Yazılar

Sıkıcı, baskıcı ve sürdürülebilir olmayan diyetlere son!

Her yeni yıl öncesi ‘bu kez çok kararlıyım’ diyerek diyet için kolları sıvıyor ancak bir türlü ideal kilonuza ulaşma mutluluğunu yaşayamıyor musunuz? Üstelik diyet süreciniz sıkıcı, baskıcı kısıtlamalarla psikolojinizi olumsuz etkiliyor, bıraktığınız anda da, verdiğiniz kiloları çok daha hızlı geri alarak en başa mı dönüyorsunuz? Moralinizi bozmayın, zira sürdürülebilir bir diyet ve düzenli egzersizle hem sağlıklı hem kolay kilo vermek mümkün! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Kısa sürede hızlı kilo vermeyi vadeden katı diyetler aslında sizi hedefinizden uzaklaştırarak motivasyonunuzu kaybetmenize yol açar. Yeni yılda formda kalmanın asıl yolu; katı, düşük kalorili planlanan geçici diyetler değil, sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları kazanmak ve düzenli egzersiz yapmaktan geçiyor. Bu nedenle mucize beklemeden, sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla hem ideal kilonuza ulaşıp formunuza kavuşabilir, hem de bağışıklık sisteminizin güçlendiğini, enerjinizin yükseldiğini ve yaşam kalitenizin iyileştiğini hissedebilirsiniz” diyor. Peki sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları neler olmalı? Beslenme ve Diyet Uzmanı Çelik, sürdürülebilir ve sağlıklı bir diyet için 7 altın öneride bulundu…

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

  • Yasaklamayın, denge sağlayın

Öncelikle besinleri ‘yasaklı’ diye etiketlemeyin. Aşırı kısıtlayıcı bir şekilde besinleri yasaklı sınıfına koyduğunuzda, olası bir ‘kaçamak’ durumunda suçluluk hissine kapılır ve kontrolünüzü bir süre sonra kaybettiğinizi görebilirsiniz. Ayrıca bir süre bu besinlerden uzak dursanız da, zamanla daha güçlü tüketme arzusuna kapılabilirsiniz. Kısıtlayıcı, kendinizi aç bırakan davranışlar hem metabolizma üzerinde olumsuz bir etki yaratır hem de sağlıksız bir beslenme döngüsüne yol açar. Oysa sağlıklı beslenme, tüm besin gruplarının dengeli porsiyon ve tüketim sıklığı düzenlenerek yönetilmesiyle yaşam tarzı alışkanlığına dönüşür.

  • Tüketmemek için, almayın!

Sürdürülebilir diyette çevresel faktörler çok önemlidir. Paketli ürün, gazlı içecek ve fast-food gibi gıdaları almayın. Elinizin altında olduğunu bilirseniz, hele de stresli dönemlerinizde bir anda kendinizi bu ürünleri tüketirken bulabilirsiniz. Alışverişe çıkmadan önce liste hazırlayın ve özellikle rafine şeker içeren ve yüksek yağlı paketli ürünleri listenize eklemeyin. Bu besinleri yeme istediğiniz kontrol edemeyeceğiniz ulaştığında, mevsimine göre 1 porsiyon taze meyve yanında 2 tam ceviz veya 6-8 adet çiğ badem tüketebilirsiniz. Tatlı isteğiniz çok yoğunsa laktoksuz sütlü bir kahve ve 2 adet kuru kayısı veya kuru erik tüketmek iyi bir tercihtir.

  • Lifli beslenin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Kilo vermekte zorlanan kişilerin yetersiz lif aldıklarını gözlemliyoruz. Oysa bol lifli besinler tokluk süresini artırırken, metabolizmayı hızlandırır. Bu nedenle sebze, meyve, tam tahıllı ürünler, kurubaklagiller, yağlı tohumlar vb lif içeriği yüksek gıdalar sindirim sistemi için oldukça önemlidir. Sağlıklı bir sindirim sistemi ise açlık-tokluk sinyallerinin kontrolüne destek olur. Örneğin; ana yemekte salata yemek ya da ara öğünlerde taze meyve ve yağlı tohum tüketmek ani kan şekeri dalgalanmalarını azaltarak gün içinde ani açlık krizlerinin, dolayısıyla fazla kalori alımının da önüne geçer” diyor.

  • Su tüketimine dikkat edin

Sağlıklı yaşam tarzı denilince olmazsa olmazlardan biri şüphesiz su tüketimi. Yeterli miktarda içilen su, metabolizmanın sağlıklı çalışması ve vücut fonksiyonlarının düzenlenmesi için şarttır.  Ayrıca, yeterli su içilmezse, susuzluk hissi açlıkla karışabilir ve bu durum fazla kalori alımına yol açabilir. Miktarı kişiden kişiye değişmekle birlikte, gün boyunca düzenli aralıklarla su içmek ana hedeflerinizden biri olmalıdır. Vücudunuzda yeterli su bulunduğunu idrarınızın renginin açık olmasından anlayabilirsiniz. Çay ve kahve gibi içecekler suyun yerine geçmez aksine vücuttan su atılmasına neden olur. Suyun yanı sıra kefir ya da ayran gibi içecekler tüketmeniz faydalıdır.

  • Metabolizma hızını artıran besinlerden faydalanın

Yeni yılda öğünlerinize ekleyeceğiniz bazı besinler metabolizmada bazı değişiklikler yaparak  yağ yakımına yardımcı olabilir. Bu da kısıtlayıcı olmadan sürdürülebilir bir tabak içeriği ile sağlıklı beslenme hedefinizi destekler. Hiçbir besinin mucizevi bir etkisi yoktur ama sağlıklı bir beslenme planı içerisinde metabolizma hızınızı artırmaya katkı sağlayabilirler. Örneğin; -tüketmenizde herhangi bir sakınca olmadığı doktorunuz tarafından belirtilmişse- aşırıya kaçmamak şartıyla kırmızı biber, tarçın, zencefil, zerdeçal gibi baharatlar, turunçgiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kahve ve yeşil çay tüketmeniz destek olacaktır.

