sebze ve meyvelerin mutlaka çok iyi yıkanmış olmasına ayrıca dikkat etmek gerekir.” diyor.

Her gün dışarı çıkın

Kış aylarında güneş yüzünü çok göstermese de anne adayının her gün dışarı çıkması büyük önem taşıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın şöyle konuşuyor: “Her gün düzenli olarak 15-30 dakika güneşe çıkmak kış mevsimi de olsa faydalıdır. Güneş ışınları anne ve bebekte kemik gelişimi ve bağışıklık sisteminde önemli rol oynar. Kış aylarında güneşlenme imkanının azalmasından dolayı gerekli durumlarda D vitamini ve kalsiyum desteği almak gerekebilir. Gebelikte süt, süt ürünleri, yoğurt, balık ve yumurta gibi kalsiyum, fosfor ve D vitamininden zengin yiyeceklerin tüketilmesi önerilir.”

Grip aşısı yaptırın

Kış aylarında sık görülen gripten (influenza virüsü) korunmanın en etkili yollarından birinin grip aşısı yaptırmak olduğunu vurgulayan Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın “Grip aşısı canlı virüs içermeyen, gebelikte ve emzirme döneminde kullanılabilen güvenli bir aşıdır. Grip bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle gebelerde ağır seyredebilir. Bu nedenle özellikle salgın dönemlerinde yani ekim -kasım aylarında gebeliğin 2. ve 3. trimesterinde olan gebelere grip aşısı öneriyoruz” diyor.

Pause Dergi

Günde 1.5-2 litre su için

Kışın su içme ihtiyacı azaldığından, su içmek için susamayı beklememek gerekiyor. Günde 1.5-2 litre su tüketilmesi şart. Kış aylarında bitki çaylarının aşırı tüketilebildiğini, ancak her bitki çayının gebeliğe uygun olmadığını vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, günde iki bardağı geçmemek koşulu ile kuşburnu, ıhlamur, papatya, nane, zencefil içeren çaylar tüketilebileceğini; adaçayı ve yeşil çayın ise rahimde kasılmaları uyarabileceğinden dolayı gebelikte tüketilmesine olumlu bakmadıklarını söylüyor.

Açık havada her gün 30 dakika yürüyüş yapın

Açık havada her gün 30 dakika yürüyüş yapmak çok önemli. Gebeliğin 12. haftasından itibaren gebelik pilatesi ve yoga yapmak gebelik ve doğum sürecinde olumlu destek sağlıyor. Gebeler için en faydalı sporlardan birinin de yüzmek olduğunu belirten Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın “Suyun kaslar üzerine olumlu ve rahatlatıcı etkisi nedeni ile özellikle sırt ve bel ağrısı olan gebelere yüzme önerilir. Hijyenine güvenilen ve uygun sıcaklıkta olan havuza girilmesinde sakınca yoktur. Ancak vajinal kanama, akıntı, karında kramplar olması durumunda havuza girilmesini tavsiye etmiyoruz.” diyor.

Bulunduğunuz odayı sık sık havalandırın

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın “Kış ayları da olsa bulunulan ortamın sık sık havalandırılması ve nemlendirilmesi gerekir. Ortamın sıcak ve kuru olması nedeniyle gebelerde burun kanamalarına sık rastlanıyor. Ayrıca cilt kuruluklarını ve çatlakları önlemek için sıvı tüketimine dikkat edilmesinin yanı sıra, uygun nemlendirici kremler kullanarak cilt kuruluklarının önüne geçilmelidir. Karlı ve yağışlı havalarda kaygan zemine karşı da dikkatli olmalı, topuklu ayakkabılardan uzak durulmalıdır.” diyor.