Yazılar

Gastroenteritin 6 önemli belirtileri

Gastroenteritin 6 önemli belirtileri

Gastroenterit, ishal ve kusmaya neden olan çok yaygın bir sağlık sorunudur. Genellikle yaz aylarında bakteriyel veya viral sebeplerden kaynaklanan bu tablo, her yaştan insanı etkiler ve özellikle küçük çocuklarda sık görülür. Halk arasında genel olarak mide ve bağırsak üşütmesi ya da bağırsak bozulması gibi durumlar için kullanılan gastroenterit, sulu ishal ve kramp tarzında gelişen karın ağrısıyla kendini belli ederek bulantı, kusma ve ateşe neden olmaktadır. Bebekler, yaşlılar ve bağışıklık sistemi düşük kişiler için viral gastroenterit ölümcül sonuçlar doğurabilir. Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Mustafa Kaplan gastroenterit ile ilgili bilgi verdi.

Doç. Dr. Mustafa Kaplan

Doç. Dr. Mustafa Kaplan

Mide gribi olarak biliniyor

Mide üşütmesi ya da mide gribi olarak da tanımlanan viral gastroenterit, sulu ishal ve kramp tarzında gelişen karın ağrısı, bulantı-kusma ve bazen de ateşle kendini gösteren bir mide-bağırsak enfeksiyonudur. Gastroenteritin en yaygın sebebi daha önceden enfekte olmuş bir kişiyle temas veya kontamine yani virüs bulaşmış besin ya da suyu yemek-içmektir. Eğer kişinin başka bir hastalığı yoksa çoğu zaman bu durum bir iki günde kendiliğinden iyileşir. Ancak bebekler, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler için viral gastroenterit yani mide üşütmesi ölümlere neden olabilmektedir.

Belirtilere dikkat edilmeli

Gastroenteritin en sık görülen belirtileri şunlardır:

  1. Sulu, genellikle kanlı olmayan ishal (kanlı ishal genellikle farklı, daha şiddetli bir enfeksiyon olduğu anlamına gelir)
  2. Karın krampları ve ağrıları
  3. Mide bulantısı, kusma veya her ikisi
  4. Ara sıra kas ağrıları veya baş ağrısı
  5. Düşük dereceli ateş
  6. Bazen iştah kaybı, mide rahatsızlığı, eklem ve baş ağrısı olabilmektedir.

 

En önemli nedeni norovirüsler

Kontamine yani kirli yiyecek veya su yenilip içildiğinde ya da mikrop bulaşmış biriyle mutfak eşyaları, havlular veya yiyecekler paylaşıldığında viral gastroenteriti kapma olasılığı yüksektir. En sık görülen sebebi ise rota ve norovirüslerdir.

  • Norovirüsler: Hem çocuklar hem de yetişkinlerde dünya çapında gıda kaynaklı hastalıkların en sık sebeplerindendir. Özellikle kapalı alanlarda insanlar arasında yayılma olasılığı yüksektir. Çoğu durumda virüsü kontamine yiyecek veya sudan alırsınız, ancak kişiden kişiye bulaşma da mümkündür.
  • Rotavirüs: Parmaklarını veya virüsle kontamine olmuş diğer nesneleri ağızlarına soktuklarında enfekte olan çocuklarda viral gastroenteritin en yaygın nedenidir. Enfeksiyon bebeklerde ve küçük çocuklarda daha şiddetlidir. Rotavirüs ile enfekte olmuş yetişkinlerin semptomları olmayabilir, ancak hastalığı yine de yayabilirler. Ancak neyse ki bu enfeksiyonun aşısı mevcuttur.
  • Bazı kabuklu deniz ürünleri, özellikle çiğ veya az pişmiş istiridyeler de sizi hasta edebilir. Kontamine içme suyu viral ishalin bir nedeni olmasına rağmen, çoğu durumda virüs fekal-oral yoldan geçer (yani virüslü biri, tuvaleti kullandıktan sonra yediğiniz yiyecekleri ellerini yıkamadan tutar)

Doç. Dr. Mustafa Kaplan

Gastroenterit kimlerde olur?

Gastroenterit her yaştan ve ırktan insanı etkiler. Gastroenterite daha duyarlı olabilecek kişiler ise şunlardır;

  • Çocuk bakım merkezlerindeki veya ilkokullardaki çocuklar özellikle savunmasız olabilir çünkü bir çocuğun bağışıklık sisteminin olgunlaşması zaman alır.
  • Yetişkin bağışıklık sistemleri, yaşamın ilerleyen dönemlerinde zayıflar. Özellikle huzurevlerindeki yaşlı yetişkinler, bağışıklık sistemleri zayıfladığından ve mikroplardan geçebilecek başkalarıyla yakın temas halinde yaşadıklarından savunmasızdırlar.
  • Toplu yerlere gidenler veya yurtlarda yaşayanlar.
  • Enfeksiyona karşı direnciniz düşükse, örneğin bağışıklık sisteminiz HIV / AIDS, kemoterapi veya başka bir tıbbi durum tarafından baskılanmışsa.
  • Her gastrointestinal virüsün en aktif olduğu bir mevsim vardır.

