Marmaris’te ailece tatil

Marmaris’te ailece tatil

İş dünyasının sevilen isimlerinden Başar Hacısüleymanoğlu eşi ve çocukları ile birlikte Marmaris’te tatil yapıyor.

Uzun süredir planladıkları ama işlerin yoğunluğu nedeniyle çıkamadıkları tatili sonbahara bıraktılar. İş insanı Başar Hacısüleymanoğlu eşi Fulya Hanım ve çocukları Ziya, Alp Taner ile birlikte kısada olsa tatil yapmamın keyfini yaşadılar. Marmaris’in huzurlu ortamında tatil yapan Hacısüleymanoğlu ailesi, bu tatilin onlara pozitif bir enerji verdiği belirttiler.

Tuğçe Eyilik “YAŞAMI SANATLA YORUMLUYORUM”

Tuğçe Eyilik “YAŞAMI SANATLA YORUMLUYORUM”

Hayallerini gerçeğe dönüştürmek kendini yenileme yöntemlerinden…  O’nun için hayalini gerçekleştirmek için gerekli cesareti gösterebilmek en önemli hayat deneyimi. Bon Objet bunlardan tasarımla ilgili olanı.  Bale sanatı vazgeçemediği diğer gerçeğe dönüştürdüğü hem hayali, hem mesleği…  Pause Dergi’nin bu ayki kapak konuğu; sevgili dostum Tuğçe Eyilik Vardar… Uluslararası siyasi bilimler mezunu,  üzerine Radyo televizyonculuk okumuş ve bütün bunlara ek olarak marka tasarımı… Kendi deyimiyle Bon Objet aslında yaşadıklarının bir yansıması. Aldığı eğitimlere bakıldığında; yarın bir gün siyasette görmek politikada başarılarına şahit olmak bence uzak değil… Yaşamını sanatla yorumlayıp hayata aktarmakta iddialı bir isim olan sevgili dostum Tuğçe Eyilik Vardar ile sizler için sıcacık samimi bir söyleşi gerçekleştirdik. Keyifli Okumalar…

Tuğçe Eyilik

Konservatuarda bale eğitimi, İsviçre’de uluslararası İlişkiler ve siyasi bilimler okuyup, yüksek lisans olarak da Miami’de Radyo Tv, İletişim ve Reklam Tasarımı okumak… İçimden gelen ilk soru şu; siyasete girmeyi düşünüyor musun? 

Evet. Oldukça kalabalık karmaşık ve birbirinden farklı yönlerdeki eğitimim biraz anlatırken beni de zorluyor… Aslında Eğitimime Bale gibi aslında bedensel, ruhsal olan ve zihinsel iş birlikteliğinin olduğu zor bir dal diyebiliriz özellikle ülkemizde.. Pembe tütüler değil de çok yoğun ve emek isteyen disiplinli antrenmanları ile sanatla birleştirilmesi ve beden dili ile anlatılan bir sanat dalı.  Bu detayı vermemdeki sebep ülkemizdeki kısıtlı imkânlar beni yurtdışında eğitim almaya yönlendirmesi. Mesleki sanatsal bir okul geçmişi ile pek fazla seçiminiz kalmıyor ancak Politika ile dünyayı tanımak kültür ve sistemlerini anlamak çok kuvvetli bir bilgi birikimi sağladığından etkilendiğim bir dal olmuştu.  Ülkemizin Jeopolitik konumu ve hiç bitmeyen hareketli Politikası beni hep etkilemiş ve yurt dışı yaşantım ise buna daha da ilgili kalmamı sağladığından düşünmemiş değilim. Ancak bir zamanı var ise bir gün elbet olabilir, fakat şimdilik çok ilgi alanımda olduğunu söyleyemiyor ve buna vakitte olacağını pek düşünmüyorum. Yeni jenerasyon da  umudum yüksek..

Bu kadar dolu olduğun için bir hanım olarak sizi siyasette görmek isterdim… Ve Bon Obejt’e nasıl karar verdiniz?

