Yazılar

Ramazan ayında sağlıklı beslenme önerileri

Ramazan ayında beslenme düzeni, sağlıklı kalmak ve oruç tutarken enerjik hissetmek için oldukça önemlidir. Doğru beslenme; gün boyunca açlık, susuzluk, halsizlik gibi sorunları azaltmaya yardımcı olur ve sindirim sistemi rahatsızlıklarının önüne geçer. Memorial Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Büşra Şen, sahur ve iftar vakitlerinde sağlıklı beslenme için dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı.

Uz. Dyt. Büşra Şen

Uz. Dyt. Büşra Şen

Siyez unu ve karabuğdaylı yiyecekler tok tutuyor

Sahur, gün boyunca tok kalmayı sağlamak ve kan şekerini dengede tutmak için çok önemlidir.  Sahurda tüketilecek bazı gıdalar günü çok acıkmadan ve enerjik geçirmenize yardımcı olur.

  • Siyez unlu ekmek, karabuğday unlu makarna gibi uzun süre tok tutan kompleks karbonhidratlar tüketin.
  • 1 yumurta ve 1 dilim az tuzlu peynir ile protein ihtiyacınızı karşılayın.
  • Ceviz, badem, avokado gibi sağlıklı yağlar ile gün içerisindeki tokluk sürenizi uzatın.
  • Susuzluğu en aza indirmek için 2 bardak su içmeyi ve tuzlu besinlerden kaçınmayı ihmal etmeyin.

İftarda tabağınızın yarısı sebze ve salata olsun

İftarda birden mideye yüklenmek yerine dengeli ve yavaş yemek önemlidir. Bu şekilde sindirim sorunlarının ve kilo alımının önüne geçmek mümkün olabilir.

  • İftarınızı 2 hurma ya da 1 kepçe sebze çorba ile açın ve 15 dakika bekleyin.
  • Yeterli lif alımını sağlayabilmek için tabağınızın yarısını mutlaka sebze ya da salatadan oluşturmaya özen gösterin.
  • Fırında sulu köfte ya da mantarlı hindi sote gibi protein kaynaklarına öğününüzde yer vermeyi ihmal etmeyin.
  • Hızlı yemek mideyi zorlar, porsiyonları küçük tutarak yavaş yiyin. Masada 20 dakika oturmaya özen gösterin.
  • Kilo alımına neden olabilecek kızartmalar ve şerbetli tatlılardan kaçının. İftardan sonra ara öğün olarak nar, yaban mersini ya da kivi gibi antioksidan meyveler ile kombine edilmiş çiğ badem ya da elma konsantresi ile tatlandırılmış şeker ilavesiz meyveli sütlü tatlı tercih edilebilir.
  • Hazımsızlığı önlemek için yemeklerinize kimyon ekleyebilir ve yemeklerden sonra 1 fincan sıcak suda kimyon tohumu ile 15 dakika demlenmiş rezene çayı tüketebilirsiniz.
  • Ayrıca iftardan 1 saat sonrasında yapılacak hafif tempolu yürüyüşler hem kan şekerinizi dengeleyecek hem de hazımsızlığı önlemeye yardımcı olacaktır.

Ramazan ayında tatlılar da büyük öneme sahiptir. Bu dönemde tatlı yeme isteği sağlıklı ürünlerle hazırlanan lezzetlerle giderilebilir. Ramazan ayının geleneksel tadı güllacı bu şekilde deneyebilirsiniz.

Şeker ilavesiz güllaç tarifi

Malzemeler:

  • 1 paket güllaç
  • 4 su bardağı laktozsuz süt ya da Hindistan cevizi sütü
  • 1 kahve fincanı elma suyu konsantresi
  • 2 yemek kaşığı toz Antep fıstığı
  • 2 yemek kaşığı toz Hindistan cevizi
  • 1 su bardağı nar

Yapılışı:

Sütü ısıtın. Elma suyu konsantresi ve Hindistan cevizi ekleyip ılımasını bekleyin. Güllaç yapraklarının yarısını sütlü karışımla ıslatıp cam bir kaba dizin. Nar serpip üzerine kalan yaprakları sütle ıslatarak dizin. Güllaçlar sütü iyice çektiğinde Antep fıstığı ve nar ile süsleyin.

Şeker hasatları nasıl oruç tutmalı

Diyabet hastalarının yedikleri yiyecekler, aldıkları toplam kalori, karbonhidrat, lif, yağ, tuz ve şeker gibi detaylar konusunda daha dikkatli olmaları gerekir. Bunların hepsi kan şekeri seviyelerini etkileme potansiyeline sahiptir. Diyabet gibi kronik rahatsızlığı olan ve oruç tutmayı seçen herkes, sorun yaşamamak veya rahatsızlığının kötüleşmesini önlemek için doktor kontrollerini ihmal etmemeli, Ramazan ayı başlamadan oruç süreci ile ilgili doktoruyla detaylıca görüşmelidir. Ancak bu sayede kişilerin kronik bir rahatsızlığı olsa bile, doktor kontrolünde oldukları sürece güvenle oruç tutulabilirler.

Memorial Antalya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Gökhan Yazıcıoğlu, kan şekeri düşüklüğü “Hipoglisemi” hakkında bilgi verdi ve hangi şeker hastalarının nelere dikkat ederek oruç tutabileceğine dair önerilerde bulundu.

Dr. Gökhan Yazıcıoğlu

Dr. Gökhan Yazıcıoğlu

Oruç tutmak hipoglisemiye yol açabilir

Şeker hastalarının gün içinde az ve sık yemek yemeleri, kan şekeri düzeylerini belirli bir seviyede tutabilmeleri için büyük önem taşır. Oruç nedeniyle uzun süre aç kalmak, kan şekeri seviyesinin tehlikeli sınırlara düşmesine neden olarak hipoglisemi ataklarına yol açabilir. Ayrıca oruç süresince susuz kalınmasından kaynaklanan dehidrasyon da şeker hastalarında sorun yaratabilir.

Kan şekeri düşüklüğü yani hipoglisemi; bulanık görme, baş ağrısı, baş dönmesi, terleme ve baygınlık hissi gibi belirtilerle kendini gösteren önemli bir sağlık sorunudur. Hipoglisemi, uygun müdahale yapılmadığı durumlarda bilinç kaybına neden olabilir.

