Yazılar

Haftada iki gün balık tüketmeniz çok önemli!

Kış aylarında havaların soğumasıyla beraber grip, larenjit ve farenjit gibi solunum yolu hastalıklarına yakalanma riskimiz artıyor. Zira, bu dönemde, yeteri kadar havalandırma veya temiz hava sirkülasyonu sağlanamayan kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirmemiz mikropların hızlıca bulaşmasına neden oluyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, dolayısıyla kış aylarında hastalıklara karşı en etkili silahımız olan bağışıklık sistemimizi güçlü tutmanın oldukça önem kazandığına dikkat çekerek, “Bağışıklık sistemimizin güçlü kalabilmesi için yeterli ve dengeli beslenmemiz önem kazanmaktadır. Kış aylarında tek bir besin grubuna odaklanmak yerine,  her besin grubundan ve mevsimine uygun beslendiğimizden emin olmamız gerekmektedir” diyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Taze sebze – meyve tüketimine özen gösterin

Taze sebze ve meyveler çoğunlukla vitamin, mineral ile antioksidanlar bakımından oldukça zenginler. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, bağışıklık sistemimizin güçlü kalması için çok çeşitli vitamin ve minerallere ihtiyaç duyduğumuzu belirterek, “Tümünü yeterli ve dengeli alabilmek için çeşitli gıdalarla beslenmek önemlidir. Diyabet hastalığı veya meyve alımına engel başka bir hastalık yoksa, günde 2 porsiyon meyve tüketilmelidir. Bir porsiyon meyve yaklaşık bir yumruk büyüklüğüdür. Sebzeler ise her öğüne mutlaka eklenmelidir” diyor.

Vitamin ve mineral kaybını önleyin

Taze sebze ve meyveler farklı türlerde vitamin ve mineral içeriyorlar. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, ancak ısı ve havayla temas ettiğinde ya da hatalı pişirme teknikleri kullanıldığında vitamin-mineral kaybı yaşanabildiğine işaret ederek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu nedenle, örneğin tahıllarda bulunan B grubu vitaminlerinin kaybolmaması için makarna ve kuskus gibi tahılları, suyunu çektirerek pişirmek gerekir. Bu sayede suya geçen ve suyu döktüğümüzde kaybedebileceğimiz vitaminler korunmuş olacaktır. Brokoli C vitamininden zengin bir sebzedir ve C vitamini kayıplarını minimuma indirmek için buharda pişirme yöntemi tercih edilmelidir. Portakal, mandalina veya taze yeşil sebzelerde bulunan C vitamini de ısı ve hava temasına karşı hassastır. Dolayısıyla çiğ tüketilmesi mümkün olan besinleri iyice yıkayarak temizliğinden emin olduktan sonra hemen tüketmek faydalı olacaktır. Yine C  vitamininden zengin portakal ve mandalina gibi meyveler de kabuğu soyulduktan sonra havayla temasını azaltmak için bekletmeden yenilmelidir”

Bağırsak sağlığını önemseyin

Probiyotikler sağlığı olumlu yönde etkileyen ve vücuda alındıklarında bağırsağa canlı şekilde ulaşabilen mikroorganizmalardır. Bağırsak duvarı normalde patojen ve toksik mikroorganizmaların vücuda girmelerini engelliyor. Bağırsaktaki sağlıklı bakterilerin sayısının artması bağırsakların bu koruyucu görevini destekliyor.  Kötü beslenme alışkanlıkları veya diğer faktörlerden ötürü bağırsak florasının bozulması ise bağırsağın geçirgen hale gelmesine, dolayısıyla koruyucu görevini yerine getirememesine yol açabiliyor. Bu nedenle kefir veya probiyotik yoğurt gibi besinlerle bağırsak sağlığınızı, dolayısıyla bağışıklık sisteminizi desteklemeyi ihmal etmeyin.

Makro besin gruplarını dengeli şekilde alın

Protein, yağ ve karbonhidrat gibi makro besin grupları bağışıklık sistemini güçlü tutmak için bir uyum halinde çalışıyorlar. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, bu nedenle herhangi birinin eksikliğinin bağışıklık sisteminin çalışmasını olumsuz yönde etkileyebileceğine dikkat çekerek, “Kilo kontrolü veya başka sebeplerden ötürü ekmek ve makarna gibi karbonhidrat içeren besinlerden kaçınmak büyük bir hata. Zira bu davranış primer enerji kaynağı olan karbonhidratların eksikliğine neden olup, bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Bağışıklık sistemi hücreleri farklı dönemlerde farklı makro besin gruplarını öncelikli olarak kullanabiliyorlar. Dolayısıyla tüm makro besin gruplarını düzenli ve dengeli olarak almak önemlidir” diyor.

Renklerin gücünden faydalanın

Renkli meyve ve sebzelerdeki vitaminler ile antioksidanlar bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı oluyorlar.  Beslenmenizde farklı renkte besinler tüketmeye özen gösterin. Örneğin, ayvada bulunan C vitamini, balkabağında bulunan A vitamini, narda bulunan antosiyanin gibi maddeler antioksidan etkileriyle bağışıklık sisteminin güçlenmesinde rol oynuyorlar.

Haftada iki kez balık çok önemli, çünkü…

Omega 3 ve balıkta bulunan taurin ile triptofan gibi  diğer bileşenler bağışıklık sistemini düzenliyorlar. Ayrıca balık düzenli olarak tüketildiğinde bağırsaktaki yararlı bakteri sayısının artışına ve bu sayede de bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, balık mevsiminde olmanın avantajını kullanarak haftada 2 kez balık tüketmeye özen göstermemiz gerektiğini söylüyor.

Su içmek için susamayı beklemeyin

Yeterli su tüketimi toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasına  destek olarak bağışıklık sistemimizin güçlenmesinde etkili oluyor. Bu nedenle gün içerisinde su içmeyi ihmal etmemelisiniz. Ancak su içmek için susamayı beklemeyin, zira susama refleksi vücudun su kaybetmeye başladığına işaret ediyor.  Günlük içmeniz gereken su miktarınızı kilonuzu 30 ml ile çarparak bulabilirsiniz.

Güçlü bir bağışıklığın anahtarı: Sağlıklı beslenmek!

Güçlü bir bağışıklığın anahtarı: Sağlıklı beslenmek!

Kış mevsiminde havaların soğuk olması ve kapalı ortamlarda uzun süre kalınması nedeniyle çocuklar soğuk algınlığı ve grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına daha kolay yakalanabiliyorlar. Mikroplardan korunmaları veya hastalığı kolay atlatabilmeleri için çocukların bu dönemde güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaları ayrı bir öneme sahip. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, sağlıklı beslenmenin çocukların bağışıklık sistemini güçlü tutan en önemli etkenlerden biri olduğuna dikkat çekerek, “Güçlü bir bağışıklık sistemi için dengeli, yeterli ve çeşitli vitamin ile minerallerden oluşan bir menü planı oluşturmak gerekir. Karbonhidrat ve protein kaynaklarının yanı sıra sağlıklı yağ kaynaklarına da yer vermek çocuğun hem bağışıklığının korunmasında hem de hastalıklarla baş edebilmesinde kilit rol oynar.  Besin değeri oldukça düşük olan paketli ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak, bunların yerine besin değeri yüksek yoğurt, kefir, ceviz, fındık, badem gibi ürünlere yer vermek önem taşır.  Yine ana ve ara öğünlerde mevsime uygun taze sebze ve meyveleri bulundurmak da güçlü bir bağışıklık sistemine önemli katkı sağlar” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken beslenme kurallarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Her öğün taze sebze ve meyve şart!

