Yazılar

Süleyman Erdal “Buradayım, Derinlerde”

Süleyman Erdal’ın doğadan uzaklaşarak kendine yabancılaşan günümüz insanının, doğaya dönüşüne dair istemleri ve günlük hayata dair izlenimlerinin yer aldığı figür ve peyzajlardan oluşan resimler

3-30 Mart tarihleri arasında Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği’nin galerisinde (UPSD Sanat Galerisi) sanatseverlerle buluşuyor.

Çalışmalarını İstanbul ve Bodrum’da sürdüren ressam Süleyman Erdal’ın Denizhan Özer küratörlüğünde gerçekleşen sergisi, doğa-insan ilişkisi ve sanatçının günlük hayata dair izlenimlerini ütopik bir bakış açısıyla aktarmaya çalışması üzerine. Figüratif anlatım biçimiyle yeni bir görsel dil oluşturan sanatçı, izleyiciyi bilinçli olarak içinde bulunduğu zaman diliminin yarattığı yüzeysellikten ve yapay mekânlardan kopartarak resimleriyle baş başa bırakıyor.

“Buradayım, Derinlerde” sergisi 3 – 30 Mart 2025 tarihleri arasında UPSD Sanat Galerisi’nde pazar-pazartesi hariç her gün 12.00-19.00 saatleri arasında görülebilir.

HMPV, ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına da yol açabilir

HMPV’nin yeni bir salgın endişesine yol açtığını belirten uzmanlar, grip ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarıyla benzer belirtiler gösterdiğini söylüyor.

HMPV’nin özellikle bağışıklığı zayıf bireylerde ciddi hastalıklara yol açabilen bir virüs olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Son zamanlarda artan vakalar nedeniyle bir endişe kaynağı olsa da, yeni bir salgın olarak değerlendirilmiyor.” dedi. COVID-19 sonrası solunum yolu enfeksiyonlarında artış gözlendiğini vurgulayan Dr. Dilek Leyla Mamçu, durumun hijyen ve mesafe önlemlerinin gevşetilmesiyle ilişkili olduğunu dile getirdi. HMPV için spesifik bir tedavi veya aşı bulunmadığını da aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu,  bağışıklık sistemi zayıf bireylerin erken belirtileri fark ettiklerinde doktora başvurmaları gerektiğinin altını çizdi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, dünyada yeni bir salgın endişesine yol açan HMPV virüsü hakkında bilgi verdi.

Dr. Dilek Leyla Mamçu

Dr. Dilek Leyla Mamçu

HMPV, diğer solunum yolu enfeksiyonları ile karıştırılabilir

HMPV’nin (İnsan Metapnömovirüsü) yeni bir virüs olmadığını ve aslında 2001 yılında keşfedildiğini aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu “Son zamanlarda artan vakalar nedeniyle bir endişe kaynağı olsa da, yeni bir salgın olarak değerlendirilmiyor.” dedi.

Bu virüsün, her yaşta görülebildiğine ve bağışıklık sistemi zayıf bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğine dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Özellikle kış ve ilkbahar aylarında daha sık rastlanan HMPV, grip ve diğer solunum yolu enfeksiyonları ile karıştırılabilen belirtiler gösterir. HMPV enfeksiyonu genellikle hafif seyreder ve soğuk algınlığı veya grip benzeri belirtilere neden olur.” şeklinde konuştu.

HMPV, ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına da yol açabilir!

En sık görülen belirtilerinin, burun akıntısı veya tıkanıklığı, öksürük, boğaz ağrısı, ateş halsizlik kas ağrıları ve baş ağrısı olduğunu ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bazı durumlarda HMPV, bronşit, zatürre, larenjit, astım alevlenmeleri gibi daha ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına da yol açabilir.” dedi.

HMPV’nin diğer solunum yolu virüslerinden farkına değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu şunları söyledi:

“Virüs, Respiratuvar Sinsityal Virüs (RSV) ile genetik olarak yakından ilişkilidir ve her iki virüs de bronşiolit ve zatürre gibi ciddi durumlara yol açar. Moleküler tanı testlerinin daha yaygın kullanımı, HMPV’nin üst ve alt solunum yolu enfeksiyonunun önemli bir nedeni olarak tanımlanması farkındalığını artırmıştır.”

