Tankut Karakurt “Türkiye’de müzik kültürü uzun yıllardır çok ileri seviyede”

DJ Tankut Karakurt ile Müzik ve Hayat Üzerine Türkiye elektronik müzik sahnesinin dikkat çeken isimlerinden DJ Tankut Karakurt, kariyer yolculuğunu, sahne deneyimlerini ve müziğe dair vizyonunu Pause okurlarıyla paylaştı. Kuruçeşme Pasha Disco’da başlayan DJ’lik serüveninden New York Public Hotel performansına uzanan hikâyesi, hem genç DJ’lere ilham veriyor hem de müzikseverlere sahne arkasındaki dünyayı gösteriyor.

Röportaj: Ahu Çağdaş

DJ Tankut Karakurt

DJ’liğe nasıl başladın?

Bu yolculuk senin için nasıl gelişti? 18 yaşımda Kuruçeşme Pasha Disco’nun kapısından girmemle başladı diyebilirim. DJ kabinine ve içerideki aletlere olan merakım, çoğu zaman sadece sessizce izleyerek ilerledi.

Müzik yaparken seni en çok motive eden duygu ya da an nedir?

Kalabalığın eğlendiğini görmek. Performans sonrası aldığım teşekkür mesajları da benim için çok değerli.

Müzik tarzını nasıl tanımlarsın?

Etkilendiğin isimler var mı? Başlangıçta House ve Techno üzerine yoğunlaştım. Ancak bir ev davetinde farklı türlerle insanları eğlendirebildiğimi fark edince dans ettiren her müzik tarzına ilgi duydum. Hocam Can Hatipoğlu, Murat Uncuoğlu, Tangun, Macit ve Salih Saka takip ettiğim isimler arasında.

DJ Tankut Karakurt

Setlerini hazırlarken en çok neye dikkat ediyorsun?

Önceden hazırlık yapmıyorum. Ortamın anlık durumuna göre tarzı belirliyor ve yön değiştiriyorum.

Dinleyicilerle enerjiyi yakalamak için sahnede nelere dikkat ediyorsun?

Dinleyicilerle iç içe olmayı seviyorum. Gelen istekleri dikkate alıyor, mümkün olduğunca çok kişiyi mutlu etmeye çalışıyorum.

Sahnede parçaları seçerken hangi kriterlere göre karar veriyorsun?

Tamamen anlık gelişiyor. Kalabalığın tepkilerine göre hareket ediyorum.

DJ Tankut Karakurt

Unutulmaz etkinliklerin hangileri oldu?

2023 Contemporary Istanbul ve 2024 New York Public Hotel performansları benim için unutulmazdı.

Kendi tarzını oluştururken teknik olarak en çok zorlandığın konu neydi?

Zorlanmadım. Çalmasam bile tüm müzik tarzlarına hâkim olmak benim için anahtardı.

Bir DJ olarak karşılaştığın en büyük zorluk neydi?

DJ’liğin bir meslek olarak görülmesi uzun zaman aldı. Profesyonel bir meslek olduğumuzu anlatmak zordu.

DJ Tankut Karakurt

Türkiye’de DJ’ler yeterince destekleniyor mu?

Teknolojinin ilerlemesiyle DJ’liğe merak arttı. Destek giderek artıyor, bazı isimler yurt dışında da başarıyla tanınıyor.

Yurt dışı sahne deneyimlerini Türkiye ile kıyaslar mısın?

Türkiye’de müzik kültürü uzun yıllardır çok ileri seviyede. 90’lı yılların İstanbul gece hayatı bunun en iyi örneği.

Kalabalığın enerjisi kötü olduğunda ne yaparsın?

Parçanın tutmadığını kısa sürede anlarsın. O anda vereceğin tepki çok önemlidir.

Favori 3 parçan şu an hangileri?

