Doğuş Çabakçor “EĞLENCE SEKTÖRÜNÜN GELİŞİM MÜHENDİSLİĞİNİ YAPIYORUZ”
Doğuş Çabakçor “EĞLENCE SEKTÖRÜNÜN GELİŞİM MÜHENDİSLİĞİNİ YAPIYORUZ”
Röportaj: Ahu Çağdaş
Milyonla liraların döndüğü “Eğlence Sektörü” aslında ekonomiye güç katan önemli destek kollarından biri… Bu sektörü sadece müzik dinlemek, eğlenmek olarak düşünmemek gerekiyor. Yeme içmeden, ev dışı tüketime, ulaşımdan, istihdama kadar lüks kategoride hizmet verilen bir alanda ciddi bir sermayenin dönmesi sağlanıyor… Bu sektöre öncülük edebilmek, bir marka olabilmek, etkileşim sağlayabilmek ise çok ciddi bir iş kafasına sahip olmayı gerektiriyor. Eğlence sektörünün yöneticileri diye, konumlayabileceğimiz isimler örneğin bir DJ düşünün; her gün ayrı bir insan gurubunu, ayrı bir ortamı, ayrı bir kurumsal markanın eğlence dünyasını, her gün ayrı bir kitleyi yönetmenin sorumluluğunu üsteleniyor. Yüzlerce binlerce insanı gittiği yere sürükleyebiliyor.
Bir CEO’nun yöneticiliğini yaptığı kurumda her gün aynı kişileri yönetmek de bile yüzlerce güç durumla karşılaşılırken hizmet sektörü, eğlence sektöründe ismini markalaştırmak hiç kolay bir şey olmasa gerek. Üstelik oluşturduğunuz markanın; eğlence sektöründe çekim kuvvetti yaratması, etkileşim sağlaması, eğelenmeye gelen kitlenin kaliteli bir çizgide tutulması, o alanda kendini göstermek isteyen sponsor markaların beklentisinin başarı ile karşılanması derken çok çaba, dikkat ve disiplin gerektiriyor. Pause dergide bu ay “eğlence sektörünün mühendisliğini yapıyoruz” diyen dünyaca ünlü Türk DJ Doğuş Çabakçor ile görüştük. Sektörü, sektörün ihtiyaçlarını, ön yargıları konuştuğumuz sevgili Doğuş ile merak ettiğiniz her şeyi konuştuk. Sizler için hazırladığımız keyifle okuyacağınız söyleşi ve fotoğraf çekimlerini; Galataport’un en değerli konumlamasında yer alan butik ve kişiselleştirilmiş lüksü odağına alan “The Maestro Hotel”in muhteşem ev sahipliğinde gerçekleştirdik. Değerli yöneticilerine ve çalışanlarına buradan da teşekkür ederiz.

Müzik kariyerinizdeki en önemli dönüm noktası ne zaman oldu?
Coco Clementine partisi sanırım 2008 yıllarıydı… O parti sonrası bana Miami’den teklif geldi ve ben bir buçuk iki ay oraya çalmaya, kalmaya davet edildim. Hemen akabinde W İstanbul’da çalışmaya resident DJ olmaya başladım. Gelecek vaat eden yedi DJ den biri olarak seçilip ufak çapta bir dünya turuna çıktım. Yaklaşık on beş ülke dolaştım. Ardından 2012 Londra Olimpiyat oyunlarında David Guetta ile aynı sahnede çaldım. Bunlar çok kazanımlar.
Müzik tarzınızı nasıl tanımlarsınız ve bunu oluştururken nelerden ilham aldınız?
DJ lik yaparken karşındaki kitleyi en şaşırtan ya da en çok eğlendiren şey; hiç beklenmedik tınılarla karşılaşmasıdır. Yıllardır gözlemlediğim hiç beklenmedik bir anda, beklemediğiniz bir müzik bir şarkı girdiğiniz zaman dinleyiciler daha çok heyecanlanıyor ve daha çok eğlenmeye başlıyorlar. Dolaysıyla ben biraz beklenmedik şeyleri yapmayı ve buna uygun bir tarz belirlemeyi seviyorum. Söyleyebileceğim net şu tarzda müzik çalarım diyemem. Yirmi sene oldu. Müzik dinlemeyi sevdiğim için farklı müzik tarzlarına hakimim… Ama bana şahsen sorsanız çalmaktan en çok keyif aldığım müzik Afro ve melodic house diyebilirim

