Melissa Vargas, Monaco Chain by Sözer’in yeni koleksiyon yüzü oldu

Melissa Vargas, Monaco Chain by Sözer’in yeni koleksiyon yüzü oldu

Ünlü voleybolcu Melissa Vargas, Monaco Chain by Sözer’in yeni koleksiyonun yüzü oldu. Çırağan Sarayı’nda yapılan basın toplantısı ile marka işbirliklerini duyurdu.

Üretim teknolojisi ile sadece kendi ürünlerinde bulunan “çift klik sistemi”ni geliştiren ve dünyanın en hafif ve güçlü zincirini üreterek rakiplerinden ayrışan Monaco Chain by Sözer’in koleksiyonları Melissa Vargas iş birliği ile global pazarlarda ve Türkiye’de adından söz ettirecek.

Sözer Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Metin Sözer, Monaco Chain ve Vargas buluşmasına dair hedeflerini şu sözlerle açıkladı: “Latin Amerika ülkesi Küba’dan tüm dünyaya yayılan ‘altın zincir’ kültürünün Türkiye’deki tek temsilcisiyiz. Vargas’ın Küba kökenli bir Türk vatandaşı olması, dünyaca tanınan üstün başarılı bir sporcu olması ve markamız Monaco Chain’in kimliği ile örtüşen ‘gücü’ dolayısıyla oluşan mükemmel uyumdan dolayı, çok mutluyuz. Monaco Chain by Sözer koleksiyonları, Melissa Vargas ismi ile global pazarlarda uçuşa geçerek çok daha fazla ses getirecek.”

Ürünlerinin başta Amerika kıtası olmak üzere, Uzak Doğu, Orta Doğu ve Avrupa’da 100’e yakın ülkede satılarak global pazarlardaki yükseliş trendlerinin hızla sürdüğüne dikkat çeken Metin Sözer, Melissa Vargas ile başlayan kampanyalarının marka bilinirliği ve tercih edilmelerini daha da artıracağına inandıklarını söyledi.

Sakıp Sabancı, ölümünün 20 yılında özel bir tören ile anılacak

Sakıp Sabancı, ölümünün 20 yılında özel bir tören ile anılacak

Sabancı Üniversitesi Onursal Başkanı Merhum Sakıp Sabancı, aramızdan ayrılışının 20’nci yılında özel bir törenle anılacak.

30 Nisan, Salı günü gerçekleşecek olan “Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri ve 20’nci Yıl Anma Töreni” kapsamında önde gelen bilim insanlarının katılımıyla “Sakıp Sabancı’nın Vizyonu: Küreselleşen Dünyamızda Geleceğe Yol Alırken Trendler, Riskler ve Fırsatlar” temalı bir panel düzenlenecek.

Anma töreni, Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’nın konuşmasıyla başlayacak.

Panelin konuşmacıları arasında Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri Jüri Özel Ödülü kazananları London School of Economics and Political Sciences Ekonomi ve Yönetim Profesörü Lord Nicholas Stern, University College London Davranışsal Değişim Merkezi Direktörü Susan Michie ve Princeton Üniversitesi L.S. Rockefeller İnsani Değerler Profesörü Philip Pettit yer alacak.

Enerjimizi nereye koyarsak hayat orada gelişiyor

Enerjimizi nereye koyarsak hayat orada gelişiyor

Ülkemizde psikolojinin insan ihtiyaçları ve iş hayatının sorunları için bir çözüm olduğunu gösteren çok değerli benim de çok çok sevdiğim hocam Prof. Dr. Acar Baltaş…  Kıymetli hocam ile yeni çıkan kitabı; “Hayat En Çok İyileri Kırar” ile ilgili merak ettiklerimizi sorduk. Kırıldığımız yerden güçlenmenin yollarını, günümüz dünyasının iyiye mi yoksa kötüye mi gittiğini, günlük rutinler içinde anlamlı bir yaşam mücadelesi verirken, bir yandan da kendimizi gerçekleştirmek için neler yapmamız gerektiği ve anlamlı yaşamanın yollarını siz sevgili okuyucularımız için konuştuk. Keyifle okumalar dileriz.

Prof. Dr. Acar Baltaş…  Kıymetli hocam ile yeni çıkan kitabı; “Hayat En Çok İyileri Kırar” ile ilgili merak ettiklerimizi sorduk. Kırıldığımız yerden güçlenmenin yollarını

Hayat En Çok İyileri Kırar… 

Bize kitabınızdan bahseder misiniz?  

Kitabın ilk yarısında; 1828 yılından bu yana seksen yıl boyunca aynı kişilerin izlenmesi sonucunda elde edilen verilerin bugün ki modern araştırmalarla harmanlanmasına dayanıyor. İkinci yarısında ise mutluluk var.  Mutluluğu; şairlerin ve roman yazarlarının romantik dünyasından çıkartıp, bilim dünyasına getiren bir çalışma… Ve bu her iki bölüm, on başlık altında benim hayat yolculuğumda biriktirdiklerimin ifade edilmesi diyebilirim.

Mutluluk demişken sizce dünyanın durumu nedir? İyiye mi gidiyor? Kötüye mi?

Dünya; eğer savaş içinde değilseniz, en müreffeh, en güvenli dönemini yaşıyor.  Tabi bu söylemim; “riskler yok” demek değil. Riskler tabi ki var. Küresel ısınma bir risk. Göçleri tetikliyor.  Bu göçler aynı zamanda etnik çatışmaları tetikliyor. Bir dünya savaşı riski var. Yeni bir pandemi riski var. Gelir dağılımın yarattığı adaletsizliğin sisteme yükledikleri var. Ve de yine bir ekonomik kriz riski var.  Bunlar dünyanın karşı karşıya olduğu objektif sorunlar… Savaş içinde olmayanlar için dünya; en barışçı, en güvenli ve en müreffeh dönemini yaşıyor.

Örneklendirmeniz mümkün mü?

Bakınız; 1900 yılında ortalama 35 olan hayat insan yaşam süresi, 1920 yılında dünya ortalamasına bakıldığında 25’e iniyor… Yanlış duymuyorsunuz 25’e indi.  1950 yılında ancak 50’ye çıktı. Bugün 80 civarında… Bir kere hayatlarımız uzadı. Daha çok şeye muhatap oluyoruz, maruz kalıyoruz daha keyfini de çıkartıyoruz.  Yani dünya aslında zannettiğimiz kadar kötüye gitmiyor ama daha fazla şeyden haberdar oluyoruz.

Örneğin; bir uçak düştüğü zaman bir ülkede bu duyulduğunda, bir ay boyunca uçuşlar da yolcu sayısı azalıyor. Olayın yarattığı dehşet, matematiksel risk hesabının önüne geçiyor. Haberdar olduğunuz olayların yarattığı ürperti hissi, o olayların yaşanma sıklığının önüne geçiyor. İhtimalinin önüne geçiyor.

Prof. Dr. Acar Balta

Hayatın hakkını veren insanlar eskide mi kaldı? 

Kendi perspektifimden söyleyecek olursam; bir kere anlamalı bir üretim gerekiyor. İkincisi huzur veren bir ilişki içinde olmak, üçüncüsü de kendini aşan bir amaca hizmet etmek.

Hayatın hakkını veren insanlar azaldı mı veya bu tür anlayışın arkasında giden insanlar azaldı mı?