Toman – Verano En NY

Robin Tordjman – Deee – Life

Miguel Bastida – The Specialist (Hollen Remix)

DJ Tankut Karakurt

DJ’lik dışında ilgilendiğin sanat dalları ya da hobilerin var mı?

Seramikle amatör olarak ilgileniyorum. Ayrıca BİFO’nun klasik müzik konserlerine düzenli olarak gidiyorum.

Kariyerinde dönüm noktası neydi?

Pandemi dönemi. Ne yapabileceğimizi çok düşündük, mesleğimiz açısından ikilemde kaldığımız bir dönemdi.

Yeni başlayan DJ’lere tavsiyen ne olurdu?

DJ’liği sadece para için yapmasınlar. Eğitimlerini ihmal etmesinler, önce hobi olarak başlayıp profesyonelliğe geçişte acele etmesinler.

Gelecekte hayalin ya da hedeflediğin sahne var mı?

Dostlarımla ve insanlarla iç içe eğlendiğim her sahne benim için vazgeçilmez.

Müziğini daha geniş kitlelere ulaştırmak için ne yapıyorsun?

Birçok otel, restoran, AVM ve firmaya müzik danışmanlığı yapıyorum. Müziğimle farklı mekânlarda karşılaşmanız çok olası.

Sosyal medyanın kariyerindeki yeri nedir?

Çok aktifim. Hem müziğimi hem de hayatımdan kesitleri paylaşıyorum. Kendi dilim var ve bence komiğim.

Çalma listenden gizli bir favorini söyler misin?

Tangun – Leave This House (Original Mix). Yakın zamanda kaybettiğimiz hocamız Tangun’a saygıyla…

#TankutKarakurt #DJRöportaj #ElektronikMüzik #House #Techno #ContemporaryIstanbul #NewYorkPublicHotel #MüzikKültürü #DJLife #PauseMag #AhuCagdas

Asya Kasap “Kamera arkası da çok ilgimi çekiyor”

Genç yaşında dikkat çeken performanslara imza atan Asya Kasap, 2025’i güzel anılarla geride bırakırken yeni yıl için heyecanlı. Yılbaşı ruhunu çok sevdiğini söyleyen Kasap, 2026’da hem kariyerinde hem de yeni karakterlerin dünyasında kendini daha da geliştirmeyi diliyor…

RÖPORTAJ: NAZAN ORTAÇ nazanortac@outlook.com.tr

PAUSE Dergi’nin aralık sayısı için bir araya geldiğimiz Asya Kasap, hem içtenliği hem de sanatına duyduğu güçlü bağlılıkla genç kuşağın en merak edilen oyuncularından biri. “Sen Anlat Karadeniz” ile çok erken yaşta kamera karşısına geçen Kasap, o günden bu yana hem deneyimini büyütmüş hem de kendine özgü bir oyunculuk yaklaşımı geliştirmiş.

Yeni karakterlere “yeni bir arkadaş edinmek” gibi yaklaştığını söyleyen genç oyuncu, setlerin enerjisinden ve yaratıcılığın sınırsız dünyasından besleniyor. Şimdi ise “Çarpıntı” dizisindeki Biricik karakteriyle izleyicinin karşısına çıkmanın heyecanını yaşıyor.

Asya Kasap

Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı? Sizi bu mesleğe yönlendiren ilk kıvılcım neydi?

Oyunculuk serüvenim, küçükken film izlerken o karakterleri taklit ederek başladı. Orada olmak istiyordum ve eğitim almaya başladım. Sanırım beni yönlendiren kıvılcım, farklı kişiliklere hayat vermenin çok heyecan verici olmasıydı.

Eğitim sürecinizde veya kariyerinizin başında sizi en çok etkileyen isim ya da olay neydi?

Beni en çok etkileyen süreç, “Sen Anlat Karadeniz” de oynama sürecim. Çok hızlı gelişti ve yaşım çok küçüktü. Kamera önü hakkında çok bir deneyimim yoktu ve ilk deneyimimi Osman Sınav ve onun gibi çok başarılı isimlerle yapmak benim için çok büyük bir fırsattı.

