Yazılar

Layla Puliçe en yeni teklisi “Unutamadım”

Layla Puliçe en yeni teklisi “Unutamadım” Dmc etiketiyle 21 Mart Cuma günü tüm dijital platformlarda yerini alıyor.

Layla Puliçe şarkılarıyla yarattığı renkli atmosferle dinleyicisinin etrafını sarıyor. Kendine has bir müzik evreni yarattığını dile getiren Puliçe yeni şarkısı için bir ayrılığın ardından yaşanan unutulamamış bir sevdanın, sevdamın  hikayesidir anlattığım diyor.

Zaman geçtikçe daha da hüzün veren bu duyguyu kalpte taşımanın yarattığı melankoliyi anlattığını ifade eden sanatçı; sevdanın, hüznün, ayrılığın acısını paylaşmak istediğim paylaştıkça da iyileştireceğini düşündüğüm bir şarkıdır ‘Unutamadım’ diyor. Layla Puliçe’nin bu yeni çalışmasının çok güzel bir düzenlemeyle, çok kıymetli müzisyenlerin enstrümanlarıyla kattıkları ahenkle daha da derinleşen bir şarkı olduğunu her yönüyle bize yansıtıyor.

Michael Inwood “Heidegger Sözlüğü”

Ayrıntı Yayınları, Michael Inwood’un Heidegger Sözlüğü adlı kitabını Türkçede okurlarla buluşturdu!

Yirminci yüzyıl felsefesinin en etkili düşünürlerinden Martin Heidegger’in yoğun ve kendine özgü dilini tanımak açısından eşsiz bir rehber niteliğindeki eser, klasik sözlük formatını aşarak kavramların tanımını yapmanın ötesine geçiyor. Kitap, Heidegger’in çoğu zaman anlaşılması güç ve karmaşık bir yapıya sahip olan kavram dünyasına adım atmak isteyenlere, kavramların derinliğini ve hareketliliğini kavrayabilecekleri bir yol haritası sunuyor. Heidegger Sözlüğü, okurlara bu önemli düşünürün felsefesine açılan geçitleri ve tünelleri gösteriyor.

En yaygın belirtisi, şiddetli ağrı!

Bazı kadınlar regl döneminde çok şiddetli ağrılar yaşayabiliyor. Yaşam kalitesini de düşüren bu ağrılar, hem fiziksel hem de ruhsal olarak kadınları zorluyor; kimi zaman işini kimi zaman da aile hayatını etkiliyor. Çoğu zaman ‘normal’ kabul edilen bu ağrılar konusunda uzmanlar uyarıyor: “Normal sandığınız ağrı, endometriozis (çikolata kisti) habercisi olabilir”

Endometriozis, her 10 kadından birinde görülen bir sağlık sorunu. Bu hastalığa dair regl döneminde yaşanan ağrının en sık rastlanan belirti olduğuna dikkat çeken Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Hale Göksever Çelik, “Endometriozis, kalıtsal bir hastalık. Özellikle annede bu ağrılar varsa, kız çocuklarında da aynı durumun görülmesi mümkün. O nedenle anneler regl dönemi başladıktan sonra kızlarındaki belirtilere dikkat etmeli, şiddetli ağrı durumunda, mutlaka bir jinekoloğa götürmeliler. Aynı zamanda kendi ağrılarını normal gibi algılayıp, ihmal etmemeliler. Tüm kadınlar için en ideali, her hangi bir şikayetinin olup olmadığına bakmadan yılda bir kez jinekolojik muayeneye gitmeleridir. Zira bazen bazı jinekolojik hastalıklar gibi endometriozis hiçbir belirti de vermiyor. Asemptomatik dediğimiz bu durumda; hiçbir şikayeti olmasa bile ultrasonda çikolata kisti tanısı koyduğumuz hastalar var. Bundan dolayı rutin yıllık jinekolojik muayenelerini aksatmamalılar” diyor.

Prof. Dr. Hale Göksever Çelik

Prof. Dr. Hale Göksever Çelik

Derin  endometriozise dikkat!

