İREM DERİCİ ÇOCUKLAR LA YENİ YILI KUTLADI

İREM DERİCİ ÇOCUKLAR LA YENİ YILI KUTLADI

Selda Topal’ın geleneksel yeni yıl davetlerinin bu yılki konukları Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Romatoloji Kliniği’nde tedavi gören çocuklar ve aileleri oldu. Buluşma Etiler Develi Restaurant’da gerçekleştirildi. Buluşmaya İrem Derici, Yağmur Tanrısevsin ve Elif Ece Uzun da katıldı.

Çocuklar kendileri için düzenlenen özel organizasyonda eğlendi, ünlü misafirlerle sohbet edip moral buldu. Sihirbaz gösterisini heyecanla izleyen çocuklara, yeni yıl hediyesi olarak güzel anılarını yazacakları hatıra defterleri armağan edildi. Davete katılan çocuklar; hatıra defterlerinin ilk sayfalarını İrem Derici, Elif Ece Uzun ve Yağmur Tanrısevsin’e  yazdırmak için birbirleriyle yarıştı.

ŞARKILARIYLA DANS ETTİREN İREM DERİCİ, ESPRİLERİYLE KIRDI GEÇİRDİ… 

“BENDEN BÖYLE GÜZEL ÇOCUK OLMAZ”

İrem Derici sempatik tavırlarıyla davetin gözdesi  oldu. Misafirler arasındaki bir teyzenin Sinoplu olduğunu öğrenen Derici, onunla yakından ilgilenip ‘Hemşehriyiz. Ben de Sinop’un kızıyım’ dedi. Kucağına aldığı minik hayranını seven Derici, ‘Benim de böyle güzel bir kızım olur mu?’ diye sordu. Ünlü sanatçı, ‘Elbette’ diye yanıt veren misafirlere takıldı, ‘Benim gibi bir çirkinden böyle güzel çocuk olmaz. Yakışıklı bir baba bulmam lazım’ diyerek herkesi güldürdü. Şarkılarıyla herkesi eğlendiren Derici, 2018 içinse şu tavsiyede bulundu: ‘Ben sağlık sorunları  nedenleriyle çok zor bir yıl geçirdim. Siz siz olun hiçbir şeyi kafanıza takmayın. Her şeyin başı sağlık. Kendinize iyi bakın yeter’ dedi.

Çocukların tedavilerini sürdüren Prof. Dr. Özgür Kasapçopur “Kliniğimizde tedavi gören çocuklarımızı sık sık hatırlayan ve yanımızda olduklarını hissettiren  Topal Ailesi her zaman çocuklarımızın ve ailelerinin hayır duasını alıyor. Bizleri bugüne kadar hiç yalnız bırakmadılar, artık onlar da servisimizde görev yapan doktorlar gibi ailemizin bir parçası. Başta Topal ailesi olmak üzere bizi yalnız bırakmayan İrem Derici, Yağmur Tanrısevsin ve Elif Ece Uzun’a da bir kez daha teşekkür  ederiz’ dedi. Ardından söylediği şarkılarla geceyi büyük bir coşkuya dönüştüren İrem Derici’iye teşekkür plaketi verildi.

Cihan Eser’in ikinci single “Gurur” büyük ilgi gördü

Profesyonel olarak 18 yaşında müzik çalışmalarına başlayan Cihan Eser bir çok ünlü isimlerle çalıştı.Ümit YAŞAR, Kader, YUDUM, Ömer DANIŞ gibi değerli sanatçılarla aynı sahneyi de paylaştı.
İlk sınglenı 2017 Mart ayında çıkardı.”Ne İşim olur” adlı eseri ile müzik piyasasına giriş yaptı. “Ne İşim olur” isimli parçasının Sözü Malatyalı İbrahim’e Müziği Ahmet Satılmış aittir. Stütdo24 den çıkan parçanın, Aranjörü Ayhan AK, Müzik Yönetmeni Şafak BOZACIOĞLU, Klip yönetmeni de Faysal Tokmak yaptı.
İkinci single olan Gurur 2017 Kasım ayında çıktı. Klip yönetmeni Faysal Tokmak, Söz & Müzik Recai Demir olan parça, aynı şekilde Stütdo24 de çekildi, Aranjörlüğü Ayhan AK’a aittir.
2012-2013 yılları arasında 6 ay Dubai de Türk müziği çalışmaları oldu. Ayrıca Cihan ESER Azerbeycan’ da da sahne aldı. Türkiye’nin birçok ilinde gerek orkestrada gerekse sahnede solistlik yaptı. Şuan İstanbul’da sahne almaktadır.
Çok kısa bir zaman içerisinde Söz ve Müziği Erkan KAYA’ya ait olan “Ankara Bebesi” isimli eser ile müzik piyasasına mükemmel bir geri dönüş yapacaktır. “Ankara Bebesi” isimli eser in Klibi ise yılbaşından sonra çekilecek.

