Yazılar

Ramazan’da beslenemeye dikkat!

Ramazan ayının gelmesiyle beslenme konusunda pek çok sorunun gündeme geldiğine dikkat çeken VM Medical Park Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Nimet Kültekin, “Ramazan ayında öğün sayısının azalması, öğünler arasındaki saatlerin uzaması ve buna bağlı olarak su ve mineral kayıpları, metabolizmada değişikliklere neden olabilir. Öğünlerin atlanmaması, sahur ve iftarın düzenli bir şekilde yapılması metabolizma hızını korumak için önemlidir” dedi.

VM Medical Park Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Nimet Kültekin, Ramazan ayında nasıl beslenmemiz gerektiği konusunda bilgilendirmede bulundu.

Dyt. Nimet Kültekin

Dyt. Nimet Kültekin

SAHUR MENÜSÜ

Sahurun Ramazan ayındaki en önemli öğünlerden biri olduğunu belirten Dyt. Nimet Kültekin, “Sahura kalkmamak kan şekerinin düşmesine ve gün içinde halsizlik, sinirlilik gibi sorunlara yol açabilir. Kişi gün içerisinde susuzluğunu artıracak kızartma, hamur işleri, tatlılar, tuzlu ve baharatlı yiyeceklerden kaçınmalarıdır. Kişi gün içerisinde tok tutan, protein ve lif oranı yüksek besinler tercih etmelidir” diyerek, şu örnek menüyü paylaştı:

  • 1 adet haşlanmış yumurta
  • 1-2 dilim beyaz peynir
  • 2 tam ceviz içi
  • 2-3 ince dilim tam tahıllı ekmek
  • 1 porsiyon meyve
  • Domates, salatalık, yeşillik
  • 1 su bardağı tarçınlı süt
  • Bol su

İFTARDA NELERE DİKKAT EDİLMELİ

Uzun süre aç kalan mideye bir anda fazla yemek yüklenmenin hazımsızlığa sebebiyet verdiğini vurgulayan Dyt. Nimet Kültekin, bu durumun önlenmesi için dikkat edilmesi gerekenleri şöyle paylaştı:

  • İftar su ile açılmalı, eğer kişi iftarını hurma veya zeytin ile açmak istiyorsa da 1 küçük hurma veya zeytin sonrasında çorbayla devam etmek gerekir.
  • 10-15 dakika ara verip mideyi biraz dinlendirdikten sonra, mideye yüklenmeden yemekleri iyice çiğneyerek devam edilmelidir.
  • Kızartmalar, kavurmalar, yağlı besinler, aşırı baharatlı ve tuzlu besinler, tatlılar kişinin mide problemi yaşamasına ve kilo alımına yol açabilir. Bu yüzden bu gıdalardan olabildiğince uzak durmak veya porsiyon kontrolü dâhilinde tüketmek gerekir.
  • İftar ile sahur arasına eklenecek ara öğün yavaşlamış metabolizmaya destek olacaktır. 1 -2 porsiyon meyve ile beraber bir bardak süt veya yoğurt hem gerekli besin ögesi alımını hem de metabolizmayı destekler.
  • Gün içinde susuz kalan vücudu toparlayabilmek için iftar ile sahur arasında en az 2-2.5 litre su içilmelidir.

ÖRNEK İFTAR MENÜSÜ

  • 2 su bardağı su
  • 1 küçük hurma
  • 1 kâse çorba
  • 10 dakika ara
  • 3-4 köfte kadar et/tavuk/balık
  • 3-4 yemek kaşığı sebze yemeği
  • 2 kaşık yoğurt veya 1 bardak ayran
  • Az yağlı salata
  • 1-2 dilim tam tahıllı ekmek veya 1-2 dilim pide (25-50 gr)

RAMAZAN’DA RİSK ALTINDA OLAN BİREYLER

Dyt. Nimet Kültekin, bazı bireylerin oruç tutmadan önce doktora danışması gerektiğini belirterek şu gruplara dikkat çekti:

  • Hamileler ve emziren anneler
  • Diyabet hastaları
  • 65 yaş üstü bireyler
  • Kronik ilaç kullananlar
  • Gelişme çağındaki çocuklar
  • Diyaliz hastaları
  • Sindirim sistemi problemi olanlar

Dyt. Nimet Kültekin, “Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilirse hem sağlıklı bir oruç tutulabilir hem de kilo kontrolü sağlanabilir. Bireysel beslenme planı için bir uzmandan destek alınması önerilir” diyerek Ramazan’da sağlıklı beslenmenin önemini vurguladı.