Endometriozis, rahim içini döşeyen hücrelerin rahim dışında yumurtalıklar, karın içi zarı, tüpler, idrar kesesi, bağırsaklar, üreterler gibi herhangi bir yere yapışması ile kendini belli eden bir hastalık. Adeta rahim içi hücreler vücutta dolaşıyor ve bir organa yapışarak orda bir doku oluşturuyor. Bulunduğu organ ya da bölgeye göre farklı sorunlara yol açıyor.  Derin endometriozis hastalarından “disüri” adı verilen işeme veya “diskezi” adı verilen dışkılama sırasındaki ağrı, sık rastlanan belirtilerin başında geliyor. Endometriotik odaklar, rahimden idrar kesesi veya bağırsaklar üzerine giderek yerleşiyor, bu organların yapısını ve işleyişini değiştirerek çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlıyor.

Üreme döneminde görülüyor

Menopoz döneminde sıklığı azalmakla birlikte tüm yaşam boyunca karşılaşılabilen endometriozis, genellikle 18-45 yaş aralığındaki kadınları hedef alıyor. Üreme çağındaki kadınların yüzde 10-12’sinde görüldüğü tahmin ediliyor. Belirtilerin göz ardı edilmesi, ağrıların adet döngüsünde normal gibi algılanması ise bu şikayetler nedeniyle doktora başvurulmamasının en önemli nedenlerinin başında geliyor. Dolayısıyla uzmanlar, gerçek endometriozis oranın daha yüksek olabileceğine işaret ediyor.

Okula, işe gidemeyecek kadar şiddetli ağrı temel belirti…

Temel belirtisi “dismenore” yani çok şiddetli regl ağrısı olan endometrioziste, kadınların menstürasyon döneminde gündelik hayat akışları sekteye uğruyor; ve bu kadınlar okula veya işe gidemeyecek duruma gelerek, ağrıyı dindirmek için hastanelerin acil servislerine başvurmak zorunda bile kalabiliyor.

Çok genel bir belirti olan kasık ağrısının pek çok farklı hastalığı düşündürdüğüne değinen Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Hale Göksever Çelik “Kasık ağrısı da belirtilerden biri olabilir. Altta yatan endometriozise bağlı olarak adet dönemleri dışında da bu kadınlar ağrı deneyimleyebilir. Tanı için endometriozis konusunda deneyimli uzman tarafından detaylı jinekolojik muayene ve ultrason incelemesi yapılmalıdır. Yumurtalıklarda yerleşen endometrioma (çikolata kisti) olarak adlandırdığımız endometriozis veya karın zarı üzerindeki ‘süperfisyel peritoneal endometriozis’ adını verdiğimiz milimetrik endometriotik odaklar kadınların yaşam kalitesini düşüren kronik kasık ağrılarına yol açabilir” diyor.

Boşanmalara sebep oluyor

Endometriozisli kadınlarda görülen diğer bir belirti ise “disparoni” olarak adlandırılan, cinsel ilişkide yaşanan ağrılar. Özellikle derin endometriozis odakları olan kadınlar için cinsel ilişki bir ıstırap halini alıyor; kadınlar bu nedenden dolayı cinsel ilişkiden kaçınıyor. Yapılan bilimsel çalışmalar endometriozisli kadınlarda yaşanan bu cinsel sorunların boşanma oranlarını artırdığını ortaya koyuyor.

Anne olmayı engelleyebiliyor

Tedavi sürecinde ağrı kesici ilaçlar ve hormon içeren tedavilerin yanı sıra cerrahi yöntem ile endometriozis odakları/ kistlerinin çıkarılması veya ortadan kaldırılması gibi seçenekler değerlendiriliyor. Hastalığın yumurtalık rezervine etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Hale Göksever Çelik “Bilimsel literatürde de kanıtlandığı gibi endometriozisin kendisi de, endometriozis cerrahisi de yumurtalık dokusu üzerinde tahribata, dolayısıyla yumurta sayısının ve kalitesinin düşmesine yol açıyor. Zaten tüm kadınlarda fizyolojik olarak yaş ile azalan yumurtalık rezervi, endometriozisi olan kadınlarda daha hızlı tükeniyor. Bu nedenden dolayı, endometriozisi olup yakın gelecekte gebelik planlamayan kadınlara mutlaka yumurta ya da embriyo dondurmayı öneriyoruz” uyarısında bulunuyor.

