Yazılar

Boş bakıyor veya gözlerini bir noktaya dikiyorsa…

Küçük çocuğu olan anne ve babalar, beyne zarar vereceği düşüncesiyle yüksek ateş ve ateşli havalelerde büyük korku yaşıyorlar. 5 yaşından küçük çocuklarda görülen nöbetlere titreme ve kasılma gibi durumların eşlik etmesi yaşanan endişeleri daha da artırıyor. Aslında, korkulanın aksine, havaleler çocukta bilişsel zarara yol açmıyor. Bu nöbetler sırasında ailenin bilinçli davranması gerektiğine dikkat çeken Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı “Aileler için çok korkutucu bir görüntü olmakla beraber, ateşli nöbetler iyi huylu nöbetlerdir ve 1-2 dakika gibi kısa sürede sonlandıkları için beyne zarar vermezler. Ateşli nöbetlere bağlı bilişsel gerilik, akademik performansta düşme, davranış sorunları gibi kalıcı etkilenmeler görmeyiz. Ancak 30 dakikayı aşan nöbetler beyinde hasarlanmaya neden olabilir” diyor.

Doç. Dr. Hepsen Mine Serin

Doç. Dr. Hepsen Mine Serin

Her 3 çocuktan 1’inde ilk belirti nöbet oluyor!

Ateşli nöbetler, tıptaki adıyla “febril konvülsiyon” bebek ve küçük çocuklarda en sık görülen nörolojik hastalıkların başında geliyor. Bu nöbetler altı ay ila 5 yaş arasındaki çocuklarda beyin enfeksiyonu, zehirlenme, kafa travması gibi tanımlanmış bir neden olmadan ateşle birlikte ve genellikle ateşin ilk gününde ortaya çıkıyor. Çocukların üçte birinde hastalığın ilk belirtisi nöbet oluyor ve ateşin yüksekliği ancak hastanede saptanabiliyor.

Genellikle ilk 2 yaşta ortaya çıkıyor

Yaşa bağımlı olan ateşli nöbetler, 5 yaşından küçük çocukların yüzde 2 ila 4’ünde ve sıklıkla erkek çocuklarda görülüyor. Ülkemizde yapılan bir çalışma; havale görülme oranının yüzde 3,3 olduğunu gösteriyor. Ateşli nöbetler çocukların yüzde 50’sinde ilk 2 yaşta; bununla beraber en sık 18-24 ay arasında ortaya çıkıyor. Ateşli nöbetlerin küçük yaşlarda görülmesinin sebebi, bağışıklık sisteminin gelişme sürecinde olduğu için enfeksiyon gelişmesinin daha kolay olmasıyla açıklanıyor.

Ailede varsa havale riski artıyor

Peki neden bazı çocuklarda havale görülüyor? Bunun en önemli nedenini genetik yatkınlık oluşturuyor, ilk ve tekrarlayan ateşli nöbette aile öyküsünün olması risk faktörü sayılıyor. Ateşli nöbet geçiren çocukların yüzde 25 ila 40’ının ailesinde ateşli nöbet geçiren başka kişiler bulunuyor. Hatta ailede ateşli nöbet geçiren kişi sayısı ne kadar çoksa çocukların ateşli nöbet geçirme riski de o kadar artıyor. Yüksek ateş, viral enfeksiyonlar, yakın zamanda aşı yapılması da yine bu tabloya yol açan risk faktörleri arasında yer alıyor.

Boş bakıyor veya gözlerini bir noktaya dikiyorsa… 

Ateşli nöbetler en sık boş bakma, tüm vücutta gevşeme, gözleri bir noktaya dikme şeklinde gözlemleniyor. Bazen nöbetler tüm vücutta veya tek tarafta kol ve bacakta kasılma veya titreme şeklinde ortaya çıkabiliyor. Havalelerdeki ateş faktörünün rolüne değinen Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin “Nöbet genellikle ateş hızla yükseldiğinde görülse de, esas tetikleyici ateşin derecesi oluyor. Ölçülen ateş çoğunlukla 39 derecenin üstündedir. Her 4 çocuktan 1’inde ateş 38-39 derece arasında görülüyor. Nadiren 38 derecenin altındaki vakalarda ateşli nöbet görebiliyoruz. Çocuk ateşi fark edilmeden de nöbet geçirebiliyor ve hastanede ateşi yüksek saptanabiliyor” diyor.

