Cem Adrian’dan yeni şarkı “Seni Sevmek”

Sanatçı Cem Adrian, sözü, bestesi ve düzenlemesi kendisine ait “Seni Sevmek” şarkısıyla dinleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.

Şarkı, aşkın hem çaresizliğini hem de umut dolu tarafını yalın ve etkileyici bir dille aktarıyor. Piyanoda Sezgin Alkan’ın yer aldığı ve mix mastering’i Cem Adrian imzası taşıyan “Seni Sevmek”, duygusal yapısı ve Cem Adrian’ın güçlü yorumuyla dinleyiciyi derinden etkileyecek. “Seni Sevmek”, 1 Ağustos’ta videosuyla birlikte tüm dijital platformlarda yayında olacak.

Demir Demirkan’dan romantik şarkı

Demir Demirkan, edebiyatla müziği buluşturduğu projesinden yeni bir şarkı daha paylaşıyor. Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanan “Çok Güzelsin”, sanatçının Zamanda Saklı adlı kitabından ilhamla hazırladığı ve aynı adı taşıyan albümün üçüncü teklisi olarak dinleyiciyle buluşuyor. Sanatçı, kitabının ilk iki bölümünü anlattığı “Yüreğime Vur Kadehi” ve “Suçlusun” ile müzikseverlerin beğenisini toplamıştı. Albümde “duygusal olarak en zor ve en sert” olarak tanımladığı bu iki parçanın ardından gelen “Çok Güzelsin”, bu kez daha romantik bir atmosfer kuruyor. Demirkan, şarkıyı “Zamanda Saklı kitabımın en naif şarkılarından biri oldu. Zihni ve kalbi arasında kalmış bir ruhun kalbinin sesini tercih etmesini anlatıyor” sözleriyle tanımlıyor. Söz, müzik, düzenleme ve prodüksiyon süreçlerinin tamamında Demir Demirkan imzası taşıyan şarkı; etkileyici sözleri ve duygusal yoğunluğuyla dikkat çekiyor. Gitar ve vokal performansının öne çıktığı parçada miks Tarkan Gözübüyük’e, mastering ise Evren Göknar’a ait. “Çok Güzelsin”in klibi, şarkıyla birlikte Sony Music Türkiye’nin YouTube kanalında yayında.

Alex Tataryan’dan 20 yıl sonra geri dönüş

 

Müziğin duygulara dokunduğu, anıları canlandırdığı nadir parçalardan biri olan “Aşk Senin Adın”, tam 20 yıl sonra yepyeni bir ruhla geri dönüyor. Şarkının zamana meydan okuyan sözleri ve dokunaklı melodisi, Alex Tataryan’ın modern dokunuşlarıyla adeta yeniden hayat buldu.

“Bu şarkı benim için bir zaman kapsülü…” diyen Alex Tataryan, geçmişin izlerini bugünün elektronik tınılarıyla harmanlayarak nostaljiyle yeniliği aynı potada eritiyor. Sidechain efektlerle nefes alan düzenleme, dinleyeni duygusal bir dans pistine davet ediyor.

“Kaçarım bu şehirden…”, “Bana seni seven bir kalp bile bırakmadın…” gibi hafızalara kazınan dizeler, bu remake ile tekrar dillerde. Hem eskiye özlem duyanlar hem de yeni müzik arayışında olanlar için “Aşk Senin Adın”, tam anlamıyla duygusal bir geçiş kapısı sunuyor. Yeniden yorumlanan “Aşk Senin Adın”, sadece dinleyicilerin değil, radyo istasyonlarının da favorisi haline geldi. Türkiye genelinde birçok radyo, şarkıyı rotasyonuna alarak sıkça çalmaya başladı. Duygusal altyapısı ve modern düzenlemesiyle dikkat çeken parça, listelerdeki yerini her geçen gün daha da sağlamlaştırıyor.

Oda Müziği Festivali biletleri satışta

Bu yıl “Nota Nota Dostluk” sloganıyla 5. yaşını kutlayan İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali’nin konser biletleri Biletix’te satışa çıktı!

5 – 18 Eylül 2025 tarihleri arasında gerçekleşecek 5. İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali, oda müziğinin samimiyeti, çeşitliliği ve zenginliğini merkeze alan özgün programıyla dünyanın dört bir yanından sanatçıları İstanbul’da, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda buluşturacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı (İBB Kültür) tarafından düzenlenen festival, 5. yılında da çoğu ilk kez ülkemize gelen iki Grammy ve Emmy ödüllü The King’s Singers, Saxback Ensemble, Stockholm Syndrome Ensemble gibi efsanevi oda müziği gruplarını ve yıldız isimleri ağırlayacak. Viyolonsel sanatçısı Nil Kocamangil’in kurucusu ve genel sanat yönetmeni olduğu festival, konserlerin yanı sıra ücretsiz olarak düzenlenen masterclass programları ve söyleşilerle her yaştan katılımcıya hitap eden ilham verici bir deneyim sunacak.