TÜRK BÖBREK VAKFI 4. MEDYA ÖDÜLLERİ

TÜRK BÖBREK VAKFI 4. MEDYA ÖDÜLLERİ’NİN SAHİPLERİNİ BULDU…

 Türk Böbrek Vakfı tarafından gelenekselleştirilen ve bu yıl dördüncü kez düzenlenen “Türk Böbrek Vakfı Medya Ödülleri” sahiplerini buldu. Sağlık alanında görev yapan basın çalışanlarının emeklerinin ödüllendirildiği gece, İpek Tanrıyar’ın sunumuyla Fairmont Otel’de gerçekleştirildi. Ödül törenine, Türk Böbrek Vakfı yönetim kurulu üyeleri, jüri komitesi, Türk Böbrek Vakfı’nın daimi destekçisi Hasan Yalnızoğlu ve Selda Topal’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda isim katıldı.

Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk başkanlığındaki jüri komitesinde; Türk Böbrek Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akıncı,  Türk Böbrek Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi ve İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmet Nane, Türk Böbrek Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi ve İstanbul Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türk Böbrek Vakfı Memorial Hizmet Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Servisi Başkanı Prof. Dr. Harun Arbatlı, Türk Böbrek Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi ve İstanbul Bilim Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Dr. Mücahit Atmanoğlu, deneyimli televizyoncu Lütfiye Pekcan ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş yer aldı.

“Türk Böbrek Vakfı 4. Medya Ödülleri” kapsamında yazılı basın, görsel basın ve internet medyası olmak üzere toplam üç ana kategori ile haber- araştırma, röportaj, yazı dizisi-konu ve vaka-inceleme alt kategorilerinde haberler değerlendirildi.

Basın ödüllerinin yanı sıra; Türk Böbrek Vakfı’nın destekçisi ve bu yıl 39. İstanbul Maratonu’nda TBV adına koşan Hasan Yalnızoğlu ile Türk Böbrek Vakfı’na uzun yıllardır başarıyla hizmet veren iletişim ajansı, 3D İletişim Hizmetleri adına Gülçin Yılmaz İzel’e de TBV Başkanı Timur Erk tarafından teşekkür plaketi takdim edildi.

Ayrıca Türk Böbrek Vakfı Yönetim Kurulu tarafından toplumda sağlık bilincinin gelişmesine yönelik yaptıkları haberlerle: Anadolu Ajansı, Doğan Haber Ajansı, İhlas Haber Ajansı TBV özel ödüllerine layık görüldü. Anadolu Ajansı adına ödülü Yeşim Sert, Doğan Haber ajansı adına ödülü Buse Özel, İhlas Haber Ajansı adına ise ödülü Rıfat Fırat teslim aldı.

 

TÜRKAN ŞORAY SEVENLERİ İLE ÜSKÜDAR’DA BULUŞTU

TÜRKAN ŞORAY SEVENLERİ İLE ÜSKÜDAR’DA BULUŞTU

 Üsküdar Belediyesi sosyal ve kültürel aktiviteleri kapsamında  24 Kasım Cuma günü saat 20.30’da Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde ‘Pelin Çift ile Yeşilçam Söyleşileri’ programı başladı. Her ay bir konuğun katılacağı söyleşinin bu hafta ki ilk konuğu Türk sinemasında “Sultan” lakabıyla anılan büyük aktris Türkan Şoray’dı.