Mevsimine uygun taze meyve ve sebzeler, içerdikleri C vitamini ile A vitamini gibi bağışıklığı güçlendiren vitamin içerikleri nedeniyle çocukların her öğününde bulunmaları gerekiyor.  Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “Öğünlerde mevsime uygun sebzelerden salata ve ara öğünlerde meyve tüketmelerini sağlamak, çocukların günlük vitamin ihtiyaçlarını karşılamalarına katkı sağlar. Meyvelerin iyi yıkanmış olmaları ve taze tüketilmeleri ise enfeksiyonlardan korunmanın yanı sıra besin içeriğini korumak için de önemlidir” diyor.

C vitamini içeren meyve çok önemli

Yeteri kadar C vitamini almak güçlü bir bağışıklık sistemi sağlayabilmede önemli bir rol üstleniyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, kış mevsiminde özellikle kivi, portakal ve mandalina gibi C vitamininden zengin meyveleri çocukların beslenme listesine mutlaka eklemek gerektiğine işaret ederek, “Bir yumruk kadar meyve bir porsiyon olarak baz alınmalı. Çocukların günlük beslenmelerine 1-2 porsiyon meyve, öğünlerine 5-6 yemek kaşığı sebze yemeği veya bir büyük kase salata ekleyerek, günlük C vitamini ve diğer vitamin ile mineral gereksinimlerini sağlamak mümkün” bilgisini veriyor.

Demir eksikliğine karşı koruyun

Dünyada en sık görülen mikro besin öğesi eksikliği, genellikle yetersiz beslenmeden kaynaklanan demir eksikliği oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, bağışıklık sisteminin korunmasında demirin önemli bir rol oynadığını belirterek, “Demir eksikliği anemisi mental ve fiziksel gelişimi etkiler. Demir,  bağışıklık hücrelerinin çoğalmasında rol alır ve eksikliğinde yeterli bir bağışıklık cevabı oluşturulamaz. Bu nedenle demir eksikliği oluşmaması için kırmızı et, yumurta ve hindi eti gibi besin kaynaklarının çocukların öğünlerinde mutlaka yer alması gerekir” diye konuşuyor.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

Sağlıklı yağları ihmal etmeyin

Sağlıklı yağlar, hem çocukların sağlıklı bir gelişim sürmeleri hem de bağışıklık sistemlerinin korunması için yeterli ve dengeli olarak alınması gereken bir besin grubu. Kızartma ya da hazır gıdalardan gelen kontrolsüz yağlar yerine zeytinyağı, tahin, ceviz ve badem gibi sağlıklı yağ kaynaklarını çocukların günlük beslenmelerine eklemek gerekiyor. Çocukların her gün 2 adet ceviz veya 8-10 adet çiğ fındık, badem gibi kuru yemişler tüketmeleri, yemeklerinde zeytinyağı kullanılması, günlük sağlıklı yağ alımlarına katkı sağlıyor.

Öğün atlamalarını engelleyin

Çocukların günlük besin öğesi ve enerji alımlarını dengeli bir şekilde sağlayabilmeleri için öğün düzeni oluşturulması şart. Zira kahvaltı ya da herhangi bir öğünü atlamaları yetersiz beslenmeye neden olmasının yanı sıra paketli veya sağlıksız olarak adlandırabileceğimiz besinlere yönelimlerini arttırabiliyor. Bu nedenle evde veya okulda besin alımlarını takip ederek her öğünde yeterli beslendiklerinden emin olmak gerekiyor.

Çinko eksikliğine dikkat!

Çinko bağışıklık sisteminin devamlılığı için gerekli bir mineral. Eksikliğinde büyüme geriliği ve bağışıklık sisteminde bozulmalar görülebiliyor. Bu nedenle çocukların öğünlerine bu besinleri eklemek önem taşıyor. Kırmızı et, kuru baklagiller, balık ve tam tahıllar çinko bakımından zengin besinler arasında yer alıyor.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

Hazır gıdalar değil ‘ev yapımı’ yemekler

Çocuklar lezzetiyle ön plana çıkan fast food tipi hazır yemekleri çoğunlukla ev yemeklerine tercih ediyorlar. “Ancak ne yazık ki bu ürünler çoğunlukla besin değeri düşük, işlenmiş ürünlerden oluşurlar ve çocukların büyümelerine ya da bağışıklık   sistemlerinin gelişmesine katkı sağlamazlar” uyarısında bulunan Nur Ecem Baydı Ozman, sözlerine şöyle devam ediyor: “Çocuklar besin değeri olmayan bu ürünleri tükettiklerinde besin değeri yüksek sebze, meyve ile balık gibi ürünlerden mahrum kalırlar. Dolayısıyla çocukların mümkün olduğunca evde hazırlanmış besin değeri yüksek olan besinleri tüketmeleri çok önemlidir”

Kefiri ihmal etmeyin

Sağlıklı bir bağışıklık için sağlıklı bir bağırsak olması şart! Kefir içeriğindeki yararlı bakteriler sayesinde bağırsak sağlığını desteklerken içeriğindeki protein ve kalsiyum gibi besin ögeleriyle aynı zaman da büyümeyi de destekliyor. Çocuklara haftada 3-4 gün süt, yoğurt ve ayran yerine bir su bardağı kefir içirmek bağışıklığı güçlendirebiliyor.

Karbonhidrat kısıtlamasında bu hatalara düşmeyin!

Karbonhidrat kısıtlamasında bu hatalara düşmeyin!

Kış aylarında havaların soğuması ile birlikte gerek fiziksel aktivitelerde azalma gerekse bol kalorili yiyecekler tüketilmesi derken kilo artışı kaçınılmaz oluyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, sağlıklı ve sürdürülebilir bir diyet uygulanmadığında, alınan kiloların zamanla bazı ciddi kronik hastalıklara yol açabildiğini belirterek, yaşam kalitesinin de her anlamda olumsuz etkileneceğini söylüyor. Kış aylarında diyeti zorlaştıran, kilo vermeyi engelleyebilen ya da yavaşlatabilen mevsime özgü bazı handikaplar olduğunu belirten Ozman, bu hatalardan kaçınılarak ideal kiloya ulaşılabileceğini vurguluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, kış diyetinde kaçınılması gereken 8 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

  • Su tüketimini azaltmak

Kış aylarında havaların soğumasıyla birlikte terleme ile kaybedilen su miktarı azalmakta bu da susama hissini önleyebilmektedir. Ancak hiçbir zaman su içmek için susamanın beklenmemesi gerektiği unutulmamalıdır. Su tüketimi azaldığında kilo vermek zorlaşır. Yine susuzluk sinyalleri zaman zaman açlık hissiyle karışabildiğinden kişileri atıştırmaya yöneltebilir ve bu da kilo verme sürecini güçleştirebilir.

  • Taze meyve-sebze tüketimini azaltmak

Kış aylarında taze sebze-meyve tüketimi yaz aylarına göre daha düşük olabilmektedir. Oysa öğünlerde salata ve sebze tüketmek tokluk süresini uzatır ve iştah kontrolünü sağlar. Bu sayede kilo verme sürecinde kalorili atıştırmalıklara yönelmeyi engeller ve öğünlerde porsiyon kontrolüne yardımcı olur. Yine ara öğünlerde 1-2 porsiyon meyve tüketmek şekerli yiyeceklere ve kalorili atıştırmalıklara yönelmeyi engelleyebilir. 1 porsiyon meyve yaklaşık 1 yumruk büyüklüğünde meyveye eş değerdir.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

  • Hareketi azaltmak

Havaların soğuması ile birlikte açık hava aktiviteleri azalabilmekte ve kişiler kapalı ortamlarda hareketsiz kalabilmektedir. Hareketin azalması nedeni ile kilo vermede zorluk ya da kiloda artış görülebilmektedir. Kış aylarında da rahatlıkla kilo verebilmek için egzersizlere ara vermemek mümkün olduğunca hareketli olmak gerekmektedir.