İlk kurduğum iş ile marka tasarım ve tanıtım üzerine olan şirketim; Trend Tiger ile 2002 senesinden birçok markaya hizmet verdik. Kurumsal kimlik, isim, logo, reklam ve iletişimi ile entegre bir hizmet vermekle beraber yaratıcılık ve onu hayata geçirirken markanın tüm detayları üç boyutlu bir hale getiriyorduk. Bu da ürün ya da kurumun ambalaj tasarımından mekân tasarımına kadar aktarıldığında gerek endüstriyel tasarım gerekse mimari boyutlara aktarılan bir süreçten oluşuyor. Tabii ki bu süreçler en keyif alıp en yaratıcı anların hayata aktarılması ve markanın doğru yansıtılarak ortaya konulmasını sağlıyor. İşte en keyif aldığım bu süreç ise her zaman ilgimi çeken yaratıcılığın devreye girdiği mobilya yada bir objenin tasarlanması ve hayata geçirilmesiydi.. Ajans hizmetinde bir markanın oluşumuna kadar hayal satıyorsunuz. Ancak; bu bir obje olunca elle tutulur ürün, maliyeti belli olan ve hayalin gerçek hali ile sunulup satılmasının heyecan verici olduğunu gördüm. Firmalara yıllardır anlattığım markalaşma ve marka olma felsefesini artık onlara kendi özel ilgi alanımda iş olarak yapmak, kendi markam Bon Objet mobilya tasarımlarımı hayata geçirmek ve marka olama yolunda bunu deneyimlemek isteyişimdir. Yıllarca Kendi evim ve etrafımdaki dost ve arkadaşlarıma hobi gibi tasarladığım mobilyalarımı, bir Marka altında beğeniye sunmak istedim. Aslında gene de kolay olmayan bir sürece girmiş oldum. Ancak kendim bu konuya nasıl geçiş yapacağımı bilmiyordum. Aslında biraz ilginç şeylerde yaşadım…

Tuğçe Eyilik

Ne gibi ilginç şeyler yaşadınız?

İş hayatıma devam ederken hayranı olduğum Karim Rashid ( Dünya çapında Mısır kökenli Endüstriyel tasarımcı ) ülkemize geldi. Seminerde tasarım anlayışını, yaptıklarını aktardığında içimde zaten Bon Objet doğmuştu. Ancak ne zaman ve nasıl yapacağımı hiç düşünemiyordum. Bu arada tabii ki birçok yerli yabancı tasarımcıları mimarları tutkuyla beğeniyor ve takip ediyorum. Beraberinde yine ilginç bir süreç; üç dört yıl hazırlanmak ve alaylı üniversitesi olarak adlandırdığım mobilya ustalarımın mekânlarında hayallerimi, tasarımlarımı nasıl yapabilirim, ergonomik mi, estetik açıdan ve teknik açıdan oluru var mı ya da oldurtabilir miyim diye aldığım çeşitli seçmeli dersler tadında geçti diyebiliriz.. Bu adımı ilk attığımda çok temkinli davrandım, tepkilere bakmak istedim. Mağaza ya da ev dekorasyon daha sonraki adımlar olarak düşündüm. Ve gerçekten de ilk koyduğum ürünlerim değerli mağazalar ile başlayıp ilerledi bugün Harvey Nichols ve Brandroom’ da yer alan ürünlerim gerekli ilgiyi görmeye başladı. Instagram mecrası da beni ayrıca tetikledi oradan aldığım beğeni ve yorumlar mutlu edici. Ve Bugün ayrıca Bon Objet olarak hayalini kurmama vesile olan kişi Karim Rashid İn İtaliCa Floor – yer ve duvar fayans üreticisi Türkiye temsilciliğini de yapmaktayız.

Kendini mesleki anlamda nasıl yeniliyorsunuz?

Bu arada vakit buldukça sanat tarihi ve hatta mobilya tarihi gibi kursların yanı sıra mimari deklarasyon sertifika programlarına katılıyorum. Sanırım hayalimi gerçekleştirmek için gerekli cesareti gösterebilmek en önemli deneyimim oldu. Tasarım her zaman  okumakla  değil de gerçekten içinden gelen durdurulamaz bir duygu ve olgu.. Gerçek bir deneyimcisiyim. Böyle yenileniyorum.

İşinde en çok neye dikkat ediyorsunuz?

Bon Objet Lux Mobilya tasarım ve iç mimari Dekorasyon üzerine kuruldu.  ‘’Çıkış noktam’’. Mobilya tasarım ve üretim olunca işler çok detaylı titizlik ve yaratıcılığın en ön planda olması gerekliliğini oluşturuyor. Ve bunların yanı sıra bu kadar geriden gelip; dünya ve özellikle Türkiye piyasasında yerimizi alabilmek için ene dikkat edip çalıştığımız nokta kalite ve fiyat dengesi. Hayal etmek kolay olabilir belki ama onu iyi bir kalitede yapıp sunmak en önemli işlerden biri. Ayrıca çok çok önemsediğim bir ayrıcalığımız da her müşteriye kendi evimmiş gibi ilgi ve alaka ile çalışmak. Kolay olmasa da bu yüzden kısa sürede ivme kazandığımızı düşünüyorum.. Daha da yapacak ve gidecek çok yolumuz var…