Olabilir. Şu sebeple olabilir; Bir başarı ve bunun ölçüsü olan para, kendini aşan bir amaca hizmet etmek konularının önüne geçiyor olabilir. Çünkü başarı ve onun göstergesi olan maddi kazanç, servet bunların önüne geçiyor.  O zaman da mutluluk, ki bütün insanlar bunun peşinde haz veren şeyleri yaşamak gibi algılanıyor. İyi duygu içinde olmak ve sıkıntıdan uzak olarak, olumsuz bir şey yaşamak olarak algılanıyor. Onun için mutluluk kavramının; bir varış noktası değil bir yolculuk olduğunu hatırlatacağım. Bunu özgün bir görüş gibi ifade etmiş olmayayım çünkü artık biliniyor. Çok sık tekrarlandı. Ancak daha doğru kavramın; iyi hayat olduğunu düşünüyorum. Mutluluk değil…

“İyi hayatın” içinde neler var? 

Acı, zorluk ve engeller var. Bunlar aslında hayatı; “iyi hayat” yapan şey… İnsanları güçlendiren bu acı, zorluk, güçlükler… Yıllar önce söylediğim bir şeyi tekrarlayayım; bir hayatın içinde acı, üzüntü, zorluk, engellenme, başarısızlık yoksa o hayatın hikayesi olmaz.

Prof. Dr. Acar Baltaş

“Yüreğinin Götürdüğü Yere Git” ya da “Yirmi bir günde değişim” mümkün mü?

Psikoloji; dünyada ağırlıklı olarak Amerikan akademisinin elindedir. Amerikan akademisi kendi toplumu için geçerli olan, kabul görebilecek, o toplumun hayatını kolaylaştıracak olan şeyleri sunuyor. Ve bunlar da; dünya akademisi tarafından evrensel gerçekler olarak kabul ediliyor. Nedir bunlar? Yani; “teksin, biriciksin, senden başka bir tane daha yok, yüreğinin götürdüğü yere git, sen daha iyisine layıksın”… Bir kere bu mesajlar insanı haz dünyasına iten mesajlar. İnsan haz dünyasında yaşadığı zaman yani iyi duygu hali, iyilik hali neyi içine alır; iyi yemek, iyi yerde yaşamak, cinsellik, alışveriş, masaj, spa… Şimdi bunların hepsi yaşandığı zaman haz veren şeyler ve bunlar tabi para ile sağlanıyor. O parayı da nasıl kazandığınızın, sağladığınızın da önemi yok… Burada konu o değil. Onun için ahlaki kaygı taşımıyor. Bütün bunlar yaşandığı zaman; verdiği haz daha az oluyor. Ayrıca; tekrar yaşanma isteğini de beraberinde getiriyor. Yani; iyi yemek ne zaman kadar, bir sonraki öğüne kadar. Alışveriş ne zamana kadar, yandaki vitrininde daha iyi bir şey görene kadar. Bütün bunlar bir benzetme ile; deniz suyu içip susuzluğu gidermeye benziyor. Bu Amerikan psikolojisinin dünyada yaydığı bir anlayış. Ama hayatın içinde olumsuzluklar da var. Her toplumun kendi ritüelleri var, o acıya anlam vermek için bir yöntem. Amerikan psikolojisinin getirdiği hep hayatın haz veren tarafında durmakla hayatın gerçekleri ne kadar bağdaşıyor ona bakmak lazım… Bu biraz da insanların kendi kişilikleri ve ahlaki normları ile yaptıkları seçimler.

Ülkemizde insani gelişimi desteklemek adına eğitici bir ders vermeniz söz konusu olsa ne yapardınız?  

İyi Yaşam… Elimde olsa okullara, standart eğitimin dışında, her kademede bir “İyi Yaşama” dersi almasını eklerdim.

 “İyi Yaşama” dersinin içinde ne var, nasıl bir içerikten bahsediyorsunuz?

İyi yaşama dersi içine; ilk olarak sağlıklı beslenmeyi sonra fizik egzersizi ve iyi ilişki kurmayı alır. İnsan hayatını uzatan ve kalitesini yükselten, sağlıklı yaşama biçimi ve iyi ilişki… İyi ilişki; inanın, sağlıklı yaşam seçeneklerinden de daha önemli… Uzun yaşayan insanlara baktığınız zaman iki üç tane öne çıkan özelliğini görüyorsunuz. İlk olarak hayatları boyunca sürdürdükleri arkadaşlıkların olması. İkincisi; hayatlarında bir insanla uzun süren bir ilişkilerinin olması. Üçüncüsü; süpermarketteki kasiyerler dahil, insanlarla etkileşime girip, onlara kendilerini iyi hissettirmesi…  Bu üç özellik; fizik egzersizinden, sağlıklı beslenme ve besin desteklerinden çok daha fazla fayda sağlıyor, iyi hayat için, uzun ve sağlıklı yaşamak için…

Prof. Dr. Acar Baltaş

Hayat En Çok İyileri Kırar neden? 

Kabukları incedir… Savunmasını açar ve kırılganlığını saklamaz.  Kırılganlığınızı saklamadığınız, savunma duvarınızı düşürdüğünüz zaman bunun bazıları tarafından istismar edilmesi kaçınılmazdır. O zaman da; önünüzde iki yol olur. Ya hayatınızın evresine göre; sizi kıran şeyin kurbanı olursunuz… Anne babanızın, öğretmeninizin, sevgilinizin, partnerinizin, eşinizin, yöneticinizin, patronunuzun kurbanı olursunuz. Kendinizi suçlarsınız, koşulları suçlarsınız, başkasını suçlarsınız ve bir koza örersiniz.  Kendinizi, koşulları veya karşınızdakini suçladıkça o koza kalınlaşır. Ve siz o kozanın içine hapsolan bir kurban olursunuz ya da bu kozayı deler, kendi hikayenizi kendiniz yazarsınız.  Güçlenerek yolunuza devam edersiniz. O kozanın dışına çıktığınız zaman, hayat size farklı seçenekler sunar. Enerjimizi nereye koyarsak hayat orada gelişiyor.

Kırılmalar insanların hayatlarını nasıl etkiler?

Bir kere şunu kabul etmek gerekir. Hayat adil değil ve dünya bize borçlu değil. Onun için ne elde edeceksek mücadele edip, hak etmemiz gerekiyor. Hayata başlarken insanların ne kadar farklı noktalardan başladığını biliyoruz.  Çocukluğumuz ne zaman bitiyor? İhtiyaçlarımızın annelerimiz babalarımız tarafından karşılanmayacağını anladığımız zaman bitiyor. Yetişkinlik ne zaman başlıyor? Başınıza gelenlerden ve yaşadıklarınızdan anne ve babanızı sorumlu tutmamaya başladığınız zaman yetişkinlik başlıyor.  O noktadan baktığımız zaman; enerjimizi koyduğumuz yer önemli ve hayatın da adil olmadığını bilirsek, kırıldığımız zaman da haksızlığa uğramış gibi hissetmeyiz. İyi hayat zaten; zorluklar, güçlükler, engellenmeler, hayal kırıklıkları sonunda verilen mücadeleyle elde ediliyor.

