Yazılar

Oyuncu Goncagül Sunar yeni şarkı “İnan”

Bu şarkı defalarca umutsuzluğa kapılıp, bitti dediği yerden yeniden başlayabilen, kendini sadece kendi çabasıyla emeğiyle var etmeye çalışan, Bojack Horseman çizgi dizisini referans alarak aslında daha çok oyunculara yazıldı. İnancımızı kaybetmemek üzerine küçük sessiz bir isyan şarkısı bu dediği “İnan”, ünlü oyuncu Goncagül Sunar’ın Garaj Müzik etiketli yayınlandı.

Gülsün Yılmaz “Bekleyiş”

Ressam Gülsün Yılmaz’ın, kadın bedeninin ve ruhunun evrendeki dönüşümünü ele aldığı “Bekleyiş” adlı kişisel resim sergisi, 9 Nisan 2025’te Evrim Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluştu.

“Bekleyiş” sergisinde Yılmaz, değişen ve gelişen evrende kadınların maruz kaldığı haksızlık ve eşitsizliği, kendi bedenini ve portrelerini travmatik bir dil kullanarak yansıtıyor. Ressam, kadının gücünün evrenden aldığı enerjiyle şekillendiğini ve bu enerjiyi yeniden evrene aktardığını vurgularken, izleyiciyi kadın olmanın hem kırılgan hem de dirençli yanlarıyla yüzleştiriyor. Eserlerde, doğanın yıkıcı ve bir o kadar iyileştirici gücü, canlı renkler ve kalın boya katmanlarıyla temsil ediliyor. Kediler, kuşlar ve çiçekler gibi doğal motifler ise fırça darbeleriyle portrelere adeta hayat üflüyor.

“Bekleyiş”, 27 Nisan 2025 tarihine kadar Evrim Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilir.

Adres: Göztepe Mahallesi, Bağdat Caddesi Handan Palas Apartmanı No:233 Daire: 1 Kadıköy-İstanbul

Tel.: (0533) 237 59 06

Ziyaret Saatleri: Pzt-Çrş-Perş-Cuma-Cmt 11:00-19:00

Pazar: 12:00-18:00, Salı günleri ziyarete kapalıdır.

İnsanlık ödülleri

İnsani Gelişme Vakfı İNGEV tarafından düzenlenen ActHuman İnsani Gelişme Ödülleri, Pera Müzesi’nde gerçekleştirilen etkinlikte sahiplerine takdim edildi.

Moderatörlüğünü gazeteci Kübra Par’ın üstlendiği gecede, ödül törenine katılanlar, insanlık adına değerli katkılarda bulunan isimleri onurlandırmak için bir araya geldiler.

 İngev Başkanı Vural Çakır yaptığı konuşmada; “ACTHUMAN İnsani Gelişme Ödülleri, bizleri aydınlık zamanlara taşıyabilecek insanları, projeleri, savundukları insani gelişim uğruna yaptıkları çalışmaları öne çıkarmayı, onları rol model olarak sunmayı amaçlıyor. Bugün burada, ödül sahipleriyle bir arada olmaktan onur duyduğumuzu ifade etmek isterim.” dedi.

Ödül kazananlar arasında farklı alanlarda önemli başarılar elde etmiş isimler yer aldı:

  • Ruşen Yücesoylu Karakaya, İSİAS Otel’deki adalet nöbetiyle Hak Temelli Çalışma kategorisinde ödüle layık görüldü.
  • Hacer Foggo, Eşitsizliklerle Mücadele kategorisindeki ödülün sahibi oldu.
  • Nejla Işık, Akbelen Ormanı için verdiği mücadeleyle Sürdürülebilir Çevre kategorisinin ödülünü kazandı.
  • Delal Dink, Sosyal Uyumu Destekleme kategorisinde Hrant Dink Vakfı adına, vakfın yönetim Kurulu üyesi Sibel Asna ödüllendirildi.
  • Sema Genel Karaosmanoğlu, Hayata Destek Derneği’ndeki çalışmaları nedeniyle Deprem Bölgesinde Yeniden İnşa ve Geçim Kaynakları kategorisinde ödül aldı.
  • Pelin Baykan, “Anlatan Eller” projesiyle Sosyal İnovasyon kategorisinde ödüle layık görüldü. Aynı kategoride Yasemin Kireç de Anadolu Meraları projesiyle ödüllendirildi.
  • Müge Aydın, Arsuz Kadın Kooperatifi’ndeki çalışmaları nedeniyle Yeniden İnşa Özel Ödülü’nün sahibi oldu. Ayrıca, bu kategorideki bir diğer ödül Yousra Khamis’e, Bilsan Atölye’deki projeleri nedeniyle ödüle layık bulundu.
  • Sedef Erken, İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği’ndeki çalışmaları nedeniyle Kapsayıcılık Ödülü’nü kazandı. Bu kategoride ayrıca Esma Yılmaz, Mina Demirtaş ve Şükrü Necati Şahin de Kızıl Goncalar dizisi ile ödüllendirildiler.

Birleşik Krallık otonom sürüşe hazırlıyor

Nissan’ın öncülük ettiği ve beş ortaktan oluşan konsorsiyum, Birleşik Krallık’ın en son otonom sürüş (AD) araştırma projesi olan “evolvAD’i” başarıyla tamamladı.

Ülkenin otoyollarında, şehir merkezlerinde, yerleşim yerlerinde ve kırsal kesimlerinde sıfır kaza ile 16.000’den fazla otonom sürüş gerçekleştirildi.

Nissan AMIEO (Afrika, Orta Doğu, Hindistan, Avrupa ve Okyanusya) Bölgesi Araştırma ve Geliştirme Kıdemli Başkan Yardımcısı David Moss şunları söyledi: “Her üç araştırma projesi de AD teknolojisinin zorlu sürüş ortamlarında nasıl performans gösterdiğine dair bilgi ve anlayışımızı artırma konusunda son derece başarılı oldu.

