Yazılar

Semizotunun faydalarını bir bilseniz!

Semizotunun faydalarını bir bilseniz!

Yazın sağlık deposu yeşilliklerden olmasına rağmen, ekşimsi tadı nedeniyle kimilerince tercih edilmeyen semizotunu yaz meyveleri ile tatlandırmak ve besin değerlerinden faydalanmak mümkün. Zira zengin vitamin ve mineral içeriği ile öne çıkan, diyet dostu olan, lifli yapısı sayesinde bağırsak sağlığını düzenleyen ve diğer yeşilliklere göre daha yüksek omega 3 içerdiğinden kalp sağlığını koruyup, kolesterolü düşürmeye katkı sağlayan semizotu, mutlaka tüketilmesi gereken sebzeler arasında yer alıyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, “Demir, kalsiyum, potasyum ve C, A vitaminlerinden zengin semizotunu yazın rengarenk meyveleri ile birleştirerek besin içeriğini, lezzetini ve sağlığa etkilerini daha da artırmak mümkün. Üstelik meyveleri semizotu ile birlikte tüketerek alınan lif miktarı arttığı için kan şekerinin hızlı yükselmesini önleyip kan şekeri metabolizmasının düzenlenmesine katkı sağlayabilirsiniz” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, semizotunun yaz meyveleriyle hazırlanıp tüketildiğinde sağladığı faydaları anlattı, önemli önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

Şeftalili Semizotu Salatası

A ve C vitamininden zengin şeftali aynı zamanda iyi bir potasyum, magnezyum ve kalsiyum kaynağı. Cilt sağlığı üzerindeki olumlu etkileri olan şeftali, semizotu ile birlikte tüketildiğinde cilde nem kazandıran, böbrek sağlığını olumlu etkileyen, öğünün lif içeriğini artırarak bağırsak sağlığının düzenlenmesine olan destek olan bir içerikle karşımıza çıkıyor.

Ananaslı Semizotu Salatası

Bromelain içeriği ile sindirim sistemini destekleyen, içerdiği diğer vitamin ve minerallerle bağışıklığı güçlendiren ve ödem atıcı özelliği bulunan ananas semizotuna yakışan meyvelerden biri. Özellikle bağırsak ve sindirim sağlığı için ananaslı semizotu salatasını öğün aralarında ya da kahvaltılarınızda tercih edebilirsiniz. Ekşimsi tatlar sevmeyen kişiler tarçın ile birlikte fırınlanan ananas ile semizotu salatasını deneyebilirler.

Çilekli Semizotu Salatası

Kırmızı renkli meyvelerden en sevilen çilek yüksek antioksidan içeriği ile vücutta oksidatif stres ve iltihaplanma ile savaşır. Aynı zamanda sağlığı koruyucu birçok faydası olan semizotuna en çok yakışan meyvelerden biri. Semizotu ve çilek ile salatalarınızı renklendirebilir, her ikisinin de kıymetli besin içeriklerinden faydalanarak hastalıklardan koruyucu bir salata seçeneği olarak öğünlerinize ekleyebilirsiniz. 100 gramında 70 mg C vitamini bulanan çilek ile hazırladığınız semizotu salatası günlük C vitamini gereksiniminizi karşılar.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Elmalı Semizotu Salatası

Glisemik indeksi yani kan şekerini yükseltme hızı oldukça düşük olan elma insülin direnci, tip 2 diyabet gibi mevcut hastalığı olan bireyler için oldukça iyi bir alternatif. Çözünen ve çözünmeyen liflerden oldukça zengin olan elma, iştahı keser, tokluk süresini uzatır. Diyetlerde düşük kalori içeriği ve iştaha olan olumlu etkilerini artırmak için semizotu ile birlikte tüketilebilir.

Kayısılı Semizotu Salatası

A vitamini ve potasyumdan zengin kayısı sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığa iyi gelir. Öğünde alınan lif miktarının artırılması ve kronik kabızlığı olan bireylerde semizotu gibi lif içeriği zengin, bağırsak sağlığını destekleyen bir sebze ile tüketilerek uzayan kabızlık sürecine destek olabilir.