Asya Kasap

Bir karakteri hazırlarken nasıl bir süreç izliyorsunuz? Özel ritüelleriniz, araştırma yöntemleriniz var mı?

O karakteri anlamaya çalışıyorum. Onu sevecek ve benimseyecek yerler buluyorum. Yeni bir arkadaş edinmek gibi bence. Bu yüzden de ona uygun bir alt metin oluşturuyorum kafamda ve oynadığım karaktere bir müzik seçiyorum. Bunlar beni etkiliyor.

Yakın gelecekte oynamak istediğiniz özel bir rol ya da tür var mı?

Psikolojik bir rahatsızlığa sahip bir karakteri oynamak çok isterim. Psikolojiyi araştırmayı çok seviyorum ve oyun alanının da çok geniş ve zevkli olacağını düşünüyorum.

Asya Kasap

“Çarpıntı” dizisindeki rolünüzden bahseder misiniz? Rolün hangi yönü sizi çekti ve heyecanlandırdı?

Hayat verdiğim “Biricik” çok saf, çok iyi bir karakter. O evin içinde hâlâ mutlu kalması, beni çok etkiliyor. Onun o cıvıl cıvıllığını ve yüksek enerjisini seviyorum.

Sette yaşadığınız unutamadığınız komik ya da duygusal bir an var mı?

Setler hep çok keyifli geçiyor. Bir örnekle sınırlandıramam. Şu anda yine çok eğlenceli ve konforlu çalışıyoruz.

Asya Kasap

“YILBAŞI RUHUNU ÇOK SEVİYORUM”

2025’ten geriye baktığınızda sizi en çok mutlu eden şey neydi, yeni yıldan beklentiniz ne?

2025 yılımda kariyerim için çok güzel işler yaptım ve sevdiklerimle çok güzel anılar biriktirdim. 2025’i düşününce aklıma bunlar geliyor…

Yılbaşı ruhu size ne ifade ediyor? Bu dönemde enerji toplamak için neler yaparsınız?

Yılbaşı ruhunu çok seviyorum. Her yerin çok güzel süslenmesi ve herkesin yeni beklentilerle ve yeni enerjilerle yeni yılı beklemesini çok seviyorum. Enerji toplamak için, yılbaşı ağacı kuruyorum, sevdiklerime şans getirmesine inandığım hediye alıyorum ve kendime de şans getirdiğini inandığım bir hediye alıyorum. Ayrıca kokinanın da bolluk getireceğine inanıyorum.

Asya Kasap

Yeni yılda kendiniz için belirlediğiniz özel bir hedef ya da hayal var mı?

Yaptıklarımın çok daha üstüne koyarak gittiğim bir yıl olmasını istiyorum. İşimle ilgili çok güzel adımlar atmayı diliyorum. Aynı zamanda sosyal ilişkilerimde de güzel anılar belirleyip, yeni yıla bunları düşünerek giriyorum.

Oyunculuk dışında sizi en çok besleyen hobiler ya da ilgi alanları neler?

Resim yapmaya çalışmayı çok seviyorum. Bazen seramik alıp onu boyuyorum. Ve ukulele çalmayı öğrenmeye başladım ama daha yeniyim…

Asya Kasap

Yoğun set temposunda kendinize zaman ayırmayı nasıl başarıyorsunuz?

İşim erken bittiğinde arkadaşlarımla buluşup kendimi sıfırlıyorum onlarla zaman geçirmek bana iyi geliyor. Yorgun olsam da sosyal hayatımı ihmal etmemeye çalışıyorum.

Hayranlarınızdan veya izleyicilerden aldığınız en ilginç geri bildirim neydi?