“AD mobiliteyi geliştirmek için özel ortaklarımızla birlikte çalışmak bir ayrıcalıktı. Bu teknoloji, insan hatalarını azaltarak sürüşü daha güvenli ve verimliliği artırarak daha temiz hale getirmenin yanı sıra, konum, yaş veya engellilik nedeniyle bugün buna sahip olamayan çok daha fazla insana mobiliteye erişim sağlayabilir. Cranfield’daki Nissan Avrupa Teknik Merkezi’ndeki(NTCE) Birleşik Krallık ekibimiz bu teknolojiyi geliştirmeye devam edecek ve önümüzdeki yıllarda müşterilerimize AD mobilite hizmetlerini sunacak olmaktan heyecan duyuyoruz.”

JASON BROOKS “İki Yaşındayken Resim Çizmeye Başladım”

Röportaj: Ahu Çağdaş

İllüstrasyon dünyasında kendine özgü ifade tarzıyla ​değer gören dünyaca ünlü sanatçı Jason Brooks​; Pause dergi​nin bu ayki kapak konuğu. Brooks’un çalışmaları, sanatseverlere sadece estetik bir deneyim sunmakla kalmayıp, aynı zamanda ​farklı kültürler ve yaşam tarzlarıyla tanıştırıyor. Tokyo, Londra ve New York’ta sergilenen eserleri, onun sanat yolculuğunun önemli bir parçasını oluştur​duğu ve İlham kaynaklarının zenginliğini yansıtıyor.​ Brooks​’un tekniği illüstrasyon alanında yeni teknolojileri kullanarak klasik çizim geleneğini modern dijital tekniklerle birleştir​en bir tarzı kapsıyor…  Özellikle Paris, New York ve Londra’ya adanmış resimli Travelogues üçlemesi, seyahat tutkusunu ve gözlemlerini sanatsal bir dille ifade etme yeteneğini sergiliyor. 2016 yılında Londra Eskiz Defteri ile Victoria & Albert Müzesi Kitabı İllüstrasyon Ödülleri’ni kazanarak sanat dünyasında önemli bir bilinirliği​, fark yaratan bir tarafı bulunuyor.

Sanata olan ilgim ve modaya olan tutkumun peşinden ilerlerken, kendisine ulaştığım bu dünyaca ünlü illüstratör, ressam ve heykeltraş ​sevgili Brooks ile gerçekleştirdiğim röportaj benim için çok ​çok kıymetli ​bir çalışma oldu. Kendisine sanata nasıl başladığını, ilham kaynaklarını ve yeniliklerini sordum. Profesyonellerle ele aldığım konuları sizler için paylaşmak benim için özel bir deneyim. Brooks’a bu değerli söyleşi için bir kez daha teşekkür ederim. Sanatçının eserlerinin bulunduğu vizyon dünyasını okumaya hazırsanız, hadi başlayalım… Keyifli okumalar!

JASON BROOKS

Sanata ilgi duyduğunuzu ne zaman ve nasıl fark ettiniz?

İki yaşındayken resim çizmeye başladım. En eski anılarımdan biri; büyük bir kağıdın ortasına kırmızı boya kalemiyle büyük bir yüz çizmektir.  Altı yaşındayken ailemle İtalya’ya seyahat ettik. Rönesans resmine, özellikle Floransa’daki Uffizi galerisinde Uccello’nun San Romano Savaşı’na ve Michelangelo’nun heykellerine hayran kaldım.

Çizimler ve kartpostallardan oluşan bir eskiz defteri yaptım. Bu inanılmaz İtalyan yaratıcılığını muhteşem sanatını görmek, duyularımı resimlerin gücüne ve güzelliğine doğru uyandırdı. Ekranlar ve video oyunlarından önceki o erken yaştan itibaren, her zaman çizim yapıyor ve hayal dünyamı keşfediyordum.

Profesyonel bir sanatçı olmak için hangi adımları attınız?

Okulda her zaman okul oyunlarının ve etkinliklerinin kapaklarını çizmek için seçilirdim. Genellikle öğle tatillerinde müdürün odasında oturup okul projeleri için çizim yapardım. Bunlar sadece renkli kâğıda basılırdı ancak; çalışmalarımın yayınlandığı ve tüm ebeveynlerin sanatımı küçük bir kitabın ön yüzünde tuttuğunu gördüğümde yaşadığım heyecanımı halen hatırlıyorum. Ergenliğimin başlarında, insanları hareket halinde çizmekten zevk almaya başladığım için rüzgar sörfü ve spor şirketleri için birkaç ticari projeye başladım. Ayrıca, İngiltere’nin dört bir yanındaki okul kitaplarında basılan haritaları da çizdim. Ve bu çalışmalarım bana ilk gençlik yıllarımda telif hakkı geliri kazanmamı sağladı. Daha sonra üniversitede sanat okudum, önce memleketim Brighton’da temel bir ders aldım sonra da; St Martins’de Grafik Tasarım ve İllüstrasyon alanında Lisans Derecesi, ardından Londra’daki Royal College of Art’tan Yüksek Lisans Derecesi aldım.

Yirmili yaşlarımın başında, hala üniversitedeyken, moda illüstrasyonu dalında Vogue Sotheby’s Cecil Beaton Ödülü’nü kazandım ve British Vogue ile düzenli olarak çalışmaya başladım.  Bu, birçok başka komisyona ile çalışmama yol açtı. O zamandan beri şirketler ve markalarla iş birliği yapmanın yanı sıra kendi sanat eserlerimi yaratmakla meşgulüm.  Sanırım sır; mümkün olduğunca çizim pratiği yapmak… Hatta aile ve arkadaşlarımın portrelerini yapmak ve ayrıca insanlara, şirketlere yaklaşıp çalışmalarımı göstermekten korkmamaktı.  90’larda ayrıca Londra ve New York’taki dergiler için birçok moda şovunda ve Paris’teki Couture şovlarında çizim yaptım.  Bu bana harika bir moda eğitimi verdi ve ayrıca yirmili yaşlarımı geçirmek için çok ilham verici bir yer olan Notting Hill’de yaşadım.  Yeni teknolojiye uyum sağlamak da benim için çok önemliydi, özellikle de resim yapmanın yeni bir yolunu sağlayan Photoshop…

Tüm bu deneyimler beni profesyonel bir reklam sanatçısı olmaya yönlendirdi

JASON BROOKS

Yapmadığınız için pişman olduğunuz bir şey var mı? Ve nedir?