 Nasıl bir tarzınız var ya da tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Bon Objet mobilya tasarımlarının genel bir konsepti ve felsefesi var diyebilirim. Eski ile yeniyi harmanlayan mobilyanın baskın olduğu 18. yüzyıl Louise döneminden kapitone ve ahşap detayları. Ve en önemlisi mobilyanın kullanışlı olmasının yanı sıra fonksiyonel olması yani birden fazla işe yaraması özellikleri arasında… Obje kullanılışı ve kalıcı olacaksa bu detaylar çok önemsediğim, yaratıcılığın da eklendiği bölümleri… Dolayısı ile hazırlanan koleksiyonların hepsinde tanıdık mobilya tatlarının modernize olması ve fonksiyonel olmaları Bon Objet’yi yansıtıyor. Ancak koleksiyon renk ve dönemin trendlerini modasını kendi yorumu ile yansıtmalı.

Üretime gelince;

Bon Objet de Mobilya olarak tüm ürünlerimizin tasarımları bana ait olduğunu söylemeliyim. Tabi ki; ev dekorasyonu yaparken müşterinin kendi istekleri için de hizmet verebiliyoruz. Ama; mağazalarda ve Showroomda kendi tasarım ürünlerimizden oluşuyor. Üretimde, atölyelerde çalışmaya bayılıyorum!  Diğer işimde de grafikerlerle sürekli yan yana çalışır ve kara kalem elimde detayları çizmek en sevdiğim işlerimdendir..

Tabii ki burada daha da eğlenceli üç boyut işin içinde makineler, kumaşlar devrede ve çok keyif aldığım şeyler. Hayal ettikleriniz ancak ustalarla ve ürünün nasıl şekil aldığını öğrenmek ve görmekle gerçekleşebilir. Sevdiğin işi yapınca tüm detaylarda bulunmak keyif veriyor.

Şehir planlamacısı değilsiniz ama yine de sormak isterim;  şehirlerin tasarımını beğeniyor musunuz? Mesela İstanbul ya da Bodrum… Elinizde olsa neler yapmak isterdiniz? Şehirlerin tasarımlarına baktığınızda ne düşünüyorsunuz?

Bu konuda yıllar önce bir çalışma hazırlamıştım. ‘’Sokak OBJELERİ ‘’ adı altında şehrimizi güzelleştirmek tarihi dokusuna uygun tüm sokak objelerini güzelleştirmek için çalıştığım hazırladığım bir projeydi. Bunlar çöp kutularından sokak aydınlatmalarına ve dinlence banklarına kadar detaylı tasarım ve çalışma. Şehirlerin kalıcı güzellikleri için çok önemli ve değerli. Hayata geçirmeyi çok isterdim. Tıpkı Londra İspanya ve İtalya’da olduğu gibi…. Kentsel dönüşümler yapılırken bu detaylarda gerekli önem ve ilgi verilmesi umudum…

Tuğçe Eyilik

En güzel tasarlanmış şehir sizce hangisi?

Viyana…

 Günümüz tasarımlarını eski ile karşılaştırdığınızda en çok neyin etkili olduğunuz düşünüyorsunuz?

Ülkemizde birden fazla bakış açısı ve talep şekilleri var.  Anacak; bize gelen müşteri portföyü artık sadece yabancı marklar değil yerli bir üretimde dünya trendleri, tasarım ve kaliteyi bulabiliyor olması. Birde ürünün arkasında durmak her zaman iletişimde olabilmek yakın ilgi butik hizmet etkili oluyor diyebiliriz.

 Türk halkının hayal gücünü, zevkini nasıl buluyorsunuz?

Ev dekorasyonu herkese göre değişen bir konu. Zaten öyle de olmalı. Bir insanın hayatının en önemli ve uzun yaşadığı alan genelde kendi evidir. Bu ev “yuva” oldukça değerli bir alandır. Bana göre evler ve yaşadıkları alanlar insanların kendilerini iyi hissettiren en konforlu alanlar olmalı ve en önemlisi onların yaşayanların kimliğini karakterlerini yansıtmalı. Buna biraz da günümüzün trendleri ekseninde oluşturduğumuzda güzel bir sonuç elde edebiliyorsunuz.

Kendinize vakit ayırdığınızda neler yaparsınız?

Kendime vakit ayırmak tam olamasa da beynimde biraz vakit ayırıyorum ;))  Şaka bir yana Aile olmak ve ailem benim için çok değerli onlarla yaptığımız her şey kendime ayırdığım vakitler… Gerçekten yoğun bir tempo arasında hem kendime hem işime  ayırdığım  bir konu da Mimar Sinan’a bağlı bir iç  mimarı ve tasarım sertifika programı çok keyifle katılıyorum umarım sonuçları da keyifli olur.. Bir çılgın hobi gibi iş olarak bale eğitmenliği yapmak. Haftada bir de olsa minik balerinalara ders vermek hem beden hem ruhsal aktivite ve büyük bir keyif.