Yağlı tohumlar da faydayı artırıyor!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, sağlık deposu olan semizotunun, haftada 2-3 gün ana öğünlerin yanında salata şeklinde veya meyvelerle birlikte ara öğün olarak tüketilebileceğini belirterek “Semizotuna ekleyeceğiniz meyve ile birlikte, sağlıklı yağ kaynakları (ceviz, badem, fındık, chia tohumu, avakado, zeytinyağı) ve peynirden de faydalanabilir, bu zengin içerikli salatayı sıcak yaz günlerinde ana öğün yerine de tercih edebilirsiniz” diyor.

Karpuzu kesmeden önce buzdolabına koymayın, çünkü…!

Karpuzu kesmeden önce buzdolabına koymayın, çünkü…!

Sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına destek oluyor… Kalp ve kanser hastalıklarından korunmada fayda sağlıyor… Böbrek ve cilt sağlığımız üzerinde önemli işlevler üstleniyor… Uykusuzluğa karşı savaşıyor… Lezzeti ve bol su içeriğiyle yaz aylarının en favori meyvelerinden olan karpuz, A ile C vitaminleri, potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi minerallerin yanı sıra likopenden de zengin olması sayesinde sofralarımıza adeta sağlık taşıyor. Ancak karpuz tüketirken bazı kurallara dikkat etmek gerekiyor, aksi halde yarardan çok zarar verebiliyor!  Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, glisemik  indeksi yüksek olması nedeniyle kan şekerini hızla yükseltebildiği için karpuzun fazla tüketilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, “Diyabet ve insülin direnci gibi bir hastalığınız varsa karpuzu günde sadece bir kez 200 gramı geçmeyecek şekilde ve haftada en fazla 3-4 kez tüketmeye özen gösterin” diyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, karpuz tüketirken sağlığınızı riske atmamak için dikkat etmeniz gereken 6 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

Ana öğün değil, ara öğün olsun!

Karpuz yapısında işlenmemiş, doğal şeker içeriyor. Büyük bir bölümü sudan oluşsa da, 100 gramında yaklaşık 7gr karbonhidrat mevcut. İçeriğindeki karbonhidrat nedeniyle glisemik indeksi, yani kan şekerini yükseltme hızı yüksek olduğu için ideal porsiyon miktarı aşıldığında özellikle diyabet hastalarının sağlığını tehdit edebiliyor. Fazla tüketimi içerdiği karbonhidrat nedeniyle göbek çevresinde ve karaciğerde yağlanmaya da neden olabiliyor. Yine içeriğindeki fodmap nedeniyle sindirim sistemi de etkilendiği için şişkinlik ve gaz gibi problemler de gelişebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, “Porsiyon miktarının artması nedeniyle karpuzu ana öğün olarak değil, ara öğün olarak tüketmeye özen gösterin” diyor.

Yanında mutlaka protein tüketin

Karpuz; elma, armut ve muz gibi meyvelerden farklı olarak uzun süreli tokluk sağlamıyor, mideyi şişirerek kısa süreli doygunluk hissetmenize yol açıyor. Bu nedenle karpuzun yanında peynir gibi protein kaynağı ya da ceviz, badem ve fındık gibi yağlı tohumları tüketmeniz hem daha uzun süre tok kalmanıza hem de tükettiğiniz karpuz porsiyonunun kontrollü olmasına yardımcı olacaktır.

Karpuz peynir ikilisine dikkat!

Karpuz denildiğinde hemen hepimizin aklında ilk olarak ‘peynir’ geliyor. Zira karpuz-peynir yaz aylarında ara öğünlerin vazgeçilmez ikilisini oluşturuyor. Uzun süreli tokluk sağlamayan karpuzun yanında iyi bir protein kaynağı olan peynir tüketmeniz kan şekerini dengeleyerek doygunluk, dolayısıyla porsiyon kontrolü sağladığı için aynı zamanda da faydalı. Ancak dikkat! Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, “Günlük tuz tüketiminin artmaması için ara öğünde bir porsiyon az tuzlu peynirle bir porsiyon (yaklaşık 200 gram) karpuz miktarını aşmayın” uyarısında bulunuyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Çekirdeklerini sakın atmayın

Karpuz çekirdeklerinin de karpuz gibi sağlığa birçok olumlu etkisi oluyor. Vitamin, mineral ile yağın yanı sıra içerdiği cucurbocitrin adlı madde sayesinde kan basıncının düşmesine ve böbreklerin temizlenmesine yardımcı olabileceği belirtiliyor. Çekirdeği karpuzla birlikte çiğ halde tüketemiyorsanız kuruttuktan sonra kuruyemiş şeklinde de yiyebilirsiniz.