Spordan önce kardiyolojik muayenenin önemi

Son yıllarda halı sahalarda, spor tesislerinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybedenlerin sayısındaki artış dikkat çekiyor. Özellikle çocuklarda spora başlamadan önce yapılması gerekenleri Liv Hospital Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Meki Bilici anlattı.

Spor yaparken kalbimiz normalden çok daha fazla çalışır. Bunu yapabilmesi için herşeyden önce kalbimizin sağlam olması gerekir. Bilinen kalp hastalığı bulgularında kalp taraması yapılarak hastalara teşhis ve tedavi uygulanır. Ancak bazı kalp problemleri sinsi seyredebiliyor. Bazıları da ihmal edildiği için üzücü durumlara neden olabilmektedir. Bu nedenle sporla ilgilenen herkesin yılda bir kez kardiyolojik açıdan muayene olmasında yarar vardır. Eforla ortaya çıkan göğüs ağrısı, nefes darlığı, çabuk yorulma, fazla terleme, istirahat esnasında çarpıntı, spor yaparken bayılma gibi şikayetleri olan insanların muayenelerini ve EKO çekmelerini kesinlikle öneriyoruz. Bununla beraber seyrek olarak hiçbir şikayeti olmayan bir insan,  sinsi bir kalp hastalığı nedeniyle ilk bulgusunu kalp durması olarak da gösterebilir.

Doç. Dr. Meki Bilici

Doç. Dr. Meki Bilici

Spor öncesi kalp kontrolünde hangi testler yapılır?

Sporla ilgilenen herkesin ayrıntılı bir kardiyolojik değerlendirmeden geçmesi şarttır. Bu incelemelerin en önemlisi iyi bir şekilde hastanın şikayetlerinin sorgulanması, tansiyon ölçümü, elektrokardiyografi ve ekoakardiyografik incelemedir. Bazı bireylerde efor testi, kan tahlili ve ritim holter çekilmesi de gerekebilir. Spor yapmadan önce yapılan incelemeler sayesinde hastadaki ritim problemeleri, damar darlıkları ve kalp kasındaki kalınlaşma dediğimiz hiçbir bulgu vermeyen bazı sağlık sorunlarının teşhisi ve tedavileri mümkündür. Bazı hastalar da ise efor ile ortaya çıkması ölümcül risk içeren durumlarda hastaya spor yapmamasını tavsiye etmemiz gerekebilmektedir. Bu hastalığı olan hastaların efor gerektiren yarışmalara katılması bazen ölümcül riskler içermektedir. Bu nedenle spor müsabakalarından önce kalp muayenelerinin yapılması şarttır.

Efor öncesi saptanabilecek kalp hastalıklarının tedavi edilmesi ve spor yapmasına izin verilmesi mümkündür. Çok nadiren bazı ölümcül ritmilerde ise heyecanın riskli durumlara neden olma ihtimali nendeniyle spor yapmasını yasaklayarak hastanın hayatının kurtarılması mümkündür.

Spora başlamadan önce hangi testler yapılmalı?

İlk olarak hastanın şikayetleri ve tıbbi geçmişi sorgulanır. Ardından tansiyon ölçümü, elektrokardiyografi (EKG) ve ekokardiyografi (EKO) gibi temel incelemeler yapılır. Gerekli durumlarda efor testi, ritim holter ve kan tahlilleri gibi ek tetkiklere de başvurulabilir. Bu incelemeler sayesinde ritim bozuklukları, damar darlıkları ve kalp kası kalınlaşması gibi sinsi ancak ciddi sonuçlara yol açabilecek durumlar teşhis edilebilir. Eğer yapılan değerlendirmelerde riskli bir durum tespit edilirse, uygun tedavi planlanır ve gerektiğinde kişinin spora katılımı sınırlandırılır.