  • Geç saatlerde yemek yemek, atıştırma yapmak

Kış mevsiminde evde hareketsiz geçen zaman artabilmektedir. Bu da kişileri keyifli, oyalayıcı ve yüksek kalorili atıştırmalıklara yönlendirebilmektedir. Özellikle akşam saatlerinde alınan yüksek kaloriler kilo verme sürecini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle akşam geç olmayan saatlerde doyurucu ve dengeli bir akşam yemeği yedikten sonra geç saatlerde meyve ve kuruyemiş gibi keyifli atıştırmalıklardan uzak durmak, bu atıştırmalıkları gün içindeki saatlerde tüketmek önemlidir.

  • Meyve suyu tüketmek

Kış aylarında hastalıklardan korunmak için taze sıkılmış meyve suyu tüketimi sıklaşabilmektedir. Ancak taze sıkılmış dahi olsa meyve suları yoğun kalori içermektedir ve tok tutma süresi kısadır. Meyve suyu yerine meyvenin kendisini tüketmek lifli yapısı sayesinde tok tutar, bağırsakları çalıştırır ve meyve suyuna göre daha az kalorilidir.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

  • Sıklıkla dışarıda yemek yemek

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Kış aylarında havaların soğuması ile birlikte sosyal aktiviteler kısıtlanabilmekte, dışarıda yemek yemek bir sosyal aktivite halini alabilmektedir. Ancak şu unutulmamalıdır; dışarıda yenen yemekler çoğunlukla yüksek kalorili olabilmektedir. Dışarıda yemek yeme sıklığı arttıkça alınan yoğun kaloriler nedeni ile kilo verme süreci yavaş ilerleyebilmektedir” diyor.

  • Şok diyetlere başvurmak

Kış aylarında kilo vermenin zorlaşması ile birlikte kişiler zaman zaman şok diyetlere başvurabilmektedir. Kısa sürede hızlı kilo vermeyi vaad eden bu diyetler uzun vadede metabolizma hızını yavaşlatarak kilo verme sürecini zorlaştırabilmektedir. Bunun yerine kişinin yaşam tarzına uygun ve uzun vadede sürdürebileceği bir diyet modelini benimsemesi önemlidir.

  • Karbonhidratı tümden terk etmek

Nur Ecem Baydı Ozman kilo vermek istediğimizde beslenmemizden ilk çıkardığımız besin grubunun karbonhidratlar olduğunu belirtirken şu uyarıda bulunuyor: “Oysa karbonhidratlar primer enerji kaynağımız yani vücudumuz bu besin grubunu hızlı bir şekilde harcayarak enerjiye dönüştürebiliyor. Bu nedenle beslenmemizde mutlaka tahıllı ekmek, bulgur, bakliyat gibi kompleks karbonhidratlara yer vermemiz gerekmekte. Beslenmemizde karbonhidratı kısıtladığımızda diğer karbonhidratlara özellikle şekerli yiyeceklere eğilimimiz artabilmekte ve bu da kilo verme sürecimizi zorlaştırabilmektedir.”

Yılbaşı eğlencesi Acil Servis’de sonuçlanmaması için!

Yılbaşı eğlencesi Acil Servis’de sonuçlanmaması için!

Yeni yıla sayılı saatler kala yılbaşı gecesine yönelik planlar da şekilleniyor. Kimileri yeni yılı dışarıda karşılamaya hazırlanırken kimileri ise sevdiklerini kendi kuracakları yılbaşı sofrasında ağırlayacak olmanın heyecanını yaşıyor. Ancak dikkat! Gerek sofrada geçirilecek sürenin uzunluğu gerekse sofradaki yemeklerin lezzetli olması adına katkı maddeleri, yağ, şeker, tuz ve kalori oranlarında aşırıya kaçılabilmesi sağlık açısından bazı tehlikeleri beraberinde getirebiliyor! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Yılbaşı sofralarında ölçüyü fazla kaçırmak mide ve bağırsak sorunlarına yol açarak gecenin hastanede acil serviste sonuçlanmasına neden olabildiği gibi, özellikle kalp damar hastaları ve diyabet hastalarında hayati risk oluşturabiliyor. Bu nedenle gerek tüketim miktarı gerekse yiyeceklerin içerikleri açısından dikkatli olmak gerekiyor” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, sağlıklı bir yılbaşı sofrası için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Sebze çeşitliliğini artırın

Yılbaşı sofralarınız için yapacağınız meze ya da salatalarda çok çeşitli sebzeler kullanın. Bu sayede kalori yoğunluğu düşük, besin değeri yüksek ve uzun süre tok tutan bu besinler tüketerek, yüksek kalori içeren, besin değeri düşük ürünlerden korunmuş olacaksınız. Yemeğe salata, sebze gibi seçeneklerle başlangıç yaparak iştahınızı kontrol altında tutabilirsiniz.

Proteine mutlaka yer verin

Yılbaşı sofranızda proteinlere mutlaka yer verin. Proteinlerin sindirim süresi uzundur ve sizi daha uzun süre tok tutar. Ana yemekte kırmızı et yerine hindi-balık gibi protein türevlerine ve yine meze olarak bakliyat salatası gibi bitkisel proteinlere yer vererek hem tok tutucu hem de sağlıklı proteinleri öğününüze eklemiş olursunuz.

Hafif mezeler seçin

Kızartarak yaptığınız ya da yoğun soslu, mayonezli mezeler hazım problemlerine yol açabileceğinden fırınlama yöntemini tercih edin. Böylece yılbaşı akşamını hem daha konforlu hem de daha az kalori alarak geçirebilirsiniz. Yine gıda zehirlenmelerinden korunmak için mezeleri taze olarak tüketmek, beklemiş olanları tercih etmemek büyük önem taşıyor.

Şeker ilavesiz, doğal içecekler tercih edin

Lezzetli sofraların eşlikçisi lezzetli içecekler yılbaşında da sofralarınıza renk katar. Ancak yoğun kalorili, şeker ilaveli hazır içecekler hem kalorisi hem de doğal olmayan içeriği ile sağlığınızı tehdit edebilir. Evde çeşitli meyveleri kaynatarak yapacağınız bir içecek hem sofranıza renk katar hem de sağlığınızı korumanıza yardımcı olur. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Kuru üzüm ve ayvayı kaynatarak biraz da tarçın kabuğu ve karanfil ekleyerek güzel bir içecek elde edebilirsiniz. Ayrıca en değerli içeceğimiz olan su tüketimine de yer verebilmek için sularınızı frenk üzümü,  taze nane gibi renkli meyvelerle ve sebzelerle aromalandırabilirsiniz” diyor.

Meyveli ya da sütlü tatlıları tercih edin

Yılbaşı sofraları tatlılarla taçlandırılsa da alınan yoğun kaloriler üzerine bir de yoğun şerbetli, hamurlu bir tatlı tercih etmek mide bağırsak sorunları, hatta uyku problemlerine dahi yol açabilir. Bu nedenle meyve tatlıları, sütlü tatlılar çok daha hafif seçenekler olacaktır.

pause sağlık

Kompleks karbonhidratları seçin

Pirinç ve beyaz un gibi basit karbonhidratlar kan şekerinizde dalgalanmalara neden olarak tok hissetmenizi engelleyebilir. Yılbaşı sofrasında yardımcı yemek olarak pirinç, beyaz unlu yiyecekler ve börek yerine bulgur, kara buğday, esmer pirinç gibi kompleks karbonhidratları sofranıza ekleyerek daha tok hissetmeyi ve dolayısıyla daha az kalori alımını hedefleyebilirsiniz.

Kuruyemişleri kontrollü tüketin

Kuruyemişlerin her zaman olduğu gibi yılbaşı sofrasında da kontrollü tüketilmesi gereken besinler arasında olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ozman “Sağlıklı olduğu kadar yoğun yağ içeriği ve kaloriye sahip bu besinlerin de fazlası hazım ya da gaz problemlerine yol açabilir. Bu nedenle yaklaşık 1 avuç kuruyemişi tabağınıza alarak tüketmeye çalışın, paketten ya da kontrolsüz tüketimi engelleyin” diyor.