Yirmili yaşlarımda New York’a taşınmamak oldu diyebilirim.  Moda illüstratörleri için daha az işin olduğu bir zamandı, bu yüzden zor oldu.   Ama belki de New York’a taşınmalı ve moda fotoğrafçılığına başlamalıydım!

İnsanları nasıl etkilediğinizi düşünüyorsunuz?

Umarım çalışmalarım insanlara hayal kurmaları ve ilham almaları için ruhlarına dokunur. Hayat muhteşem ve inanılmaz, mucizevi bir gezegende yaşıyoruz. Bu deneyimin güzelliğini kutlamaya çalışıyorum ve insanların; iyimser ruhumla bir bağ kurmasını umuyorum.

Tuhaf olduğunu düşündüğünüz herhangi bir özelliğiniz var mı?

Bazen geceleri gözlerimi kapattığımda, resimlerle dolu güzel bir kitabın sayfalarını karıştırabiliyorum. Sayfalar zihnimde dönerken birbiri ardına çok sayıda harika resim görüyorum. Uyumuyorum ama tüm bu mükemmel şekilde tamamlanmış resimlere bakıyorum ve bu garip aynı zamanda ilham verici. Gözlerimi açarsam büyü bozuluyor. Acaba başkaları da bu tuhaf deneyimi yaşıyor mu diye merak ediyorum? Eşim de benim bazı psişik güçlerim olduğunu düşünüyor ve bunu bana başkaları da söyledi. Sanırım hepimiz farklı derecelerde bunu yaşıyoruz.

JASON BROOKS

Neyi romantik buluyorsunuz?

Bence başka bir insanla gerçek ve samimi bir bağ kurmanın hissi romantiktir.

Gül ve şampanya ile hiçbir ilgisi olmayan, çok daha derin bir histir. Eğer o büyülü hissi paylaşıyorsanız ve birinin gözlerinin içine, kelimeler olmadan bile bakabiliyorsanız ve o zaman nerede olduğunuzun bir önemi yoktur. Biriyle o bağ hissine eşlik eden güzel yerleri veya deneyimleri paylaşmak inanılmaz derecede romantiktir. Belki de tüm resimlerim varoluşun güzelliğini kutlama biçiminde romantik bir unsura sahiptir. Bence romantizm, sanatta, müzikte veya doğadaki güzelliği ruhsal bir düzeyde takdir ederek bağımsız olarak da deneyimlenebilir.

Paranızı en çok neye harcıyorsunuz?

Paramı en çok aileme, sevgili eşim Nila’ya ve 17 ve 21 yaşlarındaki iki harika çocuğuma harcıyorum.  Kızım Londra’da üniversitede okuyor, bu pahalı ama seyahat ve eğitime harcanan paranın asla boşa gitmediğini düşünüyorum.  Ayrıca sevdiğim şirketlerin hisse senetlerine yatırım yapıyorum, bu alışveriş yapmak gibi hissettiriyor ama ihtiyacım olursa yine de param oluyor.   Bunun dışında stüdyomda sakladığım imzalı sanat kitapları ve evimde bulunan sanat eserlerini topluyorum.

En büyük korkunuz nedir?

Sanırım en büyük korkum ailemi geçindirememek ve çocuklarıma hayatta iyi bir başlangıç ​​sağlayamamak. Pratik düzeyde yüksekliklerden hoşlanmıyorum!

JASON BROOKS

Nelerden ilham alırsınız?

Ben kendi kişisel güzellik kavramımdan ilham alıyorum.    Seyahat ve sanat yoluyla güzelliği keşfetmek, hiç bitmeyen bir ilham ve kendini ifade etme misyonudur. En büyük ilham kaynaklarımdan biri insan formudur. Çünkü; insanları hareket halinde ve farklı pozlarda çizmeyi seviyorum, bu yüzden müzik ve dans önemli kaynaklardır.

Ayrıca hem ilham alıyorum ve doğal hayatta; denizde, ormanlarda, dağlarda, gökyüzünde güzellik buluyorum. İnsanları ve özellikle kadınları bu doğal güzelliğin bir uzantısı olarak görüyorum. Mutlaka dış görünüşle ilgili olmak durumunda değil; güzel bir ses, bir yetenek veya ilham verici güzel bir kişilik özelliği olabilir.

İlham, doğadan ziyade insanlık tarafından yapılmış bir şey aracılığıyla da gelebilir. Güzel bir daire, bir film, fotoğraf, harika bir araba veya resim gibi şeyleri idealize edilmiş bir şekilde görme eğilimindeyim ve eğer yapabilirsem gerçekliği geliştirmeye çalışıyorum.  Bir de hayatta bana ilham veren anlar var. Bir trenin içinden geçen bir görüntü, bir binanın cephesindeki ışık, geceleri pencereler, sokaktaki güzel bir insan, iyi giyimli bir grup insanın arasından geçen bir görüntü, gerçekten sonsuz bir kaynak var benim için…  Duyularımızı ayarlayıp fark edersek her yerde ilham vardır.

Ünlü olmak nasıl bir şey?

Çalışmalarım; kişisel tanınırlığımdan daha ünlü… Bu yüzden sanatım insanlara dokunduğunda ve onlara güzel duygular hissettirdiğinde çok mutlu oluyorum. Genellikle insanlar bana sanatımın hayatlarını olumlu yönde etkilediğini ve onlara bir tür mutluluk veya yaratıcı ifadeye doğru bir yön verdiğini söylüyorlar. Bunu duymak çok tatmin edici. Mümkün olduğunca çok insanın beğenisini almak ilham vermek istiyorum ve bunu ünlü markalarla iş birlikleri üzerinden yapmayı seviyorum.