Ne yiyip içtiğinize dikkat edin!

Gastroenteritte hastalardan ayrıntılı öyküleri alınmalı, özellikle yenilen gıdalar ve tüketilen içecekler mutlaka sorulmalıdır. Şüphenilen durumlarda kanda enfeksiyonu gösterir CRP, kan sayımı gibi değerlere bakılmalı ve eğer imkan varsa dışkı incelemesi yapılmalıdır.  Hastaya bu şekilde tanı konulup destek tedavisi ve gerekirse ilaç verilmelidir.

Belirtiler 1-3 gün içinde ortaya çıkar

Gastroenteritte hasta mikrobu kaptıktan sonra genelde 1-3 gün içinde belirtiler ortaya çıkar. Şikayetler genellikle bir veya iki gün sürer, ancak bazen 10 güne kadar devam edebilir. Bu nedenle vakit kaybedilmeden doktora gidilmelidir.

  • 24 saat boyunca vücutta su-sıvı tutma sorunu ortaya çıktıysa
  • İki günden fazla süredir kusma oluyorsa
  • Kanlı kusma söz konusuysa
  • Susuz kalındıysa (aşırı susama, ağız kuruluğu, koyu sarı idrar veya çok az idrar varsa veya hiç idrar yoksa ve şiddetli halsizlik, baş dönmesi veya baş dönmesi varsa)
  • Dışkılamada ishal ile beraber kan varsa
  • 8 C’nin üzerinde ateş varsa hasta mutlaka dikkatle takip edilmelidir.

Mide ağrısına ne iyi gelir?

Mide ağrısına ne iyi gelir?

İnsanların büyük bir bölümü mide ağrısıyla yaşamlarının belli dönemlerinde karşılaşabiliyor. Dönem dönem yaşam konforunu bozan bu sorundan kurtulmak için ağrının kaynağının belirlenmesi gerekiyor. Sorunun esas nedenine göre uzman hekimler tarafından verilen bazı ilaçlar ile her evde bulunabilen bazı besinler ile bitki çayları ağrıyı bir süreliğine hafifletebiliyor. Mide ağrısına eşlik eden kanama, kilo kaybı, sarılık, iştahsızlık, boğazda takılma hissi, erken doyma veya kansızlık varsa, vakit kaybetmeden mutlaka uzman bir hekime başvurulması hayati önem taşıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Mustafa Kaplan, mide ağrısı ve nedenleri hakkında bilgi verdi.

Memorial Kayseri Hastanesi

Doç. Dr. Mustafa Kaplan

Ağrının karakteri kaynağına işaret ediyor

Halk arasında iman tahtası olarak bilinen bölgenin üzerinde, göğüs ön bölgesinin altında,  karnın üst bölgesindeki ağrı çoğu zaman mide ağrısı olarak adlandırılmaktadır. Ağrı bazen tek noktada başlayarak genellikle sırta, sağa- sola ve bazen göğüs bölgesine yayılabilir. Ağrı kıvrandırıcı, gece uykudan uyandıran şekilde olabileceği gibi uzun süreli sabit bir ağrı da olabilmektedir. Ağrının karakteri, yayılımı, aç veya tokken ortaya çıkması ve eşlik eden durumlara göre kaynağı belirlenir.

Alarm semptomları varsa…

Hastalar tarafından bu bölgenin ağrısı sıklıkla mide ağrısı olarak tanımlansa da başka sorunlar bu ağrıya neden olabilir. Safra kesesi taşı, pankreas iltihabı, kalp ağrısı, kas ağrısı mide ağrısın sebep olabilir. Bu ayrımın yapılabilmesi için ultrason, endoskopi ve EKG yapılması ayrıca hastalardan kan tahlilleri istenmesi gerekebilir. Ağrı uzun süredir devam ediyor, evde uygulanan basit yöntemler ile geçmiyor ve ‘alarm semptomu’ olarak nitelendirilen kanama ve kilo kaybı gibi durumlar varsa mutlaka hastaneye başvurulması gerekir.