Her şeker hastasına oruç önerilmiyor

Sağlıklı olan kişilerde kan şekeri düşüklüğü vücut tarafından normal seviyelere çıkarılabilirken, şeker hastalarında bu durum bilinç kaybolması gibi hayatı tehdit edebilen ciddi sonuçlara yol açabilir. Şeker hastalarının oruç tutması doktorunun onayı ve hastalığının durumuna bağlıdır. Özellikle şeker düşürücü bazı grup ilaçlar ve insülin kullanan hastaların oruç tutması sakıncalıdır.  Şeker hastalarının oruç tutması hastalığın durumu, komplikasyonların olup olmaması, kullanılan ilaçlar gibi birçok faktör göz önüne alınarak uzman doktor tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Doktor kontrolünde oruç tutulabilir

Şeker hastalığının başlangıç aşamasında olan; günde yalnızca bir tek ve şeker düşüklüğüne neden olmayan ilaç kullanan hastaların oruç tutması, doktorlarından da onay alınarak mümkün olabilir.

Oruç tutabilecek grupta yer alan şeker hastalarının Ramazan ayında herhangi bir sağlık sorunu yaşamamaları için dikkat etmesi gereken önemli noktalar şunlardır;

  • İftar yemeğini uzun saatlere yayın

Şeker hastalarının kan şekeri seyrinde küçük dalgalanmalar olmalıdır. Oruç tutmanın getirdiği uzun süren açlık sonrasında iftarda çok hızlı yemek yemek kan şekerini birden ve hızlı bir şekilde yükselteceğinden zararlıdır. Bu nedenle iftarda zamana yayarak yemek yenmeli, iftara çorba ile başlanmalı, çorbadan sonra yemeye ara verilmelidir. Sulu sebze yemekleri tercih edilmeli ve aşırı ekmek tüketilmemelidir.

  • Sahurda ağır yiyeceklerden uzan durun

Sahurda ağır, vücudu zorlayacak yiyecekler tüketilmemelidir. Kahvaltılıklar tercih edilmelidir.

  • Sahura kadar sıvı tüketimine dikkat edin

Oruç nedeniyle oluşan sıvı kaybı, şeker hastalarında sıklıkla görülen yüksek tansiyon için kullanılan ilaçlar ile birlikte vücutta sıvı ve bazı önemli minerallerin eksikliğine yol açabilmektedir. İftardan sahura kadar geçen süre içinde sıvı tüketimi iyi ayarlanmalıdır. Vücudun sıvı ihtiyacı mümkün olduğunca sağlanmalıdır. Tuz kaybı da yerine konulmalıdır. Sıvı kaybının şeker hastalarında böbrek sorunlarını ortaya çıkarabildiği unutulmamalıdır.

  • Gün içinde kan şekerinizi birkaç defa ölçün

Şeker hastaları gün içinde birkaç defa, iftara kadar, kan şekeri ölçme cihazlarıyla şeker düzeylerini kontrol etmelidir. Şekerin düşme eğilimine girdiğini gördüğü takdirde de, gerekirse bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır.

Ramazan’da sağlıklı beslenmenin ipuçları

Toplum olarak ramazan ayında yemek çeşitlerini artırmayı sevdiklerimizle soframızı paylaşmayı severiz. Ramazan ayında beslenme şeklimizde büyük değişiklikler meydana gelmektedir. Yemek yenilen saatler, açlık süresi ve yediğimiz yemeklerin çeşitleri değişmektedir. Ramazan ayında yanlış beslenme şekilleri kilo artışına ve bazı mide-bağırsak rahatsızlıklarına neden olabilir. Ramazan ayını sağlıklı geçirmenizi sağlayacak beslenme ipuçlarını Liv Hospital Uzm. Diyetisyen Özgenaz Kazan anlattı.

Ramazan ayında beslenme alışkanlıklarımız, açlık süremiz ve yediğimiz yemeklerin çeşitliliği değişmektedir. Ancak sağlığımızı korumak için beslenmemize dikkat etmemiz gerekmektedir. Öncelikle orucumuzu açarken dikkat etmemiz gereken bazı noktalar var. Bunlardan ilki yemek yemek için acele etmemek. Bir adet hurma ile orucumuzu açtıktan sonra çorba ile devam etmeliyiz. Uzun süreli açlığın ardından aniden yüklenmesi mide ve bağırsak problemleri yaşanmasına sebep olabilir. Orucumuzu çorba ile açtıktan sonra 5-10 dakika bekledikten sonra ana yemeğe geçilmelidir. Neden 5-10 dakika beklemeliyiz? Bunun nedeni beynimiz doyma sinyalini 15-20 dakika sonra verir. Beynin tokluk sinyali göndermesine zaman tanıdığınızda fazla besin alımı ve buna bağlı kilo artışını önlemiş olursunuz. Uzun süreli açlık sonrası iftar öğününde kan şekeri seviyesi düşük olduğundan fazla miktarda besin tüketim isteği doğmaktadır. Bu da hem fazla kilo almamıza hem de mide ve bağırsak hastalıklarına neden olabilir. İftar menüsünde ana yemek olarak ise; az yağlı sebze ya da kuru baklagil yemekleri veya et, köfte, tavuk, balık gibi protein kaynaklarını ızgara, fırın ya da haşlama yöntemi ile pişirerek tüketmeyi tercih etmek gerekir. İftar sorasında mutlaka yeşil yapraklı sebzelerden oluşan salataya da yer vermek gerekiyor.  İftar sofranızda yeşil yapraklı sebzelerde oluşan bir salataya yer verin.  İftar sonrası tatlı tüketimine dikkat Ağzımızın tadı kaçmasın iftar sonrası tatlı tüketimi tercihinizi haftada 2 gün ev yapımı sütlü tatlıdan yana kullanın. Az şekerli meyve tatlıları veya meyve komposto tercih edebilirsiniz.

Yeterli sıvı aldığınızdan emin olun oruç tutarken gün içinde sıvı ve mineral eksiklikleri yaşanır. İftar ile sahur arasında

Diyetisyen Özgenaz Kazan

İftar sofrasında hurma neden önemli?

Ramazan ayı denilince akla ilk gelen hiç şüphesiz ki Hurma. Hurma, potasyum açısından oldukça zengin bir meyvedir. Potasyum, sinir sistemi ve kasların çalışmasında önemli rol oynar. Ayrıca vücutta kırmızı kan hücresi yapımını desteklediği için de kansızlığa da iyi gelir. Ramazan ayında hurma tüketimine de dikkat etmek gerekir.

