Yazılar

Özden Akbaşoğlu “Özden”

Türk çağdaş sanatının önemli isimlerinden olan Özden Akbaşoğlu, resim sanatındaki derinlikli ve çok yönlü çalışmalarıyla tanınmaktadır.

Akbaşoğlu’nun resimlerinde Anadolu evleri, ağaçlar, kuşlar ve insan figürleri gibi yerel motifler sıklıkla yer alır. Bu unsurlar, leke ve farklı istif düzenleriyle harmanlanarak izleyiciyi derin düşüncelerine sevk eder. Sanatçı, çalışmalarında çok çeşitli araç ve gereçler kullanarak, sanatsal ifadeyi zenginleştirmiş ve özgün bir dil yaratmıştır. Bu yaklaşım, ona benzersiz bir estetik kazandırmış ve gözden geçirilmiş görsel bir deneyimin yanı sıra düşünsel bir yolculuk da sunmuştur.

2019 yılında hayatını yitiren Özden Akbaşoğlu’nun farklı dönemlerinden  eserlerinin yer alacağı sergisi 15-31 Ocak tarihleri arasında Arnavutköy Galeri Selvin’de izleyicilerini bekliyor.

GALERİ SELVİN   

Arnavutköy Dere Sok. No:3

Arnavutköy, Beşiktaş İstanbul

Tel: 212.263 74 81

www.galeriselvin.com

Galerilerimiz Pazar günleri hariç 11:00 – 18:00 saatleri arasında açıktır.

Madhu’s Madnight Parti başlıyor

Swissôtel içinde yer alan ve İstanbul’un özel adreslerinden biri olan Madhu’s İstanbul; özel menüsü, kokteylleri ve muhteşem ambiyansından sonra şimdi de gerçekleşecek Madhu’s Madnight partileri ile şehrin ritmini artırıyor.

Işıkların ve gölgelerin dans ettiği ritimlerle dolu bir dünyanın kapılarını her cumartesi partileriyle aralayacak olan Madhu’s Madnight’ta her hafta farklı DJ performansları ile eğlence boyut atlayacak!

Açılış partisine özel DJ Tai Tayfun ve DJ Diana Swan performanslarını sergilerken, 18 Ocak’ta Orkun Bozdemir & Soul Grinders, 25 Ocak’ta Anatolian Sessions & Leyna ve 1 Şubat’ta ise People Like Us performanslarıyla Madhu’s Madnight partilerinde olacak.

Kumiko Sushi & More menüsünü yeniledi

CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul’un yeni mekanı Kumiko Sushi & More, Uzak Doğu ve Japon mutfağının sevilen tatlarını içeren zengin menüsüne yeni lezzetler ekledi.

Uzak Doğu ve Japon mutfağının eşsiz tatlarını günümüz damak zevkine uygun bir şekilde yeniden yorumladı. Kendine has mutfak disiplini ile hem yenilikçi hem de geleneksel bir menü oluşturan ve Kumiko sanatından ilham alarak hazırlanan lezzetler kumiko felsefesiyle sunumlara aktarılıyor.

Yenilenen menü

Başlangıç menüsünde; Wakame Soup, Kani Salad yanında gyozalar, sebzeli ve karidesli çin böreği seçenekleri atıştırmalıklar arasında sunuluyor.

Sushi seçenekleri arasında; İka No Ebi Sushi Roll, UnagiTamago Roll, Tanuki Suzuki Ageno Roll ve Unagi TamagoRo seçenekleri bulunuyor. Tüm bunların yanında paket menüsünde; Jo Sushi Set ve Gyu Shgoyaki yer alıyor.

Özgün bir tatlı menüsü sunan Kumiko Sushi & More’da matchalı, vanilyalı ve çilekli mochiler, Japon cheesecake ve matcha dondurma tatlı tutkunlarını bekliyor.