Karpuz suyunu tercih etmeyin

Glisemik indeksi yüksek olan, dolayısıyla fazla miktarda yenildiğinde kan şekerini hızla yükseltme riski taşıyan karpuz, meyve suyu veya smoothie şeklinde tüketildiğinde kan şekerinin düzenlenmesinde sorun oluşturabiliyor. Bunun nedeni ise karpuz suyu olarak tüketildiğinde karpuzun porsiyon miktarının artması. Smoothie’lerde de hem ekstra başka besinlerin eklenmesi hem de yine bir sıkma işlemi uygulandığı için porsiyon miktarı, dolayısıyla kalori içeriği artıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, “Meyve suyunda C vitamini ve lifin büyük bir kısmının kaybolduğunu da göz önünde bulundurarak, karpuzu meyve şeklinde tüketmeniz daha sağlıklı olacaktır” diyor.

Kesmeden önce buzdolabına koymayın

Karpuzu oda sıcaklığında bütün halinde tutmanız içeriğindeki antioksidan miktarının artmasına fayda sağlıyor. Bu nedenle karpuzu kesme zamanı gelmeden buzdolabına koymayın. Kestikten sonra üzeri kapalı bir şekilde buzdolabında 3-4 gün muhafaza edebilirsiniz. Bozulmaması için bitiremediğiniz karpuzları ezerek posa haline getirdikten sonra dondurup, limonata tariflerinde değerlendirebilirsiniz.

Diyet yaparken kaçınmanız gereken 8 önemli hata!

Diyet yaparken kaçınmanız gereken 8 önemli hata!

Soğuk ve uzun geçen kış mevsiminin ardından güneş yüzünü göstermeye başladı. Artık kışın giyilen kalın giysilerin yerini ince giysiler alacak, haliyle alınan kilolar da daha görünür hale gelecek. Bu nedenle yaz yaklaştıkça hemen herkesi kilo verme telaşı sarmaya başladı. Ancak diyet boyunca farkında olmadan ya da iyi geleceğini düşünerek yaptığımız bazı hatalar nedeniyle zayıflama süreci uzayabiliyor veya verdiğimiz kiloları normal beslenme alışkanlıklarımıza döndüğümüzde fazlasıyla geri alabiliyoruz. Dahası zayıflamak isterken pek çok sağlık problemiyle de karşılaşabiliyoruz. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, özellikle çok düşük kalorili diyetlerin sağlığımızı olumsuz yönde etkilediklerini belirterek, “Tartıya yansıyan eksileri görsek de, bunun geçici bir ağırlık kaybı olduğunu unutmamalı ve yetersiz beslenme nedeniyle kas kaybı, baş ağrısı, saç dökülmesi, kabızlık, kan şekeri dengesinin bozulması, cilt kuruluğu ile konsantrasyon problemleri gibi birçok sorunu beraberinde getirdiğini bilmeliyiz. Çok düşük kalorili diyetlerden kaçınmalı, sağlıklı ve dengeli beslenerek kalıcı kilo kaybı sağlamalıyız” diyor. Peki diyet sürecinde en sık hangi hataları yapıyoruz? Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, diyet yaparken kaçınmanız gereken 8 hatayı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