Hayal kurar mısınız?

Hayallerim o kadar çok ki… sanırım Bon Objet bunlardan bir tanesi ve gerçek olmaya başladığı için çok mutluyum.. Yaratıcılık içimde olduğu sürece çocukluk hayallerim de devam edecek gibi ama hayat kısa ne kadarı yetişir bilinmez…

Yenikapı’yı “Duman” etti

Yenikapı’yı “Duman” etti

Kerki Solfej’in düzenlediği ”TİKTAK’la Parket Seyret” konserleri dün akşam Yenikapı’da rock müziğinin sevilen grubu Duman ile başladı.

Türkiye’nin en eğlenceli ve sıradışı konsepti olan arabalı konserlerde sevenleriyle buluşan Duman, Yenikapı Açıkhava Gösteri Merkezi’nde hafızalardan uzun süre silinmeyecek bir performansa imza attı.

“KLASİK OTOMOBİLLER DUMAN KONSERİNDE BULUŞTU”

İstanbul Klasik Otomobil Federasyonu’na üye olan birbirinden renkli 50 klasik araç, festival tadındaki etkinliğe renk kanttı.

Solist Kaan Tangöze; ilk kez geçen sene arabalı konser deneyimi yaşadığını, bir yıl sonra yeniden aynı yerde ve bu güzel atmosferde hayranlarıyla bir araya gelmenin mutluluğunu dile getirdi.

Sevenleriyle buluşmanın keyfini çıkaran Duman, performansıyla seyircisini coşturdu. ‘Seni Kendime Sakladım’, ‘İçerim Ben Bu Akşam’ gibi en sevilen şarkılarını seslendiren grup, iki saat kaldığı sahneden alkışlar eşliğinde indi.

İzmir’de “Sıla” hasreti bitiyor

İzmir’de “Sıla” hasreti bitiyor

Şarkıları ve besteleriyle gönüllerde taht kuran başarılı sanatçı Sıla, uzun bir süredir ara verdiği konser maratonuna kaldığı yerden devam ediyor. Sıla, 1 Ekim Cuma İzmir Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda start vereceği konserlerinde hayranlarıyla hasret giderecek.

Kerki Solfej organizasyonuyla gerçekleşecek konserlerde sevenleriyle bir araya gelmek için gün sayan Sıla, en güzel şarkılarını yine on binlerle birlikte seslendirecek.

Program

1 Ekim Cuma günü İzmir Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu

5 Ekim Salı Adana Çukurova Üniversitesi Açıkhava Tiyatrosu

6 Ekim Çarşamba Antep GAÜN Mavera KSM Açıkhava Sahnesi

13 Ekim Çarşamba Ankara Atılım Üniversitesi Amfi Tiyatro

15 Ekim Cuma Zorlu PSM

22 Ekim Cuma Bursa Kültür Park Açıkhava Tiyatrosu

27 Ekim Çarşamba Antalya Açıkhava

Seda Sayan “Küçücük bir şeyle benim kalbimi kazanmak kolaydır”

Seda Sayan “Küçücük bir şeyle benim kalbimi kazanmak kolaydır”

Yeni şarkısı ‘Gel Günaha Girelim’ i sevenleriyle buluşturdu. Sanatçı Seda Sayan ile biraz iş, biraz aşk biraz da hayat üzerine konuştuk.

Yeni şarkınız ‘Gel Günaha Girelim’ i çok beğendim. Adı da çok manidar. Nasıl karar verdiniz bu şarkıyı okumaya?

Evet, şarkının adı çok bomba, bir Sezen Aksu şarkısı biliyorsun. O bir halk ozanı ve ondan böyle şarkılar çıkıyor. Daha önce Emel Müftüoğlu okumuştu. Biz, Alper Atakan’la birlikte cover’ladık. Ben, kendime göre yorumladım. Benim yorumum da çok beğenildi, keyfim yerinde çok şükür.

En son ne zaman birine karşı, şarkının sözlerindeki gibi duygular hissettiniz?

Uzun zamandır hayatımda biri yok. Zaten pandemide hepimiz bir yerlere kaçıştık. Pandeminin bir buçuk yılını Muğla, Ören’de geçirdim. Fırsat da olmadı böyle şeyler düşünmeye, hissetmeye.

Çoğu ünlü isim, yıllar geçtikçe daha rahat davranmaya başlıyor. “Yaş, insana özgürlük getiriyor” diyenler var. Sizde zaman tersine mi işledi bu anlamda?

