Yazılar

Yavaş yemek, bol su içmek, protein ve lif kombinasyonu!

Ramazan’da şekerli tatlıları soframızdan eksik etmiyor, hamurlu gıdalara yöneliyor, mis gibi kokan pideye karşı koyamıyoruz…  Oysa bu besinler kan şekerimizi hızla düşürüp açlık krizlerine neden olabiliyor. Ayrıca halsizlik ve baş ağrısı gibi etkileri de enerjimizi gün boyu düşürebiliyor. Aslında bazı besinler mide boşalmasını geciktirerek ve iştah düzenleyici mekanizmaları destekleyerek daha uzun süre tok kalmamıza yardımcı olabiliyor. Dolayısıyla sahurda doğru besinleri seçerek gün içinde açlık krizlerini önleyebilir ve enerjinizi daha fazla koruyabilirsiniz. Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, oruç tutarken tok kalmanıza yardımcı olan 8 güçlü besini ve nasıl tüketmeniz gerektiğini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz

Yumurta: Yüksek kaliteli protein içeriğiyle tokluk süresini uzatın

Yumurta, içeriğindeki yüksek kaliteli protein sayesinde mideyi geç terk ediyor ve uzun süreli tokluk sağlıyor. Aynı zamanda kas kaybını önleyerek metabolizmayı destekliyor ve gün içinde enerji seviyenizi korumanıza yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, yumurtayı sahurda haşlanmış, omlet veya menemen şeklinde tüketebileceğinizi belirterek, “Yanında tam tahıllı ekmek, avokado veya sebzelerle birlikte dengeli bir öğün oluşturabilirsiniz. Ancak, kolesterol seviyelerini dengelemek için yumurtayı günde 1-2 adetten fazla tüketmeyin” diyor.

Yulaf ezmesi: Zengin lif içeriğiyle kan şekerini dengeliyor

Yulaf ezmesi, yüksek lif içeriği sayesinde mide boşalmasını geciktirerek uzun süre tok kalmanıza destek veriyor. Sindirimi yavaşlatan yapısı sayesinde kan şekerini dengede tutuyor ve açlık krizlerini önlüyor. Sahurda süt veya yoğurt ile tüketebilir; üzerine tarçın ekleyerek kan şekerinin ani yükselmesini önleyebilirsiniz. Ancak, fazla tüketimi bağırsaklarda gaz ve şişkinlik gibi sorunlara yol açabildiği için yulaf ezmesini ölçülü tüketmenizde fayda var.

Avokado: sağlıklı yağlar sayesinde tokluk süresini uzatıyor

Avokado, içerdiği tekli doymamış yağlar sayesinde sindirimi yavaşlatarak gün boyunca süren bir tokluk hissi sağlıyor. Aynı zamanda beyin fonksiyonlarını destekleyerek gün içinde enerjinizi dengede tutuyor. Sahurda tam tahıllı ekmek üzerine ezilmiş olarak ya da salatalara dilimlenmiş halde ekleyerek tüketebilirsiniz. Ancak, kalorisi yüksek bir besin olduğu için günlük tüketimi yarım adet avokado olarak sınırlamaya dikkat edin.

Badem ve ceviz: Sağlıklı yağ ve protein kaynaklarıyla açlık krizlerini önlüyor

Badem ile ceviz, sağlıklı yağ ve protein içerikleri sayesinde mideyi geç terk ediyor ve tokluk süresini uzatıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, badem ile cevizin aynı zamanda kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olarak ani açlık krizlerini önlediklerini vurgulayarak, “Ancak yüksek kalori içerikleri  nedeniyle tüketiminde aşırıya kaçmayın, aksi takdirde kilo kontrolünüz zorlaşabiliyor. Sahurda 10-15 adet badem veya 2-3 tam ceviz tüketmeniz ideal bir tercihtir” diye konuşuyor.

Yoğurt ve kefir: Bağırsak dostu probiyotiklerle sindirimi destekleyin

Probiyotik  içeriği sayesinde bağırsak sağlığını destekleyen yoğurt ve kefir, sindirimi düzenleyerek tokluk süresini uzatıyor. Özellikle protein içeriği yüksek olan süzme yoğurt kan şekerini dengeleyerek açlık krizlerini önlüyor. Sahurda tek başına veya yulaf, chia tohumu gibi besinlerle birlikte tüketebilirsiniz. Ancak, şekerli yoğurtlardan kaçınmalı ve sade olanlarını tercih etmelisiniz.

Tam tahıllı ekmek: Pideye göre daha uzun süre tok tutuyor

Beyaz ekmek ve pideye kıyasla daha fazla lif içeren tam tahıllı ekmek, mideyi geç terk ederek gün boyu süren bir tokluk hissi sağlıyor. Tam tahıllı ekmeğin aynı zamanda kan şekerinin ani dalgalanmalarını önleyerek açlık hissini kontrol altına aldığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, “Sahurda yumurta, peynir veya avokado ile birlikte tüketebilirsiniz. Ancak fazla tüketimi gereksiz kalori alımına yol açabileceğinden tam tahıllı ekmeği 1-2 dilimle sınırlandırmaya dikkat edin” diyor.