“Adı Sevgi” dizisinde bazı şiddet sahnelerim vardı. İnsanlar bana üzülüp, “gece uyurken kapını kilitle, dikkat et” diyorlardı…

Asya Kasap

Uzun vadede oyunculuk kariyerinizde kendinizi nerede görüyorsunuz? Hayalleriniz neler?

Türkiye’de kendimi kanıtladıktan sonra yurt dışında da oyunculuk yapmak istiyorum.

“Kamera arkası da çok ilgimi çekiyor”

Oyunculuk dışında ilgilenmek istediğiniz başka bir alan var mı? Yapımcılık, senaristlik, yönetmenlik gibi…

İlerde senaryo yazmak ve yönetmek çok isterim zaten aynı zamanda üniversitede sinema ve dijital medya bölümünü okuyorum. O yüzden kamera arkasında da profesyonelleşmek isterim.

Asya Kasap

Oyuncu olmasaydınız bugün hangi mesleği yapıyor olurdunuz?

Bilmiyorum. Hiç düşünmedim çünkü sektöre çok küçük başladığım için hayatımı oyunculuğa göre kurdum. Ama sanırım okuduğum bölümle alakalı olarak yönetmen ya da senarist diyeceğim.

#AsyaKasap #PauseDergi #Röportaj #YeniYıl #Oyunculuk #SenAnlatKaradeniz #GençYetenek #2026

James Horner’ın efsanevi müziği Türkiye’de ilk kez sahneleniyor

Titanic Live Türkiye’de ilk kez sahneleniyor James Cameron’ın kült filmi Titanic, 7 Şubat’ta Volkswagen Arena’da dev perdede gösterilecek. Film, James Horner’ın unutulmaz müzikleri eşliğinde Şef Timothy Henty yönetimindeki 130 kişilik İstanbul Film Orkestrası, Sirene Korosu ve Kelt müzisyenleri tarafından canlı olarak icra edilecek.

Efsanevi soundtrack 30 milyondan fazla kopya satan Titanic müzikleri, tarihin en çok satan orkestral film müziği albümü olma unvanını taşıyor. Film, 2 milyar doları aşan gişe geliri ve 11 Oscar® ödülüyle sinema tarihine geçti.

Kaçırılmayacak deneyim Piu Entertainment organizasyonuyla gerçekleşecek bu özel gece, sinemaseverler ve müzik tutkunları için unutulmaz bir buluşma olacak.

Biletler Etkinlik biletleri biletinial.com.tr, biletix.com.tr, passo.com.tr ve bubilet.com.tr üzerinden satışta.

#TitanicLive #TitanicFilm #JamesHorner #VolkswagenArena #PiuEntertainment #İstanbulEtkinlik #SinemaVeMüzik

Jennifer Lopez, Zen Pırlanta’nın yeni yüzü oldu!

Dünyaca ünlü yıldız Jennifer Lopez, Zen Pırlanta’nın global marka elçisi oldu! 22 ülkede 175 mağazasıyla uluslararası büyümesini sürdüren Zen, bu iş birliğiyle dünya markası olma yolunda önemli bir adım daha attı.

Ağustos 2025’teki “Up All Night” dünya turnesi sırasında Zen Pırlanta ile tanışan Lopez, markanın cesur ve modern tasarımlarına hayran kaldı. Tesadüfi bir karşılaşmayla başlayan bu bağ, kısa sürede güçlü bir ortaklığa dönüştü.

Los Angeles’ta ünlü fotoğrafçı Norman Jean Roy’un objektifinden çıkan yeni reklam kampanyasında Jennifer Lopez, Zen’in ışıltısını kendi karizmasıyla buluşturuyor. Zen Pırlanta Yönetim Kurulu Başkanı Emil Güzeliş, “Jennifer Lopez’in enerjisi ve duruşu, markamızın ruhunu en iyi şekilde yansıtıyor” diyerek bu iş birliğinin uluslararası büyüme yolculuğunda bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.