Kariyeriniz boyunca çalıştığınız en büyük marka iş birlikleri neler oldu ve bu iş birliklerinin size kattıkları nelerdir?
Herhangi bir markadan bana bir teklif geldiği zaman birincil önceliğim ticari olarak bakmıyorum ben o teklife… Çünkü bu markaların çok uzun süredir global ölçekli ve her kes tarafından bilinen markalar olduğu için bunların bana paradan daha öte katabileceği bazı şeyler var. Bana hangi fırsatları sunabilirler, benim hangi özelliğim o markanın hangi özelliği ile örtüşebilir bunlar benim açımdan çok önemli… Ve ilk başta aklıma gelen W Otelleri diyebilirim. Yurtdışında çok fazla partilerine davet edildim. Çok fazla kontaklar sağladım. Sonra uzunca bir süredir iş birliğim devam eden bir başka büyük marka Adidas… Aslında çok fazla marka ile iş birliği yaptım ve çok da fazla keyif alıyorum markalarla is birliği yapmaktan. Bu yıl bitmeden çok başarılı birkaç marka ile yine iş birliklerim olacak. Sürprizleri bekleyelim…
DJ’lik kariyerinizde karşılaştığınız en büyük zorluklar neler oldu ve bu zorlukları nasıl aştınız?
Açıkçası bu soruyu duyunca aklıma ilk gelen zorluk Pandemi dönemi oldu. Pandemi de biliyorsunuz bütün müzisyenler, DJ’ler maalesef hepsi evlerinde oturmak zorunda kaldı. O dönem ben bir değişiklik yaptım. Halihazırda bir YouTube kitlesi ile interaktif olarak iletişimde olduğum için, o dönem eğlenerek evde çaldığım müzikleri insanlarla paylaştım ve bu şekilde dezavantajı, avantaja çevirmiş oldum. Süreci iyi yönettiğimi düşünüyorum. Etkileşimlerime ara vermedim.

Müzik endüstrisindeki teknolojik gelişmelerin Dj’lik kariyerinize etkisi nedir ve bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
DJ’lik ile teknoloji aslında çok ayrı kulvarda yürüyen iki ayrı başlık. Ben bu işe amatör olarak başladığım yirmi sene önce analog dönemden, dijital döneme yeni yeni geçiliyordu ve gerçekten bizim o zamanlarda kullandığımız ekipmanlarla şu an kullandıklarımız arasında inanılmaz bir fark var. Eskiden sadece duyarak yapılan bir meslekti ama günümüzde bakıyorum ki çoğu genç arkadaşım müziği dinleyerek mixlemekten ekrana bakarak yapıyor. Yani dinleyerek değil görerek mixliyorlar… Ben buna çok karşıyım. Çünkü Müziğin doğasında görerek ve hissederek çalabileceğiniz, DJ lik yapabileceğiniz bir olay. O yüzden ben teknolojiyi bu yönde geliştiği için herkesin DJ’lik yapabilmesi için bir kolaylık sağlaması olarak görüyorum. Ama bir yandan da gerçekten o DJ’lik hissini de büyük bir ölçüde törpülediğini düşünüyorum.
Sosyal Medyanın müzik endüstrisine etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu platformları nasıl kullanıyorsunuz?
Yani bütün dünya sosyal medya üzerinden dönüyor diyebilirim. Markaların reklam bütçeleri her geçen gün dijitale daha fazla yatırım yapıyor. DJ’lik artık bir Show business… Eskiden rock yıldızları nasıl Showlar yapıyorlarsa kıyafetleriyle, sahne performanslarıyla. Şu an bu dönem DJ’lik yapanlar için geçerli. Ve bunu yaptıkları zaman kitlelere ulaştırmanın en efektif yolu sosyal medya… O yüzden doğru kullanıldığı zaman sosyal medyanın gücü DJ’lik ve müzik endüstrisi için tartışılamaz en önemli etken diyebilirim.