Yıllar boyunca Chanel, Tiffany & Co, Hotel Du Cap Eden Roc, Michael Kors, Sotheby’s ve yapmaya devam ettiğim birçok ünlü lüks markayla çalıştım. Son zamanlarda Beymen ile Noel Kampanyaları için çalışmak da bir zevkti.

Ünlülerin etkili olduğunu düşünüyor musunuz?

Eğer başkalarına olumlu bir şekilde duygular neşe, bilgi getiren bir şey için etkili oluyorsa; o zaman bu alkışlanmalıdır ve bence bu harika bir şey… Kendini ifade etmeyi insanların temel bir ihtiyacı olarak görüyorum.  Dolaysıyla; bu bir tür eğitim veya eğlence yoluyla ünlü olmaya yol açıyorsa, bu harika bir şey!

JASON BROOKS

Hobileriniz nelerdir?

Film konusunda gerçekten tutkuluyum ve bir iletişim aracı olarak onu büyüleyici buluyorum. Alfred Hitchcock en sevdiğim film yönetmeni, tam bir dahi… Bu ilgi aynı zamanda sanat eserlerimi de şekillendiriyor ve erken kariyerim reklam filmleri için senaryo çizmekle geçti. Ayrıca; bazen işime kattığım rüzgâr sörfü, tenis ve kayak yapmayı da seviyorum. Okyanus rüzgâr sörfündeki deneyimlerim, deniz ve farklı hava koşullarını yaşamamın, sanatıma, resimlerime gerçekçilik katığını söylemek isterim… Bu özellikle, ana müşterilerimden biri olan ve göz alıcı insanlar, yatlar, helikopterler ve okyanus içeren düzenli reklam sanat eserleri ile bir web sitesi olan Superyachts Monaco için yaptığım çalışmalar da etkilidir. Bunların hepsini resmetmekten büyük keyif alıyorum.

Size ilham kaynağı olan bir şehir veya ülke var mı? Var ise; hangi şehir veya ülke?

Paris, New York ve Tokyo benim gözümde her zaman inanılmaz derecede ilham verici ve göz alıcıdır.  Ayrıca; birkaç ay boyunca seyahat ettiğim, İstanbul, Efes, Pamukkale, Afrodisias, Kapadokya, Fethiye, Kaş ve özellikle muhteşem ve büyülü olan gün doğumunu izlediğimiz Nemrut Dağı’nı ziyaret ettiğim Türkiye’nin; bende gerçekten harika anıları var.

JASON BROOKS

Sizi etkileyen bir yaşam deneyiminiz var mı? Bununla ilgili bir tavsiye verebilir misiniz?

Bence iş hayatında dürüst ve güvenilir olmak gerçekten önemli. Yüksek standartları korumak ve her projede elimden gelenin en iyisini yapmak söz konusu olduğunda; biraz mükemmeliyetçi olmak diyebilirim. Hayatın kişisel tarafında, kalbinizi emanet edebileceğiniz, etrafınızda iyi insanları seçmek çok önemlidir.

Bir süper gücünüz olsaydı bu ne olurdu?

İnsanları birbirlerine ve gezegenimize karşı daha şefkatli ve nazik kılma gücüne sahip olmak isterdim.

Hayatınızda hayran olduğunuz kahramanlar var mı?

Annem ve babam ilk kahramanlarımdı. İkisi de çok şık, nazik ve yaratıcı insanlardı ve erken yaştan itibaren yaratıcılığımı teşvik ettiler. Çalışmalarına hayran olduğum ünlü kişiler açısından;  Picasso, David Bowie, David Hockney, Matisse, Davinci, Coco Chanel, Karl Lagerfeld, David Bailey, Cristobal Balenciaga ve liste uzayıp gidiyor…

Kahramanlarım; yeteneklerine çok doğrudan ve doğal bir bir şekilde erişebilen, vizyonlarını dünyaya açıklık ve güvenle ileterek kendilerini ifade eden yaratıcı insanlardır.

JASON BROOKS

Hayattaki altın kuralınız nedir?

‘Her zaman parlak tarafa bakın’… Ben doğal bir iyimserim ve hayatın zor anlarında bile güçlü ve iyimser olabilen pozitif insanların yanında kendimi daha rahat hissediyorum.

Bir duruma bakmanın genellikle iki yolu vardır, bu yüzden eğer yapabilirsem etrafımdaki insanları mutlu etmeye ve pozitif kalmaya çalışıyorum.  Sanat eserlerimin amacı da insanların kendilerini iyi hissetmelerini sağlamak. Hayal kurmak için iyimser pozitif duygulardan ilham alıyorum.

Yemek yapmayı sever misin? En çok ne pişiriyorsun?

Aslında yemek yapmayı seviyorum.  2020’deki ‘karantina’ sırasında karım ve çocuklarım için yemek yaptığımda bundan gerçekten keyif almaya başladım. Şu anda yapmayı en sevdiğim yemekler Yaki Soba, Lazanya ve Kral Karides Arrabbiata. Zevkim yıllar geçtikçe daha da gelişti ve bol sarımsak ve acı biber içeren güçlü tatları seviyorum.

En çok hangi şehri seviyorsunuz ve yaşamak istiyorsunuz? Neden?

Güney Fransa’nın kıyı şeridini seviyorum ve ışık, mimari ve kültür bana gerçekten ilham veriyor. On yıllardır sanatçılar için ünlü bir yer ve gelecekte bir noktada Nice’in yakınında yaşamayı çok isterim. 

En sevdiğiniz veya şimdiye kadar geçirdiğiniz en macera dolu tatil hangisidir?