Çalışanlara ve kalabalık gruplara özel menüler

Kumiko Sushi & More çalışanlara ve kalabalık gruplara hazırladığı menülerle de dikkat çekiyor. Yoğun iş temposuna mola vermek isteyenler için hazırlanan ve 12:00-15:00 saatleri arasında sunulan lunch menüde; Oyoko Donbiri, Jo Sushi, Tempura Tei, Tekka Donbiri, Tori Teriyaki, Yaki Sakana Tei, ChikkenKatsu Tei, Shake Donbiri  ve Gyu Shogayaki gibi lezzetler yer alırken ana yemeklerde Tori Kariaage, GyuShogayaki, Maguro Tataki, Yasai İtame, Gyuhire Teriyaki ve Tori Teriyaki bulunuyor.

www.kumikosushi.com.tr

Aslı E. Şeran “Öte Yaka Fırtına”

Ayrıntı Yayınları’nın renkli markası Düşbaz Kitaplar, yeni yılı yeni bir diziyle karşıladı: Düşbaz Kısa! Öykü kitapları ve novellaların yanı sıra kurmaca dışı kısa metinleri de okurlara ulaştırmak üzere yola çıkan Düşbaz Kısa’nın ilk kitabı, Aslı E. Şeran’ın öykülerinden oluşan Öte Yaka Fırtına oldu. Öte Yaka Fırtına’da okurları, hepimizin hayatına dair küçük parçalar barındıran 11 öykü ve bir şiir bekliyor.
“Kısa’nın uzun, az’ın çok olduğuna inananlara” sloganıyla yola çıkan Düşbaz Kısa, 2025’in ilk ayında ilk kitabını edebiyatseverlerle buluşturdu. Aslı E. Şeran’ın öykü kitabı Öte Yaka Fırtına ile başlayan Düşbaz Kısa, ilerleyen aylarda önemli yerli ve yabancı yazarların öykü kitaplarını, novellalarını ve kurmaca dışı kısa metinlerini okurlara ulaştıracak.

Hilton İstanbul Bomonti’den Sevgililer Günü’ne özel seçenekler

Hilton İstanbul Bomonti Hotel & Conference Center, bu romantik günü daha da unutulmaz kılmak için çiftlere özel fırsatlar sunuyor. Hilton İstanbul Bomonti, hem 34. katında yer alan Cloud 34’ün enfes lezzetleriyle hem de ödüllü eforea Spa’sında benzersiz bir deneyim vadediyor.

Cloud 34

  1. katında yer alan Cloud 34’teki özel menüsü ile çiftlere eşsiz bir gastronomi yolculuğu deneyimletiyor. Sıcak ve soğuk sushi tabakları, tatlılar, petit four’lar ve enfes kahve seçenekleri ile tamamlanan menü, romantik bir akşam yemeği deneyimi sunuyor. Ayrıca çiftler, Sevgililer Günü özel menüsüne dahil olan imza kokteyllerin ve şarap seçeneklerinin de tadını çıkarabiliyor.

14 Şubat’ta bu özel akşamı daha da özel kılmak için, caz ve çağdaş müzik tarzlarında, piyano ve vokal eşliğinde gerçekleşecek canlı müzikle romantizm zirveye taşınıyor.

eforea Spa

Hilton İstanbul Bomonti’nin içinde yer alan eforea Spa, misafirlerine modern tasarımı ve lüks atmosferiyle benzersiz bir rahatlama deneyimi sunuyor. 3.300 metrekarelik geniş alanı, Türk hamamı, sauna, buhar odası, açık ve kapalı yüzme havuzları ve VIP spa odaları gibi zengin olanaklarıyla dikkat çeken eforea Spa, her detayıyla misafirlerine huzur ve konfor vadediyor. Uzman terapistlerin uyguladığı aromaterapi masajları, cilt bakımları ve otantik kese-köpük ritüelleri, ziyaretçilere hem fiziksel hem de ruhsal bir yenilenme sağlıyor.

14 Şubat Sevgililer Günü’nü tek bir günle kısıtlamayan eforea Spa bu yıl, Şubat ayı boyunca çift masajı rezervasyonu yaptıran misafirlere, özel VIP oda hizmeti hediye ediyor. Çiftler dinlendirici ve yenileyici masaj deneyimiyle birlikte VIP odada sunulan sauna, buhar odası ve hamam kullanımının keyfini ek bir ücret ödemeden yaşıyor.