Sahurda aşırı yağlı yemekler ve hamur işinden uzak durun

Ramazan ayında uykusunun bölünmesini istemeyenler sahur yapmadan oruç tutmayı tercih ediyorlar. Ancak sağlık açısından mutlaka sahur yapmak gerekiyor. Ramazan ayında ilk öğün olarak adlandırdığımız sahur öğünü oldukça önemlidir. Sahur yapılmaması iftar saatine kadar olan açlık süresinin uzamasına ve gün içinde kan şekerinin düşmesine neden olur. Sahur öğününün yüksek karbonhidrat içeren hamur işi, unlu mamuller, şeker ve tuz içeriği yüksek gıdalardan oluşması ise yağlanmayı dolayısıyla kilo artışını tetikler. Sahurda ne tükettiğiniz çok önemli. Sahurda; peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler ve sebze grubundan oluşan besleyici bir kahvaltı veya çorba ve hafif zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir menü tercih etmek doğru olacaktır. Aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemeklerle hamur işlerinden uzak durulması gerekir.

İftar ile sahur arasında 2-2,5 litre sıvı tüketin

Yeterli sıvı aldığınızdan emin olun oruç tutarken gün içinde sıvı ve mineral eksiklikleri yaşanır. İftar ile sahur arasında 2-2,5 litre su tüketmeye özen gösterin. Ramazanda hareketsizlik kilo artışına ve bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına neden olabilir. İftardan sonra 30-45 dakika orta tempolu yürüyüş sindirim sistemini destekler ve kilo artışını önler. Kronik hastalığı olanlar oruç tutmadan önce mutlaka hekime danışmalıdır.

Çölyak hastalığına kadınlarda iki kat fazla rastlanıyor

Egepol Hastaneleri Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Adnan Kırcı, genetik nedenlerle ortaya çıkan Çölyak hastalığının kadınlarda erkeklere göre iki kat fazla görüldüğüne dikkat çekti.

Çölyak hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Adnan Kırcı, hastalığın buğday, arpa, yulaf ve çavdarda bulunan gluten denen proteine karşı ince bağırsakta gelişen gelen alerjik reaksiyon sebebiyle ortaya çıktığını söyledi.

“Genetik zemini olmayan hastalarda sadece aşırı miktarda gluten içeren gıdaların tüketilmesi çölyak hastalığına neden olmaz” diyen Uzm. Dr. Kırcı, “Çölyak hastalığı genetik zeminli bir hastalıktır. Birinci dereceden akrabaların birinde çölyak bulunan kişilerde bu risk yüzde 15 kadar artmaktadır. İkizlerde daha çok görülür. Genetik zemini bulunan herkeste de çölyak hastalığı görülmeyebilir. Burada çevresel faktörler önemlidir. Kişinin beslenme alışkanlıkları yani ne kadar glutenli gıda tükettiği önemlidir. Glutenli gıdaları tüketmeye devam ettikçe yıllar içinde çölyak hastalığı meydana gelebilir” diye konuştu.

Dr. Adnan Kırcı

Dr. Adnan Kırcı

HAZIR GIDALAR VE İŞLENMİŞ ÜRÜNLERDE DE VAR

Çölyak hastalığına karşı glutensiz bir beslenme alışkanlığı edinilmesi gerektiğini vurgulayan,

Uzm. Dr. Adnan Kırcı, “Gluten sadece buğday, arpa, yulaf ve çavdarda bulunmaz. Günümüzde sanayi tipi işlenmiş gıda ürünlerinde de rastlanmaktadır. Paketli gıdalar, hazır yoğurt, hazır salça, çikolata, soslanmış kuruyemişler, sosların tümü ve işlenmiş et ürünlerinde gluten bulunmaktadır.

Bitkisel ürünler, bakliyat, beyaz ve kırmızı et, mısır, pirinç ve patates tüketiminde ise sorun olmuyor. Makarna veya bulgur pilavı yerine kalorisine dikkat etmek kaydıyla pirinç pilavı tüketilebilir” ifadelerini kullandı.

ÇÖLYAK HASTALIĞINA KARŞI AKDENİZ TİPİ BESLENME

Çölyak hastalığının her yaşta görülebildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Adnan Kırcı, “Türkiye’de Çölyak hastalığı ortalama yüzde 1 olarak görülür. Her 1 tanımlanmış vakaya karşı 7 tane de gizlenmiş vaka var olarak kabul edilir. Kadınlarda erkeklere göre iki kat fazla ortaya çıkmaktadır. Tanı koymak için hastanın klinik şikayetlerine ve kan testlerine bakılır. Eğer bunlarda sorun varsa endoskopide ince bağırsak ve 12 parmak bağırsağından biyopsi alınıp patolojide incelenmesi gerekir. Bebeklerde ve küçük çocuklarda karın ağrısı, ishal, kusma, kilo alamama gibi sorunlarla kendisini belli eder. Yetişkinlerde ise gaz, şişkinlik, ishal, bir grup hastada sadece kabızlık, karaciğer tahlil bozuklukları, erken yaşta kemik erimesi, diş çürükleri, ağızda aftlar, demir ve vitamin eksikliği halsizlik gibi belirtileri vardır. Bu hastalığın ana tedavisi diyettir. Burada beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi gerekmektedir. Ömür boyu gluten içerikli maddelerden uzak durmak gerekir. Akdeniz tipi beslenmek, taze sebze, meyve, balık gibi ürünlerin tüketilmesi çölyak hastalığı riskini azaltmaktadır” dedi.

UZMAN HEKİME MUAYENE OLUN

Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Adnan Kırcı, şöyle devam etti: “ Çölyak’ın farklı çeşitleri de vardır. Latent çölyak tipinde hastada genetik zemin olmasına rağmen klinik şikayetler bulunmaz. Kan testleri negatif gelebilir. Sessiz çölyak denen tipte ise kan tahlilinde pozitiflik olmasına rağmen klinik şikayet olmayabilir. Zaman içinde bu atipik çölyak, etkilerini şikayetlerini artırabilir. Çölyak nedeniyle vitamin eksikliği bulunan kişilerde D vitamini, demir, B12 vitamini, çinko, magnezyum, kalsiyum takviyeleri verilebilir. Hastalığa bağlı olarak kas iskelet sisteminde zayıflama ve performans düşüklüğü olduğu için tanı konduktan sonra yaşına ve kilosuna uygun bir egzersizde önerilir. Çölyak şüphesi olanların vakit kaybetmeden uzman hekime muayene olması gerekmektedir”

Mart 2025 burç yorumları

Koç

Koçlar, bu ay içinde karakterlerini güçlendirme fırsatı bulacak ama aynı zamanda çalışma durumunu da geliştirecek. Geçen yıla baktıktan sonra, ödülünüzün kesinlikle hak edilmiş olduğunu göreceksiniz. Mart ayında kendi inisiyatifinizi göstermekten ve kendinize doğru bir şekilde dikkat çekmekten korkmayın. İnsanların sezgileri çok kuvvetlidir.