İş dünyası ile olan ilişkinizi nasıl yönetiyorsunuz? Müzik kariyerinizle iş dünyası arasında nasıl denge sağlıyorsunuz?
Benim profesyonel mesleğim evet DJ lik… Yirmi seneyi geride bıraktım. Bu çok ciddi bir süre… Ama bir taraftan da bu kadar iş, bu kadar insan, bu kadar marka, bu birliktelikler ola ola bu güne vardık… Bir yandan da Doğuş Çabakçor’u bir marka olarak düşünün; bunun bir müzik tarafı olan, bir yandan anlaşmaları marka iş birlikleri olan, bir yandan sosyal medya projeleri olan, bir yandan öğrenci yurdu olan, tekstil markalarıyla ve bir yandan da diğer işlere yaptığım yatırımlarla kendimi çok yönlü bir insan olarak değerlendiriyorum. Müzik kariyerim beni yeni insanlarla tanıştırma konusunda çok yardımcı oluyor. Sosyal bir iş. Böylece çok güzel bağlantılarla, çok güzel insanlarla tanışıyorum. Bu sayede farklı sektörlerde farklı iş birlikleri yakalamaya çalışıyorum.
Seyahat etmeyi sever misiniz?
Çok seviyorum. Hatta bu mesleği yapmamdaki en büyük etken bol bol seyahat etme isteğimdi diyebilirim. Seyahat etmek benim olmazsa olmazım.

Hayata bakış açınız nasıl? Rahat bir insan mısınız, nasıl bir yapıya sahipsiniz?
Elimden geldiğince relax olmaya çalışıyorum ama yapamıyorum. Çok kontrolcüyüm. Her şeyi çok fazla ciddiye alıyorum. Mesleğimi, yaptığım işi… Saygısızlığa ve haksızlığa asla gelemiyorum… O yüzden biraz ciddi biraz da kontrolcü bir yapım, bakış açım var hayata karşı.
İdolüm dediğiniz biri var mı?
İdolüm olmadı hiçbir zaman… Bunu çok samimi söylüyorum. Ne bir kişiye hayranlığım ne de bir insanı kafamda devleştirmek gibi bir düşünce asla yapmadım. Hiç kimseyi içimde devleştirmedim.
Çocukluğunda hayalini kurduğunuz işi yaptığınızı söyleyebilir misiniz?
Evet.. Diyebilirim aslında çünkü; çocukluğumda ve ilk başlarda teknolojiye, bilgisayara fazlaca merakım olduğu için bilgisayar mühendisliği düşünüyordum ama sonuçta bizim yaptığımız iş de “Müzik Mühendisliği”… Her gün her akşam, farklı insanların olduğu farklı bir kitle var. Yaratıcılığa çok fazla ihtiyacı olan bir alan…

Sizce başarının sırrı nedir?
Bu konuda herkes farklı şeyler söylüyor ama ben biraz kendi kurallarımdan geri adım atmayı seven biri değilim. Neyi yapmaktan hoşlanıyorsam kendi mesleğimde ve onun doğru olduğunu düşünüyorsam sonuna kadar onun savunucusu oluyorum. Yaptığım iş bazılarının hoşuna gitmese de eğer yaptığım şeyin doğru olduğunu düşünüyorsam iş açısından; tabi ki burada bir bencillik söz konusu değil ama eminsem, düşüncemin arkasında istikrar ve disiplinle dururum kesinlikle. Hayal kurmak çok önemli. Her kesin belirli periyodlarda hayallerinin olması çok önemli. Örneğin benim 20 yaşındayken 25, 30 yaşındayken 35 için yani hep böyle benim beş yıllık hayallerim olurdu. Bunlardan bazen çok ileride kalıyorsunuz, bazen de gerisinde kalabiliyorsunuz. Önde giderken tabiki bir problem yok ama geride kaldığınızda bir hatırlayıp hızlanabiliyorsak bu insanı bayağı bir kamçılıyor. Benim için başarının sırrı hayallere tutunmak diyebilirim.
DJ’lik mesleğini değerli kılan size göre nedir? En çok neye dikkat edersiniz?
Popüler olmak için yapılabilecek bir iş değildir. Prensipli olmak gerekir. Mesleği değerli kılan şey; yan yana iş yaptığınız markalar, insanlardır… Düşünün Luxury bir mekân yapıyorsunuz içi boş kaldıktan sonra ne anlamı var? Ama bu mekâna gelen misafirlerinin çizgisi, kalitesi, feedback, sizi yani markanızı belli bir noktaya taşıyor. Bizim işimizde de her yaptığım güzel iş; emin olun bana beş yeni iş daha getiriyor. Her yaptığım kötü iş de; olabilir insanız hepimiz. Kötü günümde olabilirim, biri bana ters konuşmuştur. Ben de ona layıkı ile aynı cevap vermişimdir. Kötü feedback veriyor. Onlara çok dikkat ederim. Her iş böyle… Markaların beni tercih etme nedeni de bu… Bugün yine bir marka ile görüşmem oldu. Teklif geldi. Görüşmeyi yapan tepe isim biliyor ki; “ben Doğuş’la çalışırsam, markama uygun giyer, kurumsal paylaşımlara hassasiyet gösterir, markaya uygun paylaşımlar yapar. İnsanalar O’nu seviyor etkileşim olur.” diye planlı programlı kurumsal marka yönetimi… Eğlence sektörü gibi görünse de işin arka planında iş tarafı business tarafı çok fazla.