COVID-19 sonrası solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşandı…

COVID-19 pandemisi sonrasında solunum yolu ile bulaşan virüs enfeksiyonlarında bir artış yaşandığını vurgulayan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Ancak bu artışın pandemi ile doğrudan ilintili olmayıp, kişiden kişiye bulaşmayı önleyen maske, mesafe, kişisel hijyen gibi önlemlerin gevşetilmesiyle ilişkili olduğu düşünülmektedir.” açıklamasını yaptı.

HMPV için spesifik bir tedavi bulunmuyor

HMPV tanısının genellikle klinik belirtiler ve laboratuvar testleri ile konduğunu aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Solunum yolu patojenlerinin belirlenmesi için örnekler toplanır ve  HMPV enfeksiyonu genellikle nükleik asit amplifikasyon testi (NAAT) ile viral genomun doğrudan tespiti veya immünofloresan ya da enzim immünoassay kullanılarak solunum salgılarında viral antijenlerin tespitiyle doğrulanır.” dedi.

Dr. Dilek Leyla Mamçu ayrıca, tedavinin belirtilere yönelik ve destekleyici olduğunu, şu anda HMPV için spesifik bir antiviral tedavi veya aşı bulunmadığını söyledi.

Bağışıklığı zayıf kişiler dikkatli olmalı!

HMPV’nin de diğer solunum yolu enfeksiyonları gibi damlacık yoluyla bulaştığını hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “HMPV özellikle kalabalık ortamlarda hızla yayılır. HMPV enfeksiyonu riskini azaltmak için el hijyenine dikkat edilmesi, hasta bireylerden uzak durulması ve kapalı alanların düzenli olarak havalandırılması önemlidir.” dedi.

Bağışıklığı zayıf bireylerin, hastalığın erken belirtilerini fark ettiğinde muhakkak doktora başvurmaları gerektiğine vurgu yapan Dr. Dilek Leyla Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:

“HMPV ve diğer solunum yolu virüslerinin yayılmasını önlemek için eller sık sık sabun ve suyla en az 20 saniye yıkanmalı. Yıkanmamış ellerle gözlere, buruna veya ağza dokunulmamalı. Hasta olan kişilerle yakın temastan kaçınılmalı. Öksürürken ve hapşırırken ağız ve burun kapatılmalı. Hasta olan kişi evde kalmalı. Kapı kolları, oyuncaklar gibi kontamine yüzeyler temizlenmeli. Ayrıca kalabalık veya havalandırması yetersiz alanlarda maske takılmalı ve risk grubundaki kişilere uzman tavsiyelerine göre önerilen aşılar yaptırılmalı.”

Mert Demir yeni teklisi “Dağıldım Sonunda”

Türkiye ve Avrupa’da verdiği onlarca sold out konser, buluştuğu yüzbinlerce seyirci ve çıkardığı hit parçalarla 2024’ü kapatan Mert Demir, 2025 senesini yeni parçası ‘Dağıldım Sonunda’ ile açıyor.

Mert Demir, sözleri ve düzenlemesi kendisine, bestesi ise Mert Demir ve Gökhan Özen’e ait olan Dağıldım Sonunda adlı yeni teklisini Pale Records etiketiyle dinleyicilerle buluşturdu. Dağıldım Sonunda, Mert Demir’in Nisan ayında yayımlamayı planladığı yeni albümden ilk tekli olarak albümle ilgili de önemli ipuçları veriyor.

Hastalıklarında yapay zekalı çözümler

Yapay zeka, günümüzde makinelerin insan benzeri görevleri gerçekleştirmesine, deneyiminden öğrenmesine, yeni girdilere uyum sağlamasına olanak sağlayan sistemleri tanımlamaktadır. Yapay zeka ile temelde insan yetkinliklerinin geliştirilmesi ve bunlara katkı sağlanması amaçlanırken, şirketler ise yapay zekayı sektöre de bağlı olarak, müşteri hizmetlerinden tedarik zinciri yönetimine kadar birçok alanlarda kullanmaktadır. Sağlık sektöründe ise yapay zeka; karmaşık tıbbi ve sağlık hizmetleri verilerinin analizinde, insan bilişini örnek almak için makine öğrenimi algoritmaları ve yazılımlarını tanımlamak için kullanılan kapsamlı bir terim olarak karşımıza çıkıyor.