Üsküdar Belediyesinin düzenlediği ‘Pelin Çift ile Yeşilçam Söyleşileri’ programının ilk konuğu  yılların eskitemediği güzelliği ve zarafeti ile Türkan Şoray’dı. Türkan Şoray yeşilçam anılarını anlattığı söyleşi renkli görüntülere sahne olurken, söyleşiye katılan konuklar Türkan Şoray’la fotoğraf çektirme imkanı yakaladılar. Söyleşiye katılan konuklar Türkan Şoray’la beraber nostalji dolu bir akşam geçirdi.

 

Uzun bir aradan sonra sahnede olduğu için duygulanan Türkan Şoray sanat hayatının detaylarını aktarırken “ Kamera önündeki hayat bana daha gerçek geliyordu. Hayatta beni yaşama bağlayan en büyük önceliğim sinema oldu. Mesleğime hala çok aşığım, kamera önünü çok özledim” dedi

Şeyda Coşkun’dan ANKAmall’da sağlıklı zayıflama hakkında konuştu.

Şeyda Coşkun’dan ANKAmall’da sağlıklı zayıflama hakkında konuştu.

ANKAmall sağlık, moda ve müzik söyleşileri renkli konu ve konuklarına “Şeyda Coşkun’la sağlıklı zayıflama” ile devam etti.

Ünlülere koçluk yapan Şeyda Coşkun söyleşide sağlıklı zayıflama tüyoları verirken ziyaretçilerden gelen soruları da teker teker yanıtladı.

Doğadan gelen güzellik

Dinleyenlere her şeyden önce spor yapmalarını salık veren Coşkun, en azından mutlaka yürüyüş yapılmasını ve uygun beslenme şeklinin uygulanması gerektiğini, bu sayede zaten sağlıklı kilo verileceğini anlattı. Coşkun, “ doğada yürüyüş yapın, doğadan gelenle beslenin. Aslında biz doğaya döndürüyoruz. Raf ömrü olan gıdalara dikkat edin; kilo aldıran bu gıdalar” diye konuştu.

“Motive olun, hedef koyun”

Sağlıklı kilo vermenin önce hedef koyarak başlayacağını söyleyen Coşkun, “mesela kendisine olmayan bir jean’i giyebilmeyi hedef koyan bir genç kız bu süreçte daha kararlılık ve istikrarla sonuca ulaşır” dedi.

Şeyda Coşkun, her bedenin farklı ihtiyaçları olduğunu anlatırken beslenme düzenini aslında vücudun belirlediğini ve bu ihtiyaçların da kişiye göre değiştiğini anlattı. Beslenme önerilerini de paylaşan Coşkun, “ Karbonhidrat ve şekerden uzak durulması gerekir. Proteinin önemi unutulmamalı; pişirme şekline dikkat edilmeli; sebze ağırlıklı beslenmeli ve mutlaka az pişmiş olmalı. Şeker ihtiyacını da meyve ile karşılamalı” diyerek kısa zamanda sağlıklı kilo verilebileceğinin altını çizdi.

MAHMUTHAN YENİ ALBÜMÜ, “GİTTİĞİNE DEĞDİMİ”