DJ olmak çok kolay bir iş mi?
DJ olmak çok kolay ama işin arka tarafı çok farklı… İşletme tarafı mühim…
İşin arka tarafı derken?
İşletme, business tarafı… Benim bakış açım ne yaparsam yapayım en iyisini yapmak için çalışmak üzerine odaklıdır… Meslek ön yargı ile yaklaşılan bir sektör… TEDx Konuşmacısı
olarak davet edildiğimde, ön yargılar üzerine bir konuşma yapmam istenmişti. DJ lere ön yargı her zaman vardır. Bizim iş öyle bir sektör ki; ön yargısız neredeyse bir günümüz geçmiyor. Ama insanlar anlayınca yaptığımız işin çok ciddi bir iş olduğunu fark ediyorlar. İnanılmaz bir sektör dönüyor.
Örnek verebilir misiniz bu söylediklerinize?
Fransız DJ David Guetta, çok yakın bir tarihte Türkiye’ye geliyordu. Hastalandığı için iptal oldu. Gelseydi 750 Bin Euro alıyor olacaktı. Şimdi DJ’lik mesleğine nasıl bu bir meslek değil denilebilir? İş değil denilebilir mi? Bu şekilde bir kazancı olan sektör nasıl bir meslek, ya da tercih edilen bir iş olmasın? Yine iki üç gün önce DJ Arvin geldi. Davet ettiler beni de tanıştırmak için bir geceliğine 400 bin Euro teklif alarak geldi ülkemize… Bu kadar ciddi dönen bir sektör… Globalde büyüyen bir iş, dünyada trend ve binlerce, milyonlarca genci de peşimizde sürükleyebildiğimiz bir etki alanı var. Bunun artık ön yargısının olmaması lazım.

Ön yargıyı yıkmak için neler yaptınız?
2014 senesinde DJ eğitimi vermeye başladım. Çok büyük bir ilgi etkileşim ve popülarite olduğu için mesleği ciddi ciddi anlatmaya başladım. DJ’lik yapmak isteyen çok fazla genç var ama bunun için iş kafası olması gerekiyor. Her işte çürük elma olabilir. Bir insan sabah 9 akşam 5 çalışırken de kötü alışkanlıkları olabilir ya da ev de hiçbir şey yapmayıp evinde otururken de kötü alışkanlıklara sahip olabilir. Bunu sadece DJ’ler için düşünülmemesi gerektiği, DJ’liğin aslında ne olduğunu, nasıl bir disiplin gerektirdiğini gençlere anlatırken, bir yandan da bu işin teknoloji ile beraber tekniği çok gelişmeye, değişmeye başladığı noktasında farkındalık oluşturuyorum.
DJ olmak için yetenekli olmak kafi mi?
Eskiden DJ olmak gerçekten yetenek gerektiren bir şeydi. Şimdi bu iş; yetenekten daha çok, müzik arşivi yapmak, müzik toplamak, teknoloji iyi kullanmakla örtüşür hale geldi.
Sizin bir de DJ’lik okulunuz akademiniz var? Bahseder misiniz?
Mesleğin hızlandığı zamanlardı. Çok soru alıyordum. Biz de bunu bir eğitim haline getirelim dedik. İlk başta çok profesyonelce düşünmedik. Özellikle gençlere destek veren biri olduğum için ve hiçbirimiz aynı yaşta kalmadığımız için yeni geleceklere hem biz bir şeyler katalım hem de onların enerjisinden biz yararlanalım düşüncesiyle 2014’te böyle bir eğitime başladık. Bayağı iyi oldu. Keyifli oldu. Aşırı yetenekli gençlerle tanıştım. Onların enerjisi bana enerji kattı. Sonra 2022 de bu oluşumun adını değiştirdik.