Aiforia firmasına ait algoritmalar da kısaca klinik teşhiste yapay zeka destekli patoloji görüntü analiz yazılımı olarak tanımlanabilir. Türkiye’de CE-IVD onaylı bir patoloji algoritması ilk olarak Memorial Sağlık Grubu’nda kullanılmaya başlandı. Patolojideki YZ uygulamaları ve 2025 yılı itibariyle hastalara hizmet edecek algoritmalar hakkındaki detayları, Memorial Sağlık Grubu Patoloji kurucu hekimi ve koordinatörü Prof. Dr. İlknur Türkmen aktardı.

Prof. Dr. İlknur Türkmen

Prof. Dr. İlknur Türkmen

Yapay zeka, uzman değerlendirmesine katkıda bulunuyor

Patolojik inceleme, başta kanser olmak üzere hemen tüm hastalıkların altın standart tanısı için gereklidir. Patolojik tanı mikroskop altında hücrelerin incelenmesi ile yapılmakta iken, son 20 yılda bu görüntülerin dijitalize edildiği dijital patoloji kavramı hayatımıza girmiştir. Dijitalizasyon, pek çok alanda süreçlere katkı sağladığı gibi, yapay zeka destekli görüntü analizi yazılımları ile tanı, tedavi süreçlerini yönlendirme ve YZ’nın hastalar için kullanımı için uygun ortamın oluşturulmasını sağlamaktadır. Bu tür yazılımlar, dijitalleştirilmiş patoloji örneklerini analiz etmek için derin öğrenme ve makine öğrenimi algoritmalarını kullanmakta ve patoloji uzmanlarının doku örneklerini daha hızlı ve arttırılmış doğrulukla incelemelerine yardımcı olmaktadır. Yapay zeka modelleri, hücre tespiti, sınıflandırma, sayım ve anormal dokuların belirlenmesi gibi çeşitli görevlerde destek sunabilmektedir. Bu tür yazılımlar, görüntü analizini otomatikleştirerek patologların iş yükünü hafifletmeye yardımcı olmasının ardından hata riskini de en aza indirmektedir. Ancak, bu tür yazılımlar tek başına tanı koymaktan öte patoloji uzmanının değerlendirmesini tamamlayıcı nitelikte kullanılmaktadır.

Daha doğru ve daha kısa zamanda teşhis imkanı sağlıyor

Aiforia yazılımları, özellikle dijital patoloji ve yapay zeka tabanlı görüntü analizi alanında önemli yenilikler sunan yazılım desteği olarak günümüzde kullanıma sunuldu. Bu yazılım, çeşitli hastalıkların teşhisinde ve araştırılmasında yardımcı olabilmeyi amaçlamaktadır. Genel olarak şu alanlarda etkili olabilir:

  • Kanser Tanısı: Aiforia, özellikle meme, prostat, akciğer ve deri kanserleri gibi çeşitli kanser türlerinin tanısında patoloji uzmanlarına yardımcı olur. Yapay zeka, anormal hücresel yapıları ve potansiyel tümör odaklarını tespit eder. 
  • Nörolojik Hastalıklar: Alzheimer hastalığı gibi çeşitli nörodejeneratif hastalıkların analizinde kullanılabilir. Beyin dokusundaki yapısal değişiklikleri incelemek için yararlı olabilir.
  • Böbrek Hastalıkları: Glomerülonefrit ve diğer böbrek rahatsızlıklarının teşhisinde doku analizi yapabilir.
  • Enfeksiyon Hastalıkları: Bakteriyel veya viral enfeksiyonların sonucu olan patolojik değişikliklerin incelenmesine yardımcı olabilir. 
  • Karaciğer Hastalıklar: Karaciğer fibrozisi veya siroz gibi durumların tanısında etkili olabilir.

Patoloji alanında CE-IVD onaylı yazılım algoritması olan Aiforia algoritmalarının güçlü yanı, büyük miktarda veriyi hızlı ve tutarlı bir şekilde analiz ederek patoloji uzmanlarının daha doğru ve daha kısa zamanda teşhis koymasına yardımcı olmaktır.