  • Proteine çok önem verin

Yeterli ve dengeli protein alımı metabolizmanın korunması ve tokluk hissinin artırılması açısından kritik öneme sahiptir. Ancak protein alımını tek öğünde fazla miktarda değil, gün içerisine yayarak gerçekleştirin. Bu yöntem, özellikle iştah kontrolü ve gün boyu enerjinin dengeli kalmasına yardımcı olur. Yumurta, et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri gibi hayvansal kaynaklı proteinlerle birlikte bitkisel protein açısından zengin kurubaklagillerin tüketilmesi kas kütlesinin korunmasına da katkı sağlayarak ağırlık kaybı sürecinde yağ kaybını destekler.

Burada önemli olan bir diğer konu; bu gıdaların yağlı kısımlarını ayırmak (örneğin; tavuğun derisi, kırmızı etin beyaz yağlı kısımları gibi) ve doğru pişirme yöntemleriyle (kızartma değil ızgara ya da buğulama, haşlama) tüketmektir.

  • Sosyal hayat

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Yeni yılda sürdürülebilir diyet için, sosyal hayatla beslenme arasındaki dengeyi kurabilmek kritik önem taşır. Dışarıda yediğiniz bir yemek ya da tatlı tek başına ağırlık artışının ya da sağlıksız beslenmenin nedeni olamaz. Sosyal ortamlardan kaçınmanız gerekmez. Sonrasında katı kısıtlamalara gitmek, öğün atlamak ise kan şekeri dengenizi bozarak daha da acıkmanıza neden olur. Yapılması gereken; gerçekçi ve uzun vadede sürdürülebilir bir denge oluşturmaktır. Dengeli ve sürdürülebilir yaklaşım için yapılması gereken şey; rutininize geri dönmek, yeterli protein, lif ve sağlıklı karbonhidratların olduğu dengeli tabak modeli oluşturmak, yeterli su içmek ve hareketi artırmak olmalıdır. Bu sayede hem metabolik dengeyi korur hem de beslenmeyle olan ilişkinizin cezalandırıcı değil, destekleyici olmasını sağlayabilirsiniz” diyor.

#İdealKilo2026 #SağlıklıBeslenme #SürdürülebilirDiyet #KolayKiloVerme #EgzersizVeBeslenme #FormdaKal #YaşamKalitesi #EnerjiVeBağışıklık #PauseDergi #YeniYılKararları

 

Menopoz doğal bir süreç, ancak!

Sağlıklı bir kadının hayatında doğal ve kaçınılmaz bir süreç olan menopozla birlikte hormonal değişiklikler nedeniyle kilo vermek geçmişe göre çok daha zorlu olabiliyor. Üstüne üstlük pek çok kadında bu dönemde kas kütlesi azalırken yağ kütlesi artıyor ve inatçı kilolar zayıflama çabalarına meydan okuyabiliyor. Ancak bu tabloyu tersine çevirmek mümkün! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Menopoz ile birlikte özellikle karın çevresinde yağlanma diğer vücut bölgelerine oranla daha fazla artış göstermektedir. Bu durum obezite, insülin direnci ve diyabet riskini artırmaktadır. Ancak günlük yaşam alışkanlıklarında bazı basit değişikliklerle etkili sonuçlar almak ve bu süreçte ideal kiloya kavuşmak mümkündür” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik menopoz döneminde fazla kilolardan kurtulmanın 5 püf noktasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

  • Proteinden zengin beslenin

Menopoz dönemindeki kadınlarda kas kaybının önlenmesi için diyetle yeterli ve dengeli protein alınması oldukça önemlidir. Bu sayede kas kaybı önlenirken, kas doku artışı desteklenir ve menopoz döneminde azalan metabolizma hızı artırılabilir. Günlük ihtiyaç duyulan enerjinin yüzde 10-20’si protein kaynaklarından karşılanmalı ve bu oran tüketilen protein kaynağının kalitesine göre düzenlenmelidir. Özellikle et, tavuk, balık, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi hayvansal kaynaklı proteinler biyoyararlanımı daha yüksek proteinlerdir ve günlük beslenmede kişinin ihtiyaçlarına göre öğünlere eklenmelidir. Bitkisel protein alımı için de haftada bir-iki gün kurubaklagil tüketilmelidir.

  • Balık tüketin

Yapılan bilimsel çalışmalarda; yağlı balık tüketimi arttıkça, kadınların daha geç menopoza girdiği, omega-3 yağ asitlerinin anti-inflamatuar etkisi ile menopoz yaşını etkilediğinin ortaya konulduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Günde 900 mg omega-3 tüketiminin beden kitle indeksi, karın çevresi yağlanması, kan basıncı, serum trigliserit düzeyleri ve insülin direncini önemli ölçüde azalttığı bildirilmiştir. Menopoz öncesi ve sonrası dönemde diyetle yağlı balık tüketiminin artması özellikle karın çevresi yağlanmasının artışı ile meydana gelen diğer hastalık risklerinin azalması için de oldukça önemlidir” diyor.

  • Bol su için

Yaşla beraber susama duyusunun azalması nedeniyle menopoz ve postmenopozal dönemde su tüketiminde belirgin bir azalma gözlenir. Yetersiz su tüketimi sindirim enzimleri ve bağırsakların daha yavaş çalışmasına neden olur, iştah mekanizmasını olumsuz etkileyerek açlık-tokluk sinyallerinin susuzluk ile karıştırılmasına, atıştırmalık tüketiminin artmasına yol açarak bu dönemde ağırlık artışını destekler. Susamayı beklemeden günlük sıvı gereksinimi için günde en az iki litre su tüketilmesi gerekmektedir.

  • Sebze ve meyve tüketmeyi ihmal etmeyin

Menopoz döneminde kronik hastalık riskindeki artışa bağlı olarak iyi bir potasyum ve magnezyum kaynağı olan sebze ve meyvelerin tüketiminin artırılması gerekir. Ayrıca antioksidan vitaminler olan A, C ve E vitaminlerinden zengin beslenme menopoz dönemdeki kadınlarda obezite ve buna bağlı gelişen hastalıkların yönetiminde oldukça önemlidir. Özellikle A vitamini, beta karoten, C vitamini, E vitamini, bitki flavonoidleri ve soya izoflavonları gibi antioksidanların alımını artırmaları ağırlık artışı kontrolü ve hastalıkların önlenmesi için önerilmektedir. Bu besinler genellikle yaş meyveler, sebzeler, soya fasulyesi, kakao ve çay yaprağı özlerinde bulunmaktadır. Vitamin takviyeleri olarak tüketilmek istenirse mutlaka doktora danışılmalıdır.