Hata: Çok düşük kalorili diyetler yapmak

Vücudumuzun sağlıklı bir şekilde işlevini yerine getirebilmesi için günlük belirli bir kaloriye ihtiyacımız var. Bu kaloriyi gün içinde yediğimiz/içtiğimiz besinlerden alıyoruz. Çok düşük kalorili diyetler yapmak ilk aşamada tartıya yansıyan rakamlarla size kendinizi iyi hissettirse de bir süre sonra bu rakamların gerçek sonuçlar olmadığını görüyoruz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, genellikle sıvı formda ya da tek tip besin grubu içeren bu diyetlerin daha çok sıvı ve  kas kaybı ile sonuçlandığı için verilen kiloların aynı hızla geri alındığını belirterek, “Bunun yanı sıra vücudun enerji harcaması bu düzeye uyum sağladığı için çok düşük kalorili diyetler metabolizmanın yavaşlamasına, bunun sonucunda kiloların yavaş verilmesine de sebep oluyor” diyor.

Doğrusu: Uzun vadede ağırlık kaybı sağlamaması ve sürdürülebilir olmaması nedeniyle çok düşük kalorili diyetlerden kaçının. Acele etmeden gereksinimlerinize uygun bir beslenme planıyla bu süreci ilerletmelisiniz. Bireysel farklılıklardan dolayı kişiden kişiye değişse de ideal ağırlık kaybı haftada 0.5-1kg arasında olmalıdır.

Hata: Yağsız beslenmek

Diyet sürecinde kalori açığı sağlamak için tüm besin ögelerinde olduğu gibi yağ alımı da bir miktar kısıtlanıyor. Ancak kalori miktarını düşürmek için yemekleri yağsız pişirmek, omega 9 yağ asitleri ve E vitamininden zengin olan zeytinyağı gibi sağlıklı yağları alamamanıza sebep olduğu gibi yağda eriyen vitaminlerin emilimini de olumsuz yönde etkiliyor. Uzun vadede sağlığı olumsuz etkileyen bu durum, diyet sürecinde bir süre sonra kilo kaybının da durmasına veya yavaşlamasına neden olabiliyor.

Doğrusu: Diyet yaparken, gereksinimlerinize uygun şekilde, bir porsiyonu yaklaşık 45 kcal olan zeytinyağı, avokado, ceviz, badem ve fındık gibi yağlı tohumlar tüketerek sağlıklı yağ asitlerinden zengin beslenebilirsiniz. Ancak yağ grubundaki bu besinlerin enerji içeriğini unutmayın ve aşırı miktarlarda tüketiminden kaçınarak diyetinize ekleyin.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Hata: Su yerine maden suyu içmek

Bahar ve yaz aylarında ısınan havaların etkisiyle daha sık susuyoruz ve asitli, serin bir içecek tüketme isteğimiz artıyor. Diyet yapanların ilk tercihi de kalorisiz olması nedeniyle genellikle maden suyu oluyor. Ancak vücudumuzda birçok metabolik süreç için elzem olan su gün içinde yeteri kadar tüketilmediğinde ya da su yerine maden suyu gibi farklı sıvılara ağırlık verildiğinde kilo verme süreci yavaşlayabiliyor.

Doğrusu: Tükettiğimiz içecekler sıvı alımını destekleseler de en iyi sıvı kaynağı sudur. Dolayısıyla gün içinde ortalama 2-2.5 litre su içmeyi alışkanlık edinin. Su tüketiminize ek olarak, günde en fazla 2 şişe düşük sodyum içeren (Na<100mg) maden sularından içebilirsiniz.

Hata: Bol limonlu su içmek

Limonlu su içmek, günlük sıvı ve C vitamini alımınızın artmasına katkı sağlıyor, ancak toplumdaki yaygın inanışın aksine, diyet sürecinde yağ yakmıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, ayrıca gün içinde tüketilen tüm sulara bol limon sıkmanın da uzun vadede mide problemlerine ve diş minelerinde hasara yol açabileceğine dikkat çekiyor.

Doğrusu: Limonlu su içerek güne başlamak size iyi hissettiriyorsa ve herhangi bir mide problemiz yoksa, içine yarım limon sıktığınız bir büyük bardak (yaklaşık 300 ml) suyu tüketebilirsiniz.