Yapay zekanın bir diğer avantajı; kullanım alanındaki çeşitlilik

Bu yazılım desteğinin güçlü yanı, büyük miktarda veriyi hızlı ve tutarlı bir şekilde analiz ederek patoloji uzmanlarının daha doğru ve zamanında teşhis koymasına yardımcı olmasıdır. Patoloji alanındaki dijitalizasyon, YZ yazılımlarının kullanımına olanak sağlamakta ve patoloji alanında oldukça önemli bir yenilik sunmaktadır. Bu teknoloji ve yazılımların kullanım alanları şunlardır:

  • Uzak Erişim ve Paylaşım Kolaylığı: Dijital olarak taranan görüntülere dünyanın herhangi bir yerinden erişilebilir ve bu görüntüler kolayca paylaşılabilir. Bu, uzaktan çalışma ve ikinci görüşlerin alınmasını kolaylaştırır. Ekspertiz sahibi patologların hastalar için çalışabilmesine imkan sağlar. 
  • Hız ve Verimlilik: Yapay zeka algoritmaları, görsel verilerin analizini hızlandırabilir ve patoloji uzmanlarının tanı koyma süreçlerini hızlandırarak daha verimli çalışmalarına olanak tanır. Böylelikle tekrarlayan işlerle vakit kaybetmek yerine, hastalara daha komplike süreçlerde fayda sağlayabilirler.
  • Hassasiyet ve Doğruluk: Otomatik analiz ve yapay zeka destekli algoritmalar sayesinde, doku örneklerinin incelenmesinde insan hatalarını minimize eder ve daha doğru sonuçlar elde edilmesini sağlar.
  • Büyük Veri Analizi: Bu tür yazılımlar büyük ölçekli patoloji verilerini hızlı bir şekilde işleyebilir ve analiz edebilir. Bu da araştırmalar için geniş kapsamlı veri analizi imkanı sunar ve yeni ilaç geliştirmeleri için çok önemli bir vizyon ve ufuk sunmaktadır.
  • Öğrenme ve Gelişme: Yazılım, makine öğrenimi algoritmaları sayesinde zamanla gelişir ve daha karmaşık patolojik anormallikleri tanıyabilme kapasitesini artırır. 
  • Araştırma ve Geliştirme: Akademik kurumlar ve ilaç şirketleri, Aiforia benzeri yazılımlar üzerinde yürütülen araştırmalar sayesinde yeni tedavi yöntemleri ve ilaçlar geliştirebilir.

Yukarıda özetlendiği üzere; dijital patoloji ve bu alanda kullanılan klinik karar destek yazılımları, tıpta dijital dönüşümün önemli bir parçası olup, klinisyenlere ve araştırmacılara önemli avantajlar sunmaktadır. Bu tür yazılımlar, tıbbi araştırmalar ve klinik uygulamalarda büyük bir potansiyele sahiptir. Kişiselleştirilmiş tedavilerini geleceği büyük veri analizinden geçmektedir.

Dört yıllık bir süreçte, tam dijital iş akışı ile ülkede öncü, globalde bilinir hale gelen Memorial Sağlık Grubu Patoloji Bölümü, dijital patolojinin ana hedeflerinden biri olan yapay zeka kullanımını da hastaların yararına rutin işleyişine almıştır. 2025 yılı itibariyle prostat, meme ve akciğer kanseri hastalarında yapay zeka algoritmaları kullanılacaktır. Portföyü genişletme çalışmaları devam etmektedir.

Layla Puliçe’nin yeni teklisi ‘Ben Nası Gideyim’

Layla Puliçe, 2025 in ilk zamanlarını yepyeni teklisi ‘Ben Nası Gideyim’ ile karşılıyor.

Layla Puliçe’nin 2025’teki ilk teklisi ‘Ben Nası Gideyim’ şarkısının sözü, müziği ve düzenlemesi sanatçının kendisine ve yıllardır beraber çalıştığı kıymetli müzisyen dostu aranjör Deniz Gökhan’a ait. Şarkının duygu yüklü temasını da anlatan, samimi şehir dokusunu barındıran klibin yönetmenliğini ise Emre Abi üstlendi.

2025 yılında hiç ara vermeden yazdığı şarkılarıyla ve sürpriz çalışmalarıyla dinleyicisiyle buluşmaya devam edecek olan sanatçı, yine hiç ara vermeden devam edeceği konser takvimiyle de yoğun bir yıl geçirmeyi planlıyor.

Dünyanın en ikonik yolcu aracı; LEVC

Londra ile özdeşleşen, geleneksel üreticiden modern elektrikli araca geçiş hikayesiyle öne çıkan LEVC, günümüzde Avrupa ve önemli uluslararası pazarlarda faaliyet gösteriyor.