MAHMUTHAN “GİTTİĞİNE DEĞDİMİ”
 İLK ALBÜM ‘’YAKARIM’’
Yakarım, pervane, ve şimdide henüz albüm çıkmadan Gittiğine Değdimi eseri müzik piyasasına bomba gibi düşen MAHMUTHAN, klip teaser görüntüsüyle merak uyandırdı. Albüm, Kasım ay’ının başında  tüm platformlarda yerini alacak.
İstanbul dogumlu, aslı Şanlıurfa lı  25  yaşında genç ve başarılı sanatçı  Mahmuthan, müzisyen bir ailede yetişti. Arabesk&fantazi müzikte bir hayli iddialı olan ve şu sıralar konservatuara hazırlanan sanatçı, aldığı ses eğitiminin ardından albüm çalışmalarına girerek bir çok başarılı İş ile adından sıkça söz ettiriyor.
İlk video klibini kendisinin  yönetmenliğinde Yakarım  şarkısına çeken Mahmuthan,  çıkarttığı bu kliple ilgi odağı olmuştu. internet ortamında  ve sosyal medyada sempati kazanan, Türkiye ve Avrupa’da yaşayan hayranları ve dinleyicileri tarafından, albüm ve klibinin merakla beklendiği Mahmuthan hayranlarını süpriz bir albümle karşılıyor ….
 RUSYA KAFKAS BÖLGESİNİN TANINMIŞ SANATÇILARIYLA SAHNE ALDI
Türkiye’ de bu yıl birincisi düzenlenen Türk Rus Kafkas Show Türk Rus  dayanışma gecesinde Kafkas bölgesinin tanınmış sanatçıları JAKLİNA, ZAYNAB MAKHAEVA,  ZAİDA DJANBİEVA, ve Türkiye’den sadece MAHMUTHAN  yeraldı.
MAHMUTHAN “GİTTİĞİNE DEĞDİMİ” İLE GELİYOR
Müzik hayatına çocuk yaşlarda giren sanatçı, 2015 yılında “Yakarım ” albümüyle sevenlerine Merhaba dedi.  Son albümünün yapım aşaması  yaklaşık bir   yıl süren Mahmuthan, başta Kerem Özdemir , Baran Aksu olmak üzere ünlü söz yazarlarıyla çalıştı. Albümün klip ve cıkış şarkısı Kerem Özdemir’e  ait olan eserin aranjesi Doğu Kılıç, klibi ise  Ukraynalı başarılı  yönetmen Timur Mingazirov tarafından çekildi. Çıkış şarkısının remix versionu ve albümdeki bir diğer eser olan Aşkın Tarifi’ nin düzenlemeleri  Serdar Seçme tarafından yapıldı.Yeni albümü Gittiğine Değdimi  teaseri yayınlandıktan sonra sosyal medyada fanları tarafından yoğun ilgi gördü. Menejerligini Nalan Ersoy un üstelendigi albüm,  Türkiye’ de bir çok ünlü ismin prodüktörlüğünü yapan  Doğan müzik (DMC)  tarafından başta Türkiye olmak üzere tüm dünya’da  dijital platformlarda satışa sunulacak.

ERA Gayrimenkul Türkiye Genel Müdürü Özhan Atalay, Yasa Yeniden Gözden Geçirilmeli

ERA Gayrimenkul Türkiye Genel Müdürü Özhan Atalay, Yasa Yeniden Gözden Geçirilmeli

Sektörden Emlakçı Yasasına İlk Yorum; Yasa Yeniden Gözden Geçirilmeli

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın ev alım, satım ve kiralama ticaretine yeni düzen getirmeye hazırlandığı bu günlerde tasarı için sektörden yapıcı eleştiriler de geliyor.  Gayrimenkul sektöründe kaliteli hizmet artışına destek olmayı amaçlayan tasarı ile ilgili açıklamalarda bulunan ERA Gayrimenkul Türkiye Genel Müdürü Özhan Atalay, “Gayrimenkul Ticareti Hakkındaki Yönetmelik taslağı, genel olarak yararlı düzenlemeleri getirmekle birlikte, bazı noktalarda eksiklikleri bulunuyor” dedi.

 

30 Ekim 2017 de TC Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından görüşe açılan Gayrimenkul Ticareti Hakkındaki Yönetmelik taslağı, sektörde birçok tartışmayı beraberinde getirdi. Genel olarak gayrimenkul ticaretinde aracılık faaliyetlerini yasal bir alt yapı eşliğinde ilerlemesini amaçlayan tasarı aynı zamanda işlemlerin güven içinde yapılmasını ve nitelikli insan kaynağı yaratılmasını da hedefliyor.

 

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan bulunana ERA Gayrimenkul Genel Müdürü Özhan Atalay, düzenlemenin iyi niyetli olsa bile bazı eksik ve hatalar içerdiğini belirterek, “yapılan düzenleme bu haliyle hayata geçerse, mevcut firmaların gelirlerini yarı yazıya azaltacaktır. Dolayısıyla gelir seviyesi düşen sektöre hem nitelikli iş gücü talep göstermeyecek hem de var olan kalifiye, eğitimli danışmanlar sektörden çıkacaklardır” dedi.