Hayat sizi kırdı mı? Zorluklarla karşılaştınız mı? Olmaz mı tabi ki…  On yedi yaşında hipodromda bilet satmaya başladım. Annem duyunca çok üzüldü ve “senin neyini karşılayamıyoruz” dedi. O sırada Galatasaray’da spor yapıyorum, popüler bir gencim… Kazandığım elimdeki paraya göre yaşamak istemiyordum. Yaşadığım hayata göre para kazanmak istiyordum. Bunu da o günün koşullarında oradan sağlayacağım gelirle sağlıyordum. O deneyim bana evlendiğim zaman, bir sigorta kredisi kullanıp ev sahibi olmanın yolunu açtı. On yedi yaşında sigortalanmışım haberim yok… Bir otelde gece resepsiyonistlik yaptım. Üniversitenin ilk yılında yarım uyku ile derslere girerdim. Sonra o dönem çok popüler bir gece kulübünde çalıştım. Galata kulesi yeni açılmıştı. O mekânın müzik yöneticiliğini yaptım. Dönemin bütün artistleri ile çalıştım. Hayatın o cephesini tanıma fırsatım oldu. Turizm rehberliği yaptım. Türk guruplarını alıp 30 gün Avrupa’da otobüsle gezdirirdik. Zor bir çalışma alanı ama bu aynı zamanda topluluk önünde konuşma ve Türkçemi geliştirmeme yaradı. İnsanları nasıl rahatsız etmeyecek şekilde ifadeleri kullanabileceğimi öğrendim. Havalandırması olmayan otobüslerle. Kolay iş değil. Rehberlik eğlenceli iş değildir. Zorluklarla başa çıkmanın kendiliğinden gelişimi. Onun için hayat evde veya okulda öğrenilmiyor diyorum.

Prof. Dr. Acar Baltaş

 Emekli olup Ege’ye geçmeyi, Bodrum’a yerleşmeyi düşündünüz mü? 

Vallahi 1973 yılından beri Bodrum’a giderim. Ama emekli olup Bodrum’a gitmeyi aklımın köşesinden geçirmedim.

Patch Adams, Ölü Ozanlar Derneği…  Robin Williams ise mutluluğa giden yolda ışığı gösteren, eğlenceli, mücadeleci rollerin seçilmiş insanı. Bir duyuyoruz ki; “yalnızlıktan” intihar etmiş. Nasıl bir çelişki, bu konuda fikrinizi öğrenebilir miyiz?

Bir kere dünyada en önemli olan şey; “iyi hayat açısından bağ kurmak… Bağ kurmak da; karşımdaki için önemli olanı, önemli olan saymak ve yardım etmeye hazır olduğunu hissettirmek. O’nun yerine problem çözmeyi değil, yardım etmeye hazır olduğunu hissettirmek tarafı var.  Genellikle yukarıya çıktıkça insanlar, kurdukları bağlar zayıflar.

Hele sanatçılar açısından bakarsak… Onlar için başka birinin derdi ile ilgilenmek söz konusu olamaz. Her şeyin merkezi kendileridir. Çevrelerindeki insanlara ihtiyac olduğu zaman orada olsun isterler. İhtiyacı olmadığı zaman görünmez olmalarını beklerler. Sanatçılar açısından durum biraz böyle… Bağ kurma yetersizliğidir. Bu kalabalıklar içinde yalnız kalırlar. Ve bunu anladığı zaman insanlar, bazen film kopar…

Bir de tabi bilmediğimiz bir taraf daha var. Bipolar insanlar yukarıda müthiş yaratıcı, etkili, eğlendirici veya ufuk açıcı, düşündürücü olabilirler… Aşağıda oldukları zamanda da onları görmezsiniz. Hep yukarıdayken, yukarıdaki kişilikleri ile tanırsınız. Robin Williams için durum nedir bilmiyoruz. Belki o da bipolardı ve biz onu hep yukarıdayken görüyorduk. Yani bilmiyorum hakikaten katkım olsun diye söylüyorum.

Kuralcı mısınız?

Çok sıkı değil ama kendime karşı daha kuralcıyım. Çevreme karşı hayatımın bu döneminde daha esneğim. Eskiden daha kuralcıydım. Şu anlamda; benim hayatımda hep disiplin olmuştur. Alman eğitimi ve terbiyesi aldım. Annem de yönlendirmiştir. Beni harekete geçiren motivasyondan çok disiplindi…

İş ve özel hayat dengesini nasıl sağlarsınız?

İş hep ağır bastı hayatımda… Eşim bir hekim kızı, ben aynısı memur, orta halli bir ailenin çocuğuyduk ikimiz de… Dolayısıyla hayatımızda biriktirdiklerimizi bütünüyle iki kafayı birleştirerek yaptık. Onun için iş benim hayatımda önceliğim hep oldu. Ama şu var; eşimle hep el ele ilerledik. Halen el ele uyuruz. Çocuklar ikinci planda kalmıştır, doğru ama eşim hiçbir zaman ikinci planda kalmamıştır.

Sizce başarının sırrı nedir?

Basit ve küçük şeyleri her gün düzenli ve özenli yapmak. Çok kolay bir tanım. Kim görüyor, kim anlıyor önemli değil. Ben görüyorum ve önünde sonunda görülüyor. Bugün de çalışmamın sebebi bu… Bana karşı bir teveccüh var. Yaşlanmanın getirdiği doğal bir sonuç hayatın dışında kalmaktır. Yani insanlar sizi daha az önemser. Ancak kendi yaşıtlarınızla olduğunuz zaman ama orada da herkes kendi sorununu anlatır. Ben bütün bunların dışında şanslı bir yaşlılık yaşıyorum. Niye? Büyük bir teveccüh görüyorum.  Şimdi bunun hakkını vermek lazım. Bu nasıl olur? Okumak, üzerine koymak, günün ihtiyaçlarıyla birleştirmek.

 

Sisley markası tekrar merhaba dedi

Sisley markası tekrar merhaba dedi

Sisley, 12 yıl sonra iddialı bir dönüş yaparak GalataPort’taki şık mağazasını moda severlere açtı. Davette tüm konuklar Sisley’in yeni koleksiyonunu inceleme fırsatı buldu. OVER-Q güvencesiyle Türkiye pazarına tekrar adım atan Sisley, bu özel etkinlikle hem moda tutkunlarına hem de stil sahibi alışveriş severlere unutulmaz bir deneyim sundu.

 TEMA-K Gönüllüleri iftarda buluştu

 TEMA-K Gönüllüleri iftarda buluştu

TEMA-K Gönüllüleri, TEMA Vakfı yararına iftar yemeği düzenledi. Yemekten elde edilen gelir ile TEMA Vakfı’nın doğa eğitim programlarına destek verildi.

TEMA Vakfı’nın doğa eğitim çalışmalarına destek sağlamak üzere cemiyet hayatının ünlü isimlerinin oluşturduğu Kaynak Çalışma Grubu (TEMA-K), 13 Mart 2024 Çarşamba günü Pera Palas Otel’de bir iftar yemeği düzenledi. Türkiye’nin ilk kadın fasıl grubu Altın Kızlar da gecede sahne aldı.  Cemiyet hayatından isimlerin katıldığı yemeğin geliri TEMA Vakfı’nın doğa eğitim programlarına aktarıldı.

TEMA-K Gönüllüleri adına konuşan Esra Öztürk, “Bu önemli ayda sizlerle bir araya gelebilmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Aynı zamanda ulvi bir amaca hizmet eden TEMA Vakfı’na sizlerin katılımıyla destek vermiş olmak bugünkü yemeğimizi daha da anlamlı kılıyor. TEMA K Gönüllü grubu olarak 25 yıldır TEMA Vakfı’na destek veriyoruz.  Bugüne kadar verdiğimiz destek ile on binlerce çocuk doğa eğitim programlarına katıldı. Yaptığımız çalışmaların yüzlerce çocuğun hayatına olumlu etki edecek olması ve gelecek nesillerin hayatına önemli katkılar sağlaması bizim için büyük bir mutluluk kaynağıdır. TEMA Vakfı’na desteğimizi yıl içindeki etkinliklerimizle sürdüreceğiz” dedi.