  • Her gün mutlaka düzenli egzersiz yapın

Çoğu insan yaşlandıkça daha az aktif hale gelir. Ancak menopoz sırasında ve sonrasında egzersiz her zamankinden daha önemlidir. Menopoz döneminde azalan metabolizma hızı için düzenli egzersiz yapmak kalori açığı oluşmasında ve kas kütlesi artışı ile metabolizmanın hızlanmasında sağlıklı kilonuzu destekleyebilir. Kas kütlesi normalde hormonal değişiklikler ve yaşla birlikte azalır. Ağırlıklar veya bantlarla yapılan direnç antrenmanı, kas kütlesinin korunmasında ve hatta artırılmasında son derece etkili olabilir. Aerobik egzersiz veya kardiyo da menopozda kilo vermek için çok etkilidir. Çalışmalar; egzersizin kilo kaybı sırasında kasları korurken karın yağını azaltabildiğini göstermiştir.

Bu besinler, Alzheimer ve Parkinson riskini azaltıyor!

Bu besinler, Alzheimer ve Parkinson riskini azaltıyor!

Cep telefonunuzla konuştuğunuz esnada bir yandan da ‘acaba nereye koydum?’ diyerek aradığınız oldu mu? Ya da gözlüğünüz gözünüzde ‘yine nerede çıkardım?’ dediğiniz?!.. Bu ve benzeri türden basit unutkanlıklar çoğunlukla arkadaş sohbetlerinde kah gülerek kah yakınarak anlattığımız konulardan oluyor ama ya ilerleyen yaşın da etkisiyle çok ciddi hastalıkların sinyalleri olanlar! Özellikle ilerleyen yaşla birlikte çevresel faktörlerin de etkisiyle beynimiz hızla yaşlanıyor; Alzheimer ve Parkinson başta olmak üzere birçok nörolojik hastalığa gün geçtikçe daha sık rastlanıyor. Oysa beyin sağlığının ve bilişsel fonksiyonların korunması ve iyileştirilmesi için genç yaştan itibaren özellikle sağlıklı beslenme başta olmak üzere bazı önlemleri mutlaka almak gerekiyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Beslenme, egzersiz, düzenli ve kaliteli uyku, stres yönetimi gibi yaşam tarzı müdahaleleri hastalıkla birlikte meydana gelen bilişsel problemleri geciktirecek, önleyebilecek, girişimsel olmayan, güvenilir ve kolay yollardır” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, beyin sağlığını güçlendirici özelliğe sahip olan, sofralarınızda yer vermeniz gereken 5 etkili besini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

  • Yağlı Balıklar

Somon başta olmak üzere yağlı balıklar zengin omega-3 yağ asidi kaynaklarıdır. Özellikle beyin sinir hücreleri için omega-3 oldukça önemlidir. Yaşa bağlı bilişsel fonksiyonların yavaşlamasını önler, hafızann güçlenmesinde etkilidir. Beyinde yer alan gri madde, karar verme, hafıza ve duyguları kontrol eden sinir hücrelerini içerir. Düzenli balık tüketmek beyinde daha fazla gri maddenin olması eğilimini artırır. Haftada 2 gün fırında ya da ızgara gibi pişirme yöntemlerini kullanarak balık tüketebilirsiniz. Özellikle hamile ve emziren kadınlar kiremit balığı, köpekbalığı, kılıçbalığı ve kral uskumru gibi civa içeriği yüksek balıklardan kaçınmalıdır.

  • Kahve

Kahvede bulunan kafein ve antioksidanlar beyin sağlığının desteklenmesine yardımcı olur. Özellikle antioksidan etkisi ile bilişsel işlevlerdeki bozulma ile savaşır. Konsantrasyonu artırması, dopamin gibi iyi hissettiren nörotransmiterlerin artışını sağlaması gibi etkileri ile de beyin üzerinde olumlu etki yapmaktadır. Ancak günlük alınan kafein miktarına dikkat edilmelidir. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Önerilen maksimum miktar günlük 400 mg kafein alımıdır. Hamilelerde bu miktar 200 mg ile sınırlandırılmalıdır. Sağlıklı yetişkinler için ortalama 2-4 fincan kahve tüketmenin nörolojik hastalık riskini azalttığı gözlemlenmiştir. Tansiyon problemi olanlar ve hamileler tüketim miktarını düşürmeli ve doktorlarına danışmalıdır. Akşam saatlerinde kahve içmek uyku kalitesini olumsuz etkileyeceği için gün içinde tüketmeye özen gösterilmelidir” diyor.

  • Kabak Çekirdeği

Beyin sağlığı için diyet örüntüsünde her gün yer alması önerilen ceviz, fındık ve bademin yanı sıra yine yağlı tohumlardan olan kabak çekirdeği de; içerdiği çinko, magnezyum, bakır ve demir içeriği ile beyin sağlığı için önemli olan besin ögelerinin en önemli kaynaklarından biridir. Öğlenme, hafıza, sinir sinyali, bozulmuş beyin fonksiyonu gibi beyin sağlığı için önemli etkileri olan kabak çekirdeğini tansiyon sorunu olsun olmasın mutlaka tuzsuz tüketmek gerekir. Günde 1 çay bardağından fazla tüketilmemelidir.

  • Yumurta

Yumurta; B6, B12, folat ve kolin dahil olmak üzere beyin sağlığı ve gelişimini destekleyici en önemli besin kaynağıdır. Özellikle kolin, hafızanın güçlenmesini destekleyen asetilkolin oluşturmak için önemlidir. Karaciğerde az miktarda üretilir ancak dışarıdan besinler ile alınması gerekir. Gebelik ve emzirme döneminde yeterli kolin tüketimi bebeğin beyin gelişimini olumlu etkilemektedir. Kolin alımı kadınlar için günde 425 mg, erkekler içinse 550 mg’dır. 1 adet yumurta 147 mg kolin içerdiğinden günlük gereksinimin yaklaşık yaklaşık 30’u bu şekilde karşılanabilmektedir.