FESTİVAL KONSERLERİ

5 Eylül Cuma            20.00      Açılış Konseri: Saxback Ensemble

7 Eylül Pazar            20.00      TrompicavalasAmor

11 Eylül Perşembe    20.00      Festival Buluşması: Baranov, Tchumburidze, Schwarzberg, Çelebi,

Kocamangil, Hoffman

14 Eylül Pazar           20.00      Stockholm Syndrome Ensemble & Jay Gilligan (jonglör)

16 Eylül Salı              20.00      Stotijn & Marlalı & Balint

18 Eylül Perşembe    20.00      Kapanış Konseri: The King’s Singers

 

OFF THE RECORD SÖYLEŞİLERİ (Moderatör: Feyzi Erçin)

5 Eylül Cuma            18.00      Saxback Ensemble

11 Eylül Perşembe    18.30      Andrey Baranov, Veriko Tchumburidze, Nora Schwarzberg, Orhan

Çelebi, Gary Hoffman

16 Eylül Salı             18.30      Burak Marlalı ve Rick Stotijn

 

İLHAM VEREN BULUŞMALAR SÖYLEŞİ SERİSİ

6 Eylül Cumartesi     18.00      Prof. Dora Schwarzberg

9 Eylül Salı               16.00      Prof. Gary Hoffman

17 Eylül Çarşamba   17.30      Prof. Rick Stotijn ve Prof. Burak Marlalı

 

MASTERCLASS PROGRAMLARI

5-8 Eylül          Keman Masterclass’ı: Prof. DoraSchwarzberg

9-12 Eylül        Viyolonsel Masterclass’ı: Prof. Gary Hoffman

15-18 Eylül      Kontrbas Masterclass’ı: Prof. Rick Stotijn ve Prof. Burak Marlalı

8 Eylül Pazartesi       15.00 Keman Masterclass’ı Kapanış Konseri

12 Eylül Cuma           12.30 Viyolonsel Masterclass’ı Kapanış Konseri

18 Eylül Perşembe    15.00 Kontrbas Masterclass’ı Kapanış Konseri

 

Sahnede ve hayatta yan rolde kalan kadınların hikayesi: ‘Yan Rol’ 26

Merve Polat’tan tek kişilik şov: Ödüllü oyun ‘Yan Rol’, 26 Temmuz’da izleyiciyle buluşacak.

Bir oyuncunun yaptığı meslekle, en yakın arkadaşlarıyla ve ailesiyle yüzleşme hikâyesini anlatan “Yan Rol”, 26 Temmuz Cumartesi akşamı Kadıköy Boa Sahne’de tiyatroseverlerle buluşacak. Başarılı oyuncu Merve Polat’ın can verdiği “Canan” karakteri, izleyiciye hem oyunculuk sektörünün perde arkasını aktaracak, hem de düşündürürken güldürecek.

Deniz Madanoğlu’nun yazar, Şenol Önder’in yönetmen koltuğunda oturduğu tek kişilik komedi oyunu “Yan Rol”, şehirdeki yaz akşamlarına renk katmaya devam ediyor.

Oyunun konusu

Oyuncu Merve Polat’ın can verdiği “Canan” karakteri, her zaman arkadaş kontenjanında görülen, kendi hayatında bile esas kızın arkadaşı olarak konumlanan bir kadın oyuncu. Alamadığı roller, en yakın arkadaşıyla, babasıyla, annesiyle olan ilişkisi ve toplum baskısı artık susamayacağı kadar ağır gelmeye başlar. Kendi hayatında başrol hissedememesi üzerinden çıktığı bu sorgulamada, hayatın içindeki iktidar ilişkilerine de göz atmayı unutmayacaktır.

Berkay’dan yaz şarkısı “Sensiz”

Türk pop müziğinin güçlü sesi Berkay, yaza damga vuracak yeni teklisi “Sensiz” ile müzikseverlerle buluştu.

Uzun süredir heyecanla beklenen şarkı, bugün itibarıyla tüm dijital müzik platformlarında yayına girdi.