 

 

 

 

 

 

Kadın dostları ödüllerini aldı

Kadın dostları ödüllerini aldı

Kadın Dostu Markalar Platformu, 4. Kez düzenlenen “Farkındalık Ödülleri’’ni İş Sanat’ta gerçekleştirdi.

“Kadın Dostu Markalar Platformu” tarafından düzenlenen “Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri” bu yıl toplumsal cinsiyet eşitliği bilincine hizmet eden, kadın haklarını savunan ve kadın gücünü destekleyen markalar, marka temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve fikir liderlerinin katılımı ile ‘Daha İyi Bir Dünya’ temasıyla 4.kez İş Sanat’ta gerçekleşti.

Eşitlik, çeşitlilik, kapsayıcılık, sürdürülebilirlik, kadın gücünün desteklenmesi, işte ve eğitimde fırsat eşitliği, toplumsal bilinç oluşturma gibi alanlarda projeler üreten ve hayata geçiren, birbirinden değerli markalar ve kurumlar ödüle layık görüldü.

Ödüller

Jüri Özel Ödül kategorilerinde; İlham Verenler Ödülü Asil Özbay’a, Sivil Toplum Lideri Ödülü Emine Perviz Erdem’e, Sosyal Girişimci Ödülü Funda Lena’ya ve Girişimci Ödülü Vennas Akyol Haznedar’a Idecon Idea&Congress Kurucusu ve Ajans Başkanı Yaprak Yapsan tarafından takdim edildi. Ardından Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri’nin sponsorlarına Değer Katanlar Ödülleri verildi.

Kadın Dostu Markalar Ödülleri kategori bazlı ödül alan markalar ve projeler aşağıdaki gibidir:

Eğitimde Fırsat Eşitliği Ödülü: Allianz Türkiye – ‘Bir Kız Gelecek’ Projesi

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ödülü: Anadolu Sigorta – ‘#DahaEşit’ Projesi

 Diğer- Sosyal Farkındalık İçerikli Proje: Bayer Türkiye – ‘Bilene Sor’ Projesi

Kadın İstihdamı ve İşte Fırsat Eşitliği Ödülü: BSH Türkiye – We Power Projesi

Kadın Girişimci ve Kadın Gücünün Desteklenmesi Ödülü: Coca Cola Türkiye – Kız Kardeşim/Yıldızlar Karması Projesi

Spor, Sanat, Bilim ve Eğitim alanlarında Kadınların ve Kız Çocuklarının Desteklenmesi Ödülü: ETİ – ‘Sarı Bisiklet’ Projesi

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bilinci Ödülü: FDN Grubu – ‘Özgürlüğün Kanadında Kız Çocukları’ Projesi

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bilinci Ödülü: Fiba Grubu – ‘İşimiz Eşitlik Platformu’ Projesi

Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Ödülü: Fiba Grubu – ‘Fiba Ev İçi Şiddetle Mücadele Rehberi’ Projesi

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bilinci Ödülü: Greyder – Kadının Ayak Sesleri’ Projesi

Spor, Sanat, Bilim ve Eğitim alanlarında Kadınların ve Kız Çocuklarının Desteklenmesi Ödülü: Kotex – ‘Kızlar Sahada’ Projesi

Spor, Sanat, Bilim ve Eğitim alanlarında Kadınların ve Kız Çocuklarının Desteklenmesi Ödülü: Kotex – Cumhuriyet’in Kızları’ Projesi

Kadın İstihdamı ve İşte Fırsat Eşitliği Ödülü: LC Waikiki – ‘İşte Kadınlar Güçlü Yarınlar’ Projesi

Kadın Girişimci ve Kadın Gücünün Desteklenmesi Ödülü: Meta – ‘She Means Business’ Projesi

Kadın İstihdamı ve İşte Fırsat Eşitliği Ödülü: Mplus Türkiye – ‘Çim Sahada Topuklu Ayakkabılar’ Projesi

Eğitimde Fırsat Eşitliği Ödülü: Orkid – ‘Okula Devam’ Projesi

Diğer-Sosyal Farkındalık İçerikli Proje: Penti – ‘Cumhuriyet’in Bayrağı Kadınlar’ Projesi

Eğitimde Fırsat Eşitliği Ödülü: Pepsi Co – Geleceğin Bilim Kadınları Akademisi’ Projesi

Kadın İstihdamı ve İşte Fırsat Eşitliği Ödülü: Saat&Saat – ‘Kadın Saat Ustalar’ Projesi

Kadın İstihdamı ve İşte Fırsat Eşitliği Ödülü: Sabancı Vakfı – ‘Geleceğini Kuran Genç Kadınlar’ Projesi

Kadın İstihdamı ve İşte Fırsat Eşitliği Ödülü: Sanofi Türkiye – ‘Geleceğin Kadın Liderleri’ Projesi

Eğitimde Fırsat Eşitliği Ödülü: Sodexo – ‘Sodexo Gelecek Atölyeleri’ Projesi

Kadın İstihdamı ve İşte Fırsat Eşitliği Ödülü: Teknosa – ‘Teknosalı Anne Mentorlar’ Projesi

‘Bireysel Gelişim Programı’ Projesi ile Eğitimde Fırsat Eşitliği Ödülü: Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı

Kadın Girişimci ve Kadın Gücünün Desteklenmesi Ödülü: Uludağ Soroptimist Kulübü Meslek Kadınları Derneği – ‘Farkındalık Çemberi Projesi

Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Ödülü: Unilever – ‘Farkındalığın Temelleri’ Projesi

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bilinci Ödülü: Yıldız Holding – Yıldız Holding Kadın Platformu’ Projesi

Kadın Girişimci ve Kadın Gücünün Desteklenmesi Ödülü: Yörsan- Matlı Süt – ‘Kadın Üretici ile Omuz Omuza’ Projesi

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bilinci Ödülü: Zorlu Enerji – ‘Eşit Bi’Hayat Sözlüğü’ Projesi

Kadın İstihdamı ve İşte Fırsat Eşitliği Ödülü: Zorlu Enerji ‘Kadının Gücü Geleceğin Gücü’ Projesi

Medya Ödülü: Güldür Güldür

Kadın Dostu Markalar Platformu, 4. Kez düzenlenen “Farkındalık Ödülleri’’ni İş Sanat’ta gerçekleştirdi.

“Kadın Dostu Markalar Platformu” tarafından düzenlenen “Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri” bu yıl toplumsal cinsiyet eşitliği bilincine hizmet eden, kadın haklarını savunan ve kadın gücünü destekleyen çok değerli markalar, marka temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve fikir liderlerinin katılımı ile ‘Daha İyi Bir Dünya’ temasıyla 4.kez İş Sanat’ta gerçekleşti.

Eşitlik, çeşitlilik, kapsayıcılık, sürdürülebilirlik, kadın gücünün desteklenmesi, işte ve eğitimde fırsat eşitliği, toplumsal bilinç oluşturma gibi alanlarda projeler üreten ve hayata geçiren, birbirinden değerli markalar ve kurumlar ödüle layık görüldü.