Alzheimer ve Parkinson

  • Zerdeçal

Zerdeçalda bulunan kurkumin beyin sağlığı için güçlü bir antioksidan ve anti-inflamatuardır. Hafızanın gelişmesine yardımcı olur, Alzheimer hastalığı ile bilirkte ortaya çıkan amiloid plakların azalmasına katkı sağlar. Yaşa bağlı meydana gelen bilişsel fonksiyonlardaki yavaşlamının geciktirilmesinde etkilidir. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Yapılan çoğu çalışmaya göre; sağlıklı bir beslenme planı içerisinde zerdeçala yer vermek beyin sağlığı açısından etkili olacaktır. Günde 12 gr yaklaşık 2 tatlı kaşığını geçmeyecek kadar salata veya çorbalarınıza ekleyerek tüketmek iyi bir seçenektir. Ancak hamile, emziren kadınlar, safra kesesi ve kronik böbrek rahatsızlığı olan kişiler zerdeçal tüketimini doktorlarına danışıp sınırlandırmalıdır” diyor.

Sağlıklı beyin için bu besinlerden kaçının!

Yapılan çalışmalara göre; sağlıksız beslenme ile bilişsel fonksiyonlarla ilgili hastalıklardaki artış arasında çok yakın ilişki bulunduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik şöyle konuşuyor: “Son yıllarda diyet örüntüsünün beyin sağlığı üzerine etkisi ile ilgili çok fazla araştırma yapılmıştır. Doymuş yağ, fazla fruktoz alımı, rafine şeker, işlenmiş besinlerin tüketimi gibi olumsuz beslenme davranışları yaşlılarda inflamasyonu artırarak, bilişsel fonksiyonu etkilemektedir. Bu nedenle bu tür beslenme alışkanlıkları terk edilmelidir. Yapılan araştırmalar; sebze, yağlı tohum, kabuklu yemiş, balık, kurubaklagil ve zeytinyağı gibi besinlerden zengin, doymuş yağdan fakir bir diyet olan Akdeniz diyetinin bilişsel fonksiyonların bozulmasını geciktirdiğini, önleyebildiğini ve hafıza gibi bilişsel yetenekleri geliştirmeye yardımcı olduğunu göstermektedir. Özellikle yaşamın erken dönemlerinden itibaren beyin sağlığı açısından doğru besin örüntülerini içeren bir beslenme alışkanlığı kazanılmasının çok büyük faydaları olduğu araştırmalar sonucu kanıtlanmıştır.”

Beslenmede bu hatalar şişkinliğe yol açabiliyor!

Beslenmede bu hatalar şişkinliğe yol açabiliyor!

Son yıllarda gerek yanlış yaşam alışkanlıklarının gerekse modern çağın vazgeçilmezi stresin yol açtığı sorunlardan biri olan mide şişkinliği giderek yaygınlaşıyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, ülkemizde her 3 kişiden 1’inin karşılaştığı mide şişkinliğine; yanlış beslenme davranışı, öğünde dengeli olmayan yiyecek seçimleri ve sindirim sisteminin tolere edemediği besinlerin tüketiminin yol açabildiğini belirterek “Genelde yemekten sonra aşırı gaz üretimi, sindirim sistemi kaslarının hareketindeki bozukluklar, mide asidi veya sindirim enzimlerinin azalması ve bağırsakta yaşayan bakteriler tarafından üretilen gaz ya da yemek yerken yutulan hava gibi nedenlere bağlı da gelişebilmektedir. Mide şişkinliği; karın bölgesinde şişkinlik, karın ağrısı, midede doluluk hissi, bulantı, gaz çıkarma, geğirme, kramp, spazm, dolgunluk ve iştahsızlık gibi şikayetlerle de görülebilir” diyor. Bu durumun sık yaşanmasının kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini belirten Çelik, bu sorunları olanların mutlaka hekime danışmaları, ayrıca günlük yaşam alışkanlıklarında bazı kurallara dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, mide şişkinliğine karşı faydalarıyla öne çıkan 10 besini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

Elma sirkesi

Organik elma sirkesinin içerdiği maya sindirim sistemi için yararlı birçok bakteri bulundurur. Asitli yapısına rağmen alkalize edici bir etkiye sahiptir ve mide asidini tedavi etmeye yardımcı olarak mide yanması ve şişkinliğini rahatlatır. Mide asidinin azalmasıyla oluşan şişkinliğe karşı da fayda sağlar. Yemekten önce bir yemek kaşığı organik elma sirkesini suyla seyreltip içebilir veya salatanıza ekleyebilirsiniz.

Fesleğen

Fesleğen, mide asidi, gaz ve şişkinliğin giderilmesinde ve rahatlamasında etkilidir. Yatıştırıcı özelliğiyle yemeklerde, salatalarda çiğ olarak kullanabilir veya 4-5 fesleğen yaprağını kaynatıp  ılık bir şekilde çayını içebilirsiniz.

Tarçın

Mide yanması, şişkinlik, hazımsızlık gibi rahatsızlıkların tedavisinde antiasit ilaçlar sıklıkla kullanılmaktadır. Benzer etki gösteren tarçın doğal bir antiasit gibi çalışır ve mide şişkinliğinin giderilmesine yardımcı olur. Günde 2 kez tarçın çayı şeklinde içebilir, toz formunu çorba veya ılık laktozsuz süt ile tüketebilirsiniz.

Ananas

Ananas birçok meyveden farklı olarak bir enzim ailesi olan bromelain içerir. Bromelain protein sindirimine yardımcı olur. Sindirimi destekleyerek midede kalma süresini kısaltır ve şişkinlik, hazımsızlık gibi rahatsızlıkların azalmasına katkı sağlar. İki parmak kalınlığında, olgunlaşmış 1 dilim ananas ara öğünlerde tüketilebilir. Kan şekerini yükseltme hızı da düşük olduğundan diyabet, insülin direnci gibi kan şekeri metabolizması ile ilgili hastalıklarda da tercih edilebilir. Gebeliğin ilk 3 ayında olanlar, kan sulandırıcı ilaç, antiepileptik ilaç kullanan kişiler tüketim sıklığı ve miktarına dikkat etmelidir.