Hangi durumlarda spora izin verilmez?

Efor sırasında ölümcül risk taşıyan aritmiler veya kalp hastalığı tespit edilirse spor yapılması önerilmez. Ancak tedavi edilebilir durumlarda, uygun müdahaleler sonrasında spor yapmaya izin verilebilir. Nadir durumlarda heyecanla tetiklenebilen ölümcül aritmiler görülebilir. Heyecanın neden olabileceği riskler göz önünde bulundurularak kişinin spor yapması yasaklanarak hayatı kurtarılabilir.

Kalp hastalıklarının çocuklarda görülme sıklığı ve risk faktörleri nelerdir? 

Kalp hastalıklarının toplumda görülme sıklığı yaklaşık % 1 civarındadır. Eğer bireyin anne, baba veya kardeşlerinde herhangi bir doğumsal kalp hastalığpı varsa bu risk 4-5 kat artış gösterebilmektedir.

Hangi yaş grubundaki çocukların kalp kontrolünden geçmesi gerekir?

Genellikle 7-8 yaşındna itibaren çocukaların efor gerektiren sporlara başlamaları mümkündür. Bu nedenle 7-8 yaşından itibaren yarışmalı sporlara katılan çocuklara yılda bir kez kalp kontrolü yapılması gerekmektedir. Yılda biz kez yapılmasında ki amaç, yıl içinde geçirdiği ve kalbi etkileme riski olan boğaz enfeksiyonu, covid, MİS-C ve gribal enfeksiyonların kalpte herhangi bir probleme yol açıp açmadığını kontrol etmektir.

Kalp kontrolü yaptırmayan çocuklarda oluşabilecek riskler nelerdir?

Eğer hastada riskli bir doğumsal kalp hastalığı varsa, veya önemli bir ritim problemi varsa hastanın spor yaparken bayılması veya ölme riski mevcuttur. Göğüse sert bir şekilde çarpan top, golf sopası veya sert bir çarpışma nadiren ventriküler taşikardi veya ventriküler fibrilasyon dediğimiz ölümcül aritmilere neden olabilir. Bu nedenle bu tip çarpışmalardan sonra en ufak bir şüphede hastanın 112 ile acilen kardiyoloji uzmanı bulunan bir merkeze transferi yapılmalıdır.

Oruç tutmanın faydaları neler?

Ramazan ayında tutulan oruç, vücuttaki pek çok hayati sistemde önemli değişikler meydana getirebiliyor. Bir ay boyunca ortalama olarak 13 saat boyunca hiçbir gıda ya da sıvının tüketilememesinin sindirim sistemine bazı etkileri olabileceğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülfikar Polat, “Oruç, sindirim sisteminin bir parçası olan tüm organların daha az çalışmalarına katkı sağlayarak bir dinlenme yaratmış olur. Ancak bu sürecin yalnızca faydalarına odaklanmadan bazı riskleri de olabileceğini unutmamak ve oruç dönemini bilinçli geçirmek büyük önem taşır” dedi.

Sindirim sisteminin dinlenmesiyle birlikte temizlenen organlar, daha verimli çalışmaya başlar. Mide ve bağırsaklar başta olmak üzere karaciğer ve pankreasın da bu sürede rahat edeceğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülfikar Polat, “Bu artıların yanı sıra, günlük sıvı ihtiyacının karşılanamamasıyla dehidratasyon gibi bazı risklerden de bahsetmek gerekir. Aynı zamanda reflü, gastrit ve ülser gibi mide hastalarında açlık ile mide problemleri artış gösterebilir veya kronik hastalıkları olan kişiler ise almaları gereken ilaçları alamayacakları için şikayetleri şiddetlenebilir” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Zülfikar Polat

Prof. Dr. Zülfikar Polat

Reflü hastaları oruç kararını doktora danışmalı

Oruç tutarken genel sağlığın riske atılmaması ve özellikle bazı hasta gruplarının çok dikkatli olması gerektiğinin altını çizen Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülfikar Polat, “Örneğin hamilelik sürecindeki anne adaylarının yetersiz beslenmesi bebeğin gelişimini olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle oruç tutacak gebelerin iftar ve sahur sofraları hem dengeli hem de zengin olmalıdır. Susuzluk nedeniyle ağır böbrek hastalarına da oruç tutmaları önerilmezken, hafif vakalara iftar ve sahurda bol su içmesi şartıyla izin verilebilir” dedi.