Mide ağrısına bu sorunlar eşlik edebilir

  • Mide ağrısı olanlarda ağrı ile beraber bulantı bazen de kusma görülebilmektedir.
  • Ağrı sebebi reflü ise göğüs ön bölgesinde yanma ve yediklerin geriye kaçması, yutmada zorluk, öksürük, ses kısıklığı, boğazda gıcıklanma gibi şikayetler de ortaya çıkabilir.
  • Mide ülseri ağrıları genellikle açlık durumunda yani geceleri artar.
  • Pankreası ilgilendiren hastalıklarda ise sırt ağrısı ve kuşak tarzı ağrı çok belirgindir.
  • Safra kesesi taşına bağlı olan durumlarda genel de sağ üst tarafta yemeklerden sonra şiddetli ağrı olur.
  • Mide ağrısı ile beraber sol kola ve boyuna yayılan ağrıya, nefes alamama, terleme gibi durumlar eşlik ediyorsa mutlaka kalp krizi de akılda tutulmalıdır.
  • Mide ağrısı bazen baş ağrısına da sebep olur.
  • Hamilelikte artan karın içi basınca bağlı olarak reflü ve mide sıkıntıları ve mide ağrısı artar.

Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Mustafa Kaplan

Mide ağrısı için yapılması gerekenler

  1. Her mide ağrısı durumunda mutlaka hastaneye başvurmaya gerek yoktur. Öncelikle evde uygulanabilecek kolay yöntemler denenmeli ve şikayetler geçmezse hastaneye gidilmelidir.
  2. Bu konu ile ilgili güncel kılavuzlarda hastanın ilk defa mide ağrısı oluyor, şikayetleri haftada 1-2 kez gibi az sayıdaysa evinde bulunan anti asit olarak bilinen çiğneme tabletleri veya şurupları (etken maddesi sodyum aljinat + bikarbonat olan reflü baskılayıcı) geçici süreli kullanabilirler. Bu şurupların çoğunda aslında karbonat vardır. Onun için evde 1 bardak suya 1 kaşık karbonat atılıp hazırlanan bir karışım da çoğu zaman mideye iyi gelebilmektedir.
  3. Bu çiğneme tabletleri veya şuruplardan fayda görmeyen kişilerde nispeten daha güvenli olan etken maddesi famotidin benzeri ilaçlardan günde 1 defa alınabilir.
  4. Aslında her evde bulunan mide asidini baskılayan mide koruyucu ilaçlar da (proton pompa inhibitörü ilaç grubu) doktora danışılarak günde 1 defa sabah aç karnına alınacak şekilde başlanabilir. Eğer bu ilaçlar alınacaksa bunların 1 ay boyunda devamlı bir şekilde kullanılmasını tavsiye edilir. Bu ilaçların etkisi genelde 3-5 güne başlamaktadır.
  5. Reflü ve mide ağrısı için özellikle asitli içecekler ve gıdalardan uzak durulması, çay kahve tüketiminin azaltılması, alkol ve sigara kullanılmaması, yatak başının yükseltilmesi, yemek yedikten sonra hemen yatılmaması gibi önlemlere de dikkat edilmelidir.
  6. Sakız çiğnemek çoğu zaman mideye iyi gelir ama sakız şekerli veya tatlandırıcılı ise gaz şikayetine yol açabilir.
  7. Karnı sıkacak kıyafetlerden uzak durulması, karın bölgesinin gevşetilmesi de önerilebilir.
  8. Özellikle yağlı yemekler safra taşına bağlı olan ağrıları artırabileceği için uzak durulmalıdır.
  9. Spor egzersiz iyidir ama ağır egzersizlerde karın içi basınç artıp mide şikayetlerini artırabilir.

Yaşam kalitesini düşüren ve sürekli periyodik olarak tekrarlanan mide ağrısının yok olması için hayat ve beslenme tarzında değişiklik yapılması gerekebilir. Bu aşamada dengeli ve sağlıklı beslenmenin yanı sıra düzenli spor ve aktivite şikayetleri azaltacaktır. Yeterli miktarda su tüketimi ve mide ağrısını azalabilecek doğal besinleri tüketmek yararlı olabilecektir. Bazı besinlerin mide ağrısına iyi geldiği bilinmektedir. Her evde bulunan bazı besin maddelerini tüketmek ve bitki çayları mide ağrısına çözüm olabilmektedir. Ancak buna rağmen ağrı geçmiyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Ağız kuruluğu bazı hastalıkların habercisi olabilir

Ağız kuruluğu bazı hastalıkların habercisi olabilir

Ağız içindeki tükürüğün azalmasıyla ortaya çıkan ağız kuruluğu, birçok nedene bağlı olarak gelişebiliyor. Kserostomi olarak da bilinen ağız kuruluğu, diş çürükleri ve ağız içi enfeksiyonlara yol açabiliyor. Bazı ciddi hastalıkların belirtisi de olabilen ağız kuruluğundan kurtulmak için altta yatan nedenin belirlenmesi gerekiyor. Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Mustafa Kaplan, ağız kuruluğu ve nedenleri hakkında bilgi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Mustafa Kaplan