Bilgi: 0549 790 31 94 / 0212 375 30 00

Tülin Akkaş “EŞİKTE”

Tülin Akkaş’ın eserlerinde, iç içe geçmiş, birbirine karşıt, kimi zaman da birbirini besleyen, gerçekliğin ötesinde sınırları olmayan bir dünyanın temsili sunulurken, sanatçı kendi algıladığı nesnel gerçeğin düşündeki yansıması ile hareket ediyor. Hayal gücü, gerçeklikten kaçışın kapılarını aralarken, düşsel olarak özgürce gezindiği diyarlardaki içsel keşiflerinin yüzeylere yansıyan yolculuğu olarak tanımlıyor çalışmalarını. Bu yolculukta, kaosun yoğunluğu kadar dinginlik arayışı da bulunuyor. Her katman, sanatçının kendi varoluşuyla yüzleştiği, çıkmazlarla mücadele ettiği ve nihayetinde dinginliğe ulaştığı bir süreci görünür kılıyor. İzleyiciyi kendi içsel gerçekliğini sorgulamaya ve hayal dünyasının renkli kaosuna adım atmaya davet ediyor.

2004 yılından itibaren birçok karma sergide yer alan Akkaş, 2010 yılında İstanbul’da gerçekleştirdiği ilk kişisel sergisiyle dikkat çekti. 6 Şubat – 23 Şubat 2025 tarihleri arasında Galeri Deniz’de izleyiciyle buluşacak olan 4. kişisel sergisi “EŞİKTE” (Hakikat ve Hayalin Eşiğinde) ile sanatseverlere yeni bir perspektif sunmaya hazırlanıyor. Halen kendi atölyesinde üretimlerini sürdüren Tülin Akkaş, resimlerinde keşif ve farkındalığı merkeze alarak sanatsal yolculuğunu derinleştirmeye devam ediyor.

GALERİ DENİZ – DENİZBANK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Esentepe, DenizBank Genel Müdürlük, Büyükdere Cd. No:141, 34394 Şişli/İstanbul

Sergi haftanın yedi günü 09:00-18:00 arası ziyarete açıktır.

Sergi Tarihi: 06.02.2025 – 23.02.2025

 

Yoğun teknoloji kullanımı nedeniyle bu hastalık hızla yaygınlaşıyor!

Modern çağda yoğun teknoloji kullanımının da etkisiyle ülkemizde hızla yaygınlaşan Karpal Tünel Sendromu, yaşam kalitesini son derece olumsuz etkiliyor. Özellikle 40-60 yaşları arasında yaygın görülen ve sıklığı erkeklerde ilerleyen yaşla, kadınlarda ise menopozla birlikte artan bu hastalığın kişiyi adeta canından bezdirdiğini belirten Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Kahraman Öztürk “Günlük yaşantımızda en sık kullandığımız organımız ellerimiz. El bileğinde sinir sıkışması sonucu ortaya çıkan Karpal Tünel Sendromu ihmal edilmemesi gereken önemli bir hastalık. Ancak hastalar çoğu kez ilerlemiş sorunlarla doktora başvurarak erken tanı ve tedavinin imkanlarını kaçırabiliyorlar” diyor. Prof. Dr. Kahraman Öztürk, toplumda yaygın görülmesine rağmen yeterli farkındalığın bulunmadığı Karpal Tünel Sendromu hakkında bilinmesi gereken 5 kritik noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Kahraman Öztürk

Prof. Dr. Kahraman Öztürk

  • Hastalığa zemin hazırlayan etkenlere dikkat!