Jennifer Lopez ve Zen Pırlanta’dan daha fazla ışıltı ve sürpriz çok yakında!

Pera’nın Kalbinden Gelen Bir Hikâye: “Çiçekçi Sokağı” 1 Kasım’da Kadıköy Eğitim Sahnesi’nde

Teatro Rudius’un ödüllü oyunu “Çiçekçi Sokağı”, 1 Kasım Cumartesi akşamı saat 20.30’da Kadıköy Eğitim Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşuyor. Kosta Kortidis’in yazıp yönettiği ve gerçek bir olaydan ilham aldığı oyun, 1900’lerin başında Pera’da yaşanmış bir cinayeti sahneye taşıyor. Aşk, tutku, entrika ve intikam ekseninde gelişen hikâye, komedi ile dramı ustalıkla harmanlıyor.

İki perdelik bu özel yapımda Kortidis’e; Hicran Özgür, Dilara Tabak, Alp Balkan, İlkay Özşen, Ali Alkın Aydın, Çağdaş Başoğlu ve Akın Kaplan eşlik ediyor. Oyunun müzikleri Altuğ Akınsel’e, koreografisi Alkış Peker ve Alper Akalın’a ait. Şarkı sözleri ise yine Kortidis imzası taşıyor.

 Gerçek Bir Cinayetten Sahneye Taşınan Aşk ve Adalet Hikâyesi

“Çiçekçi Sokağı”, 11. Uluslararası Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri’nde Yönetmenlik Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü. Bu sezon da sahnelenmeye devam eden oyun, Pera’nın çok kültürlü dokusunu ve dönemin atmosferini sahneye taşıyarak izleyicilere hem tarihi hem duygusal bir yolculuk sunuyor.

Despina, Vasilis, Periklis, Zafiris, Şık Manol ve Türkan gibi karakterler aracılığıyla bir kadının, bir cinayetin ve bir adalet arayışının izini süren oyun, geçmişin sırlarını gün yüzüne çıkarıyor. Kadıköy Eğitim Sahnesi’nde sahnelenecek bu özel gösterimin biletleri Biletinial üzerinden temin edilebilir.

Beyazıt Öztürk heykeltraş oldu

Şovmen Beyazıt Öztürk, çağdaş sanata odaklanan ve kültürel üretimi uzun süredir destekleyen Borusan Otomotiv için özel bir heykel tasarladı.

Yaklaşık 1,60 metre boyutundaki eser, İstinye Borusan Otomotiv showroom’unda kalıcı olarak sergilenecek.

Projede, Beyazıt Öztürk’ün tek eserlik heykel çalışmasının üretimi, Borusan Otomotiv ekibiyle birlikte yürütüldü. Bu çalışma, sanatçının ilk kez kurumsal bir markanın mekanında sergilenen heykel projesi olma özelliğini taşıyor.

Beyazıt Öztürk’ün eseri, çağdaş sanat ile kurumsal yapıların kurduğu diyaloğa dikkat çeken özgün bir örnek olarak öne çıkıyor. Eser, kurumun sanata bakış açısını ve kültürel üretime verdiği önemi yansıtırken; sanatseverlere, Türkiye’de sanata uzun vadeli katkı sunan kurumların vizyonunu deneyimleme imkânı tanıyor.

Merqezart Yaz Ortası Sergileri

Bodrum’da sanat rüzgarı Marina Yacht Club – Merqezart Alternatif Sanat mekanında esmeye devam ediyor. Yaz Ortası sergileri serisinde gerçekleşen sergide bu ay sanatçılar Banu Tarhan, Esra Meral ve Levent Oyluçtarhan’ın eserleri sergilendi.