Boğa

Bu ay Boğalar için özellikle kariyer lehine olacaktır. İşverenler adil ve çalışkan çalışanları kesinlikle takdir edeceklerdir. Mart ayında şüphesiz ki üstün olacaksınız, ancak bu durumdan faydalanmaya çalışmayın. Hiç kimse böbürlenen insanlardan hoşlanmaz. Potansiyel olarak birkaç düşman edinebilirsiniz. Fazla enerji sporda kullanılabilir. Örneğin squash deneyin.

İkizler

İşte performans seviyenizin azalmasına izin vermeyin, çünkü şu anda şirkette önemli bir şey yok ya da motivasyonunuz iş arkadaşlarınızdan yetersiz. Herkesten daha iyi olmak zorunda değilsiniz, fakat kesinlikle geri kalmayın. İşverenler genellikle bir toplulukta zayıf bağlantılar ararlar. İkizler Mart ayında gerçekten bu tavsiyeyi almalıdır.

Yengeç

Yardıma ihtiyacı olan birini görürseniz, ona yardım edin. İnsanlar iyi işleri hatırlarlar ve Mart ayında bunun sayısız dönüşünü alacaksınız. Yengeç burcu bu zaman periyodunda çalışma açısından önemli ölçüde aktif olmayacaktır. Dinlenmekten utanmayın, çünkü bu zaman zaman gereklidir. Bizler makine değiliz.

Aslan

Mart kesin sonuçlara varmak için hiçbir surette doğru ay değildir. Aslanlar her ne kadar işler onların vizyonlarına göre şekillendiği zaman dominant ve mutlu olsa da, bu kez büyük sorunlarla karşılaşacaksınız ve geri çekilmek zorunda kalacaksınız Tüm artıları ve eksileri dikkatlice tartın, herhangi bir kararda acele etmeyin.

Başak

Stresten kaçınmanın en iyi yolu, iç barışı sağlamaktır. Başak, nihayet Mart ayında onu ve onunla birlikte boş vakitlerini elde edebilecek. Keyif aldığınız şeyleri yaparken enerjiniz artacaktır. Mesela spora katılın ya da keyfi yararlılık ile birleştirin ve sevdikleriniz için güzel bir akşam yemeği hazırlayın.

Terazi

İş temponuza alıştığınız zaman, ilişkinizdeki durum Mart ayında da sakinleşecektir. Partnerinizle barışacaksınız ve ilişkileriniz yeniden gelişecektir. Tek yapmanız gereken orta yolda buluşup uzlaşmaktır. Yeni pozitif enerji sayesinde Terazi burcu stresle kolayca başa çıkacak.

Akrep

Akrepler son zamanlarda özellikle fiziksel durumları ile ilgili konuları ihmal ettiler. Mart ayında bir fitness merkezine gitmeli ya da mesela arkadaşlarınızla spor yapmalısınız. İş yerinde stresten kurtulacaksınız, bağışıklığınızı güçlendireceksiniz ve sağlık sorunlarınızdan kurtulacaksınız.

Yay

İyimserliğiniz ve iyi ruh haliniz sayesinde insanlar herhangi bir şey yapabileceklerini ve bunun cezasız kalacağını düşünebilirler. Başkalarının sizi kötüye kullanmasına izin vermeyin ve onlara otorite olduğunuzu açık bir şekilde gösterin. Yaylar Mart’ta sağlık sorunlarına da önem vermelidir. Vücudunuzu daha esnek hale getirmekten bile korkmayın.

Oğlak

Kendinize ve sağlığınıza özen gösterin. Belki Oğlak burcunun Mart’ta fazla boş vakti olmayacak ancak önleyici tedbirin çok önemli olduğunu unutmayın. İş söz konusu olduğunda sakin bir dönem geçireceksiniz. Sadece çok pasif olmayın, işverenler her zaman izlerler.

Kova

Ailenize ve arkadaşlarınıza daha çok özen gösterin. Mart’ta yıldızlar sağlığınız konusunda yanlış konumdadır. Bu nedenle fazla mesai Kovalar için şu anda tartışma dışıdır. En yakınlarınızın yanında kendinizi iyi ve rahatlamış hissedeceksiniz.

Balık

Mart ayında Balık burcu aile üyelerine ya da yakın arkadaşlarına daha çok özen göstermelidir. Çalışmanızın sizi ezmesine izin vermeyin, haftanın birkaç gününü rahatlamaya ayırın. Bir doğa gezisi ya da birlikte bir akşam yemeği diğer düşüncelere gelmenizi sağlayacaktır. Yıldızlar sağlığınız konusunda da sizi olumlu etkiliyor.

“Futbol, Benim Tutkum”

Bugün, futbol tutkusuyla dolu, kültürel kökleriyle zengin bir yaşam hikayesine sahip olan çok sevdiğim arkadaşım Milenne Müller ile bir araya geldik. Brezilya’nın sıcak atmosferinden İstanbul’un dinamik yaşamına uzanan bu yolculuk, onun hayata bakış açısını ve ilham verici deneyimlerini şekillendirdi. Futbolun sadece bir spor değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı olduğuna inanan Müller, sosyal medya platformlarında gençlerin ilgi alanında olan bir rol model influencer. Kadınların da futbol tutkusu vardır. Bu duyguyu anlatabilmek için gösterdiği çaba ve çeşit çeşit formaları ile dikkat çekiyor. Röportajımızda, onun hayatındaki önemli anları, tutkularını ve hayallerini konuştuk. Ben de bu röportajda ve fotoğraf çekimlerinde çok keyif aldım. Sizlerin de severek okuyacağınızı düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim.

Röportaj: Ahu Çağdaş

Fotoğraflar :Barış Acarlı

Mekan: Renaissance Istanbul Polat Bosphorus Hotel

Ahu Çağdaş, Milenne Müller

Üvey baban bir futbolcu, futbola bu kadar ilgi duymanın sebebi o mu yoksa futbolu hep sevdin mi?

Futbolu hep sevdim, bebekliğimden beri annem beni Brezilya’daki en sevdiğim takım olan “Internacional”in maçlarına götürürdü, ancak üvey babam hayatımıza girdikten sonra spora çok daha yakın oldum.

Seni Türkiye’ye çeken şeyler neler, Türkiye’de sevdiğin şeyler neler?