Tükürük üretilmezse ağız kuruluğu görülür

Ağız kuruluğu, tükürük bezlerinin ağız içini ıslak tutmak için yeterli tükürük üretemediği bir durumu ifade etmektedir. Tükürük, bakteriler tarafından üretilen asitleri etkisiz hale getirerek, bakteri üremesini sınırlar ve diş çürümesini önlemeye yardımcı olur. Tükürük ayrıca tat alma yeteneğini geliştirir ve çiğneme ile yutmayı kolaylaştırır. Ayrıca tükürükteki enzimler sindirime yardımcı olmaktadır. Azalmış tükürük ve bunun sonucunda ortaya çıkan ağız kuruluğunun, diş ve diş eti sağlığına, iştah ve yemekten aldığınız zevk üzerinde büyük etkisi olacaktır. Ağız kuruluğu genellikle belirli ilaçların yan etkisinden, yaşlanmaya bağlı sorunlardan veya kanser tedavilerinin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu belirtilere dikkat!

Ağız içinde yeterince tükürük üretilmemesi şu belirtilere neden olabilmektedir:

  • Ağızda kuruluk veya yapışkanlık hissi.
  • Sık sık susama.
  • Dilde karıncalanma hissi.
  • Tükürük bezlerinde büyüme.
  • Kalın ve lifli görünen tükürük.
  • Ağız kokusu.
  • Çiğneme, konuşma ve yutma güçlüğü.
  • Boğaz ağrısı ve ses kısıklığı.
  • Kuru veya oluklu dil.
  • Değişen bir tat alma duyusu.
  • Protez takma sorunları.

Ağız kuruluğunun nedeni bu sorunlar olabilir

İlaçlar:  Depresyon, yüksek tansiyon ve anksiyete tedavisinde kullanılan bazı ilaçların yanı sıra antihistaminikler, dekonjestanlar, kas gevşeticiler ile ağrı kesici ilaçlar ağız kuruluğu yapabilir.

Yaşlanma:  Birçok kişi yaşlandıkça ağız kuruluğu yaşar. Bu duruma katkıda bulunan faktörler arasında belirli ilaçların kullanımı, vücudun ilaçları işleme yeteneğindeki değişiklikler, yetersiz beslenme ve uzun süreli sağlık sorunları yer alır.

Kanser tedavisi: Kemoterapi ilaçları tükürüğün yapısını ve üretilen miktarı değiştirebilir. Baş ve boynuna uygulanan radyasyon ya da ışın tedavileri tükürük bezlerine zarar vererek tükürük üretiminde belirgin bir azalmaya neden olabilir.

Sinir hasarı: Baş ve boyun bölgesindeki sinir hasarına neden olan bir yaralanma veya ameliyat, ağız kuruluğuna neden olabilir.

Diğer sağlık koşulları: Diyabet-şeker hastalığı, felç, ağızdaki mantar enfeksiyonu (pamukçuk) veya Alzheimer hastalığı, Sjögren sendromu veya HIV/AIDS gibi otoimmün hastalıkları ağız kuruluğu yapabilir.  Böbrek yetmezliği,  tiroid hastalıkları, kansızlık, verem gibi hastalıklar da ağız kuruluğunun nedenidir.

Burun tıkanıklığı: Ağızdan nefes almak, horlamak ve oda havasının kuru olması da ağız kuruluğuna katkıda bulunabilir.

Tütün ve alkol kullanımı: Alkol ve sigara içmek veya tütün çiğnemek ağız kuruluğu şikayetlerini artırabilir.

Uyuşturucu kullanımı: Metamfetamin kullanımı şiddetli ağız kuruluğuna ve “meth ağzı” olarak da bilinen dişlere zararlı bir duruma sebep olur. Esrar da ağız kuruluğuna neden olabilir.

Ağız kuruluğu için önemli öneriler

Tedavinin belirlenmesi ağız kuruluğunun nedenine bağlı olarak yapılmalıdır. Uzman hekim veya diş hekimi şunları yapabilir:

  • Ağız kuruluğuna neden olan ilaçlar değiştirilebilir. Eğer bu mümkün değilse belki doz miktarı azaltılabilir.
  • Ağızı nemlendirecek ürünler kullanılabilir (Ağız gargaraları, yapay tükürük veya nemlendiriciler olabilir). Ağız kuruluğu için tasarlanmış, özellikle ksilitol içeren ağız gargaraları, diş çürümesine karşı koruma da sağlar.
  • Tükürüğü uyaran ilaçlar kullanılabilir.
  • Dişleri korumak önemlidir. Çürükleri önlemek için florürlü ilaçlar veya haftalık klorheksidin kullanılabilir.