Çağdaş ressam Banu Tarhan, figürden soyuta seyir eden yelkenli resimleriyle ruhun dönüşümlerini anlattığı “Özgürlük” sergisiyle Salon 1’de; Esra Meral, duygu yüklü dudaklardaki karakteristik farklılığı betimlediği resimlerinden oluşan “Winner of the day: Kiss” sergisiyle Koridor’da; Anadolu üniversitesi GSF resim bölümü çıkışlı Levent Oyluçtarhan da düşlerinden yola çıkan sürrealist ve geometrik formları canlı renklerle zenginleştirdiği eserleriyle Salon 2’de sanatseverlerle buluştu.   Sergiler, Bodrum Marina Yacht Club – Merqezart Alternatif sanat Mekanında 14 Eylül 2025’e kadar izlenebilir.

Yoga ve meditasyonla güneşin doğuşuna merhaba dediler

Ünlü isimler, Wellness ve Yoga Eğitmeni Ece Vahapoğlu ile dünyaca tanınan meditasyon ustası Nico Dimattina’nın Mivara Luxury Resort & SPA’da düzenlediği özel etkinlikte bir araya geldi. Doğanın uyanışına eşlik eden bu anlamlı buluşma, katılımcılara hem ruhsal hem fiziksel olarak yenilenme fırsatı sundu.
Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan etkinlikte, katılımcılar yoga ve meditasyonun temel prensiplerini deneyimleme şansı buldu. Güneşin doğuşunu selamlayarak yapılan pratikler, katılımcılara içsel huzuru keşfetme ve zihin-beden bütünlüğünü güçlendirme konusunda ilham verdi.
Etkinlik boyunca uygulanan nefes çalışmaları, meditasyon teknikleri ve yoga pozları, hem eğlenceli hem de dinlendirici bir atmosfer yarattı. Katılımcılar, doğayla bütünleşerek streslerinden arındı, güne enerjik ve dengeli bir başlangıç yaptı.

Parlé, şimdi de Yalıkavak Marina’da

İstanbul Zorlu Center’ın en bilinen restoranı Parlé, şimdi de Yalıkavak Marina’da “PARLÉ RIVIERA” olarak misafirlerini ağırlamaya başladı.

Parlé, iş ve cemiyet hayatından çok özel bir gruba yeni restoranı ve yeni menüyü tanıttığı özel bir akşam yemeği daveti verdi. Parlé’’nin “Güneş Batışı” manzaralı barında kokteyllerini yudumladıktan sonra, yemeğe geçti. Yemeğin sonuna doğru sahne alan Senay Lambaoğlu’nu dinleyen konuklar; yemek sonrası ertesi günün ilk saatlerine kadar DJ eşliğinde dans ettiler ve bu Bodrum buluşmasında sezonu açtılar.

Leziz bir Amuse-Bouche ve Kral Yengeç Tartar ile başlayan yemek, Risotto ve Deniz Levreği ile devam etti, eşlik eden özel şaraplar ve Kestaneli Mont Blanc ile taçlandı…

PARLÉ RIVIERA

Kral Charles’ın doğum günü İstanbul’da kutlandı

Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu Kenan Poleo, 18 Haziran’da Birleşik Krallık’ın Ulusal Günü olan “Kralın Doğum Günü Partisi” (KBP) dolayısıyla Başkonsolosluk bahçesinde düzenlenen resepsiyona ev sahipliği yaptı.

Birleşik Krallık Başkonsolosluğu’nun kamu diplomasisi takvimindeki en prestijli etkinlik olan KBP’ye, kamu, siyaset ve iş dünyasının önde gelen isimleri, diplomatik temsilciler, sivil toplum temsilcileri ve medya mensupları katıldı.

Her yıl olduğu gibi, Konsolosluk bahçesinde gerçekleştirilen etkinlikte, Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki çok sayıda ve çeşitli bağlantılara vurgu yapıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını Birleşik Krallık Başkonsolosu Kenan Poleo yaparken, Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilcisi Büyükelçi Ayşe Sözen Usluer de ana konuşmacı olarak yer aldı.