Ödüller

Jüri Özel Ödül kategorilerinde; İlham Verenler Ödülü Asil Özbay’a, Sivil Toplum Lideri Ödülü Emine Perviz Erdem’e, Sosyal Girişimci Ödülü Funda Lena’ya ve Girişimci Ödülü Vennas Akyol Haznedar’a Idecon Idea&Congress Kurucusu ve Ajans Başkanı Yaprak Yapsan tarafından takdim edildi. Ardından Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri’nin sponsorlarına Değer Katanlar Ödülleri verildi.

Kadın Dostu Markalar Ödülleri kategori bazlı ödül alan markalar ve projeler aşağıdaki gibidir:

Eğitimde Fırsat Eşitliği Ödülü: Allianz Türkiye – ‘Bir Kız Gelecek’ Projesi

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ödülü: Anadolu Sigorta – ‘#DahaEşit’ Projesi

 Diğer- Sosyal Farkındalık İçerikli Proje: Bayer Türkiye – ‘Bilene Sor’ Projesi

Kadın İstihdamı ve İşte Fırsat Eşitliği Ödülü: BSH Türkiye – We Power Projesi

Kadın Girişimci ve Kadın Gücünün Desteklenmesi Ödülü: Coca Cola Türkiye – Kız Kardeşim/Yıldızlar Karması Projesi

Spor, Sanat, Bilim ve Eğitim alanlarında Kadınların ve Kız Çocuklarının Desteklenmesi Ödülü: ETİ – ‘Sarı Bisiklet’ Projesi

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bilinci Ödülü: FDN Grubu – ‘Özgürlüğün Kanadında Kız Çocukları’ Projesi

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bilinci Ödülü: Fiba Grubu – ‘İşimiz Eşitlik Platformu’ Projesi

Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Ödülü: Fiba Grubu – ‘Fiba Ev İçi Şiddetle Mücadele Rehberi’ Projesi

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bilinci Ödülü: Greyder – Kadının Ayak Sesleri’ Projesi

Spor, Sanat, Bilim ve Eğitim alanlarında Kadınların ve Kız Çocuklarının Desteklenmesi Ödülü: Kotex – ‘Kızlar Sahada’ Projesi

Spor, Sanat, Bilim ve Eğitim alanlarında Kadınların ve Kız Çocuklarının Desteklenmesi Ödülü: Kotex – Cumhuriyet’in Kızları’ Projesi

Kadın İstihdamı ve İşte Fırsat Eşitliği Ödülü: LC Waikiki – ‘İşte Kadınlar Güçlü Yarınlar’ Projesi

Kadın Girişimci ve Kadın Gücünün Desteklenmesi Ödülü: Meta – ‘She Means Business’ Projesi

Kadın İstihdamı ve İşte Fırsat Eşitliği Ödülü: Mplus Türkiye – ‘Çim Sahada Topuklu Ayakkabılar’ Projesi

Eğitimde Fırsat Eşitliği Ödülü: Orkid – ‘Okula Devam’ Projesi

Diğer-Sosyal Farkındalık İçerikli Proje: Penti – ‘Cumhuriyet’in Bayrağı Kadınlar’ Projesi

Eğitimde Fırsat Eşitliği Ödülü: Pepsi Co – Geleceğin Bilim Kadınları Akademisi’ Projesi

Kadın İstihdamı ve İşte Fırsat Eşitliği Ödülü: Saat&Saat – ‘Kadın Saat Ustalar’ Projesi

Kadın İstihdamı ve İşte Fırsat Eşitliği Ödülü: Sabancı Vakfı – ‘Geleceğini Kuran Genç Kadınlar’ Projesi

Kadın İstihdamı ve İşte Fırsat Eşitliği Ödülü: Sanofi Türkiye – ‘Geleceğin Kadın Liderleri’ Projesi

Eğitimde Fırsat Eşitliği Ödülü: Sodexo – ‘Sodexo Gelecek Atölyeleri’ Projesi

Kadın İstihdamı ve İşte Fırsat Eşitliği Ödülü: Teknosa – ‘Teknosalı Anne Mentorlar’ Projesi

‘Bireysel Gelişim Programı’ Projesi ile Eğitimde Fırsat Eşitliği Ödülü: Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı

Kadın Girişimci ve Kadın Gücünün Desteklenmesi Ödülü: Uludağ Soroptimist Kulübü Meslek Kadınları Derneği – ‘Farkındalık Çemberi Projesi

Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Ödülü: Unilever – ‘Farkındalığın Temelleri’ Projesi

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bilinci Ödülü: Yıldız Holding – Yıldız Holding Kadın Platformu’ Projesi

Kadın Girişimci ve Kadın Gücünün Desteklenmesi Ödülü: Yörsan- Matlı Süt – ‘Kadın Üretici ile Omuz Omuza’ Projesi

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bilinci Ödülü: Zorlu Enerji – ‘Eşit Bi’Hayat Sözlüğü’ Projesi

Kadın İstihdamı ve İşte Fırsat Eşitliği Ödülü: Zorlu Enerji ‘Kadının Gücü Geleceğin Gücü’ Projesi

Medya Ödülü: Güldür Güldür

Emel Yıldırım “Kadının kıyafeti de dişi olmalı”

Emel Yıldırım “Kadının kıyafeti de dişi olmalı”

Türkiye’nin dereceli güzellerinden, model, oyuncu, modacı ve çocuklarıyla birlikte büyüyecek kadar genç yaşta anneliği yaşamış başarılı dostum sevgili Emel Yıldırım bu ay dergimizin kapak konuğu oldu. Başarılı modacı Emel Yıldırım, mesleğine olan bağlılığı ve işkolik seviyedeki çalışkanlığı ile sektörde dikkat çekiyor. Spor şıklığı ve zarafetiyle elegant koleksiyonlar tasarlayan Emel Yıldırım, kadının dişi ve güçlü yanlarını vurgulayarak moda dünyasında kendine özgü bir tarzı ile bilinirlik yaratmıştır. Değerli modacı, bizimle modadan, mesleğinden, zorluklarından ve hayatındaki kırmızı çizgilerinden bahsetti. Bu güzel söyleşi de elbette ki; ünlü modacının yeni tasarladığı koleksiyonunun detaylarını da konuştuk.  Emel Yıldırım’ın samimiyetle paylaştığı hayat dolu hikayesi ve moda dünyasındaki yolculuğu, sizi etkileyecek ve ilham verecek. Keyifle okumalar dileriz.

Emel Yıldırım

Her tasarımcının ilham kaynakları ve üretimlerine vesile olan hikayeleri merak edilir. Sizi üretmeye teşvik eden hikâye nasıl, neler var bu hikâyede?

Her tasarımcının mutlaka bir ilham kaynağı vardır. Ben çok inceleyen ve araştıran biriyim. Düğün veya davetlere katıldığımda kadınları incelerim. Ne tür kıyafetler giymiş. Hangi tarz ağırlıkta. Yurtdışında birçok defileye katılıyorum. Tasarımcılara dikkat ederim. Detaycı biriyim diye bilirim. Bazen benim tasarladığım kıyafeti neredeyse birebir alıp kullanan moda atölyelerine de şahit oldum. Belki saçma gelecek ama bazen bir modacı ile farklı zamanlar ya da aynı zamanlarda aynı şeyleri düşünüyor olabileceği hissini yaşıyorum. Home Store markamda bir koleksiyon yaptığımda çok kısa zamanda benzeri koleksiyonları bazı vitrinlerde görmüşümdür. Esinlenme denilen bu eylem neredeyse tüm marka ve modacılarda var.