Kivi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Proteinden zengin besinlerin sindirimi ve mideden boşalma hızı daha uzundur. Proteinleri sindirmeye yardımcı bir enzim olan actinidin içeren kivi bu sayede sindirime, şişkinlik ve şişkinliğe bağlı meydana gelen semptomların azalmasına yardımcı olur. Potasyumdan zengin bir meyve olan kiviyi böbrek yetmezliği olan, hemodiyaliz alan hastalar hekim veya diyetisyen kontrolünde tüketmelidir” diyor.

Fermente Lahana Turşusu

Enzim içeriği yüksek, probiyotik bakterilerden zengin besinlerden biri olan lahana turşusu sindirim şikayelerini ve buna bağlı gelişen mide şişkinliğini azaltabilir. Ancak hipertansiyonu olan kişiler içerdiği tuz miktarından dolayı tüketiminden kaçınmalıdır. Aşırı tüketimi günlük tuz alımının artmasına ve su kaybına neden olacağından gün aşırı ya da daha uzun aralıklarla az miktarda tüketilebilir. Guatrojenik bir besin olan lahana, guatr ya da tiroit bezi rahatsızlığı olan bireylerde de diyetten çıkarılan besinlerden biridir. Ancak hastalık şiddeti ve bireysel seyri göz önünde bulundurularak hekim veya diyetisyen kontrolünde kullanılabilir.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

Zencefil

Mide bulantısında sıklıkla tercih edilen zencefil içerdiği enzimlerle sindirim sisteminin daha hızlı çalışmasına yardımcı olarak mide şişkinliği ve buna bağlı meydana gelen krampların azalmasını destekler. Midedeki besinlerin ince bağırsağa geçişini hızlandırarak mide şişkinliğinin azalmasına yardımcı olur. Aşırı tüketimi midedeki rahatsızlıkların artmasına, ritim bozukluğuna yol açabileceğinden günde en fazla 2 kupa ılık zencefil çayı şeklinde tüketebilir. Taze olarak ise 1 küçük parça zencefili salatalarınıza rendeleyerek diyetinize ekleyebilirsiniz. Ülser gibi ilerlemiş mide rahatsızlığı olan ve safra kesesinde taş bulunan bireyler tüketiminden kaçınmalıdır.

Yoğurt

Yoğurtta bulunan probiyotik bakteriler midedeki enzimleri destekleyerek sindirimi kolaylaştırır. Kaymaklı yoğurtların yağ içeriği yüksektir ve mide yanması, şişkinlik, reflü gibi semptomları tetikleyebilir. Mide ile ilgili sorun yaşıyorsanız kaymaksız yoğurt tercih etmeniz daha iyi bir seçenek olacaktır. Herhangi bir intoleransınız varsa laktozsuz yoğurt tercih edebilirsiniz.

Rezene

Gaz şikayelerinde sıklıkla tercih edilen rezene sinirim sistemindeki düz kasları gevşeten antispazmodik etkisi ile midedeki şişkinlik, gaz ve krampları azaltabilir. Kronik ilaç kullanımı olmayan, sağlıklı bireyler günde 2 fincan rezene çayı içebilir. Yaşlı, hamile ve çoklu ilaç kullanımı olan hastalar tüketiminden kaçınmalıdır. Uzun vadeli kullanan bireyler içinse alerjik reaksiyon, ciltte döküntü gibi sorunlar yaşanmaması için 1 ay tüketim sonrasında 2-3 hafta ara verilmesi önerilmektedir.

Papaya

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Enzim yönünden zengin besinlerden biri olan papaya, içerdiği papin ile mide şişkinliği, kabızlık ve mide yanması semptomlarını iyileştirebilir. 1 orta boy yaklşaık 150 gr papaya 1 porsiyona denk gelmektedir. Tek öğünde daha fazla tüketmek, sık sık yemek tıkalı solunum, rahat nefes alamama gibi semptomlara yol açabilir. Ayrıca böbrek taşı ve ciltte alerjik reaksiyonlar açısından da tüketim miktarına ve sıklığına dikkat edilmelidir. Gebelikte, özellikle aşırı tüketimi, düşük riskine neden olabileceğinden önerilmez” diyor.

Semizotunun faydalarını bir bilseniz!

Semizotunun faydalarını bir bilseniz!

Yazın sağlık deposu yeşilliklerden olmasına rağmen, ekşimsi tadı nedeniyle kimilerince tercih edilmeyen semizotunu yaz meyveleri ile tatlandırmak ve besin değerlerinden faydalanmak mümkün. Zira zengin vitamin ve mineral içeriği ile öne çıkan, diyet dostu olan, lifli yapısı sayesinde bağırsak sağlığını düzenleyen ve diğer yeşilliklere göre daha yüksek omega 3 içerdiğinden kalp sağlığını koruyup, kolesterolü düşürmeye katkı sağlayan semizotu, mutlaka tüketilmesi gereken sebzeler arasında yer alıyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, “Demir, kalsiyum, potasyum ve C, A vitaminlerinden zengin semizotunu yazın rengarenk meyveleri ile birleştirerek besin içeriğini, lezzetini ve sağlığa etkilerini daha da artırmak mümkün. Üstelik meyveleri semizotu ile birlikte tüketerek alınan lif miktarı arttığı için kan şekerinin hızlı yükselmesini önleyip kan şekeri metabolizmasının düzenlenmesine katkı sağlayabilirsiniz” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, semizotunun yaz meyveleriyle hazırlanıp tüketildiğinde sağladığı faydaları anlattı, önemli önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

Şeftalili Semizotu Salatası

A ve C vitamininden zengin şeftali aynı zamanda iyi bir potasyum, magnezyum ve kalsiyum kaynağı. Cilt sağlığı üzerindeki olumlu etkileri olan şeftali, semizotu ile birlikte tüketildiğinde cilde nem kazandıran, böbrek sağlığını olumlu etkileyen, öğünün lif içeriğini artırarak bağırsak sağlığının düzenlenmesine olan destek olan bir içerikle karşımıza çıkıyor.