Sofraya aç oturmayın, yavaş yavaş yiyin

‘Nasıl olsa güzel bir sofraya oturacağım’ düşüncesiyle yılbaşı yemeğine çok aç halde başlamayın. Mümkünse 2-3 saat kadar önce 1 su bardağı kefir ya da 8-10 çiğ badem yanında sütlü bir kahve ile ara öğün yapın. Bu sayede yılbaşı sofrasında yediğiniz miktarları kontrol altında tutabilirisiniz. Sofrada yemeklerinizi yavaş tüketin ve iyi çiğneyin, bu sayede hem hazım problemlerinden kurtulmuş hem de çok daha az kalori almış olursunuz.

200 gramlık bir dilim karpuz 60 kalori…

200 gramlık bir dilim karpuz 60 kalori…

Yaz deyince ilk akla gelen, özellikle de aşırı sıcaklarda serinletici lezzetiyle öne çıkan karpuz, yüksek şeker içeriği nedeniyle dikkatli tüketilmesi gereken ancak aşırıya kaçıldığının farkına bile varılmadığı bir meyve. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, bu nedenle karpuzun lezzetine ve serinletici etkisine aldanmayıp tüketiminde mutlaka bazı kurallara dikkat etmek gerektiğini belirterek, özellikle diyabet ve böbrek hastaları açısından ciddi tehlikelere yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, karpuz tüketirken dikkat edilmesi gereken 7 önemli kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Gece tüketmeyin

Yaz aylarında serinlemek için akşam yemeği sonrası yenilen karpuz metabolizmanın yorulmasına neden oluyor. Bu nedenle yaz mevsiminin vazgeçilmezi karpuz başta olmak üzere diğer tüm meyveleri akşam geç saatlerde değil, gün içerisinde tüketmeye özen gösterin. Zira gece yenilen meyveler, karaciğer yağlanması ve diyabet gibi hastalıklara karşı riski daha da artırıyor.

Kabuğuna yakın beyaz kısmını atmayın

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Karpuzun kabuğuna yakın beyaz kısmında da posa ve vücut için faydalı olan bazı biyoaktif maddeler bol miktarda bulunuyor. Özellikle kalp ve damar sağlığını korumada etkili bir aminoasit olan Sitrulin içermesi sayesinde kalp dostu bir özelliğe sahip. Bu nedenle karpuzu dilimlerken beyaz kısımlarını da içerecek şekilde keserek faydayı artırabilirsiniz. Karpuzun beyaz kısımlarını aynı zamanda turşu ya da reçelini yaparak da tüketebilirsiniz” diyor.

Karpuzu peynirle tüketin

Karpuz tek başına tüketildiğinde kısa bir süre sonra sizi acıktırabilir. Bu nedenle hem tat uyumu hem de birlikte tüketildiğinde tok tutma etkisinden dolayı karpuzu peynirle tüketebilirsiniz. Sağlıklı ve ideal kiloda olan kişiler ara sıra 2 dilim karpuz ve 60-90 grama denk gelen 2-3 dilim peynirle bir öğün yapabilirler. Ancak bunu süreklilik haline getirmekten kaçınmak gerekir.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

Kesmeden önce mutlaka yıkayın

Karpuz kabuğunda bulunan çamur ve toz gibi kalıntılar bıçakla kesme işlemi sırasında karpuzun yenilen kısımlarına bulaşabilir. Bu kalıntılardan kurtulmak için karpuzu kesmeden önce akan su altında mutlaka yıkayın. Yıkama işlemi kabuk yüzeyindeki hastalık yapıcı bakterilerden arınmayı sağlamayabilir. Bu nedenle karpuz kesmeden önce kısa bir süre sirkeli suda bekletin.

Diyabetiniz varsa!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Karpuz halk arasında ‘su oranı yüksek dolayısıyla masum bir meyve’ olarak düşünülse de şeker oranı yüksek olan ve lezzeti ile fazla tüketimi muhtemel bir meyvedir. Özellikle diyabet hastalarının 1 porsiyon yani yaklaşık 200 gramı geçmemesi gerekir. Diyabet hastaları karpuz gibi şekerli meyveleri salata gibi posalı yiyecekler ve protein içeren besinlerle tüketirlerse kana karışma hızı yavaşlayacağından kan şekerini daha az yükseltir.

Diyette bu hataya düşmeyin!

Zayıflama diyeti yapanlar yaz aylarında öğünleri karpuz başta olmak üzere meyvelerle geçiştirirken, bu durum hem sağlıksız beslenmelerine hem de kilo vermek yerine aksine kilo almalarına yol açabiliyor. 1 dilim karpuzun karbonhidrat içeriği yaklaşık 1 dilim ekmeğe eşit olduğundan, 60 kkal olan günlük 1 dilim (yaklaşık 200 gr) karpuzu aşmayıp, yanında 2 ceviz veya 10 çiğ badem tüketerek tokluk sürenizi artırabilir ve kilo kontrolüzde fayda sağlayabilirsiniz.

Böbrek hastalığınız varsa dikkat!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Karpuz yüksek potasyum ve su içeriği nedeni ile potasyum ya da sıvı kısıtlaması yapılması gereken böbrek hastaları tarafından dikkatli tüketilmelidir. Bu nedenle tüketip tüketemeyecekleri ya da ne miktarda tüketebilecekleri konusunda hekim veya diyetisyenlerine danışmaları gerekir. Zira böbrek hastalarında kanda potasyumun yükselmesi çok yıkıcı etkilerle sonuçlanabilir” uyarısında bulunuyor. 

Kırmızı et tüketiminiz 70 gramı aşmasın, çünkü…

Kırmızı et tüketiminiz 70 gramı aşmasın, çünkü…

Kurban Bayramı’nın geleneksel sofralarında aklımıza ilk gelen şey genellikle kırmızı et tüketmek oluyor. Ancak kırmızı eti abartmak kalp-damar ve bağırsak sağlığı başta olmak üzere vücudun tüm sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, bayram sürecinde de sağlıklı beslenme alışkanlıklarını sürdürmenin oldukça önem taşıdığına işaret ederek, “Kurban Bayramı’nda özellikle üç kurala çok dikkat etmek gerekiyor; kırmızı eti günde  sadece bir öğün ve kontrollü miktarda tüketmek, etin yağsız olmasına dikkat etmek ve sebze, yani posa tüketimini arttırmak. Zira bayramda bu kurallara dikkat edilmediğinde kilo alımının yanı sıra karında şişkinlik, gaz ve kabızlık gibi sindirim sorunları, kan şekerinde dengesizlik ve çok daha önemlisi kalp krizine kadar varabilen önemli sağlık sorunları gelişebiliyor” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, Kurban Bayramı’nda dikkat etmeniz gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Günde 70 gramdan fazla kırmızı et tüketmeyin

Kurban Bayramı’nda kırmızı et tüketimi neredeyse günde 3 öğüne kadar varabiliyor. Ancak yapılan çalışmalardan alınan sonuçlar doğrultusunda, kırmızı etin pişmiş haliyle günde 70 gramdan (2-3 köfte büyüklüğünde et) daha fazla tüketilmemesi öneriliyor. Zira bayramda abartılan kırmızı et tüketimi; hazımsızlık, kabızlık, kilo artışı ve kolesterol seviyelerinde yükseliş ile sonuçlanabilirken, uzun vadeli sonuçlar çok daha yıkıcı olabiliyor. Sağlık otoriteleri ayrıca haftada 350-500 gramdan fazla tüketilen kırmızı etin özellikle kolon kanseriyle ilişkilendirildiğini gösteriyor.