LEVC, ileri teknolojiye sahip elektrikli araçları ile şehir içi ulaşım trafiğinde sürdürülebilir çözümler sunuyor. LEVC, ürettiği araçlar ile teknolojik yeniliklerin ve sürdürülebilir tasarımın simgesi olarak dikkat çekerken, Türkiye’de hem bireysel hem kurumsal kullanıcıları hedef alıyor.

LEVC TX

Konforlu ulaşım LEVC TX

En ileri teknolojiyle kullanıcılarının hayatını kolaylaştırmayı hedefleyen LEVC, eCity teknolojisi sayesinde menzil kaygısı olmadan elektrikli sürüş konforu sağlayan TX modeliyle Türkiye’de yer alıyor.

LEVC TX

LEVC TX, güç aktarma sistemiyle donatılmış bir plug-in hibrit araç özelliği taşıyor. Bu sistem, 31 kWh kapasiteli bir lityum iyon batarya ve 110 beygir gücünde (81 kW) 1.5 litrelik turbo şarjlı üç silindir benzinli menzil uzatıcı motor içeriyor.  TX’in eCity güç aktarma teknolojisi, yalnızca elektrikle 78 mile (yaklaşık 125 km) kadar menzil ve jeneratör sistemi ile 330 milin (yaklaşlık 531 km) üzerinde menzil sunarak toplamda 656 km menzile sahip oluyor. Böylece sürücüler ve yolcular sıfır emisyonlu seyahat avantajlarını uzatılmış menzil rahatlığıyla sürdürebiliyorlar.

LEVC TX, benzersiz dayanıklılığa sahip elektrik üreten motoruyla tüm kullanıcılar için erişilebilirlik sağlıyor. Panoramik tavan, ferah ve aydınlık iç tasarım ile sessiz ve akıcı elektrik güç aktarımı sayesinde lüks yolculuk deneyimi sunuyor.

LEVC TX

İkonik yolcu aracı

Dünyada siyah taksi olarak bilinen TX, 70 yıl içinde en büyük dönüşümünü yaşayarak, elektrikli sürüşü sayesinde şehir içi kullanımda emisyon değerlerini en aza indiren ikonik yolcu araçlarına dönüştü.

Benzersiz silueti ve kabin içindeki sessiz sürüş deneyimiyle TX güvenli ve sürdürülebilir mobilite aracı olarak yeniden şekilleniyor. Ayrıca TX, geniş kapı açıklığı ve özel rampasıyla tekerlekli sandalye kullanan kişilerin rahatça yolculuk edebileceği konfora sahip.

LEVC TX

Türkiye’de Vista donanımıyla yer alan LEVC TX’in özellikleri arasında şunlar yer alıyor;

  • Otomatik silecekler
  • Isıtmalı arka cam
  • 9 inç dokunmatik ekran arayüzü
  • Sürücü koruma ekranı
  • Hız limitleyici
  • Otomatik hava kirliliği sensörü ve hava sirkülasyonu
  • Şarj soketi tipi – 2 / CCS, type 2 model 3 hızlı şarj kablosu (32A, 5m)
  • Geliştirilmiş 22 kW AC hızlı şarj kapasitesi
  • Şerit takip uyarısı
  • Otonom acil durum fren sistemi
  • Sürücü ve yolcu için perde hava yastıklar
  • Yan tarafa erişim rampası
  • Döner koltuk
  • İşitme cihazı döngüsüne sahip dijital sesli intercom
  • Altı yolcu koltuğu ve ikinci sırada geri çekilebilen merkez koltuk

Marketlerdeki süt ve yoğurtlar gerçek mi?

Süte yapılan hilelerin laboratuvar testleriyle tespit edildiğini ifade eden uzmanlar, fakat süt ve süt ürünlerinde yapılan taklit ya da tağşişin tat, yoğunluk, renk gibi basit fiziksel testler yapılarak anlaşılabildiğini söylüyor.

Süt ve yoğurt tüketirken dikkat etmesi gereken noktalara işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Mutlaka güvenilen markaların tercih edilmesi gerekmektedir. Alınan sütün markası, etiket bilgileri ve sertifikası çok önemlidir. Süt ve yoğurtların pastörize olup olmadığı da önemlidir. Pastörize edilmemiş sütler sağlık riski oluşturabilmektedir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisinden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, süt ve süt ürünlerinde yapılan hileleri ve bunları anlamanın pratik yollarını anlattı.

Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim

Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim

Süte su katılıyor mu nasıl anlaşılır?

Süte su katılması ile süt miktarının arttırılması ve maliyet düşürülmeye çalışılmasının hem sütün besin kalitesini düşürdüğünü hem de sağlık açısından büyük sorun teşkil edebildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Süte yapılan hileler laboratuvar testleriyle tespit edilmektedir. Fakat süt ve süt ürünlerinde yapılan taklit ya da tağşiş tat, yoğunluk, renk gibi basit fiziksel testler yapılarak da anlaşılabilir.  Doğal süt porselen bir beyazlıkta, mat ve temiz olmalıdır. Hile amacıyla su katılmış sütlerin rengi hafif mavimsidir. Yoğunluk testi yapılarak sütün saf olup olmadığı anlaşılabilir. Saf sütün yoğunluğu suyun yoğunluğundan fazladır. Bu nedenle yoğun bir kıvama sahiptir. Bir yüzey üzerinde döküldüğünde yayılma ve iz bırakmasına bakılarak süte su katılıp katılmadığı anlaşılabilir. Su katılmış sütler daha hızlı akarken; saf sütler yavaş ve iz bırakarak akmaktadır. Ayrıca saf sütün yoğunluğunun fazla olmasından kaynaklı suyun içine saf süt damlattığınızda dibe çökerken, su katılmış süt damlatılması durumunda bardaktaki su ile hemen karışır ve bulanık bir renk almasını sağlar.” dedi.

Kaymak oluşmuyorsa su katılmış olabilir

Süte su katılıp katılmadığını anlamanın en etkili yollarından birinin de kaynatarak test etmek olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Saf süt kaynatıldığında yüzeyde yoğun bir kaymak tabakası meydana getirir. Fakat su katılmış sütlerde bu durum ya az kaymak oluşmasıyla ya da kaymak oluşmamasıyla sonuçlanır. Saf sütün kendine has bir tadı mevcuttur. Süt içildiğinde sahip olduğu yoğun bir tattan ziyade daha sulu bir tat hissediliyorsa süte su katılmış demektir. Sütün karakteristik tadından yola çıkarak da su katılıp katılmadığı anlaşılabilmektedir.” diye konuştu.

 Sütlerdeki asidik reaksiyon da su var mı yok mu belli ediyor

Sütlerde asit tayininin de en önemli analizlerden biri olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, şöyle devam etti:

“Yeni sağılmış taze süt, ilk başta normal sağlıklı bir asidik reaksiyon gösterir, bu durum ilk asitlik veya doğal asitlik olarak adlandırılır. Ancak süt, bu asidik özelliği uzun süre koruyamaz. Sağım ve bekletme koşulları nedeniyle farklı mikroorganizmalar süte bulaşır. Bu mikroorganizmaların etkisiyle süt asidik seviyesinin yükselmesine neden olur. Asitlik testi laboratuvar koşullarında yapılabilmekle birlikte evde basit bir test ile de süt asitliği fiziksel olarak anlaşılabilir.  Süte karbonat eklenmesi durumunda sütte köpürme olması içindeki doğal asit dengesinden kaynaklıdır. Fakat su katılması durumunda seyrelmeden ve asitlik dengesinin bozulmasından kaynaklı köpürme oluşmayabilmektedir. Bu durumda süte su veya nötralize edecek başka maddelerin katılmış olma ihtimali vardır.”

Piyasada satılan süt ve yoğurtları alırken nelere dikkat etmeli?

Süt ve yoğurt tüketirken dikkat etmesi gereken noktalara işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, şunları kaydetti:

“-Öncelikle güvenirlilik çok önemlidir. Mutlaka güvenilen markaların tercih edilmesi gerekmektedir. Alınan sütün markası, etiket bilgileri ve sertifikası çok önemlidir.

-Ürünün taze olup olmadığını kontrol etmek için son kullanma tarihine bakılmalıdır.

-Sütün veya yoğurdun içeriğinde katkı maddesi, koruyucu veya yapay tatlandırıcı gibi istenmeyen maddelerin bulunmaması önemlidir. Eğer organik ürün aranıyorsa, sertifikalı organik ürünleri tercih edilebilir. Bu, ürünün belirli standartlara uygun olarak üretildiğini göstermektedir.