Doğru söylüyorsun, bende zaman tersine işliyor. Bir dinginlik, durgunluk geldi. Bir de ben koşturan, çalışkan bir tipim. O koşturmadan sonra bana bir durma geldi. Bu dingin halimi de seviyorum, hoşuma gitti. Durdum yani…

Bir sabah uyandığımızda sürpriz bir şekilde “Seda Sayan evlendi” diye bir haber düşmeyecek mi bundan sonra önümüze?

Valla benim sağım solum belli olmaz. Doğru adam, adam gibi bir adam karşıma çıkarsa, neden olmasın! Neden yalnız kalayım ki? Tabii ki bir uzun yol arkadaşım olsun isterim. Yeter ki Allah doğrularla karşılaştırsın. Ama yedinci evliliği de bilmiyorum Oya, hahaha! Yedi sayısının da alametleri çok güzel biliyorsun. Yediyi tanımalıyım, yaşamalıyım ama nasıl, nerede, ne zaman? O yedi kim olur? Onu bilemiyorum, kısmet bebeğim.

Bazıları, bir yerden sonra evlilikten korkuyor. Sizin öyle bir önyargınız yok o zaman?

Yooo! Hiç öyle bir korkum yok. Belki de ben çok çalıştığım için evliliklerimi yürütemedim. O yüzden şimdi bu durgunlukta, dinginlikte belki daha başarılı olurum. Kim bilir!

Romantizm anlayışınızı merak ediyorum…  Size ne romantik gelir?

Karşımdakinin ilgisi, özel zamanları unutmaması, anılara sadık kalması, beni şaşırtması. Ben, karşımdaki kişinin beni şaşırtmasını isterim. Bu bir çiçek de olabilir. Öyle büyük hediyeler bekleyen, kabul eden biri değilim. Hiçbir zaman öyle olmadım. Küçücük bir şeyle benim kalbimi kazanmak kolaydır. Böyle bir kadınım ben ya!

Mesela yatağınıza kahvaltı getirilmesi size ne hissettirir?

Valla bu yaşa kadar kimse yatağıma kahvaltı getirmedi Oya hahaha! Bilmem, ne hissederdim. Getirseler ne hissettiğimi seninle paylaşırdım inan.

Sizin için heyecan mı yol arkadaşlığı mı daha değerli?

Ben, heyecan duymadığım biriyle yol arkadaşlığı istemem. Güvenmeliyim, sevmeliyim, vicdanlı olmalı ama aşk da olsun. Yol arkadaşımda bunların hepsi olsun…

Zaman zaman Safiye Soyman ya da sevdiğiniz başka arkadaşlarınızla fotoğraflarınıza abartılı photoshop’lar yapıyorsunuz. Bilinçli bir şekilde insanları trollüyor musunuz diye merak ediyorum…

Çok doğru tespit etmişsin. Bilinçli yapıyorum. TT oluyor biliyorsun. Safiye’yi öyle gençleştiriyorum ki gençken bile o kadar genç olmamıştır yani, haha! Acun’a (Ilıcalı) yaptım, Murat’a (Boz) yaptım. Eğleniyorum, hoşuma gidiyor. Ama şu da var. Pazartesi sabah programım başlıyor. Canlı yayında herkes görecek zamanın bende nasıl tersine işlediğini.

Geldiğiniz noktada, kendinize bakınca nasıl bir kadın görüyorsunuz?

Ben kendine, bedenine saygı duyan, mutlu bir kadınım. Güzel uyanıyorum, hamdederek uyandığım için belki de sabah programlarında bu kadar başarılıyım. Sabah programlarının mucide benim zaten, ayrı konu ama belki de bu yüzden yapımcılar yakamı bırakmıyor. (Gülüyor)

Oğlunuz Oğulcan Engin’le ilişkiniz nasıl?

Oğulcan’la aramız çok iyi. Benden hiçbir şeyini saklamaz. Oğlumun her şeyini bilirim. Arkadaş gibiyizdir ama bir yerde de otorite konuşmalı, o benim çocuğum neticede. Ondan çok yaşamış olmam, tecrübe sahibi olmam dolayısıyla arada otoritemi kullanıyorum.

Bir kızınız olsun ister miydiniz? Nasıl bir kız annesi olurdunuz?