Gregory J. Gbur “Düşen Kedigiller ve Temel Fizik”

Kediler her zaman dört ayak üzerine düşer—peki ama nasıl? Amerikalı yazar ve fizikçi Gregory J. Gbur, Düşen Kedigiller ve Temel Fizik adlı kitabında, fizik tarihinin en ilginç bilmecelerinden biri olan bu sorunun peşine düşüyor. Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan kitap, kedilerin akrobatik hareketlerinin temel fizik yasalarıyla olan bağlantısını keşfe çıkıyor. 19. yüzyıldan günümüze kadar bilim insanlarının kedilerin düşme mekanizmasını anlamak için yaptıkları çalışmaları ele alan Düşen Kedigiller ve Temel Fizik, kedi refleksinin dönme dinamiği, momentum korunumu ve hatta uzay araştırmalarıyla olan şaşırtıcı bağlantılarını ustalıkla işliyor.

Akne sorununa karşı 3 önemli öneri!

Günümüzde en sık görülen cilt hastalıkları arasında yer alan akne, diğer adıyla sivilce, ergenlik döneminin kabusu olarak bilinse de aslında erişkinlerde de yaygın görülen bir hastalık. Öyle ki yetişkinlerin, özellikle de 25 yaş ve üzerindeki kadınların yaklaşık 20’si, bir başka deyişle her 5 kadından biri, akne sorunu yaşıyor.  Genetik, hormonal ve çevresel faktörler neden olurken, hatalı alışkanlıklar da akneyi artırabiliyor. Akne hafif bir cilt sorunu olarak görülse de ağrılı kist ve nodüller ciltte kalıcı izler ile lekelerin oluşumuyla sonuçlanabiliyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Özlem Akın Çakıcı, bu nedenle aknelerin erken dönemde tedavi edilmesinin son derece önemli olduğuna dikkat çekerek, “Tedaviye erken başlamak, aknenin ilerlemesini ve kalıcı iz ile leke bırakmasını önleyebiliyor. Tedaviden etkin sonuç alabilmek için ilaçları hekimin önerdiği şekilde ve sürede, düzenli olarak kullanmalı. Unutulmamalı ki akne tedavisi emek ve sabır istiyor; ilaçların düzenli bir şekilde kullanılması ‘tedavi işe yaramadı’ düşüncesiyle asla bırakılmaması gerekiyor. Ayrıca akne dinamik yapısı gereği tekrarlayıcı inflamatuar bir hastalık olduğu için çeşitli topikal veya sistemik tedavilerle uzun süre kontrol altında tutulabilse de çoğu hastada hafif ya da şiddetli alevlenmeler gelişebiliyor. Tetikleyici faktörleri iyi tanımak ve alışkanlıklarımızı bunlardan kaçınacak şekilde değiştirebilmek, tedavinin başarısında önemli bir etkeni oluşturuyor” diyor.

Dr. Özlem Akın Çakıcı

Dr. Özlem Akın Çakıcı

Alın, çene veya sırt bölgesinde… Hangi bölgede neye işaret ediyor?  

Akne, özellikle yüz, sırt, göğüs ve omuzlarda görülen; ciltteki yağ salgısının artması, kıl foliküllerinin tıkanması ve bakterilerin çoğalması sonucunda gelişen iltihabi bir hastalık. Akne beyaz noktalar, kırmızı kabarıklıklar ve ağrılı kistler gibi farklı lezyonlarla kendini gösterebiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Özlem Akın Çakıcı, vücutta  görüldüğü bölgelere göre aknenin farklı tetikleyicileri olabildiğine işaret ederek,  sözlerine şöyle devam ediyor: “Örneğin, alın, saçlı deri ve ense bölgesinde lezyonların belirgin olması foliküllerin tıkanmasına yol açan yağlı saç ürünlerinin kullanımına, bölgede mekanik travma ve terlemeye neden olan şapka ve kask gibi aksesuarlara bağlı gelişebiliyor. Çene bölgesinde yoğunlaşan lezyonlar kadın hastalarda hormonal bozukluklara işaret edebiliyor. Sırt ve kalça gibi bölgelerdeki dirençli aknelerde ise aşırı terleme, derinin nemli bırakılması ve dar kıyafetler akla gelebiliyor. Yine mesleki nedenli uzun süre oturan kişilerde ve hareketi kısıtlayıcı rahatsızlıklar sebebiyle uzun süreli yatan kişilerde bası altında kalan bölgelerde ve diş tedavileri sonrası ağız çevresinde mekanik travmaya bağlı da akne gelişebiliyor”