Türk kültürünü seviyorum ve ayrıca İstanbul’un koşuşturmacasını da seviyorum.

Yapmadığın için pişman olduğun bir şey var mı? Ve bunlar neler?

Her zaman dürtüsel bir insan oldum ve her zaman istediğimi yaptım, her zaman hayat birdir. Bir kez yaşanır mottosuyla yaşadım

Milenne Müller

İnsanları nasıl etkilediğini düşünüyorsun?

İnternetle çalışmama rağmen tamamen utangaç bir insanım, beni futbol yüzünden takip eden birçok kız var ve en büyük etkimin onlara o kadar çok paylaşım yapma cesareti vermek olduğuna inanıyorum ki birçok kız benim sayemde futbol içeriği oluşturmaya başladı.

Garip bulduğun tuhaf bir özelliğin var mı?

Tuhaf bir özelliğim olduğunu bilmiyorum ama evi gürültü olmadan, müzik olmadan, sessiz bir şekilde temizleme gibi garip bir alışkanlığım var ve bunun için yalnız kalmayı seviyorum.

Neyi romantik buluyorsun?

Sokaktan bir çiçek almak gibi basit bir eylemi bile hareketlerle ve sözlerle göstermenin romantik olduğunu düşünüyorum.

Yapmadığın için pişman olduğun bir şey var mı? Ve bunlar neler? Her zaman dürtüsel bir insan oldum ve her zaman istediğimi yaptım, her zaman hayat birdir. Bir kez yaşanır mottosuyla yaşadım

Paranı en çok neye harcıyorsun?

Tüm paramı futbol formalarına harcıyorum

En büyük korkun nedir?

Ailemi kaybetmek

Instagram’ından moda tutkunu olduğunu görebiliyoruz, bize stilinden bahsedebilir misin?

Günlük ruh halime bağlı olarak biraz karışık bir tarzım var, bazen daha modacı, bazen de biraz daha sokak tarzı.

Tanınmak nasıl bir şey?

Bazen garip geliyor çünkü Instagram’daki herkesin arkadaşımmış gibi davranıyorum ve insanlar sokakta fotoğraf çektirmemi istediklerinde mutlu oluyorum çünkü işimin değerli olduğunu hissediyorum.

Ünlülerin etkili olduğunu düşünüyor musun?

Birçok ünlünün insanlar üzerinde iyi bir etkisi var, ancak takip ettiğimiz ünlülerin türüne de dikkat etmeliyiz. Birçoğu var olmayan bir hayat gösteriyor ve bu bizi takip eden birçok kişide hayal kırıklığına neden olabilir, ancak gerçek olduğumuzda insanlara çok yardımcı oluyorlar.

Hobilerin neler?

Video oyunları oynamayı, spor salonuna gitmeyi seviyorum ve en sevdiğim hobilerimden biri de özellikle alışveriş merkezlerinde yürümek.

Milenne Müller

Hayatta yedek bir planın var mı?

Hayatta gerçekten tek bir B planım yok, bir sonraki yolu Tanrı’nın seçimine bırakıyorum.

Türkiye’deki en sevdiğiniz yer neresi?

İstanbul’da Boğaz’ı seviyorum.

Bir süper gücünüz olsaydı bu ne olurdu?

Zihin okumak gibi olurdu, insanların ne düşündüğünü bilmek isterdim.

Hayatınızda hayran olduğunuz kahramanlar var mı?

Hayran olduğum bir kahramanım var, annem. Hiçbir çizgi romanda yok ama bugün olduğum her şey onun sayesinde. Bana Wonder Woman’ı çok hatırlatıyor.

Hayatınızda altın kuralınız nedir?

Altın kuralım, Tanrı için hiçbir şeyin imkânsız olmadığıdır.

Milenne Müller

Yemek yapmayı sever misiniz? En çok ne pişirirsiniz?

Aslında yemek yapmayı sevmiyorum ve evde mutfağın sorumlusu harika pilav ve bonfile yapan erkek arkadaşım.

En çok hangi şehri seviyorsunuz ve yaşamak istiyorsunuz? Neden?

İngiltere’de, özellikle Londra’da yaşamak isterdim, bence kışın harika bir şehir.

Şimdiye kadar geçirdiğiniz en sevdiğiniz veya en macera dolu tatil hangisidir?

En sevdiğim tatil, ülkemin güzelliğini Türk erkek arkadaşıma gösterme fırsatı bulduğum Brezilya’ydı.

Fatih Gühan “Eğitim olmadan oyunculuk olmaz”

Genç yaşta oyunculuk kariyerine adım atan Fatih Gühan, “Kızılcık Şerbeti”ndeki İmam İlhami karakterini, mesleki yolculuğunu ve gelecek hayallerini anlattı. “Her karakter, hayatıma yeni bir pencere açıyor” diyen Gühan, oyunculuk dışında yazarlığa olan ilgisini ve hayatında iz bırakan sanatçıları da paylaştı.

Röportaj: Nazan Ortaç nazanortac@outlook.com.tr

 Fatih Gühan

Oyunculuk kariyerinize nasıl başladınız? Sizi bu alana yönlendiren etkenler nelerdi?

Profesyonel anlamda kariyerim, henüz konservatuvarda son sınıf öğrencisiyken “Beni Affet” dizisinde konuk oyuncu olmamla başladı. Ardından aynı yapım şirketi, yeni projeleri “Beni Bırakma” dizisi için benimle çalışmak istedi ve böylece dört sezon süren dizi maceram başladı. Konservatuvarın son sınıfını hem dizide oynayıp hem de sınavlara girerek tamamladım. Dizi seti Ankara’da, okul ise Isparta’daydı; o süreç biraz zorlayıcıydı…

Oyunculukla ilk tanışma ve yönlendirilme sürecim ise ilkokulda başladı. Öğretmenim Yıldızhan Hanım, sahne sanatlarına ilgimi ve kabiliyetimi fark ederek ailemle konuştu. Derslerde çok başarılı olmayan, haylaz bir öğrenciydim ama yıl sonu müsamerelerinde bana her zaman roller vererek destek oldu. Ailemle konuşarak bu alana yönlendirilmemi önermişti. Ailem de uygun gördü ve beni her zaman destekledi. Sağ olsun, hâlâ kendisiyle görüşüyoruz ve her projemde iyi dileklerini alıyorum. Daha sonra Uşak’ta arkadaşlarımla amatör bir tiyatro topluluğu kurduk. Oyunlar sahneledik, kısa filmler çektik. Sonrasında hepimiz farklı şehirlerde konservatuvara dağıldık.Fatih Gühan

“Kızılcık Şerbeti” dizisinde canlandırdığınız İmam İlhami karakteri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Bu rol için nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz?