Karpal Tünel Sendromuna yol açan risk faktörleri arasında; uzun süreli ve aralıksız el bileği bükülü pozisyonda bilgisayar ve klavye kullanımı, çalgı çalmak gibi tekrarlayan el ve el bilek hareketleri, şişmanlık, hamilelikte sıvı tutulumunun yol açtığı ödem, diyabet (şeker hastalığı), hipotiroidi gibi hormonal bozukluklar ve romatoid artrit gibi enflamasyon ile seyreden hastalıklar önemli rol oynuyor. Hastalık ayrıca karpal kanal içinde yer alan gangliyon kisti gibi tümoral yapıların basısı ya da kötü kaynamış el bilek kırıkları sonrası da görülebiliyor.

  • Bu şikayetlerle kendini gösteriyor!

Prof. Dr. Kahraman Öztürk hastalığın başlıca belirtilerini şöyle açıklıyor: “Başlangıçta hafif dokunma ve basınç duyularında kayıplar gözlenir. Hastaların en belirgin şikayetleri; baş parmak, işaret ve orta parmak ile yüzük parmağın dış yarısında kısmi ya da tam duyu kaybı, başparmak kas bölgesinde erime, elde terleme bozukluğu ve gece ellerinde sızlama ve uyuşma ile uykudan uyanmadır. ‘Gece uykudan uyanıyorum ve elimi nereye koyacağımı şaşırıyorum’, ‘eşyaları düşürüyorum’ gibi şikayetlerle başvuruyorlar. Ayrıca topluiğne gibi küçük nesneleri kavrama ve tutmada güçlük çektiklerini ve anahtarı tutamadıklarını, omuzlarına yayılabilen ağrının da yaşam kalitelerini düşürdüğünü belirtiyorlar.”

  • El becerisi kaybına yol açabiliyor!

Başlangıçta elde duyu azalması şikayetleri ile kendini gösteren Karpal Tünel Sendromu’nun erken evrelerinde median sinirin dağılım bölgesinde ağrı, uyuşma ve karıncalanma şikayetleri olduğunu belirten Prof. Dr. Öztürk “Sürecin son aşamasında ise; sinir üzerine artan bası sonucu başparmak tenar kas grubunda erime ile kas gücü ve el becerisi kaybı meydana gelebilir. Gece yarısı parmaklarında sızlama ile uyanan hastalar eldeki ağrı ve uyuşmanın geçmesi için ellerini sallarlar ve ellerinin pozisyonunu sürekli değiştirme ihtiyacı hissederler” diyor.

  • Karpal Tünel Sendromu’na karşı etkili önlemler!

El bileğini zorlayan, tekrarlayıcı hareketlerden kaçının. Ellerinizi ve el bileklerinizi zorlamayacak ama güçlendirecek egzersizler yapmak ödemi önleyeceği ve kasları güçlendireceği için koruyucu olacak, şikayetleri de azaltacaktır. Sürekli bilgisayar kullanıyorsanız dik tıklama cihazı (fare) kullanmanız, elinizin bükülü çalışmasını önleyerek şikayetlerinizin ortaya çıkmasını önleyecektir. Müzisyenler ve diş hekimlerinde el bilek ve parmak kullanımının doğru pozisyonda kullanıma modifiye edilmesi de şikayetleri azaltır veya ortadan kaldırır.

  • İleri evrede cerrahi tedavi gerekiyor

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Kahraman Öztürk erken tanının, tedaviyi kolaylaştırdığını vurgulayarak, tedavinin, hastalığın şiddetine göre şekillendiğini söylüyor. Erken evrede ilaç tedavisi, fizik tedavi ve egzersiz, ortopedik cihazlar ve yaşam tarzı değişiklikleri ile şikayetlerde düzelme olmaması durumunda cerrahi tedaviye başvurduklarını belirten Prof. Dr. Öztürk “Konservatif tedavinin yarar sağlamadığı hastalar ile bulguları ilerleyen ve geç dönemde başvuran ileri evre hastalarında cerrahi tedavi yapılır. Ameliyat sonrası, hastaların bir hafta süre ile el bileği hareketlerini kısıtlaması ve nötral pozisyonda üç hafta gece ateli kullanması önerilir. Hastalar, 3-4 hafta sonunda tüm el ve el bilek aktivitelerine başlaması için teşvik edilir. Başparmak bölgesindeki kasların eridiği ileri evrelerde el becerisini tekrar kazanmak için tendon transferi yapılabilir” diyor.