Kadınlar benim giyim tarzımı çok beğenir mutlaka bana ceketiniz nereden, eteğiniz nerden gibi sorulara muhatap olmuşumdur. Benim neden moda dünyasına giriş yaptım sorusu bunlarda gizli.

Ülkemizin derece almış güzellerinden biri olarak; sizi moda dünyasına çeken ne idi? Güzel seçilmiş olmasaydınız yine modaya ilgi duyar mıydınız?

Evet Türkiye güzeli oldum ama moda merakı çocukluktan gelme. Elimde makas bir şeyleri keser dikerdim.  Sonra eğitimime meslek lisesinde giyim bölümünde devam ettim. Tasarım, kalıp çıkarma dikmeyi daha profesyonelce öğrendim. Bu benim sevdiğim ve ilgi duyduğum bir işti. Küçük esler versem de moda da hiç uzaklaşmadım. Giymeyi ve giydirmeyi seviyorum. Şimdi kişiye özel kıyafetler yaptığım için kişinin proporsiyonu, ten rengine, katılacağı yere göre çalışıyorum. Hatta saçına, makyajına her şeyine karışıyor ve onu o geceye hazırlıyorum. Mutlu ayrılıyorlar. Önemli olan da bu. Çocukluktan beri hayalciyimdir. Hayal kurmayı, düşünmeyi severim. Kafamda kendi kendime elbise tasarlarım. Bozarım tekrar tasarlarım. Eğer hoşuma gittiyse onu kağıda döker sonrada hayata geçiririm. Benimde ilhamım hayalcilik diyelim.

Yani benim ünlü olmam ve kraliçe olmamla modaya merakım başlamadı.

 Modayı nasıl tanımlarsınız?

Moda bence zamansız ve sürekli kendini yenileyen bazen de tekrar eden canlı bir organizma gibi. Her kıyafetin biri dili olduğunu düşünüyorum. Size ve karşı tarafa bir şey anlatıyor.

Emel Yıldırım

Sizce Türk kadını ve erkeğinin dünya modasında oturmuş bir stili var mı?

Türk kadının ve erkeğinin moda dünyasında mutlaka yeri var.  Ben konuya bu şekilde bakmıyorum. Şık ve şık olmayan olarak bakarım. Dünyanın her yerine seyahatler yapıyorum. Bir sıralamam yapmayayım ama kadınlarımız ve erkeklerimiz hem çok bakımlı hem de çok şık. Ama arada işin dozunu kaçıranlarda oluyor.

Tasarımlarınızın; nasıl bir kadın imajı çizmesini hayal ederek çalışıyorsunuz?

Benim tarzım yıllardır belli spor şık. O dişil enerjiyi veren dekolteli de seviyorum. Abiye giydiğim zaman üzerine oversize ceket giye biliyorum. O zaman sıra dışına çıkabiliyorum. Tuvalet-tuvalet ya da sahne kostümü gibi değil de spor şıklığı seviyorum. Atölyeme gelen benim tarzımı biliyor yüzlerce insan giydirdim. Home Store’da ise milyonlarca insan giydirdim. Bir tarzım oluştuğu için bana gelen ne alacağını biliyor diyelim.

Bir tasarımcı olarak stilinizi 3 kelimeyle nasıl tanımlarsınız?

Fazlasıyla titiz, fazlasıyla kalıp hastası, fazlasıyla mükemmeliyetçi… Müşterin yüzündeki tebessüm ve benim onayım olduysa o tasarım tamam demektir. Bu erdemler beni fazlasıyla yoruyor ama bende böyleyim.

Emel Yıldırım

Sitil sadece dışsal bir yansıma ile oluşturulabilir mi? İnsanın içsel dönüşümünden etkilenir mi, buradan da beslenmeli midir?

Modacıyız evet. Ama insanız. Her şeyden etkilenir. Bazen olumlu bazen olumsuz. İnsanların modu var. Bende bazen eşofman giyer sokağa çıkarım. Ama asla salaş değil. Ünlü insanların hep şık görünmek, iyi görünmek gibi bir sorumluluğu var.  Zaman içinde değişimler oluyor. Lüks giyim, aksesuarlar, topuklu ayakkabılar bir kenara bırakıp daha konforlu kıyafetler seçebiliyor insan. Şık ama seni rahat ettiren kıyafetleri tercih edebiliyorsun.

“Emel Yıldırım” aslında kişisel bir marka… Adınız ve siz her daim ilgi gören ve sempati ile izleniyor. Katılıyor musunuz? Siz bu başarılı kişisel marka yönetimini nasıl yorumluyorsunuz?

Evet çok sempatik buluyor ve sevgi ile bakıyorlar. Bu benim çok hoşuma gitse de minik rezervim var.  Ama benim bir görüşüm var. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil. Herkes beni severse normal değildir diye bakarım. Hayatta eleştiri olacak, seven sevmeyen de olacak. Ben hep şundan yanayım; biz insanlar iyiliği, iyi düşünmeyi, iyi niyeti bırakır olduk. Hemen ve acımasızca eleştiriyoruz.  Bu hiç güzel bir şey değil. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil ama saygı duymak zorunda. Bu dünyaya o eleştiren kişi geldiyse ben de geldim. Ben ünlüyüm diye; kendi iç dünyasındaki mutsuzluğunu yansıtmak için eleştiremez. Önce tanıyacak.  İyilik perisi değilim ama bu hayatta iyi olmak için, daha iyi nasıl olabilirim diye uğraşıyorum. O yüzden kimseye kötülüğüm olmadığı için kalben her kesin de iyiliğini istediğim için Rabbim her şeyi yoluna koyuyor. Ruhlar birbirini severmiş hani beden olarak değil de sevmeyen de fark etmez ama kalbi güzel insan olsun. Çok sevenim var.

Bu işi neden sevdiğinizi, bu işe neden başladığınızı sorguladığınız oldu mu?

Sorgulamıyorum çünkü işime ilgi ve merakım sonsuz. Böyle olunca işimi aşkla yapıyorum.

Emel Yıldırım

Güzelliğiniz ve fiziğinizle izlenen, konuşulan bir isimsiniz… Bunu sadece spor ile mi sağlıyorsunuz?  Beslenmenize, uykunuza dikkat eder misiniz? Estetik yaptırdınız mı?

Estetik yaptırmadım. Dudağıma ile ilgili başıma gelen o kötü faciayı her kes biliyor. Dolgu da fazla aşırıya gitmeye karşıyım. Yarın bir gün yüzüm sarkarsa 65 yaşımdan sonra belki yaparım.   Nasıl böyle kalıyorum? Emek vermeden hiçbir şey elde edilmiyor. Uyku çok önemli. En önemli olanların başında uyku… Sonrasında spor ama bir sene yapıp bir sene yapmamak değil. Hayatının bu anlamda bir parçası haline getirmesi gerekli. Haftanın birkaç günü spor hayata mutlaka katılmalı, insanı ruhu bedeni o an istemese bile, gerçekten zorlayarak bile olsa kendini spor yapacak çünkü İleriye doğru en kıymetli yatırım…

Güzellik rutininiz var mıdır? Bahseder misiniz?

