Pause Dergi ile “10 Soru da”nın konuğu Adnan Sert

Pause Dergi ile “10 Soru da”nın konuğu Adnan Sert

“Pause Dergi ile “10 soruda” nın konuğu By Ulus Steak House’un kurucu ortağı ve işletmecisi Adnan Sert oldu

1-İşletmede olmazsa olmaz kural nedir?

Bu sorunun tek bir cevabı yok. Birçok kuralların bileşeni diyelim. Biz sırlamamız hijyen, hızlı ve özenli hizmet, güler yüz. Bu üç kural By Ulus SteakHouse’da olmazsa olmazlarımız.

2-İyi işletmeciyi tarif eder misin?

İyi işletmeci; misafirlerin ve mekanın nabzını iyi tutandır.

Pause Dergi ile “10 Soru da”nın konuğu Adnan Sert

3-Eğlence veya yemek sektöründe şimdiki trendi nedir?

Şef restoranlar şu dönemde popüler mekan. Şeklinde minik değişimler olsa da meyhane ve ocakbaşı kültürü hala trendi mekanlar arasında. Bizim gibi lezzette dayalı et restoranları da popüler…

4-En iyi yemek en iyi eğlence hangi ülkede?

Birçok ülkeyi gezme şansım oldu. Bazılarında da çalışma şansı buldum. Her zaman olduğu gibi en renkli eğlenceler ve lezzetler Londra’da. Son dönemlerde İstanbul’da büyük ivme yakaladı. Benim favorim İstanbul…

Pause Dergi ile “10 Soru da”nın konuğu Adnan Sert

5- En Popüler mutfak?

Popüler mutfak İtalyan mutfağıdır. Hem mutfağı çalışanı yormaz hemde müşteriyi. Kolay yemek diyelim. Şimdilerde benimde memleketim olan Hatay mutfağı açık ara önde. Bence biraz tanıtımla tüm dünyada hak ettiği yeri bulacaktır.

6- En popüler içki?

Şimdilerde gençler arasında sek alkol yerine kokteyller çok popüler. Tabi her zaman olduğu gibi ana içkiler rakı, bira, şarap hala popüler.

Pause Dergi ile “10 Soru da”nın konuğu Adnan Sert

7 – Trendleri kim belirliyor?

Moda gibi diyelim. Bir akım oluyor moda gibi tüm dünyayı sarıyor. Bizde de bu modayı kendimizce yorumluyoruz. Şimdiler gurme ve gurme yazarlar trenleri yönlendiriyor.

8- Hayalindeki mekandan bahseder misin?

By Ulus SteakHouse benim hayalimdeki mekandı. İnsanların hep mutlu ayrıldığı ve lezzetin ön planda olduğu bir et restoranı hayalim vardı. By Ulus SteakHouse benim için öyle bir mekan… Şimdi Hayat mutfağı üzerine restoran daha düşüncem var.

Pause Dergi ile “10 Soru da”nın konuğu Adnan Sert

9- Müşteriyi bir görüşte analiz edebilir misin?

Bu konuda çok iyiyim. Esasında birçok işletmeci müşteri konusunda iyi analizcidir. Ne yer ne içer hemen anlar ve ona göre davranırız. Halk arasında nabza göre şerbet, biz aramızda öngörü diyoruz.

10 –Kariyerinden bahseder misin?

Hizmet sektörünün her kademesinde çalıştım. By Ulus SteakHouse’da kariyerim şimdilik son noktası. Gıda sektörü haricinde birkaç iş kolunda da çalışmalarım devam ediyor.

Kool Jane “Dünya”

Kool Jane “Dünya”

Rap müziğin yetenekli kadın temsilcilerinden Kool Jane, yeni şarkısı “Dünya”yı Universal Müzik Türkiye etiketiyle  yayımladı.

Emotional trap türünde, dikkat çekici altyapısı ve etkileyici sözleriyle dinleyicilerin beğenisine sunulan “Dünya”, Kool Jane tarafından kaleme alındı. “Dünya”nın prodüktörlük görevini ise Gazapizm şarkılarına da imza atan Ateş Berker Öngören üstleniyor.