Ananaslı Semizotu Salatası

Bromelain içeriği ile sindirim sistemini destekleyen, içerdiği diğer vitamin ve minerallerle bağışıklığı güçlendiren ve ödem atıcı özelliği bulunan ananas semizotuna yakışan meyvelerden biri. Özellikle bağırsak ve sindirim sağlığı için ananaslı semizotu salatasını öğün aralarında ya da kahvaltılarınızda tercih edebilirsiniz. Ekşimsi tatlar sevmeyen kişiler tarçın ile birlikte fırınlanan ananas ile semizotu salatasını deneyebilirler.

Çilekli Semizotu Salatası

Kırmızı renkli meyvelerden en sevilen çilek yüksek antioksidan içeriği ile vücutta oksidatif stres ve iltihaplanma ile savaşır. Aynı zamanda sağlığı koruyucu birçok faydası olan semizotuna en çok yakışan meyvelerden biri. Semizotu ve çilek ile salatalarınızı renklendirebilir, her ikisinin de kıymetli besin içeriklerinden faydalanarak hastalıklardan koruyucu bir salata seçeneği olarak öğünlerinize ekleyebilirsiniz. 100 gramında 70 mg C vitamini bulanan çilek ile hazırladığınız semizotu salatası günlük C vitamini gereksiniminizi karşılar.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Elmalı Semizotu Salatası

Glisemik indeksi yani kan şekerini yükseltme hızı oldukça düşük olan elma insülin direnci, tip 2 diyabet gibi mevcut hastalığı olan bireyler için oldukça iyi bir alternatif. Çözünen ve çözünmeyen liflerden oldukça zengin olan elma, iştahı keser, tokluk süresini uzatır. Diyetlerde düşük kalori içeriği ve iştaha olan olumlu etkilerini artırmak için semizotu ile birlikte tüketilebilir.

Kayısılı Semizotu Salatası

A vitamini ve potasyumdan zengin kayısı sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığa iyi gelir. Öğünde alınan lif miktarının artırılması ve kronik kabızlığı olan bireylerde semizotu gibi lif içeriği zengin, bağırsak sağlığını destekleyen bir sebze ile tüketilerek uzayan kabızlık sürecine destek olabilir.

Yağlı tohumlar da faydayı artırıyor!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, sağlık deposu olan semizotunun, haftada 2-3 gün ana öğünlerin yanında salata şeklinde veya meyvelerle birlikte ara öğün olarak tüketilebileceğini belirterek “Semizotuna ekleyeceğiniz meyve ile birlikte, sağlıklı yağ kaynakları (ceviz, badem, fındık, chia tohumu, avakado, zeytinyağı) ve peynirden de faydalanabilir, bu zengin içerikli salatayı sıcak yaz günlerinde ana öğün yerine de tercih edebilirsiniz” diyor.

Karpuzu kesmeden önce buzdolabına koymayın, çünkü…!

Karpuzu kesmeden önce buzdolabına koymayın, çünkü…!

Sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına destek oluyor… Kalp ve kanser hastalıklarından korunmada fayda sağlıyor… Böbrek ve cilt sağlığımız üzerinde önemli işlevler üstleniyor… Uykusuzluğa karşı savaşıyor… Lezzeti ve bol su içeriğiyle yaz aylarının en favori meyvelerinden olan karpuz, A ile C vitaminleri, potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi minerallerin yanı sıra likopenden de zengin olması sayesinde sofralarımıza adeta sağlık taşıyor. Ancak karpuz tüketirken bazı kurallara dikkat etmek gerekiyor, aksi halde yarardan çok zarar verebiliyor!  Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, glisemik  indeksi yüksek olması nedeniyle kan şekerini hızla yükseltebildiği için karpuzun fazla tüketilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, “Diyabet ve insülin direnci gibi bir hastalığınız varsa karpuzu günde sadece bir kez 200 gramı geçmeyecek şekilde ve haftada en fazla 3-4 kez tüketmeye özen gösterin” diyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, karpuz tüketirken sağlığınızı riske atmamak için dikkat etmeniz gereken 6 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

Ana öğün değil, ara öğün olsun!

Karpuz yapısında işlenmemiş, doğal şeker içeriyor. Büyük bir bölümü sudan oluşsa da, 100 gramında yaklaşık 7gr karbonhidrat mevcut. İçeriğindeki karbonhidrat nedeniyle glisemik indeksi, yani kan şekerini yükseltme hızı yüksek olduğu için ideal porsiyon miktarı aşıldığında özellikle diyabet hastalarının sağlığını tehdit edebiliyor. Fazla tüketimi içerdiği karbonhidrat nedeniyle göbek çevresinde ve karaciğerde yağlanmaya da neden olabiliyor. Yine içeriğindeki fodmap nedeniyle sindirim sistemi de etkilendiği için şişkinlik ve gaz gibi problemler de gelişebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, “Porsiyon miktarının artması nedeniyle karpuzu ana öğün olarak değil, ara öğün olarak tüketmeye özen gösterin” diyor.

Yanında mutlaka protein tüketin

Karpuz; elma, armut ve muz gibi meyvelerden farklı olarak uzun süreli tokluk sağlamıyor, mideyi şişirerek kısa süreli doygunluk hissetmenize yol açıyor. Bu nedenle karpuzun yanında peynir gibi protein kaynağı ya da ceviz, badem ve fındık gibi yağlı tohumları tüketmeniz hem daha uzun süre tok kalmanıza hem de tükettiğiniz karpuz porsiyonunun kontrollü olmasına yardımcı olacaktır.

Karpuz peynir ikilisine dikkat!