Romantik sözleri ve etkileyici melodisiyle dikkat çeken “Sensiz”, Berkay’ın duygusal vokaliyle birleşerek yazın en iddialı şarkılarından biri olma yolunda ilerliyor. Şarkının sözleri Oğuz Yılmaz imzası taşırken, düzenlemesini ise başarılı aranjör Kerem Akdağ üstlendi.

Berkay, müzikal kariyerinde yeni bir dönemi temsil eden bu teklisiyle müzik listelerinde yine üst sıralarda yer almaya hazırlanıyor. “Sensiz”, hem duygusal derinliği hem de yaz enerjisini bir arada sunarak dinleyicilerine unutulmaz bir müzik deneyimi vadediyor.

Ayla Çelik’ten yaz şarkısı “Vur Vur”

Türk pop müziğinin güçlü yorumcu ve şarkı yazarlarından Ayla Çelik, Hakkı Yalçın Şarkıları Vol. 2 albümünde unutulmaz bir parçayı yeniden yorumladı.

Ayla Çelik, müziğin usta kalemlerinden Hakkı Yalçın’ın sözlerini yazdığı, müziği ve bestesi Ceyhun Çelikten’e ait “Vur Vur” adlı parçayı kendine has yorumuyla yeniden seslendirdi. Daha önce Hakan Altun’un seslendirdiği ve büyük beğeni toplayan şarkı, Ayla Çelik’in

Şarkının video klibi de en az kendisi kadar dikkat çekici. Mert Özkan yönetmenliğinde çekilen klipte, Ayla Çelik’e yakın dostları eşlik etti. Parti havasında geçen eğlenceli ve renkli klip, izleyicilere yazın enerjisini hissettirecek.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Nüket Duru’dan yeni şarkı “Aklım Seferde”

Türk pop müziğinin güçlü sesi Nükhet Duru, yeni nesil bir iş birliğiyle müzikseverlerle buluşuyor.

Sanatçı sözleri ve müziği Mabel Matiz’e, düzenlemesi Emre Malikler’e ait olan yeni single’ı “Aklım Seferde” yi yayınladı. Mabel Matiz’in Nükhet Duru’ya özel yazdığı, iddialı sözleriyle dikkat çeken, “Aklım Seferde” isimli şarkı Duru’nun, eşsiz yorumuyla dinleyicileri; bu sıcak yaz günlerinde püfür püfür esen bir sahilde kurulu dostlar masasında, meşke götürüyor. Single’ın mix’inde Emre Malikler’in, mastering’inde Aran Lavi’nin imzası var.

“Aklım Seferde” single’ının video klibi Rezan İde ve Erhan Yalçın’ın yönetmenliğinde, Rota Plato’da çekildi. Arzu Yalçın’ın sanat yönetmenliğini yaptığı video klibinde Nükhet Duru’yu; 70’ler, 80’ler döneminde sahnede olan alımlı, edalı bir dönem sanatçısı olarak izliyoruz. Yeşilçam sinemasının duygulu atmosferine göndermelerin de yapıldığı video klip, tam bir modern zaman klibi. Nükhet Duru’yu, “Aklım Seferde” single’ının kapak fotoğrafı ve imaj fotoğrafları için Rezan İde fotoğrafladı.

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Jennifer Lopez ile tanışma ve fotoğraf çektirmek için özel bilet

İstanbul Festivali kapsamında 5 Ağustos’ta Festival Park Yenikapı’da konser verecek olan Jennifer Lopez, “Meet & Greet” biletleri çerçevesinde 50 hayranıyla bir araya gelecek, sohbet edip fotoğraf çektirecek.

istanbulfestivali.com

Elektrikli araçlarda öne çıkan menzil endişesi

Ipsos’un sosyal dinleme birimi olan Ipsos Synthesio tarafından yayınlanan #NEV2024 Elektrikli Araçlar (EV) ve Hibrit Araçlar Kategori Raporları, Türkiye otomotiv pazarının elektrifikasyon sürecindeki mevcut evreyi ve karmaşık tüketici beklentilerini detayları ile ortaya koyuyor  açıklamasında bulunana Ipsos Türkiye Synthesio ve Sağlık Araştırmaları Hizmet Birimi Lideri Özlem Bulut Sönmezyalçın ; «  Elektrikli mobilite, ülkemizdeki tüketicilerin gözünde artık soyut bir teknoloji olmanın ötesine geçti. #NEV2024 raporları, özellikle hibrit araçların elektrikli dönüşüm sürecinde güvenli ve pratik bir adaptasyon yolu olarak benimsendiğini işaret ediyor. Bu modeller, yalnızca geçici bir seçenek değil; tam elektrikli araçlara geçişte temel bir eşik işlevi görüyor. » dedi ve çalışma hakkında aşağıdaki bilimsel verileri açıkladı.