Yirmili yaşlarımdayken bir televizyon şirketi tarafından 3 ay boyunca Meksika ve Guatemala’da Maya bölgelerini ziyaret etmek ve eskiz defterlerime birçok çizim ve resim yapmak için sponsor oldu. Harika bir maceraydı ve sanat eserim daha sonra televizyon şirketinin yarışmasında birincilik ödülünü kazandı. Her iki ülkenin ve Belize ve Honduras’ın renkleri ve canlılığı asla unutamayacağım değerli bir anı.  Eşim ve ben ayrıca Maldivler’e ve balayımız için Seyşeller’e birkaç kez seyahat ettik. Palmiye ağaçları ve ıssız adaların ortamı benim için cennet!

40 yaş civarında, açık tenliyseniz, fazla kilonuz varsa, dikkat!

Sindirim sisteminin önemli bir parçası olan safra kesesinde oluşan taşlar; şişkinlik, karında rahatsızlık hissi ve dolgunluk gibi hazımsızlık sorunlarıyla ilk sinyalleri veriyor. Her safra kesesi taşının ameliyat gerektirmediğine dikkat çeken Acıbadem Kartal Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Murat Gönenç “Safra taşları bir sebep değil bir sonuçtur. Esas sorun taşın kendisi değil, safra kesesinin hasta olmasıdır” diyerek safra taşları konusunda toplumda yanlış bilinen doğruları anlattı.

Prof. Dr. Murat Gönenç

Prof. Dr. Murat Gönenç

Safra taşı yalnızca safra kesesinde olur: Taşlar, safra kesesi dışındaki safra yollarında da oluşabiliyor. Safra sistemini bir ağaca benzeterek anlatan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Murat Gönenç, küçük ve orta boy dallarının karaciğerin içinde, büyük dallarının ve gövdesinin karaciğerin dışında yerleşik olduğunu söylüyor. Safra kesesi de karaciğerin dışında yer alan safra yollarının bir parçasını oluşturuyor. Safra ağacı karaciğerde üretilen safranın geçici olarak depolanarak bağırsağa aktarılması görevini üstleniyor. Bu ağacın herhangi bir bölgesinde safra taşı oluşsa da büyük bir kısmı safra kesesinde gelişiyor.

Safra taşı sadece yaşlılarda görülür: Safra taşları her yaş grubunda görülebiliyor. Ancak yaş ilerledikçe risk artıyor. 40 yaşından sonra görülme sıklığı yükseliyor. Bunun yanı sıra obezite, genetik yatkınlık ve bazı kronik hastalıklar da safra taşı oluşumuna zemin hazırlayabiliyor.

Safra taşı her zaman şikayete neden olur: Safra taşları her zaman belirti vermediğinden şikayete de yol açmayabiliyor. O nedenle rutin kontroller sırasında bazen tesadüfen tespit edilebiliyor. Safra taşlarında en sık görülen şikayet ise şişkinlik, karında rahatsızlık hissi ve dolgunluk gibi hazımsızlık sorunları oluyor. Acil durumlarda, sağ omuza ve sağ kürek kemiğinin altına doğru yansıyan şiddetli karın ağrısı, ateş ve sarılık gibi şikayetler görülüyor. Ultrasonografi ile kolayca tanı konulsa da safra ağacının diğer kısımlarındaki taşlar ve şüphe duyulan diğer hastalıkların teşhisi için bazı ek tetkikler gerekebiliyor.

Safra taşları belirtilerden hemen anlaşılabilir: Safra taşlarına bağlı hastalıkların şikayetleri mide, pankreas ve bağırsak hastalıkları ile akut apandisit, kalp krizi ve böbrek taşı gibi diğer hastalıkların belirtileri ile karışabiliyor.

Safra taşları sadece kadınlarda görülür: Kadınlar, erkeklere göre daha yüksek risk altında olsalar da safra taşları erkeklerde de görülebiliyor. Eski tıp kitaplarında safra taşlarının en sık 40 yaş civarı, açık tenli ve kilolu kadınlarda görüldüğüne dair bilgiler olduğunu,“4F (forty, female, fairy, fat)” şeklindeki İngilizce kısaltmaya sık rastlandığını belirten Prof. Dr Murat Gönenç, “Gerçekten de kadınlık hormonları, yaş ve obezite safra taşı gelişimi açısından iyi bilinen risk faktörleridir. Özellikle gebelik sürecinin ve bazı doğum kontrol ilaçlarının safra taşı oluşumunu tetiklediği net olarak gösterilmiştir” diyor. 

Safra taşı düşürülebilir: Safra kesesi taşları böbrek taşları gibi düşürülemiyor. Taşlar, kesenin içinde hareket edebiliyor, ancak kendiliğinden düşmeleri mümkün olmuyor. Bol su içmek de böbrek taşlarında olduğu gibi düşmelerini sağlamıyor. 

Safra taşı sadece yağlı yiyeceklerden kaynaklanır: Beslenme önemli bir faktör olsa da safra taşlarının tek sebebi değil. Safra taşlarının da kendi içlerinde tipleri bulunuyor ve her bir safra taşı tipinin oluşum mekanizması birbirinden farklı. Batı tipi beslenme, yani et ağırlıklı yemek tüketilen ülkelerde en sık görülen safra taşları kolesterol taşları oluyor.

Safra taşları ilaçla veya bitkisel yöntemlerle eritilebilir: Bilimsel olarak kanıtlanmış bir ilaç veya bitkisel tedavi yöntemi bulunmuyor. Mevcut tedavi seçenekleri arasında en etkili yöntem laparoskopik cerrahi ile safra kesesinin alınması oluyor. 

Safra kesesi alınırsa sindirim bozulur: Safra kesesi olmadan da vücut safra üretmeye devam ediyor. Ameliyat sonrası bazı gıdalara karşı hassasiyet gelişse de bu durum, genellikle zamanla düzeliyor. Safra kesesinin yokluğu ne erken ne de geç dönemde ciddi bir sorun teşkil etmiyor. 