Besini sadece koklamak bile alerjik reaksiyon oluşturabiliyor!

Çağımızın önemli bir sorunu olan besin alerjisi son yıllarda çocuklarda daha yaygın görülüyor. Yapılan araştırmalar;  çocuklarda besin alerjisinin son 20 yıl içinde 2-3 kat arttığını gösteriyor. Bu artışla birlikte, dünyada ve ülkemizde her 100 çocuktan yaklaşık 8’inde besin alerjisi oluştuğu belirtiliyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde şehirleşme, hareketsiz yaşam gibi yaşam tarzındaki değişiklikler, hava kirliliği ve kimyasal maruziyet gibi çevresel faktörler, çocukların mikroorganizmalar ile yeterince temas etmemesi, cilt veya bağırsak gibi koruyucu yapıların zarar görmesi ve beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, çocuklarda gelişen besin alerjisinin temel nedenlerini oluşturuyor.  Acıbadem Ataşehir  Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Dr. Ezgi Topyıldız,  bağışıklık ve sindirim  sistemi henüz tam olarak olgunlaşmadığı için besin alerjisine en sık bebeklik ve erken çocukluk dönemi olan ilk 3 yaşta rastlandığına dikkat çekerek,   “Besin alerjisi çocuğun beslenmesini kısıtlayarak büyüme ile gelişmeyi olumsuz etkileyebiliyor ve yaşam kalitesinde düşüşe yol açabiliyor, dahası nefes darlığı gibi ciddi reaksiyonlar oluşturabiliyor. Bu nedenle çocuğunda besin alerjisi olduğunu düşünen ebeveynlerin hemen bir çocuk alerji hekimine başvurmaları gerekiyor. Besin alerjisi ebeveynleri çok kaygılandırsa da aslında doğru tanı, güvenli bir diyet ve acil durum hazırlığıyla çocukların sağlıklı bir yaşam sürmeleri sağlanabiliyor” diyor.

Dr. Ezgi

Dr. Ezgi Topyıldız

Alerjiye neden olan 170’ten fazla besin tanımlanmış!

Günümüze kadar, besin alerjisine neden olabilen 170’ten fazla besin tanımlanmış. Çocuk Alerjisi Uzmanı Dr. Ezgi Topyıldız, ancak bu besinlerin sadece bazılarının yaygın olarak alerjiye yol açtığını belirterek, “Çocuklarda en sık alerjiye neden olan besinler; inek sütü, yumurta, soya, buğday, yer fıstığı, kuruyemişler, balık ve kabuklu deniz ürünleridir. Bunlar arasında yer fıstığı ve kabuklu deniz ürünleri daha ciddi reaksiyonlar oluşturabiliyor” bilgisini veriyor.

Sadece koklamak bile yeterli gelebiliyor!

Bazı besin alerjileri ilerleyen yaşla birlikte kaybolabiliyor. Özellikle süt, yumurta ve buğday alerjisi olan çocukların önemli bir kısmında bu alerjenler gerileme eğiliminde oluyor. Bununla birlikte yer fıstığı, kuruyemiş, balık ve kabuklu deniz ürünleri gibi besinlere karşı olan alerjiler yaşam boyu devam edebiliyor. Besin alerjisi oluşması için her zaman besinin yenmesi gerekmiyor. Bazı durumlarda besinin kokusunu solumak veya deriye temas etmesi de alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor.

Alerjisi geçmiştir düşüncesiyle “az miktarda” da olsa asla!