 

Lezzet ve eğlence severler Alaçatı Ot Festivali’nde buluştu

Lezzet ve eğlence severler Alaçatı Ot Festivali’nde buluştu

Çeşme Belediyesi tarafından organize edilen ve Bu yıl 11’incisi düzenlenen Alaçatı Ot Festivali renkli görüntülere sahne oldu.

Alaçatı Ot Festivali

Çeşme Belediyesi tarafından düzenlenen, endemik otlar ve bu otlarla hazırlanan eşsiz lezzetlerle keyifli anlar yaşatan Alaçatı Ot Festivali, bu yıl on birinci kez düzenlendi.  Birbirinden leziz etkinlikleri, sokaklara yayılan mis gibi kokuları ile önemli dünya festivalleri arasında yer alan Alaçatı Ot Festivali bu yıl da konserler, stantlar, sergiler, söyleşiler, yarışmalar ve yemek yapım atölyeleri ile milyonları ağırladı.

Alaçatı Ot Festivali

Nerdeyse tüm Türkiye’nin akın ettiği Alaçatı sokakları hınca hınç doluydu

Festival, Çeşme Belediye Başkanı M. Ekrem Oran önderliğinde yapılan kortej yürüyüşüyle başlarken, dağlardan toplanan otlarla kurulan Pazar gezisi ile devam etti. Festival irili ufaklı etkinlikle Alaçatı’nın her bölgesinde tüm hızıyla devam etti. Çarşı girişine kurulan sahnede ilk gün Ayhan Sicimoğlu ve orkestrası sahne alırken, ikinci gün ünlü sanatçı Kenan Doğulu sahne aldı. Konser serisi Hakan Aysev sahne almasıyla son buldu.

Alaçatı Ot Festivali

Festival sergilerle taçlandı

Sailors Cafe Alaçatı’da Salim Başyiğit Karma Resim Sergisi, Köşe Konak Otel’de Cüneyt Kırdar Fotoğraf Sergisi, Heavenly Made Hacımemiş’te M.K. Perker’den Ot’a Saygı Karikatür Sergisi, Köstem Otel’de Chermin Vidori Resim Sergisi, Kırmızı Ardıçkuşu’nda Aysun Yenice/Zeynep Çobanoğlu Mozaik-Heykel Sergisi, Alaçatı Nann Breakfast and Lunch’da Begüm Ahu Ağlaç Resim Sergisi, Köşe Kahve’de Denis Dilara Kesimli Aytepe Resim Sergisi, Salkım Söğüt Restoran’da Şükran Tümer, Alaçatı Değirmenler’de Elif Kemahlıoğlu’nun El Yapımı Kağıt Sergisi, Onur Çanka ve Mehmetcan Ağlaç’ın Heykel Sergileri açıldı.

Alaçatı Ot Festivali

Ayhan Sicimoğlu ve Tülin Onaner “Geçmişten Günümüze-Alaçatı Ot Festivali’nin Tarihi”ni anlatan Fotoğraf Sergisi ve Söyleşi gerçekleştirdi.

Alaçatı Ot Festivali

Zeytin ağacı katliamına dur demek ve farkındalık yaratmak amacıyla Alaçatı Amfi Tiyatro’da ‘Zeytin’e Saygı’ gecesi de düzenlendi.

Toplumda koronavirüs endişesi azaldı

Toplumda koronavirüs endişesi azaldı

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 100. dönem verileriyle bu hafta; salgının toplum üzerindeki etkisi, iki yıldan bugüne geldiği ve yarattığı kaygı durumu, kendisinin ya da ailesinden  birilerinin salgına yakalanma konusundaki kaygı, endişe, maske mesafe konularında rahatlama ve davranışların yansımaları, toplumun artan vaka sayıları karşısında salgınla mücadele gidişatı gibi konularında ilişkin bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelendi.