AKNEYE KARŞI 3 ÖNEMLİ ÖNERİ!

Akne oluşumunu önlemek veya var olan akneleri hafifletmek için cilt bakımına dikkat etmek, sağlıklı beslenmek, bazı hatalı alışkanlıklardan uzak durmak gerekiyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Özlem Akın Çakıcı, akne oluşumuna karşı almanız gereken önlemleri şöyle anlatıyor:

Doğru cilt bakımı alışkanlıkları edinin

  • Alkali sabunlarla ve sık aralıklarla cilt temizliği yapmak derinin pH’ını değiştirerek akne gelişiminde rol oynayan bakterilerin artışına, deri bariyerinin bozulmasına ve yağ bezlerinin daha fazla çalışmasına yol açabiliyor. Dolayısıyla cildinizi günde en fazla 2 kez, cilt pH’ına uygun jel ya da köpük formunda bir                    temizleyici ile yıkayın.
  • Yüzü sert cisimler ile ovalamak ya da yıkamak mekanik travma ile inflamatuar lezyonları arttırabiliyor.  Bu nedenle cildinizi tahriş eden sert peelingler kullanmayın.
  • Yağ bazlı nemlendiriciler, kapatıcı özellikteki pudra, fondöten gibi kozmetik ürünler gözenekleri tıkayarak akne oluşumuna neden olabiliyor. Yağsız, komedojenik olmayan (gözenekleri tıkamayan) ürünler kullanın.
  • Kuruluk yağ üretimini artırabildiği için cildinizi kurutmayın, düzenli olarak su bazlı ürünlerle nemlendirin.
  • Makyaj uygulamasında kullandığınız fırça ve süngerlerinizi düzenli olarak temizleyin.

Sağlıklı bir beslenme rutini oluşturun

  • Beyaz ekmek, pirinç, mısır, patates, şekerli içecekler gibi yüksek glisemik indeksli gıdalar insülin seviyelerini artırarak derideki yağ üretimini tetikleyebiliyor. Bu nedenle tam tahıllar ve sebzeler gibi düşük glisemik indeksli besinler tüketin.
  • Akne oluşumuna katkıda bulunan süt ve süt ürünlerini fazla tüketmekten kaçının.
  • Peynir altı suyu ve kazein içeren protein tozlarından kaçının.

 Yaşam tarzınızı düzenleyin

  • Yetersiz uyku stres hormonlarının düzeyini artırarak akneyi şiddetlendirebiliyor. Kaliteli ve yeterli uyumaya özen gösterin.
  • Stres hormonu olan kortizol akneyi tetikleyebildiği için stresi kontrol altına almaya çalışın.
  • Makyaj artıkları, saç bakım ürünleri ve çeşitli bakterilerin birikebilmesi nedeniyle yastık kılıfınızı haftada 1-2 kez değiştirin.
  • Egzersiz sonrasında yüzünüzü ve vücudunuzu yıkayın, ıslak kalmasını önleyin.
  • Derideki kıl köklerinde mekanik travmaya ve terleme artışına neden olabilen dar ve sentetik kıyafetlerden kaçının.

Tedavi hastaya özel planlanıyor

Aknenin tedavi şeması, aknenin şiddetine ve tutulum alanına, hastanın yaşı ile tercihine göre planlanıyor.  Tedavide amaç,  olabildiğince erken müdahale ederek  aknenin yoğunluğunu azaltmak ve oluşturacağı uzun vadeli sorunların önüne geçmek. Hafif ve orta dereceli aknelerde krem tedavilerine başvuruluyor.  Orta ve şiddetli aknelerde veya cilde uygulanan kremlerin yetersiz kaldığı durumlarda sistemik antibiyotikler, hormonal tedaviler (doğum kontrol hapları, antiandrojenler) ve bazı ağızdan alınan ilaçlar faydalı oluyor.  