Eti yağsız tercih edin, yağsız pişirin

Kırmızı et doğası gereği yağ içeren bir besin ve içeriğinde temel olarak doymuş yağ barındırıyor. Doymuş yağların fazla tüketimi de kalp damar hastalıklarıyla ilişkilendiriliyor. Kırmızı etin üzerinde görünen beyaz yağ kısımlarını tüketmek, etle alınan doymuş yağ oranını arttırıyor. Bu nedenle kırmızı eti beyaz yağlarından arındırarak tüketmeniz gerekiyor. Ayrıca pişirirken ekstra yağ eklemek zaten yoğun kalorili bir besin olan kırmızı etin kalorisini daha da yükselterek vücuttaki yağ oranının artmasına yol açabiliyor.

Eti en az 24 saat dinlendirin!

Yeni kesilen etin sindirimi zor olduğu için hazımsızlık gibi sorunlar gelişebiliyor. Bu nedenle kırmızı eti kesim sonrasında serin bir ortamda 24 saat dinlendirdikten sonra pişirmeli, kalan kısmı küçük parçalar halinde derin dondurucuya kaldırmalısınız. Küçük paketler şeklinde dondurmanız, çözdürme esnasında güvenli bir ortam sağlayacaktır. Zehirlenmelere yol açabilecek zararlı bakterilerin ette üremesini engellemek için etlerin çözdürme işlemini ise buzdolabında ya da akan su altında gerçekleştirmelisiniz. Pişen bir yemeği oda sıcaklığında maksimum 2 saat bekledikten sonra buzdolabına kaldırmanız da önem taşıyor. Aksi takdirde ette bozulmalara yol açabilecek bakteri sayısı artıyor ve zehirlenmelere neden olabiliyor.

Kahvaltıda ve akşamları kavurma yemeyin!

Kahvaltıda kavurma yerine bol yeşillik, bir adet yumurta, orta yağlı peynir ve zeytin gibi hafif seçenekler tüketmek gün içerisinde alacağınız daha yoğun kalorili besinlerin olumsuz etkilerini dengelemenize yardımcı oluyor. Kavurma gibi yoğun kalorili yiyecekleri akşam yemeği yerine öğle öğününde tüketmeniz sindirim kolaylığı açısından daha uygun oluyor.

Etin yanında bol salata ya da sebze tüketin

Kırmızı etin fazla ya da sık tüketilmesi bağırsak sağlığını bozarak tüm sistemi olumsuz etkileyebiliyor kabızlık, çok daha kötüsü zamanla kolon kanserlerine yol açabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, posalı beslenmenin bu olumsuz etkileri önlemeye yardımcı olabildiğine işaret ederek, “Dolayısıyla Kurban Bayramı’nda tüketeceğiniz kırmızı et miktarını minimal oranda tutmalı ve bağırsak sağlığını posa içeriğiyle olumlu etkileyen salata ve sebze gibi lifli yiyecekleri bu dönemde bolca tüketmelisiniz.” diyor.

Sakatat tüketimine dikkat!

Sakatatlar yüksek oranda kolesterol içeriyor. Bu nedenle kolesterolünüz yüksekse sakatat tüketmemeniz gerekiyor. Kolesterolünüz yüksek değilse dahi sakatatları sıklıkla yerseniz zamanla kolesterol seviyeniz yükselebiliyor.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

Et yediyseniz tatlılardan kaçının

Kurban Bayramı’nda önem vermeniz gereken bir başka nokta ise hayvansal yağ içerebilen çikolata ve tatlı gibi yiyeceklerden kaçınmak olmalı. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, kırmızı etin yanı sıra bazı çikolata ve tatlıların da hayvansal yağ içerdikleri uyarısında bulunarak, ”Kırmızı et doğasında hayvansal yağ barındırıyor. Çikolata ve tatlılar da hayvansal yağ konusunda masum değildirler. Çikolata süt yağı, tatlılar ise tereyağı gibi hayvansal yağlar içerebiliyor. Bu besinler tıpkı kırmızı ette olduğu gibi kolesterol ve yoğun kaloriye sahipler. Bu nedenle kırmızı et ile bu besinlerin aynı dönemde birlikte tüketilmeleri önem taşıyor.” diye konuşuyor.

Probiyotik içerikli ürünlerden faydalanın

Bayram sürecinde et tüketimin artması veya sağlıklı beslenme rutininin bozulması bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebiliyor, bağırsaktaki iyi ve kötü bakteri dengesini bozabiliyor. Ayrıca bayramda beslenme rutininin değişmesine bağlı olarak gaz, şişkinlik ve kabızlık gelişebiliyor. Dolasıyla bu dönemde kefir ya da probiyotik yoğurt gibi probiyotik yiyeceklerden faydalanmanız bağırsak sağlığını olumlu yönde etkileyecektir.

Bol bol su için

Çoğumuz bayram ya da kutlama benzeri dönemlerde beslenme alışkanlıklarımızı değiştirebiliyor ve su tüketimini azaltabiliyoruz. Ancak bol su tüketimi kabızlığı önlenmek, sindirimi rahatlatmak ve vücudumuzdaki ödemi azaltmak gibi birçok önemli  fonksiyona sahip. Dolayısıyla vücudunuzu susuz bırakmamak için sadece bayramlarda değil, her gün kilo başına 30-35 ml su tüketmeyi alışkanlık edinin.

Haftada 200-300 dakika spor şart!

Bayramda fazla kalori alımını dengelemek ya da beslenme alışkanlıklarının değişmesine bağlı olarak oluşan sindirim problemlerini önleyebilmek için günlük adım sayınızı ya da aktivite düzeyinizi yüksek tutmak önem taşıyor. Sağlıklı yetişkinlerin haftada 200-300 dakika orta tempo egzersiz yapmaları öneriliyor.

Yediğimiz pek çok besin ‘şeker’ içeriyor!

Yediğimiz pek çok besin ‘şeker’ içeriyor!

Şeker günlük beslenme alışkanlığımızın vazgeçilmezleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Şekeri cazip kılan şey ise ‘mutluluk hormonu’ olarak bilinen serotoninin salgılanmasını tetikleyerek bize keyif veren bir işlev görmesi. Bu nedenle şeker veya şekerli besinlere karşı gelmek kuşkusuz çoğumuz için hiç kolay olmuyor. Ancak vücudumuzun enerji kaynağı olan şekeri doğru besinlerden almamak ve tüketimini abartmak ciddi sağlık sorunlarıyla sonuçlanabiliyor. Öyle ki fazla şeker tüketimi; obeziteden diyabete, kalp hastalıklarından kansere, karaciğer yağlanmasından bunamaya kadar pek çok hastalığa zemin hazırlayabiliyor. Ayrıca heyecanla beklediğimiz yaz mevsimine fit bir vücutla girmek için şeker tüketimini bırakmak kilit role sahip. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, bu nedenle şekerin mutlaka sınırlı miktarda tüketilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; günlük alınan enerjinin yüzde 5’inden daha azı şekerden gelmelidir. Paketli gıdalardan da farkında olmadan şeker aldığımızı unutmamalıyız. Zira şeker; hazır soslar, ketçaplar, kahvaltılık gevrekler gibi pek çok paketli gıdalarda bulunuyor. Günlük beslenmemizde şekerden tümüyle kaçınmak neredeyse imkansız olsa da paketli gıdaları satın alırken şeker oranı en düşük olan yiyecekleri tercih etmeye özen gösterebiliriz. Bu noktada etiket okuryazarlığı oldukça önem kazanıyor. Paketlerde yer alan besin etiketlerini inceleyerek şeker içermeyen veya düşük oranda içerenleri seçebiliriz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, şeker alışkanlığını bırakmanın yollarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Öğün saatlerinizi kendinize göre belirleyin

Günde kaç ana öğün ya da ara öğün yapmanız gerektiğine; vücudunuzdan gelen açlık, tokluk veya tatlı isteği gibi sinyalleri dikkate alarak karar verin. Örneğin, hergün ikindide tatlı krizi yaşıyorsanız, öğle yemeğini atlamanın ya da öğle yemeğinden sonra uzun açlığın dezavantajını yaşıyor olabilirsiniz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “Bu durumda öğle yemeğini ihmal etmeyin ya da yediyseniz öğleden sonra meyve veya ceviz gibi bir atıştırma yapmayı deneyin. Bu şekilde kan şekerinizi dengede tuttuktan sonra tatlı istekleriniz devam ediyorsa kendinize alışana kadar biraz zaman tanıyabilir ya da tatlı isteğinizin altında yatabilecek diğer sebepleri araştırabilirsiniz” diyor.