 ANCAK KORONAVİRÜSE YAKALANMA KONUSUNDA ENDİŞE DÜZEYİ CİDDİ ŞEKİLDE AZALIYOR. Her ne kadar toplumun yarısı bu virüse yakalanacağını düşünse de artık bu konudaki endişesi daha az. Ipsos’un araştırmasına göre salgının ilk ayında bireylerin %74’ü kendisinin veya ailesinden birinin korona virüse yakalanmasından çok endişeli olduğunu belirtirken, bugüne gelindiğinde çok endişeli olan bireylerin oranı %41’e kadar gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

SALGINDA 2. SENEYİ GERİDE BIRAKTIĞIMIZ BU GÜNLERDE HER 4 KİŞİDEN 1’İ KORONAVİRÜSE YAKALANMAYACAĞI GÖRÜŞÜNDE. Salgının ilk başladığı dönemlerde toplumun %56’sı salgına yakalanacağını düşünürken, salgının birinci senesinde bu oran 10 puan azarak %46’ya geriledi ve bugüne gelindiğinde de toplumun yarısı bu virüse yakalanacağını düşünüyor. Yaklaşık her 4 kişiden biri ise salgının ilk gününden beri bu virüse yakalanmayacağı görüşünde.

Ipsos Türkiye

 ENDİŞE DÜZEYİNİN AZALMASINA PARALEL, TOPLUM BUGÜN SALGIN KONUSUNDA DAHA RAHAT HİSSEDİYOR. Salgında vaka sayılarında ciddi artışın yaşandığı Aralık 2020’de her 10 kişiden 7’si salgının ilk başladığı günden itibaren hep endişeli olduğunu belirtirken, bugün vaka sayıları yine yüksek olsa da bireylerin endişe düzeyi oldukça gerilemiş durumda. Bugün salgının ilk gününden beri endişeli olan bireylerin oranı yarı yarıya azalıyor ve %32 seviyesine geriliyor. Bireylerin %55’i ise salgın ilk başında daha endişeliyken bugüne gelindiğinde bu konuda daha rahat hissettiklerini belirtiyorlar.

Ipsos Türkiye

SALGININ ÜLKEMİZ ÜZERİNDE YARATTIĞI GENEL ETKİLERİ KONUSUNDA DA DAHA İYİMSER OLAN KİŞİLERİN SAYISI ARTIYOR. Salgında ilk pikin yaşandığı Aralık 2020’de toplumun %70’i koronavirüs salgınının ülkemiz üzerindeki genel etkisi konusunda daha olumsuz olacağı görüşündeyken, bugün kötümser olan kişilerin sayısı %16’ya kadar gerilemiş durumda. Her 10 kişiden 4’ü ise artı salgının etkisi konusunda daha iyimser.

Ipsos Türkiye

SALGINLA MÜCADELENİN DE İYİ GİTTİĞİNİ DÜŞÜNENLERİN SAYISI DA OLDUKÇA ARTIYOR.  2022 senesine kadar toplumun yarısından daha fazlası salgınla mücadelenin kötü gittiği görüşündeydi. Ancak bugün her 3 kişiden 1’i kötü gittiğini düşünürken. Salgınla mücadelenin iyi gittiğini düşünenlerin oranı %30’lardan %47’ye yükselmiş durumda.

Ipsos Türkiye

TOPLUMDA ENDİŞE DUYGUSUNUN AZALMASI, KİŞİLERİN KENDİLERİN DAHA RAHAT HİSSETMELERİNE PARALEL KAPALI YERLERDE BULUNMA KONUSUNDAKİ CİDDİ RSİK ALGISI DA AZALIYOR. Tabii ki salgının devam ediyor olması alışveriş merkezi, kafe / restoran gibi yerlerde yemek yeme gibi kapalı alanlarda bulunmanın riskli olduğunu düşünen kesimin oranı hala yüksek. Ancak özellikle ciddi riskli olduğunu düşünen bireylerin sayısındaki düşüş dikkat çekici. Salgının başlarında kalabalık ortamlarda bulunmanın çok riskli olduğunu düşünenlerin oranı %84’ken bugün %53 seviyesine gerilemiş durumda. Kafe / restoran gibi yerlerde yemek yemenin çok riskli olduğunun düşünenlerin de oranı yarı yarıya azalıyor.