Gastrit, ülser, reflü ve kronik hastalıkları olan kişilerin doktor görüşü almadan kesinlikle oruç tutmamaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Zülfikar Polat, “Uzun süre aç kalmak, mide asidini artırarak ülser ve kanama gibi sorunlara neden olabilir. Bu nedenle reflü hastaları da bu dönemde yediklerine çok dikkat etmeli. Uzun süreli açlık sonrası iftarda birdenbire yoğun ve ağır yemekler tüketmek sindirimle ilgili şikayetleri artırabilir” uyarısında bulundu.

Yemek yedikten sonra uzanmak reflüyü artırıyor

Yapılan hatalardan birinin de sahurda tok tutması için yenilen ağır hamur işlerinden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Zülfikar Polat, “Reflü için en sakıncalı durum yemek yedikten sonra hemen yatmaktır. Çünkü yemek yedikten sonra yatma pozisyonuna geçilirse mide asidi yemek borusundan yukarıya doğru kaçabilir bu da çeşitli rahatsızlıklara yol açar. Kronik kabızlık çeken hastaların da çok dikkatli olması gerektiğini dile getiren Polat, “Bu hastalar yeterli su tüketimine ve lifli gıdalardan zengin yiyecekler seçmeye özen göstermeli. Ramazan ayını rahat atlatmak için iftarda zeytinyağlı bir sebze yemeği, sahurda ise bir kâse yoğurt içinde; kepek, yulaf, keten tohumu ve kayısı ya da erik kurusu tercih edebilirler” dedi.

Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülfikar Polat, oruç tutmanın 8 faydasını sıraladı.

  1. Oruç tutmak; vücudu, yağları enerji kaynağı olarak kullanmaya zorlar bu da yağ yakımını hızlandırır. Kan şekerini dengeleyerek insülini düşüren oruç aynı zamanda, kandaki yağ değerlerini de olması gereken seviyeye çeker. İnsülinin düşmesi sonucu kolesterol da kontrol altına alınır.
  2. Oruç, insülin seviyesini düşürerek büyüme hormonlarının salgılanmasını da artırır.
  3. Tüm bu faydaların yanında kilo kontrolüne de yardımcı olarak kalbi güçlendirir ve kalp hastalıkları riskini azaltabilir.
  4. Oruç tutarken yemek yemeğe ayrılan süre kısıtlandığı için toplam kalori miktarı azalır ve kilo kaybı oluşur.
  5. Oruç, vücuttaki enflamasyonu azaltıcı özelliğe sahiptir.
  6. Oruç, vücudu dinlendirir ve hücrelerin yenilenmesini destekler bu da bağışıklık sistemini güçlendirir.
  7. Oruç tutmak manevi huzura katkı sağlayacağı için psikolojik olarak rahatlamayı destekler, stresi azaltır.
  8. Açlık ve susuzluğa dayanmak kişisel iradeyi güçlendirerek daha sabırlı biri olmaya katkı sağlar.

Yavaş yemek, bol su içmek, protein ve lif kombinasyonu!