Açılış konuşmasında Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu Kenan Poleo:

“Bu gece, Majesteleri Üçüncü Kral Charles’ın doğum gününü kutluyoruz – çevreye, dinler arası diyaloğa ve küresel iş birliğine adanmış ömrüyle ilham vermeye devam eden bir lider. Majestelerinin daha sürdürülebilir ve vicdanlı bir dünya vizyonu, Türk dostlarımızla paylaştığımız değerlerle derinden örtüşüyor. Hepinize, bu önemli akşamda bizlerle olduğunuz için çok teşekkür ediyorum.”

Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jill Morris:

“Majestelerinin Büyükelçisi olarak, burada bulunan hepinize desteğiniz, iş birliğiniz ve dostluğunuz için teşekkür etmek istiyorum. Bu sayede, ülkelerimizin yararına olan iş birliğimizi daha da geliştirme ve derinleştirme imkânı buluyoruz.”

Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilcisi Büyükelçi Ayşe Sözen Usluer:

“Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki köklü ilişki neredeyse beş yüzyıla uzanıyor. Yüzyıllar boyunca Türkiye ve Birleşik Krallık, çeşitli zorlukları birlikte aşmıştır. Zor zamanlarda ve değişim dönemlerinde bile, ülkelerimiz toplumlarımızın ortak yararı için iş birliği yolları bulmayı başarmıştır. NATO müttefikleri ve stratejik ortaklar olarak, bu kalıcı dostluğa büyük değer veriyoruz.”

Bu yıl KBP’nin (#KBPİstanbul25) teması “Birleşik Krallık’ın Yaratıcı Endüstrileri” idi.

Yaratıcılık, Birleşik Krallık’ın yalnızca geçmişini değil, aynı zamanda geleceğini de şekillendiren temel değerlerden biri olmaya devam ediyor. Bu vesileyle, davetlilere Birleşik Krallık’ın sanat, kültür, edebiyat, sinema, televizyon, spor, eğitim, moda ve müzik gibi çeşitli alanlardaki yaratıcı gücünü ve küresel etkisini yansıtan ilham verici deneyimler sunuldu. KBP’de, Shakespeare, Agatha Christie, Queen, Pink Floyd, James Bond, Harry Potter ve yaratıcılık alanlarındaki diğer birçok önde gelen figüre atıfta bulunarak Birleşik Krallık’ın yaratıcı endüstrilerinin tanıtılması amaçlandı. Konuklar, Birleşik Krallık’ın tarihinin derinliğiyle harmanlanan çağdaş yaratıcı endüstrilerini keşfetme fırsatı bulurken, aynı zamanda ülkenin zengin kültürünü, özgün mutfağını ve kendine has yaşam tarzını da deneyimlediler.

Birleşik Krallık’ta yaratıcı endüstriler, ekonomik büyüme için bir motor görevi görmektedir. Sektör, 2022 yılında Birleşik Krallık ekonomisine 124,6 milyar sterlinlik Brüt Katma Değer (GVA) katkısında bulundu ve Birleşik Krallık brüt katma değerinin yüzde 5,7’sini oluşturdu. Sektör, 2019’dan itibaren yüzde 6’lık bir büyüme yaşadı.

Ekim 2024’te Birleşik Krallık Hükümeti, büyüme misyonunun merkezi bir parçası olan “Yatırım 2035: Birleşik Krallık’ın Modern Sanayi Stratejisi”ni yayınladı. Strateji, önceliklendirilecek sekiz ‘büyüme motoru’ sektöründen biri olarak yaratıcı endüstrileri tanımladı. Stratejide, yaratıcı endüstriler; Birleşik Krallık zaten “dünya lideri” olduğu ve sektörün “dünya çapında büyüyerek daha fazla büyüme fırsatı yaratması beklendiği” için önceliklendirilecek sekiz “büyüme odaklı” sektörden biri olarak belirlendi.