Ipsos Türkiye

MANŞET: MASKE MESAFE KONUSUNA DA ARTIK TOPLUM DAHA AZ DİKKAT EDİYOR.  Bireylerin %82’si bugün toplumdaki diğer bireylerin sosyal mesafeye uymadığı görüşünde. İlk günlerde de bu görüşte olanların oranı çok ta düşük değildi (%67). Ancak maske konusunda herkesin daha dikkatli olduğu görüşü hakim. Salgının ilk senesinde diğer kişilerin maske takmadığını ya da nadiren taktığını düşünenlerin oranı %20 seviyesindeyken, bugün bu oran %67.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Geçen hafta büyük rahatlamadan bahsetmiştik. Bu tespite dair işaretler gelmeye devam ediyor. Salgına yakalanmam diye düşünenlerin oranı artıyor, bu ifadeye katılmayanların oranında %10 düşüş var. Kendisinin veya ailesinden birinin hastalığa yakalanmasından “çok endişeli” olanların oranında neredeyse yarı yarıya gerileme var.  Salgınla mücadelenin iyi gittiğini düşünenlerin oranı uzun zaman sonra böyle düşünmeyenlerden daha yüksek. Mücadele kötü gidiyor diyenlerin oranı geçen yıl Kasım ayında %54 iken şimdi %36’ya geriledi. Sosyalleşme konusunda da giderek rahatlayan bir toplum var. Kalabalık ortamlarda bulunmak 1 yıl önce toplumun %80’i için “ciddi risk” anlamına geliyordu, bu oran Kasım 2021’de %62’ye, geçtiğimiz hafta ise %53’e geriledi. Her üç vatandaştan biri için alışveriş merkezine gitmek ya da bir kafede-restaurantta yemek yemek hala ciddi bir risk anlamına geliyor, ancak bu oran geçen sene %70, Kasım 2021’de ise neredeyse %50 idi.

Sidar Gedik

Sosyal mesafeye dikkat ve maske kullanım hassasiyetinde de gevşeme söz konusu. 1 yıl önce çevredekilerin %3’ünün hiç maske takmadığı yönünde bir gözlem vardı, şimdi bu oran %11’e çıkmış durumda. Havaların ısınması ile özellikle de yaza doğru salgın psikolojisinden daha da fazla çıkacakmışız gibi görünüyor. Umarım virüs bize kötü sürprizler yapmaz da bahar ve yaz ayları salgın öncesinin coşkusu ile yaşanır.

Kadın cinayetlerine dikkat çekti

Kadın cinayetlerine dikkat çekti

Kadına yönelik artan şiddete dikkat çekmek için şarkı besteleyen söz yazarı Rüya Serin, ilk klibini çekti. Sanatçı son yıllarda artan kadın cinayetlerine tepki olarak bestelediği “Eksiklik Faslı” isimli şarkısı ve çarpıcı klibiyle hem sosyal farkındalık yaratmayı amaçlıyor hem de şiddet mağduru ve öldürülen tüm kadınların acısını paylaşıyor.

Söz yazarı Rüya Serin, seslendirdiği ilk şarkısı “Eksiklik Faslı” ve çektiği klip ile kadın ve çocuk cinayeti kurbanlarını anıyor. Serin, şarkısında ölüm, yalnızlık ve çaresizliğin yanında umudu da anlatıyor. Türkiye’de 2021 yılında 280 kadın öldürüldü, 217 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. 2022 yılında da kadına yönelik şiddetin devam ettiğine dikkat çeken Rüya Serin, “Büyük umutlarla girdiğimiz 2022’nin daha ilk 2 ayında 49 kadın cinayeti daha işlendi. Bir yandan her gün yeni bir acıyla sarsılıyoruz öte yandan toplumun kadın cinayetleri konusunda duyarlılığa sahip olduğunu büyük bir umutla izliyoruz. Ama kadın cinayetlerini durdurmaya hiçbirimizin gücü yetmiyor” dedi.