Ramazan’da şekerli tatlıları soframızdan eksik etmiyor, hamurlu gıdalara yöneliyor, mis gibi kokan pideye karşı koyamıyoruz…  Oysa bu besinler kan şekerimizi hızla düşürüp açlık krizlerine neden olabiliyor. Ayrıca halsizlik ve baş ağrısı gibi etkileri de enerjimizi gün boyu düşürebiliyor. Aslında bazı besinler mide boşalmasını geciktirerek ve iştah düzenleyici mekanizmaları destekleyerek daha uzun süre tok kalmamıza yardımcı olabiliyor. Dolayısıyla sahurda doğru besinleri seçerek gün içinde açlık krizlerini önleyebilir ve enerjinizi daha fazla koruyabilirsiniz. Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, oruç tutarken tok kalmanıza yardımcı olan 8 güçlü besini ve nasıl tüketmeniz gerektiğini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz

Yumurta: Yüksek kaliteli protein içeriğiyle tokluk süresini uzatın

Yumurta, içeriğindeki yüksek kaliteli protein sayesinde mideyi geç terk ediyor ve uzun süreli tokluk sağlıyor. Aynı zamanda kas kaybını önleyerek metabolizmayı destekliyor ve gün içinde enerji seviyenizi korumanıza yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, yumurtayı sahurda haşlanmış, omlet veya menemen şeklinde tüketebileceğinizi belirterek, “Yanında tam tahıllı ekmek, avokado veya sebzelerle birlikte dengeli bir öğün oluşturabilirsiniz. Ancak, kolesterol seviyelerini dengelemek için yumurtayı günde 1-2 adetten fazla tüketmeyin” diyor.

Yulaf ezmesi: Zengin lif içeriğiyle kan şekerini dengeliyor

Yulaf ezmesi, yüksek lif içeriği sayesinde mide boşalmasını geciktirerek uzun süre tok kalmanıza destek veriyor. Sindirimi yavaşlatan yapısı sayesinde kan şekerini dengede tutuyor ve açlık krizlerini önlüyor. Sahurda süt veya yoğurt ile tüketebilir; üzerine tarçın ekleyerek kan şekerinin ani yükselmesini önleyebilirsiniz. Ancak, fazla tüketimi bağırsaklarda gaz ve şişkinlik gibi sorunlara yol açabildiği için yulaf ezmesini ölçülü tüketmenizde fayda var.

Avokado: sağlıklı yağlar sayesinde tokluk süresini uzatıyor

Avokado, içerdiği tekli doymamış yağlar sayesinde sindirimi yavaşlatarak gün boyunca süren bir tokluk hissi sağlıyor. Aynı zamanda beyin fonksiyonlarını destekleyerek gün içinde enerjinizi dengede tutuyor. Sahurda tam tahıllı ekmek üzerine ezilmiş olarak ya da salatalara dilimlenmiş halde ekleyerek tüketebilirsiniz. Ancak, kalorisi yüksek bir besin olduğu için günlük tüketimi yarım adet avokado olarak sınırlamaya dikkat edin.

Badem ve ceviz: Sağlıklı yağ ve protein kaynaklarıyla açlık krizlerini önlüyor

Badem ile ceviz, sağlıklı yağ ve protein içerikleri sayesinde mideyi geç terk ediyor ve tokluk süresini uzatıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, badem ile cevizin aynı zamanda kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olarak ani açlık krizlerini önlediklerini vurgulayarak, “Ancak yüksek kalori içerikleri  nedeniyle tüketiminde aşırıya kaçmayın, aksi takdirde kilo kontrolünüz zorlaşabiliyor. Sahurda 10-15 adet badem veya 2-3 tam ceviz tüketmeniz ideal bir tercihtir” diye konuşuyor.

Yoğurt ve kefir: Bağırsak dostu probiyotiklerle sindirimi destekleyin

Probiyotik  içeriği sayesinde bağırsak sağlığını destekleyen yoğurt ve kefir, sindirimi düzenleyerek tokluk süresini uzatıyor. Özellikle protein içeriği yüksek olan süzme yoğurt kan şekerini dengeleyerek açlık krizlerini önlüyor. Sahurda tek başına veya yulaf, chia tohumu gibi besinlerle birlikte tüketebilirsiniz. Ancak, şekerli yoğurtlardan kaçınmalı ve sade olanlarını tercih etmelisiniz.