Ipsos Türkiye

Elektrikli araçlar hakkındaki tüketici konuşmaları 2024’te de büyümeye devam etse de artış oranı düştü.

Raporlara göre, elektrikli mobiliteyi deneyimleme arzusu ile mevcut altyapı eksiklikleri arasındaki boşluğu hibrit araçlar dolduruyor. Menzil kaygısı, batarya güvenliği ve şarj altyapısına ilişkin endişeler hibritlerde daha az karşılık bulduğu için, bu modeller pratik bir çözüm olarak öne çıkmakta ve hibrit araçlar, yalnızca teorik bir yenilik değil, günlük hayatla bütünleşebilen bir çözüm olarak değerlendiriliyor.

Tam elektrikli araçlar hâlâ uzun vadeli bir vizyonun parçası olarak görülse de, mevcut ekonomik ve teknolojik koşullar hibritleri daha erişilebilir ve uygulanabilir bir alternatif hâline getiriyor. Bu bağlamda hibritler, bir tercih olmaktan öte, dönüşüm sürecinin stratejik yapı taşlarından biri olarak konumlanıyor. 

Duygusal Yüksekliğin Nedeni: Esneklik ve Güvenlik

Hibrit araçlara dair içeriklerde gözlenen yüksek pozitif duygu seviyesi tesadüf değil. Bu fark, doğrudan kullanıcıların kontrol hissi, kullanım esnekliği ve daha düşük risk algısıyla ilişkilidir. Tam elektrikli araçlarda öne çıkan menzil endişesi, batarya yangını vakaları ve şarj altyapısı yetersizliği gibi başlıklar hibritlerde daha az yer buluyor.

Özellikle plug-in hibrit modeller, elektrikli araç dünyasını keşfetmek isteyen ancak altyapı eksikliklerinden çekinen kullanıcılar için güvenli ve kontrollü bir deneyim alanı sunuyor. Bu sayede hibritler, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin dönüşüm sürecine de hizmet eden bir köprü niteliği taşıyor.

Ipsos Türkiye

Hibrit araçlara dair tüketici duygusu tam elektriklilere kıyasla yıl boyunca yüksek seyretti.

Teşvik Politikaları: Beklenti ile Gerçeklik Arasında

2024 yılında elektrikli mobilite gündeminde en çok öne çıkan başlıklardan biri ÖTV düzenlemeleri oldu. Aramaların en yüksek olduğu dönem, şarj edilebilir hibritlere yönelik vergi indirimleri ile yaşandı. Ancak bu artış, her zaman satın alma davranışına dönüşmüyor. Tüketiciler yalnızca indirim haberlerine değil; bu teşviklerin fiyatlara etkisine ve modellerin ulaşılabilirliğine de dikkat ediyor.

Stok yetersizliği, sınırlı kampanya süresi ve beklenen fiyat avantajının sağlanamaması gibi unsurlar, kullanıcıda zaman zaman hayal kırıklığı yaratıyor. Bu durum, teşviklerin yalnızca kısa vadeli çözümler sunmakla kalmadığını, sürdürülebilir stratejilerle desteklenmesi gerektiğini gösteriyor.

Ipsos Türkiye

ÖTV indirimi hibrit araçlara dair Google aramalarını zirveye taşıdı.

 İkinci El EV ve Teknoloji Algısı: Deneyimin Uzun Vadeli Sorgusu

#NEV2024 raporları, ikinci el elektrikli araçlara yönelik kullanıcı ilgisinin yaklaşık iki katına çıktığını gösteriyor. Bu artış, kullanıcıların artık yalnızca yeni modellere değil; aynı zamanda batarya ömrü, zamanla performans düşüşü ve ikinci el değer kaybı gibi uzun vadeli kriterlere de odaklandığını ortaya koyuyor.

Bu bağlamda hibrit araçlar, daha oturmuş bir teknoloji imajı çizerek kullanıcıya güven veriyor. Dayanıklılık, bakım maliyetleri ve ikinci elde değerini koruma potansiyeliyle hibritler, yalnızca bugünün değil, uzun vadeli mobilite ihtiyaçlarının da güçlü bir yanıtı olarak öne çıkıyor.

Yeni Segmentler: Mikro Mobilite ve Elektrikli Ticari Araçlar

Elektrikli mikro mobilite araçları (e-skuter, küçük şehir içi araçlar), ilk etapta heyecan yaratsa da 2024 yılı boyunca sınırlı bir büyüme göstermiştir. Kullanıcıların bu segmentteki başlıca çekinceleri fiyat-fayda dengesi, yedek parça temini ve satış sonrası hizmetlerdir. İlginin durağanlaşmasında, sürdürülebilirlik ve hizmet altyapısının eksikliği temel belirleyici olmuştur.