Akne izleri bu yöntemlerle hafifletiliyor

Dermatoloji Uzmanı Dr. Özlem Akın Çakıcı, hafif ve orta dereceli aknelerdeki yüzeyel akne izlerinde ve renk tonu düzensizliğinde; salisilik asit, glikolik asit veya triklorasetik asit içerikli peelinglerin hekim kontrolünde uygulanabileceğini belirtiyor. Lazer ve ışık sistemleri ile diğer enerji bazlı yöntemlerin akne izlerinin tedavisinde en sık tercih edilen yöntemler olduğunu aktaran Dr. Özlem Akın Çakıcı, “Akne tablosunda en çok yoğun pulse ışık kaynakları (IPL), pulse dye lazer, fraksiyonel lazer ve iğneli radyofrekans yöntemlerine başvuruluyor” diyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Özlem Akın Çakıcı, mikroiğneleme (Dermapen, dermaroller) ve plateletten zengin plazma (PRP) gibi işlemlerin de akne izlerini hafifletmek ve cildin kolajen üretimini desteklemek amacıyla uygulanabildiğini sözlerine ekliyor.

Hadise’nin yeni albümünün İlk Parçası “Fırtınam”

Hadise, ‘’Fırtınam’’ ile müzik yolculuğunun yeni bir başlangıcını işaret ediyor. Sanatçı, 2019’dan beri hayatında yer alan bu parça için doğru zamanın şimdi olduğunu düşündü ve gelecek albümünün ilk teklisi olarak yayınlamaya karar verdi.

Aranjmanda Denizkan Boz ile yapılan iş birliği şarkıyı daha da güçlü bir hale getiriyor. Elcil Gürel Göçtü’nün bestesi ile ‘’Fırtınam’’ farklı bir boyut kazanıyor. Sözleri Nehir Kıyıcı tarafından yazılan parça, Hadise ve Nehir’in 2017’deki “Sıfır Tolerans” sonrası ikinci iş birliği olma özelliği taşıyor.

Hadise, ‘’Fırtınam’’ ile önceki şarkılarında da karşılaştığımız gibi, kadınları güçlendiren bir mesaj veriyor. Müzik kariyerinde, kendine güvenen kadın imajı ve cesur tavırlarıyla tanıdığımız sanatçı yeni şarkısında bir ilişkiden ayrılırken güçlü ve cesur olmayı anlatıyor.

Gelecek vaat eden sporcular arasında

Gelecek vaat eden yetenekleri keşfetmeyi hedeflenen Champions of the Future Academy (Geleceğin Şampiyonları Akademisi) serisinde yarışmaya hazırlanan başarılı milli karting sporcusu Ayşe Çebi, ilk sınavını bu ay sonu Portekiz’de verecek.

2023 ve 2024 sezonlarında ülkemizi Avrupa pistlerinde başarıyla temsil eden 16 yaşındaki milli sporcu Ayşe Çebi, F1 Academy tarafından desteklenen Champions of the Future Academy (Geleceğin Şampiyonları Akademisi) serisini takip etmeye hazırlanıyor.

28 ayrı ülkeden 10’u kadın toplam 36 sporcunun yer aldığı OK-N Senior kategorisinde mücadele edecek temsilcimiz, ilk olarak 28 Şubat-02 Mart tarihlerinde Portekiz’de Portimao pistine çıkacak.

 6 ayrı ülkede 6 yarış

Dünyanın dört bir yanındaki üst düzey pistlerde koşulacak 6 ayaktan oluşan seri, Portekiz’in ardından İspanya, İtalya, Macaristan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde devam edecek. Tüm yarışları global motorsporları platformu Motorsport TV üzerinden canlı olarak yayınlanacak olan seri, sporculara eşit şartlarda yarışma ve gruplarında en yetenekleri isimleri belirleme fırsatı sunuyor.