İlhami ideal bir insan. Modern zamanlarda gerçek olduğuna inanamayacağımız kadar tertemiz bir adam. Yaptığıyla söylediği, söylediğiyle düşündüğü, düşündüğüyle hissettiği tutan birisi. Çok hüzünlü bir gönül hikayesi var. Düğün günü, evleneceği eşini bir trafik kazasında kaybediyor. Bundan sonra ise gönlünü kapatıp, kendini Allah yoluna adamış. Hayatına dahil olan Nursema ile birlikte gönlünün kapattığı kapıları aralanmaya başlıyor. Aşk, sadakat ve dostlukla sınanıyor. İlhami kaderi onu çağırdığında başını eğip yürüyor. Bunların dışında soru sormaktan asla çekinmeyeceğiniz bir imam. Kimseyi yargılamıyor. Kendisine zarar veren birisi olsa dahi, onunla empati kurabilmeyi başarıyor. Empati ve sevgi, İlhami’nin sorunları çözmekte ilk refleksi. Nursema’yı mutlu edebilecek birisi. İyi eğitimli, iyi bir entelektüel.

Tanıştığımız günden bu yana benim en yakın arkadaşım. Birçok sorunda benim bambaşka bir perspektiften bakabilmemi sağlıyor. Hayatıma güzel bir pencere açtı ve içeriye bol bol temiz hava ve ışık giriyor. Devam eden bir proje olduğu için İlhami karakterine çalışmaya çok vaktim yoktu. Bir hafta içinde başlamıştı hikâye. Bu süreçte hemen bir hocamdan oyuncu koçluğu için destek aldım.

Önceden de merakım olan Tasavvuf ve Mesnevi’yle ilgili okumalar yapmaya başladım. Bu felsefeyi benimsemiş ve bu konuda yetkin kişilerin içeriklerini izledim. Hayata bakışları, hitabetleri, hâl ve tavırlarını gözlemledim. Sosyal medyada birçok imamın profillerini inceledim. Bunlar elbette çok popüler, herkesçe bilinen isimler değildi. Tabir yerindeyse ‘stalk’ yaparak, İlhami’ye en benzer yaşam biçimine sahip olanları gözlemledim. Çocukluğumdan itibaren zihnimde birçok imam figürü ve tanıdığım insanlar da vardı. Hepsinin bir karması olarak ortaya İlhami çıktı.

Fatih Gühan

Daha önce “Beni Bırakma” dizisinde de önemli bir rol üstlendiniz. Bu projedeki deneyimlerinizden bahseder misiniz?

“Beni Bırakma” projesi benim hayatımda bir dönüm noktasıdır. O kadar sevilen ve başarılı bir dizide rol almasamm, belki de okuldan sonra hayatım bambaşka bir yönde ilerleyebilirdi. Dizide Bora karakterini canlandırdım. Bora, her şeyden önce hırçın, fena bir çocuktu. İstediği şeyler için her şeyi yapabilecek, kötü olmaktan çekinmeyen bir adamdı. Bunun da elbette sebepleri vardı: Yetimhanede geçen bir çocukluk, sokaklarda şiddet ve zorbalık içinde geçen bir ergenlik ve yetimhaneden bu yana çocuk kalbiyle taşıdığı Zeynep’in aşkı. O aşk, onun iyi bir adam olma ihtimaliydi. Aşkıyla, öfkesiyle, kendine has mizahıyla çok sevildi. Seyirciden çok güzel tepkiler aldı. Benim hayatımda da her zaman ‘iyi ki’lerle anacağım bir yerde duruyor.

Oyunculuk dışında başka sanat dallarıyla ilgileniyor musunuz? Hobileriniz ve ilgi alanlarınız nelerdir?

Oyunculukla çok uzak bir yerde değil, yine sahne sanatlarının bir parçası olarak yazarlık ilgili olduğum, sevdiğim bir alan. Yakın çevremdeki arkadaşlarım, güvendiğim üstatlarım bu konuda beni her zaman cesaretlendirdi. Elim biraz kalem tutuyor, çok da seviyorum. Yazdığım oyunlar var, sahnelenenler var, bekleyenler var. Tarih benim için önemli ve iyi vakit geçirdiğim bir alan. Boks yapmak harikaydı; bir süredir eskisi kadar yoğun antrenman yapamasam da hala en sevdiğim hobim.

Fatih Gühan

Sosyal medyada oldukça aktifsiniz. Bu platformlar üzerinden hayranlarınızla iletişim kurmak sizin için ne ifade ediyor?

Sosyal medya oyuncular için artık bu işin bir parçası, böyle bir gerçeklik var. Ben de bunun farkındayım. İşimin bir parçası ve işimle ilgili kısmıyla ilgileniyorum. Ölçülü biçimde orada aktif olmaya çalışıyorum. Bana atılan mesajlara, yapılan yorumlara bakıyorum ve okuyorum. Benim için kıymetli. Yaptığım işin izleyicideki karşılığını görmeye çalışıyorum ama bütün geri bildirimi de oradan almıyorum elbette. Sosyal medya, hem içerik üreten hem de içerikleri izleyenler için ölçülü olunması gereken bir yer. Bazen ben de ekranı kaydırırken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum.

Gelecekte yer almak istediğiniz projeler veya canlandırmak istediğiniz özel bir karakter var mı?

O kadar çok ki! Ben tarihle ilgili okuduğum, izlediğim her şeyden heyecanlanıyorum. Tarihimizde yer alan önemli insanların hepsi için ‘keşke olsa da oynasam’ diyorum. Bunların yanı sıra türkülerin hikayeleri, anonimler beni düşümde sürüklüyor. Elbette uluslararası bir projede oynamayı her oyuncu gibi çok istiyorum. Tiyatroda bir de ‘Hamlet’ değilse bile ‘Macbeth’… Belki bir gün, neden olmasın.

Fatih Gühan

Set dışında günlük hayatınız nasıl geçiyor? Rutinleriniz ve vazgeçilmezleriniz nelerdir?

Setler genel olarak fiziksel açıdan da çok yorucu çalışma ortamları. Her şeyden önce açıkçası dinleniyorum. Mutlaka bir sonraki günün ezberi ve çalışması oluyor. Eğer üst üste set günlerim yoksa yakın arkadaşlarımla buluşmak, kahve içmek benim için bir vazgeçilmez. Spor salonu ve antrenman olabiliyor. Bazen Moda İskelesi’nde bulunan kütüphanede, bazen Kuzguncuk’ta tertemiz bir kafayla okumak…

Hayranlarınızdan aldığınız en ilginç veya unutulmaz geri bildirim neydi?