 

Sektörde gelenekselleşmiş bir hizmet bedeli standardı olduğunu da belirten Atalay, danışmanlık hizmeti verilen mülkiyetin büyüklüğüne, zorluğuna ve işin yapısına göre değişen bedelin birçok paydaş tarafından paylaşıldığını ve bu bedelden pazarlama ve reklam gideri gibi pek çok farklı kalemin dahil olduğunu sözlerine ekledi. Danışmanların elde ettikleri gelirin nerelere gittiği ile ilgili detaylı açıklamalarda bulunan Atalay, “Hizmet bedeli içinden öncelikle merkez firma, kendi hizmet bedelini ve pazarlama katkı payını alıyor, ardından gayrimenkulü sisteme getirmiş danışman, bedelin en az yarısını alıyor ki bunu satışı yapan danışman ile referral adı verilen bir sistem içerisinde paylaşıyor. Kalan kısım ofise kalıyor. Bahsi geçen düzenleme bu haliyle yasalaşırsa, Gelir ve kurumlar vergisi çıktığında ofislerin yaşayabilmesi için gerekli rakam maalesef kalmıyor. Gayrimenkul danışmanlığı, üretilen hizmetin ne yazık ki fark edilmediği bir sistem. Çoğu kişinin gözünde ev gösterip ücret alınan, herkesin kolaylıkla yapabileceğini düşündüğü bir sistem olarak görülüyor. Oysa danışman o networke ulaşabilmek için bölgede aylarını harcıyor. Tek bir gayrimenkulü yüzlerce kez tanıtıyor ve defalarca tapudan ya da noterden satış geri dönüyor. Hatta bazı işlemlerde satış sonrası, taraflardan komisyon bedelini tahsil edemiyor” dedi.

 

Bu düzensiz ortamda şirketlerin ayakta kalmakta hayli zorlandığını belirten Atalay, Türkiye ölçeğinde ayakta kalabilen ofis ortalamasının %10’lar düzeyinde olduğunu belirtti. Serbest piyasa ekonomisinin bir gereği olan ve rekabeti artırarak müşteri menfaatine çalışmayı sağlayan sistem yerine sınırlandırılmış bir bütçe ile çalışmanın işin ruhuna aykırı olacağını belirten Atalay, sisteme geçilmesi halinde sektörün birçok problemle karşı karşıya kalacağını sözlerine ekledi.

Prof. Dr. Nilüfer Güler Her sekiz kadından biri meme kanseri tehdidi altında

Her sekiz kadından biri meme kanseri tehdidi altında

Dünyada ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser olan meme kanseri, kadınlarda ölümle sonuçlanan kanser türleri arasında birinci sırada. Meme Kanseri Farkındalık Ayı vesilesiyle görüş bildiren İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Güler, yenilikçi ilaçlar ve tedavi seçenekleri sayesinde metastatik meme kanserinde beş yıllık sağ kalım süresinin %10’lardan %22’lere yükseldiğini vurguladı. 

İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Güler, tanı anında metastatik meme kanserinin gelişmiş ülkelerde %6 gibi düşük bir oranda görülürken, az gelişmiş olan bölgelerde bu oranın %50-80’lere çıkabildiğini belirtti ve şöyle devam etti: “Ülkemizde meme kanseri görülme oranı %10’dur. Başlangıçta erken evre meme kanseri olan hastaların takibinde de, hastalığın başlangıç evresi ve tümör özelliklerine göre değişkenlik göstererek, %20 ile %50 oranında metastatik hastalık gelişebilmektedir.”

Metastatik meme kanserinde yakınmalar metastaz bölgesine göre değişiyor
Yaşamı boyunca, her 8 kadından birinin meme kanserine yakalanmasının beklendiğini belirten Prof. Dr. Nilüfer Güler şunları söyledi: “Meme kanseri erken tanı imkanı olan bir kanserdir. Bu nedenle tüm kadınların erken tanı ve tarama programlarına katılmaları, kendi memelerini tanımaları, bu konudaki farkındalığın artması çok önemli. Meme kanseri, hastalığın yaygınlığına göre 0’dan 4’e kadar dört farklı evrede değerlendirilir. Evre 0, in situ kanser dediğimiz evredir. Bu evrede metastaz riski %1’den azdır. Evre 1 ve 2 erken evre meme kanseri, evre 3 lokal ileri meme kanseri, evre 4 ise metastatik meme kanseri olarak adlandırılır. Metastatik evrede kanser hücreleri, meme dışında başka organlara yayılır. Memedeki kanserli hücreler lenf damarları ve kan damarları yoluyla başta kemik, akciğer, karaciğer, daha az olasılıkla beyin olmak üzere başka organlara metastaz yapabilirler. Daha nadir görülen metastaz bölgeleri akciğer zarı, karın zarı, kalp zarı, beyin zarları; çok daha nadir olarak sindirim sistemi, yumurtalıklar, idrar torbası olabilmektedir.  Hastaların hastalığın yerine göre yakınmaları vardır: Kemik metastazlarında kemik ağrıları; beyin metastazlarında baş ağrısı, baş dönmesi, akciğer metastazlarında nefes darlığı, öksürük; karaciğer metastazlarında karın ağrısı gibi. Düzenli takipte olan hastaların hiçbir yakınması olmayabilir, yapılan muayene ve tetkikler sonucunda ortaya çıkabilir.”