F1 takımları takip edecek

3 ayrı kategoride farklı ülkelerden toplam 108 sürücünün katıldığı serinin en önemli özelliği ise F1 Academy ve Formula 1 takımlarının yöneticilerinin tüm sezonu takip edecek olması… Gelecek vaat eden yetenekleri keşfetmeyi hedeflenen projede, kadın sürücüler F1 Academy testlerine katılma ve takımlara kendilerini kanıtlama şansı da bulacaklar.

Hedef İlk 10 içerisinde bitirmek

Ayşe bu zorlu mücadele öncesinde serinin kendisi için çok büyük bir deneyim olacağını belirterek, “Bu seride Fausto İppoliti’nin başında olduğu tecrübeli bir ekip ile çalışacağım ve iyi işler çıkaracağımızı düşünüyorum. Katılımcı listesi açıklandı ve çok üst düzey pilotlar var. Bugüne kadar farklı yarışlarda yarıştığım pilotlar, ama şimdi hepimiz aynı seride buluştuk. Daha önce hiç yarışmadığım pistlerde yarışma imkanı da bulacağım serideki hedefim sezonu ilk on içinde tamamlamak.” dedi.

“Başkan” duygularımı dile getirdi

EGE yeni teklisi “Başkan” da sosyal medyada yaptıkları çalışmalarla dikkat çeken Fabrika Müzik grubuyla iş birliği yaptı. Sözü müziği Ege’ye düzenlemesi Ozan Gülek’e ait “Başkan” T-Ekspres Prodüksiyon etiketiyle tüm dijital platformlarda yayına açıldı.
Erol Temizel’in Dolby Atmos master olarak hazırladığı şarkının mix ve mastering’i Ozan Gülek tarafından yapıldı.
Beyoğlu ve civarında son derece doğal, sıcak ve samimi görüntülerden oluşan, 50 kişilik bir ekibin çalıştığı, Fabrika Müzik üyelerinin de rol aldığı video klibin yönetmenliğini Ferit Çetinkaya üstlendi.

Ege yeni şarkısı “Başkan” için duygularını şöyle dile getirdi:
“Bazı şarkılar vardır kendi karakteri ve kimliği olan: Sen unutmak istesen de gelir ya uykunun ortasında kulağına mırıldanır ya da akşam vakti yağmur olur. Kar olur. Pencereye vurur. Tarzım değil diyerek unutmaya çalıştım Başkan da öyle bir şarkı Ben ondan kaçtıkça o bana koştu Ben Saklandım saklandığım yerden gelip beni buldu. Ve istedim ki yeni sesler, yeni yüzler, yeni enerjilerle Hayat bulsun. Tam da bu dönemde Fabrika Müzikle tanıştım; onların naif, zarif ve asil ruhlarına öyle yakıştı ki şarkımız… Dilerim sizin de kalbinizde yer bulur Başkan.”

Türkiye’de online alışveriş pazarı şaşırtacak şekilde artarak büyüyor!

ORTALAMA BİR BİREY ONLİNE ALIŞVERİŞ İÇİN 27.382 TL HARCADI. BİR YILDA 29 KERE ALIŞVERİŞ YAPAN BİREYLERİN ORTALAMA SEPET DEĞERİ 942 TL.  

Global dünyanın lider araştırma şirketi Ipsos tarafından gerçekleştirilen IPSOS E-TİCARET PANELİ verilerine göre 2024 yılı itibarıyla Türkiye’de online alışveriş harcamalarının, bir önceki yıla göre neredeyse iki katına, dört yıl öncesine kıyasla yaklaşık on katına çıktığı izlenmektedir. Grafik çizgisi yükselerek büyüyen pazarda ki çarpıcı artış, dijitalleşmenin hız kazanması, tüketici alışkanlıklarının değişimi ve e-ticaret platformlarının sunduğu çeşitli avantajların bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Özellikle pandemi sonrası dönemde, tüketicilerin online alışverişe yönelmesi, bu alandaki büyümeyi tetikleyen en önemli faktörlerden biri olmuştur. Ayrıca, mobil uygulamaların ve sosyal medya platformlarının etkisiyle, alışveriş deneyiminin daha erişilebilir ve kullanıcı dostu hale gelmesi, online harcamaların artışını destekleyen ayrı bir dinamik olarak görülebilir.