Safra taşı olan herkes mutlaka ameliyat olmalıdır: Her safra taşı tedavi gerektirmiyor. Şikayet oluşturmayan safra taşları medikal olarak takip ediliyor. Ancak bazı özel durumlarda (büyük taşlar, bağışıklık sistemi zayıf hastalar vb.) belirti olmasa bile ameliyat önerilebiliyor. Safra kesesi taşlarında tedavi için mutlak gerekçe kişinin safra taşlarına bağlı şikayetlerinin olması veya daha önce safra taşlarına bağlı bir hastalık geçirmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Murat Gönenç; safra kesesi taşlarının tesadüfen saptandığı hastalarda tedavi önerilen belli başlı durumları şöyle açıklıyor: “Safra taşı oluşumu ile seyreden kan hastalıkları, başka nedenle karın cerrahisi planlanan hastalar, yaşadıkları yer veya işleri nedeniyle acil sağlık hizmetine ulaşması zor olan kişiler (kırsal bölgelerde yaşayanlar, sık seyahat edenler, askerler, denizciler, vs.), bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar veya hastalıklar, nakil hastaları, doğurganlık çağında olan ve gebelik düşünen kadınlar, safra kesesi taşı 2 cm’den büyük olan bireyler, safra kesesi duvarında kireçlenme, safra kesesi taş ile dolu olan kişiler. Safra kesesinden farklı olarak, safra ağacının başka kısımlarında yer alan taşlar için şikayet olsun ya da olmasın, mutlaka tedavi önerilir”

Ameliyatta yalnızca taşların alınması yeterlidir: Safra taşı ameliyatlarında yalnızca taşlar değil, kese tümden alınıyor.  Selim safra kesesi hastalıklarında bilimsel olarak ispatlanmış en iyi tedavi yöntemi “laparoskopik kolesistektomi” yani kapalı yöntemle safra kesesinin bütünüyle çıkarılması oluyor. Prof. Dr. Murat Gönenç; ameliyat yöntemi ile ilgili şu bilgiler veriyor: “Esas sorun taşın kendisi değil, safra kesesinin hasta olmasıdır. Bu nedenle, safra kesesinin içini açıp sadece taşları almak şeklindeki bir tedavi yöntemi bilimsel olarak kabul edilebilir değildir. Taş eritme ve kırma tedavilerinin uzun dönemde başarısız olmalarının nedeni de budur. ‘kapalı yöntem’ olarak bilinen, laparoskopik olarak yapılan safra kesesi ameliyatı küçük kesilerle yapılır. Ameliyat sonrası ağrı ve rahatsızlık hissi azalır, hasta normal hayata hızlıca dönebilir.”

Nisan 2025 burç yorumları

Koç

Nisan’la birlikte boyunca çevrenizdeki şeyler sakinleşecektir. İş konusunda, önceki oldukça heyecanlı olaylarla karşılaştırıldığında önemli ölçüde pasif ve gerileme durumunda olacaksınız. Bu dönem boyunca Koçları hak edilmiş dinlenme bekleyecek. Aile tatilleri veya sağlıklı hafta sonlarını sabırsızlıkla bekleyebilirsiniz.

Boğa

Nisan ayındaki başlıca olay, esasen burçlara göre kişisel gelişimi ilgilendiriyor. Kendinizi bir kavga ya da anlaşmazlık içinde bulduktan sonra gözleriniz nihayet açılacaktır. Başkalarına karşı davranışınızın değişmesi gerektiğini göreceksiniz. Çok fazla inat sizi tartışmalara itebilir. Etkili olması için Boğa tüm bunları tek başına gerçekleştirmek zorundadır.

İkizler

Nisan ayında ilişkinizde bazı yanlış anlama veya sorunlar olabilir. Özel olarak ciddi bir şey olmasa bile bu durumu hafife almamalısınız. İnatçı olmayın. Diğer görüşleri dikkatle dinleyin ve yalnızca kendinizinkine değil, diğer çözümlere de açık olun. İkizler bu yolla çeşitli sorunları önleyebilir.

Yengeç

Nisan ayında pozitif enerji saçacaksınız ve bunu çevreye de yayacaksınız. Bu nedenle Yengeç burcunun sosyal ilişkileri sürdürmesi çok kolay olacak. Aşkınızla karşılaşmak, bunun yanı sıra kariyerinizde çok değerli olabilecek ilginç temaslar elde etmek, fakat aynı zamanda sadece boş zamanınızı değerlendirmek için de büyük bir şansa sahipsiniz.

Aslan

En zor zamanlarda ailenizden yardım bekleyebilirsiniz. Ruhunuzu beslemenin yolunu bulurlar. En sevdiklerinize onlara minnettar olduğunuzu gösterin ve iyiliklerine karşılık verin. Bunların kıymetini bilmemek, hoş olmayan yanlış anlamalara yol açar. Aslanlar eşleri ile tekrar uyumlu olmayı başarıyorlar. Nisan ayında yıldızlar istikrarlı bir konumdadır.

Başak

“Nisan’daki hava nedeniyle kendinizi keyifsiz ve depresif hissediyorsanız, ailenizin ya da en yakın arkadaşınızın yakınlığını arayın. Kesinlikle kendinizi izole ederek “”köşenize çekilmeyin””. İnsanlar ruhunuzu besleyebilirler. Başak’ın kişiliği geliştikçe ve daha da olgunlaştığında yavaş ama emin adımlarla istikrarlı bir döneme girecektir.”

Terazi

Sevgiliniz yine de sizi suçlarsa, agresif olmayın ve sadece hatalarını işaret etmeyin. Her şeyden önce kendi hatalarınızı düşünün. Kendinizi kötü hissederseniz, aileniz bu Nisan ayında size yardımcı olacak ve destekleyecektir. İşte Teraziler’in yararlı tavsiyeler ve anlayış bulabileceği yer burasıdır.

Akrep

Nisan istikrarlı bir dönem olacak. Yıldızlar nihayet ideal bir konuma geldi ve sonunda dalgınlığınız sona erdi. Kariyerinize daha fazla zaman ayıracaksınız ve daha verimli olacaksınız. İş temponuzu geliştireceksiniz. En çalışkan meslektaşları bile Akrep’i yakalarken sorunlar yaşayacaklar.