Eksiklik faslı’yla Türkiye’yi sarsan kadın ölümleri yeniden gündemde

Aslında elektronik ve haberleşme mühendisi olan ama uzun süredir söz yazarlığı yapan Rüya Serin, ilk şarkısıyla kadın cinayetlerini gündemde tutmak ve toplumsal uyanış için çalıştığını söylüyor. “Eksiklik Faslı” adlı şarkısında şiddete uğrayan ve öldürülen kadınların acılarının yanında “Melekler Ölmez” diyerek umudu anlatan Serin, şöyle açıklıyor: “Klibi unutmamak ve unutturmamak için oldukça çarpıcı görüntülerle hazırladık. Gelinlik giyen ve kaçan bir kadın figürü var, burada saflık ve masumiyet yer alıyor. Bir yerden atılmış gibi yerde yatan kadının gözlerinin açılması ve olaylardan kaçmasıyla bazı acı cinayetleri gösterdik. Yerde yatan kadınla Şule Çet’i, bıçaklı bir adam gölgesinde Emine Bulut’u, yanan varil ateşinde Pınar Gültekin’i, çöp konteynırı ve bavul ile Münevver Karabulut’u, servis aracı ile de Özgecan Aslan’ı anmak istedik.”

Rüya Serin, bu vahşi cinayetlere tepki olarak klibinin sonunda beyaz gelinlikli kadının eski bir kitap bularak meleğe dönüştüğünü, bulduğu kitapta öldürülen çocuk ve kadınların isimlerine ulaştığını da belirtiyor. Toplumsal gündem olan isimlerin yanında “İsmi Bilinmiyor” yazıları da görülüyor. Klipte ekranlar kararırken “Melekler Ölmez” yazısı dikkat çekiyor.

Söz ve müziği Rüya Serin’e aranjesi Sezgin Gezgin’e ait olan şarkının sözleri ise şöyle:

Eksiklik Faslı

Açacaktı çiçeklerin

Umut doluydu o mahsun gözlerin

Soldu güzelliğin

Sahipsiz kaldı en anlamlı sözlerin

Yenildin kaldın kuytuda

Üzerine toprak attılar uykunda

Denedin, durdun defalarca

Hep bir yanın eksiklik faslında

Dayanamadı yüreğin

Pamuk gibiydi o yalnız ellerin

Doldu gözlerin

Kimsesiz kaldı en anlamlı özlemin

Yüreğin dağıldı paramparça

Yandı canın sustun hayırsıza

Hayaller kurdun mutluluğa

Hep bir yanın eksiklik faslında

Lvbel C5 yeni albümü  “C5MODE”

Lvbel C5 yeni albümü  “C5MODE”

Drill müziğin iddialı ismi Lvbel C5, ilk albümü “C5MODE”u Universal Müzik Türkiye etiketiyle yayımladı. Albüm, güçlü altyapısı ve vurucu sözleriyle dikkat çeken sekiz şarkıdan oluşuyor.

Geçtiğimiz yıl yayımladığı hit şarkıları “ralli” ve “10 NUMARA” ile listelerde önemli başarılar yakalayan genç sanatçının ilk albümü “C5MODE”, sanatçının kendinden beklendiği gibi son derece iddialı bir iş olarak dinleyiciyle buluşuyor.

Kendine özgü tarzıyla isminden sıkça söz ettiren Lvbel C5’in ilk albümünün çıkış parçası “Gelmezsen Gelme”, Cenan Çelik yönetmenliğinde çekilen video klibiyle yayında!