Tedavide yakınmaları azaltmak, yaşam süresini uzatmak ve yaşam kalitesini yüksek tutmak hedeflenmeli
Prof. Dr. Nilüfer Güler metastatik meme kanserindeki tedavi seçeneklerini şöyle özetledi: “Seçenekler arasında cerrahi (özellikle tek organ, sınırlı metastazlar), radyoterapi (beyin, kemik gibi organlara metastaz) ve sistemik tedaviler vardır. Sistemik tedaviler içinde hormonal tedaviler, kemoterapi ve biyolojik tedaviler yer alır. Radyofrekans ablasyon, radyoembolizasyon, kemoembolizasyon gibi lokal tedavi uygulamaları da tümörün yerine göre önerdiğimiz tedavi seçenekleri arasındadır. Metastatik meme kanserinde uygulanan tedaviler, hastalığın verdiği cevaba göre hastalık bulgularında azalma ve artmalarla seyreder. Tedavi seçimi hastanın yaşı, menopoz durumu, genel durumu, ek sağlık sorunları, istekleri, sosyo-ekonomik durumu ve en önemlisi tümör özellikleri ve metastazın olduğu bölgeler ve tümör yüküne göre belirlenir. Tedavinin amacı hastalığa bağlı yakınmaları azaltmak, yaşam süresini uzatabilmek ve bunları amaçlarken de yaşam kalitesini maksimumda tutabilmektir. Pek çok hastamız tedaviyle birlikte normal günlük aktivitelerine, çalışmalarına devam edebilmektedir. Uygulanan tedavilere cevap alınıp alınmadığı belli aralıklarla yapılan öykü, fizik inceleme, laboratuvar testleri ve gerekli görülen radyolojik tetkiklerle anlaşılır.”

Hormon reseptörleri ve HER2 testinin sonucu sistemik tedavi seçimini belirliyor
Prof. Dr. Nilüfer Güler, sistemik tedavi seçimindeki en önemli faktörlerin tümör özellikleri (östrojen ve progesteron hormon reseptörleri) ve HER2 testi sonucu olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Bu testler, memedeki primer tümör dokusunda ve/veya biyopsi yapılabiliyorsa metastaz bölgesinden alınan dokuda mutlaka çalışılmalıdır. Hormon reseptörleri pozitif bir 4’üncü evre meme kanseri vakasında, tümör yükü de az ise öncelikle tercih edilen tedaviler hormonal (antiöstrojen) tedavilerdir. HER2 pozitif hastalıkta anti-HER2 ilaçlar, kemoterapi veya hormonal tedaviyle birlikte uygulanırlar. Bu ilaçların klinik kullanıma girmesi bu gruptaki hastalarda bir devrim yaratmıştır. Çok iyi yanıtlar alabilmemizi sağlamış ve hastaların yaşam sürelerinde çok anlamlı uzamalar elde edilmiştir. Yeni anti-HER2 ajanların da klinik çalışmaları devam etmektedir.”