Yay

Nisan’da işinizden keyif alacaksınız. Zaman çok hızlı geçecek ve geç saatlerde çalışmaya bile aldırış etmeyeceksiniz. Buna rağmen Yay burçları ailelerini ve en yakın arkadaşlarını ihmal etmemelidir. Sizi seven insanlar böyle yüksek bir çalışma temposu belirlediğinizi görmekten hoşlanmazlar. Dinlenmeye çalışın, rahatlamak ve aile yemeği için vakit ayırın.

Oğlak

Nisan’da ne yazık ki bazı problemler ortaya çıkabilir. Bu, iş arkadaşları ya da işverenler arasındaki uyuşmazlıklar, çalışma yerinin değişmesi ya da acilen çözülmesi gereken önemli bir görev ile ilgili olabilir. Her türlü durumda da yoğun olacaksınız. Bu zamanlarda bile Oğlak burcu, strese yenik düşmemeli ve sadece kendisi için vakit ayırmalıdır.

Kova

Kova burcu Nisan’da kariyerinde yine başarılı olacak, bu onları geliştirip büyütecek. Kesinlikle kendinizi pasifliğe bırakmayın. Üstleriniz işinizde gösterdiğiniz belli bir standarda alıştı ve bunu hala sizden bekliyorlar. Diğer yandan, tanıdıklarınıza ve ilişkilerinize daha fazla zaman ayıracaksınız.

Balık

Son zamanlarda çok fazla stres yaşadınız. İşyerindeki şartlar tam dikkatinizi gerektiriyor. Bu burç yorumlarına göre Nisan ayında durumlar sakinleşecektir. Nihayet dinlenmek için zamanınız olacak ve boş zamanınızı istediğiniz şekilde geçireceksiniz. Bu dönem Balık burcu için çok uyumlu olacak.

Sağlığım elverdiği sürece benden sonraya kalıcı eserler bırakmak istiyorum

Pause Sanat ve Pause Dergi olarak sanat röportajlarımıza devam ediyoruz. Sanat denilince akla gelen ilk isimler arsasında yer alan Art Galerim sahibi ve sanat menajeri Özlem Alıcı’nın bu ayki konuğu sanatçı Özkan Elagöz oldu. Sanata dair tüm sorularımızı tüm içtenliği ile cevaplarken yeni sergisi hakkında bilgi verdi.  Keyifle okumalar…

Özkan Elagöz

Çağdaş eserlere yönelme eğiliminiz ne zaman başladı? Ve nasıl geçtiniz?

Sanat hayatıma 2000 yılında geleneksel sanatlarımızdan ebru ile başladım. Çini ve Seramik objelere ebru sanatını yapabilen dünyadaki ilk sanatçıyım. Yıllar içinde geleneksel sanatlardaki belli kurallar ve kalıplar beni kendimi daha özgür hissettiğim çağdaş sanatlara yöneltti. Bu alanda bana ait bir tekniği oluşturmam uzun yıllarımı aldı. 2018 yılından bu yana çağdaş sanat eserleri üretiyorum. Birtakım kurallara bağlı kalmaksızın özgürce yapılan eserlerden oldukça keyif aldığım için bu alanda eser vermeye devam ediyorum.

Şu anki kişisel serginiz “İZ”e gelene kadar ne tür işler yaptınız?

Eserlerimde güçlü hikayeleri olan işleri üretiyorum. Karyalılar serisinde Bodrumda yaşamış Karya halkının bitkiler ile tedavi alanında kullandıkları bitkisel tedavi yöntemlerini, yaptıkları ilaçların Koca Karya İlaçları iken günümüze nasıl KOCA KARI ilaçları olarak geldiklerini anlatmıştım. Çok keyifli bir sergiydi, unutamam… Pandemi döneminde evlere hapsolduğumuz günlerde bizlere yol arkadaşı olsun diye sahiplendiğimiz kedilerin Mısırlılar tarafından nasıl evcilleştirilip Dünyaya yayıldıklarını da Bastetler serisi ile anlatmaya çalışmıştım. Dönem dönem karma sergiler ve sanat fuarları ile de izleyiciler ile farklı hikayeleri olan eserlerimle buluşmaya devam ediyorum.

Özkan Elagöz

“İZ” bize neler anlatıyor?

İZ bize 80 li, 90 lı yıllardaki çocukların mahalle kültürünü anlatıyor. Betonlaşmanın ve çarpık kentleşmenin bu denli yaygın olmadığı o günlerde oyun alanların çokluğu ve mevsimsel oyunların oynana geldiği o yıllarda kışın kar yağdığında bir çocuğun ( o çocuk benim ) kar üzerine çişini yaparken içindeki sanat duygusunu ortaya çıkarmak için bıraktığı İZ leri anlatıyor.

Özkan Elagöz

Gelecekten beklentileriniz neler?

Sağlığım elverdiği sürece benden sonraya kalıcı eserler bırakmak, bu ve benzeri eserlerin entellektüel bakış açısının gelişerek değerlerine sahip çıkan koruyup kollayan bir Ülke olduğunu görmek en büyük arzum ve beklentim.

Bakım zamanı

Enbe Orkestrası’nın kurucusu ve müzik dünyasının sevilen ismi Behzat Gerçeker, yoğun sahne temposuna kısa bir ara vererek Esteworld Altunizade Cerrahi Kompleksi’nde cilt bakımı ve kişisel bakım uygulamalarıyla yenilendi. Klinikte kişisel bakım yaptıran Gerçeker, Şirket CEO’su Burak Tuncer’i de ziyaret etti.

Görünümüne her zaman özen gösteren usta müzisyen, sahnedeki enerjisini sağlıklı bir cildin de desteklediğini belirterek, “Müzik kadar kendimize de özen göstermek önemli” dedi.

Alerjik hastalıkların görülme sıklığı artıyor!