Bununla birlikte, online alışveriş harcamalarındaki bu yükseliş, genel enflasyon oranlarının üzerinde gerçekleşerek, ekonomik dinamiklerin ve tüketici taleplerinin seyrini etkileyen önemli bir gösterge olarak da kabul edilebilir. Tüketicilerin artan güveni ve dijital ödeme sistemlerinin yaygınlaşması, bu trendin devam edeceğine işaret etmektedir. Sonuç olarak, Türkiye’deki online alışveriş pazarının büyümesi hem ekonomik hem de sosyal açıdan dikkate değer bir gelişim göstermekte ve gelecekteki potansiyeline ışık tutmaktadır.

Ipsos

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI; 

Türkiye’de 2024 yılında online alışveriş için harcanan para geçen yıla göre neredeyse iki katına, dört yıl öncesine kıyasla ise yaklaşık 10 katına çıktı.

Böylelikle harcama artışı geçen sene de olduğu gibi yine enflasyonun üzerinde gerçekleşti. 2024 yılı, son üç yılın en sık alışveriş yapılan dönemi oldu. Bu sene online alışverişçiler daha sık alışveriş yaptılar. Son bir senede ortalama 13 günde bir online alışveriş yapıldı! Online alışverişçilerin yaptığı 100 sepetin 30 tanesinde hızlı tüketim ürünleri (HTÜ) (gıda, içecek, kişisel bakım ve temizlik) , 70 tanesinde ise diğer ürünler bulunmakta. 2024 yılında HTÜ ürünlerin sepetlerde bulunma oranı azalırken alışveriş yapan birey oranı sabit kaldı. Harcama dağılımında ise hızlı tüketim ürünlerine %14 pay ayrıldı.  HTÜ ürünleri harcamasından içecek ve atıştırmalık ürünler, aldıkları payı artırırken hala cilt bakım ürünleri harcamanın en yüksek olduğu kategori. “Moda – Aksesuar, Beyaz Eşya – Mutfak Ürünleri” ise diğer kategoriler içerisinde harcama payı yüksek olan kategoriler olmaya devam ediyor. E-ticaret dünyası özellikle yılın belli dönemlerinde yaptıkları kampanyalar ile tüketiciyi daha fazla satın alıma yönlendiriyor. 2024 yılında harcama davranışlarında değişim Eylül ve Aralık aylarında görüldü. Eylül’de okulların açılması, Aralık ayında ise kampanyaların etkisi göze çarpıyor. Alışveriş platformları arasında harcama dağılımında yaklaşık %70 paya sahip olan ‘pazar yerleri’ büyümeye geçmiş yıllara kıyasla daha düşük oranda katkı sağladı. Ortalama üzerinde harcama artışı olan platformlar elektronik, giyim, züccaciye ve HTÜ ürünleri satan ve fiziksel mağazaları da olan kanallar oldu.

Erhan Bilgin “Kayıp Mühendis”

Çalışmalarını edebiyat, antropoloji ve kültür alanında sürdüren Erhan Bilgin’in ilk romanı Kayıp Mühendis, Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı!
Ülkenin en yüksek kademelerinde dönen devasa bürokrasi çarkının içinde kaybolan bir mühendisin ve onun izini süren bir avukatın hikâyesini anlatan roman, korku ve dehşetin tuzakları arasında kaybolan gerçeklerin izini sürüyor. Devleti yöneten güçlerin yüzleşilmez sırları ve adaletin çiğnendiği, insan haklarının görmezden gelindiği karanlık bir dünya açığa çıkarken Kayıp Mühendis, 2003 Irak Savaşı’nın perde arkasında şekillenen entrikaları, gölgeler arasında kaybolan idealleri ve devlete meydan okuyanların cesaretini anlatıyor.

Ahmet Yiğider “Karınca Yuvası”

Ahmet Yiğider’in “Karınca Yuvası” isimli sergisi 27 Şubat’ta CerModern’de kapılarını açıyor. Dilek Karaaziz Şener küratörlüğünde gerçekleşecek sergi 23 Mart’a kadar izleyicilere çok yönlü bir duygusal deneyim sunacak. Metal ve bez kullanılarak üretilen dev boyutlu heykelin spiral planı içinde gezinecek olan izleyiciler, karınca kokusunu hissedecek ve buna bir ses efekti eşlik edecek.