Tam tahıllı ekmek: Pideye göre daha uzun süre tok tutuyor

Beyaz ekmek ve pideye kıyasla daha fazla lif içeren tam tahıllı ekmek, mideyi geç terk ederek gün boyu süren bir tokluk hissi sağlıyor. Tam tahıllı ekmeğin aynı zamanda kan şekerinin ani dalgalanmalarını önleyerek açlık hissini kontrol altına aldığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, “Sahurda yumurta, peynir veya avokado ile birlikte tüketebilirsiniz. Ancak fazla tüketimi gereksiz kalori alımına yol açabileceğinden tam tahıllı ekmeği 1-2 dilimle sınırlandırmaya dikkat edin” diyor.

Kuru baklagiller: Yüksek lif ve protein içeriğiyle uzun süre doygunluk sağlıyor

Mercimek, nohut ve fasulye gibi kuru baklagiller, yüksek lif ve protein içerikleri sayesinde sindirimi yavaşlatarak uzun süreli tokluk hissi sağlıyorlar. Aynı zamanda bağırsak sağlığını destekleyerek sindirimi düzenliyor ve gün boyu enerjinizi korumanıza yardımcı oluyorlar.  Kuru baklagilleri sahurda çorba ya da salata içinde tüketebilirsiniz.  Ancak gaz yapıcı etkileri nedeniyle aşırı tüketmemeye dikkat edin.

Chia tohumu: Jel kıvamına gelerek tok hissetmenizi sağlıyor

Chia tohumu sıvıyla birleşerek jel kıvamına geliyor ve mideyi doldurarak uzun süre tok hissetmenizi sağlıyor. İçeriğindeki lifler bağırsak sağlığını desteklerken, omega-3 yağ asitleri de enerji seviyesini dengede tutuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, “Chia tohumunu, sahurda yoğurt veya sütle karıştırarak tüketebilirsiniz. Ancak yeterli sıvıyla tüketmeye dikkat edin, aksi halde şişkinlik yapabiliyor. Dengeli bir diyet içinde küçük porsiyonlar halinde tüketmeniz en iyi sonucu verecektir” diyor.

Ramazan’da tok kalmanın 3 altın kuralı!

Yavaş yemek: Sindirimi kolaylaştırıyor, daha uzun süre tok hissetmenizi sağlıyor.

Protein + lif kombinasyonu: Daha uzun süreli tokluk sağlıyor, kan şekerini dengede tutuyor.

Su tüketimi: İftardan sahura kadar tüketeceğiniz bolca su açlık hissinin giderilmesine destek oluyor.

Onur Özdemir yeni albüm habercisi

Onur Özdemir, yıllar sonra Sakin grubunun mirasını yeniden dinleyicileriyle buluşturmaya hazırlanıyor.

Pop dünyasında “Onurr” mahlasıyla üretimlerine devam eden sanatçı, rock kimliğiyle ise kendi adıyla müzikseverlerin karşısına çıkmaya devam ediyor. Özdemir, yakında yayınlanacak albümü “raksedip yarın yokmuşçasına”nın ilk habercisi “İlk Yara” yı yayınlıyor. Söz ve bestesi Onur Özdemir’e ait olan “İlk Yara”, Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında.

Santi ve Joker “Arkanı Kolla” ile bir araya geldi

Türk rap sahnesinin iki deneyimli ismi Santi ve Joker, uzun aradan sonra yeniden bir arada. Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanan “Arkanı Kolla”, güçlü altyapısı ve keskin sözleriyle dikkat çekerken, iki sanatçının müzikal uyumunu bir kez daha ortaya koyuyor. Büyük ses getirecek bu yeni şarkının sözleri Santi ve Joker ait. Mix mastering’i ise Joker imzası taşıyor. Prodüksiyonunu Vua’nın üstlendiği şarkı, dikkat çekecek yapısıyla ilk anda dinleyiciyi yakalayacak.

Roof Mezzepotamia’da Sunset Time konsepti ve 3 menü

Roof Mezzepotamia Sunset Time konseptiyle güneşin kızıl parıltısının denize düştüğü eşsiz güzelliği lezzet ve müzikle buluşturuyor.