Öksürük, boğazda gıcık hissi, hırıltılı solunum, nefes darlığı, burun tıkanıklığı, gözlerde kızarıklık ve hapşırık gibi belirtilerle kendini gösteren alerjik hastalıklar ülkemizde son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. Ancak ne yazık ki çoğunlukla ortak belirtilere sahip olan üst solunum yolu enfeksiyonları, akut bronşit ve mevsimsel grip gibi sık görülen hastalıklarla karışabildiğinden tanı konulması uzun zaman alabiliyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İlim Irmak, çoğu hastanın bu belirtileri hafife alıp, geçmesini beklediği için doktora başvurmayı geciktirdiğini belirterek “Ülkemizde alerjik hastalıkların görülme sıklığı giderek artıyor. Astım hastalarının yaygınlığı yüzde 5-10 civarındayken, alerjik rinit yüzde 20’lere ulaşıyor. Geç tanı veya yanlış tanı nedeniyle hastalar yıllarca doğru tedaviyi alamıyor hatta tedavisiz kalabiliyor. Öyle ki çoğu kez hastalar şikayetlerinin alerjen maruziyetinden olduğunu dahi bilmiyor. Tedavisiz kalan alerjik hastalıklar ise solunum yollarında geri dönüşümsüz hasara, havayolu daralmasına ve ilerleyici solunum yetmezliğine yol açıyor” diyor. Oysa alerjik solunum yolları ve alerjik akciğer hastalıklarının erken tanı ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabileceğini vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İlim Irmak, yaşam kalitesini büyük ölçüde düşüren hatta yaşamı tehdit edebilen alerjik hastalıklara karşı alınabilecek 6 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. İlim Irmak

Doç. Dr. İlim Irmak

·        Alerjenlerden korunun!

Polen, ev tozu ve küf mantarı gibi yaygın alerjenlerden korunarak semptomları azaltmak mümkün. Doç. Dr. İlim Irmak “Bu konuda her zaman hastalarıma söylediğim bir sağlık mottom var: Genetik yatkınlık olmasa da hayat boyu kendimizi maruz bıraktığımız şeylere göre karşılaşacağımız hastalıkları aslında biz belirliyoruz. Bu etkenlerin başında da sigara dumanı, hava kirliliği, mesleki maruziyetler (fırıncılık, pastacılık, hayvan laboratuarlarında çalışma, veterinerlik, deterjan endüstrisi vb.), kedi, köpek vb. hayvan epiteli, viral enfeksiyonlar ve stres gibi faktörler rol oynuyor. Bu nedenle sizi rahatsız eden alerjenleri tespit ederek bu alerjenlerden korunmak gerekir” diyor.

  • Çevresel maruziyetlere karşı önlem alın

Hayvan sahiplenen kişilerin sevimli dostlarını yatak odalarına almamaları/ birlikte yatmamaları, temas ettikleri kıyafetlerle güne devam etmemeleri ve bu kıyafetlerle yatağa yatmamaları, sık duş almaları, sık kıyafet değiştirmeleri, parfüm, deterjan ve yemek kokularına maruz kalmamaları ve gerektiğinde okyanus suyu, serum fizyolojik gibi uygun materyallerle nazal yıkamalar yapmaları faydalıdır.

  • Sigara ve dumanından kaçının

Alerjik hastalıkların çevresel maruziyetler nedeniyle sonradan da gelişebildiğini, bunu bilerek gereken önlemleri almak gerektiğini belirten Doç. Dr. İlim Irmak, alerjik etkenlerin en önemlilerinden birinin sigara ve hava kirliliği olduğunu vurgulayarak “Sigara ve hava kirliliğine maruziyet solunum yollarında inflamasyona ve alerjenlere daha da duyarlı hale gelinmesine yol açar, hastalık şiddetini artırabilir. Unutmayın; nedene yönelik önlemler alınmadığı sürece ilaç tedavileri yetersiz kalacaktır. Buna verilebilecek en iyi örnek; kişinin sigara içmeye devam ederek astım ilaçları ile tedavi başarısı şansını azalttığı gerçeğidir” diyor.

  • Bulunduğunuz ortamı alerjenlerden arındırın

Halı, kilim gibi ev tozu akarlarına kaynak oluşturabilecek eşyaları azaltmak ve açıkta değil  kapalı dolapta tutmak, hava filtreleri ve hava temizleme cihazı kullanmak, düzenli temizlik yapmak ve bulunulan ortamı sık sık havalandırmak alerjen yükünü azaltarak belirtileri hafifletebilir.

  • Dengeli ve sağlıklı beslenin

Alerjik hastalıkların beslenme düzeni ile de yakından ilişkili olduğunu ancak bunun toplumda çoğunlukla bilinmediğini vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İlim Irmak “Yapılan çalışmalar; tüketilen bazı besinlerin vücutta inflamasyona neden olarak alerjik hastalıklara zemin hazırladığını ve atakları tetiklediğini göstermektedir. Bu nedenle bu besinlerin farkına vararak uzak durmak önemlidir. Akdeniz tipi beslenme ve antioksidanlar bağışıklık sistemini güçlendirerek alerjik inflamasyonu azaltmaya destek olduğundan dolayı sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen göstermek gerekir” diyor.

  • Düzenli egzersiz yapın

Akciğer kapasitesini artıran egzersizler ve doğru nefes alma teknikleri ile stresi yönetmenin yollarını öğrenerek uygulamak alerjik solunum yolu hastalıkları ve alerjik akciğer hastalıklarının semptomlarını hafifletmede önemli rol oynar. Haftada en az üç gün, birer saat düzenli yürüyüş yapmak da bağışıklık sistemini güçlendirerek alerjenlere karşı vücudun daha dirençli olmasına katkı sağlar. Ayrıca akciğer kapasitesini artırır ve daha verimli çalışmasına destek olur. Stres alerjik reaksiyonları tetiklediğinden dolayı düzenli yürüyüş sayesinde bu semptomların da kontrol altına alınması sağlanır.