Nasıl oldu? Neden değiştirdiniz?
YouTube’a ne zaman başladığımı hatırlamıyorum. 2018 ya da 2019’da soy ismim çok popüler oldu. Eskiden sadece müzik dinleyenler ya da gece hayatının içinde olan insanlar bilirdi. Sonra birdenbire YouTube videolarım çok çok izlenmeye başlayınca; yediden yetmişe herkes takip etmeye başladı. Dolayısıyla stüdyomuzun ismini “Çabakçor Akademi”ye çevirdik. Eğitimlere aynı şekilde devam ettik. Ve böylece hem profesyonel olarak bu işi yapmak isteyenler hem de amatör ruhla hobby olarak bu işte kendini ilerletmek isteyen herkese ben ve arkadaşlarım destek olmaya çalışıyoruz.
Enteresan hikayelerle karşılaştığınız oluyor mu?
Genç arkadaşım DJ’lik eğitimi almak istiyor. Hobby olarak DJ’lik yapmak istiyor. Ailesi de; ya çok büyük bir markanın, yerin sahibinin oğlu kızı… Ya da eğitimi çok iyi gittiği için büyük potansiyeller barındıran çocuklar… Orada aileler bir şeyi gözden kaçırıyor. Herkesin; bizim yaşlardakilerin, çocukların hatta bebeklerin, orta ya da ileri yaş grubunun deşarj olacağı bir şeye ihtiyacı var… Kimi spora gider, kimisi kedisi ile vakit geçirir, kimi çiçekleriyle uğraşırken deşarj olur. Herkeste bu durum farklıdır. Mesela ben müziğin sesini açıp dinleyerek ve bağıra bağıra sözlerini söyleyerek deşarj olurdum. Bütün çocukluğum böyle geçti. Bana gelen insanlarda da biraz onu hissediyorum aslında… Müzik dinlemeyi çok seven ve neden bu çok sevdiğim şeyi bir hobby haline dönüştürmüyorum deyip gelenler var. Tabi bunu aileye izah etmek kolay olmuyor. Ön yargılar var. Benim çocuğum lisede okul eğitimi alıyor. Üniversite eğitimi alacak gibi… Orada biz biraz bunu anlatmaya çalışıyoruz.

Ortam nasıl? Kaç öğrenci yetiştirdiniz?
Bizim orada arkadaşlık ve birbirine destek vermek çok fazla var. Çünkü; herkesin farklı özellikleri var. Biz hep beraber imece usulü birbirimize destek olarak yeni DJ’ler yetiştiriyoruz. Şu ana kadar benden 260 civarı kişi çıktı benden…
Çoğunluk kız mı, erkek mi? Nasıl bir fark var aralarında?
Yüzdesel olarak veremeyeceğim ama erkekler daha ağırlıkta…
Sadece tarzları farklı. Kız öğrenciler geldiği zaman; iki üç arkadaş birlikte grupları ile geliyorlar. Erkekler ise gruplarıyla değil tek gelmek istiyorlar. Aradan sıyrılıp grupta farklı bir yönle sivrilmek istiyor erkekler.
Sizce erkekler neden böyle bir tutum içinde?
DJ’ lik havalı bir iş. Hem görünürlük, bilinirlik olarak hem de kabine geçtiğiniz zaman… İyi müzik çalabiliyorsan, popülariten varsa, herkesin gözü senin üzerinde oluyor. Erkekler bu popülariteyi kendileri yaşamak isterken diğer bir taraftan da kimse ile paylaşmak istemiyorlar. Kızların geliş sebebi biraz daha farklı. Onlar bu işi gerçekten sevdikleri için ya da hobi olarak ilerletmek istedikleri için geliyorlar.