Günde 2-3 porsiyon meyve tüketin

Düzenli meyve tüketmek, ihtiyaç duyulan şeker tadını meyvelerden alarak, zamanla diğer şekerli besinlerin tüketilmesinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Diyabet hastası değilseniz, günde 2-3 porsiyon meyve tüketmeyi alışkanlık edinin. Burada önemli olan, bir porsiyon meyvenin bir yumruk büyüklüğü meyve olduğunu unutmamanız ve meyve yemeyi akşama bırakmıyor olmanız.

Yeterli karbonhidrat aldığınızdan emin olun

Yeterli miktarda karbonhidrat alınmadığında bu durum tatlı atağıyla sonuçlanabiliyor. Tam tahıllı ekmek, bulgur, meyve gibi besinler doğal olarak karbonhidrat ve diğer birçok besin ögesi içeriyor. Bu besin grubu yeterli miktarda tüketilmediğinde kan şekeri düşebiliyor ve ani bir tatlı isteği belirebiliyor. Dolayısıyla öğünlerinizde karbonhidrat içeren bu besinlerden bir ya da birkaçına yer vermeniz gerekiyor.

Tarçının tadından faydalanın

Tatlı tada sahip bir baharat olması nedeniyle meyvelere veya süte eklediğinizde tarçının sağlayacağı tat, şeker isteğinizi baskılayabiliyor. Dilimlediğiniz meyvelerin üzerine tarçın serperek veya gece geç saatte tatlı isteğiniz oluyorsa bir su bardağı süte tarçın ekleyerek tatlı isteğini bastırabilirsiniz.

Su içmeyi unutmayın

Susama ve açlık sinyalleri bazen birbiriyle karıştırılabiliyor. Susuzluğun açlık veya tatlı isteğiyle karışmaması için yeterli miktarda su içtiğinizden emin olun. Kilonuzu 35 ml ile çarparak günlük su ihtiyacınızı bulabilirsiniz.

Doğru karbonhidratları seçin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, tükettiğiniz karbonhidrat türünün de tatlı isteğinizi tetikleyebildiği uyarısında bulunarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Örneğin pirinç ve patates gibi karbonhidratlar kan şekerinizin hızlıca yükselip sonrasında hızlıca düşmesine neden olabiliyor. Bu durum kan şekerini dengelemek için tatlı atağına yol açabiliyor. Bunun aksine, tam tahıl ekmek ve bulgur gibi karbonhidratlar kan şekerinizde dalgalanmalara yol açmıyor ve tatlı isteğini tetikleme olasılıkları daha düşük oluyor.”

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

Süt ürünlerini ihmal etmeyin

Süt ürünleri hem içeriğindeki protein hem de laktoz sayesinde kan şekerini dengede tutmaya yardımcı oluyor. Gün içerisinde uzun süre aç kaldığınızda süt, yoğurt veya kefir gibi bir süt ürünü tüketerek tatlı isteğinizin önüne geçebilir, aynı zamanda kalsiyum ve protein gereksiniminizi karşılayabilirsiniz.

Kahvaltı ve öğünlerde proteini unutmayın

Yeteri kadar protein tüketmek kan şekerinizin dengede kalmasına ve tok hissetmenize yardımcı oluyor. Dolayısıyla eğer karbonhidrat ağırlıklı besleniyor, ancak yeteri kadar protein almıyorsanız tatlı isteği yaşamanız çok daha muhtemel. Kahvaltıda yumurta, peynir ve ceviz tüketmek, öğünlerde et/tavuk/balık/yoğurt gibi protein içeren besinlere yer vermek tatlı isteğinize iyi gelebiliyor.

Sebzeleriniz çeşitli olsun!

Vücuttaki bazı vitamin veya minerallerin eksikliği de tatlı isteği ya da benzer eğilimleri tetikleyebiliyor. Bu nedenle mevsime uygun çeşitli sebzeleri düzenli olarak tüketmeniz hem besin içeriğiyle hem de kan şekerinizi dengede tutmaya yardımcı olarak tatlı isteğinizi azaltabiliyor.

Düzenli egzersiz yapın!

Fiziksel aktivite ya da egzersiz serotonin salgılanmasına yardımcı olarak duygu durumunuzun dengede olmasına katkı sağlayabiliyor. Eğer tatlı isteğinizin altında stres, anksiyete veya mutsuzluk gibi sebepler yatıyorsa, egzersiz yapmanız tatlı isteğinizi baskılayabiliyor.

Tatlı isteğini önlemek elinizde!

Tatlı isteğini önlemek elinizde!

Ramazanda tatlı tüketme isteğinin altında çoğunlukla iftar ve sahurda doğru besinler tüketilmemesinin yattığını biliyor muydunuz? Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Uzun süren açlık sonrası doğru besinlerle iftar yapılmadığında ya da sahurda kan şekerini dengede tutacak besinler tüketilmediğinde tatlı isteği kaçınılmaz oluyor. Üstelik iftarda tercih edilen tatlıların çoğunu da şerbetli ve hamurlu tatlılar gibi boş kalori içerenler yani hiçbir besin değeri bulunmayanlar oluşturuyor. Oysa Ramazanda sıklıkla şerbetli tatlılara yönelmek çok ciddi bir tehlike; çünkü bunlar çok daha yoğun şeker ve kalori içeriyor” diyor. Araştırmalara göre fazla şeker tüketiminin obeziteden diyabete, kalpten kansere dek birçok hastalığa zemin hazırladığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, Ramazanda tatlı tüketmenin 8 kuralını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Tüketim miktarı ve sıklığına dikkat edin

İftar yemeğinde hali hazırda yükselen kan şekerinizi tüketeceğiniz bir tatlıyla daha da yükseltebilirsiniz. Bu da hem Ramazan ayında kilo almanıza hem de şekerinizin hızlıca yükselmesine veya sonrasında hızlıca düşmesine neden olabilir. İftar saatinin geç bir saatte olması nedeni ile iftardan sonra bir süre beklense bile tatlı tüketimi çok geç bir saate kalabildiğinden metabolizmayı yorucu bir etki yaratır. Bu nedenle tatlı tüketim miktarına ve sıklığının haftada bir-iki porsiyondan fazla olmamasına dikkat edin.

Tatlıyı proteinle tüketin

Tatlılara ekleyeceğiniz veya birlikte tüketeceğiniz ceviz, fındık, süt gibi protein içerikli besinler tatlıdaki şekerin kanınıza çok daha yavaş karışmasına ve dolayısıyla kan şekerinizin dengede kalmasına yardımcı olur. Kan şekerinizi dengede tutmak da Ramazanda hem kilo alımının hem de şeker sorunlarının önüne geçmeye katkı sağlar.

Şerbetli tatlılar yerine sütlü ya da meyveli tatlıları tercih edin

Şerbetli tatlılar kan şekerinizi çok daha hızlı yükseltir ve bu da gerek o gün gerekse ertesi gün kan şekerinizde dengesizliklere ve çabuk acıkmanıza yol açabilir. Sütlü tatlılar ise içeriğindeki protein sayesinde kan şekerinizi olumsuz etkilemez. Sütlü tatlılarınızı ceviz veya nar gibi posalı besinlerle tüketmeniz durumunda da tatlının kana karışma hızı azalır ve kan şekerinizi dengede tutar.

Tatlıyı farkındalıkla tüketin

“Bir tatlı ya da yiyeceği hızla tükettiğinizde belli bir haz noktasına ulaşmak için daha fazla miktarda o tatlıdan ya da besinden tüketirsiniz” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, tatlıyı  yavaşça ve farkında olarak tükettiğinizde ise tüketeceğiniz miktarların azalacağını söylüyor.