Karpuz denildiğinde hemen hepimizin aklında ilk olarak ‘peynir’ geliyor. Zira karpuz-peynir yaz aylarında ara öğünlerin vazgeçilmez ikilisini oluşturuyor. Uzun süreli tokluk sağlamayan karpuzun yanında iyi bir protein kaynağı olan peynir tüketmeniz kan şekerini dengeleyerek doygunluk, dolayısıyla porsiyon kontrolü sağladığı için aynı zamanda da faydalı. Ancak dikkat! Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, “Günlük tuz tüketiminin artmaması için ara öğünde bir porsiyon az tuzlu peynirle bir porsiyon (yaklaşık 200 gram) karpuz miktarını aşmayın” uyarısında bulunuyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Çekirdeklerini sakın atmayın

Karpuz çekirdeklerinin de karpuz gibi sağlığa birçok olumlu etkisi oluyor. Vitamin, mineral ile yağın yanı sıra içerdiği cucurbocitrin adlı madde sayesinde kan basıncının düşmesine ve böbreklerin temizlenmesine yardımcı olabileceği belirtiliyor. Çekirdeği karpuzla birlikte çiğ halde tüketemiyorsanız kuruttuktan sonra kuruyemiş şeklinde de yiyebilirsiniz.

Karpuz suyunu tercih etmeyin

Glisemik indeksi yüksek olan, dolayısıyla fazla miktarda yenildiğinde kan şekerini hızla yükseltme riski taşıyan karpuz, meyve suyu veya smoothie şeklinde tüketildiğinde kan şekerinin düzenlenmesinde sorun oluşturabiliyor. Bunun nedeni ise karpuz suyu olarak tüketildiğinde karpuzun porsiyon miktarının artması. Smoothie’lerde de hem ekstra başka besinlerin eklenmesi hem de yine bir sıkma işlemi uygulandığı için porsiyon miktarı, dolayısıyla kalori içeriği artıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, “Meyve suyunda C vitamini ve lifin büyük bir kısmının kaybolduğunu da göz önünde bulundurarak, karpuzu meyve şeklinde tüketmeniz daha sağlıklı olacaktır” diyor.

Kesmeden önce buzdolabına koymayın

Karpuzu oda sıcaklığında bütün halinde tutmanız içeriğindeki antioksidan miktarının artmasına fayda sağlıyor. Bu nedenle karpuzu kesme zamanı gelmeden buzdolabına koymayın. Kestikten sonra üzeri kapalı bir şekilde buzdolabında 3-4 gün muhafaza edebilirsiniz. Bozulmaması için bitiremediğiniz karpuzları ezerek posa haline getirdikten sonra dondurup, limonata tariflerinde değerlendirebilirsiniz.

Diyet yaparken kaçınmanız gereken 8 önemli hata!

Diyet yaparken kaçınmanız gereken 8 önemli hata!

Soğuk ve uzun geçen kış mevsiminin ardından güneş yüzünü göstermeye başladı. Artık kışın giyilen kalın giysilerin yerini ince giysiler alacak, haliyle alınan kilolar da daha görünür hale gelecek. Bu nedenle yaz yaklaştıkça hemen herkesi kilo verme telaşı sarmaya başladı. Ancak diyet boyunca farkında olmadan ya da iyi geleceğini düşünerek yaptığımız bazı hatalar nedeniyle zayıflama süreci uzayabiliyor veya verdiğimiz kiloları normal beslenme alışkanlıklarımıza döndüğümüzde fazlasıyla geri alabiliyoruz. Dahası zayıflamak isterken pek çok sağlık problemiyle de karşılaşabiliyoruz. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, özellikle çok düşük kalorili diyetlerin sağlığımızı olumsuz yönde etkilediklerini belirterek, “Tartıya yansıyan eksileri görsek de, bunun geçici bir ağırlık kaybı olduğunu unutmamalı ve yetersiz beslenme nedeniyle kas kaybı, baş ağrısı, saç dökülmesi, kabızlık, kan şekeri dengesinin bozulması, cilt kuruluğu ile konsantrasyon problemleri gibi birçok sorunu beraberinde getirdiğini bilmeliyiz. Çok düşük kalorili diyetlerden kaçınmalı, sağlıklı ve dengeli beslenerek kalıcı kilo kaybı sağlamalıyız” diyor. Peki diyet sürecinde en sık hangi hataları yapıyoruz? Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, diyet yaparken kaçınmanız gereken 8 hatayı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

Hata: Çok düşük kalorili diyetler yapmak

Vücudumuzun sağlıklı bir şekilde işlevini yerine getirebilmesi için günlük belirli bir kaloriye ihtiyacımız var. Bu kaloriyi gün içinde yediğimiz/içtiğimiz besinlerden alıyoruz. Çok düşük kalorili diyetler yapmak ilk aşamada tartıya yansıyan rakamlarla size kendinizi iyi hissettirse de bir süre sonra bu rakamların gerçek sonuçlar olmadığını görüyoruz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, genellikle sıvı formda ya da tek tip besin grubu içeren bu diyetlerin daha çok sıvı ve  kas kaybı ile sonuçlandığı için verilen kiloların aynı hızla geri alındığını belirterek, “Bunun yanı sıra vücudun enerji harcaması bu düzeye uyum sağladığı için çok düşük kalorili diyetler metabolizmanın yavaşlamasına, bunun sonucunda kiloların yavaş verilmesine de sebep oluyor” diyor.

Doğrusu: Uzun vadede ağırlık kaybı sağlamaması ve sürdürülebilir olmaması nedeniyle çok düşük kalorili diyetlerden kaçının. Acele etmeden gereksinimlerinize uygun bir beslenme planıyla bu süreci ilerletmelisiniz. Bireysel farklılıklardan dolayı kişiden kişiye değişse de ideal ağırlık kaybı haftada 0.5-1kg arasında olmalıdır.

Hata: Yağsız beslenmek

Diyet sürecinde kalori açığı sağlamak için tüm besin ögelerinde olduğu gibi yağ alımı da bir miktar kısıtlanıyor. Ancak kalori miktarını düşürmek için yemekleri yağsız pişirmek, omega 9 yağ asitleri ve E vitamininden zengin olan zeytinyağı gibi sağlıklı yağları alamamanıza sebep olduğu gibi yağda eriyen vitaminlerin emilimini de olumsuz yönde etkiliyor. Uzun vadede sağlığı olumsuz etkileyen bu durum, diyet sürecinde bir süre sonra kilo kaybının da durmasına veya yavaşlamasına neden olabiliyor.