Bir ara “Keşke bir kızım da olsa” diyordum ama iyi ki oğlum var, ondan çok razıyım. Çok iyi kalpli, çok vicdanlı bir çocuk. Onunla ilgili herkesten güzel sözler duyuyor, “İşte bu!” diyorum. Ama nasıl bir kız annesi olurdum bilemiyorum. Çok özgür bırakan bir anne olamazdım çünkü kendim öyle yetişmedim. Biraz baskıcı olurdum sanırım. Hele hele şu zamanda. Kızlarımızı korumak için neler yapıyoruz, yine de koruyamıyoruz yavrularımızı. O korkudan dolayı biraz baskıcı olurdum.

Hayattaki en yakın dostunuz kim?

Dost çok büyük ve önemli bir kavram.  Etrafım sevdiklerim ve beni seven arkadaşlarımla çevrili ama dostluk başka. Çok arkadaşım var ama dostlarımın sayısı birkaç taneyi geçmez.

Şu an sanat camiasında size dargın ya da küs olan bir isim var mıdır sizce?

Valla varsa da beni hiç ilgilendirmez. Ben işinde gücünde bir insanım. Oturup da “Kim bana kırılmış, kim küsmüş?” diye vakit harcayamam. Ben, beni üzen çok insanı affettim, çakralarımı açtım ve o yüklerden kurtuldum. Varsa bana düşmanlık hisseden, ona da aynısını tavsiye ederim. Kurtulsun o yükten.

Erol Köse ile gerçekten, kalpten barıştınız mı?

Evet, bunu çok samimiyetimle söylüyorum ki çok kalpten barıştık. Şu an Erol’un samimiyetine çok inanıyorum. Özrünü de çok samimi ve şık bir şekilde diledi. Birbirimizi affettik, helalleştik.

Ülke gündemi ve dünyanın hali size ne hissettiriyor?

Dünya bir sınavdan geçiyor… Olan her şey tüm dünyada cereyan ediyor. Yangınlar, seller… İklim değişti, tabiat değişti. Pandemi zaten ortada. Ama ümidimizi kaybetmeyeceğiz. Karamsarlığa kapılıp oturmak yerine elimizi taşın altına sokacağız. Hep böyle yaptım, yapmaya devam ediyorum. Zor durumda olanlara imkânımız el verdiğince elimizi uzatacağız. Yaraları birlikte saracağız.

Mabel’in Açıkhava rüzgarı devam ediyor

Mabel’in Açıkhava rüzgarı devam ediyor

Türk müziğinin son dönemdeki en başarılı temsilcilerinden Mabel Matiz, dün akşam Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu BtcTurk PRO sahnesinde bu sezon üçüncü kez hayranlarının karşısına çıktı. Şarkıları ve güçlü yorumuyla gönüllerde taht kuran sanatçı, sahnedeki bitmek bilmeyen enerjisiyle de yine İstanbullulara unutulmaz bir akşam yaşattı.

Kutsal Mekanda Şarkılar Hep Bir Ağızdan Söylendi

Kerki Solfej organizasyonuyla gerçekleşen konserin başlangıcını ‘Mendilimde Kırmızım Var’ şarkısıyla yapan Mabel Matiz Harbiye’de eğlencenin ateşini yaktı. Akşam boyunca sahnede fırtınalar estiren sanatçı, en sevilen şarkılarını seyircisiyle koro halinde söyledi. Seyircisini selamlayarak: “Yine kutsal mekan Harbiye’de sizlerleyiz ve baş başayız. Şarkılar birlikte söylenince daha iyileştirici oluyor. Bu akşam sizleri gündelik hayatın tantanasından birkaç saatliğine de olsa uzaklaştırmak istiyoruz.” diyen Mabel Matiz, unutulmaz bir konser yaşatacağının sinyalini verdi.

“Aşk Sizi Hep Var Etsin”

‘Aşk Yok Olmaktır’ şarkısını seslendirdikten sonra Mabel Matiz sahneden Yıldız Tilbe’ye selam göndererek; “Sevgili Yıldız aşk yok olmaktır demiş ama diliyorum ki aşk sizi hep var etsin ve birlikte var olun.” sözleriyle büyük alkış aldı. Seyircisinin yoğun isteği üzerine ‘’Toy’’ şarkısına konserin ortasında bis yapan Matiz, sezonun üçüncü Harbiye konserinde de müzikseverlerin gönlünü fethetti.

Seyirciden Doğum Günü Sürprizi

Öte yandan 31 Ağustos’ta yeni yaşını kutlayan sanatçının Harbiye’yi dolduran hayranları doğum gününü bir kez daha açık havada tezahüratlar eşliğinde kutladılar.

Konserini muhteşem enerjisiyle sonlandıran sanatçı yoğun istek üzerine yeniden sahneye çıkarak ‘Yaşım Çocuk’ şarkısıyla bis yaptı.