Kuru baklagiller: Yüksek lif ve protein içeriğiyle uzun süre doygunluk sağlıyor

Mercimek, nohut ve fasulye gibi kuru baklagiller, yüksek lif ve protein içerikleri sayesinde sindirimi yavaşlatarak uzun süreli tokluk hissi sağlıyorlar. Aynı zamanda bağırsak sağlığını destekleyerek sindirimi düzenliyor ve gün boyu enerjinizi korumanıza yardımcı oluyorlar.  Kuru baklagilleri sahurda çorba ya da salata içinde tüketebilirsiniz.  Ancak gaz yapıcı etkileri nedeniyle aşırı tüketmemeye dikkat edin.

Chia tohumu: Jel kıvamına gelerek tok hissetmenizi sağlıyor

Chia tohumu sıvıyla birleşerek jel kıvamına geliyor ve mideyi doldurarak uzun süre tok hissetmenizi sağlıyor. İçeriğindeki lifler bağırsak sağlığını desteklerken, omega-3 yağ asitleri de enerji seviyesini dengede tutuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, “Chia tohumunu, sahurda yoğurt veya sütle karıştırarak tüketebilirsiniz. Ancak yeterli sıvıyla tüketmeye dikkat edin, aksi halde şişkinlik yapabiliyor. Dengeli bir diyet içinde küçük porsiyonlar halinde tüketmeniz en iyi sonucu verecektir” diyor.

Ramazan’da tok kalmanın 3 altın kuralı!

Yavaş yemek: Sindirimi kolaylaştırıyor, daha uzun süre tok hissetmenizi sağlıyor.

Protein + lif kombinasyonu: Daha uzun süreli tokluk sağlıyor, kan şekerini dengede tutuyor.

Su tüketimi: İftardan sahura kadar tüketeceğiniz bolca su açlık hissinin giderilmesine destek oluyor.

Bol su içmek sistiti önleyebiliyor!

Bol su içmek sistiti önleyebiliyor!

Genellikle kadınları etkileyen ve toplumda idrar kesesi iltihabı olarak bilinen sistit hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte yaz aylarında daha sık görülüyor. Bunun nedeni ise vücuttaki su kaybının terleme ve nefes yoluyla sıcak havalarda artması sonucu günlük idrar miktarının azalması, idrardaki metabolit yükünün artması. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Doğan, yaşam kalitesini oldukça düşürebilen sistitten korunmak için bol sıvı tüketiminin son derece önem taşıdığına dikkat çekerek, “Sıcak havalarda vücudu susuz bırakmamak sistitten koruyan başlıca önlemdir. Dolayısıyla yaz aylarında susamayı beklemeden günde en az 2.5 – 3 litre sıvı, özellikle de su içmeyi alışkanlık edinin. Ayrıca mikroplar kolayca bulaşabildiği için temizliğinden emin olmadığınız havuz gibi durağan sulara girmekten kaçının. Yaz aylarında ıslak mayo ile dolaşmak da nemli ortamın üremeyi kolaylaştırıcı etkisi nedeniyle az da olsa sistit için risk faktörü oluşturuyor” diyor.

Doç. Dr. Serkan Doğan

Her iki kadından birinin sorunu!

Sistit, komplike ve komplike olmayan şeklinde iki gruba ayrılıyor. Komplike sistit genelde kronik hastalıkları olan, yaşlı, bağışıklık sistemi bozulmuş hastalarda görülüyor. Asıl sık görülen ve toplum kaynaklı olan türü, komplike olmayan sistittir. Bakteriler, özellikle E.Coli bakterisi, komplike olmayan sistitlerin en sık görülen etkenini oluşturuyor. Vücudun dışında yer alan bakteriler üretra yoluyla idrar yoluna girip çoğalmaya başladıkları zaman idrar yolu enfeksiyonlarına yol açıyor. Yaşam kalitesini oldukça düşüren boyutlara ulaşabilen sistit genellikle kadınları tehdit ediyor. Öyle ki her iki kadından biri hayatı boyunca en az bir kez komplike olmayan sistit geçiriyor. Yapılan araştırmalara göre, sistit sorunu yaşayan her dört kadından birinde hastalık altı ay sonra tekrar atak yapıyor. İdrar kesesinden çıkış kanalının kısa olması, oturarak tuvalet yapma zorunluluğu, adet sırasında kullanılan ped gibi enfeksiyon oluşturabilecek materyallerin fazla kullanılması sistit oluşumunu kolaylaştırıyor.

Bu belirtiler varsa hekime başvurun!