Öte yandan elektrikli hafif ticari araçlar (e-LCV), özellikle şehir içi lojistik için umut vadediyor. Ancak yüksek ilk yatırım maliyetleri ve dizel araçlara göre daha düşük menzil gibi faktörler, bu kategorinin yaygınlaşmasını yavaşlatıyor. Tüm bu koşullar, pazarın bu alanlarda ilerleyebilmesi için daha net stratejilere ve uzun vadeli desteklere ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

Ipsos Türkiye

Mikro araçlara olan tüketici ilgisi durağanlaştı

Geleceğe Açılan Çok Yönlü Bir Mobilite Haritası

Ipsos Synthesio’nun #NEV2024 analizleri açıkça göstermektedir ki, elektrikli mobilite dönüşümü ülkemizde doğrusal değil; dalgalı, çok katmanlı ve dikkatle yönetilmesi gereken bir evrim sürecidir. Bu yolculukta farklı araç tiplerinin üstlendiği roller yalnızca geçici çözümler değil, aynı zamanda uzun vadeli stratejik yönelimler olarak da değerlendirilmektedir.

Hibrit araçlar, kullanıcıların teknolojiye duyduğu güveni artırırken, bugünkü altyapı sınırlamalarını aşmalarını da sağlıyor. Menzil kaygısı, şarj istasyonu yeterliliği ve batarya güvenliği gibi konularda sunduğu esneklik, hibritleri sadece alternatif bir araç tipi değil, mobilite dönüşümünde temel bir yapı taşı haline getirmiştir. Ayrıca, ikinci el pazarında daha öngörülebilir bir değerleme sunmaları, hibritleri sürdürülebilirlik ve yatırım açısından da cazip kılmaktadır.

Mikro mobilite çözümleri ise bireysel özgürlük ve çevresel duyarlılığı temsil ederken, özellikle büyük şehirlerde trafik ve park sorunlarına etkili bir yanıt potansiyeli taşımaktadır. Ancak satış sonrası destek, güvenlik standartları ve uzun ömürlülük gibi başlıklarda kullanıcıyı ikna edecek yapısal iyileştirmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu segmentin başarılı olması, inovasyon kadar hizmet deneyiminin de yeniden tasarlanmasına bağlıdır. Ayrıca, bu araçların tasarımları, kompakt yapıları ve oluşturdukları yenilikçi kullanıcı profili sayesinde özellikle genç ve çevreci kitlelerin dikkatini çektiği gözlemlenmektedir.

Elektrikli hafif ticari araçlar (e-LCV), yeşil lojistik anlayışının belkemiğini oluşturabilecek potansiyele sahiptir. Ancak ticarileşme süreci, yalnızca ürünlerin piyasaya sunulmasıyla değil; bu ürünlerin operasyonel verimliliğini garanti altına alacak teşvikler, altyapı yatırımları ve işletme sahiplerini ikna edecek maliyet avantajlarıyla desteklenmelidir.

Ayrıca, mobiliteye dair endişelerin önemli bir bölümü yalnızca araç tipiyle sınırlı değildir; bu kaygılar şarj altyapısından şehir planlamasına, mevzuattan finansmana kadar geniş bir yelpazede, ekosistemin tüm paydaşlarını kapsayan bütüncül çözümler gerektirmektedir. Tüketicinin güven duyması için sadece araçların değil, sistemin tüm bileşenlerinin entegre çalıştığını görmesi kritik bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Sonuç olarak, geleceğin mobilite haritası tek bir teknolojiye ya da kategoriye dayanmayacaktır. Tüketici ihtiyacına göre farklılaşan beklentiler, araçların çok işlevli olmasını, hem bugünün sınırlarına çözüm sunmasını hem de yarının ihtiyaçlarına uyum sağlamasını gerektirmektedir. Bu dinamik ortamda başarı, yalnızca hızlı adapte olanların değil; değişimi doğru okuyan, anlamlandıran ve yönetenlerin olacaktır.

Markalar için bu dönüşüm, sadece ürün geliştirme süreci değil; aynı zamanda stratejik bir pozisyonlanma fırsatıdır. Kullanıcının güvenini kazanmak, sürdürülebilirliği merkezine alan inovasyonlar sunmak ve her segmentte özgün değer önerileri oluşturmak, mobilite ekosisteminde fark yaratanları öne çıkaracaktır.