Çocuklarda besin alerjisinde bazı kurallara dikkat etmek ise yaşamsal önem taşıyor. Çocuk Alerjisi Uzmanı Dr. Ezgi Topyıldız, alerjen içeren besinleri “Çocuğumun besin alerjisi artık geçmiştir” düşüncesiyle “az miktarda” da olsa asla denememeniz gerektiği uyarısında bulunarak, “Zira, alerjen besinler çok küçük miktarlarda bile ciddi reaksiyonlara neden olabiliyor. Besin alerjisi olan çocuklar hekimleri tarafından genellikle 3-6 ay aralıklarla takip ediliyor. Alerjinin zamanla geçtiğine ancak doktor kontrolünde karar verilebiliyor. Diğer taraftan, besinleri diyetten çıkarmak çocuklarda beslenme yetersizliklerine yol açabiliyor. Bu nedenle hekim önerisi olmadan gelişigüzel diyet uygulamaktan da kaçınmak gerekiyor” diyor.

En sık cilt sorunları yaşansa da, dikkat!

Besin alerjisinde ilk belirtiler sıklıkla kızarıklık, kurdeşen, şişlik ve kaşıntı şeklinde cilt bulgularıyla ortaya çıksa da diğer sistem tutulumları da sık görülüyor. Besin alerjisinin belirtileri hafif başlayabiliyor, ancak ilerleyerek ciddi reaksiyonlara dönüşebiliyor. Özellikle dudak, dil ve boğaz şişmesi, nefes darlığı veya bilinç değişikliği gibi belirtiler acil müdahale gerektiriyor.  Dr. Ezgi Topyıldız, besin alerjisinin en yaygın belirtilerini şöyle sıralıyor:

Ciltte: Kurdeşen (ürtiker), egzama alevlenmeleri, kaşıntı, kızarıklık, döküntü.

Sindirim sisteminde: Karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal veya kanlı, mukuslu dışkı.

Solunum sisteminde: Burun akıntısı, hapşırık, öksürük, nefes darlığı, hırıltılı solunum, boğazda kaşıntı hissi.

 

Belirtiler günler sonra bile başlayabiliyor! 

Besin alerjisi, besinlerin içerdiği proteinlere karşı bağışıklık sistemimizin verdiği anormal yanıt sonucu oluşuyor. IgE aracılı ve non-IgE (IgE dışı) aracılı olmak üzere iki mekanizmayla gelişiyor.

IgE aracılı mekanizma: Bağışıklık sistemi, besin proteinlerini tehdit olarak algılayarak IgE antikorları üretiyor. Besin alerjeni vücuda tekrar girdiğinde, IgE antikorları mast hücrelerinden histamini ve diğer kimyasalları serbest bırakıyor. Bu kimyasallar genellikle dakikalar veya saatler içinde pek çok reaksiyona neden olabiliyor.

Non-IgE aracılı mekanizma: IgE antikorları rol oynamıyor, alerjik reaksiyon bağışıklık sistemindeki T hücreleri gibi farklı hücresel mekanizmalar üzerinden gerçekleşiyor. Alerjik reaksiyonlar daha geç ortaya çıkıyor ve belirtiler besin alerjenine maruz kaldıktan saatler veya günler sonra görülüyor.

TEDAVİDE 5 KRİTİK KURAL!

Besin alerjisinin tedavisinde en temel hedef, çocuğun güvenliğini sağlamak ve yaşam kalitesini artırmak. Çocuk Alerjisi Uzmanı Dr. Ezgi Topyıldız, besin alerjisinin tedavisinde 5 kritik kuralı şöyle özetliyor:

Alerjen besinin diyetten çıkarılması

Alerjiye neden olan besin veya besinler diyetten tamamen çıkarılıyor. Ebeveynlere etiket okuma alışkanlığı kazandırılıyor ve besinlerin gizli kaynakları hakkında bilgi veriliyor. Çocuğa, yaşına uygun şekilde, hangi besinlerden kaçınması gerektiği anlatılıyor.

Beslenme ve takviye planı

Alerjen besinin diyetten çıkarılmasıyla gelişebilecek besin eksikliklerini önlemek amacıyla çocuğa özel beslenme planı oluşturuluyor. Örneğin, süt alerjisi olan çocuklarda kalsiyum ve D vitamini takviyeleri gerekebiliyor.