Bir defasında Ankara’da AVM’de, bir hanımefendi “Siz çok fenasınız, çok kötüsünüz” diye bağırmıştı. İlhami’den sonra yine sokakta bir arkadaş grubu birden “Ailemizin imamı” diye sarılmıştı. İkisi de birden, ansızın ve sonradan eğlenceliydi.
Sizi en çok etkileyen veya ilham veren sanatçılar kimler, yapıtlar neler?

Beni geçmişte Türkiye’deki bütün önemli usta oyuncular etkilemiştir aslında. Örneğin tiyatromuzun ustaları, Yeşilçam’ın starları hepsinden bir parça bir hayranlık, az biraz aşırma ya da ilham alma elbette vardır. Bu isimlerin hepsi aynı zamanda sokakta bu ülke içinde birer anıt. Hepimizin ortak değeri ve adını duyunca gülümsediğimiz, içimizi ısıtan, kapımızda görsek evimizde baş köşede ağırlayacağımız insanlar.
Hayatımda etkisi olan şair ve yazarlar var… Gençliğimin henüz başında kafamın içi Nazım Hikmet, Cemal Süreyya, Ahmed Arif, Özdemir Asaf, Orhan Veli doluydu… Üniversitede Shakespeare ve Çehov öğrendikçe güzelleşti, Bertolt Brecht aklımı başımdan aldı, ‘bu ne acayip abiymiş böyle’ dedim! Ben Brecht’e şaşırırken, geleneksel Türk tiyatrosu ‘o abinin babası biziz evladım’ dedi! Oraya daldım… Ardından Yunus Emre ile tanıştım, Mevlâna ile tanıştım…Tüm bu yazılanlar, sanatçılar, eserler hayatımı şekillendirdi.

Son olarak, takipçilerinize ve izleyicilerinize iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Güzel yorumları ve güzel sözleri için, övgüleri için hepsine çok teşekkür ediyorum. Daha nice güzel işler, roller ve karakterlerde birlikte hissedip, birlikte anlamayı diliyorum. Bir de arkadaşlar; profil ziyaretleri milyon ama takipçi sayısı 60 bin! Bakıp çıkıyorsunuz, böyle ilerleyemeyiz ki (gülüyor)…

Fatih Gühan

Genç oyuncu adaylarına kariyerleri için ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Oyuncu adayları için ilk tavsiyem mutlaka eğitim… Ülkemizde artık çok sayıda şehirde tiyatro ve oyunculuk bölümü var. Yanı sıra özel üniversitelerin bölümleri var. Çok yetkin önemli kurslar var, kişisel oyuncu koçları var. Konservatuvar olmazsa olmaz demiyorum ama eğitim olmazsa olmaz! Yoksa yeteneğe ve hayallere de yazık olur diyorum. Her meslekte olduğu gibi bunu da bir meslek olarak düşünüp, profesyonel bir şekilde eğitim almak gerekiyor. Mutlaka eğitim aldıkları yer, eğer bir kurs veya kişisel atölye ise kurumun güvenilirliğini ve eğitmenlerin yetkinliğini sorgulamalılar. Daha önce oradan eğitim alanlarla iletişim kurmalılar. Oyuncu adayının yaşı tecrübesi yeterli değilse, aileleri bu konuda dikkatli ve titiz olmalılar. İyi bir eğitimle birlikte zaten benim önerebileceğim tüm tavsiyelerden daha iyilerine sahip olacaklardır. Bir de meslekleriyle ilgili network’lerini sürekli geniş tutmalılar. Her işte geçerli olan profesyonel kurallar bu işte de geçerli.

IVECO, inovasyonlarla dolu güçlü tarihini kutluyor

Marka 50 yıllık köklü geçmişini kutlarken ileriye dönük vizyonunu sergileyen bir yıllık etkinlik ve faaliyetlerle bunu gerçekleştirecek.

‘’50xBeyond’’ teması ile Torino’da dört günlük bir Iveco Group etkinlikleriyle 50. yaşgünü kutlanacak. IVECO, 50. yıldönümünü, özel olarak tasarlanmış bir görünüme sahip Sınırlı Üretim Ağır ve Hafif Ticari Araçlarla da taçlandıracak.

IVECO, Avrupa, Asya, Afrika, Okyanusya ve Latin Amerika’da 7 üretim tesisi ile faaliyetlerini sürdürüyor. Sekiz AR-GE merkezini içeren bir üretim yapılanması, 160’tan fazla ülkede müşterileri destekleyen 3.500 satış ve servis noktasıyla yaygın bir bayii ağıyla küresel varlığını sürdürüyor.

Iveco Group Kamyon İş Birimi Başkanı Luca Sra konuya ilişkin verdiği demeçte: “Geçtiğimiz 50 yıl boyunca IVECO, işbirliği ve inovasyonlarla büyüdü, gelişti. Başarımız, bu yolculuğun bir parçası olan herkesin, çalışanlarımız, bayilerimiz, müşterilerimiz ve ortaklarımızın müşterek çabasının bir kanıtıdır. Hep beraber, geleceğin zorluklarıyla yüzleşmeye hazır bir marka inşa ettik. Ticari mobilite tarihini şekillendirmede katkılarımız oldu. Mirasımız ve inşa ettiğimiz güçlü temellerle daha da güçlendiğimizi hissediyoruz” yorumunu yaptı.

“A Dream Within A Dream”

Galeri FE, izleyicilerini bilinç ve bilinçdışının sınırlarında bir yolculuğa çıkaran “A Dream Within A Dream // Rüya İçinde Rüya” isimli karma sergiye davet ediyor.

Sergi kooordinatörlüğünü Hakan Kürklü’nün yaptığı, Edgar Allan Poe’nun aynı adlı şiirinden ilham alan sergi, rüyanın geçiciliği ile gerçeğin kırılganlığı arasındaki ince çizgide gezinen eserleri bir araya getiriyor.

Bir rüya mı yaşıyoruz, yoksa yaşadığımız şey yalnızca başka bir rüyanın yansıması mı? Edgar Allan Poe’nun dizelerinde yankılanan bu soru, bizi gerçeklik dediğimiz şeyin kırılgan sınırlarında dolaşmaya davet ediyor. Bu sergi de, tam bu sınırda, hayal ile hakikat arasında asılı duran bir anın içinde var oluyor. Yalnızca görünenin ötesine bakmaya değil, aynı zamanda gördüğümüzü nasıl anlamlandırdığımızı sorgulamaya da çağırıyor.