“Karınca Yuvası” koku ile gelen “tam-sosyal” bir canlı birlikteliğine odaklanıyor

Sanatçı Ahmet Yiğider, karıncaların sosyal davranış gösteren süper organizma olmaları ve bunun kokuyla ilişkisi üzerine bilim ve sanat sentezli çalışmalar yürütmektedir. Karıncaların avlanma, besin bulma, stoklama, güvenliği sağlama, savaşma, sosyal kurallara uyum ve uymayanları cezalandırma eylemleri; feromon salgılanması ve karşı tarafın bunu algılamasıyla sağlanır. Yiğider, tasarladığı cam tüp içindeki kokusuz deney alanlarında karıncaların farklı stres seviyelerinde etkileşimleri gözlemekte ve tüp içerisine yayılan uçucu molekülleri hem duyusal hem de analitik kimya yöntemleriyle inceleyerek moleküler bileşimini anlamaktadır. Karıncanın vücut dokusunda gerçekleştirdiği moleküler ayrıştırmada 1000’den fazla çeşitte molekülün bilgisine ulaşmıştır. Yiğider’e göre bu bilgi, doğanın dev bir ansiklopedisini temsil ediyor.

Zayıf bağışıklık sisteminin habercisi olabilir!

Soğuk havalarda, kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirmek ve okulların açık olması gibi faktörler nedeniyle çocuklarda bulaşıcı hastalıklar daha sık görülüyor. Dolayısıyla, çocuklarda vücudu enfeksiyonlar ile zararlı mikroorganizmaların yol açtığı hastalıklara karşı koruyan bağışıklık sisteminin güçlü olması büyük bir önem taşıyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Emel Kabakoğlu Ünsür, bağışıklık sistemleri henüz tam olarak gelişmediği için çocukların yetişkinlere göre daha sık hastalanabildiklerini belirterek, “Çocukların yılda birkaç kez soğuk algınlığı ve grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmeleri normal kabul edilmektedir. Ancak enfeksiyonların çok sık ve ağır yaşanması zayıflayan bağışıklık sisteminin önemli bir işareti olabilir” diyor. Çocuklarda bağışıklık sisteminin zayıfladığına işaret edebilen 8 önemli sinyali anlatan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Emel Kabakoğlu Ünsür, bu belirtiler sürekli hale gelirse mutlaka bir doktora başvurmak gerektiği uyarısında bulunuyor.

Doç. Dr. Emel Kabakoğlu Ünsür

Doç. Dr. Emel Kabakoğlu Ünsür

Sık geçirilen enfeksiyon

Çocuklar yılda birkaç kez soğuk algınlığı geçirebiliyorlar. Ancak enfeksiyonların çok sık ve ağır yaşanması, uzun sürmesi zayıf bir bağışıklığa işaret edebiliyor.

Sık sık sindirim problemleri yaşamak

Bağışıklık sisteminin büyük bir kısmı bağırsaklarda bulunuyor. Dolayısıyla sürekli ishal, kabızlık veya mide sorunları yaşamak zayıf bağışıklığın sinyali olabiliyor.

Yorgun ve halsiz hissetmek

Sürekli yorgun ve halsiz hissetmek bağışıklık sisteminin zorlanmasından kaynaklanabiliyor.

Cilt problemleri

Sık görülen cilt enfeksiyonları, mantar hastalıkları veya egzama gibi sorunlar, zayıflayan bağışıklık sisteminin belirtileri arasında yer alıyor.

Lenf bezlerinde oluşan şişlik

Lenf düğümleri bağışıklık sistemi hücreleri içeriyorlar. Dolayısıyla sürekli şişen ve hassas olan lenf bezleri vücudun enfeksiyonlar ile yeterince başa çıkamadığını gösterebiliyor.

Tekrarlayan kulak, sinüs ve akciğer enfeksiyonları

Yılda birkaç kez zatürre, bronşit, kulak iltihabı veya sinüzit geçirmek bağışıklık sisteminin zayıf olmasından kaynaklanabiliyor.