Acil durum yönetimi

Ciddi reaksiyon riski taşıyan çocuklar için adrenalin oto-enjektörleri reçete ediliyor. Aileler, bakıcılar ve okuldaki yetkililer çocuğun besin alerjisi konusunda bilgilendiriliyor ve acil durumlarda nasıl müdahale edileceği öğretiliyor.

Oral immünoterapi (OIT)

Tercihen 4 yaş üzerinde, besin alerjisi gerilememiş olan çocuklarda, doktor kontrolünde, düşük dozlarla başlanarak, alerjen besinin toleransının artırılması hedefleniyor. Dr. Ezgi Topyıldız, bu sayede bağışıklık sisteminin zamanla alerjen besini “tanımaya” başladığını ve tepkilerini azalttığını belirterek, “Bu yöntemle, özellikle yer fıstığı, süt ve yumurta gibi yaygın alerjenlere karşı kazara maruziyet durumunda oluşabilecek hayati tehlikenin azaltılması sağlanıyor. Yöntem sayesinde çocuk ve ailesinin günlük yaşam kalitesi önemli ölçüde artıyor” diyor.

Düzenli takip

Besin alerjisi zamanla kaybolabildiği için çocuğun düzenli olarak çocuk alerjisi uzmanı tarafından takip edilmesi gerekiyor.

Güncel Gürsel Artıktay ile “Her Şey Yolunda”

Güncel Gürsel Artıktay, heyecanla beklenen “Başka Bir Yerde, Başka Bir Rüzgârda” albümünden önce gelen üçüncü şarkısı “Her Şey Yolunda” ile müzikseverlerle buluşuyor.

Sözleri ve bestesi Güncel Gürsel Artıktay ait olan “Her Şey Yolunda”, Kerem Çakıroğlu’nun düzenlemesiyle birlikte ikilinin muazzam uyumu ve özgün sound’u ile dinleyicileri derinlemesine etkiliyor. “Her Şey Yolunda”, baharın taze havasıyla başlarken, şarkının sıcak melodisi ve derin anlamı, her şeye rağmen hayatta kalan umudu ve dayanışmayı yansıtıyor. Güncel Gürsel Artıktay şarkısı hakkında şu ifadeleri paylaşıyor: “Tanıdık bir nefesle ve baharın kokusuyla başlayan hikaye, umudu yine bu topraklardan yeşertiyor. Bu güneş, ona dokunmak isteyenleri sıcacık sararken, gözlerini kamaştırıyor. Gözlerimizde bir ışık, içimizde bir ferahlık beliriyor. Kadehlerimizi doldurup, ekmeğimizi paylaştığımız bu sofrada aklıma düşüyorsan eğer, her şeye rağmen: ‘Her Şey Yolunda.'” Sanatçının yakında çıkacak albümü “Başka Bir Yerde, Başka Bir Rüzgârda”, Anadolu’nun unutulan itibarını yeniden hatırlatmayı hedeflerken, kadim toprakların kültürel mirasına saygı duruşunda bulunuyor. Albüm, zamanın ve mekanın sürekli bir akış içinde olduğunu, bu değişimlerin kaçınılmaz bir şekilde umut barındırdığını vurguluyor.

Vildan Demir’den yeni tekli

Vildan Demir, modern pop müziğe derinlik ve yenilik katan kendi imzasını attığı ilk teklisi “Aşk Çoktan Ölmüş” ile müzikseverlerin karşısına çıkıyor.

Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanan şarkı, modern pop sound’u ve etkileyici sözleriyle dinleyiciyi duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Sözleri Günay Çoban’a, müziği ve düzenlemesi ise Turaç Berkay Özer’e ait olan bu şarkı, biten aşklara dair güçlü bir hikaye anlatımı sunuyor. Pop müziğin dinamiklerini cesur ve güncel bir yaklaşımla yeniden yorumlayan Vildan Demir, kendi tarzını ve duygusal gücünü şarkısıyla etkili bir şekilde yansıtıyor. Gökhan Özdemir tarafından çekilen klipte ise duruşu ve performansıyla göz dolduran sanatçı, şarkıya kattığı enerji ve içtenlikle, izleyiciyi etkiliyor.