Tedavi edilmeyen sistit yaşam kalitesini düşürmesinin yanı sıra nadiren de olsa böbreklere ilerleyebiliyor ya da kana karışıp tüm vücutta enfeksiyon tablosu oluşumuna (ürosepsis) yol açabiliyor. Bu nedenle erken dönemde ve doğru tedavi edilmesi büyük önem taşıyor. Dolayısıyla sistit belirtilerinden bir veya bir kaçının olduğunu durumlarda üroloji hekimine başvurmak gerekiyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Doğan, sistitin belirtilerini şöyle sıralıyor:

  • İdrar yaparken ağrı ve yanma hissi sistitin en sık görülen semptomunu oluşturuyor.
  • İdrar sonrasında kesenin tam boşalmamış olduğu hissi, yani rezidü hissi belirgin oluyor.
  • Sürekli idrar yapma dürtüsü ve bazen ani sıkışma görülebiliyor.
  • Sık ve az miktarda idrar yapma genelde sık görülüyor.
  • Kötü kokulu ve bulanık görüntülü idrar da tipik belirtilerini oluşturuyor. Nadiren kan sebebiyle kırmızı ya da pembe tonlarında da olabiliyor.
  • Düşük dereceli ateş görülebiliyor, komplike ya da böbrek enfeksiyonunda ateş yüksek değerlere ulaşıyor.
  • Karın bölgesinde baskı hissi gelişebiliyor.
  • Bazen pelvik rahatsızlıklar ve hazımsızlık sorunu oluşabiliyor.
  • Nadiren de olsa bulantı eşlik edebiliyor.

Acıbadem Ataşehir Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Doğan

Sistitten koruyan 10 önemli öneri!

  • Bol ve doğal sıvılar tüketin (Su, ayran, maden suyu, bitki çayları, taze meyve suları, hoşaf vb)
  • Genital bölgede hijyen kurallarına dikkat edin. Tuvalet temizliğini mutlaka önden arkaya doğru yapın.
  • Havuza ya da durgun sulara girdikten sonra mutlaka duş alın.
  • Genital bölgenin ıslak kalmaması için havuz veya deniz sonrasında ıslak mayo ve giysilerinizi hızlıca değiştirin.
  • Hem sistit oluşumunu hem de bulguları önleyen; Turna yemişi (cranberry), dağ kızılcığı (lingonberry), ekinezya, güveyotu, kekik çayları ve suları tüketin. İdrar asiditesini artıran bu bitkisel kürler bakterilerin mesane duvarına ve birbirlerine tutunmalarını, çoğalmalarını, hatta canlı kalmalarını önleyebiliyor.
  • İdrarla birlikte vücuttan atılan C vitamini idrarın asitlik oranını da yükseltiyor. Asit ortam bakterilerin vücuda yerleşmesini ve üremesini güçleştiriyor. Dolayısıyla C vitamininden zengin besinleri tüketmeyi alışkanlık edinin.
  • Paketli gıda ve gazlı içeceklerden sakının. Yüksek şeker düzeylerine sahip bu ürünler bakterilerin üremelerini kolaylaştırıcı etki sağlarken, içerdikleri koruyucu maddelerin bazıları da mesane yapısını bozuyor ve daha hassas hale getiriyor.
  • Probiyotik içeren gıdalar tüketmeye özen gösterin. Zira bu gıdalarda yer alan ve kadın vajen florasında da bulunan laktobasiller (yararlı bakteriler) hastalık etkeni mikroorganizmaların yerini alıyor.
  • Genital bölgenin kuru kalması için pamuklu ve boyar madde olmayan iç çamaşırlarını tercih edin.
  • Adet kanaması ya da idrar kaçırma için tek kullanımlık pedleri tercih edin ve sık aralıklarla değiştirin.

 Antibiyotik önemli, ancak…

Sistit tedavisinde antibiyotiklere ve ihtiyaç halinde ağrı kesicilere başvuruluyor. Ancak sistit tedavisinde kontrolsüz antibiyotik alınması bakterilerde direnç gelişmesine ve enfeksiyonun kronikleşmesine yol açabiliyor. Bu nedenle tedavinin mutlaka bir üroloji uzmanı kontrolünde uygulanması gerekiyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Doğan, ilaç tedavisinin yanı sıra alınacak olan bazı önlemlerle hastalığın neden olduğu şikayetlerin hafifletilebildiğini belirterek, “Gazlı meşrubat ve paketli hazır içecekler hariç bol sıvı tüketmek, sık sık idrara çıkmak, genital bölgeye hijyen ürünü kullanmamak, acı ve baharatlı gıdalardan kaçınmak ve cranberry-turna yemişi, kekik, maydanoz, ekinezya ile güveyotu gibi çaylar tüketmek yakınmaların hafiflemesinde genellikle fayda sağlıyor” diyor.