Mağazayı açtı, tatile kaçtı

Mağazayı açtı, tatile kaçtı

İpekyol Yönetim Kurulu Üyesi Nejdet Ayaydın, eşi Emel Ayaydın ile birlikte Marmaris’te hem iş hem tatil yapıyor.

İpekyol Yönetim Kurulu Üyesi Nejdet Ayaydın, eşi Emel Ayaydın ile birlikte Marmaris’e mağaza açılışına geldi. Nejdet Bey yoğun iş temposundan dolayı bu yaz eşi ve ailesini ihmal etmeyerek onlar ile zaman buldukça vakit geçiriyor. Marmaris’te yeni mağazasının açılışını yapan Nejdet Ayaydın açılışın ardından eşi Emel Hanım ile birlikte iki günlük kaçamak yaparak eşi ile güzel vakit geçirdi. Açılış sonrası D-Maris’e geçen Ayaydın çifti bol bol denize girip güneşlendiler.

Bilfen Yayın Grubu, yeni yayınlarını bayilerine tanıttı

Bilfen Yayın Grubu, yeni yayınlarını bayilerine tanıttı

Bilfen Yayın Grubu, geniş sağlık ve hijyen kurallarına uygun olarak düzenlediği bayi toplantısıyla yeni döneme merhaba dedi.

İçinde bulunulan pandemi nedeniyle sağlık koşullarının sıkı tutulduğu ve PCR testlerinin tam olarak yapıldığı toplantıya 400’e yakın bayi katıldı. Yayın yönetmenleri tarafından yeni yayınlarının bayilere tanıtıldığı toplantıda ilkokul, ortaokul ve lisede MEB’in en son yayımladığı müfredat programıyla bire bir uyumlu, “Yeni Nesil” sorularla desteklenmiş yeni yayınlar hakkında bayilere detaylı bilgiler verildi.

Bu yıl 11. yılını kutlayan Bilfen Yayın Grubu, her yıl geleneksel olarak düzenlediği bayi toplantısını bu yıl sosyal mesafe kurallarına uygun olarak yaptı. Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen toplantı, Bilfen Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Fatih ÖZTÜRK ve Bilfen Yayın Grubu Genel Müdürü Burcu YAĞCI’nın ev sahipliğinde gerçekleşti. Yeni müfredata uygun, devletin belirlediği tüm değerleri her yayınının içine entegre eden, ilk ve tek yayınevi olan Bilfen Yayın Grubu, 500’e yakın yayını, 18 milyonu aşkın öğrenciye ulaşma hedefi ile yeni döneme hazır olduğunu bayileriyle paylaştı.

Yayın yönetmenleri tarafından yeni çıkan yayınların ve yeni uygulama içeriklerinin paylaşıldığı toplantı kapsamında bayiler, okullar açılmadan önce son hazırlıklarını tamamlama fırsatı buldu.

Organizasyonun açılışında davetlilere seslenen Fatih ÖZTÜRK, “Bu sene yayıncılıkta 11. yılımızı kutluyoruz. Bu süre zarfında Türkiye’de eğitim yayıncılığı denilince ilk akla gelen markayız. Siz bizim için çok değerlisiniz. Her şeye rağmen bütün sağlık önlemlerimizi alarak sizinle bir araya gelmekten mutluluk duyuyoruz. Geçen sene gördük ki biz her türlü zorluğun üstesinden birlikte gelebilecek güce sahibiz. Bilfen Yayın Grubu olarak da bayilerimize çok güveniyor ve inanıyoruz. İnanıyorum ki bu yıl, sizlerle birlikte geçen yılı unutturacak çok güzel işler yapacağız.” dedi.

Bilfen Yayıncılıktan Tam İsabet

Türkiye’nin 81 ilindeki 400’e yakın bayisi ve çalışanlarıyla Bilfen Yayın Grubunun büyük bir aile olduğunu söyleyen Bilfen Yayın Grubu Genel Müdürü Burcu YAĞCI; “LGS ve YKS’de bu yıl da gelenek bozulmadı, tam isabetli sorular yine Bilfen Yayın Grubu bünyesindeki yayınlarımızdan çıktı. Bilfen Yayın Grubu olarak alanında uzman kadromuz tarafından hazırlanan, “Yeni Nesil” yayınlarla sektörün en güncel ve güvenilir kurumu olmanın gururunu yaşıyoruz.” dedi.