Sergide yer alan sanatçılar Ayla Turan, Bahri Genç, Barış Cihanoğlu, Beyza Boynudelik, Kadriye İnal, Kemal Tufan, Recep Batuk, Sema Ilgaz Temel, Seydi Murat Koç, Tuğrul Selçuk

13 Şubat’ta açılan “A Dream Within A Dream // Rüya İçinde Rüya” isimli karma sergi 13 Mart’a kadar, Pazar – Pazartesi günleri hariç her gün 11.00 – 19.00 saatleri arasında Galeri FE’ de izlenebilir.

Adres: Cemil Topuzlu Cad. Kutmen Apt. No: 60/2 D: 4 Çiftehavuzlar Kadıköy/İstanbul

Tel: 0216 368 03 78

Masum görünen, sessiz tehlikeye dikkat! Karaciğer yağlanması

Özellikle son yıllarda hızla yaygınlaşarak toplum sağlığını tehdit eder hale gelen karaciğer yağlanması ülkemizde her 3 kişiden birinin kapısını çalıyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Fuad Jafarov, tıp dilinde ‘hepatosteatoz’ olarak adlandırılan ve genellikle sinsice ilerleyerek tedavi edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabilen karaciğer yağlanmasının görülme sıklığının çocuklarda da artış gösterdiğini belirterek “Eskiden sadece yetişkinlerde sıkça karşılaşılan bu durum, artık çocuklarda da alarm verici düzeylere ulaşmıştır. Özellikle, çoğu zaman zararsız gibi görülen hatalı beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı ve artan obezite hastalığı, karaciğer yağlanmasının nedenleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Diyabeti ve insülin direnci olanlarda ise bu oran birkaç kata ulaşıyor” diyor. Buna karşın toplumsal farkındalığın yeterince olmadığı karaciğer yağlanmasının, önlem alınmadığında ve tedavi edilmediğinde siroz, karaciğer yetmezliği ve hatta karaciğer kanseri gibi ağır tablolara yol açabildiğini vurgulayan Dr. Jafarov, karaciğeri yağlandıran hataları ve bu hatalardan korunmaya yönelik önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Fuad Jafarov

Dr. Fuad Jafarov

KARACİĞERİ YAĞLANDIRAN 5 ÖNEMLİ HATA!

  • Yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalarla beslenmek

Nasıl zarar veriyor? Fazla miktarda şeker ve işlenmiş gıdalar, karaciğerde yağ birikimine neden olan insülin direncini artırır. Özellikle fruktoz içeren tatlandırıcılar, karaciğerin yağlanmasını hızlandırır.

Doğrusu ne olmalı? Rafine şeker yerine doğal tatlandırıcılar tercih edilmeli, işlenmiş gıda tüketimi minimuma indirilmelidir. Beslenme düzeninde taze sebze, meyve ve tam tahıllar ön planda olmalıdır.

  • Alkol tüketmek

Nasıl zarar veriyor? Alkol, karaciğer hücrelerine doğrudan zarar verir ve zamanla yağlanmaya, ardından siroza yol açabilir. Sık tüketim, karaciğerin kendini onarma kapasitesini düşürür.

Doğrusu ne olmalı? Alkol tüketiminden tamamen kaçınmak ya da sınırlandırmak gerekir. Özellikle karaciğer yağlanması teşhisi konulan bireyler kesinlikle alkol tüketmemelidir.

  • Hareketsiz yaşam tarzına sahip olmak

Nasıl zarar veriyor? Fiziksel aktivitenin yetersiz olması, metabolizmayı yavaşlatarak yağ birikimini artırır. Bu durum karaciğer yağlanmasını tetikleyen en önemli faktörlerden biridir.

Doğrusu ne olmalı? Yapılan araştırmalar; haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz yapmanın, karaciğerdeki yağlanmayı azaltmada etkili olduğunu göstermektedir.

  • Düzensiz ve Hatalı diyetler yapmak

Nasıl zarar veriyor? Hızlı kilo kaybına neden olan diyetler, karaciğerde toksin birikimine yol açabilir. Ayrıca düzensiz öğünler, metabolizmayı olumsuz etkiler.

Doğrusu ne olmalı? Sağlıklı ve dengeli bir diyet programı benimsenmeli, uzman kontrolünde kilo verilmelidir. Öğün atlamamak ve düzenli beslenmek önemlidir.

  • Yeterince su içmemek

Nasıl zarar veriyor? Yetersiz su tüketimi, toksinlerin karaciğerden atılmasını zorlaştırır. Bu da karaciğerin iş yükünü artırır ve yağlanmayı tetikleyebilir.

Doğrusu ne olmalı? Günde 2 litre su tüketilmelidir. Su, toksinlerin atılmasını kolaylaştırır ve karaciğer sağlığını destekler.

KARACİĞER YAĞLANMASINA KARŞI 10 ETKİLİ ÖNLEM!

Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Fuad Jafarov, karaciğer yağlanmasına karşı alınabilecek bazı basit ama etkili öneriler olduğunu belirterek “Ancak bu önerilerin hiçbiri karaciğer yağlanmasını tek başına ortadan kaldırmaz. Örneğin; alkol tüketen ya da diğer hatalı yaşam alışkanlıklarına sahip olan bir kişi, sadece enginar yiyerek karaciğer yağlanmasının önüne geçemez. Bu nedenle genel olarak sağlıklı yaşam alışkanlıkları benimsemek ve düzenli uygulamak gerekir” diyor. Prof. Dr. Jafarov, karaciğer yağlanmasına karşı alınabilecek 10 etkili önlemi şöyle sıralıyor;

  • Sağlıklı ve dengeli beslenin
  • Şekerli ve işlenmiş gıdalardan uzak durun.
  • Düzenli egzersiz yaparak aktif bir yaşam sürdürün.
  • Şok diyetlerden mutlaka kaçının.
  • Alkol tüketimini tamamen bırakın ya da sınırlandırın.
  • Bol su tüketerek karaciğerinize destek olun.
  • Düzenli sağlık kontrolleri yaptırarak erken teşhis fırsatını kaçırmayın.
  • Stresinizi yönetmeyi öğrenerek hormonal dengeyi koruyun.
  • Günde 1-2 bardak filtre kahve ya da Türk kahvesi için.
  • Sofranızda enginara yer verin.