Cildime iyi akıyorum. Haftada bir mutlaka cilt bakımı peeling yapıyorum. Maske yine haftada bir gün yaparım. Sağlıklı beslenirim ama her daim böyle değil. Arada canımın istediği şeylerden de yerim. Uyku ve sporumun hayatımda çok önemli bir yeri vardır. Aksatmam…

Güne nasıl başlarsınız? Neler olmazsa olmazlarınızdır?

Sabah kalktığım gibi almam gereken vitaminlerim varsa onları alırım. Sonra. Birkaç hareketim vardır. İlaç gibi düzenli yaptığım onları yapmadan asla güne başlamam. Ondan sonra bir hurma ve bir kahve ile gün başlarım. Sonra bir litre suyu yavaş yavaş bitiririm. Bunlar benim olmazsa olmaz güne başlama akışım…

Emel Yıldırım

Spora zaman ayırdığınızı biliyorum. Sporun yaratıcılığınıza ve iş performansınıza etkisi hakkında neler düşünüyorsunuz?

Çok katkısı oluyor. Güne ve çalışmalarınıza bir değil 1000 sıfır önde başlıyorsunuz desem doğru olur. Odağınız artmış, mutlu, ruhunuz ile bedeninizin güne hazır olmanın etkisi, sadece iş değil yaşam performansımda da etkili…

Her gün ofise atölyenize gider misiniz?

Benim çevrem arkadaşlarım iyi bilir tam bir iş koliğimdir. İşim varsa çok disiplinliyimdir o konuda… eğer sağlık ile ilgili sorun yoksa her gün giderim.

Çocuklarınızı da bu yoğun tempoda büyüttünüz? Onlar bu çalışmalarınızı nasıl değerlendiriyor?

Onlar benimle hep guru duyar… Çünkü ben onlarla büyüdüm. Çalışırken çanta gibi yanımda taşıdım. Çünkü evlatlarım benim yaşam amacım. Rabbimin emaneti… İşimde çalışırken hayatım boyunca onları yanımda taşıdım. Hep yanımdaydılar.  Onun için hep benimle guru duydular çünkü; her zaman mücadeleci bir anneye sahip olduklarını, çalışkan bir anneleri olduğunu, kendi ayakları üzerinde duran bir anneleri olduğunu bunun nasıl olduğunu biliyorlar. Ben de onlarla hep guru duyuyorum. Evlatlarımdan memnunum…  Onlar da benden memnunlar ise ne mutlu bana..

Kariyerinizde hangi zorluklarla karşılaştınız ve nasıl üstesinden geldiniz?

Kariyerimde zorluklar olmadı. Allah’a şükürler olsun.  Yirmi yaşında yarışmaya girdim. Sonra çocuklarım oldu. Hayat hep güzelliklerini yaşattı. Her insan gibi sıkıntılarımız da oldu tabi ki dertlerimizde oldu. Bunlar normal ama bunun üstesinden gelebilmek, böyle güçlü bir ruha sahip olmak gerekiyor. Bu da bende var. Güçlü bir karaktere sahibim, ruhum da güçlü… Hayata totalde güzel bakıyorsanız, kötü gelen şeyleri de nasıl karşılayacağını biliyorsanız zaten fazlası ile iyilikler sizi buluyor.

Yeni koleksiyonunuzda yer alan tasarımlarınız romantik mi, asi mi? Nasıl bir ruhu var bu yeni koleksiyonun? Hangi renkler ağırlıklı?

En artı siyah renk… Siyah rengi çok seviyorum ama karanlık olduğu için asil bir renk olduğu için bana göre… Siyah renk üzerinde küçük bir aksesuar bile koyduğunuzda kendi ışıltısını  veriyor.  Yeni tasarımlarım asi değil elegant… Spor şık ama kadın dişi olması lazım. Tarzımı yansıttım ama dantel, işleme, payetli de hazırladım. Çünkü herkesin tercihine göre bulabileceği tasarımlarıma da yer verdim bu koleksiyonumda…

Yeni koleksiyonunuzun, önceki tasarımlardan farkı nedir? Ortaya çıkardığınız parçalar günlük hayata kolaylıkla adapte edilebilir mi yoksa sadece özel zamanlar için şıklığı temsil etme aracı mı?  

Taşlı bir kot kumaşı üzerinde üçlü kombinasyonlar yaptım. Spor ve şık… Bu parçalar birlikte kullanılabileceği gibi ayrı ayrı da kullanılabilir. Ben spor ve şıkım…. Abiye de dikiyorsam, örneğin bir abiye ceket kullanıldığı geceden sonra şık bir şekilde günlük olarak da kullanılabilir bir şekilde tasarladım.

Emel Yıldırım

Yeni koleksiyonunuzun tasarım süreci ve konsepti hakkında neler söylemek istersiniz? Koleksiyonunuzda öne çıkan parçalardan bahseder misiniz?

On iki kıyafet yaptım. Bir buçuk ay gibi bir sürede tamamladım. Dümdüz bir payetli kumaştan bir kırmızı elbise diktim. Burada bu dümdüz kumaştan üzerinde, taşlar, danteller, işlemeler gibi ekstra parçalar olmadan elegant bir elbise olabileceğini koleksiyonuma katmak istedim…

Tüketici açısından, insanlar sürdürülebilirliği hayatına adapte etmeli mi? Nasıl adapte etmeliler? Özellikle moda alanında?…

Günümüzde her şey çok pahalı… Doğal olarak kaliteli bu tarz özellikleri olan ürünler de pahalı. Ancak zamansız parçalar dahil edildiğinde tüketici açısından daha kolay olur. Bazen moda diye alıyoruz ama daha çok natürel ve zamansız tercihler edilirse tüketiciler mutlu olur.

Sosyal medyayı güzel kullanıyorsunuz. Takip ettiğiniz dünyaca ünlü modacılar var mı? Var ise İlk üç ismi kim? Türk modacılardan beğenip, takip ettiğiniz isimler var mı?

Sosyal medyayı kullanıyorum ama zamanım çok kıymetli. Olmam gerektiğine inandığım kadar varım. Başka şeylere çok daha fazla zaman ayırıyorum. Takip ettiğim değil de bazen tarzını beğendiğim birkaç isim Elie Saab, Murad Zuair, Balmain çok hot couture yapmıyor ama tam benim tarzım diyebilirim. Türk modacılar zaten çoğu arkadaşım. Herkesin emeği var. Türk tasarımcılarımızı da maşallah çok becerikli ve başarılı olduklarını söylemek isterim.

Seyahat etmeyi sever misiniz? Farklı kültürleri deneyimlemenin, mesleğinize nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?

Çok severim, farklı kültürler, farklı tatlar ve farklı insanlar farklı yerler görmek bana mesleğim açısından çok şey katıyor. Her bir detaya bakıyorum. Sadece kıyafet değil, bir renk, bir çiçek, bir ağaç… Hayallerimi besliyor, çağrışım yapıyor.  İlham veriyor.

Seyahate çıkmadan önce hazırlık süreniz hızlı ve hafif çantalar mı yanınıza alırsınız? Yoksa uzun hazırlanır bavullarca mı çıkarsınız?

Herkesin tercihi farklı ama beni yormayan parçalarla, hızlı pratik hazırlanma süresiyle hareket ederim. Gittiğim yerlerden de alacaklarım oluyor. Bana fazla yük olmasın diye düşünüyorum… Bir de ben gittiğim yerlerde; görmek ve hissetmek gibi bana katkı sağlayacak şeylere zamanımı ayırıyorum. Pratik olanla ilerlemek önceliğim.