-Süt ve yoğurtların pastörize olup olmadığı da önemlidir. Pastörize edilmemiş sütler sağlık riski oluşturabilmektedir.

Ambalajın sağlamlığına dikkat edin!

-Ayrıca ürünün ambalajının zarar görmemiş ve sızdırmaz olması, taze olduğunu ve hijyenik şartlarda saklandığının da bir göstergesidir.

-Tanınmış ve güvenilir markalar genellikle kaliteyi gösterebilmektedir. Tanımadığınız markalar hakkında araştırma yaparak daha güvenli bir tercih yapılabilir.

-Sütün ve yoğurdun yağ oranı, protein içeriği ve diğer besin değerleri mutlaka kontrol edilmelidir.

-Süt ve yoğurt gibi süt ürünlerinin soğuk zincirde taşınması ve saklanması çok önemlidir. Satın alırken, ürünün soğuk tutulduğundan emin olması gerekmektedir.

-Fiyat kalite için bir kriter olmasa da çok düşük fiyatlar da ürüne hile katıldığının ve uygun olmayan koşullarda işlenmiş olabileceğini gösterebilir.”

Organik ve yerel ürünler daha güvenli mi?

Organik veya yerel işletmelerden alışveriş yapmanın, genellikle taklit veya tağşiş risklerini azaltabildiğini, ancak tamamen güvenli olduğu anlamına da gelmediğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Ne kadar sık denetimden geçerse geçsin, ürünlerin kaynağını, üreticisini ve işleme yöntemlerini dikkatle incelemek taklit ve tağşişin önüne geçebilmek için çok önemlidir. Bunun yanı sıra, yerel üreticiler bazen daha küçük ölçeklerde çalıştıkları için denetim süreçleri ve düzenlemeler büyük ölçekli üreticilere göre farklı olabilmektedir. Güvenilirlik, ürünün kaynağının, sertifikalarının ve üretim süreçlerinin yanında, tedarik edilen yerin izlediği kalite standartlarına, üretim koşullarına ve şeffaflığa da bağlıdır. Bu nedenle, organik veya yerel ürünlerden alışveriş yaparken, güvenilir sertifikaların ve etiketlerin bulunması, üreticilerin itibarı ve satış yerlerinin güvenilirliği gibi faktörlere de mutlaka dikkat edilmelidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Ford Otosan araçları artık demiryolu ile taşınacak

Ford Otosan ve Mars Logistics, sürdürülebilir ve çevreye duyarlı taşımacılıkta önemli bir adıma imza atıyor.

Ford Otosan’ın Romanya Craiova Fabrikası ile Türkiye arasındaki lojistik süreçlerini daha verimli, düşük maliyetli ve çevreci bir modele dönüştüren yeni intermodal taşıma hattı hayata geçirildi. Bu yeni sistem sayesinde Türkiye’den Romanya’ya üretim parçaları gönderilirken, Romanya’da üretilen araçlar ise demiryolu üzerinden Türkiye’ye taşınacak ve karayoluna kıyasla %63 daha az emisyon salımı hedeflenirken, lojistik süreçler daha verimli ve maliyet etkin bir hale gelecek.

Türkiye’den Romanya’ya Artan İhracat, Tedarik Zincirini Güçlendiriyor

Yeni kurulan intermodal hat, İstanbul Halkalı’ya haftada dört sefer düzenleyerek yılda yaklaşık 12.000 aracın Türkiye’ye taşınmasını sağlayacak. Aynı zamanda, üretim parçalarının Türkiye’den Craiova Fabrikası’na ulaştırılmasını kapsayan bu çevreci lojistik çözüm, Mars Logistics iş birliğiyle gerçekleştirilecek. Yeni hat sayesinde yıl sonuna kadar karayoluna kıyasla %63 oranında daha az emisyon salımı yapılması hedefleniyor.

Antifriz kullanımının püf noktası

Kış aylarında araç motorunu korumanın en iyi yolu, aracın bakımlarını ihmal etmemek ve doğru antifriz kullanmaktır.

Kış aylarında, sürücüler için en önemli konulardan biri de araçlarının motor sistemini soğuk hava koşullarına karşı korumaktır. Bu konuda en önemli çözüm araçlarından olan antifriz, motor soğutma sisteminin donmasını önlerken aynı zamanda pas ve korozyona karşı da koruma sağlıyor. Ancak, bu noktada sürücülerin doğru antifriz seçimi ve kullanımı büyük önem taşıyor.