Hata: Yeterince karbonhidrat tüketmemek

Diyet sırasında en sık yapılan hatalardan biri de, ekmek, pilav, makarna ve kurubaklagil gibi karbonhidrat içeren besinleri tümüyle beslenme planından çıkarmak oluyor. Ancak vücudumuzun temel enerji kaynağı olan karbonhidratların içerdikleri lif, B grubu vitaminler ve mineraller nedeniyle diyetten tamamen çıkarılmaları uzun vadede kilo kaybının yavaşlamasına, bağırsak düzeninin bozulmasına ve tatlı ihtiyacınızın artmasına yol açabiliyor. Bu durum diyetinizin başarısızlıkla sonuçlanmasına ya da kısıtlanan besinleri aşırı miktarda tüketmenize neden olabiliyor.

Doğrusu: Diyet yaparken karbonhidrat içeren besinleri kesmeyin. “Burada en önemli nokta, tüketilen karbonhidratın türüdür” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şöyle devam ediyor: “Eklenti şeker, fruktoz şurubu içeren ve beyaz unlu işlenmiş yiyeceklerden uzak durmalısınız. Ancak tam tahıllı ürünleri, bulgur, karabuğday gibi lif oranı yüksek tahılları ve kurubaklagilleri porsiyon kontrolü sağlayarak tüketmeniz faydalı olacaktır”

Pause Sağlık, Pause Dergi

Hata: Protein ağırlıklı beslenmek

Hızlı kilo kaybı, kas kütlesini arttırmak ya da vücut şekillendirmek için sıklıkla başvurulan yüksek protein içeren diyetler, böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkilediği gibi yüksek hayvansal yağ alımına da sebep oluyor. Protein gereksinimi kişiye özgü oluyor ve ihtiyaç üzerinde protein alımı böbrek fonksiyonları, bağırsak problemleri, kalp hastalıkları açısından da risk faktörünü oluşturuyor. İçeriği size özgü planlanmamış protein ağırlıklı diyetler sağlığınızı olumsuz etkilemelerinin yanı sıra yüksek kalorili olmaları nedeniyle ağırlık kaybının da önüne geçebiliyor.

Doğrusu: Protein ihtiyacı yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı, aktivite durumu, kronik hastalık varlığı gibi durumlara göre değişiyor. Profesyonel sporcu değilseniz veya ağır direnç egzersizleri yapmıyorsanız günlük protein alımınız kilogram başına 1-1.2gr’ı geçmemeli.

Hata: Uyku düzenine dikkat etmemek!

Sıcak havalarda azalan iş temposu, sosyal yaşamın hareketlenmesi ve tatil süreçleri nedeniyle geç saatlere sarkan uyku düzeni de kilo vermenize engel olabilen bir başka önemli faktör. Yetersiz ve kalitesiz uyku hem leptin ve ghrelin gibi vücutta tokluk ile açlık süreçlerini yöneten hormonların düzeylerini etkileyerek iştahınızın artmasına hem de kalori yoğunluğu yüksek besinlere yönelmenize sebep olabiliyor.

Doğrusu: Diyet yaparken yeterli ve kaliteli uyku, süreci daha rahat yönetmemizi sağlayacaktır. Son zamanlarda daha bireysel sürelerden söz edilse de, yapılan çalışmalar 6 saatten az, 9 saatten fazla uyumamız gerektiğini ortaya koyuyor.

Hata: Sürekli tartılmak

Diyet yapmaya başladıktan sonra sık sık tartılıp diyetin sonucunu bir an önce görmek isteyebiliyoruz. Ancak vücut ağırlığı gün içinde birçok nedene bağlı olarak değişiklik gösteriyor. O gün içinde yediğiniz besinler, sıvı alımınız ve uyku düzeniniz gibi birçok etken tartıya yansıyan sonucu etkiliyor. Dolayısıyla diyet sürecinde her gün düzenli ağırlık kaybı olmayabiliyor. Tartıda istediğiniz sonucu görmemek de diyet motivasyonunu düşürebiliyor.

Doğrusu: Haftada bir kez, aynı tartıda, sabah aç karnına, dışkılama sonrası ve giysisiz ölçüm yapmanız daha doğru bir tercih olacaktır.