Seyahatlerinizde favori destinasyonlarınız nelerdir?

İtalya ve sınırları, Paris, Miami çok seviyorum. Kışın yaz olan yerlere gitmeyi çok severim.

Kırmızı çizgileriniz var mıdır?

Öncelikle saygı benim kırmızı çizgim. Yalan söylenmesinden hiç hoşlanmam çünkü yalan söyleyen insana saygım kalmıyor. Ve tabi ki Çocukların en öncelikli kırmızı çizgim…

Kendinizi nasıl tanımlarsınız? Hangi özellikleriniz mizacınızı belirler? Alıngan mısınız, küser misiniz? Çabuk sinirlenir misiniz? Sevmediğiniz bir yönünüz var mı?

Sevmediğim yönüm özelliğim insanlara çabuk inanmak. Tabi bu iyiniyetli kalmakla alakalı… İnsan ya iyi niyetli olmayı ya da kötü olmayı seçer. Ben iyi olmayı seçerim. Fazla mütevaziyim. Alıngan değilim ama kırılgan olabiliyorum. Çünkü karşımdaki kim olursa olsun saygılı davranırım, karşımdaki insan kim olursa olsun ailem, dostlarım, arkadaşlarım beni bir düşünen olursa ben on düşünürüm. Karakterimi seviyorum. Kendimi seviyorum. Bir de eskiden hep evet derdim. Hayırım yoktu eskiden. Ama hayır demeyi öğrendim.

Eğer sihirli bir güce sahip olabilseydiniz, dünyada neyi değiştirmek isterdiniz?

Herkesin sağlıklı, mutlu olmasını istiyorum. Global dünyanın bu mutsuzlukları, savaşlar, masumların zarar görmemesini isterdim.

Dünya Kadınlar Gününe yönelik neler söylemek istersiniz? Kadınların güçlenmesi ve eşitlik için neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Yıllar boyunca kadınlar tarafından sürdürülen mücadelede artık erkeklerin yer aldığını, çaba harcadıkları elbette görmezden gelinmemelidir. Ama ne yazık ki; bu mücadeleyi verenler, kadın ya da erkek olsun her seferinde azınlıkta kalıyor… 8 Mart’ in özel bir gün olarak kutlanmasından ziyade; kadınların her alanda başarısının alkışlanması, desteklenmesi gereken bir gün olması için her birey üzerine düşen sorumluluğu üstlenmeli diye düşünüyorum.…

Kadınların moda dünyasındaki ve toplumda genel olarak rolünü nasıl buluyorsunuz?

İş dünyası, eğitim, eşitlikçi yaklaşımlar… Sizce nasıl? Moda endüstrisinde kadınların kariyer yolculuğu, son yıllarda önemli bir değişim geçirdiği ortada…  Artık kadınlar, moda dünyasında daha fazla liderlik pozisyonuna yükseliyor ve kendi markalarını yaratıp başarıyla yönetiyorlar. Bu, kadınların kendi tarzlarını ve vizyonlarını moda endüstrisine yansıtma fırsatı buldukları anlamına geliyor. Ayrıca, kadınlar arasında dayanışma ve destek de artıyor, bu da sektörde daha güçlü bir kadın ağı oluşturulmasına yardımcı oluyor. Bu gelişmeler, moda endüstrisinde kadınların kariyer yolculuğunun daha güçlü ve etkili hale gelmesine katkıda bulunuyor.

Geleceğe yönelik projeleriniz nelerdir ve markanızı nasıl geliştirmeyi planlıyorsunuz?

Mesleğime geri döndüm.

Sizce başarının sırrı nedir?

Çalışmak, yılmamak, kendine inanmak…

Gastronomi tutkunlarını buluşturan davet

Gastronomi tutkunlarını buluşturan davet

Brothers, “Ultimate Experience” isimli özel davetini, The Peninsula Istanbul’da gerçekleştirdi.

Paris’in en yaratıcı şeflerinden 2 Michelin yıldızlı Şef David Bizet’nin hazırladığı menünün sunulduğu “Ultimate Experience” gecesi, iş, moda, sanat dünyasından isimleri bir araya getirdi.

Dört yılda bir takvimlerde yer almasıyla yılın en özel tarihi olan 29 Şubat akşamı The Peninsula Istanbul otelde Pernod Ricard Türkiye ana sponsorluğu ile gerçekleşen davet, misafirlerine benzersiz bir deneyim yaşattı.

Bu önemli gecede, 2 Michelin yıldızlı Şef David Bizet ilk kez İstanbul’da bir davet için özel bir menü oluştururken, misafirlere benzersiz bir gastronomik deneyim sundu. Manuş-u Ala’nın müzik performansıyla renklenen davet, misafirlerine unutulmaz bir gece yaşatırken, etkileyici atmosferiyle şıklık ve lezzetin mükemmel uyumunu gözler önüne sererek keyifli anlar yaşattı.

 

 

 

 

“Sanat Sohbetleri” devam ediyor

 “Sanat Sohbetleri” devam ediyor

Artkolik Sanat ve Eğitim Platformu, Sırmaison ve Mandarin Oriental Bosphorus, İstanbul iş birliğiyle gerçekleştirilen “Sanat Sohbetleri” ikincisi “Aşk ve Öpücük” başlığı ile gerçekleşti.

Belirlenen özel bir tema üzerinde yoğunlaşan sohbet toplantıları Artkolik Sanat ve Eğitim Platformu danışmanlığında, sanat tarihçi ve uzman Buket Şakarcan’ın anlatımıyla ve Sırmaison markasının şık sofra sunumuyla sanat tarihinin en keyifli konuları, bilinmeyenleriyle ele alınıyor. Bu ay ki sohbetin başlığı “Aşk ve Öpücük” olarak seçildi.

Keyifli bir dil, şık bir sunum ile bütünleşen konuşma temaları 2024 Mart ayında “Sanat Tarihinde Kadın”, Nisan’da “Sanat Tarihinde Bahar”, Mayıs ayında “Sanat Tarihinde Çiçekler”, Haziran’da “Sanat Tarihinde Portreler”, Temmuz’da ise “Sanat Tarihinde Mavi” olarak belirlendi.

 

 

 

Zirvede eğlence

Zirvede eğlence

Uludağ’ın en büyük etkinliklerinden olan ve geleneksel hale gelen Corporate Weekend, Uludağ’da keyif dolu 3 güne ev sahipliği yaptı.

Cemiyet, iş ve magazin dünyasından da etkinliğe katılan ünlü isimler gündüz kayak yaparken akşam da doyasıya eğlendiler.

Jolly’nin organizasyonuyla gerçekleşen Corporate Weekend’te katılımcılar karın ve kışın tadını çıkarırken gündüz ve akşam gerçekleşen çeşitli aktiviteler ve sahne performanslarıyla eğlenceli anlar yaşadılar.

Gündüz kayak, akşam müzik ve eğlence doluydu

Amex, Oral B, San Benedetto sponsorluğunda yapılan Corporate Weekend’te Suami Ramirez ve Mest Band’in canlı performanslarının yanı sıra after skilerde dünyaca ünlü Yunan DJ Valeron, TAI, Alper Levi, Kerem Akçaba ve Orkun Saltuk Elibol’un muhteşem eğlenceleriyle zirvede renkli anlar gerçekleşti. Akşam partilerinde ise Alya ve Baran Bayraktar eğlenceyi zirveye taşıdı.