Toplumun % 67’si maske takmak istiyor

Toplumun % 67’si maske takmak istiyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 99. dönem verileriyle bu hafta; toplumun artan vaka sayıları karşısında kapalı alanlarda bile her ne olursa olsun maske kullanımı, PCR zorunluluğu sonrasında bireylerin en fazla tedirgin olduğu ortam neresi, bireylerde endişe duygusu, Omicron varyantının önceki varyantlarla kıyaslandığındaki algı ve salgınla ilgili zor günlerin geride kaldığı gibi konulara  ilişkin bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelendi.  

BİREYLERİN % 67’Sİ KAPALI ALANLARDA NE OLURSA OLSUN MASKE TAKMAYA DEVAM EDECEĞİNİ İFADE EDİYOR.  

Açık alanlarda maske takılması zorunluluğunun kaldırılması kararını her 10 kişiden 6’sı doğru olarak değerlendirirken, kapalı alanlarda sosyal mesafenin ya da havalandırmanın yeterli olduğu durumlarda maske zorunluluğunun kaldırılması toplumun yarısından fazlası tarafından yanlış bir karar olarak değerlendiriliyor.

Ipsos Türkiye

 Ve bireylerin %67’si zaten kapalı yerlerde hali hazırda maske taktıklarını ve takmaya devam edeceklerini söylüyor. Ancak zaten maske takmayan ya da artık takmayacağını söyleyenlerin de oranı az değil. Her 4 kişiden 1’i bu gibi yerlerde maske takmayacağını belirtiyor.  Gerek kapalı alanlara girişte gerekse de otobüs, uçak gibi seyahatlerde HES kodu istenmeyecek olmasını toplumun sadece 1/3’ü doğru bir karar olduğunu düşünüyor.

UÇAKLA SEYAHATLERDE PCR TESTİ İSTENMEYECEK OLMASI İSE BREYLERİN EN FAZLA TEGDİRGİN OLDUKLARI KONU… BU KARARIN DOĞRU OLDUĞUNU DÜŞÜNENLERİN ORANI SADECE %27. 

Ipsos Türkiye

BİREYLERİN ENDİŞE DUYGUSU DA AZALIYOR Toplumun hala %72’si kendisinin ve ailesinden birinin koronavirüse yakalanmasından endişe duysa da bu oran bir ay öncesinde endişeli olduğunu belirtenlerin oranı %82’idi. Bir ay içinde endişe duygusunda 10 puanlık bir azalış olduğu görülüyor. Endişeli olmadığını söyleyenlerin oranı ise %13’ten %21’e yükselmiş durumda.

Ipsos Türkiye

 BU VİRÜSE YAKALANSALAR BİLE KOLAY ATLATILACAĞI İNANIŞI DA ARTIYOR… Her ne kadar hala her 10 kişiden 3’ü bu virüse yakalansalar bile zor atlatacağını düşünse de kolay atlatacağını düşünenlerin sayısındaki artış oldukça dikkat çekici. Bir ay önce bu virüse yakalandığında kolay atlatacağını düşünenlerin oranı %43 seviyesindeyken bugüne gelindiğinde artık bireylerin %54’ü kolay atlatacağı inancında…

Ipsos Türkiye

OMICRON VARYANTI DİĞER VARYANTLKARA GÖRE DAHA AZ TEHLİKELİ BULUNUYOR. 1 ay önce toplumun yarısı Omicron varyantının önceki varyantlar kadar tehlikeli olduğunu düşünürken bugün bu varyantın oluşturduğu tehlike algısı oldukça gerilemiş durumda. Bugün bu varyantın da tehlikeli olduğu görüşünde olanların oranı %33. Ve tehlikeli olmadığını düşünenlerin oranı da %49’a yükseliyor.Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 