En az iki litre su için

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Tatlı tüketme isteğinizin altında; stresli olmanız, iftarda ve sahurda sağlıklı beslenmemeniz, bu nedenle kan şekerinizdeki dengenin bozulması gibi yetersiz su tüketimi de yatıyor olabilir. Zaman zaman susama ve açlık hissi birbirine karışmaktadır. Bu nedenle susuzluğun açlık veya tatlı isteği ile karışmaması için yeterli miktarda su içtiğinizden emin olun. İftar ile sahur arasında mutlaka en az iki litre su tüketmeye özen gösterin” diyor.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Tatlı tüketeceğinizde bu besinlere dikkat!

Tatlı tükettiğiniz gün diğer kaynaklardan gelen şeker veya unlu besinler ve şeker içeren komposto vb içecekler gibi basit karbonhidratları tüketmemek gerektiğini belirten Nur Ecem Baydı Ozman “Şekeri sadece tatlıdan değil hazır soslar, hazır gıdalardan da sıklıkla farkında olmadan aldığınızı unutmayın. Nur Ecem Baydı Ozman, sebzeli yemekler ve salataların ise posa içeriği sayesinde, beraberinde yenilen besinlerin kana daha yavaşça karışmasına yardımcı olabildiğinden, iftarda tatlı tüketmek istiyorsanız mutlaka sebze tüketmeniz gerektiğini vurguluyor.

Diyabetiniz varsa!

Eğer hekim kontrolünde ilaç ya da insülin kullanan, genel olarak beslenmesine dikkat eden biri iseniz siz de sağlıklı bireyler gibi tatlı tüketebilirsiniz. Hem diyabetli hem de sağlıklı kişiler şeker oranı düşük tatlıları küçük miktarda ve sık olmayan örüntülerde tükettiklerinde bir sorun olmayacaktır. Diyabet olduğunu bilmeyen kişiler için ya da kontrolsüz diyabet hastaları için kontrolsüz tatlı tüketimi daha yıkıcı etkiler yapabilir, hiperglisemi koması ile sonuçlanabilir.

Tat eşiğinizi düşürün

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, şeker içeren tatlıların verdikleri haz sayesinde o tada bir bağımlılık oluşturabildiğini belirterek “Tatlı isteği olduğunda bir-iki porsiyon meyve tüketerek daha düşük yoğunlukta bir tattan keyif almaya başlayabilirsiniz. Düzenli ama ölçülü meyve tüketmek zamanla tatlı isteğinizi azaltabilir” diyor.

Bağışlık sistemini nasıl güçlendiririz?

Bağışlık sistemini nasıl güçlendiririz?

Soğukların kendini iyiden iyiye hissettirdiği kış mevsiminde, üst solunum yolu hastalıklarının görülme oranı artıyor. Dolayısıyla güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmamız çok daha fazla önem kazanıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, yeterli ve dengeli beslenmenin bağışıklık sisteminin güçlenmesinde büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, “Çünkü vücutta mikro veya makro besin ögeleri bir sinerji içerisinde çalışıyorlar. Herhangi birinin eksikliği bağışıklık sisteminin optimal şekilde çalışmasını önleyebiliyor. Faydalı olduğunu düşündüğümüz herhangi bir besin ya da besin grubunu fazlaca tüketmek yerine; karbonhidrat, protein ve yağ gibi makro besin grupları ile vitamin ve mineraller gibi mikro besin öğelerini alabilmek için çeşitli meyve ile sebzeleri tüketmek çok daha faydalı olacaktır” diyor. Kış mevsiminde bağışıklık sistemini güçlü tutmak için doğru besin seçimleri yapmak da büyük önem taşıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, kış mevsiminde sofranızda düzenli bulundurmanız gereken 8 besini anlattı; önemli önerilerde bulundu!

Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Nar

Nar içeriğindeki antosiyanin ile en güçlü antioksidan özelliğe sahip meyvelerden. Zengin C, E, K vitaminlerinin yanı sıra kalsiyum, potasyum ve magnezyum gibi minerallar sayesinde bağışıklık sistemini destekleyerek hastalıklara karşı korunmamıza yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, narın meyvesi kadar kabuğunun da güçlü antioksidan özellik gösterdiğini belirterek, “Bu nedenle nar kabuklarını da iyice temizlendikten sonra çay formunda demleyerek arada 1-2 fincan tüketebilirsiniz” diyor.

Balkabağı

Kış mevsiminin en güzel renkli besinlerinden biri olan balkabağının içeriğinde yer alan A vitamini, bağışıklık sistemi hücrelerinin fonksiyonlarının düzenlenmesinde rol alıyor. Böylece bağışıklığımızın güçlenmesine önemli bir katkı sağlıyor. A vitaminin ayrıca çeşitli enfeksiyon hastalıklarında tedavi edici etkisi de bulunuyor. Yemeklerin yanında garnitür olarak ya da çorbasını yaparak balkabağını beslenme planınıza ekleyebilirsiniz.

Balık

Balığın içeriğinde bolca omega 3 yağ asitleri, melatonin, triptofan ve taurin gibi bağışıklık sistemini düzenleyici bileşenler bulunuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman,  düzenli balık tüketiminin ayrıca bağırsaktaki yararlı bakterilerin sayısının artışına da katkı sağladığını belirterek, “Bağırsaklarda yararlı bakteri sayısının yüksek olması güçlü bir bağışıklık sistemi için elzemdir. Kış ayları balık çeşitliliğinin fazla olduğu, dolayısıyla besinsel anlamdaki zenginliğinden faydalanmak için uygun aylardır. Güçlü bir bağışıklık sistemi için haftada iki gün balık tüketmeye özen gösterin.” diyor.

Ayva

Ayva güçlü antioksidan içeriğe sahip bir meyve. İçeriğindeki C vitamini ve fitokimyasallar ile bağışıklık sistemimizin güçlenmesine destek veriyor. Gün içinde tüketeceğiniz meyvenin 1’ini bir porsiyon ayvadan yana kullanabilirsiniz. 1/3 orta boy ayva bir porsiyon meyveye denk geliyor. Ayrıca öksürük ya da boğaz ağrısı yakınmasında ayvayı ıhlamurun içine dilimleyerek de tüketebilirsiniz.

Kuşburnu

Kuşburnu C vitamini açısından oldukça zengin bir içeriğe sahip. İçeriğindeki C vitamininin bağışıklık sistemindeki birçok hücresel fonksiyonda rol oynaması sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Ayrıca içeriğindeki zengin polifenollerin etkisiyle soğuk algınlığına karşı koruyucu etki gösteriyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “Buradaki önemli nokta C vitaminin ısıya dayanıksız bir vitamin olmasıdır. Yani, uzun süre kaynatılarak ya da işlem görerek elde edilen marmelat gibi yiyeceklerde C vitamini içeriği oldukça azalıyor” uyarısında bulunarak, şöyle devam ediyor: “Kaynar suda 10-15 dakika demlediğiniz kuşburnu çayını çok fazla bekletmeden tüketerek C vitamininden en etkin şekilde faydalanabilirsiniz.”

Pause Dergi

Kefir

Güçlü bağışıklık sistemi için sağlıklı bir bağırsağa sahip olmak oldukça önemli. Kefir içeriğinde faydalı bakteriler sayesinde bağırsak florasının düzenlenmesinde ve güçlü bir bağışıklık sisteminde son derece önemli işleve sahip olan bağırsaktaki yararlı bakteri sayısının artmasına yardımcı oluyor. Ayrıca içeriğinde barındırdığı karbonhidrat, yağ ve protein gibi makro besin ögeleri; kalsiyum, magnezyum ile B2 vitamini gibi mikrobesin öğeleriyle de sağlıklı beslenme,  dolayısıyla sağlıklı bir bağışıklık sisteminin oluşmasında rol oynuyor.