Tedavide amaç nöbetin tekrarlamasını önlemek

Ateşli nöbetlerin tedavisinde temel amacın nöbet tekrarını önlemek olduğuna işaret eden Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin “Koruyucu tedavi ve uzun dönem tedavi gibi farklı tedavi alternatifleri mevcut. Seçilecek tedavi programına çocuğun durumuna göre karar veriliyor. Ateşli nöbeti önceden tahmin etmek ya da önlemek mümkün olmasa bile bir defa nöbet geçiren çocuğun ateşlendiği dönemlerde ateşini yakın takip ederek kontrol altına almak önem taşıyor” diyor.

 

Nöbet sırasında dikkat etmeniz gereken 8 önemli kural!

Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin, çocuk evde nöbet geçirirse doğru müdahale edebilmek için öncelikle sakin kalmanın önemini vurgulayarak, nöbet sırasında anne ve babaların dikkat etmeleri gereken kuralları şöyle sıralıyor:

  • Nöbet sırasında, kendine zarar vermeyecek bir alanda kıyafetlerini çıkarın.
  • Hareketlerini durdurmaya çalışmayın. Nöbet aktivitesi beyinde sonlanıncaya kadar hareketler devam eder, tutmakla durmaz.
  • Rahat soluk alabilmesi için sol yana doğru yatırıp, başını hafif geri pozisyona getirin.
  • Ağzını açmaya zorlamayın, parmak ya da kaşık sokmayın. Bu hareketiniz hem parmağınızda hem de çocuğun ağız içinde yaralanmaya neden olur.
  • İlaç içirmeye çalışmayın. İlaç solunum yoluna kaçar ve çocuğun oksijensiz kalmasına yol açar.
  • Sarsmayın ve üzerine su dökmeyin. Bu davranışlar nöbeti durduramaz ve çocuğa zarar verir.
  • Nöbetin süresini takip edin. Mümkünse nöbeti cep telefonu kamerasıyla
  • Nöbet durduktan sonra en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.

Her baş ağrısı ‘tümöre’ işaret etmiyor!

Her baş ağrısı ‘tümöre’ işaret etmiyor!

Baş ağrısı en sık görülen sağlık problemlerinde ilk sıralarda yer alıyor. Yaşam kalitesini oldukça düşürebilen baş ağrısı sadece yetişkinlerin değil, çocukların da yakındıkları bir sorun. Üstelik cep telefonu ve bilgisayar gibi teknolojik cihazların kullanım sürelerinin uzaması baş ağrısının görülme sıklığını artırıyor. Çocuklarda baş ağrısı özellikle yeni başlamışsa ve şiddetli bir ağrı ise ebeveynlerde büyük bir kaygıya neden olabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin, toplumdaki yaygın inanışın aksine her baş ağrısının tümörün habercisi olmadığını belirterek, “Baş ağrısının çok sayıda nedeni oluyor ve ayrıntılı öykü ile nörolojik muayeneyle tanı rahatlıkla konulabiliyor. Ancak çocuk sık sık baş ağrısından yakınıyor, günlük aktivitelerini yapmakta güçlük çekiyor, okula gitmek istemiyor ve ödevlerini yapamıyorsa mutlaka doktora başvurmak gerekiyor. Ailelerin dikkat etmeleri gereken önemli bir nokta da başı ağrıyan çocuğa sürekli ağrı kesici ilaçlar vermemek olmalı. Zira sık ağrı kesiciler çocukta baş ağrılarının daha uzun, daha şiddetli olmasına yol açabiliyor ve tedaviyi güçleştiriyor.” diyor.

Doç. Dr. Hepsen Mine Serin

Migren çocuklarda da görülüyor!

Hemen her yaşı etkileyebilen migren çocuklarda da gelişirken, özellikle ergenlik döneminde görülme sıklığı artıyor. Migren gibi ataklar halinde olan ve tekrarlayıcı baş ağrıları çocukların yaşam kalitesi üzerinde olumsuz etkilere neden olabiliyor. Çocuklarda migren belirtileri yetişkinlerden biraz farklı seyredebiliyor. Örneğin ataklar bir saatten kısa sürede hafifleyebiliyor. Genellikle yetişkinlerin tersine ağrı başın iki bölgesini de etkileyebiliyor. Yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da baş dönmesi, ışık ve kokuya hassasiyet, görme bozukluğu ile halsizlik gibi sorunlar yaşanabiliyor. Detaylı öykünün yanı sıra nörolojik muayene, çocuklarda migren tanısı için yeterli geliyor. Migren tedavisi, baş ağrısını tetikleyen nedenlerin belirlenmesi ve bunlardan kaçınmak, akut baş ağrısı ataklarının tedavisi ve koruyucu tedavi olmak üzere 3 bölüme ayrılıyor. Çocuğun atak sıklığına ve şiddetine göre planlama yapılabiliyor.