TOPLUMUN YARISI ZOR GÜNLERİ GERİDE BIRAKTIĞIMIZ GÖRÜŞÜNDE. Omicron varyantının daha az tehlikeli bulunmasına paralel bugüne gelindiğinde zor günlerin geride kaldığını düşünenlerin oranı %54. Bu oran tam bir ay önce %35’di.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Salgının başından hep tartışmalı süreçlere tanık olduk. Hatırlayalım, Dünya Sağlık Örgütü salgının ilk günlerinde maske takılmamalı demişti, sonra tam tersini tavsiye etti. Aşı geliştirme süreci ayrı tartışmalara yol açtı, geliştirilen aşıların üretim yöntemleri bambaşka görüş ayrılıkları yarattı. Aşıya destek, aşıdan emin olmama ve aşı karşıtı olma cepheleri hala tartışmaya devam ediyor. Kısıtlamaların olması veya olmaması, içerikleri sürekli gündem yarattı. Salgına yönelik ekonomik destek paketleri üzerine de uzun tartışmalar yaşandı. Geçtiğimiz bir iki ay içinde ise artık salgının sonu göründü mü yoksa hala gidecek yolumuz mu var soruları gündemde.

Sidar Gedik

2020’de henüz aşı yokken binler seviyesindeki vaka sayıları paketli gıdaları sabun ile yıkamamıza yol açıyordu, 2021 sonuna doğru ise yüzbinler ile ifade edilen vaka sayıları bile -aşıların da yarattığı rahatlık ile- pek de panik yaratmadı. Bu rahatlama hali giderek güçleniyor. Sadece 1 ay içinde bile büyük rahatlama gözlemliyoruz. Omicron’un eski varyantlar kadar tehlikeli olduğunu düşünenlerin oranı 1 ay önce neredeyse %50 iken şimdi üçte bire düşmüş durumda. Artık vatandaşların yarısından fazlası hastalığa yakalansa bile kolay atlatacağına inanıyor. Kendisinin veya ailesinden birinin hastalığa yakalanmasından endişeli olanların oranında son bir ay içinde %10’luk bir gerileme oldu.

Kısıtlamaların gevşemesi rahatlamayı hızlandırdı. Salgında zor günleri geride bıraktığımızı düşünenlerin oranı Şubat ayı başında %35 idi, bu oran Şubat sonunda kadar yaklaşık olarak bu seviyelerde seyretti. 7 Mart itibarı ile ise %54’e kadar yükseldi. Artık toplumun yarısından fazlası önümüzdeki sürecin daha kolay bir süreç olacağı düşüncesinde. 1 ay önce salgının bu sene sonuna kadar biteceğine inananların oranı %27 idi, geçen hafta bu oran %41’e yükseldi. İlk defa bu soruya yanıt olarak 2022 sonrasını işaret edenler azınlığa düşmüş durumda.

Belirttiğim gibi, kısıtlamaların gevşemesi ile daha hızlı bir rahatlama yaşıyoruz. Toplumun bu rahatlamaya maddi-manevi ihtiyacı olduğu bir gerçek. Vatandaşlar açık havada maske zorunluluğunun kaldırılmasına önemli ölçüde destek veriyor, on kişiden altısı bu karara katılıyor. Ancak iş kapalı alanlarda maske kullanımına, toplu taşımada-alış veriş merkezlerinde HES kodu uygulamasının kaldırılmasına, uçak yolculuklarında PCR negatif test sonucu gerekliliğine gelince tablo tersine dönüyor. Vatandaşların yarıdan fazlası bu konulardaki gevşeme kararlarını desteklemiyor.

Kapalı alanlarda maske kullanımı konusunda vatandaşlar arasındaki görüş ayrılıkları yaşanıyor. Her üç kişiden ikisi kapalı alanlarda maske kullanmaya devam edeceğini belirtirken, bu konuda fikri olmayan küçük bir kitle hariç geri kalanlar kapalı alanlarda da maske takmayacaklarını belirtiyor. Geçen gün süpermarkette iki kişi arasında maske kullanımı konusunda küçük bir atışmaya tanık oldum, her iki kişi de kendinden çok emindi ancak kapalı ortamda maske kullanımı ile ilgili prensipler oldukça muğlak ve tanık olduğum türden durumlar sık sık yaşanacak gibi görünüyor.

Burak Orhan yeni şarkı “Neyin Var?”

Burak Orhan yeni şarkı “Neyin Var?”