Havuç

Havucun içeriğinde bulunan beta karoten bağışıklık sistemiyle ilgili fonksiyonların düzenlenmesinde yardımcı oluyor. İçeriğindeki C vitamininin yanı sıra potasyum ile çinko gibi mineraller ve fenolik bileşikler, kış mevsiminde bağışıklığı desteklemek için havucu çok kıymetli bir besin haline getiriyor. Havuç ayrıca iyi bir lif kaynağı olmasıyla da bağırsak sağlığını destekliyor. Salatalara ekleyerek veya çiğ tüketerek havucun zengin besin içeriğinden faydalanabilirsiniz.

Kivi

Kivi, polifenoller ve C vitamini açısından oldukça zengin bir meyve. Öyle ki 100 gramlık bir kivi yetişkin bir insanın günlük C vitamini ihtiyacını neredeyse tek başına karşılıyor. Ara öğünde bir orta boy kivi tüketmek, zengin lif ve C vitamini içeriği sayesinde bağırsak sağlığına katkı sağlayarak güçlü bir bağışıklık sistemine kavuşmamıza destek veriyor.

İkramda tatlılara yenik düşmeyin!

İkramda tatlılara yenik düşmeyin!

Birbirinden lezzetli şerbetli tatlılar, börekler, dolmalar… Bayramlarda beslenme düzenimiz değişiyor, özellikle tatlı ve hamur işleri tüketimimiz artıyor. Kurban Bayramı’nda ayrıca kırmızı et tüketimimiz de abartılı bir hale gelebiliyor; öyle ki öğle ve akşam yemeklerinde, hatta kahvaltıda bile soframızda ‘kavurma’ olabiliyor. Ancak besinleri uygun miktarlarda ve doğru şekilde tüketmediğimizde hazımsızlık ile şişkinlik gibi sindirim sorunları, kan şekerinde dengesizlik, çok daha kötüsü kalp krizine kadar varabilen önemli sağlık sorunları gelişebiliyor. Bu nedenle hem akut hem de uzun vadeli sağlık sorunlarından korunabilmek için bazı önemli beslenme hatalarından kaçınmak çok önem taşıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, Kurban Bayramı’nda  kalp damar, diyabet veya gut hastalığı olan kişilerin çok daha dikkatli olmaları ve et tüketimini oldukça minimize etmeleri gerektiğine dikkat çekerek, “Zira bu hastalarda hatalı beslenme alışkanlıklarının yaşam kalitelerini düşürebilecek olumsuz sonuçlara yol açması çok daha muhtemel. Bayramda et tüketiminin azaltılmasının yanı sıra sebze, tahıl ürünleri ve bakliyat gibi posalı besinlerin ise tam aksine arttırılarak kalp damar ve kolon sağlığının korunması hedeflenmelidir” diyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, Kurban Bayramı’nda en sık yapılan 7 hatayı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman 

Hata: Kahvaltıyı atlamak

Doğrusu: Uzun süren açlıklar çoğunlukla bir sonraki öğünde kontrolün kaybedilmesiyle sonuçlanıyor. Bu nedenle bayramda öğün atladığınızda kan şekerinizi kontrol altında tutamayabilir ve ikramlara karşı koyamayabilirsiniz ya da uzun açlık sonunda yediklerinizi abartabilirsiniz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “Bu nedenle güne mutlaka hafif bir kahvaltıyla başlayın ve mümkünse 3-4 saat sonrasında ana veya ara öğün tüketerek iştahınızı kontrol altında tutmaya çalışın” bilgisini veriyor.

Hata: Su içmeyi unutmak

Doğrusu: Yeteri miktarda su tüketmemek rutin zamanlarda da sıklıkla yaptığımız bir hata. Su içmemenin en önemli sebebi ise genel olarak çay ve kahve gibi içeceklerin sık tüketimiyle ilgili oluyor. Bayramda da bu tarz içeceklerin veya diğer soğuk içeceklerin tüketim miktarı artabiliyor. Yetersiz su tüketimi sonucunda da baş ağrısı ve sindirim sorunları gelişebiliyor. Kilonuzu kg olarak 30 ml ile çarparak su gereksiniminizi hesaplayın ve her gün mutlaka bu miktarda su tüketin. Çay ve kahveden gelen sıvıların su hesabına dahil edilmediğini unutmayın.

Hata: Sebzeleri ihmal etmek

Doğrusu: Yaz ayları aslında hem çiğ hem pişmiş olarak yenilebilecek sebzeler bakımından oldukça avantajlı bir mevsim. Gün içerisinde sebzelerin vitamin, mineral ve posa gibi faydalı içeriklerinden yararlanmak için bayram ile diğer zamanlarda, her öğünde bol ve çeşitli sebzeler tükettiğinizden emin olun. Sebzeyi daha fazla tüketmeniz iştahınızın dengede kalmasını sağlamasının yanı sıra kabızlık gibi sindirim problemlerine karşı da etkili oluyor. Ayrıca fazla et tüketimi bağırsaktaki yararlı zararlı bakteri dengesini zararlı bakteriler lehine bozacağı için sebzeler bu etkiyi tersine çevirmede yardımcı oluyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Hata: Et tüketimini abartmak

Doğrusu: Kurban Bayramı’nda sabah kahvaltısından öğle ve akşam yemeğine kadar tüm öğünlerde kurban eti tüketmek gibi bir alışkanlığımız var. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, ancak fazla miktarda et tüketmenin hem kalp damar sağlığını bozduğunu hem kolon kanseri riskini arttırdığını belirterek,“Kırmızı et tüketiminizin haftada 500 gramı aşmamasına dikkat edin” diyor.

Hata: İkramda tatlılara yenik düşmek 

Doğrusu: Bayramlarımızda ikram olarak börek, tatlı, çikolata ve şekerleme gibi ürünlerin ön plana çıkması bu yiyeceklerin tüketim miktarının artmasıyla sonuçlanıyor. “Ancak bunlar ne yazık ki çoğunlukla besin yoğunluğu düşük, yani vitamin ve mineralden yoksun, sadece kaloriden ibaret besinlerdir” uyarısında bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “Bu nedenle bayram sürecinde bu tarz ikramları fazlaca tüketmek size hiçbir sağlık getirisinde bulunmayarak sadece kilo almanızla sonuçlanabilir. Hem bayramda hem diğer zamanlarda tatlıları ve hamur işlerini azaltın. Öğünlerinizde daha çok sebze, meyve, tahıl ve bakliyat gibi ürünlere yer açın. Örneğin tatlı yerine meyve ya da börek yerine tahıllı salatalar tüketin” bilgisini veriyor.

Hata: Eti yüksek ısıda pişirmek

Doğrusu: Eti asla yüksek ısıda pişirmeyin. Çünkü kısa zamanda yüksek ısılara ulaşılan pişirme yöntemleri ette kanserojen maddelerin oluşumuna neden olabiliyor. Dolayısıyla eti mümkünse ekstra yağ eklemeden, kısık ateşte uzun sürede pişirin. Yine kanserojen riskine karşı mangalda pişirme yönteminde de etin ateşe olan uzaklığının 20 cm’den az olmamasına dikkat etmeniz çok önemli.

Hata: ‘Bayram’ diyerek egzersize ara vermek

Doğrusu: Bayram ile tatillerde yemeyi ve içmeyi, hatta kalitesiz içerikli beslenmeyi artırmamızın yanı sıra genellikle çok daha az hareket ediyoruz. Ancak egzersizin yararından söz edebilmek için o egzersizin mutlaka düzenli yapılması gerekiyor. Dolayısıyla düzenli egzersiz yapıyorsanız bayramda da bu alışkanlığınıza devam edin. Tatil sürecini açık hava yürüyüşleri veya size uygun diğer egzersiz yöntemleriyle de değerlendirebilirsiniz.