Enfeksiyonlardan diş çürüklerine…

Baş ağrısı kafatasının içinde ve dışında bulunan ağrıya duyarlı yapıların çeşitli nedenlerle etkilenmesi sonucu oluşan bir belirti. Çocukluk çağı baş ağrıları ‘pirmer’ ve ‘sekonder’ baş ağrıları olarak iki gruba ayrılıyor.

Primer baş ağrıları: Migren ve gerilim tipi baş ağrısı çocukluk çağında genellikle de ergenlik döneminde sık görülen baş ağrısı nedenini oluşturuyor.

Sekonder baş ağrıları: Virüs ve bakteri kaynaklı enfeksiyonlar, burun tıkanıklığı, diş çürükleri, görme bozuklukları, hipertansiyon, beyin tümörü, hidrosefali, beyin kanaması ve kafa travması gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin

 Baş ağrısında 5 önemli belirtiye dikkat!

Çocuklarda baş ağrıları beyin içinde yer kaplayıcı olaylar, beyin kanaması ve hidrosefali gibi ciddi sorunların habercisi olabiliyor. Bu tür tablolara hızla müdahale edilmesi yaşamsal öneme sahip oluyor. Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin, zaman kaybetmeden hekime başvurulması gereken belirtileri şöyle sıralıyor:

  • Özellikle hayatındaki ilk ve en şiddetli baş ağrısı olması ya da zaman zaman gelişen baş ağrısının şiddetinde artış ile özelliklerinde değişim yaşanması
  • Baş ağrısına kusmanın eşlik etmesi
  • Sabah erken saatlerde gelişmesi veya gece uykudan uyandıracak şiddette olması
  • Çift görme/bulanık görme gibi ek yakınmaların gelişmesi
  • Kişilik ve davranış değişikliği olması

Tedavi nedene yönelik planlanıyor

Çocuklarda baş ağrısının tedavisi için öncelikle altta yatan nedenin tespit edilmesi gerekiyor. Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin, migren ve gerilim tipi baş ağrılarının tedavisinde öncelikle yaşam kalitesini arttıran tedbirlerin alındığını belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Uzun zamandır ve ataklar halinde olan, ancak çocuğun genel durumunda bozulmaya neden olmayan baş ağrılarında önleyici tedbirler fayda sağlayabiliyor. Migreni tetikleyen besin maddelerini tüketmemek, yemek öğünlerini atlamamak, ekran maruziyetini azaltmak, stres oluşturan faktörlere çözüm sağlamak,  uyku saatlerini çocuğun yaşına uygun olarak düzenlemek, yoğun egzersizden kaçınmak, okul ve ödev zamanlarını ayarlamak gibi yaşam alışkanlıklarında düzenlemeler yapılıyor. Buna rağmen ataklar devam ederse ağrı sıklığını ve şiddetini azaltmak için koruyucu ilaç tedavilerine başlanıyor. Sekonder baş ağrılarında ise altta yatan nedene göre tedavi planlanması yapılıyor” diyor.

Yaz tatili bu sorunları artırdı!

Yaz tatili bu sorunları artırdı!

Yaz tatili çocukların çokça boş zamana sahip olmalarını, doyasıya eğlenip açık havada aktivitelerde bulunmasını sağlarken, buna karşın kimi zaman televizyon, tablet, cep telefonu ve bilgisayar derken ekran karşısında uzun saatler geçirilmesini de beraberinde getiriyor. Çocuklarda bu tür teknolojik cihazların kontrollü kullanılmamasından dolayı bazı sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin, ebeveynleri bu noktada uyararak, okul çağı çocuklarının ekran bağımlısı haline gelebildiklerini, bu nedenle mutlaka çocuklarıyla birlikte bir planlama yaparak bazı kurallar konulması gerektiğini söylüyor. Doç. Dr. Hepsen Mine Serin, yaz tatilinde artış gösteren çocuklarda ekran bağımlılığının yol açtığı sorunları anlattı, ebeveynlere önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte, taşınabilir ve kolay erişilebilir cihazların kullanımı çocukluk döneminde her geçen gün artıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin, çocukların mobil cihazları daha çok eğlenceli vakit geçirmek, oyun oynamak ya da video izlemek için kullandığını; artan ekran maruziyetinin ise çocukların gelişimi üzerinde bazı riskleri de beraberinde getirdiğini söylüyor. Özellikle 18 aylık olana kadar çocukların kesinlikle ekranlara maruz bırakılmaması, erken çocukluk döneminde ise ekran başında geçirilen sürenin günlük en fazla bir saat ile kısıtlanması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Hepsen Mine Serin “Dünya Sağlık Örgütü de 2019 yılında, 5 yaşından küçük çocuklarda sağlıklı fiziksel aktivite, sedanter davranış (hareketsizlik) ve uyku ile ilgili kılavuzlar yayınlayarak, çocukların 1 yaş ve altında ekranlara maruz kalmaması gerektiğini vurgulamıştır. Yoğun ekran maruziyeti çocukların bilişsel, fiziksel ve psikososyal gelişimlerini olumsuz yönde etkilemektedir.” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Hepsen Mine Serin