“Üçlü negatif dediğimiz hormon reseptörleri ve HER2 testi negatif olan hastalarda tek silahımız kemoterapidir. Bu grupta BRCA1-2 testleri dediğimiz gen testlerinden birinde mutasyon olması durumunda tedavide PARP inhibitörleri dediğimiz ilaçların kullanılması daha iyi ve uzun süreli yanıt alınmasını sağlayabilmektedir. Hormon reseptörleri pozitif, HER2 testi negatif olan metastatik hastalıkta son dönemde hormonal tedaviye direnç gelişimini engelleyen yeni moleküller geliştirilmiştir. Bunlardan biri m-TOR inhibitörü olan ilaç, diğerleri CDK4/6 inhibitörleri denilen ilaçlardır. Bu ilaçların aromataz inhibitörleri dediğimiz ilaçlarla birlikte verilmesi metastatik hastalığın kontrolde kalma ve hastalarımızın kemoterapiye geçme sürelerinde çok anlamlı uzama sağlamışlardır.  Bu grupta yer alan bazı ilaçlar tek ajan olarak da etkili olabilmektedir. Kemik metastazları olan hastalarda bisfosfonat dediğimiz ilaçların kullanılması kemik ağrılarının azalmasına, kırılma riskinin azalmasına yardımcı olmaktadırlar. Bu ilaçlar kullanılmadan önce dişlerde tedavi gerektiren bir durum varsa mutlaka çözülmesi gereklidir. İlaçlara başlandıktan sonra diş tedavisi yapıldığı taktirde çene kemiğinde iyileşmeyen yaralar olmaktadır. Hem kanser tedavisi hem de destek tedavisinde kullanılacak ilaçlarla ilgili pek çok çalışma devam etmektedir.”

“Musiki de bir abidedir”

Musiki de bir abidedir

Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezinde musiki ve medeniyet eksenli Sohbet Muhabbet programının ilki önceki akşam gerçekleştirildi. Savaş Barkçın ve Celâleddin Çelik’in usta tanbur sanatçısı Necdet Yaşar’ı yad ettiği Sohbet Muhabbet, sezon boyunca her ayın son çarşambası devam edecek.

TRT’de Gelenekten Geleceğe adlı program ile hatırı sayılır bir seyirci kitlesi tarafından ilgiyle takip edilen Savaş Barkçın ve Celâleddin Çelik, Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezinde her ay sohbet ve muhabbet için sanatseverlerle bir araya gelecek. Ekim ayı programında önceki gün vefat eden üstad tanburi Necdet Yaşar’ı yâd eden Barkçın ve Çelik Türk musikisi üstadlarının sadece icra ettikleri müziklerle değil kişilikleri, medeniyet ve sanat konusundaki birikimleri ile de örnek şahsiyetler olduğuna dikkat çektiler.

Celâleddin Çelik, “Necdet Yaşar’ın bazı özellikleri bütün müzik camiası tarafından bilinir. Bunlardan en önemlileri disiplini ve ciddiyetidir. Onun sanat disiplini her konuda örnek alınacak kıymettedir. Sanatı dünyanın neresinde, hangi saatte, hangi mekanda yaparsa yapsın her mızrabına aynı özeni gösterir derecede titizdi. Yakınındakiler bilir konser olduğu gün Necdet amca su dahi içmez. Kimseyle pek konuşmaz, yemekten içmekten uzak durur konsere odaklı gün geçirir.” diye konuştu.

Niyazi Sayın ve Necdet Yaşar’ın birlikte Tanburi Cemil plaklarını dinleyip sonra o çağrışım ile karşılıklı taksim icra ettiklerini anlatan Savaş Barkçın oradan çok güzel bir form ortaya çıktığını ve gelenek oluştuğunu kaydetti.

Barkçın sözlerine şöyle devam etti: “Gelenek geçmişte kaldı bugün yenisi yapılamaz değil. Taksim denilen şeyi iki, üç hatta dört saza çıkarabilen insanlar bu hocalarımız ve bu yönde de büyük katkısı oldu Necdet Yaşar’ın”. Celâleddin Çelik ise Barkçın’a ilave olarak “Açtıkları en ilginç kapılardan biri de karşılıklı taksimle beraber onun bir adım ötesi üst üste taksim. İkisi aynı anda çalıyorlar. Taksim tamamen doğaçlama, emprovize yapılan bir şey.

Niyazi Sayın ve Necdet Yaşar aynı anda taksim yapıyorlar. İkisi aynı dilde ama farklı melodiler çalıyorlar. Müthiş bir ahenk” şeklinde konuştu.