YAĞCI konuşmasını şu sözlerle sürdürdü; “Bizim her zaman yanımızda olan Yönetim Kurulu Başkan Vekilimiz Fatih ÖZTÜRK’e ve değerli bayilerimize teşekkürlerimi sunarım. Biz Bilfen Yayın Grubu olarak da geçtiğimiz eğitim – öğretim yılından bu yana çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz.  Karşınıza “Yeni Nesil” sorularla desteklenmiş, öğrencilerin “muhakame” yeteneğini geliştirecek yeni yayınlarla çıktık. Sizlerin de desteğiyle her türlü zorluğu yenebileceğimizi pandemi sürecinde gördük. İnananıyorum ki bundan sonraki süreçte de büyük başarılara imza atacağız. Türkiye’de görünen o ki ölçme ve yerleştirme sınavlarında en çok tercih edilen yayın grubu olmanın haklı onuru ve gururu ile yeni bir öğretim dönemine başlıyoruz. Yeni döneme hazırız. Hepimize sağlıklı ve başarılı bir dönem diliyorum.”

Bilfen Yayıncılıkta İkinci 10 yıllık plan hazırlıkları başladı

1,5 senelik pandemi dönemi boyunca, yayın grubuyla yapılan toplantılar neticesinde sektörde yapmayı planlandıkları yatırımların heyecan verici olduğunu söyleyen ÖZTÜRK sözlerine “Tüm raporlamalar, 10 yıllık yayıncılık hayatımız boyunca, ilk günden bugüne kadar, sektör lideri olarak özgün ve güçlü yayınların tek adresi olduğumuzu gösterdi. İkinci 10 yıllık planlarının detaylarını dinlediğimde sektörün tüm ihtiyaçlarını, donanım ve kabiliyetlerini, sınav ayrıcalıklarını ve hatta teknolojik donanımlarını anlamış oldum. Muhteşem bir hazırlık içindeler. İstikrar, sürdürülebilir başarı, donanım
kalite ve bunun gibi bizi tanımlayan birçok kelimenin hakkını vermek adına, yayın grubunda görev yapan tüm arkadaşlarıma ülkenin eğitim camiası gibi ben de tebriklerimi sunuyorum.” şeklinde devam etti.

Bayilere İzzet Yıldızhan Sürprizi

Organizasyon sonunda düzenlenen görkemli gala gecesinde sahne alan İzzet Yıldızhan, konuklara unutulmaz bir gece yaşattı. Hediye takdim töreni ile başlayan gecede İzzet Yıldızhan şarkılarıyla eğlenen bayiler, hem stres attı hem de yeni dönem için enerji depoladı.

Onburda Yayıncılık artık Bilfen Çatısı Altında

Bilfen Yayın Grubuk, küçük bir teşebbüs olarak yayıncılık hayatına adım atan, bu anlamda yaptığı yatırımlar ile başarılı olmuş Onburda Yayıncılık’ı bünyesine kattı.  “Öğretim İçin ” mottosuyla yola çıkan Onburda Yayıncılık; yeni nesil eğitim setleri, ilkokul, ortaokul, lise sınav setleri ve her kademe için “Hikaye Serileri” ile yayıncılık alanında ismi bilinen markalar arasında yerini aldı.

The Ritz-Carlton Residences, Bodrum sanatseverleri bir araya getirdi

The Ritz-Carlton Residences, Bodrum sanatseverleri bir araya getirdi

The Ritz-Carlton Residences, Bodrum,  Türk çağdaş sanatını dünyaya tanıtan Gama Gallery iş birliği ile Bodrum’da sanata ve alanında öncü sanatçıların eserlerine yaz boyunca ev sahipliği yapıyor.

The Ritz-Carlton Residences, Bodrum’un farklı köşelerine ve villalara yaklaşık 50 eser konumlandırıldı. Site sakinlerine özel tasarlanan etkinlik ile katılımcılar, eserlerin hikâyelerini sanatçılarından dinleme fırsatı buldular.

Üç kuşak sahnede buluştu

Üç kuşak sahnede buluştu

Türk pop müziğinin duayeni Erol Evgin “Yine de Güzeldir Yaşamak” isimli konser showu ile Kerki Solfej’in düzenlediği yaz turnesi kapsamında geçtiğimiz akşam Bodrum Antik Tiyatro BtcTurk PRO sahnesinde müzikseverlerle buluştu.

Ustaya dev koro

Bodrumluların büyük ilgi gösterdiği konserini “Deli Divane” isimli şarkısıyla açan Erol Evgin, altın şarkılarını gece boyunca kendisine eşlik eden dev koro eşliğinde söyledi.

Baba – Oğul

Konserinin ikinci bölümünde, izleyenler arasında olan, oğlu söz yazarı ve besteci Murat Evgin’i ve torunu Erem Erol Evgin’i sahneye davet eden sanatçı, onlarla birlikte sözleri kendisine ve Murat Evgin’e, müziği Murat Evgin’e ait olan “Baba – Oğul” şarkısını seslendirdi.