Doğrusu: Diyet yaparken, gereksinimlerinize uygun şekilde, bir porsiyonu yaklaşık 45 kcal olan zeytinyağı, avokado, ceviz, badem ve fındık gibi yağlı tohumlar tüketerek sağlıklı yağ asitlerinden zengin beslenebilirsiniz. Ancak yağ grubundaki bu besinlerin enerji içeriğini unutmayın ve aşırı miktarlarda tüketiminden kaçınarak diyetinize ekleyin.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Hata: Su yerine maden suyu içmek

Bahar ve yaz aylarında ısınan havaların etkisiyle daha sık susuyoruz ve asitli, serin bir içecek tüketme isteğimiz artıyor. Diyet yapanların ilk tercihi de kalorisiz olması nedeniyle genellikle maden suyu oluyor. Ancak vücudumuzda birçok metabolik süreç için elzem olan su gün içinde yeteri kadar tüketilmediğinde ya da su yerine maden suyu gibi farklı sıvılara ağırlık verildiğinde kilo verme süreci yavaşlayabiliyor.

Doğrusu: Tükettiğimiz içecekler sıvı alımını destekleseler de en iyi sıvı kaynağı sudur. Dolayısıyla gün içinde ortalama 2-2.5 litre su içmeyi alışkanlık edinin. Su tüketiminize ek olarak, günde en fazla 2 şişe düşük sodyum içeren (Na<100mg) maden sularından içebilirsiniz.

Hata: Bol limonlu su içmek

Limonlu su içmek, günlük sıvı ve C vitamini alımınızın artmasına katkı sağlıyor, ancak toplumdaki yaygın inanışın aksine, diyet sürecinde yağ yakmıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, ayrıca gün içinde tüketilen tüm sulara bol limon sıkmanın da uzun vadede mide problemlerine ve diş minelerinde hasara yol açabileceğine dikkat çekiyor.

Doğrusu: Limonlu su içerek güne başlamak size iyi hissettiriyorsa ve herhangi bir mide problemiz yoksa, içine yarım limon sıktığınız bir büyük bardak (yaklaşık 300 ml) suyu tüketebilirsiniz.

Hata: Yeterince karbonhidrat tüketmemek

Diyet sırasında en sık yapılan hatalardan biri de, ekmek, pilav, makarna ve kurubaklagil gibi karbonhidrat içeren besinleri tümüyle beslenme planından çıkarmak oluyor. Ancak vücudumuzun temel enerji kaynağı olan karbonhidratların içerdikleri lif, B grubu vitaminler ve mineraller nedeniyle diyetten tamamen çıkarılmaları uzun vadede kilo kaybının yavaşlamasına, bağırsak düzeninin bozulmasına ve tatlı ihtiyacınızın artmasına yol açabiliyor. Bu durum diyetinizin başarısızlıkla sonuçlanmasına ya da kısıtlanan besinleri aşırı miktarda tüketmenize neden olabiliyor.

Doğrusu: Diyet yaparken karbonhidrat içeren besinleri kesmeyin. “Burada en önemli nokta, tüketilen karbonhidratın türüdür” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şöyle devam ediyor: “Eklenti şeker, fruktoz şurubu içeren ve beyaz unlu işlenmiş yiyeceklerden uzak durmalısınız. Ancak tam tahıllı ürünleri, bulgur, karabuğday gibi lif oranı yüksek tahılları ve kurubaklagilleri porsiyon kontrolü sağlayarak tüketmeniz faydalı olacaktır”

Pause Sağlık, Pause Dergi

Hata: Protein ağırlıklı beslenmek

Hızlı kilo kaybı, kas kütlesini arttırmak ya da vücut şekillendirmek için sıklıkla başvurulan yüksek protein içeren diyetler, böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkilediği gibi yüksek hayvansal yağ alımına da sebep oluyor. Protein gereksinimi kişiye özgü oluyor ve ihtiyaç üzerinde protein alımı böbrek fonksiyonları, bağırsak problemleri, kalp hastalıkları açısından da risk faktörünü oluşturuyor. İçeriği size özgü planlanmamış protein ağırlıklı diyetler sağlığınızı olumsuz etkilemelerinin yanı sıra yüksek kalorili olmaları nedeniyle ağırlık kaybının da önüne geçebiliyor.

Doğrusu: Protein ihtiyacı yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı, aktivite durumu, kronik hastalık varlığı gibi durumlara göre değişiyor. Profesyonel sporcu değilseniz veya ağır direnç egzersizleri yapmıyorsanız günlük protein alımınız kilogram başına 1-1.2gr’ı geçmemeli.

Hata: Uyku düzenine dikkat etmemek!

Sıcak havalarda azalan iş temposu, sosyal yaşamın hareketlenmesi ve tatil süreçleri nedeniyle geç saatlere sarkan uyku düzeni de kilo vermenize engel olabilen bir başka önemli faktör. Yetersiz ve kalitesiz uyku hem leptin ve ghrelin gibi vücutta tokluk ile açlık süreçlerini yöneten hormonların düzeylerini etkileyerek iştahınızın artmasına hem de kalori yoğunluğu yüksek besinlere yönelmenize sebep olabiliyor.

Doğrusu: Diyet yaparken yeterli ve kaliteli uyku, süreci daha rahat yönetmemizi sağlayacaktır. Son zamanlarda daha bireysel sürelerden söz edilse de, yapılan çalışmalar 6 saatten az, 9 saatten fazla uyumamız gerektiğini ortaya koyuyor.

Hata: Sürekli tartılmak

Diyet yapmaya başladıktan sonra sık sık tartılıp diyetin sonucunu bir an önce görmek isteyebiliyoruz. Ancak vücut ağırlığı gün içinde birçok nedene bağlı olarak değişiklik gösteriyor. O gün içinde yediğiniz besinler, sıvı alımınız ve uyku düzeniniz gibi birçok etken tartıya yansıyan sonucu etkiliyor. Dolayısıyla diyet sürecinde her gün düzenli ağırlık kaybı olmayabiliyor. Tartıda istediğiniz sonucu görmemek de diyet motivasyonunu düşürebiliyor.

Doğrusu: Haftada bir kez, aynı tartıda, sabah aç karnına, dışkılama sonrası ve giysisiz ölçüm yapmanız daha doğru bir tercih olacaktır.