Yaraların geç iyileşmesi

Yaraların geç iyileşmesi de bağışıklık hücrelerinin yeterince çalışmadığının habercisi olabiliyor.

İştahsızlık ve kilo kaybı

Bağışıklık sistemi zayıfladığında iştahsızlık, kilo kaybı veya büyüme ile gelişim geriliği görülebiliyor.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİREN 8 ÖNEMLİ ÖNERİ

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Emel Kabakoğlu Ünsür, çocukların bağışıklık sistemini güçlendiren önerileri şöyle sıralıyor:

Dengeli ve sağlıklı beslenmesi çok önemli!

Çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için meyve ve sebzeler, protein kaynakları ile probiyotikler açısından zengin bir beslenme programı oluşturmak büyük bir önem taşıyor.

Meyve ve sebzeler: Antioksidanlar, vitaminler ile mineraller açısından zengin olan meyve ve sebzeler bağışıklık sistemini güçlendiren etkiye sahipler. Bu nedenle, çocuklar özellikle C vitamini (mevsimine göre portakal, çilek, kivi vs) ve A vitamini (havuç, tatlı patates vs) içeren gıdaları düzenli olarak tüketmeliler.

Protein kaynakları: Yumurta, balık, tavuk, kırmızı et ile baklagiller gibi protein kaynakları, hücre onarımı ve güçlü bir bağışıklık sistemi için gerekiyor.

Probiyotikler: Yoğurt ve kefir gibi probiyotik içeren gıdalar bağırsak sağlığını destekliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Tam tahıllar: Lif açısından zengin tam tahıllar (Gluten hassasiyeti ya da çölyak hastalığı yoksa), bağırsak sağlığını koruyor ve dolaylı olarak bağışıklığı destekliyor.

Yeterli süre uyumasını sağlayın

Yaşlarına göre değişmekle birlikte, genellikle 8-12 saatlik kaliteli bir uyku çocuklarda bağışıklık sisteminin güçlenmesinde önemli bir role sahip. Zira, uyku sırasında vücut kendini onarıyor ve bağışıklık hücreleri yenileniyor.

Ellerini düzenli yıkama alışkanlığı kazandırın

Ellerin sık sık sabun ve suyla doğru şekilde yıkanması, enfeksiyonların önlenmesinde kritik rol onuyor. Dolayısıyla çocuklara özellikle yemek öncesinde ve sonrasında, tuvalet ihtiyacının ardından el yıkama alışkanlığı kazandırılmalı.

 Aşılarını mutlaka yaptırın

Grip, zatürre, rotavirüs ve boğmaca gibi aşılarının tam olması çocukların bağışıklık sistemlerinin güçlenmesine ve hastalıklara karşı korunmalarına yardımcı oluyor.

İhtiyaç halinde vitamin ve mineral takviyesi alın

Özellikle D vitamini ve çinko gibi vitamin ile mineraller  bağışıklık sistemi için çok önemli. Doç. Dr. Emel Kabakçıoğlu Ünsür, “Çocukların güneş ışığından yeterince faydalanmaları gerekmektedir. Ayrıca, ihtiyaç halinde doktor önerisiyle D vitamini ile çinko takviyesi almak faydalı olabilir. Ancak her çocuğun ihtiyaçları farklı olduğu için özellikle takviye konusunda mutlaka doktora danışılmalıdır” bilgisini veriyor.

Düzenli egzersiz ve oyun şart

Düzenli egzersiz ve oyun, çocukların bağışıklık sistemini güçlendiren bir başka önemli etkeni oluşturuyor. Özellikle açık havada yapılan aktiviteler hem fiziksel hem zihinsel sağlığı destekliyor.

Bol bol su içtiğinden emin olun

Su, vücuttaki toksinlerin atılmasına ve bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına yardımcı olduğu için çocukların yaşlarına göre yeterli miktarda su içmeleri gerekiyor.

Huzurlu ve sevgi dolu bir ortam sağlayan

Çocuklarda stres bağışıklık sistemini zayıflatabiliyor.  Dolayısıyla aile içinde huzurlu ve sevgi dolu bir ortam oluşturmak, duygusal ihtiyaçlarını karşılamak çocukların güçlü bir bağışıklık sistemi için önem taşıyor.