HAK EHLİ SABIR EHLİDİR

Zikretmenin faniler için var etme anlamı taşıdığını hatırlatan Barkçın, “Dilini güzele alıştır ki sen de güzelleş. Bu gibi zatları anmak çok önemli. Bunlar evliya olmak zorunda değil. Siyasi büyükler, ciltler dolusu kitaplar yazmış insanlar olmak zorunda da değil. Nağmeler de eserdir. Biz o kadar maddeye takılmışız ki büyük medeniyet eseri olarak genellikle Mimar Sinan’ın Selimiye, Süleymaniye’sini söylüyoruz. Itri’yi örnek veren yok. Itri’nin tekbiri 500 yıldır ayakta duruyor. Süleymaniye ayakta duruyor muhteşem. Tekbir ayakta durmuyor mu? Ama o elle tutulur, gözle görülür olmadığı için hiç aklımıza gelmiyor. Veya Hafız Post’un bir bestesi 450 yıl. Meragi 700 yıl. Bunlar az şeyler mi? O yüzden musiki de bir abidedir, sizi vareden, kökünüzü gösteren bir unsurdur. Kökünüzün orada olduğunu biliyorsunuz çünkü kalbiniz bağlı.

Necdet Yaşar, Cinuçen Tanrıkorur ve Niyazi Sayın gibi ustaların karakter özelliklerinden sözeden Savaş Barkçın,

“Hak ehli her zaman sabır ehlidir. Allahü Teala sabredenlerle beraberdir. Belaya sabır değil hakkı ikame ederken karşılaşacağınız sorunlar karşısında Hak’tan sapmamak. Sabır insanı yolda tutan şeydir. En kıymetli ve bizim en az bildiğimiz şey sabır. Allah’ın da insana hastalıkla, imtihanla öğretmeye çalıştığı şey sabır. Sabreden adam hakkı her şart altında müdafaa eder, kimseden korkmayan ve kendi de güzelleşendir. Bu insanların özelliği o. Şunun bunun için, menfaat için hırçınlık yapmayan hak için hırçınlık yapan adamlar” diye konuştu. Barkçin sözlerine şöyle devam etti:

“Hakka talip olan her zaman galip olur. Neye talip olduğuna dikkat et. Ne iş yaparsak yolumuzu doğru seçmemiz lazım. Bilsek de bilmesek de bu gibi insanlardaki ahlak ışıltıları nebevi ahlaktan gelen şeylerdir. Toplumumuzda, okuyan okumayan herkeste bu vardı ancak ne yazık ki kaybettik.”

“Günün Çorbası” Müzikali prömiyer yaptı

  Günün Çorbası Müzikali prömiyer yaptı

İstanbul Devlet Tiyatrosu ekim ayının dördüncü yeni oyunu Günün Çorbası ile 2017-2018 sezonuna devam ediyor. Günün Çorbası 24 Ekim 2017’de Cevahir 1 sahnesinde prömiyerini gerçekleştirdi. Todd Mueller ve Hank Boland’ın yazdığı, müzikleri Gregg Opelka’ya ait müzikalin çevirisi ve rejisi Taner Tunçay’a ait. Oyunun dekor tasarımında Behlüldane Tor, kostüm tasarımında Nalan Alaylı, ışık tasarımında ise İ. Önder Arık imzası bulunmakta. Koreografisini Seda Özgiş’in, müzik direktörlüğünü Melikcan Zaman’ın yaptığı müzikalin dramaturjisi Selen Korad Birkiye’ye ait.

Günün Çorbası, bir gazetenin Pulitzer ödüllü muhabirinin ünlü bir restorana “günün çorbası”nın sır gibi saklanan tarifini ele geçirmek üzere gönderilmesiyle başlayan romantik bir müzikal komedi. Oyundaki karakterlere Ozan Uçar, Nermin Koçak Tunçay, Onur Ertaman, Selmin Artemiz, Gözde Türker, Aykan Aydın, Seza Yeğin, Aykut Söyük, Vehbi Akıntürk, Gülçin Arslan, Gizem Genç ve Orhan Ergiol hayat veriyor. Orkestrada Zeynep Er (Piyano), Ömer Göktay (Klarnet), Fatih Mehmet Görcün (Keman), Umut Şengün (Flüt), Reşat Gülsün (Kontrabas) ve Doğukan Hürkan’ın (Davul) yer aldığı Günün Çorbası müzikali 5 Kasım Pazar gününe kadar Cevahir 1 sahnesinde temsillerine devam edecek.