Burak Orhan, “Bi Şeyler” ve “Kelepçe” adını verdiği şarkılarının ardından sözü Melda Gürbey, Müziği Melda Gürbey ve Nurettin Çolak düzenlemesi de Nurettin Çokal imzalı yeni şarkısı “Neyin Var?” ile müzik severlerle buluşuyor.

Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nü okurken, oyunculuk yapmaya ve şan dersleri almaya başlayan sonrasında Los Angeles’ta oyunculuk eğitimleri alan Burak Orhan, Kadir Has Üniversitesi’nde Sinema ve Televizyon yüksek lisansı yaptı.

Eğitim hayatının ardından şan ve dans derslerine devam eden Burak Orhan mezun olduktan sonra müzik çalışmalarına ağırlık vererek çıkardığı “Bi Şeyler” ve “Kelepçe” adını verdiği şarkılarını yayınlayarak profesyonel müzik hayatına atılmış yeni şarkısı “Neyin Var?” ile müzik eleştirmenleri tarafından tam not alarak kariyerinde sağlam adımlar attığını müzik severlere göstermiş oldu.

Yılmaz Erdoğan Kıbrıs’a gidiyor

Yılmaz Erdoğan Kıbrıs’a gidiyor

Concorde Luxury Resort, 9 Nisan akşamı Yılmaz Erdoğan’ın stand up gösterisi ‘Münaşaka’ya ev sahipliği yapacak.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bafra’da hizmet veren, tatil ve eğlenceyi bir arada arayanların adresi Concorde Luxury Resort, sanat dünyasının sevilen isimlerini ağırlamaya devam ediyor.

Ünlü sanatçı Yılmaz Erdoğan, sabırsızlıkla beklenen, yeni anektodlarla zenginleşen ve her anı kahkahalarla izlenen tek kişilik gösterisi ‘Münaşaka’ ile 9 Nisan akşamı Concorde Gösteri Merkezi’nde hayranlarıyla bir araya gelecek.

Ayça Özefe yürekleri ısıtan şarkı “yine de sen”

Ayça Özefe yürekleri ısıtan şarkı “yine de sen”

Ayça Özefe, yeni şarkısı “yine de sen” ile dinleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Sony Music Turkey yayınlanan; sözü ve bestesi Ayça Özefe’ye, düzenlemesi ise Toprak Özcan’a ait şarkı için Ayça Özefe, “Müzik sayesinde kötü duyguların tutsaklığından kurtulmaya çalıştım. Kendimi en iyi anlatma yolum olan sözlerle müziği harmanlayarak, gerçek duygular ve hayallerle süslediğim anılarla oluşturdum ‘yine de sen’i” diyor.

“yine de sen” şarkısında dinleyiciye, kendini kötü hissettiği anlarda sığınacağı bir liman sunan sanatçı, sevginin kapsadığı güzellikleri de hatırlatıyor. Zaten bu yüzden “Sevmek, aşkın ötesinde, bitmesi çok zor olan bir kavram benim gözümde. Ankara ayazının bedenimi titrettiği anlarda, yüreğimin ısındığı zamanları düşünerek yazdığım bu şarkının, dinleyen kişinin, bir kişiye veya bir varlığa sevme duygusuyla bağlı ise, hayatın kısalığını ve sevginin değerini anlamasını istiyorum” diyor.

11 Mart’ta tüm dijital platformlarda dinleyiciyle buluşacak şarkının Özkan Özdemir yönetmenliğinde çekilen ve sanatçının youtube kanalından yayınlanacak klibinde de her şeye rağmen çabalayan kızgın ve üzgün bir insanı izleyeceğiz. Tüm bunlara rağmen de sevgisinin arkasında duran ve pes etmeyen… Ayça Özefe ekliyor: “Günümüzde her şeyin basitleştirilmesi ve güzel olan şeyin çabuk tüketilip ömrünün kısalmasından bıkan bir kadın bunu değiştirmeye çalışıyor. Benim için bu zamana kadar en duygusal ve kalbime dokunan şarkı ve şarkının ruhunu çok iyi aktardığımız bir klip oldu.”