Peki Antifriz Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?

Renk ve Tip: Antifrizler genellikle kırmızı, mavi, yeşil ve pembe gibi farklı renklerde üretiliyor. Renkler, antifrizlerin kimyasal bileşimlerini ve kullanım alanlarını belirliyor. Aracınızın üretici tavsiyelerine uygun olan antifrizi seçmek motor sağlığı için kritik öneme sahip.

Karışım Oranı: Saf antifriz tek başına kullanılmaz; genellikle su ile belirli oranlarda karıştırılıyor. Soğuk hava koşullarına göre %50 antifriz – %50 su karışımı idealdir. Aşırı soğuk bölgelerde bu oran %60 antifriz – %40 su şeklinde olabilir.

OEM (Orijinal Ekipman Üreticisi) Onaylı Ürünler: Aracınızın üreticisi tarafından önerilen veya onaylanan antifrizleri kullanmak motor ömrünü uzatacaktır.

Antifriz Kullanımında Dikkat Edilmesi Gerekenler

  1. Antifrizler belirli bir kullanım süresine sahiptir. Genellikle her 2-3 yılda bir değiştirilmesi öneriliyor. Ancak, araç üreticisinin belirttiği değişim periyotlarına uyulması önemli.
  2. Aşırı yoğun veya seyreltilmiş antifriz karışımları, motorun soğutma performansını olumsuz etkileyebilir.
  3. Antifriz eklemeden önce aracınızın radyatörünü ve soğutma sistemini kontrol ettirerek temizliğinden emin olun. Kirli bir soğutma sistemi, antifrizin etkinliğini azaltabilir.

Benzinli ve Dizel Araçlarda Güvenli Kullanım

Araçlarda 4 mevsim üstün koruma sağlayan Antifiriz, oto temizliği ve bakımında profesyoneller çözümler sunuyor. Antifrizin zamanla özelliklerini kaybetmesi veya eksilmesi motor arızalarına yol açabiliyor. Bu dönemlerde soğutma sistemi sıvı seviyelerini kontrol edip, antifriz seviyesini uygun olacak şekilde ayarlamak gerekiyor. Ayrıca sıcak havalarda da su kaynatmaya karşı etkili oluyor. Düşük sıcaklıklarda karışım oranına bağlı olarak, donmaya karşı tam koruma sağlıyor.

Expert by Fakir Radyatör Antifiriz

Doğan Trend’den KYMCO, Aprilia ve Suzuki markalarına özel kampanya

Doğan Trend, 2025 yılı için Kick Start kampanyasını duyurdu. Kampanya kapsamına KYMCO, Aprilia ve Suzuki’nin seçili modelleri dâhil oluyor.

Kick Start kampanyasına Tayvan merkezli, sağlamlığıyla öne çıkan motosiklet markası KYMCO’nun, scooter ve maxi scooter segmentindeki güçlü modelleri, cazip fiyatlarla motosiklet tutkunlarının beğenisine sunuluyor. 1000 adet teslime hazır motosiklet Doğan Trend’in Türkiye genelindeki 46 yetkili satıcısında müşterilerle buluşuyor. Ayrıca KickStart’lı ürünler; Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) Doğan Trend tarafından ödenmiş olarak, uygun ödeme koşulları ve avantajlı fiyat etiketiyle motosiklet severlerle buluşuyor. Kampanya dahilinde KYMCO, Aprilia ve Suzuki markalarının çeşitli modelleri öne çıkıyor.

sürüşlerinde üstün bir deneyim sunuyor. 5 yıla kadar garanti ve uygun ödeme seçenekleriyle ön plana çıkan model, motosiklet tutkunlarının ilgisini çekiyor. KYMCO DTX 250 peşin alımlara özel 239 bin TL veya 9 ay taksitli ödeme seçeneğiyle KYMCO yetkili satıcılarında sergileniyor.

Doğan Trend Motosiklet’ten MTV dsteği ve hemen teslim avantajı

Doğan Trend Motosiklet’ten alınan KYMCO motosikletlerin ilk 6 aylık Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV), kampanya kapsamında Doğan Trend Motosiklet tarafından karşılanıyor. Ayrıca, kampanyadaki seçili modeller, plaka ve ruhsat işlemleri tamamlanmış şekilde bayilerde hazır bulunuyor ve satın alındıktan sonra hemen teslim ediliyor.