Gün batımında gökyüzünü saran renklerle İstanbul’un silüeti adeta bir sanat eserine dönüşürken, özenle hazırlanan lezzetlerle günün en keyifli anı yaşanıyor. Etnik elektronik müzik eşliğinde etkileyici bir atmosfer sunan Roof Mezzepotamia, gün sonu buluşmalarının gözdesi oluyor.

Günün tüm yorgunluğunu unutmak ve lezzet ile manzaranın keyfini çıkarmak isteyenler için adres Roof Mezzepotamia… Salı ve perşembe günleri 17.00 – 20.00 saatleri arasını kapsayan Sunset Time konsepti özelinde hazırlanan üç farklı menü ile lezzetseverlere farklı gastronomi deneyimleri sunuyor. Pazar günü ise 17.00 – 20.00 saatleri arasında Happy Hour etkinliğiyle misafirlerini ağırlayan Roof Mezzepotamia’da nisan ayı dolu dolu geçiyor.  Ilık bir ilkbahar akşamının keyfini Tarihi Yarımada manzarası, lezzet ve müzik eşliğinde çıkarmak isteyenler için yepyeni bir konseptle misafirlerini ağırlayan mekanda, gün batımıyla başlayan keyif gece boyunca devam ediyor.

Menüler;

İki tek meyhane menü 1.300 ₺

Muhammara
(Antep fıstığı, Konya bozkır tahini, ceviz, Karacabey köy salçası ve kıtır soğan)
Levrek Marin
(Deniz levreği, kapari, roka yeşil yağ ve kırmızı chili biberi)

Girit Ezme
(12 ay olgunlaştırılmış Ezine paçal peyniri, Kırkağaç kavunu ve karanfilli acı biber reçeli)                                                                                                 2 kadeh rakı

Kokteyl & meze eşleşmesi menü 1.550 ₺

Zeytinyağlı enginar

(Urla sakız enginarı, kapari, ve özel soğuk sıkım zeytinyağı)

Gambilya fava

(Bodrum baklası, enginar kalbi ve chimichurri sos)

Topik

(Klasik bir Ermeni mezesi)

2 adet kokteyl

Mezzepotamyalı  (Cin İtalicus, Yeşil sos, limon otu mix, bitter parfüm)

Mithra  (Kahve ve vanilya ile demlenmiş iskoç viskisi, acıbadem likörü ve tarçın tütsüsü)

 

Bira & burger menü 1.350₺

Mini Burger

French fries

Karışık turşu

2 şişe 33 cl bira

Adres: Orient Occident Hotel Autograph Collection
Aşir Efendi Cd. No.11 Sirkeci
0501 304 52 32

Maurizio Gribaudi ve Michèle Riot-Sarcey “1848: Unutulmuş Devrim”

Maurizio Gribaudi ve Michèle Riot-Sarcey’nin birlikte kaleme aldığı 1848: Unutulmuş Devrim, 1789 ve 1830’dan sonra yaşanan ve genellikle göz ardı edilen üçüncü Fransız devrimini yeniden değerlendiriyor.

Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanan çalışma, 22-25 Şubat 1848 tarihlerinde Paris’te gerçekleşen devrim aracılığıyla dönemin siyasi ve toplumsal dinamiklerine ışık tutuyor. Gribaudi ve Riot-Sarcey, bu devrimin sadece Fransa için değil, Avrupa genelinde demokratik ideallerin ve halk hareketlerinin gelişimi açısından kritik bir dönemeç olduğunu savunuyor. İşçi sınıfının ve halkın taleplerini, devrim sürecindeki aktörleri ve olayların tarihsel bağlamını ayrıntılı bir şekilde inceleyen 1848: Unutulmuş Devrim, tarih meraklıları ve politik dönüşümlerle ilgilenen okurlar için önemli bir kaynak

Maurizio Gribaudi ve Michèle Riot- Sarcey’nin Ayrıntı Yayınları’nın Tarih dizisinden çıkan 1848: Unutulmuş Devrim adlı kitabını Fransızcadan dilimize Beyza Başer çevirdi.