Çok ciddi sorunlara yol açabiliyor!

Erken bebeklik döneminde (0-2 yaş) çocukların dış dünyayı gözlem yaparak ve dokunarak öğrendiklerini, bu dönemde kontrolsüz bir şekilde ekrana maruz kalmanın, bebeğin bilişsel gelişiminde gecikme/gerilemeye neden olduğunu söyleyen Doç. Dr. Hepsen Mine Serin şöyle konuşuyor: “Yapılan çalışmalar; uzun ekran maruziyetinin bilişsel, dil ve sosyal/duygusal alanlarda gecikmelere neden olduğunu göstermiştir. Yine literatürde yoğun ekran maruziyetinin otizm ile ilişkili olduğunu gösteren yayınlar bulunmaktadır. Büyük çocuklarda uzun süreli ekran maruziyeti ile fiziksel aktivitenin azalması, sağlıksız ve hazır gıdalara yönelim obeziteye neden olmakta; ekran karşısında uzun süreli oturmak, postür bozukluklarına neden olarak omuz, sırt, bel ağrısı gibi kas iskelet sistemi rahatsızlıklarına sebebiyet vermektedir. Ayrıca görme sorunları, baş ağrısı, nöbet geçirme riskinde artış gibi sorunların yanı sıra uyku bozukluğu, dikkat sorunları, saldırgan davranışlar gibi sorunlara da yol açmaktadır. “

Ergenlikte sosyal fobi nedeni! 

Uzun süreli ekran maruziyeti özellikle ergenlik döneminde gençlerin yalnız kalmasına yol açarak, sosyal fobi, akademik sorunlar, akran zorbalığı ve sanal dünyada zorbalık (siber zorbalık) gibi birçok olumsuz duruma yol açabiliyor. Özellikle yaz tatilinde çocukların/ gençlerin herhangi bir spor alışkanlığı edinmediği ya da aktivitelere yönlendirilmemeleri durumunda, ekran karşısında uzun süre zaman geçirdiklerini belirten Doç. Dr. Hepsen Mine Serin “Ailelerin çocuklarına internet kullanımında sınırlama koymaması, aile içi ve gerçek dünyadaki arkadaşlarla iletişimlerinin azalmasına ve sonuçta sosyal kaygılarının artmasına neden olmaktadır. Bu tür sorunlar yaşayan gençler her geçen gün artıyor.” diyerek aileleri uyarıyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Ekran bağımlılığına karşı 7 etkili öneri!

Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin, çocuklarda ekran bağımlılığına karşı ailelere şu önerilerde bulunuyor;

  1. Çocukların ekran kullanım süresi, içeriği, zamanı ve yerini kurallara bağlayın.
  2. İki yaşından küçük çocukları kesinlikle ekrandan uzak tutun. Ellerine kesinlikle cep telefonu, tablet vermeyin.
  3. Yemek sırasında ve uyumadan önceki bir saat ekran kullanımına izin vermeyin.
  4. Çocukla vakit geçirilirken arka planda televizyon çalışmamasına dikkat edin.
  5. Sağlıklı gelişimi için gerekli olan uyku düzeni ve fiziksel aktivitelere önem verin.
  6. Tehlikeli ya da uygunsuz içerikli web sitelerine erişimi engellemek için gerekli önlemleri alın.
  7. Ekran ve internet kullanımı ile ilgili alınacak önlemlerin nedenini çocuğunuza anlatarak, çocukla işbirliği yapın.