Öğrenmek için gelip çalanlar var mı?
Öğrenmek için gelen ama çok profesyonel olup, bizden çıkıp iki üç yerde çalan kız arkadaşlarımız da var. Erkeklerin sayısı kızlara göre çok daha fazla… Birçok mekânın resident DJ’i benim akademimden çıkma… Benim yapmaya çalıştığım amaçladığım da bu… Hep şunu söylüyorum. Ben bugüne kadar örnek 100 tane kapı açtım. Bir şeyler yarattım. Arkamdan gelen herkese de elimden geldiğince destek oluyorum ama bir yerde bu pil bitiyor. Eskiden kendimi hatırlıyorum. On yıl önce iki gece uykusuz kalırdım. Devam ederdim. Şimdi bir gece uykusuz kalıyorum ertesi gün insanın aklı karışıyor. Yani dedim mi demedim mi? Mesajı attım mı atmadım mı double check yapmak durumunda kalıyorum. O yüzden yeni gelenlere hep diyorum ki; biraz da siz kapı açın, siz bana yol gösterin. Çünkü jenerasyonlar arasında bir fark var. Benim mesela bir şarkım TikTok da çok popüler oluyor. Benim tabi ki bundan haberim oluyor ama onların benden daha önce haberi oluyor. Ben onlardan bunu istiyorum.
Maddi bir beklentiniz var mı?
Onlardan hiçbir maddi gelir kaynağım ya da bir çıkarım yok. Hatta çaldığım yerlerde ya da çalacağım yerlere ben onların çalması için destek olmak istiyorum. Bundan da dolayı hiçbir ticari ilişkim yok. Onlar çalsın, onlar mutlu olsunlar. İşlerini iyi yapsınlar çünkü DJ’lik mesleğini ayaklar altına aldırtmamaya çalışıyorum. Çünkü gerçekten; sadece bir gecelik içki için ya da sadece popüler olmak için bu işi yapmak isteyen bir kafa yapısı da var. Ama o zaman; bu işi gerçekten de profesyonelce para kazanıp, hayatını idame ettirmek için yapanlara saygısızlık oluyor. Yani “iki kişi çıkıp ben bedava çalarım. Benim yemeğimi verin, suyumu verin” dediği zaman, bu işte ayakta kalmak için yapacak ve bunu çok seven insanlara çok büyük saygısızlık oluyor.

Sendikanız var mı?
Sendikamız yok ama biraz aslında bu mesleği korumaya da çalışıyorum.
Sizin burslu öğrencileriniz hatta bir yurdunuz var. Yoksul öğrencilerin rahat yer bulması konaklaması için. Biraz anlatır mısınız?
Babamın direk mülk sahibi olduğu bir bina vardı. Sürekli kiraya veriyordu. Ben de dedim ki burayı kiraya vermeyelim. Daha etkili bir şekilde kullanabiliriz. O sırada nereden nasıl oldu bilmiyorum ama yurtlar ile ilgili haberler oluyordu. Bunun daha güzelini, kalitelisini yapabiliriz diye düşündüm. Kardeşim de iç mimar. O da dedi ki; buranın mimarisini, çizimini ben yaparım. Yurt dışındaki örnekleri araştırdık ve dedik ki resmi bir yurt olacağı için ya kız ya erkek olması gerekiyor. Altı ay yapalım mı yapmayalım mı diye düşündük…
Sizi ne düşündürdü?
Olay yapmak değil bir de işletme tarafı var. Çok fazla işletme kuralı var. Kızlar yurdunda erkekler çalışamıyor. Bütün işleri yapanların kadın olması gerekiyor. İki kişilik odalar yasak. Odalar 1,3,5,6, olabiliyor. KYK ya bağlı olmak çok ciddi sorumluluk getiriyor. Açılan yerlere depremde zarar görmüş insanların, ailesini kaybeden, evini kaybeden insanların yakınlarına, çocuklarına yasal kuralların izin verdiği ölçüde yardımcı olmaya çalıştık. Maalesef depremde evini ve ailesini yitirenler oldu. Onlardan yurtta kalanlara bütün eğitim hayatı boyunca misafirimiz olun dedik. 178 tane kız öğrencimiz var. Full kapasitede… Ben de elimden geldiğince destek oluyorum.
